Korkulu Vakitlerde Namaz - Fıkıh - Delileriyleislamfikhi - 19. Sayfa
Korku Şiddetini Artırdığında :
Korkunun Şiddet Nisbeti Nedir?
İmam Seferi, Ordu Eyleşik Olursa :
Savaşta At Üstünde Namaz Kılınır Mı?
Korku Namazı Kılınırken Düşman Geri Çekilirse :
Korku Namazı Cemaatle Kılınırken İmamın Arkasından Hiç Aynlmıyan Olursa :
Tehlike Söz Konusu Olmadığında Namaz Kılarlarken :
Korku Namazı Cuma Ve Bayramda Uygulanır Mı?
KORKULU
VAKİTLERDE NAMAZ
İslâm fıkhında buna Salât-İ Havf = Korku Namazı denilmiştir. Daha çok savaş günlerinde söz konusudur.
İslâm, mü'minlere namazı bir bakıma mânevi bir silah olarak sunmuş ,en tehlikeli anlarda bile bu silaha sarılmayı emretmiştir. Tarih boyunca maddi silahla mânevi silah bir araya getirilip kullanıldığında düşmana karşı üstünlük sağlanmıştır. Şam dolaylarında Bizans ile savaşan 39.000 kişilik İslâm ordusu, başkumandan Halid bin Velid (R.A.)'in arkasında saf bağlayıp namaz kıldığında Bizans'ın ünlü kumandanı Yuhanna'nın rengi değişmişti. Bir ara kendini alamıyarak şu sözleri ağzından ister istemez çıkarmış ve kendi kumandanlarının moralini bile bozmuştu : «Bu kadar disiplinli ve kumandana bağlı olan aynı zamanda Yaradan'm huzurunda kulluk görevini yerine getiren bir orduyu yenmemiz çok zor!»
Namaz insan ruhunun günlük gıdasıdır. Bu bakımdan en tehlikeli günlerde bile terkine pek cevaz verilmemiştir. Mücahitlerin Allah (C.C.) huzurunda durması, her bakımdan moral yükseltici ve güç kazandırıcıdır. Bunun için İbn-Mes'ud (R.A.) diyor ki :
«Resûlüllah (A.S.) Efendimiz savaş günlerinin tehlikeli dönemlerinde bile namazı terketmedi. Orduyu ikiye ayırıp, yani iki büyük saf haline sokup onlara şöyle namaz kıldırdı : Bir saf düşmana karşı dururken diğer saf Peygambere uyup namaza durdu. Fatiha ve zamm-i sure okuyup rükû' ve secdeleri yaptıktan sonra o saf ayrılıp düşmana karşı durdu, daha önce düşmana karşı duran saf gelip Peygambere uydu. Fatiha ile zamm-i sure okuyup rükû ve secdeleri yerine getirdi, teşehhüde oturdu. Selâm verdikten sonra o saf selâm vermeden kaıkıp düşmana karşı durdu, öteki saf gelip kalan bir rek'-ati yalnız başlarına Mraatsiz olarak kıldı, teşehhüde oturdu, ielâm verdikten sonra kalkıp düşmana karşı durdu. Bu kez öteki saf gelip kalan bir rek'ati yalnız başlarına kıldı, teşehhüde oturduktan sonra selâm verdi ve böylece namazı tamamlamış oldular.»[1]
Abdullah bin Ömer (R.A.) de buna yakın bir tarifte bulunmuş vö «Tehlike çok büyük olur, umulmadık bir olay meydana gelmesi düşünülürse, o takdirde ayakta veya at üstünde kıbleye yönelerek namaz kılarlar.» demiştir.
Siyer sahiplerinin ciddi araştırma ve tesbitine göre, Resûlüllah (A.S.) Efendimiz şu dört yerde Korku Namazı kılmıştır : Zatür-Rika' - Batn-i Nahıl - Usfan - Zi Kared... Fukaha bunun on yerde ol duğunu söylemişse de tesbiti mümkün olmamıştır.
Şafİîler, Korku Namazını dört türlü olarak tesbit etmişlerdir. Yani Resûlüllah (A.S.) Efendimizin her bir yerde düşmanın durumuna, kıble cihetine göre vaziyet alıp kıldırdığı, her dört türlünün de ümmet için caiz olduğunu belirtmişlerdir.[2]
O haid bu husustaki sahih rivayetlerden kesinlikle anlıyoruz ki, Korku Namazı Resûlüllah zamanında kılınmıştır. Aksini iddia eden çıkmamıştır. Ancak bu namaz sırf Peygamber ve Ashabına ve o günkü savaş durumuna has bir ibâdet miydi, yoksa ümmeti hakkında da meşru'mudur? İmam Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed'e göre, bu namaz ümmet için de meşru1 olarak devam edegelmiştir. Sahih olan da budur.[3]
Korku Şiddetini Artırdığında :
Savaşta korku ve endişe baş gösterip şiddetini artırdığında imam vakit çıkmadan orduyu iki büyük guruba ayırır. Bir gurup düşmana karşı durur, diğeri imamın arkasında saf bağlar. Bunlara vakit farzım tamam kıldırdıktan sonra. Başka bir kimseyi diğer guruba imamlık yapmak üzere görevlendirir. Seferi durumda iseler sadece iki rek'at kılarlar. İkinci grup ta imamla birlikte vakit namazının farzını tam olarak kılar. Yani seferi iseler iki rek'at, eyleşik iseler dört rek'ati tamamlarlar. İkinci grup namaz kılmaya başlamadan namazım tamamlayan birinci gurup düşmana karşı durur.
Ama ordunun hepsi aynı imam arkasında namaz kılmak istiyorsa, o takdirde imam Önce birinci guruba bir rek'at kıldırır, onlar selâm vermeden ayrılıp düşmana karşı dururken diğer gurup gelip imama uyar ve onunla birlikte bir rek'at kılar. İmam selâm verdiğinde onlar selâm vermezler, kalkıp düşmana karşı dururlar ve diğer gurup gelip kendi başlarına kalan bir rek'ati kıraatsiz olarak kılar, teşehhüde oturup selâm verir ve kalkıp düşmana karşı durur. Diğer gurup gelip kalan bir rek'ati kendi başlarına kıraatsiz olarak .alıp tamamlarlar. Eyleşik halde iseler, îmam belirtilen ölçüde her guruba iki rek'at, kıldırır. [4]
Korkunun Şiddet Nisbeti Nedir?
Müctehid imamlar bunu, düşman ile karşı karşıya gelip birbirlerini görecek kadarla açıklamışlardır.[5]
Bir karartı veya toz görürler de onu düşman sanarak belirtilen şekiide Korku Namazı kılmaya başlarlar, az sonra düşman olmadığı anlaşılırsa, yeniden normal vakitlerdeki gibi namaz kılmaları gerekir. Namazı bitirdikten sonra düşman olmadığı anlaşılırsa, çoğuna göre iadesi gerekmez. [6]İstihsanen iade edilir, diyenler olmuştur. İmamın namazı ise her iki şekilde de caizdir. Çünkü imam bir tarafa ayrılmadan iki veya dört rek'at kılmıştır.[7]
İmam Seferi, Ordu Eyleşik Olursa :
İmam seferi, ordu ise eyleşik olursa, bu durumda yine ordu iki guruba ayrılır, bir gurup düşmana karşı dururken diğeri imama uyup bir rekat kıldıktan sonra ayrılıp düşmana karşı durur, diğeri gelip imama uyar, onlarda bir rek'at kıldıktan sonra ayrılırken imam namazını tamamlamış olur. Diğer gurup gelip üç rek'ati kıraatsiz olarak kendi başlarına kılıp tamamlarlar. Çünkü onlar müdriktirler. Bunlar kalkıp düşmana karşı durur, bu kez diğer gurup gelip birinci rek'atini Fatiha ve Zamm-ı Sûre ile üçüncü ve dördüncü rek'atleri sadece Fatiha ile kendi başlarına kılıp tamamlarlar.[8]
Akşam Namazında İse :
Akşam namazında ise imam birinci guruba iki rek'ati, ikinci guruba bir ruk'ari kıldırır. Bunun aksini yapacak olursa, namaz bozulur.
Korkulu Vakitlerde Korku Namazı Kılınırken tehlike kendini hissettirdiğinde namazda yürümek caizdir.[9]
Namaz Kılarken Savaşılır Mı?
Müctehid imamların çoğuna göre, namaz kılınırken savaşılmaz, aksi halde namaz bozulur. Çünkü savaş, namazla ilgili amellerden değildir. Bunun gibi denizde yüzerken veya yürürken namaz kılınmaz. Diğer mezheplerde buna cevaz verenler olmuştur. Düşmandan kaçarken namaz vakti daralacak olursa, Hanefîlere göre, namazı geciktirir. Diğer müctehidlere göre, bu vaziyette hem kaçar, hem namazını kılar. [10]
Korku Namazında Yanılma :
Korku namazında yanılan kimsenin namaz sonunda yanılma , secdesi yapması vâcibdir.[11]
Savaşta At Üstünde Namaz Kılınır Mı?
