Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 06 Teyemmum - Fikhussunne

TEYEMMÜM

Tanım

Teyemmümün lügat manası "yönelmek" demektir. Şer'i manası ise, onsuz yapılamayan namaz ve benzeri ibadetleri mubah kılmak niyeti ile elleri ve yüzü mesh etmek için temiz toprağa yönelmektir.

1.7.2. Meşruiyetinin Delili

Teyemmümün meşru oluşu kitap, sünnet ve icmâ ile sabittir. Kitaptan delili şudur: Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "Eğer hasta veya yolculukla iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz ve bu durumlarda su bulamamışsamz, tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar. "(22) Sünnetten delil: Ebû Uma-me'nin rivayet ettiği hadise göre, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Yeryüzünün hepsi, benim ve ümmetim için hem secde yeri, hem de temizleme aracı kılındı. Ümmetimden herhangi bir kimse namaz vaktine ererse temizleyicisi yanındadır." (Hadisi Ahmed rivayet etmiştir.) îcmâ'a gelince: Bütün müslümanlar, belli durumlarda abdest ve guslün yerine, teyemmümün meşrû olduğuna icma etmiştir. Allah'ın bu ümmete tahsis ettiği bir Özellik olduğunu Câbir'in rivayet ettiği hadisten anlamaktayız. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Daha önce hiçbir kimseye verilmeyen beş şey bana verildi, a- Düşmanlarıma karşı bir aylık yoldan korku salmakla, yardım olundum, b- Yeryüzü

(22) Nisa: 43.

benim için mescit ve temizleyici kıtındı. Öyleyse ümmetimden herhangi bir kimse namaza yetişirse hemen kılsın, c- Benden önce hiçbir kimseye helâl kılınmayan ganimetler bana helâl kılındı, d- Şefaat hakkı sadece bana verildi, e- Her Nebi hususi olarak kavmine gönderilmiştir. Ben ise bütün insanlara umumi olarak gönderildim." (Hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.)

1.73. Teyemmümün Meşru Oluşunun Sebebi

Aîşe (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre, o şöyle demiştir: "Bir yolculukta Rasûlülİah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdik. Beydâ mevkiine gelince, gerdanlığım kopup kayboldu. Rasûlülİah ve beraberindekiler, onu aramak için beklediler. O yerde su olmadığı gibi, yanlarında da su kalmamıştı, insanlar Ebû Bekir'e gelerek 'Aîşe (r.a.)'nin ne yaptığım gördün mü?' dediler. Ebû Bekir, Rasûlüllah'm yanma geldi. Rasûlülİah ise dizlerimde uyumaktaydı. Ebû Bekir beni azarlayarak bir çok şeyler söyledi ve eliyle böğrüme vurmaya başladı. Rasûlülİah dizlerimde uyuduğu için hiç kıpırdayamıyordum. Sabah olunca uyandı ve hiç su yoktu. Bu esnada Allah Tcala teyemmüm ayetini inzal buyurdu. Seyyid b. Hudayr, 'Ey Ebubekir hanedanı, bu sizin ilk bereketiniz değil', dedi." Aîşe (r.a.) devamla, "üzerinde bulunduğum deveyi kaldırınca, gerdanlığı altında bulduk." (Hadisi Buharî, Müslim, Ebû Dâvûd, tbn Mâce, Nesâî rivayet etmiştir.)

1.7.4. Teyemmümü Mubah Kılan Sebepler

Aşağıdaki sebeplerden biri bulunduğu takdirde teyemmüm yapmak, hem abdestsizlik hem de cünüplük için, yolculukta veya mukim iken mubah olur.
a) Su bulamazsa veya bulduğu su temizliğe yeterli olmazsa teyemmüm eder. İmran b. Husayn (r.a.) rivayet ettiği hadiste şöyle demiştir: "Bir yolculukta Rasûlülİah ile beraberdik. Cemaate namaz kıldırdı. Bir de baktık ki birisi bizden ayrı duruyor. Rasûlülİah ona; 'namaz kılmaktan seni engelleyen nedir?' diye sordu. Adam; 'cünüp oldum. Su da bulamadım' dedi. Rasûlülİah; "işte sana yeryüzü, bu sana yeter,' buyurdu." (Hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.) Ebu Zer'den rîvayeten, Rasûlülİah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "On sene su bulamayana dahi, toprak temizleyicidir." (Hadisi Tirmizî, Nesâî, Ebû Dâvûd, Ibn Mâce rivayet etmiş, Tirmizî hadis hasen, sahihtir demiştir.) Fakat teyemmüm etmeden önce kendisinin suyu araması, yol arkadaşlarına veya yakın mesafede olanlara sorması gerekir. Eğer suyun bulunmadığı veya çok uzak olduğu kesin ise, araştırması gerekmez.
b) Eğer vücudunda yara varsa veya hasta ise, suyu kullandığı takdirde hastalığının artmasından veya geç iyileşmesinden korkarsa, ister bunu tecrübe ile bilsin, isterse güvenilir bir doktorun haberi ile bilsin, teyemmüm eder. Cabir (r.a.) rivayet ettiği hadiste şöyle demiştir: "Bir yolculuğa çıkmıştık. Birimizin başına bir taş düştü, başı yarıldı, sonra cünüp oldu. Arkadaşlarına 'Teyemmüm etmeye benim için ruhsat var mı?' diye sordu. Arkadaşları 'sen suyu kullanmaya kadirsin. Sana bir ruhsat bulamıyoruz' dediler. Yıkandı ve bundan doiayı Öldü. Rasûlüîlah'ın huzuruna gelince, durum kendisine bildirildi. Rasûlülİah şöyle buyurdu: "Kahrol as il ar, öldürdüler onu. Biliniyorlarsa soramaz mıydılar? Şüphesiz cahilliğin tedavisi soru sormaktır. O kişiye teyemmüm yapması, yarasının üzerine bir sargı bağlayıp, üzerine mesh edip diğer tarafları yıkaması yeterli idi." (Hadisi Ebu Dâvûd, îbn Mâce, Dârekutnî rivayet etmiş, Ibn Seken sahih-1 cm iştir.)
c) Su çok soğuk olduğu zaman, onu kullandığı takdirde zarar meydana geleceğini zannediyorsa, ücretle bile suyu ısıtmaktan aciz kalıyorsa veya hamama girmesi mümkün değilse, teyemmüm eder. Amr b. Âsmı'm rivayet ettiği hadise göre; o Zâtusseîâsii savaşına gönderilmesi hakkında şöyle demiştir: "Şiddetli, soğuk bir gecede cünüp oidum. Yıkandığım takdirde öleceğimden korktum. Sonra arkadaşlarımla sabah namazını kıldık. Rasûlüîlah'ın yanma gelince durumu O'na anlattılar. Şöyle buyurdu: "Ya Amr cünüp olduğun halde arkadaşlarına namaz kıldırdın öyle mi?" dedi. Amr şöyle dedi: "Allah'ın şu âyetini hatırladım: "Nefsinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı merhametlidir. "(23) Teyemmüm edip, namaz kıldım, dedim. Rasûiüllah güldü ve bir şey söylemedi." (Hadisi Ahmed, Ebû Dâvûd, Hakim, Dârekutnî ve îbn Hibbân rivayet etmişlerdir. Buhârî bu hadisi, tâliken rivayet etmiştir.) Bu hadiste Rasûlüilah sallallahu aleyhi ve sellem'in takriri vardır. Rasûlülİah sallallahu aleyhi ve sellcm'İn takriri hüccettir. Çünkü, Rasûlülİah saîlallahu aleyhi ve sellem yanlış bir şeyi beğenmez.
d) Eğer su yakın olduğu halde, nefsine, malına, ırzına bir zarar geleceğinden veya arkadaşlarının gideceğinden korkarsa, teyemmüm edebileceği gibi, kendisi ile su kaynağı arasında insan veya başka korktuğu bir düşman varsa, kova, ip gibi su çıkarma aletleri bulunmayıp suyu çıkar-

