Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

234- BEŞERİ HUKUKTA - Cilt 2 - 234 35

234- BEŞERİ HUKUKTA

EŞİTSİZLİK ÖRNEKLERİ:

 

Beşeri hukuktaki eşitsizlik örneklerinin en belirgin misalleri şunlardır:

1- Devlet başkanlarının ayırdedilmesi:

Günümüzde tatbik edilen beşeri sistemler, ister cumhuriyet rejimi olsun, ister krallık; devlet başkanları ile diğer fertler arasında bir takım ayırımlar yapmaktadırlar. Birçok kanuni müeyyideler cemiyetin ferterine uygulanırken devleti yönetenler kanun yapıcı olan meclisin de üstünde bir makam olduklarından onlara ayrı hükümler tabik edilmektedir. Mesela, Danimarka, cumhuriyetten önceki İspanya gibi batı devletlerinin anayasası devlet başkanının kanun üstü kabul etmekteydi. İngiliz anayasası ise, Kralı ve Kraliçeyi dokunulmaz kabul etmektedir. Mısır222 ve Belçika’da ise, Kral apayrı üstünlüklere sahiptir. Krallığın ilgasından önceki İtalya ve Romanyada da durum aynı idi.

(222) Mısır Anayasası, madde 109.

Cumhuriyetlerde de cumhurbaşkanı mesuliyet dışıdır. 19. asra kadar durum böyle idi. Ancak bundan sonra müsavat prensibin tahakkuk ettirmek için bir takım değişikliller yapıldı. Ve mesela, Fransız anayasası sadece vatana ihanet halinde cumhurbaşkanını ceza-i müeyyide altına aldı. Çekoslovakya anayasası ise, ikinci cihan harbinden sonra çeşitli hallerde cumhurbaşakının yargılamayı kabul etmiştir. 1914 yılında kabul edilen Polonya Anayasası ise, vatana ihanet, anayasası ihlal gibi hallerde cumhurbaşkanını yargılamayı kabul etmiştir. Bu durumlarda parlamento ekseriyetinin seçeceği bir heyet cumhurbaşkanını muhakeme edebilir.

Aynı zamanda demokratik ülkelerde parlementerlerin söz ve fiille işledikleri suçlara birçok kısmı nazarı itibara alınmamaktadır. Mesela Mısır223 anayasası bir parlamento üyesinin, senato ve meclisde, yazı veya sözlü suçlarda mesul addetmemektedir. Bundan maksat, parlamento üyelerinin çekinmeden mecliste veya senatoda vekillik görevlerini yapabilmeleridir. Ancak tarafsız bir görüşle baktığımızda böyle bir hürriyetin eşitlik prensibini zedelediğini görürüz. Devletin işlerini tedvir eden ve parlamento dışında  kalan daha sayısız vazifeliler vradır. Onlar madem ki devlet işlerini görüyorlar, öyleyse onlar da bu haklardan istifade etmelidirler. Aksi müsavatsızlık olur. Siyasilerden başa memleket meseleleriyle uğraşan daha bir yığın insan vardır. Onlara neden rahat vazife görmeleri için dokunulmazlık hakkı tanınmıyor?

(223) Mısır Ceza Hukuku,madde 180.

