Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

249- SUÇUN GETİRDİ⁄İ MERHALELER VE BU MERHALELERDE SUÇ OLARAK KABUL EDİLECEK FİİLLER: - Cilt 2 - 249. Sayfa

249- SUÇUN GETİRDİ⁄İ MERHALELER VE BU MERHALELERDE SUÇ OLARAK KABUL EDİLECEK FİİLLER:

 

Suçlu suçu işlemezden önce belirli merhalelerden geçer. Önce işleyeceği suçu düşünür sonra suçu işlemeye karar verir. Bundan sonra suç için gerekli vasıtaları hazırlar. Silah almak veya hırsızlık yapmak istediği evi delmek için aletler, suç işleyeceği yerin kapısını açmak üzere anahtar yaptırmak gibi. Suçlu suç için gerekli vasıtaları hazırladıktan sonra suçun üçüncü merhalesi olan tatbikat merhalesine geçer. Düşündüğü ve vasıtalarının hazırladığı şekilde suçu uygulamaya başlar.

Suçlunun suç işleyinceye kadar geçirdiği bu üç merhaleden hangisi suç olarak kabul edilir ve cezayı gerektirir? İşte aşağıda bu sorunun cevabını açıklamaya çalışacağız:

1- Düşünme ve planlama merhalesi:

Bir suçu düşünmek veya işlemek üzere planlamak taziri gerektiren bir suç olarak kabul edilemez, binaenaleyh bundan dolayı ceza verilemez. Çünkü islam hukukunda temel bir kaide vardır. İnsan içinde geçirdiği düşüncelerinden sorumlu tutulamaz. Çnükü bu noktada Allahın Rekulünün buyruğu gayet açıktır: “Doğrusu Allah benim ümmetimden içinden geçirdiği veya nefsinin kendisine fısıldadığı şeylerden -onları yapmadıkça veya konuşmadıkça- vazgeçmiştir.”

İnsan ancak söylediği sözden ve yaptığı fiilden dolayı sorumlu tutulur. İslam hukukunun daha ilk gününden itibaren kabul ettiği bu prensibi beşeri hukuk ancak son zamanlarda, 18. yüzyılda, Fransız devriminden sonra benimsemeye başlamış ve ancka içinde yaşadığımız yüzyılda tümüyle kabul edilmiştir. 18. yüzyıldan önce bir insan kafasında geçirdiği düşncelerinden dolayı ispat edildiği takdirde cezalandırıldı. Görülüyor ki, islam hukuku bu prensibi koymakla beşer tarafından konulmuş olan hukuk sistmelerini asırlarca geride bırakmıştır. Beşeri hukuk çok yeni bir şeymiş gibi bu kaideyi benimserken yaptığı şey islam hukukunun asırlarca evvel koymuş olduğu bir temel prensibi almamtan öteye geçmemiştir. Geriye islam hukukunun bu prensbin dışında istisnaların bulunmayacağı görüşü kalır. Beşeri hukukda ise bu prensibin istisnai hükümleri halen de mevcuttur. Örnek vermek gerekirse diyebiliriz ki; Mısır ceza kanunlarıyla Fransız ceza kanunları öncede planlı olarak yapılan kasıtlı öldürme suçlarının cezalarıyla önceden planlamadan yapılan kasıtlı öldürme suçlarının cezaları arasında ayrım yapmıştır. Önceden planlanarak yapılan kasıtlı öldürmelerde cezayı ağırlaştırırken ikincilerde cezayı hafifletmektedir. Bu ise istisnai bir prensip olarak yer almaktadır.

2- Hazırlama safhası:

İslam hukukunda hazırlanma faslı da suç olarak kabul edilmez. Herhangi bir suçu işlemek üzere bir takım vasıtaları v aletleri hazırlamak bizatihi islam hukukuna göre cezalandırma konusu yapılamaz. Ancak o alet ve vasıtaları hazırlanıp saklanması suç oluyarsa bu takdirde cezalandırma durum bahis konusu olur. Mesela bir müslüan herhangi bir insanı sarhoş ederek soymayı isterse ve bu gayeyle içki satın alır veya depo ederse bizatihi suç olacağı için asli maksadın uygulaması (hırsızlığa bakılmaksızın tazir cezasıyla cezalandırılır.

Hazırlanma safhasının suç olarak kabul edilmeyişinin sebebine gelince; suçlunun yaptığı fiilerin cezayı gerektirmesi için o fiilin suç olması gerekir. Bir fiilin de suç olabilmesi içni onun Allahın Hukukuna yani toplumun veya fertlerin hakkına tecavüz edici mahiyette olması icab eder. Suç alet ve vasıtalarını hazırlamak, genellikle ne toplumun, ne de fertlerin hukukuna tecavüz mahiyetindedir. Bu fiillerden bir kısmını tecavüz olarak değerlendirmek mümkün ise de bu şüpheli ve yorumu gerektiren bir tecavüz durumundan öteye geçemez. Halbuki islam hukuku insanları cezalandırırken katiyet kesbeden suçlardan dolayı cezalandırır. Şüpheyle ceza birleşmez.

