Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 10 Nafilenamaz - Fikhussunne

 NAFİLE NAMAZLAR BAHSİ

Meşruiyeti

Nafileler, farzların noksanlarını tamamlaması umulduğu için meşru kılınmıştır. Çünkü namazdaki fazilet, diğer hiçbir ibadette yoktur. Ebû Hureyrc'den rivâyelen; Rasûlüllah sallaliahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "insanların, kıyamet günü amellerinden ilk hesaba çekilecekleri şey namazdır. Rabbim meleklere, kendisi en iyi bildiği halde, 'kulumun namazına bakın, onu tamamladı mı yoksa noksan mı bıraktı. Eğer tamamlamışsa sevabı tam olarak yazılır. Eğer namazım noksan bırak-mtşsa kulumun nafilelerine bakınız. Eğer nafilesi varsa farzlarım nafile ile tamamlayın.' der. Sonra bunun üzerine diğer ameller ele alınır." (Hadisi Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.) Ebû Ümâme'dcn rivayeten Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Kulun kıldığı iki rek'at namazından daha faziletli bir şeye Allah izin vermemiştir. Kul namazda bulundukça başının üzerine iyilikler saçılıp durur." (Hadisin devamı vardır. Hadisi Ahmed, Tirmizî rivayet etmiş, Süyûıî ise sahîhlemiştir.) Mâlik Muvatta'ında 'bana gelen habere göre Rasûlüllah şöyle buyurmuştur' dedi: "Doğru olunuz. Mükâfatınız hesapsız olarak verilecektir. Biliniz ki amellerin en hayırlısı namazdır. Abdeste mü'minden başkası devam edemez." (Hadisi Müslim rivayet etmiştir.) Rebîa ibn Mâlik el-Eslemî"den rivayeten: "Rasûlüllah bana; 'iste benden ne istersen,' buyurdu. Ben de; 'cennetle seninle beraber olmayı istiyorum,' dedim. Rasûlüllah; 'bundan başka isteyemez misin?' dedi. "Hayır bunu istiyorum" dedim. Rasûlüllah da 'Öyleyse çok secde yapmak (namaz kılmak) suretiyle kendin için bana yardımcı ol,' buyurdu."

2.8.2. Nafilelerin Evde Kılınmalarının Müstehab Olduğu

Ahmed ve Müslim'in Câbir (r.a.)'den rivayet ettikleri hadiste Rasû-lüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz mescidde namazı kıldığı zaman evi için de namazlardan bir pay ayırsın. Muhakkak ki Allah, evde kıldığı namazından dolayı evine hayır kılar."
Ahmed'in Ömer (r.a.)'den rivayet ettiği hadiste Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve seüem şöyle buyurdu: "Kişinin evinde kıldığı nafile namaz bir nurdur. İsteyen evini nurlandırsın." Abdullah bin Ömer'den rivayeten Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Namazlarınızdan bazılarını evlerinizde kılınız. Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz." (Hadisi Ahmed, Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.)
Ebû Davud'un sahih bir sencdlc Zeyd bin Sabit (r.a.)'dcn rivayet ettiğine göre, Ncbî aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Kişinin evinde kıldığı namaz (farz namazlar hariç) şu mescidimde kıldığı namazdan daha ef-daldir."
Bu hadisler nafile namazların evde kılınmalarının müstehap olduğunu göstermekledir. Evde kılınan nafile namaz mesciddekinden daha faziletlidir. Nevevî şöyle der: "Rasûlüllah'm, nafile namazların evde kılınmasını teşvik etmesi, gözlerden gizli, riyadan uzak, amelleri boşa çıkaran şeylerden korunmuş olmalarından dolayıdır. Böylece namaz sebebiyle ev de bereketlenmiş olur. O eve rahmet melekleri iner. Şeytan ise o evden kaçar."

2.8.3. Nafilelerde Rek'atin Çokluğu Değil Kıyamın Uzunluğu Efdâldir

Buharı, Müslim, Tirmizî, Nesâî, ve İbn Mâce'nin, Muğîre bin Şu'bc'den rivayet ettiklerine göre, Muğîre demiştir ki: "Rasûlüllah namaza kalktığında ayakları ve topukian uyuşuncaya kadar namaz kılardı. 'Niçin böyle yapıyorsun?' dendiğinde 'Şükreden bir kul olmayayım mı?' derdi." Ebû Davud'un Abdullah bin Hubşî ci-Has'amî'den rivayet ettiği hadise göre; Nebî aleyhisselam'a "Hangi amel daha faziletlidir" diye sorulunca, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Namazda kıyamı uzatmaktır," buyurdu. "Sadakanın hangisi daha iyidir?" diye sorulunca; "Fakirin sa-dakasıdır." buyurdu. "Hicretin hangisi daha efdâldir?" denince: "Allah'ın haram ettiği şeylerden kaçamnkidir," buyurdu. "Cihadın hangisi daha iyidir?" diye sorulunca: "Malıyla canıyla müşriklerle cihad ede-ninkidir" buyurdu. "Hangi öldürülüş şekli daha şereflidir?" diye sorulunca, cevaben; "Kanı akıtılmış, ancak atı boğazlanarak öldürülebileninki-dir." buyurdu.

2.8.4. Nafilelerde Oturarak Kılmanın Caîz Oluşu

Nafile namazın bir kısmını oturarak bir kısmını ayakta kılmak sahîh olduğu gibi ayakta durmaya gücü varken oturarak kılmak da caizdir. Bir rek'alm bir kısmını ayakta, bir kısmım oturarak kılmak isterse; ister önce ayakta sonra oturarak olsun, ister önce oturarak sonra ayakta olsun, hepsi de kerahatsiz caizdir. İstediği gibi oturabilir. Efdal olan bağdaş kurarak oturmaktır. Müslim'in Alkame'dcn rivayet etliğine göre, Alkame şöyle dedi: "Aişe (r.a.)'ye Rasûlüllah otururken iki rekat namazı nasıl kılardı?' diye sordum. Âişc (r.a.) 'Her iki rek'aile kıraet yapardı. Rüku' etmek istediği zaman kalkarak rüku' ederdi.' dedi." Ahmed, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Ncsâî ve İbn Mâce'nin Aîşe (r.a.)'den rivayet etmiş oldukları bir hadiste Âişe (r.a.) "Gece namazlarında Rasûlüllah'm, kırâetini oturarak yaptığını hiç görmemiştim. Ancak, yaşlanınca namazda, oturarak okur, kırk veya oluz ayet kalınca kalkar onları okur sonra secde ederdi." dedi.

2.8.5. NAFİLELERİN KISIMLARI
2.8.5.1. Mutlak Nafile

Mutlak nafilenin namaz niyeti ile kılınması yeterlidir. Nevevî şöyle der: Nafileye başladığı zaman sayı belirtmezse bir rek'atle selâm vermesi, değilse iki, üç, yüz, bin ve daha fazla rek'atlerde selâm vermesi caizdir. Bilmediği sayıda kılar da sonra selâm verirse ihtilafsız olarak sahihtir. Bizim mezhebimiz uleması bunda ittifak etmişlerdir, imam Şafiî "İmlâ" kitabında bunu ifade etmiştir. Beyhakî'nin, Şafiî'nin senediyle rivayet etliğine göre; Ebu Zer, çok sayıda namaz kılıp sonra selâm verince Ahncf bin Kays ona şöyle dedi: "Biliyor musun, tek mi kıldın, yoksa çift mi kıldın?" Ebu Zer: "Bilmiyorsam da Allah biliyor ya dostum. Ebû'l Kâsım'dan işittim. Şöyle buyurdu" dedi. Sonra ağladı ve "dostum Ebû'l Kâsım'dan işittim. Şöyle buyurdu" dedi: "Allah için herhangi bir kul secde ederse Allah onu bir derece yükseltir ve bir kötülüğünü siler." (Dârimî hadisi "Müs-ncd"inde sahih bir scnedle rivayet etmiştir. Ancak bu senette, adalelinde ihtilaf edilen bir adam vardır.)

2.8.5.2. MukayyedNafile

Mukayyed nafileye gelince; tabi olduğu arza göre kısımlara ayrılır. Bunlara devam edilen sünnetler denir. Sabah, öğle, ikindi, akşam, yalsı ve diğerleri bu kısma girer, işte açıklamaları:

2.8.5.2.1. Sabahın Sünneti

a- Fazileti: Sabahın sünnetine devam etmenin fazileti hakkında birçok hadis gelmiştir. Bunları aşağıya alıyoruz:
Aİşe (r.a.)'nin, sabah namazından önceki iki rek'at hakkında yaptığı rivayette Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: "O iki rek'at bana bütün dünyadan daha sevimlidir." (Hadîsi Müslim, Ahmed, Tirmizî rivayet etmiştir.)
Ebû Hureyre'den rivayeten; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Allar sizi kovalasa bile sabahın iki rek'atını terket-meyin." (Hadisi Ahmcd, Ebû Dâvûd, Bcyhakî, Tahavî rivayet etmiştir.) Hadisin manası; özrü ne kadar şiddetii olursa olsun, isterse düşman kovalasın, sabahın iki rck'atmı terkelmeyiniz demektir.
Aişe (r.a.)'dcn rivayeten; o şöyle demiştir: "Rasûlüllah sabahtan önce iki rek'ata devam ettiği kadar hiçbir nafileye devam etmemiştir." (Hadisi Buhârî, Müslim, Ahmed, Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.)
Aişe (r.a.)'dan rivayeten; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Sabahın iki rekatı dünya ve içindekiler den daha hayırlıdır." (Hadisi Müslim, Ahmcd, Nesâî rivayet cımişıir.)
Ahmed ve Müslim'in Aişe (r.a.)'dcn rivayet ettiklerine göre Âişe (r.a.): "Rasûîüllah sallallahu aleyhi ve sellenı'in, sabahın iki rek'atma koştuğu kadar hiçbir hayra koştuğunu görmedim." demiştir.
b- Hafif kılınması: Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in bilinen tatbikatı, sabahın iki rck'atmm kırâetini hafif yaptığıdır.
Hafza (r.a.)'dan rivayeten: "Rasûlüllah, sabah namazından önce evimde iki rck'atı çok hafif olarak kılardı." demiştir. Nafi' şöyle der: "Abdullah bin Ömer de aynı şekilde hafif kılardı." (Hadîsi Buharı, Müslim, Ahmed rivayet etmiştir.)
Aişe (r.a.)'den rivayeten; o şöyle demiştir: "Rasûlüllah sabah namazından önce iki rek'at kılar, onîarı gayet hafif yapardı. Hatta Fatiha'yı okudu mu, okumadı mı diye şüphe ederdim." (Hadisi Ahmed ve diğerleri rivayet etmiştir.)
c- Sabahın iki rek'at sünnetinde Kur'ân okumak: Sabahın iki rek'aündaki kirâctin Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve seİlcm'den gelen şekli ile okunması müstehaptır. Bu konudaki hadisler aşağıdadır:
Aişe (r.a.)'den rivayeten: "Rasûlüllah sabahın iki rek'atinde "Gul yâ eyyühe'l-kâfirân" ve "Gul hüve'tlâhu ehad" sûrelerini okurdu." (Hadisi
Ahmed, Tahavî rivayet etmiştir.) Tahavî: "Rasûlüllah bunları Fatiha'dan sonra okurdu. Çünkü daha önce geçtiği gibi Fatiha'sız namaz caiz değildir," demiştir.
Aişe (r.a.)'den rivayeten: Rasûlüllah şöyle buyurdu: "Bu ikisi ne güzel sûredir." Aİşc demiştir ki: "Rasûlüllah bu iki sûreyi, sabah namazından önceki iki rek'atte, yani sünnette okurdu." (Hadisi Ahmcd, İbn Mâce rivayet etmiştir.)
Câbir'den rivayeten: Bir adam sabah namazının iki rek'atmı kılmak için kalktı. Birincide "Gut yâ eyyühe'l-kâfirûn" sûresini bitirinceye kadar okudu. Nebî aleyhisselam; "Bu kul Rabbini tanımıştır," buyurdu. Diğer rck'atıc "Gul hüve'llâhu ehad" bitirinceye kadar okudu. Rasûlüllah: "Bu kul Rabbinc inanmıştır," buyurdu. Talha, "Bu İki sûreyi, bu iki rek'atte okumak en çok sevdiğimdir." demiştir. (Hadisi İbn Hibban, Tahavî rivayet etmiştir.)
îbn Abbas'dan rivayeten: Rasûlüllah, sallallahu aleyhi ve sellem sabahın iki rek'atmda "Gâlâ âmenna bi'llahi ve mâ ünzile ileynâ"(2\) ikinci rck'aüc ise Âl-i İmrân süresindeki, "Teâlev ilâ kelimetin sevâin beynenâ ve beynekum"(22) ayetini okurdu. Yani Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem birinci rek'atte "Gâlâ âmenna bi'llahi"den, "ve nahnu lehû müsUmûri'ç, kadar okurdu. İkinci rek'altc, "Gul yâ ehle'l-kitâbî ıcâlev ilâ kelimetin' 'den, "fe-gûlü'shedû bi-ennâ müslimûn'c kadar okurdu.
İbn Abbas'dan Ebû Davud'un bir rivayetinde Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem birinci rek'atte "Gâlû âmenna bi'llâhi'yı okur, ikinci rek'atte "felemmâ ehasse 7.çâ"dan, "eshed bi-ennâ müslimîn"e(23) kadar okurdu.
Yalnız Fatiha'yı okumak da caizdir. Nitekim Âişe (r.a.)'nin hadisinde geçtiği üzere Rasûlülİah sallallahu aleyhi ve sellem'in ayakla duruşu Fatihayı okuyacak kadardı.
d- Sabahın sünnetini bitirdikten sonra yapılan dua: Ncvcvî Ezkâr'm-da şöyle der: ibn Sünnî kitabında, Ebû'l-Melih'den, (ismi Âmir bin Usâme'dir), o da babasından rivayet ettiğine göre: "Bu zat, sabahın iki rek'atini kıldı. Rasûlüllah da onun namazına yakın olarak iki hafif rek'at kılmıştı. Sonra oturarak şu son duayı yaptığını işitti:

(21) Bakara: 136.
(22) Al-i Imıân: 64.
(23) Al-i îmrân: 52.

