Fikih - 6. Sayfa - Delileriyleislamfikhi
HAYIZ (AYBAŞI HÂLÎ ÂDET GÖRME)
Bir kadının cinsel olgunluk devresinde (ki buna erginlik çağı da denir) her ay dölyolundan belirli süre kan gelmesine âdet görme denir. [1]
I — Adet Yokluğu :
Âdet görmemek. Bu durum buluğ yaşından önce ve yaş dönümü devresinden sonra normaldir. Âdetin ilk görüldüğü yaş kişiye göre değişir; genellikle 8-16 yaşları arasında gerçekleşir (ki iklimin ve ^beslenmenin de bunda te'siri görülebilir). 16 yaşında olduğu halde âdet görmemiş bir kızda birincil âdet yokluğu durumundan söz edi lir. Eğer âdet, başladıktan sonra herhangi bir nedenle kesilmişse bu duruma ikincil âdet yokluğu denir, İkincil âdet yokluğunun en sık görülen nedenleri arasında gebelik yer alır; gebelik gerçekleşince kesilen âdet, doğumdan sonra yeniden- başlar. Bebeğin emzirilmesi de, doğumdan sonraki devrede âdetin yeniden başlayacağı zaman geciktirir.
Adet yokluğunun kadına bir zararı yoktur. Sadece döllenebüme şansının azalmış olduğunu gösterir; bu durum bir hastalığın sonucu ise bu hastalığın tedavisi gerekebilir. Birincil âdet yokluğu, buluğ gecikmesi, hipofiz ya da yumurtalığın gereğince' çalışmaması ya da üretim sisteminde bir gelişim bozukluğunun bulunmasına bağlı olabilir. Yumurtalıklar, dölyatağı ya da dölyolu gereğince gelişmemiş olabilirler. Bazen, yeterince gelişmemiş üreme organlarına sanip olan bîr erkek çocuğu, yanlışlıkla bir kız olarak büyütülmüş olabilir. Dölyolu eğer bir zarla tamamen kapanmışsa, bu duruma delin-memiş kızlık zarı adı verilir. Gerçekte âdet görülmekte, ancak bu zarın varlığı akan kanın dışarı ulaşmasını engellemektedir. Kan bu zarın gerisinde birikir, zamanla kanın sıvı bölümü, dölyolu duvarından emilir, geri kalan kısmı geride toplanır. Bu birikme sonucu dölyolu büyüyüp genişliyebilir, öyle ki karın duvarının büyüdüğü görülebilir. Bu duruma gizli âdet görme de denir. Tedavisi (basit bir cerrahî müdahaleyle) zarın yarılmasından ibarettir.[2]
Konuyu kısmen olsun tıbbî yönüyle açıkladıktan sonra fıkhi yönünü açıklamaya geçiyoruz :
Hayız (Âdet görme) kelime olarak «akıntı» anlamına gelir. Fıkhi terim olarak, bir kadının cinsel olgunluk devresinde (buluğa çağında) her ay dölyolundan belirli süre gelen kandır. Doğum, hastalık, damar çatlaması ve benzeri nedenlerden dolayı akan kan bu tarifin dışında kalır.
Âdet görme asıl sebebine dayanarak belli süre aktıktan sonra kesilince kadının yıkanması vâcib olur. Tabii kadından gelen kanın hayız (Âdet görme) kanı olabilmesi için şu hususların gerçekleşmesi gerekir.[3]
2 — Belli Bir Yaşa Gelmiş Olması :
Hanefî imamları bunu dokuz ilâ âdetten kesilme yaşı arasındaki devre ile sınırlamışlardır. Adetten kesilmenin tavanını da 55 yaş olarak kabul etmişlerdir. Bu mezhebe göre muhtar olan da belirtilen görüş ve ictihaddır. Şafii imamlarına göre de âdet görmenin normal olarak başlangıcı dokuz yaştır. Tıbbî tesbitlere göre ise bu 8 - 16 yaşlan arasında gerçekleşir.
