253- TEVBE EDEREK SUÇU İŞLEMEKTEN - Cilt 2 - 253. Sayfa
253- TEVBE EDEREK SUÇU İŞLEMEKTEN
VAZGEÇMEK:
Suçlunun bir fiili işlemekten vazgeçmesinin sebebi eğer tevbe edip Allah rücu ise bu durumda suçlu yaptığından dolayı -eğer suç had suçuysa- cezalandırılmaz. Çünkü bu hususda yüce Allah Maide suresinde şöyle buyurmaktadır:
“Ancak siz kendileri üzerine muktedir olmazdan evvel tevbe edenler müstesnadır. Şüphesiz bilinki Allah Gafur, Rahimdir.” (Maide: 5/34)
İsyan eden kişinin yenilmezden evvel tevbe edip vaz geçmesi halinde, tevbenin o suç için kararlaştırılmış bulunan cezayı ortadan kaldıracağı250 konusunda islam hukukçuları-müttefik oldukları halde diğer konularda tevbenin ne gibi etkisi olacağı hususunda birbirinden ayrı üç görüş ileri sürmektedir.
(250) İttifakla kabul edilmektedir ki; sadece toplumun hukukunu alakadar eden hususları iskat eder. Fertlerin hukukunu alakadar eden suçlarda ise tevbe hakkı iskat etmez. Binaenaleyh savaşçı mal çalar, sonra tevbe ederse, çaldığımalın cezası olarak (hırsızlık cezası el kelsme cezası tevbe ile sakıt olur. Ama malı geri vermesi gerekir. Bir kişi isyan halinde hem adam öldürür, hem de hırsızlık yaparsa, sonra da -yenilmezden önce- tevbe derse, maktulün velisi bağışlarsa kısas sakit olur ve ayrıca tazir cezası verilmez. Ancak çaldığı malı geri iade etmesi gerekir.
I- Şafii mezhebinin bazı fakihleriyle, Hanbeli mezhebinden bazı fakihlere göre, tevbe cezayı ortadan kaldırır. Onların bu konudaki delilleri Kur’anı Kerimin savaş çıkaran kişinin tevbe ettiği takdirde cazasının sakit olacağı konusunda yukarda zikrettğimiz ayeti celilesidir. Savaş çıkarma bililndiği gibi islam hukukunda suçların en ağırlarındandır. Binaenaleyh savaş çıkarma suçu tevbe ile ortadan kalktığına göre, savaş çıkarmadan suç bakımından daha aşağıda bulunan suçların tevbe ile ortadan kalkması şüphesiz ki daha evladır. Kur’anı Kerimde zinanın cezası belirtilirken tevbe halinde cezadan imtina edilmesi buyrulmaktadır;
“Sizlerden fuhşu irtikab edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eğer tevbe edip islah ederlerse artık onlardan vazgeçin. Allah tevbeleri en çok kabul eden ve en çok merhamet edendir.” (?)
Keza Kuranı Kerimde hırsızlık ile illgili had belirtildikten sonra peşinden tevbeden sözedilmektedir:
“Erkek hırsızla, kadın hırsızın işledikleri suça karşılık, Allahdan ibret verici ceza olmak üzere ellerini kesin. Allah mutlak galiptir, yegane hüküm ve hikmet sahibidir. Ama kim de yaptığı o haksız hareketinden sonra tevbe eder, kendini düzeltirse şüphesiz ki Allah onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah Gafurdur, Rahimdir.” (Maide: 5/39)
Allahın yüce Resulü ise şöyle buyurmaktadır: “Bıraksaydınız da Maiz’i tevbe etseydi, belki Allah tevbesini kabul buyururdu.”
Bu hukukçular tevbenin cezayı ortadan kaldırması için işlenen suçun Allahın hakkını alakadar eden suç olmasını (yani, toplumla ilgili içki ve zina gibi suçlar sınırında bulunmasını) şart koşarlar. Öldürmek ve yaralamak gibi fertlerin hukukunu alakadar etmemesi gerektiğini öne sürerler. Bu hukukçulardan bazıları ise diğer bazı şartlar öne sürmektedirler. Şöyle ki tevbe etmekle birlikte davranışlarını da düzeltmesi gerekir. Bu ise (tevbenin doğru olup olmadığını davranışların düzelmesiyle ortaya koyması için) bir müddetin geçmesini gerektirir. Diğer bir kısım hukukçular tevbeyi yeterli bulmakta ve davranışların düzeltilmesi şartını ileri sürmemektedirler251. Bu görüş kabul edildiği takdirde bir suçu işlemekten tevbe ederek vazgeçen kimsenin işlediği suç şayet toplumun hukukunu ilgilendiren bir suç ise ceza sakıt olur. Fertlerin hukukunu alakadar eden suçlardan ise vazgeçmek hiçbir halde cezanın sukutunu gerektirmez. İsterse vazgeçiş sebebi tevbe olsun. Gene de hukuki durum ortadan kalkmaz ve ceza vermek gerekir.
II- İmam Malik, İmam Azam ile birlikte Maliki ve Şafii mezhebinden bazı hukukuçuların görüşü ise hakkında kesin nass bulunan savaşa çıkarma suçunun dışında tevbenin cezayı ortadan kaldırmayacağı meyanındadır. Onlara göre aslında tevbe cezayı ortada kaldıramaz. Zira yüce Allah zina eden kadına ve erkeğe sopa vurulmasını emretmektedir:
(251) Nihayet’ül-muhtac, C: 8, S: 6. El-Muğni, C: 10, S: 316, 317.
“Zina eden kadın ve zine eden erkeğin her birine yüzer değnek vurun.” (Nur: 24/2)
Bu ayeti celilede tevbe eden ve etmeyen herkese sopa vurulması emredilmektedir. Hırsızlar hakkında da yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
”Erkek hırsızla, kadın hırsızın ellerini kesin.” (Maide: 5/38)
Binaenaleyh bu hükme göre el kesme emri tevbe eden ve etmeyen bütün hırsızlar içindir. Allahın Resulü Maiz’in ve Gamidli kadının recmini emritmiş ve hırsızlık yapanın elini kesmiştir. Hepsi de tevbe etmişler kusurlarını itiraf etmişler ve günahlarından temzilenmek istemişlerdi. Onun için de kendilerine haddi şer’inin tatbik olunmasanı dilemişlerdi. Hatta Allahın Resulü onllrın bu davranışlarını tevbe olarak nitelendirmiş ve recmedilen Gamidli kadın hakkında şöyle buyurmuştu: Öyle bir tevbe etti ki, Medine halkından yetmiş kişiye taksim olunsa hepsine de yeterdi.” Bu hukukçular cezanın kefaret anlamına geldiği için tevbe ile sakıt olmayacağını kabul etmektedirler. Savaş çıkaran kişinin yenilmezden önce tevbe edince cezasının ortada kalkacağı belirtilerek yeryüzünde bozgunculuk yapmaları ve tevbeden imtina etmeleri önlenmeye çalışılmaktadır. Adi suçluya gelince onu tepelemek her zaman mümkündür. Tevbeyle cezasının iskatını gerektiren bir sebeb yoktur. Hatta çekeceği ceza onu suçdan alakoyabilir. Kaldı ki tevbenin cezayı ortadan kaldıracağını söyemek cezaların uygulanmamasına vesile olur. Zira her suçlunun tevbe ettiğini söylememesi için bir neden yoktur252.
(252) Şerhi Zurkanı, C: 8, S: 110. Bedai’üs-sanai, C: 7, S: 96. Esna’ul-metalib, C: 4, S: 156. El-Muğni, C:10, S: 316.
Netice olarak suçlunun Allaha tevbe ederek suçu tamamlamaktan vazgeçmesi; işlediği fiil suç olduğu takdirde, cezalandırılmasını önlemez.
III- İbn Teymiye ve onun öğrencisi olan İbn Kayyım El Cevzi -ki ikisi de Hanbeli mezhebindendirler- ise tevbenin günahı temizlediğini, binaenalayh Allahın hakkını ilgilendiren suçlarda cezanın tevbe ile ortadan kalkacağını kabul etmektedirler. Hukukullahı alakadar eden herhangi bir suçu işleyep de tevbde edenin cezası sakıt olur. Ancak suçlu ceza çekerken kendisini temizlemek isterse tevbe etmesine rağmen hakkına düşen ceza uygulanır253.
(253) İlame’el-muvakkin, C: 2, S: 197, 198.
Bu görüş benimsendiği takdirde tevbe ederek başlamış olduğu suçu tamamlamaktan vazgeçen kişinin -eğer işlediği suç hukukullahı alakadar eden bir suç ise, yani toplumu ilgilendiren bir suç ise- ceza sakıt olur. Suçlu kendisinin cezalandırılmasını istediği takdirde ceza uygulanır. Ama suç fertlerin hukukunu ilgilendiren bir suç ise ceza sakıt olmaz.
Beşeri hukukta genel kaide şudur: suçlunun pişman olması, cezayı ortadan kaldırmaz. Bu görüş İmam Malik ve taraftarlarının görüşüne uymaktadır. Şu kadar var ki beşeri hukukun bazı tatbikatından suçlu kendi isteği ile suçu tamamlamaktan vazgeçtiği takdırde suçdan dolayı ceza verilmemektedir. Mısır ceza kanunuyla Fransız ceza kanunun bu görüşü benimsemiştir ve bu görüş islam hukukçularından tevbenin cezayı ortada kaldıracağını söyleyenlerin görüşüne uymaktadır. Bazı hukuk sistemleri ise suçlunun suça başlangıç ve teşebbüsünden kendi isteği ile dönmesi halinde bile kurtulamayacağını amirdir. İngiliz yasalarıyla, Hind yasaları da bu görüştedir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi