Mestler Üzerine Meshetmek - Delileriyleislamfikhi - 4. Sayfa
1 — Sahih Kaynakların Tesbit Ettiği Hadîs :
2 — Meshin Cevaziyle İlgili Şartlar :
5 — Ayağa Meshedüecek Kısımdan En Az Üç Parmak Miktarı Bulunması
A) Mestlerin Altım Meshetmek Caiz Midir?
B) Meshin Üç Parmakla Yerine Getirilmesi :
7 — Mestleri Meshin Müddetinin Gözetilmesi.
9 — Mestlerde Üç Küçük El Parmağı Kadar Bir Delik Ve Yırtığın Bulunmaması :
A) Abdestli İken Mestleri Ayaktan Çıkarmak :
B) Fazla Soğuk Nedeniyle Ayaklarına Bir Zarar Dokunur Endişesi İçinde Bulunan Kimse Ne Yapar?
C) İki Kat Ya Da Tüylü Bulunan Mestleri Meshetmek :
D) Mestler Üzerine Giyilen Çizme Ve Benzeri Şeyler :
BESİNCİ BOLÜM
MESTLER ÜZERİNE MESHETMEK
Topraklan da kapsayacak biçimde ayağa giyilen «mestler» üzerine abdest alırken meshetmek, dinimizin göstermiş olduğu kolaylıklardan biridir. Özellikle Yolculuk halinde veya çok soğuk iklimlerde bulunan nasıl bir rahatlık ve kolaylık sağladığım anlatmaya gerek yoktur.
Mestleri meshetme hakkında âyet yoktur. Bunun meşruiyeti ve ruhsat anlamındaki hükmü Sünnet ile sabit olmuştur. Gerçi bu konudaki hadisler üzerinde durulmuş, bir kısmının zayıf olduğu söy-îenmişse de, hadîslerin hepsi bir araya getirildiğinde her türlü şüpheyi giderecek ölçü ve kuvvetle bir mana ve hüküm ifâde ettiği kendiliğinden anlaşılır. Bu nedenle müetehit imamlar sözü edilen hadîsleri ictihadlarına dayanak yaparak İslâm'ın bu ruhsatını belli başlık altında açıklamışlardır.[1]
1 — Sahih Kaynakların Tesbit Ettiği Hadîs :
Hz. Câbir (R.A.) anlatıyor :
— Ashabdan birinin başına dokunan taş genişçe bir yara meydana getirmişti. Sonra da o zat ihtilâm olmuştu. Arkadaşlarına : Teyemmüm için bana' bir ruhsat var mıdır? diye sorduğunda, su kullanmaya güç getirdiğin halde sana bu konuda bir ruhsat bulamayız, diye cevap vermişler, o da su ile yıkanınca ölmüştü. Resûlüllah (A.S.) Efendimize geldiğimizde, o, bu durumu öğrenince :
«Onu öldürdüler varya ,Allah da onları öldürsün. Bilmediğiniz-Ide sormaz mısınız? Yorulup âciz kalanın (hastalanıp perişan olma^ inin) şifâsı sormaktır. Onun için yarasını (bastırıp bir şey ile) sıkıca sarması ve teyemmüm etmesi veya başındaki sarığını iyice yaranın üzerine sarması, sonra sarılan şey üzerine müshedip bedeninden geriye kalan kısmı yıkaması kâfi gelirdi...[2]
İbn Büreyde (R.A.)'nin babasından yaptığı rivayette, deniliyor ki : Habeş Kralı Necaşi, Resûlüllah (A.S.) Efendimize bir çift siyah mest hediye olarak göndermişti. Efendimiz bunları giydi, sonra tekrar abdest aldığında çıkarmayıp üzerlerine meshetti.[3]
Muğire bin Şu'be (R.A.) diyor ki :
Bir gün Resûlüllah (A.S.) Efendimizi, mestlerinin üzerine mes-hederken gördüm. Bunun üzerine sordum :
— Ya Resûlellah! (Ayaklarınızı yıkamayı) unuttunuz mu?
— Bilakis sen unuttun, Aziz ve Celil olan Rabbim bana böyle yapmamla emretti, diye cevap verdi.[4]
Hazreti Aişe (R.A.) Validemiz diyor ki :
«Kendisine Mâide suresi indikten bu yana Âllaha kavuşuncaya kadar (mestleri üzerine) meshederdi.»[5]
2 — Meshin Cevaziyle İlgili Şartlar :
1. Giyilen mestlerin en az üç mil mesafeyi yürüyerek aşacak sağlamlık ve dayanıkta olması,
2. Ayak topuklarını da örtecek boyda bulunması,
O halde belirtilen mesafeyi aşacak kadar dayanıklı olmayan ve yürümeye uygun bulunmayan; fotin gibi ayak topuklarım örtmeyen mestler üzerine meshetmek caiz değildir.[6]
Alt ve üstü deriyle kaplanmış kaim çorabı mest yerine kullanmak caiz olduğu gibi sadece alt kısmı deriyle kaplanmış olup giyilmedik vaziyette yere konulduğu zaman kıvrılmadan duracak kadar kaim ve sık dokunmuş çorap üzerine de meshetmek caizdir. Bunun gibi ay?.ğa giyildiğinde bağlanmaksızm dimdik durabilen ve deriyi göstermiyecek kadar kaim, ayni zamanda sağlam olan çoraplar üzerine meshetmeğe cevaz verilmiştir.[7]
Suyu deriye geçirecek, yani suyun geçmesine engel olmayacak kadar gözenekleri açık bulunan mestler "üzerine meshedümez. örneğin keten, pamuk ve benzeri maddelerden yapılan mestler bu cümledendi;,. Kaim yün iplikten çok sık dokunup suyun geçmesine engel olacak ve giyilmedik vaziyette yere konulduğunda dimdik duracak kadar keçeleşmiş bulunan bir çorap mest olabilir. [8]
3 — Mestler Üzerine Pamuk, Keten Yün Ve Benzeri Bir Maddeden Yapılan Çorap Giyildiğinde Bunları Çıkarmadan Mestler Üzerine Meshetmek Caiz Olur Mu?
Islak eller sürüldüğünde ıslaklık hemen mestlere geçecek kadar ince ve gözenekleri açık bulunuyorsa, o takdirde caizdir.
Mestler üzerine giyilen şey deriden olursa, ki bu durumda suyun meste geçmesine engel sayılır, bunları çıkarmadan üzerlerine meshetmek caiz midir? Abdest bozulup asıl mestler üzerine meshedilme-den önce giyilir veya abdest bozulup asıl mestler üzerine değil bunlar giyilerek üzerine meshedüirse, ilim adamlarının icmaiyle caiz olmaz. Ama abdest bozulmadan bunlar giyi.lirse, biz Hanefilere göre meshetmek caizdir.[9]
Asıl mestleri giydikten sonra bir ayağına deriden ma'mul uzun konçlu bir şey giyer, diğer ayağına giymezse, bu durumda bir ayağında hem mest, hem mest üzerine giyilmiş ikinci bir mest var, diğerinde ise sadece bir mest bulunuyor. Abdest bozulduktan sonra böylece meshetmek caiz olur mu? Mest üzerine giyilen ikinci mest
AItındaki mestin hükmünü aldığından üzerine meshedilnıesi caizdir.[10]
4 — Ağaç, Maden Ve Benzeri Maddelerden Yapılan Mestler Üzerine Meshetmek Caiz Değildir. Ancak Günümüzde Petrolden Elde Edip Sun'i Deri Denilen Yumuşak Maddeden Yapılan Mestler Üzerine Keshetmek Caizdir.
5 — Ayağa Meshedüecek Kısımdan En Az Üç Parmak Miktarı Bulunması
O halde ayaklarından ikisi ya da biri meshedilecek kısımdan cesik bulunan kimsenin giyeceği mest üzerine meshetmesi caiz delildir. Ancak üç parmak miktarı bir kısım duruyorsa, o takdirde :âizdir. En sahih olan görüş ve tesbit te budur.[11]
A) Mestlerin Altım Meshetmek Caiz Midir?
Sahih kaynaklara göre, mestlerin ne altını, ne ökçe kısmını, ne de yan taraflarını meshetmek caizdir. Resûlüllah CA.S.) Efendimizin mestlerinin üzerine meshettiği sahih rivayetlerle sabit olmuş-|tur. Nitekim Haziieti Ali (R.A.) diyor ki :
«Eğer ibâdetler fertlerin aklına ve mantığına göre olsaydı, mestlerin üstüne değil altına meshetmek gerekirdi. Çünkü bu konuda akla gelen ilk şey, yere basılan kısmın böyle bir temizliğe ihtiyacı olduğudur. Ama mestleri meshetmekte temizlikten ziyâde namaza başlamadan kalbi dünyevî meşgalelerden çevirip Allah'a yöneltmek ve abdest ile bunun ilk hazırlığım yapmaktır.»
Beşinci maddedeki genel kaidenin ışığı altında :
Bir ayağındaki mest üzerine iki parmak kadar, diğerindeki üzerine beş parmak kadar meshetmek yeterli değildir. Çünkü bu konuda farz olan miktar, her ayaktaki mest üzerine en az üç parmak miktarı meshetmektir.[12]
Küçük bir ayağa büyükçe bir mest giyildiğinde bakılır -. Yapılan mesh boş yere raslamışsa, caiz değildir. Ayağın doldurduğu kısım üzerine yeniden meshetmesi gerekir, önce ayağını iyice mestin Ön kısmına kaydırıp o kısmı doldurur da öylece mesheder ve sonra yine ayağını eski yerine çekip meshedilen yeri boş bırakılırsa, bu durumda da yapılan mesh caiz değildirjayağm doldurduğu kısım üzerine yeniden meshedmek lâzımdır.[13]
Ayaklarından birinde yıkamaya ve meshetmeye engel bir yara bulunursa, o takdirde sadece diğer ayağını meshetmekle yetinir. [14]Ayağı topuk seviyesinden kesik olana da sadece topuk kısmı yıkamak gerekir. Üç parmak miktarı tarak kısmından kalmadığı için meshetmek caiz olmaz.
Mestler üzerine giydiği çizme ve benzeri şey çok geniş olur da onun üzerine değil, elini içine sokup alttaki mesti meshedecek olursa, kâfi görülmemiştir. Üzerindeki çizme ya da benzeri ayakkabıyı çıkarmadıkça böyle yapamaz. O takdirde çizme üzerine meshetmesi gerekir.[15]
B) Meshin Üç Parmakla Yerine Getirilmesi :
O halde iki ya da bir parmakla meshetmek kâfi değildir. Ne var ki iki parmakla meshedecek olursa, ikinci kez ıslatıp sürmesi, bir parmakla meshediyorsa, ikinci ve üçüncü kez ıslatıp sürmesi gerekir. Bu takdirde mesh caizse de Sünnet biçimi terkedildiğinden kerahet vardır. Sahih olan görüş budur.[16]
Üç parmakla meshederken parmak uçlarından yukarıya doğru çekmez de sadece dokundurur, yani mestin üzerine üç parmağı koyup kaldırırsa, kerahetle caiz olur. Çünkü parmak uçlarına konulan üç parmağın yukarı doğru temas kurarak çekilmesi sünnettir.[17]
Mestleri sadece parmak uçlarıyla meshedecek olursa, bakılır : Su damlayacak kadar ıslaklık varsa caizdir, değilse yeniden meshetmesi gerekir.
Yağmurun, ya da ıslak otların mestlerin meshedilecek kısmına üç parmak miktarı dokunması mesh yerine geçer mi? En sahih kavle göre geçer.[18]
Abdest azasını yıkadıktan sonra parmaklarda kalan ıslaklıkla meshetmek -damlayacak kadar olsun olmasın farketmez- caizdir. Ama başım meshettikten sonra kalan ıslaklıkla mestleri meshetmek kâfi değildir. [19]
6 — Tastamam Abdest Alıp Mestleri Giydikten Sonra Meydana Gelen Abdestsizlikten Sonra Mestler Üzerine Meshedilmesi.
Sünnete uygun olanı, iki ayak ta yıkandıktan sonra abdest bozulmadan mestlerin giyümesidir. Ne var ki sağ ayağını yıkadıktan sonra önce o ayağın mestini, sol ayağı da yıkadıktan sonra onun mestini giymek te caizdir.[20]
Abdest almadan mestleri giyer, sonra abdest alıp ayaklarını o vaziyette suya batırır da ayakları iyice ıslanır, kuru yer kalmazsa, abdesti tamam sayılır. Bu durumda abdesti bozulduktan sonra mestler üzerine meshedebilir.
Eşeğin içtiği artık su ile abdest aldıktan sonra teyemmüm eder de mestleri giyer ve sonra abdesti bozulursa, sözü edilen artık sudan başkası yoksa, yine ayni su ile abdest alıp teyemmüm ettikten sonra mestleri üzerine mesheder.
Sözü edilen artık su ile abdest aldıktan sonra teyemmüm etmeden mestleri giyer ve abdesti bozuluncaya kadar teyemmüm etmezse, o takdirde yine artık su ile abdest alır, mestler üzerine meshettikten sonra teyemmüm ederek namaz kılarsa kâfi gelir.[21]
Su bulamadığı veya mevcut suyu kullanma imkânı olmadığı için teyemmüm eden kimsenin mestleri üzerine meshetmesi caiz değildir. Çünkü teyemmüm abdest yerine geçmekte ve bu ameliyede ayaklara meshedilmesi meşru görülmemektedir.
Cünüp kimse guslettikten sonra bedeninde az da olsa kuru yer kaldığı halde mestleri giyer, öylece kuru yeri yıkar ve sonra abdesti bozulursa, bu durumda mestleri üzerine meshetmesi caizdir. Ama abdest aldığında abdest azasından birinde kuru yer kalır da o yeri yıkamadan abdesti bozulursa, o takdirde giydiği mestler üzerine meshetmesi caiz olmaz.[22]
7 — Mestleri Meshin Müddetinin Gözetilmesi.
Mukim (eyleşik - yerleşik) kimse için bu müddet bir gün bir gecedir. Seferi olan kimse için üç gün üç gecedir. Bu yolculuk ister meşru, isterse gayr-i meşru bir amaca yönelik bulunsun farketmez.
Her iki durumda da meshin müddetinin başlangıcı, giyildikten sonra abdestin bozulmasıyla başlar. Hattâ sabahleyin fecir doğarken abdest alıp mestleri giyen ve ancak ikindi vakti abdesti bozulan kimsenin mestlerinin müddeti, abdestinin bozulduğu andan itibaren başlar.[23]
Mukim (eyleşik) kimse ikamet suresi içinde sefere çıkınca, mestin müddeti seferi müddete çevrilmiş olur. Yani seferi süresini tamamlar. Seferi süre içinde iken yolculuğu sona erip eyleşik duruma gelirse bir gün bir geceyi tamamlar.
Ama eyleşik iken mestin süresi sona erer de öylece sefere çıkarsa, bu durumda mestleri çıkarıp ayaklarını alacağı abdestle yıkaması gerekir. Abdesti bozulmamışsa, sadece ayaklarım yıkamakla yetinir. Yolcu kimse de evine döndüğünde artık seferi olmaktan çıkar ve mestin süresi, mukim (eyleşik) kimseye caiz olan bir gün bir gece olarak hesaplanır. [24]
8 — Özür Sahibi :
Özür sahibinin özrü abdest aldığı ve mestlerine mesh ettiği vakit mevcut değilse, normal kişiler gibi, yani sıhhatli kişiler gibi, namaz vakti değilse bile abdestini alıp mestlerine mesh edebilir. Ama tam abdest alırken ya da meshederken' bir özür meydana gelirse, o takdirde ancak vakit girdikten sonra abdest alıp mestlerini meshedebilir.[25]
9 — Mestlerde Üç Küçük El Parmağı Kadar Bir Delik Ve Yırtığın Bulunmaması :
Bu konuda farklı ictihad ve görüşlerde bulunanlar olmuşsa da en sahih olanı belirtilen bu ölçüdür. Çoğu ilim adamları üç küçük parmağı, erkek parmağıyla açıklayarak ölçüyü daha da belirgin hale getirmişlerdir.[26]
Sözü edilen yırtık, sökük ve deliğin mestlerin neresinde bulunursa bulunsun, hüküm değişmez. Ancak topuk ve konç kısmındaki delik, yırtık ve sökük buna dahil değildir. Meshin cevazına engel sayılmamıştır.[27]
Bu konuda şu hususa dikkat etmek gerekir :
Yırtık ya da sökük ve delik bizzat parmak nahiyesinde ise artık bu açıklık küçük parmakla değil ayak parmaklarından görülebilen üç parmakla itibar-edilir. Başka nahiyede ise, yukarıda belirttiğimiz gibi elin üç küçük parmağıyla ölçülür.