"Allahım! Cebrail, israfil, Mikâîl ve Muhammed'in Rabbi, cehennemden sana sığınırım." (Allâhümme Rabbe Cibrîle ve îsrâfile ve Mîkâîle ve Muhammed'en-Nebiyye sallallahu aleyhi ve sellem, e'ûzii bike min'en-nâr.) Üç defa bunu tekrar etti. Yine Enes'deiı, rivayet olunduğuna göre Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir: "Kim Cuma gününün sabahı, sabah namazından önce:
"Kendinden başka ilâh olmayan Hayy ve Kayyüm olan Allah'a istiğfar ederim, ve ona tevbe ederim." (Estağfiru'llahe-llezî lâ ilahe illâ hü-ve'l-Hayyu'l-Kayyume ve etûbü ileyh.) okursa o kimsenin günahı deniz köpüğü kadar da olsa Allah onu affeder."
e- Sünneti kıldıktan sonra yaslanmak: Aişe (r.a.) şöyle demiştir: "Rasûlüllah sabahın iki rek'atini kılınca sağ yanı üzere yaslanırdı." (Hadisi, Buharı, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Ncsâî, îbn Mâce rivayet etmiştir.) Yine Aişe (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; o şöyle demiştir: "Rasûlüllah sabahm sünnetini kıldığı zaman eğer uykudaysam yaslanırdı. Uya-nıksam benimle konuşurdu." Namazdan sonra yaslanmanın hükmü hakkında çok ihtilaf edilmiştir. Anlaşılan şudur ki, sünneti evinde kılan bir kimsenin yaslanması müslehabdır. Camide kılanın ise müstehab değildir.
Hafız, 'Fetih' kitabında şöyle der: Bazı selef âlimleri bunun mescid-de değil de evde müstehab olduğu görüşündedirler. Bu, tbn Ömer'den de nakledilmiştir. Rasûlüllah'ın mescidde böyle birşey yaptığının nakledil-memesi sebebiyle, âlimlerimizden bazıları yukardaki görüşü kuvvetli say-mışiardır. Ibn Ömer'den, mescidde sünnetten sonra yaslanmayı engellediği sahih olarak nakledilmiştir. İmam Ahmed'e bu mesele sorulduğunda, o da; "ben bunu yapmıyorum, eğer bir kimse böyle yaparsa iyi yapmış ofur," demiştir.
f- Sabahın sünnetinin kazası: Ebû Hurcyre'dcn rivayeten: Rasûlüllah sailallahu aleyhi ve seîlcm şöyle buyurdu: "Sabah namazının sünnetini kılmamış olan kimse güneş doğunca kılsın" (Hadisi Beyhakî, rivayet etmiştir. Nevevî: 'hadisin senedi iyidir,' demiştir.) Kays bin Amr'dan rivayeten; o sabah namazına çıktığında Ncbî aleyhisselam'ı namazda buldu. Sabahm sünnetini henüz kilmamıştı. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber farzı kılıp, namaz bitince kalktı sünneti kıldı. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem yanından geçince "bu ne namazıdır," diye sordu. Sabahm sünneti olduğunu bildirince Rasûlüllah sustu. Birşey söylemedi. (Hadisi Ahmed, Ibn Huzeyme, Ibn Hibban, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Ibn Mâce rivayet etmiştir. Irakî 'hadisin senedi hasendir,' demiştir.) Buharı, Müslim ve Ahmed'in İmran bin Husayn'dan rivayet ettiklerine göre; Ra-
sûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem bir sefere çıktığında sabah namazında uyuya kaldılar. Güneşin hararetiyle uyanınca, güneş tam yükselinceye kadar beklediler. Sonra müezzine emrederek ezan okuttu. Farzdan önce iki rek'at kıldı. Sonra kalktı, farzı kıldı. Hadisin zahirinden anlaşıldığına göre, sabahın sünneti güneş doğmadan önce ve doğduktan sonra bir özre binaen veya özürsüz farzdan ayrı olarak veya farzla birlikte kaza edilebilir.

2.8.5.2.2. Öğlenin Sünneti

Öğlenin sünnetinin dört, altı veya sekiz rek'at olduğuna dair hadisler gelmiştir. Açıklaması aşağıdadır;
a- Dört rek'at olduğu hakkındaki hadisler:
Ibn Ömer'den rivâycıen; o demiştir ki, "Nebî aleyhisselam'dan on rek'at öğrenip ezberledim. Öğleden önce iki rek'at, sonra iki rek'al, akşamdan sonra evinde iki rek'at, yatsıdan sonra evinde iki rek'al, sabah namazından önce iki rek'at kılardı." (Hadisi Buharı rivayet etmiştir.)
Muğîre bin Süleyman (r.a.)'dan rivayeten; o demiştir ki; Ibn Ömer'den şöyle dediğini işittim: "Rasûlüllah, Öğleden Önce iki rek'al, sonra iki rek'at, akşamdan sonra iki rek'at, yatsıdan sonra iki rek'at, sabahtan Önce iki rek'atı terketmezdi." (Hadisi Ahmed iyi bir sencüe rivayet etmiştir.)
b- Altı olduğu hakkındaki rivayetler:
Abdullah bin Şakîk (r.a.)'den rivayeten; o demiştir ki; "Âişe'ye Rasûlüllah'ın namazı hakkında sordum. Aişe: 'Öğleden önce dört rek'at, sonra iki rek'al kılardı' şeklinde cevap verdi." (Hadisi Müslim, Ahmed ve diğerleri rivayet etmiştir.)
Ebu Süfyan'm kızı Ümmü Habîbe (r.a.)'den rivayeten; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Her kim bir gün ve bir gecede oniki rek'at namaz kılarsa onun için cennette bir ev yapılır: Öğleden Önce dört rek'at, sonra iki rek'at, akşamdan sonra iki rek'at, yalsıdan sonra iki rek'at, sabahtan önce iki rek'at." (Hadisi Tirmizî rivayet etmiş, 'Hadîs hasen, sahihtir' demiştir. Müslim ise hadisi muhtasar olarak rivayet etmiştir.)
c- Sekiz rek'at olduğu hakkındaki rivayetler:
Ümmü Habîbe (r.a.)'den rivayeten; o demiştir ki: Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu: "Her kim öğleden önce dört rek'at, sonra
dört rek'ai kılarsa Allah onun vücudunu cehenneme haram kılar." (Hadisi Ahmed, Ebû Dâvûd, Tirmİzî, Nesâî, İbn Mâce rivayet etmiş, Tirmizî hadisi sahih saymıştır.)
Ebû Eyyûb cl-Ensârî (r.a.)'den rivayeten; Ebû Eyyûb öğleden önce dört rek'at kılardı. Ebû Eyyûb'a, 'Sen bu namaza devam eder misin?' diye sorulunca; O da 'Rasûlüliah'm böyle yaptığını görmüştüm de ona sordum,' dedi. Rasûlüllah şöyle buyurdu: "Bu an gök kapılarının açıldığı saattir. Benim iyi amellerimin göğe yükselmesini istedim." (Hadisi Ahmed rivayet etmiştir. Senedi iyidir.)
d- Öğlenin farzından önce dört rek'at kılmanın fazileti: Aİşe (r.a.)'dcn rivayclcn; o şöyle demiştir: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve scllcm: "Öğleden Önce dört, sabahlan önce iki rek'ah hiçbir zaman lerkeimezdi." (Hadisi Buharı ve Ahmed rivayet etmiştir.) Yine Âişc'dcn (r.a.) rivayclcn: "Rasûlüllah saliailahu aleyhi ve seilem öğleden önce iki rek'at kılar, kıyamı uzatır, rüku' ve secdelerini güzel yapardı." tbn Ömer'in; "Rasûİiillah öğle namazından Önce iki rek'at kılardı," hadisiylc, diğer hadislcrdcki "dört kılardı" ifadesi arasında bir çelişki yoktur. Hafız "Fetih" kitabında şöyle der: "Evlâ olan iki türlü kılındığıdır. Yani Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve seilem bazan iki kılar, bozan dört kılardı. Bir görüşe göre Rasûlüllah mescidde kıldığında ikiyle yetinir, evde kıldığında dört rek'ai olarak kılardı." Şuna da ihtimal vardır ki; Rasûlüllah evinde iken iki rek'at kılar, sonra mescide çıkıp iki rek'at tc mescidde kılardı. Bu durumda ibn Ömer mescidde kıldığını görmüş, evde kıldığını görememiştir. Âişe (r.a.) ise her ikisine de şahit olmuştur. Birinci görüş, Ahmed ve Ebû Davud'un, Aişc (r.a.)'den rivayet ettikleri hadisle kuvvet bulmaktadır. Bu hadiste Aişe (r.a.) "Öğleden önce dört rek'at kılar, sonra mescide çıkardı" demiştir. Ebû Ca'fcr Tabcrî ise; "Çoğu kerre dört rek'at, bazan da iki rek'ai kılardı." demiştir.
Öğleden önce veya sonra dört rek'at kıldığı zaman, efdal olan her iki rek'atte selâm vermektir. Rasülülîah sallallahu aleyhi ve sellem'in şu hadisine göre bir selâmla kılması da caizdir: "Gece ve gündüz namazları ikişer, İkişer'dir." (Bu hadisi Ebu Dâvûd sahih bir senetle rivayet etmiştir.)
e- Öğlenin sünnetinin kazası:
Âişe (r.a.)'dcn rivayeten: "Rasûlüllah sallaliahu aleyhi ve seilem öğ-İe namazından önce dört rek'at kılmadığı zaman öğleden sonra onu kılardı." (Hadisi Tirmizî rivayet etmiş, 'hadis hasen ve garibdir,' demiştir.) tbn
Mâce'nin Âişe (r.a.)'den rivayet etliğine göre Âişe demiştir ki: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve seilem öğle namazından önce dört rek'atı kılmadığı zaman sonra iki rek'at kılardı." Bu durum önce kılman devamlı sünnetlerin kazası hakkındadır. Sonra kılman sünnetlerin kazası hakkında ise Ahmcd'in Ümmü Seleme (r.a.)'den rivayet ettiği hadis vardır: "Rasûlüllah sallallahu aieyhi ve seilem öğleyi kıldı, o sırada ona bir mal getirildi. Müezzin ikindi ezanım okuyuncaya kadar oturup o malı taksim etti. İkindiyi kıldı, sonra benim yanıma gelerek (Rasûlüllah o gün benim nöbetimdey-di) iki rek'at namaz kıldı. 'Ya Rasûlallah bu iki rek'at nedir?' dedik. "Bunların kilınmalanyla da emrolundun mu?' diye sorduk. Rasûlüllah: 'Hayır,' dedi. 'Bu iki rck'alı öğleden sonra kılacaktım, bu mal taksimi beni meşgul etti. Müezzin İkindi ezanını okuyunca bu iki rek'aü bırakmayı uygun görmedim.'" (Hadisi Buharı rivayet etmiş, Müslim, Ebû Dâvûd ise başka lafızlarla rivayet etmiştir.)

2.8.5.23. Akşamın Sünneti

Akşam namazından sonra iki rek'ai sünnet vardır. İbn Ömer'den daha önce geçen rivayete göre: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve scîlcm bu iki rek'at namazı lerkclmezdi.
Akşamın sünnetinde müstehab olan kırâet:
Akşamın sünnetinde Fatiba'dan sonra "Gul yâ eyyühe'l-kâfirûn" ve "Gul lıüve'llâhu ehad" okumak müstchabdır. ibn Mes'ûd (r.a.)'dan rivayeten; o şöyle demiştir: "Akşam namazından sonraki iki rck'atle ve sabah namazından önceki iki rek'altc Rasûlüllah saliallahu aleyhi ve sellem'in "Gul yâ eyyühe'l-kâfirûn" ve "Gul hüve'llâhu ehad" okuduğunu, sayamayacağım kadar Rasûlüllah'd an duymuşumdur." (Hadisi İbn Mâce, Tirmizî rivayet etmiş, Tirmizî hadisi hasen saymıştır.) Ayrıca evde edâ edilmesi de müsichabur. Mahmut bin Lcbib (r.a.)'den rivayeten; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve seilem Abdül Eşhel oğullarına gelerek onlara akşamı kıldırdı. Selâm verince onlara; "Bu iki rek'atı, evinizde kılınız" buyurdu. (Hadîsi Ahmed, Ebû Dâvud, Tirmizî, Nesâî rivayet etmiştir.) Rasûlüliah'm bu iki rek'atı evde kıldığı daha önceki hadislerde geçmiştir.

2.8.5.2.4. Yatsının Sünneti

Yatsıdan sonra iki rek'at sünnet kılmak hakkında hadisler daha önce geçti,

2.5.5.5. Gayri Müekked Nafile

Eda edilmesi kuvvetli olan sünnetler geçti. Bunun dışında başka
sünnetler vardır ki, bunları devamlı olmadan yapmak mendub olur. Gayrı müekked sünnetleri aşağıda açıklıyoruz:
Bu konuda şahinliği tartışılan birkaç hadis varsa da, senet yollarının çok olması sebebiyle bazısı bazısını kuvvetlendirmektedir.
Bunlardan birisi İbn Ömer (r.a.)'in hadisidir. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İkindiden önce dört rek'at kılan kişiye Allah merhamet elsin." (Hadisi Ahmcd, Ebû Dâvûd ve Tirmizî rivayet etmiş, Tirmizî hadisi hasen saymıştır. Bu hadisi İbn Hibbân sahihlediği gibi Ibn Huzeyme'de sah İh lemistir.) AH (r.a.)'nin hadisine göre: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ikindiden önce dört rek'at kılar, iki rek'at arasını mukarreb meleklere, nebilere, onlara uyan mü'min ve müslümanlara selâm ile ayırırdı." (Hadisi Ahmcd, Nesâî, Ibn Mâce, Tirmizî rivayet etmiş, Tirmizî hadisi hasen kabul etmiştir.) iki rek'at üzere kısaltmaya gelince, bunun delili; "Her ezan ve karne: arasında namaz vardır" hadisinin umumi mânâsıdır.

2.8.5.3,1. Akşamdan Önce İki Rek'at

Bubarî'nin Abdullah bin Muğaffcl (r.a.)'den rivayet ettiğine göre Nebî aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Akşam namazından önce kılınız. Aksam namazından önce kılınız. (Üçüncüde) isteyen kılsın." buyurdu, insanların bunu sünnet olarak kabul etmesini hoş görmediği için, üçüncüde "isteyen kılsın," buyurdu. Ibn Hibbân'dan bir rivayete göre Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem akşamdan önce iki rek'al kılmıştır. Müslim'in, İbn Abbas (r.a.)'dan rivayetine göre; o şöyle demiştir: "Güneş batmadan önce iki rek'at kılardık. Rasûlüllah bizi gördüğü halde, bize ne emretti, ne yasakladı." Hafız "Fetih" kitabında der ki: "Delillerin toplamı, sabahın sünnetinde olduğu gibi bu iki rek'aun da hafif kılınmasının müstehab olduğunu gösterir."

2.8.5.3.2. Yatsıdan Önceki İki Rek'at

Hadis imamlarının Abdullah bin Muğaffel (r.a.)'den rivayet ettiklerine göre Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Her ezanla kamet arasında namaz vardır. (Sonra üçüncüde) isteyen kimse için", buyurdu.
Ibn Hibbân'm İbn Zübeyr hadisine göre Rasûlüllah salfallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Farz olan hiçbir namaz yoktur ki, önünde iki rek'at nafile namaz olmasın."

2.8.5.4. Farz Namazlarla Nafile Namazlar Arasını Bir Namaz Kılacak Kadar Ayırmanın Müstehab Olduğu
Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabından birinin rivayetine göre: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ikindi namazını kılınca, adamın biri de kalkıp kılmaya başladı. Ömer (r.a.) adamı görünce, 'otur,' dedi. 'Çünkü ehli kitab, namazları arasında fasıla bırakmadıkları için helak oldular.' Rasûlüllah: 'İbn Hattab ne güzel yaptı' buyurdu." (Hadisi Ahmed sahih bir senetle rivayet etmiştir.)
 VİTİR