(23) Nisa: 29.

maktan da aciz ise, bütün bu durumlarda suyun bulunması bile yok olması demektir ki teyemmüm eder. Bunun gibi yapmadığı bir işin kendisine iftira edileceğinden ve onunla da zarar göreceğinden korkarsa, yine teyemmüm edebilir. Kendisi veya kuduz olmayan köpek dahi olsa başkalarının içmesi için veya hamur yapmak, yemek pişirmek, af olunmayacak derecede necaseti gidermek için yeteri kadar su varsa bunlar için suyu saklayıp,'teyemmüm edebilir. îmam Ahmed demiştir ki; "Sahabeden bir çokları teyemmüm etmiş, içmek için suyu saklamışlardır." Ali (r.a.)'dan rivâyeten; o "Yolculukta iken cünüp olan, yanında biraz su olduğu halde susayacağmdan korkan kişi, yıkanmayıp teyemmüm eder." demiştir. (Bu hadisi Dârekutnî rivayet etmiştir.) İbn Teymiyye, "Abdesti sıkışmış, suyu da bulamayan birinin, sıkışmış iken kılmasından abdeslini bozup teyemmümle kılması daha efdaldir" demiştir.
e) Suyu kullanmaya gücü yetip, abdest veya gusül için suyu kullandığı takdirde vaktin çıkacağından korkarsa teyemmüm edip namaz kılar, sonra namazı iade etmez.

1.7.5. Teyemmüm Edilmesi Caiz Olan Toprak

Teyemmüm etmek temiz toprakla ve her toprak cinsinden olan kum, taş, kiremit gibi şeylerle caizdir. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "Temiz toprağa teyemmüm edin"(24) Lügat bilginleri âyette geçen "sa'iden" kelimesinin, toprak olsun veya başka şey olsun, yeryüzü olduğunda icmâ etmişlerdir.

1.7.6. Teyemmümün Yapılışı

Teyemmüm edenin önce niyet etmesi gerekir. (Niyet hakkındaki açıklama, abdest bahsinde geçti.) Sonra besmele çeker. Ellerini temiz toprağa vurur, yüzünü ve bileklere kadar ellerini mesh eder. Bu konuda Am-mar'ın rivayet ettiği hadisten daha açık ve daha sahih hadis yoktur. Am-mar rivayetinde şöyle diyor: "Cünüp oldum. Su bulamayınca temiz toprağa yatarak sağa sola yuvarlandım ve bu şekilde teyemmüm ederek, namaz kıldım. Durumu Rasûlüllah'a anlatınca, Rasûlüllah aleyhisselâm; "şöyle yapman sana yeterdi," buyurdu ve avuçlarını birbirine vurarak, sonra onlara üfledi ve elleriyle yüzünü ve avuçlarım mesnetti." (Hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.) Bu hadisin başka bir lafzında, "avuçlarınla toprağa vurup, sonra ellerine üflemen sonra yüzünü ve bileklerine kadar elle-

(24) Nisa: 43.

rini mesh etmen sana yeterdi." şeklindedir. (Bu hadisi de Dârekutnî rivayet etmiştir.) Bu hadisten, elleri bir defa yere vurmak ve sadece elleri avuçlarıyla meshetmek anlaşılmaktadır. Toprakla teyemmüm eden kimsenin ellerini silkelemesi ve ellerine üflemesinin, yüzünü toprak içinde bırakmamasının sünnetten olduğu anlaşılmaktadır.