Parmakları kesik olan kimsenin mestinin parmak nahiyesindeki yırtık, delik veya sökük başka birinin ayak parmaklarıyla itibar edilerek belirlenir.[28]
îki mestin değişik yerlerinde birkaç delik, ya da yırtık ve sökük bulunursa, her mestteki deliklerin toplamı üç küçük delik, ya da yırtık ve sökük bulunursa, her mestteki deliklerin toplamı üç küçük parmak kadar olursa, meshe engel sayılır. İkisindeki yırtık, delik ve söküklerin toplamı üç parmak kadar olsa bile meshe Gngel sayılmaz.[29]
Mestteki delik, yırtık veya sökük çuvaldız girmiyecek kadar küçükse, bunların toplam üç parmak kadar bile olsa meshe engel sayılmaz.
Durulduğunda kapanır gibi olan, yüründüğünde açılan delik veya yırtık ve söküklerin yürüyüş halindeki durumları dikkate alınır. Ancak derinin altında astar varsa, o sağlam duruyorsa dış kısnunda meydana gelen yırtık ve sökükler belirtilen ölçüde de olsa meshe engel sayılmamıştır.
Ön ya da yan kısımdan bağcıklı olan mestlerin giyildikten sonra bağcıkları iyice kapatılıyorsa, bu tür mestleri kullanmakta bir sakınca görülmemiştir. [30]
I. MESHİ BOZAN ŞEYLER :
a) Abdesti bozan şeyler meshi de bozar.
b) Mestlerden birinin ya da ikisinin çıkarılması,
c) Mesh müddetinin sona ermesi de meshi bozan sebeplerdir. Mesh müddeti sona erdiğinde, ayakları yıkayacak
su varsa mesh bozulmuş olur. Su yoksa, bozulmaz ve böylece namaz kılması caiz olur. O kadar ki, namazda iken mesh süresi tamamlanır ve ayaklarını yıkayacak su bulunmazsa, o takdirde namazını tamamlar. [31]Bu görüşe muhalefet edenler olmuşsa da müfta bih sayanlar ekseriyeti oluşturmaktadır. [32]
A) Abdestli İken Mestleri Ayaktan Çıkarmak :
Abdestli iken mestlerin ikisini veya birini çıkaracak olursa, ayaklarını yıkaması gerekir; tıpkı meshin süresi bitince nasıl yıkamak vâ-cib oluyorsa öyle.. Sadece bir mestin çıkarılması da iki ayağın yıkanmasını gerektirir. Bu, ister kendiliğinden çıksın, iseer biri tarafından ya da giyen tarafından çıkarılsın fark etmez. [33]
B) Fazla Soğuk Nedeniyle Ayaklarına Bir Zarar Dokunur Endişesi İçinde Bulunan Kimse Ne Yapar?
Meshin süresi olduğu halde fazla bir soğuğun hüküm sürmesi ve böyle bir zamanda mestleri çıkarıp ayaklarını yıkadığı takdirde donma tehlikesiyle karşılaşacağı endişesinde olan kimsenin, süresi sona erdiği halde mestlerini meshedip ibâdetine devam etmesi caizdir. Şüphesiz ki bu cevaz dindeki kolaylıklardan biridir.[34]
Ayağın çoğu kısmının mestten dışarı çıkması, tamamının çıkması hükmündedir. Bu durumda iki ayağın da yıkanması gerekir. Tabii abdestli bulunuyorsa, değilse tastamam abdest alması ve ayaklarım yıkaması vâcibdir. Sahih olan da budur.
Mestler genişçe olur da yürüdüğü zaman topuklar dışarı çıkar, yani ayağını kaldırdığında topuklar dışarı çıkar, konulduğunda yerine oturursa ,o mestin üzerine meshetmek de caiz olur.
