Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

291- MUAYYEN KASIT, GAYRIMUAYYEN KASIT: - Cilt 2 - 291. Sayfa

291- MUAYYEN KASIT, GAYRIMUAYYEN KASIT:

 

Suçlu belli bir fiili belli bir şarta veya şahıslara karşı işlemeyi kastettiği zaman suç muyayen olur310.

(310) Nihayet’ül-Muhtac, C: 7, S: 235. El Büceyremi, Şerhi Menhec, C: 4, S: 130.

Fiil tabiatı itibarıyla muayyen neticeleri doğursun veya doğurmasın muayyen olarak kabul edilir. Mesela bir veya birden fazla kişiye bıçakla kesmek neticeleri doğurmaya örnektir. Neticeleri doğurmaya örnek, bir toplumun üzerine bomba atmaktır. Bomba atarken şüphesiz ki bu fiilin birçok kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebeb olacağını bilmektedir. Ama onları bıçak kullananın tayin ettiği gibi önceden tayin etmesi mümkün değildir. Fiilin neticeleri mahdud olmasa da suçlu o neticeleri bilerek ve hepsini veya bir kısmını tahakkuk ettirmeyi kastederek suç işlerse muayyen bir fiil işlemiş kabul edilir. O neticelerde hangisinin gerçekleşip hangisinin gerçekleşmiyeceğini nazara itabara almaması önemli değildir. Tecavüze uğrayan kişinin tayini mümkün olduğu takdirde, ismen, şahsen vya nitelikleri bakımından tayin edilmese de o muayyen olarak kabul edilir. Mesela muayyen bir topluluktan herhangi bir şahsı vurmak kastıyla fertlerini tanıdığı bir topluluğua ateşe açan kişi onlardan herhangi bir ferde isabet ettirirse muayyen bir şahsa isabet ettirmiş sayılır. Yine fertlerini tanımadığı muayen bir topluluktan herhangi bir şahsa isabet ettirmek için atşe açan kişi muayyen bir kişiye isabet ettirmiş olur. Çünkü topluluk muayendir.  Ve asıl maksat topluluğa ateş açmaktır311.

(311) Tühfet’ül-muhtaç, C: 4, S: 2, 3.

Suçlu, belirsiz bir şahsa muayyen bir fiili şlemek kasdı güderse o takdirde de kasıt muayyen olur. Ama suç işlenmezden önce tecavüze uğrayan kişinin tayini mümkün değilse kişi gayri muayyen sayılır. Bir kişi kuduz köpeğini, karşılaştığı bir kimseyi ısırması için salıverse veya yoldan geçen herhangi bir vatandaşın içine düşşesi için yola çukur kazsa tecavüze uğrayan kişi gayri muayyen olur. Kastın gayri muayyen olması için suçlunun fiiliyle belli birisini yoketmek isterse, yoketmek istediği kişi için kasıt bellidir.

Muayyen şahısla beraber gayrimuayyen şahıs da helak olursa kasıt birinciye göre muayyen, ikinciye göre gayrımuayendir312.

(312) Adı geçen eser, C: 4, S: 2, 3.

İslam hukukçuları umumi manada kastın muayen veya gayrimuayyen olması arasında fark gözetmemektedirler. Suçlunun, sorumluluğun ve filin keyfiyeti bakımından muayyen kasıtla gayrımuayyen kastın hükmü  aynıdır. Sadece fiilin katil kastın da gayrımuayyen olması halinde suçlunun sormululuğu ve fiilinin alacağı keyfiyet konusunda farklı görüşler serdetmektedirler. Şafii mezhebine mensup bazı fakihler suçlunun gayrımuayyen bir şahsı katletmeyi kastetmesi halinde suçlunun katil olarak sorumlu tutulmıyacağını kabul etmektedirler. Sadece gayrı muayyen olarak işediği suçdan şibhi amd (kasta benzer) öldürme suçuyla suçlanır ve sorumlu tutulur ve demektedirler313. Malilkiler ise mubaşereten katil ile tesebbüben katil halinde muayen kasıtlıgayrimuayyen kasıt arasında ayırım yapmamaktadırlar ve iki halde de katili kasıtlı katil suçunda sorumlu tutmaktadırlar. Tesebbüben katil halinde ise katili kasten katil suçundan sorumlu kabu etmemektedirler. Ancak katilin fiiliyle muayyen bir şahsı kasetmesi ve muayen şahsın o fiilin sonucunda helak olması hali bunun dışındadır. Eğer gayrımuayyen ise kasıtlı katil olarak değil katil suçundan sorumlu tutulur314.

(313) Adı geçen eser, C: 4, S: 3.