1.7.7. Teyemmümle Yapılması Mubah Olan Şeyler

Teyemmüm su bulunmadığı zaman abdest ve guslün yerine geçer. Abdest ve gusülle mubah olan herşey, namaz kılmak, mushafa dokunmak ve diğerleri gibi şeyler, teyemmümle de mubah olur. Teyemmümün sahih olması için vaktin girmesi şart değildir. Teyemmüm yapan kişi bir teyemmümle farz ve nafile namazlardan dilediği kadar kılabilir. Teyemmümün hükmü abdestin hükmü gibidir. Abdcsl ne ise teyemmüm de odur. Ebû Zcr'den rivayeten, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz temiz olan yer, müslümamn temizlik vasıtasıdır. Hatla on sene su bulamazsa bile. Suyu bulduğu zaman vücuduna suyu değdirsin. Bu onun için daha hayırlıdır." (Hadisi Ahmcd ve Tirmizî rivayet etmiş, Tirmizî, ise sahihlemiştir.)

1.7.8. Teyemmümü Bozan Şeyler

Su bulamayanın suyu bulması, suyu kullanmaktan aciz kalanın suyu kullanmaya gücü yetmesi, teyemmümü bozduğu gibi, abdeste bedel olan teyemmümü, abdesti bozan herşey bozar. Fakat teyemmüm ile, namaz kıldıktan sonra su bulursa veya namaz bittikten sonra suyu kullanmaya gücü yeterse, vakit kalsa bile namazı iade etmesi gerekmez. Ebû Saîd el-Hudrî'den rivayeten, o demiştir ki: "iki adam bir yolculuğa çıktı, namaz vakti olunca yanlarında su yoktu. Temiz toprağa teyemmüm ederek namaz kıldılar. Sonra vakit içinde su buldular. Birisi abdesti ve namazı iade etti, diğeri iade etmedi. Sonra Rasûlüllah'a gelerek durumu anlattılar, Rasûlüllah iade etmeyene; 'Sünnete isabet ettin. Namazın sana kâfidir,' buyurdu. Abdest alıp namazını iade edene ise; 'Senin için iki kat ecir vardır,' buyurdu." (Hadisi Ebû Dâvûd ve Nesâî rivayet etmiştir.) Ancak suyu bulup da namaza girdikten sonra ve namaz bitmeden Önce, suyu kullanmaya gücü yeterse, geçen Ebû Zer hadisine göre abdesti bozulmuş, suyla temizlenmesi vacip olmuş olur. Cünüp veya hayz olan kimsenin, teyemmümü mubah kılan sebeplerden bir sebeple teyemmüm ettiği zaman, namazı iade etmesi gerekmez. Sadece suyu kullanmaya gücü yettiği zaman yıkanması gerekir. Ömer (r.a.) rivayet ettiği hadiste şöyle demiştir: "Rasû-
lüllah cemaate namaz kıldırdı. Namazı bitirince bir de baktık, bir adam ayrılmış, cemaatle namaz kılmamış. Rasûlüllah o kimseye; cemaatle namaz kılmaktan seni ne alıkoydu, ey adam?" dedi. Adam cevaben; 'Cünüp oldum, su bulamadım,' dedi. Rasûlüllah, 'işte sana temiz toprak, o sana yeter,' buyurdu." Sonra tmrân olayı şöyle anlattı: "Onlar su bulunca Rasûlüllah cünüp olan adama bir kap su verdi ve 'Git bunu üzerine dök' buyurdu." (Hadîsi Buharı rivayet etmiştir.)
 SARGI VE BENZERLERİ ÜZERİNE MESH

Sargı Bezleri ve Sargı Üzerine Meshİn Meşru Oluşu

Yaralı olan uzvu bağlamak üzere kullanılan sargı ve benzerleri üzerine mesh meşrudur. Bu konuda bir çok hadis vardır. Bu hadisler her ne kadar zayıf olsa bile birbirini kuvvetlendirecek ve meşru olduğuna delil olmaya yeterli olacak rivayet yollarından gelmişlerdir. Câbîr'in rivayet ettiği hadis bunlardandır: "Bir adamm başına taş düştü, başını yardı, sonra cünüp oldu. Arkadaşlarına; 'teyemmüm yapmak için bana izin var mı?' diye sordu. Arkadaşları; 'Hayır, suyu kullanmaya gücün yetiyor, sana izin bulamıyoruz,' dediler. Yıkandı ve Öldü. Rasûlüllah'm yanma gelip, durum kendisine bildirilince, Rasûlüllah şöyle buyurdu: "Kahrolasilar, Öldürdüler onu! Bilmedikleri konularda sorsalardı ya. Şüphesiz cehaletin çaresi sormaktır. Halbuki teyemmüm yapması kâfi gelirdi. Yarasını sarıp bağlaması, üzerine meshedip, kalan vücudunu yıkaması yeterliydi." (Hadisi Ebû Dâvûd, İbn Mâce, Dârekutnî rivayet etmiş, İbn Seken sahihlemiştir.) Ibn Ömer'in de sargılar üzerine mesh etmiş olduğu sahih olarak rivayet olunmuştur.

1.8.2. Meshin Hükmü

Abdest ve gusülde yaralı olan uzvu yıkamak veya mesh etmek yerine geçen sargılar üzerine mesh etmenin hükmü vaciptir.

1.83. Mesh Ne Zaman Vacip Olur?

Bir kimsede yara veya kırık olursa, abdest veya gusül almak istediğinde bu yaralar, suyun sıcak olmasını gerektirse bile azalarını yıkaması vaciptir. Eğer yıkadığı takdirde hastalık meydana gelmek veya ağrısı artarak iyileşmesi gecikmek gibi sebeplerle hasta olan uzvu yıkamaktan dolayı zarar meydana geleceğinden korkarsa, yıkama farziyeti, hasta olan azayı su ile silmeye döner. Eğer mesh yaptığı takdirde yine zarar göreceğin-
den korkarsa, yarası üzerine bir sargı veya kırık üzerine bir bağ bağlar. Bu bağlar ve sargı hasta olan uzvu açmamalıdır. Sonra sargının tümü üzerine bir defa mesh eder, bağ veya sargı bağlanmadan önce taharet üzere bulunmak şart olmadığı gibi, belli bir zamanla da sınırlı değildir. Özür devam etliği müddetçe, abdest ve gusülde, devamlı olarak üzerine mesh eder.

1.8.4. Meshi Bozanlar

Sargı üzerine mesh, yaranın iyileşmesi sebebiyle sargının yerinden düşmesi veya çıkması ile yerinin iyileşmesi halinde bozulur.

1.8.5. Su ve Toprağın Bulunmaması Halinde Namaz

Bir kimse suyu ve toprağı bulamazsa bulunduğu hal üzere namaz kılar, namazlarını iâdc etmesi gerekmez. Çünkü Müslim'in Âişc (r.a.)'dan rivayet etliği hadise göre; Aîşc (r.a.) Esma'dan bir gerdanlık emanet almıştı. Gerdanlık kayboldu. Rasûlülîah gerdanlığı aramak için ashabından bazılarını gönderdi. Namaz vakti olunca abdeslsiz namaz kıldılar. Rasû-lüllah'a geldikleri zaman bu durumu şikâyet ettiler ve teyemmüm âyeti nazil oldu. Useyd b. Hudayr Aîşe'ye şöyle dedi. "Allah senin hayrını versin. Allah'a yemin olsun ki, sana gelen herhangi bir işte Allah sana mutlak bir çıkış yolu gösterdi ve müslümanlara da iş için bereket kıldı." Bu , sahâbiler yeryüzü onlara temiz kılınmadığı zaman namaz kıldılar, durumu Rasûlüllah'a şikâyet ettiklerinde Rasûlüllah hoşnutsuzluk belirtmedi ve namazlarını iâdc etmelerini de emretmedi. Nevevi; "bu hadis, delil olarak sözlerin en
kuvvetli sidir." dedi.