287- SUÇ MAKSADI VEYA CEZAİ KASIT: - Cilt 2 - 287. Sayfa
d- MAKSADI VEYA CEZAİ KASIT
287- SUÇ MAKSADI VEYA CEZAİ KASIT:
Yukarda islam hukukunda cezai sorumluluğun esasının suç işlemek olduğunu; yani kanun koyucunun emirlerine karşı gelmek olup sorumluluğun suç derecesine göre olacağını, suçlu suç işlemekte kasıtlı ise cezasının ağırlaştırılacağını, kasıtsız ise hafifleştirileceğini belirtmiştik. Ve suçlunun çarptırılacağı cezayı tayinde ona faktörün isyan kastı (suç kastı) olduğunu ifade etmiştik. İşte islam hukukunun kasıt abiriyle ifade etiği bu durumu bugünkü hukuk dilinde cezai kasıt deyimiyle ifade etmekteyiz.
Suç kastı veya cezai kasıt; şariin (kanun koyucunun) bir fiil yasakladığını veya emrettiğini bile bilie (kasden) emri yapmamak, yasağı yapmaktır. Ama hemen belirtelim ki suç ile suç kastı arasındaki farkı gözden uzak tutmamalıyız. Suç; büyük , küçük, kasıtlı, kasıtsız her yasak fiilde mutlaka bulunması gereken zaruri bir unsurdur. Eğer bir filde suç unsuru bulunmazsa o fiil suç olmaz. Ama suç kastı (veya isyan kastı) ancak kasıtlı suçlardan bulunabilecek bir unsurdur. İsyan yasak olan bir fiili işlemektir. Yani yasaklanan bir fiili veya emredilen bir davaranışı yapmamaktadır. Suçda fail suç kastı gütmez. Mesela bir kişi elindeki taşı atmak için pencereden dışarı fırlatır, o taş sokaktan geçen birisine isabet eder. Bu durumda kişi yasak bir fiili (suç) işlemiş, başkasını yaralamıştır. Ama hiç bir şekilde başkasını yaralamayı kastetmemiştir. Dolayısıyla suç kastı yoktur. Suç kastı; failin bir fiili yapmanın veya bir emri yapmamanın yasak olduğunu bilerek işlemesidir. Veya bir başka tabirle isyan maksadıyla bir suçu işlemesidir. Mesela sokaktan geçen bir kişiye değmesi için evinin penceresinden taş atan kişinin attağı taşın sokaktan geçen bir kişiye isabet etmesi halinde suçlu kasıtlı olarak işlemek istediği bir suçu işlemiştir. Gerçi gerek bu örneğimizde gerekse bir önceki örnekte kanun koyucunun yasakladığı bir suçun işlenmesi bakımınnan benzerlik vradır. Ama iki örneğin birbirinden ayrıldığı nokta; ikinci örnekte suçlunun suç işleme kastı bulunması birincide ise suç işleme kastının bulunmamasıdır.
Suç işlemekle suç işlemeye kastetmek arasındaki tefrik, irade, (volonte) ile kasıt (intention) arasındaki fark gibidir. İrade yasaklanan bir fiili kastetmek veya terketmektir. Kasıt ise maddi bir fiile terettüb eden neticeyi kastetmektir. İşte bugünkü beşeri hukukda sözünü ettiğimiz fark budur. Şüphesiz ki maddi bir fiili işlemeye suç, maddi bir fiilin neticesini kastetmeye suç demek bu iki manayı ifade etmek bakımından irade ve kasıt terimlerinde çok daha derindir. Çünkü lügat bakımında aralarında bir fark yoktur. Her ikisi de bir fiili ve neticesinin kastetmek konularında kulanılan eş anlamda kelimelerdir. Sözlük bakımından her iki kelimenin de kullanılabilmesi teknik manalarının karıştırılmasına vesile olmaktadır ki zamanla ikisini birbiriyle tefrik etmek imkanı kalmamaktadır.
Suç kastı ve cezai kasıt bazen suç işlenmezden önce suçlunun kafasında mevcut olur. Mesela bir insanı öldürmeyi kafasına koyup kasteden,sonra belirli bir süre içinde bu maksadını öldürürek gerçekleştiren kimsenin durumunda olduğu gibi. Bazı hallerde cezai kasıt suç ile aynı anda oluşur. Önceden planlanmaksızın aniden meydana gelen suçlarda veya döğüşmelerde durum böyledir.
İslam hukukunda kastın önceden olmasıyla suç anında oluşması arasında fark yoktur ve her ikisinide de verilecek ceza aynıdır. Çünkü cezanın takdirinde esas işlenen fiile eşlik eden kasıttır. Kasıt ise her iki halde mevcuttur. Binaenaleyh önceden kasıt ile bir fiili işlemeye ağır ceza vermek doğru olmaz. Çünkü bu takdirde suçu oluşturan fiilden ayrı olarak da ceza vermek durumu ortaya çıkar. Halbuki islam hukukunda temel kaide akıldan geçen veya niyet edilen fiiller işlenmedikçe cezalmandırılamaz. Bu hususda Allahın Resulünün daha önce de zikrettiğimiz şu hadisi şerifi açıktır: “Doğrusu Allah benim ümmetimin içinden geçen veya nefsini kendisine fısıldadığı şeylerden -onları konuşmadıkça veya yapmadıkça- vazgeçmiştir.” Bu esasa göre islam hukukunda önceden planlanarak yapılan yaralamalarla, öldürmelerde, önceden planlamaksızın yapılan yaralamalar ve öldürmeler arasında fark gözetilmez. her iki halde de aynı cezalar uygulanır. Kasıtlı öldürmenin cezası ister önceden planlansın, ister planlanmasın kısasdır. Kasıtlı yaralama ve vurmanın cezası önceden planlanarak işlenen suçla önceden planlanmaksızın işlenen suça verilecek cezanın aynıdır.
Beşeri hukuk genel bir kaide olarak fiilden veya sözden ayrı başlıbaşına niyeti cezalandırmamaktadır. Ama bazı suçlarda önceden planlanan kasıtlı öldürme cezasıyla, önceden planlamadan kasıtlı öldürme arasında ayırım yapmaktadır. Nitekim Mısır ceza kanunu öldürme, dövme ve yaralam hallerinde kasıtlı olarak bu ayırımı kabul etmektedir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi