Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

298- BİLMENİN CEZAİ SORUMLULU⁄A - Cilt 2 - 298. Sayfa

e- BİLMEME, YANILMA VE UNUTMANIN

SORUMLULU⁄A TESİRİ

 

298- BİLMENİN CEZAİ SORUMLULU⁄A

TESİRİ:

 

İslam hukukunun temel kaidelerinden birisi suçlunun ancak yasaklanan fiilin yasak olduğunu bilmesi halinde sorumlu tutulabileceğini amirdir. Suçlu, suçun yasak olduğunu bilmezse sorumluluğu yoktur.

Suçlunun işlediği fiilin yasak olduğunu bilme imkanına sahib oluşu kafidir. Binaenaleyh insan aklı başında olup hükümlere başvurarak veya bilenlere sorarak nelerin yasak nelerin yasak olmadığnı öğrencee durumda olursa, yasaklanan fiilleri bilmiş gibi kabul edilir. Binaenaleyh bu takdirde bilmemek mazeret sayılmaz veya delil olmaz. Bunun için islam hukukçuları derler ki: “Dar’ül islamda islamı bilmememk mazeret değildir.”

Mükellefin bilgili sayılması için; ahkamı fiilen bilmesi değil, bilme imkanına sahip olması yeterlidir. Binaenaleyh her ne kadar halkın çoğunluğu hükümleri okumasa, öğrenmese de yaygınlaştığı sürece umumi efkar tarafından biliniyor olarak kabul edilmektedir. Çünkü herkesin onu bilme imkanı böylelikle sağlanmış olmaktadır. İslam hukuku herkesin o yasakları fiilen bilmesini şart koşmaz. Çünkü bu zorlamaya sebeb olur. Ve bilmeden bilgiçlik taslamanın kapılarını açar, hükümlerin tatbikini güçleştirir.

İslam hukukundaki genel kaide budur. Bu kaidenin istisnası yoktur. Fakihlerin çölde yaşayıp müslümanlarla içiçe girmemiş bulunan veya yeni müslüman olup müslümanlar arasında ikamet etmemiş bulunan kimselerin ilahi hükümleri bilmemelerini hüccet kabul etmeleri realitede bu umumi kaidenin bir istisnası değildir. Sadece yasakları bilmeden onu öğreninceye kadar kimseni  muaheze edilmeyeceğine amir olan bir diğer temel prensibin tatbikinden ibarettir. Bu gibi kimseler için yasakları bilme imkanı doğmadığından şeri hükümleri bilir olarak kabul edilmezler. Ama bilmediğini iddia eden kişi müslümanlar arasında veya bilim adamları arasında yetişmişse onun bilmesi iddiası kabul olunmaz.

Hükümlerin hakiki anlamnı bilmemek de bizzat hükümleri bilmemek gibidir. Aynı kategoriye girer. Suçlu eğer hükmün yasağa delalet etmediğini veya yasak olduğu söyleyen fiilin başka bir hükmün mübah gördüğünü iddia ederse hükümlerin gerçek anlamını bilmemesi onu cezai sorumluluktan kurtarmaz. Bugün, hukuki terimiyle, bu davranış “yanlış yorumlama” adını taşır, islam hukukunda birisi şudur: Şam’da bir grup müslüman toplanarak yüce Allah’ın:

“İman etmiş olup salih ameller işlemiş bulunanlara bundan böyle korundukları ve inanıp salih ameller işledikleri, sonra sakınıp kaçındıkları ve yine korunup iyilik ettikleri takdirde daha önce yendiklerinden ötürü bir günah yoktur.” (Maide: 5/93)

Ayeti celilesini delil gsötererek içki içmişler ve içkinin helal olduğuna iddia etmişlerdi. Ama yorumları hatalı olduğu için onlara içki haddi tatbik olunmuştu.

Beşeri hukuk cezai sorumlulukta kanunu bilmemenin cezaya etkisi hususunda islam hukukuyla tamamen müttefiktir. Çünkü beşeri hukuk da kanunları bilmemenin hiçbir kimse için mazeret sayılmayacağını belirtir. Kanunları bilmememk tabiri normal bilgisizliğin yanısıra onları anlamamak veya yanlış yorumlamak durumları için de variddi. Ama insan yanlış kanunun çıktığını bilmeyen müsait olmayan bir ortamda bulunursa bilmediğini öne sürebilir. Buna örnek olarak; bir kalede muhasara altından bulunan insanlar, muhasarayı yarıp çıktıklarında muhasara altında buludukları sırada sorumlu değildirler...