(314) Mevahib’ül-celil, C: 6, S: 240. Şerhi Derdi, C: 4, S: 216.

Şafiler ise kasıtlı öldürmede tecavüze uğrayanın canının çıkarılması kastına bakmaktadırlar. Bu şart ise ancak ölümle sonuçlanacak fiili muayyen bir şahsa uygulamak kasıtı güdüldüğü zaman gerçekleşebilir. Eğer kasdı gayri muayyen ise fiili yapmayı kastetmiş demektir. Yoksa kim olduğunu ve nerede bulunduğunu bilmediği birisinin canını çıkarmak kastı değildir. Suçlunun tecavüz edeceği kimse taayyün etmeden önce bir insanın canını çıkarmayı cidi ve doğru olarak kastetmesi imkansızdır. Suçlu kasıtlı öldürmelerde maktulün canını çıkarmayı kastetmiş olduğu için muaheze edilir. Fakat gayrı muayyen kasıt halinde suçlunun bizzat maktulün canını çıkarmayı kastettiği söylenemez. Maktulün canını çıkarmayı kastettiği söylenemeyince geriye ölümle sonuçlanan fiili kastetmiş olması kalır ki, islam hukuku bu fiile kasta benzer öldürme adını verir315.

(315) Kasdın sıhhatında veya ciddiyetinde şüphe olduğunu söylersek fiili kasıtlı öldürme kabul etsek bile aynı neticeye varmak mümkündür. Çünkü şüpheler hadleri bertarf eder. Kısas cezasının durdurulması ile de söz konusu fiile kaste benzer ölüm suçunun cezası verilmesi gerekir. Her ne kadar fiil kasıtlı öldürme olarak nitelense de.

Aynı görüşü Malikiler için de serdetmek mümkündür. Malikiler, mübaşereten katille tesebbüben katil arasında şu sebeble ayırım yapmaktadırlar. Mübaşereten katil halinde maktül; genellikle muayyen olup, katil, hiçbir vasıtaya başvurmadan bizzat müktülü öldürmek ister. Maktul karşı durum olmadan önce katil işe girişir. Tesebbüben katilde ise bunun aksi olur, suçlu katli dolayı olarak ve genellikle maktulü tespit etmeden öldürücü fiili işler.

Hanefi ve Hanbeli fakihleri ile bazı Şafii fakihleri muayyen kasıtlı gayrımuayyen  arasında katil ve bunun dışındaki hadiselerde ayırım yapmamaktadır. Suçlu bilfiil muayyen bir şahsı kastetse de, gayrı muayyen bir şahsı kastetse de fiili kastetdiği neticeye ulaştığı takdirde kasıtlı katil olarak kabul etmektedirler316.

(316) Bedai’üs- sanai, C: 7, S: 233. El-Mühezzeb, C: 2, S: 284. Esna’el-metalib, C: 4, S: 331. İkna, C: 4, S: 163. El-Muğni, C: 9, S: 320 ve devamı.     

İslam hukukundaki kastın muayyen ve gayrımuayyen olmak üzere takdimi modern hukukdaki mahdud ve gayrumahdud kasıt takdimine tekabul etmektedir. Muayyen ve gayrımuayyen kasıt arasında ayırım yapmayacağını söyleyen müslüman hukukçuların görüşü tamamiyle Fransız ve Mısır bilginlerinin görüşüne uymaktadır. Mezkur hukukçular da mahdud ve gayri mahdud kasıt arasında bir ayırım yapmamaktadır. Zira suçlu her iki halde de meydana gelen neticenin vukuunu kabul etmektedir. Mısır ve Fransız yasaları mahdudla gayrımahdud arasında ayırım yapmamaktadırlar. Bu ise muayyen ve gayrı muayyen arasında tefrik yapmayan islam hukukçularının görüşüne tamamiyle uymaktadır. Mısır ceza kanununun 231. maddesi Fransız ceza kanununun 297. maddesine tekabul eder. Bir suç veya zinayı işlemek üzere önceden planlanan kişinin maksadı; bulduğu veya tesadüf ettiği takdirde muayyen veya gayrımuayyen şahıslara eziyet etmektir. İster bu kasıt bir suçun sonucu olsun ister bir şarta bağlı olsun farksızdır. Muayyen ve gayri muayyen kasıtlar arasında tefrik yapan görüşü benimseyen fakihlerin bu görüşü suçluyu; işlediği fiil açıkça kastetmediği veya düşünmediği neticelere vardığı takdirde kasıtlı değil hatalı olarak kabul eden Alman hukuk görüşüne uymakta veya yaklaşmaktadır.