Yine, insanoğlu tarafından yapılan beşeri sistemler bir çok mevzuda zenginler fakir arasında ayırım yapmaktadırlar. Örnek olarak batıdan aktarılmış olan Mısır ceza  kanununu gösterebiliriz. Mısır’da, bir hakim, maznun olarak, karşısına getirilen kimsenin mahkemesini isterse mevkuf olarak devam ettirebilir. İsterse mali kefaletle serbest bırakabilir. Ancak, maznun kefalet ödeyemezse, hüküm kesinleşinceye kadar hapiste yatmak mecburiyetindedir. Bu ise açıktan açığa eşitlik prensibine aykırıdır. Çünkü zengin olan kişi her zaman için maddi kefaleti ödeyip hapisten kurtulabilir. Fakir kimseye gelince o zavallı maddi kefalet ödeyemediğinden çok kerre suçsuz olduğu halde hapishane köşesinde çürümek mecburiyetinde kalır. Yine Mısır224 ceza hukukuna göre ceza verilen kimse cezasını temyiz etme hakkına sahiptir. İtiraz hakimlerin huzurunda incelenir. Tabii ki, bu uzun bir zaman alır. O müddet zarfında maznun eğer maddi bir kefalet ödeyebilirse yine serbest bırakılabilir. Biraz önce söylediğimiz gibi, bu durumda da zenginler kefalet bedelini kolayca ödeyebilirler. Ya fakirler ne yapacak? Neticede, temyiz mahkemesi maznunu isnad edilen suçdan beraat etirirse durum ne olacaktır? Zavallı maznun suçlu oluşundan ötürü değil de, parası bulunamdığı için kefalet ödeyemeyecek ve bu yüzden hapislerde inim inim inleyecektir. Bu, bir zulüm, adaletsizlilk, eşitsizlikle alay etmektir.

(224) Mısır Ceza Hukuku, madde 104-110.

Yine beşeri kanunlar, cemiyetin ileri gelenleri ile güçsüz tabakasına ayrı şekilde tatbik edilmektedir. Mesela, batı kaynaklı Mısır ceza hukuku savcılara davayı seri bir şekilde mahkemeye aksettirebilme yetkisi tanıdığı gib geciktirerek mahkemeye intikal ettirebilme yetkisi tanımıştır. Ancak, maznun, doktor, parlamento üyesi, avukat gibi yüksek tabakadan bir meslek sahibi ise belirli makamlara başvurmadan mahkemeye sevkedemez. Bazen bu nevi maznunlara idari hafif bir ceza verilmekle de yetinilir. Böylece yüksek tabakadan birisi kolayca kendisini adliyenin elinden kurtarabilir. Fakir olan çoğunluk ise, çok kere bu gibi suçlardan dolayı mahkeme mahkeme sürünürler. İşte beşeri sistemdeki eşitlik ile, islamın getirdiği eşitlik kavramındaki farklar...

İslam, her yönüyle onları geride, hem de çok gerilerde bırakmıştır.

Mısır ceza kanunu herhangi bir  suçdan dolayı zarara uğrayan kişinin uğradığını tazmin ettirmek üzere dava açmasına cevaz vermekte ve mahkemeler tazminat hükmü verirken kişinin durmunu, malını ve uğradığı zararı ve kaybettiği faydayı gözönünde bulundurarak takdir etmektedir. Şöyle ki, bir şirketin müdürüyle, aynı şirkette çalışan bir işçi hadiseden benzer bir zarar görseler ve her ikisi de mahkemeden şirket aleyhine tazminat davası açsa, aynı olayda zarar görmüş olan şirket müdürüne mahkeme büyük bir tazminat hükmü verirken aynı oranda zarar görmüş olan işçiye yetersiz ve basit bir tazminat kararı verir.

Mısır kanun koyucusu işçilerin çalışmaları esnasında uğradıkları zararlar konusundaki tazminat hususunda takib ettiği metod da yukarda ki gibi olmaktadır. Şöye ki: İşçinin çalışamaz hale gelmesi aczine veya ölümüne sebep olan yaralanmalarda işçiye ödenecek tazminatın, işçinin aldığı aylığa göre düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. İşçinin çalışma süresi de nazarı itibara alınmaktadır. Eğer işçinin aylığı az ise aldığı tazminat da az olacaktır. Aylığı çok ise tazminatı da çok olacaktır225. Buna göre bu fakrikada çalışan iki işçi aynı olayda yaralanacak olsalar ve aynı şartlara haiz bulunsalar, her biri kollarını, ellerini veya parmaklarını yitirecek olsa, maaşı az olan işçinin alacağı tazminat arkadaşının tazminatından çok az olacaktır.

(225) İşçilerin ölümü ile ilgili 1936 da çıkarılan 64 sayılı kanunun 25. maddesinden 29. maddesine kadar.