İçki İçmenin Cezası - Fıkıh - Delileriyleislamfikhi - 35. Sayfa
Kişinin Sarhoş Olduğu Nasıl Tesbit Edilir?
Bir Kişinin İçki İçtiğine Şahidlik Yapanlardan Neler Sorulur?
Kimler İçki İçmekten Dolayı Cezalandırılır?
İçkiyi Meyve Suyu Sanıp İçtiğini Söylerse :
İçki Konusunda. Kaç Şahide İhtiyaç Vardır?
Zina İsnadında Bulunan Kimseye Hadd Ne Zaman Gerekir?
Zina İsnad Edildiğini İddia Eden Kimseden Şahid İstenir :
Kendisine Zina İsnad Eden Baba-Anası Olursa :
İÇKİ
İÇMENİN CEZASI
İslâm, insana yararlı olanı mubah sayar, zararlı olanı haram ya da mekruh kabul eder. Ayrıca hiç kimsenin toplumu, komşusunu ve çevresini rahatsız etmeye hakkı yoktur. Her insanın malı, canı, namusu ve şerefi güven altına alınıp korunmuştur. Buna tecâvüz edenler için ağır cezalar konulmuş, ayrıca uhrevî azaplara sebep olacağı belirtilmiştir.
İnsan yaratılışı gereği, sınırsız bir hürriyet ister. Gerçi hür yaşamak her insanın en tabii hakkıdır; ama başkasının hürriyetine tecavüz etmediği sürece bu böyledir. Herkesin hürriyeti, başkasının hürriyetine dokunmadığı nisbette vardır.
İçki, bilindiği gibi hem içeni zehirleyip şuurunu zedeliyen, hem aileyi ve yakın çevreyi huzursuz eden, hem aile ekonomisini sarsan, hem çoluk çocuğa kötü örnekler veren bir ibtüâdir. İslâm Dini, insan sağlığına çok önem veren, âüe bütçesini savurganlıktan koruyan; insanı ibâdetten, zikirden, şuurlu sohbet ve hizmetten alıkoyan herşeyin karşısmdadır. İçki bunların başında gelir. Bu sebeble onun damlasını bile haram kılarken, içene de bir takım caydırıcı cezaların uygulanmasını emretmiştir.
O halde içki içip kokusu ağzında mevcut olan veya sarhoş bir vaziyette yakalanıp getirilen ve içki içtiği bu sebeplerle tesbit edilen kimseye hadd = ceza uygulanır.
imam Ebû Hanîfe'ye göre, şahıs kendisi içki içtiğini -ağzı koktuğu halde- ikrar ederse, yine de ona hadd tatbik edilir. Ama kokusu tamamen zail olduktan sonra bunu ikrar etmesi haddi gerektirmez, îmam Ebû Yusuf da ayni görüştedir-
Yine bu iki imama göre, adamın sarhoşluğu ve ağzındaki koku iyice zail olduktan sonra, onun içki içtiğine dair iki kişi gelip şahidlikte bile bulunsa, ceza uygulanmaz.
Ancak, devletin yetkili organı biraz uzakta bulunduğu için, içki içeni yakalayıp götürürken mesafenin uzaklığı sebebiyle sarhoşluğu ve ağzındaki koku zail olursa, bilîcma' ona ,cezâ verilir.[1]
Müfta bin olan kavle göre, sarhoş kendi nefsine karşı ikçi içtiğini ikrar ederse, ona hadd gerekmez.[2]
Kişinin Sarhoş Olduğu Nasıl Tesbit Edilir?
Sarhoş olmanın ölçüsü nedir? Sadece ağız kokusu yeterli midir? Müctehid imamların bu hususta farklı görüş ve ictihadlan olmuştur :
a) İmam Ebû Hanîfe'ye göre, yeri gökten, erkeği kadından ayırdedemiyecek duruma gelen kimse sarhoş kabul edilir.
b) imam. Ebû Yusuf ile îmam Muhammed'e göre, sözleri birbirine karışır, ağzından bir takım anlamsız söz ve hezeyanlar çıkarsa, o takdirde sarhoş sayılır. Fetva da bu iki imamın görüşüne göredir.[3]
Bir Kişinin İçki İçtiğine Şahidlik Yapanlardan Neler Sorulur?
İsİâm hukuku, şahidlerin mücerred iddiasını bir ölçü olarak kabul etmez, belki bu hususta onlardan bazı önemli hususları sorar ve alacağı cevaba göre hüküm verir. O halde şahidler hâkimin huzuruna alındıklarında, hâkim onlardan şunları sırasiyle sorar :
a) İçki nedir?
b) Bu adam içkiyi nasıl içti? Kendi arzusuyla mı, yoksa zorlanarak mı?
c) Nerede içti, islâm ülkesinde mi, gayr-i müslim bir ülkede mi?
d) Ne zaman içti?[4]
Şahidler bütün bu hususiara olumlu cevap verdikten sonra hâkim içki içeni -adaleti tecelli ettirinceye kadar- hapseder. [5]
Kimler İçki İçmekten Dolayı Cezalandırılır?
Bir kimsenin içki içtiğinden dolayı cezalandırılması için kendisinde şu vasıfların bulunması gerekir :
1 — Âkil olması,
2 — Ergen olması,
3 — Müslüman bulunması,
4 — Dilsiz olmaması.
O halde çocuk, deli, gayr-i müslim ve dilsiz içki içtiği takdirde hadd vurulmaz, sadece onları bundan vazgeçirmenin yolları araştırılır, iki gözünü kaybetmiş kimse, içtiği takdirde kendisine hadd vurulur. Çünkü a'manm sarhoş olması, hem kendisi, hem çevresi için büyük tehlike doğurabilir.[6]
Bir Müslüman islâm ülkesinde içki içer, ilgililer kendisini hâkime götürdüklerinde, «ben içkinin haram olduğunu bilmiyordum» demesi dikkate alınmaz, gereken ceza uygulanır. Çünkü İslâm ülkesinde oturan her Müslümanın helâl ve haramı bilmesi gerekir. Bilmemek mazeret sayılmaz. [7]
İçkiyi Meyve Suyu Sanıp İçtiğini Söylerse :
içki içtiği şahitlerin şehadetiyle tesbit olunan kimse, hâkime, «Ben onun rakı ya da şarap olduğunu bilmiyordum, süt ya da meyve suyu sanarak içtim» derse, bu iddiasına itibar edilmez gereken ceza verilir- Ancak, fukahanın bazısına göre, şıra sanarkK içtiğini iddia eder ve hâkimin de kanaati bu yönde tecelli ederse, kendisine hadd vurulmayabilir.[8]
İçki Konusunda. Kaç Şahide İhtiyaç Vardır?
İki erkeğin şehadeti yeterlidir. Ayni zamanda içki içenin bizzat ikrar etmesi de yeterli sebep sayılır. İkrarının bir defa olması kâfi gelir, tekrarına lüzum yoktur. Bu konuda, erkekle beraber kadınların şehadeti kabul olunmaz.[9]
içki içtiği ya şahidlerin şehadetiyle, ya da kendi ikrarıyla sübut bulduktan sonra adam iyice sarhoş ise, hemen hadd tatbik edilmez, ayıhp kendine gelmesi beklenir. Ağzından kokunun zail olup olmadığına bakılmaz.
Müslüman bir kimse kusar da kusmuğundan rakı kokusu gelir veya sadece kendisinden içki kokusu hissedilirse, şahidlerin şehadeti mevcut değilse, kendisine hadd vurulmaz. Çünkü bu ihtimal ilâç yerine içtiği veya zorla içirildiği mümkündür.
Şahidlerden biri onun içki içtiğini^ diğeri de içki kustuğunu söylerse, şahidlikler ayni noktada birleşmediği için, adama hadd tatbik edilmez. Bunun iki şahidin içilen vakit hakkındaki sözleri birbirini tutmaz veya şahidlerden biri onun içtiğini, biri de onun ikrar ettiğini söylerse, adama hadd uygulanmaz. Çünkü içtiği kesinlik kazanmamış şüphe de kalmıştır. Şüphe ile amel doğru değildir.