Bunun gibi, ayakları sakat olup ters bir biçim alan kimse giydiği mestlerde sakatlığından dolayı ayağının üstü mestin altına, tabanları topuk kısmına gelirse, ayağının çoğu dışarı çıkmadıkça meshet-mesi caiz görülmüştür.[35]
C) İki Kat Ya Da Tüylü Bulunan Mestleri Meshetmek :
Bu biçimdeki mestleri meshettikten sonra katların biri koparılıp alınır veya tüyler traş edilirse, yapılan mesh iade edilmez.[36]
D) Mestler Üzerine Giyilen Çizme Ve Benzeri Şeyler :
Mestler üzerine giyilen ve topukları örter şekilde bulunan çizme, fotin ve benzeri şeyler üzerine meshettikten sonra bunları çıkaracak olursa, o takdirde alttaki mestler üzerine meshi iade etmesi gerekir.
Sadece birini çıkarır, diğeri ayağında kalırsa; bu takdirde çıkarılanın altındaki mestin, diğer ayağındaki çizme ve benzeri şeyin meshini iade etmesi gerekir. Bu, zahir rivayete göredir.[37]
Mestleri tam taharet üzere giydikten sonra, abdesti bozulur, mestler üzerine mesheder ve sonra ayağının biri suya batar da mestin içine giren su topuklara kadar yükselirse, o takdirde bu ayak yıkan mış sayılacağından diğer ayağını da bu arada yıkaması gerekir. Çünkü bir ayağı yıkamak, diğeri meshetmek suretiyle mesh ile yıkamayı birleştirmek caiz değildir. Ayağının çoğu kısminin ıslanması da böyledir. Sahih olan da budur.[38]
Abdest alırken ayaklarından birindeki, sargılı yarasını mesheder, ayaklarını yıkayıp mestlerini giydikten sonra da abdesti bozulur da yeniden abdest alırsa, mestlerini ve yara üzerinde bulunan sargıyı meshederse abdesti tamam sayılır.
Henüz mestleri giydiği taharet devam ederken yarası iyileşirse, iyileşen yaranın yerini yıkar, mestleri üzerine de mesheder. Ama aldığı abdest bozulduktan sonra yara iyileşirse, o takdirde mestleri çıkarması gerekir.[39]
[1] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/89.
[2] İbn Mâce - Ebü Dâvud Dare Kutni" : Cabir (R.A.)'den.
[3] Ebû Davud : Babu Meshi Ala'l-Huffaynl.
[4] Ebû Dâvud : Muğire bin Şu'be (R.A.)'den. Ebû Nuaym.
[5] Dare Kutni : Babu'I-Meshi Ala'l-Huffayn.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/89-90.
[6] El-Muhit - Serahsi - Fetâvâ-yi Hindiyye..
[7] Siracülvehhâc - Nehrülfaik - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[8] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/90-91.
[9] El-Muhit - Serahsi - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[10] Fetâvâ-yi Kadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[11] El-Muhit - Serahsi - Fetâ-vâ-yi Hindiyye - Fetâvâ-yi.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/91-92.
[12] Tebyin - Fethulkadîr - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[13] Siracülvehhac - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[14] El-Muhit - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[15] Künye - Fetâvâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/92-93.
[16] El-Kafi - Et-Teybin - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[17] Munyetü'l-Musalli.
[18] Zahire - Tebyin - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[19] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/93-94.
[20] Fetâvâ-yi Kadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[21] Siracülvehhac - El-Muhit Fetâvâ-yi Hindiyye..
[22] El-Hulasa - Et-Tebyin - Fetâvâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/94.
[23] El-Tebyîn - El-Muhit - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[24] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/95.
[25] Bahrirâik - İbn Nüceym - Fetâvâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/95.
[26] Hidâye - Bedayi' - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[27] El-Muhit - El-Hulasâ - Fetâvâ-yi Hindiyye..
[28] Cevhere-i Neyyire - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[29] El-Muhit - Fetâvâ-yi Hindiyye - Mecmeulenhür - Bedâyi'.
[30] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/95-96.
[31] El Muhit - Cevhere-i Neyyire - Fetâvâ-yi Kadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[32] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/97.
[33] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/97.
[34] Hidâye - Et-Tebyîn - Bahrirâik - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[35] Fetavâ-yi Kadıhan : Fetava-yl Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/97-98.
[36] El-Muhit.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/98.
[37] BedayI' - Fetava-yi Hindiyye - Fetavâ-yi Kadıhan.
[38] El-Hulâsa - Fetavâ-yi Hindiyye.
[39] Siracülvehhac - Fetâvâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/98.
İslami Okul Okulların En Önemlisi