3- Uygulama safhası:

İslam hukukuna göre; suçlunun fillerinden; suç olarak kabul edilebilecek biricik safha uygulama safhasıdır. Günah anlamını taşıyan yani toplumun veya ferdin hukukuna tecavüz mahiyetinde olan fiiller suç olarak kabul edilir. Suç olarak kabul edilen fiillin maddi suçun temelini oluşturan şekilde uygulamaya başlamış olması zarureti yoktur. Fiilin günah olarak kabul edilmesi kafidir. Günah olarak kabul edilen bu fiilin maddi rüknünün uygulanmasının kastedilmiş  olması o fiilin suç olması için yeterlidir. İsterse günah olarak kabul edilen fiile suçun maddi dayanağının arasında bir adımdan fazla bir merhale bulunsun. Mesela, hırsızlık fiilinde duvarı delmek veya duvara tırmanmak, kapıyı kırmak veya bir anahtarla açmak gibi fiillerin hepsi taziri gerektiren ve masiyet olarak kabul edilen suçtur. Bundan sonra hırsızlık suçuna başlangıç hususu gelir. Halbuki sözünü ettiğmiz fiillerle hırsızlık suçunu oluşturan maddi fiil arasında daha birçok adımlar, hırsızlık yapılacak mahalle girmek, çalınacak şeyleri toplamak ve onları yerinden çıkarmak gibi merhaleler vardır. Suçlu duvarı delmek, kapıyı açmak veya duvara tırmanmak gibi fiillere başlayacak olursa yaptığı hareketler tam olarak gerçekleşmemiş veya işlemek istediği fiili bütünüyle teşekkül etmemiş olsa bile hırsızlık suçuna başlama durumu bulunduğu için tazir cezasıyla cezalandırılır. Suçlu bir tarftan günahı irtikab olarak tazir cezasıyla cezalandırılır. Öte yandan zina etmek istediği kadının evine girecek olursa veya onunla yalnız bir odada başbaşa kalacak olursa, yahut onu öpecek ve sarılacak olursa veya zinaya hazırlık mahiyetinde olan diğer fiilleri yapacak olursa zinaya taşebbüs kabul edilir, zina suçunu oluşturan maddi fiil arasında bir çok safhalar veya adımlar bulunacak da olsa bu fillerinden dolayı cezalandırılır.

Ebu Abdullah ez-Zübeyr, suçlunun günah irtikab etmesi veya hırsızlık suçuna başlaması haline de tazir cezası verilmesi gerektiğini kabul eder. Mesela hırsız hırsızlık yapmak istediği evin çevresinde kapıyı açmak için bir aletle veya duvarı delmek için bir aletle bulunursa kapıyı açmaya, duvarı delmeye hazırlanmamış da olsa, hırsızlık masadıyla oraya geldiği tespit olununca cezalandırılmasını öngörür. Keza, hırsızın hırsızlık yapmak istediği mahallin çevresinde bekçinin uyumasını veya dalmasını gözetleyerek beklediği malı çalmak, istemesi halinde de tazir cezasıyla cezalandırılmasını öngörmektedir247.

(247) Ahkam’üs-sultaniye, S: 206,  207.

Suça başlangıç halinde cezanın verilebilmesi için işlenen fiilin ölçüsü, suçlanan kimsenin yasak bir fiili yapmasıdır. Mesela duvarı delmeye çalışmak gibi. Bir fiilin hukuki durumunu öğrenebilmesi için suçlunun o fiildeki niyet ve maksadı araştırılır. Çünkü niyetin tespiti nevini tayin için yardımcı olur ve şüpheleri ortadan kaldırır. Ebu Abdullah ez-Zübeyri yukarda zikrettiğimiz örneklerde suçlunun niyetine büyük önem vermiştir. Hırsızlık yapılacak mahallin etrafında gezinmek veya gözetlemek hırsızlık için olabileceği gibi başka bir fiil için de olabilir. İşte bu gibi hallerde fiildeki şüphe durumunu ortadan kaldıran ve suçu tayin eden husus suçlunun niyetidir. Suçlunun hırsızlık yapılacak mahallin çevresinde elinde kapı açacak veya duvar delecek bir aletin bulunması orada hırsızlık yapma maksadına mebni olabileceği gibi başka bir maksada da mebni olması muhtemeldir. Adam bununla hırsızlık yapmak ta istemiş olabilir, başka yasak olmayan fiili işlemek de. İşte, bu gibi durumlarda fiili ihtimal noktasından çıkarıp kesinlik noktasına getiren ve suçu tayin eden faktör suçlunun niyetidir.