Şahidlerden biri bir adamın içki içtiği için sarhoş olduğunu, diğeri ise şıra veya şerbet içtiği için dengesini kaybettiğini söylerse, yine de ceza uygulanmaz. Çünkü bu durumda adamın cidden dengesinin kaybolması mevcut hastalığın içilen şıra veya şerbetle ortaya çıkması ihtimali mevcuttur.[10]
îçinde alkol bulunup insanı -azı olsun, çoğu olsun- sarhoş eden her madde içki sayılır ve islâm Hukukuna göre, bundan dolayı hadd uygulanır. [11]
İÇKÎ İÇTİĞİ SABİT OLUNCA
Kişinin içki içtiği sübut bulunca, başı, yüzü dışında vücudunun diğer kısımlarına seksen değnek vurulur. Üzerinde kalınca elbise varsa çıkarılır.
Şahidler şehadette bulunup suç sübut bulduktan sonra adam, «Bana zorla içirdiler» diye iddiada bulunursa, onun bu sözü dikkate alınmaz ve gereken ceza uygulanır. [12]
HADDİ KAZF
Bu fıkhî bir terimdir. Namuslu iffetli kadına zina isnad etmek ve bu hususta iftirada bulunmak anlamına gelir. Bu yüzden müfteriye ceza verilir.
İslâm Dini, namuslu iffetli kadınları bazı düşük kişilerin iftirasından korumak için bir takım ağır müeyyideler koymuştur. Bir kadına zina isnadında bulunan ve bunu dört şahidle isbat edemiyen kimseye seksen değnek ceza olarak vurulur.
Bunun meşruiyeti Ayet ve Hadisle sabit olmuştur. Müctehid imamların bunda görüş birliği vardır.
Şeriat dilindo kazf, zina atmak, yani zina iftirasında bulunmak, demektir. O halde sadece namuslu kadınlara değil, namuslu erkeklere de zina isnad edenler bunu şeriatın belirlediği ölçü ve anlamda isbat edemedikleri takdirde, seksener değnek vurulur.[13]
Seksen değnek vurulurken, üzerindeki iç çamaşır dışındaki elbiseler çıkarılır ve yüz ile başın dışında vücudun diğer kısımlarına dağıtılır.[14]
Zina isnadı, kişinin ikrarıyla sübut bulacağı gibi, böyle bir is-nadda bulunduğuna dair iki şahidin şehadetiyle de sübut bulur. Ancak bu iki şahidin erkek olması söz konusudur. Diğer hukuklarda olduğu gibi Hadd-i Kazf de de suçun sübutu iki erkek şahidle gerçekleşir.[15]
Erkeklerle beraber kadınların şehadetiyle sübut bulmaz- Ayni zamanda şehadet üzerine şehadetle de sübut bulmaz.[16]
Önce kazf ikrarında bulunur, sonra bundan rücu' ederse, kabul olunmaz ve gereken ceza uygulanır. Çünkü bu durumda bir Müs-lümana zina. isnad etmiş, onun adını kötüye çıkarmıştır. Sonra da bundan dönüş yapmanın bir anlamı yoktur; kendine hâkim olmalıydı. [17]
Zina İsnadında Bulunan Kimseye Hadd Ne Zaman Gerekir?
Bilindiği gibi, fıkıhta, başkasına zina isnad edene kaazîf denilir. Bu isnadından dolayı -tabii dört şahit getiremediği takdirde- ceza görebilmesi için, zina isnad ettiği kimsenin -ki buna makzuf denilir- iffetli-namuslu olması gerekir. Aksi halde hadd-i kazf gerekmez.
Bir kimsenin muhsen = iffetli namuslu sayılabilmesi için şu beş şartın bulunması gerekir : Hür olması, ergen bulunması, aklı yerinde olması, Müslüman ve iffetli bulunması. Daha önce zina etmemiş olması, veya şüphe ile veya fasit bir nikâhla -ömründe bir defa olsun- bir kadınla cinsel temasta bulunmaması.[18]
Zina etmemiş bir adama «Ey zânîi» diye hitab eden kimse hakkında isnada uğrayan davacı olabilir ve isbat edildiği takdirde ona hadd-i kazf gerekir. Çünkü namuslu bir kimseye zina isnad etmek, onu büyük bir günahla, iffetsizlikle suçlamak demektir.
Ama zina ettiği sabit olan bir kimseye «Ey zânî» veya «Ey zinâ-kâr!» diyen kimseye hadd gerekmez. Çünkü bunda bir suçlama söz konusu değildir.
Birine -ey zina çocuğu!» diye isnadda bulunan kimseye, isnada hedef olan kimsenin ana babası davacı olurlarsa, o takdirde hadd gerekir.
Ey zinâkârın kardeşi! demek de böyledir- İsnada hedef olanın kardeşi varsa davacı olabilir. [19]
Zina İsnad Edildiğini İddia Eden Kimseden Şahid İstenir :
Adanı hâkime başvurup «Falan adam bana zina isnad etti» diye davacı olursa, suç zanlısı çağrılır ve kendisinden sorulur, İtiraf ederse hadd gerekir. İnkâr ederse, yemin verilmez, davacıdan iki şâhid getirmesi istenilir. Getiremediği takdirde dava düşer.[20]
Zina isnadından dolayı hâkim şahitlerden şu hususları sorar :
a) Zina isnadı nedir, bundan ne anlıyorsunuz?
b) Ne zaman, nerede bu suçu isnad etti?
îmam Ebû Hanîfe'ye göre, şahidlerden biri «bu adam zina isnadında cuma günü bulundu» diğeri ise «cumartesi günü bulundu» derse, suç yine sabit görülerek müfteriye seksen değnek vurulur, îmameyne göre vurulmaz. Çünkü şahidlerin ifadeleri birbirini tut-maiüakta ve şüpheli bir durum ortaya çıkmaktadır. Şüphe ile amel edilmez. Ancak el-Muhit sahibi Radıyüddin Serahsî, İmam A'zam'm görüşünü daha uygun kabul etmiştir.
Bunun gibi, zina isnadının yapıldığı yer hakkında şâhidler farklı mekânlar söylerse, îmam A'zam'a göre, yine de hadd gerekir. İma-meyne göre gerekmez.
İffetli -namuslu bir kimse öldükten sonra bir adam ona zina isnadında bulunursa, varisleri davacı olabilir. Adamın isnadı tesbit edildiği takdirde kendisine hadd cezası gerekir.
Ancak kardeşler, kızkardeşler, amcalar, dayılar arasından ölen kimseye zina isnad edildiğinde, bunların davacı olma hakkı yoktur; davacı olmaya ancak usûl ve furû'un hakkı vardır.[21]
Kendisine Zina İsnad Eden Baba-Anası Olursa :
Kendisine zina isnad eden kimse onun babası veya anası veya dedesi veya ninesi olursa, davacı olmaya hakkı yoktur. Ama kendisi babasına veya anasına, ya da kardeşine ve amcasına zina isnad eder ve bunu isbat edemezse, hadd-i kazf gerekir. Yani kendisine seksen değnek vurulur.
Adam kendi oğluna «Ey zinâkâr kadının oğlu!» derse ve kadın da hayatta değilse, ama başka bir kocadan onun diğer bir oğlu varsa, onun davacı olma hakkı vardır. [22]
[1] Siracü'l-Vehhac - Şemsü'l-Eimme Halvairi.
[2] El-Hidâye – Merğinanî.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/179-180.
[3] Fetâvâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/180.
[4] Fetâvâ-yi Kaadıhan.
[5] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/180.
[6] Bahr-i Râik - îbn Nüceym.
[7] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/180-181.
[8] Bahr-i Râik - îbn Nüceym.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/181.
[9] El-Hidâye – Merğinani.
[10] Fetâvâ-yl Hindiyyo.
[11] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/181-182.
[12] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/182.
[13] Fethü'l-Kadir - Kemal b. Hümanı.
[14] Şerh-i Nükaaye-Şeyh Ebu'l-Mekarim.
[15] El-îhtiyar Şarhü'l-Muhtar.
[16] Fetâvâ-yr Kaadıhan.
[17] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/182-183.
[18] Şerh-i Tahavî.
[19] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/183.
[20] El-Cevheretü'n-Neyyire.
[21] Şerh-i Tahavi - Fetâvâ-yi Hindiyye.
Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/184.
[22] Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 3/184.
İslami Okul Okulların En Önemlisi