Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Sekizinci Bolüm Loğusalık - Fıkıh - Delileriyleislamfikhi - 7. Sayfa

SEKİZİNCİ BOLÜM

 

LOĞUSALIK

 

Doğumdan sonra gelen kana NİFAS denilmiştir. Resûlüllah (A. S.) Efendimiz loğusa kadınlar kırk günlük bir süre ayırmıştır. Üm-mü-Seleme (R.A.) 'dan yapılan sahih rivayete göre : Loğusa kadınlar Resûlüllah (A.S.) zamanında kırk gün otururlardı. Bu süre içinde kan kesilmezse namaz kılmazlardı. Hz. Enes (R.A.) 'den yapılan riva­yette bu husus belirtildikten sonra şöyle deniliyor : Kırk günden evvel kan kesilir, temizlik görülünce kadınlar yıkanıp namaz kılarlardı,

1  — Doğum yaptıktan sonra kan gelmezse, Ebû Yusuf'a   göre kadının bu durumda gusletmesi vâcib değildir. Buna benzer bir ri­vayet te İmam Muhammed'den yapılmıştır. EI-Mtifid kitabında bu rivayetin sahih olduğu kaydedilmiştir. Ancak kadının sadece temiz­lik için yıkanması tavsiye edilir. Abdest alması ise imamların ittifa­kıyla vâcibdir. îmam Ebû Hanîfe'ye göre, doğumdan sonra kan gel­mese bile yine de kadının gusletmesi vâcibdir. Fukahanm ileri gelen lerinin çoğu îmamın görüşünü benimsemiştir, Sadrüşşehîd de bu kavle göre fetva vermiştir.[1]  Cevherey-i Neyyire'de îmamın kav­linin sahih olduğu belirtilmektedir.

2  — Çocuğun çoğu çıkarsa kadın loğusa sayılır, yani gelen kan­dan dolayı namaz kılması, Kur'an okuması, Mushafa el sürmesi, ta­vaf yapması haram olur. Cenin rahimde parçalanır da çoğu kısmı çıkarsa hüküm yine böyledir.

Düşük yapan kadının doğurduğuna bakılır : Eğer parmaklan eya tırnaklan ya da saçları belirgin hale gelmişse, kadın şer'î ölçü­lere göre loğusa sayılır. Belirtilen hususlardan hiç biri belirgin de­ğilse, kadın için şer'i loğusalık süresi yoktur. Gelen kanın ayhali ka­kı olduğunu tesbit etmek mümkünse ona hükmedilir, değilse istiha-Ee, yani bir damar çatlaması sonucu gelen kan olarak kabul edilir.

Kadın, biri düşük yapmadan önce, diğeri düşük yaptıktan sonra iki kan görürse, bakılır : Düşük ceninin yapısı tamamlanmış belir­gin hale gelmişse, önce gördüğü kan ayhali kanı değildir; düşükten sonra gördüğü kan ile birlikte loğusa sayılır. Düşük ceninin yapısı belirgin hale gelmemişse, kadının önce gördüğü.kan âdet görme ka­nıdır, tabii bunu tesbit etmek mümkünse.[2]

 

I. SEZARYEN İLE ALINAN ÇOCUK :

 

Doğumu zor çocuğu ana karnını yararak almak konusunda şer'î hüküm nedir? Fıkıh bilginlerimizin çok yönlü çalışması ve fıkh-i fa­razi diye bir bölüm meydana getirmeleri birçok konularda bize ışık tutmakta ve zorlukların çözümünü kolaylaştırmaktadır. Kadının ka-nn nahiyesinde meydana gelen bir yaradan veya tabii yoldan doğum yapması tıbben mümkün olmadığında sezaryen ile alman çocuktan dolayı anne loğusa sayılır mı?

Bu iki durumda da kadının dölyatağmdan kan gelmediği tak­dirde loğusa sayılmaz.[3]

 

A) İkiz Doğuranın Logusalik Hali Hangisinden Başlar?    

 

ikiz doğuran kadın birincisini doğurduğu andan itibaren loğusa sayılır. Ne var ki ikizler arasında altı aydan az bir süre bulunması şarttır. Aksi halde ikizlerin her birinin doğumu ayn bir gebelik ve ayn bir loğusalıktır. Üçüz doğuran kadının durumu da buna göre belirlenir : Birincisiyle ikincisi, ikincisiyle de üçüncüsü arasında yi­ne altı aydan az bir zaman bulunması şarttır. Tabii bu durumda bi­rincisiyle üçüncüsü arasındaki süre altı ayı geçmektedir. Sahih gö­rüş ve içtihada göre, bu durumda olan üçüzlerin hepsi bir gebelik sayılır.[4]

Gerçi dörder beşer ay ara ile doğtfm yapıp, ikiz ve üçüz dünya­ya getiren kadın pek görülmemiştir. Ama buna fıkh-i farazi denir. Ya böyle bir olay meydana gelirse, şer'i hüküm ne olabilir? [5]

 

II. LOĞUSALIK HALİNİN EN AZ VE EN ÇOK SÜRESİ :

 

Loğusalık halinin en azı bir ân olsun kan gelmesidir. En çoğu ise kırk gündür. Bu süreyi aşan kan akıntısı, ilk doğum yapan kadın hakkında aşan süredeki kan istihaze (bir damar çatlama, bir has­talıktan dolayı gelen kanı sayılır. Birkaç doğum yapıp loğusalık sü­resi belirlenmiş olan kadın hakkında ise belirlenmiş süreyi aşarı sü­redeki kan istihaze kanı sayılır.[6]

a) Kırk günün başında ve sonunda görülen iki kan arasında meydana gelen duraklama, yani kanın kesilip temizlik halinin baş­laması da belli süre içinde ve iki kan arasında meydana geldiği için loğusalık hali sayılır. Bu, îmam Ebû Hanîfe'ye göredir, isterse bu du­raklama onbeş gün ya da fazla bir süre devam etmiş olsun, fark et­mez. Fetva buna göredir.

b) Her doğumda değişen loğusalık süresi :

İmam Ebû Yusuf'a göre, ikinci doğumda değişen loğusalık sü­resi, birinci doğumdaki süreyi değiştirmiş sayılır. Örneğin, kadın bi­rinci ya da ikinci doğumunda otuz gün kan gördükten sonra temiz­lenirdi. Üçüncü doğumunda otuz beş gün kan görürse, bunun beş günü loğusalık kanının dışında tutulmayıp ondan sayılır ve böylece kadının bilmen loğusalık kan süresi otuz beşe yükselmiş olur.[7]

 



[1] El-Muhit - Fetâvâ-yi Hindiyye

[2] En-Nihaye - Fetâvâ-yi Hindiyye.

Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/107-108.

[3] Et-Tebyîn - Fetâvâ-yi Hindiyye.

Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/108.

[4] Et-Tebyîn - Fetâvyi Hindiyye.

[5] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/108-109.

[6] Siraciyye - El-Muhit - Fetâvâ-yi Hindiyya.

[7] El-Hulâsa - Fetâvâ-yi Hindiyye.

Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/109.