Mezhebimize göre, 55 yaşından sonra görülen kan, âdet görme kam değildir. Mezhebin zahirine göre böyle kabul edilmişse de muhtar olan kavle göre, bu yaştan sonra görülen kan belli renk ve ölçüde geliyorsa, âdet görme kanıdır.[4]
3 — Kanın Dölyatağının Dışına Çıkması :
Dölyatağına konulan pamuk ve benzeri şey üzerinde, çıkarıldığında kan izi bulunursa, âdet görmenin başladığına hükmedilir. Âdetin başlaması ise, pamuğun konulduğu yerden kaldırılması ânından itibarendir. Pamuğu koyduktan sonra kaldırıldığında kan izine ras-lanmıyorsa, o takdirde âdet halini görmekte olan kadının âdet süresi bitmiş sayılır.[5]
Gelen kanın akıntı halinde bulunması şart değildir.[6]
4 — Belirtilen Yaş Süresinde Gelen Kanın Şu Altı Renkten Birinde Olması :
Siyaha yakın kırmızı, kırmızı, koyu, sarı, sarı kırmızı ve siyah karşımı bulanık, yeşili andırır ve buna yakın bir karışım. [7]Pamuk kaldırıldığında beyaza yakın bir ıslaklık görülür ve az sonra kuruyunca sarıya dönüşürse, bu durumda da ayhali kesilmiş sayılır. [8]
5 — Adet Görmenin En Az Ve En Çok Süresinin Dikkate Alınması :
Hanefi imamlarına göre, bunun en az süresi
üç gün üç gecedir. En çok süresi on gün on gecedir. Mezhebin zahir rivayetinden çıkarılan sonuç budur.
Şafii imamlarına göre, en az müddeti bir gün bir gecedir, en çok müddet onbeş gün onbeş gecedir. İki âdet görme arasının en az süresi ise on beş gündür. Maliki imamlarına göre, ne azının, ne de çoğunun bir sınırı vardır.[9]
a) Adet halinden temizlenme süresinin dolmuş olması, ayrıca gebelik durumunun bulunmaması,
Adet görme süresi içinde bir kesinti olursa bu da âdet görme süresine dahildir, ondan sayılır. Ama gelen ve arasında bir duraklama gösteren iki kandan biri âdet hali başlarken bir gün gelir, dokuz gün bir kesintiden sonra tekrar bir gün gelecek olursa, son bir gün gelen kan süresinin bitiminden sonra geldiğinden âdet kanı sayılmaz.
Ebû Yusuf un İmam Ebû Hanîfe'den yapmış olduğu rivayette deniliyor ki : «îki kan görme arasında meydana gelen kesinti (temizlenme) on beş günden az ise âdet görme hali devam ediyor, kesilmeniş kabul edilir. Müteahhirinden birçok fakihler bu rivayetle fetva germişlerdir. Çünkü bunda hem fetva isteyen ,hem fetva veren için kolaylık vardır.[10]
Değerli fakih Sadrüşşehîd de bu rivayeti esas kabul edip fetva vermiştir.[11]
Ama görülen iki kan ve arasındaki duraklama ya da temizlen-me süresi on günü geçmezse, süresinin hepsi âdet görme hali olarak kabul edilir. Kadın bu durumda ister yeni ayhali olsun, ister öteden beri ayhali olup kendine göre belli âdeti bulunsun, farketmez. Belirtilen husus on günü aşarsa, âdet hali yeni başlayan kadın hakkında on gün âdet görme süresi olarak kabul edilir. Yeni başlayan değilse, onun bilinen âdetine bakılır : Âdet görme süresine tekabül edeni âdet görme hali, onun dışında kalan kısmı temizlik hali kabul edilir.[12]
b) Kan kesildikten sonra temizlenme süresi onbeş gün ya da fazla devam ederse, bu süre temizlenme süresi olarak kabul edilir. Bu süreden önce ve sonra gelen kan, âdet görme sayılır. Çünkü iki âdet görme arasındaki temizlenmenin en az süresi onbeş gün, en çoğuna ise bir sınır yoktur. [13]Kendisinden devamlı surette kan gelen kadının bu kanından her ay on günü âdet görme hali sayılır; gerisi temizlenme süresi olarak kabul edilir.[14]
[1] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/103.
[2] Sağlık Ansiklopedisi - Âdet görme.
[3] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/103-104.
[4] Şerh-i Mecma' - îbn Melek - Feta-vâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/104.
[5] Şerh-i Vikaye - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[6] El-Hulasa - Fetâvâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/104-105.
[7] En-Nihâye - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[8] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/105.
[9] El-Fıkhu Alâ'l-Mezahibil-Arbati - Minhac.
[10] Hidâye - Et-Tebyin - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[11] EI-Muhit – Serahsi.
[12] Siracülvehhac - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[13] El-Mebsut - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[14] El-Hidâye - Bedayi'.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/105-106.
İslami Okul Okulların En Önemlisi