Yaya konusunda müctehid imamların farklı görüşleri olmuştu. At üstünde ise Hanefi imamları da ittifakla namaz kılmanın caiz " olduğunu söylemişlerdir. Korku şiddetini artırdığında süvariler namaz geçmesin diye hangi cihete yönelik bulunurlarsa bulunsunlar baş işaretiyle namazı, kılarlar. Tabii bu durumda cemaatle kılma söz konuşa değildir. [12]Ancak imamla kendisine uyan kimse aynı hayvan üstünde bulunuyorsa, o takdirde ikisinin cemaat olmasında ; bir sakınca yoktur.
At üzerinde baş işaretiyle namaz kıldıktan sonra şiddet durur, normal hayata dönülürse, yine de kılman namazı iadeye gerek yoktur. Yaya kimse korkulu anlarda rükû' ve secde yapmaya güç geti-remiyorsa, o takdirde baş işaretiyle namazı kılar.
At üstündeki kişi, düşman tarafından takip ediliyor veya kovalanıyorsa, o takdirde namaz, kılmaz, kazaya bırakır. Ama kendisi düşmanı kovalıyorsa o takdirde namaz kılmasında bir salanca yoktur.[13]
İnip Namaz Kılma İmkânı Olan:
Korkulu zamanlarda attan inip yerde namaz kılma imkânı mevcut olduğu halde öyle yapmayıp at üstünde namaz kılan kimsenin bu namazıt caiz değildir, iade emesi gerekir.[14]
Korku Namazı Kılınırken Düşman Geri Çekilirse :
Korku namazı cemaatle kılınırken düşman savaş alanım veya mevzilendiği yeri bırakıp geri çekilir de müslümanlar kendilerinde güvence hissederlerse, o takdirde başlanılan namaz artık korku na-,nazı şeklinde değil, normal zamanlarda cemaatle kılınan şekilde tamamlanır.
Düşman çekildikten sonra namaz kılmakta olan müslünıanlar-dan biri yüzünü kıbleden çevirecek olursa, namazı bozulur. Ama düşman çekilmeden böyle yaparsa, namazı bozulmaz.[15]
Korku Namazı Cemaatle Kılınırken İmamın Arkasından Hiç Aynlmıyan Olursa :
İmam Muhammed CR.A.İ Ez-Ziyadat adlı eserinde diyor ki :
«İmam düşman korkusunun mevcut olduğu sırada cemaate öğle namazını kıldırırken, cemaat eyleşik sayıldığı için birinci gurupla iki rek'at kıldıktan sonra onlar düşmana karşı durmak üzere ayrıldığında aralarından biri ayrılrnayıp gelen ikinci gurupla birlikte namazını tamamlarsa, namazı bozulmuş sayılmaz, ama müstehab olmayan bir fiilde bulunmuş olur. Üçüncü rek'ati kıldıktan veya dördüncü rek'atı kılıp imam henüz teşehhüde oturmadan önce o böyle yapmasının doğru olmadığını hatırlıyarak ayrılıp düşmana karşı durursa, yine de namaz bozulmaz. Dördüncü rek'atin sonunda imamla birlikte teşehhüd miktarı oturduktan sonra henüz selâm vermeden hatırlar da aynlırsa, yine namazı tamamdır. [16]
Tehlike Söz Konusu Olmadığında Namaz Kılarlarken :
Tehlike söz konusu olmadığında imam öğle namazım kıldırırken düşman gelecek olursa, cemaat derhal ikiye ayrılır, iki rek'at kılan gurup ayrılıp düşmana karşı durur. Bu durumda namazları sahih sayılır. Ama bir rek'at kıldıktan sonra ayrılırlarsa ve kendileri de eyleşik iseler, o takdirde namazları bozulur.[17]
Korku Namazı Cuma Ve Bayramda Uygulanır Mı?
Korku namazı gerektiğinde cuma ve bayram namazlarında da uygulanır.[18]
[1] Ebû Dâvud : İbn Mes'ud (R.A.) den.
[2] Siracü'l-Vehhac - El, Gamravi : C. l, S. ; 92.
[3] Fetâvâ-yı Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/30-31.
[4] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/31-32.
[5] El-Cevheretü'n-Neyyire.
[6] Fethüfl-Kadîr.
[7] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/32.
[8] EI-Muhit - Serahsi - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[9] Fetâvâ-yi Hindiyye : 1/156.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/32-33.
[10] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/33.
[11] El-Muhit – Serahsî.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/33.
[12] El-Hidâye – Merğinanî.
[13] El-Muhit - Serahsi.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/33.
[14] Fetâvâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/33-34.
[15] Tatarhaniyye - Fetâvâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/34.
[16] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/34.
[17] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/34.
[18] Es-Siraciyye - Fetâvâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/34.
İslami Okul Okulların En Önemlisi