a- Fazileti ve Hükmü
Vitir, Rasûlüllah sallaliahu aleyhi ve sellem'in önem verdiği ve teşvik etliği müekked bir sünncüir. Ali (r.a.)'den rivayclen; o şöyle demiştir: 'Vitir, farz namazlar gibi gerekli bir namaz değildir. Fakat Rasûlüİlah vitir kılmış ve şöyle buyurmuştur: "Ey Kur'ân ehli 'vitir namazı' kılınız. Muhakkak Allah lek'iir ve tek'i sever." (Hadisi Ahmcd, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbn Mâcc rivayet etmiştir. Tirmizî hadisi hasen saymış, Hâkim ise, rivayet ederek sahih! emiş tir.)
Vitrin vacib olduğu hakkındaki Ebû Hanifc'nin görüşü zayıf bir görüştür. İbn Münzir: "Bu konuda Ebû Hanife'yc uyan-başka bir kimse bilmiyorum," demiştir. Ahmcd, Ebû Dâvûd, Nesâî ve İbn Mâce'ye göre Ki-nanc oğullarından Muhdici adında bir adama, Ebu Muhammed künyesiy-le bilinen ensardan bir adam vitr'in vâcib olduğunu haber verdi. Muhdicî, Ubâdc bin Sâmid'c giderek, Ebû Muhammed'in vitrin vacip olduğunu söylediğini ona bildirdi. Ubade bin Sâmid ise; "Ebû Muhammed yalan söylemiştir. Ben Rasûlülîah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Allahu Teâlâ'nın kullarına farz kıldığı beş vakit namaz vardır. Kim bunları eda eder, bunları küçük görmeyip zayi etmezse Allah'ın o kimseyi cennete koyacağına dair sözü vardır, iler kim bunları yapmazsa o kimse için Allah katında bir söz yoktur. Dilerse ona azab eder dilerse onu affeder." Buharı ve Müslim'in Talha bin Ubcydullah (r.a.)'m hadisinden naklettiğine göre Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sel-îem şöyle buyurmuştur: "Allahu Teâlâ gece ve gündüz beş vakit namaz farz kılmıştır." Arabî sordu: "Başka kılmam gerekir mi?" Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Hayır, ancak nafile kılarsan o başka." buyurdu.
b- Vitir Namazının Vakti
Vitir namazının vaktinin, yatsı namazından sonra başlayıp, sabaha
kadar devam etliği hususunda âlimler icmâ etmişlerdir. Ebû Temîmü'l-Ceyşânî'den rivayeten; Amr Ibn ül-Âs (r.a.) cuma günü insanlara bir hutbe okuyarak şöyle dedi: "Ebu Basra'nın bana anlattığına göre Nebî aley-hissclam şöyle buyurdu: 'Allah size bir namaz ziyade elti. O da Vitir'dir. Vitir namazını yatsı namazıyla sabah namazı arasında kılınız.'" Ebû Tcmîm şöyle demiştir: "Ebû Zer elimi tuttu. Mcsciddeki Ebû Basra'ya götürerek dedi ki: 'Sen Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den Amr'ın dediğini işittin mi?' Ebû Basra, 'evet' dedi. 'Rasûlüllah'dan işittim.'" (Hadisi Ahmcd sahih bir senetle rivayet etmiştir.) Ebu Mes'ûd-el Ensârî (r.a.)'den rivayclen; o demiştir ki: "Rasûlüllah gecenin evvelinde, ortasında ve sonunda vitri kılardı." (Hadîsi Ahmcd sahih bir senetle rivayet etmiştir.)
Abdullah bin Ebî Kays (r.a.)'dan rivaycıen: "Âişc (r.a.)'yc Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in vitir namazı hakkında sordum. Âişe de: 'Bazan gecenin evvelinde bazan sonunda vitri kılardı,' diye cevap verdi. "Kirâeıi gizli mi, açık mı yapardı?' diye sordum. O da: 'Hepsini yapardı. Bazan gizli bazan açık okurdu. Bazan (cünüblükten dolayı) yıkanarak uyur, bazan abdest alarak uyurdu' dedi" (Hadisi Ebû Dâvûd rivayet etmiştir. Hadisi aynı şekilde Müslim, Ahmcd ve Tirmizî rivayet etmiştir.)
c- Gece Sonunda Uyanamayacağmı Sanan Kimsenin Vitri Hemen Kılması, Uyanabileceğin! Sanan Bir Kimsenin ise Vitri Geciktirmesinin Müstehab Olduğu
Gecenin sonunda uyarlamayacağından korkan kimsenin gecenin evvelinde vitri kılmakta acele etmesi müstchabdır. Aynı şekilde gecenin sonunda uyanacağını sanan kimsenin vitir namazını gecenin sonuna bırakması müstchabdır. Câbir (r.a.)'den rivayeten; Rasûlüllah şöyie buyurdu: "Herhangi biriniz gecenin sonunda uyanaınayacağını zannederse evvelinde vitri kılsın, gecenin sonunda uyanacağını sanarsa sonunda kıtsın. Muhakkak gecenin sonunda kılınan namazlarda melekler hazır olurlar ve bu daha faziletlidir." (Hadisi Ahmed, Müslim, Tirmizî, Ibn Mâce rivayet etmiştir.) Yine Cabir (r.a.)'den rivayeten Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Bekir'e "Ne zaman vitri kılıyorsun?" diye sordu. O da; "Yatsıdan sonra, gecenin evvelinde," dedi. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ya Ömer, sen ne zaman kılıyorsun?" diye sordu. O da; "Gecenin sonunda," dedi. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ey Ebû Bekir, sen ihtiyatlı davranıyorsun. Ömer, sen de sağlamıyla hareket ediyorsun," buyurdu. (Hadisi Ahmcd, Ebû Dâvûd, Hâkim rivayet etmiş, Hakim, hadisin Müslim'in şartlarına göre sahih olduğunu söylemiştir.)
Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in, vitri seher vaktine kadar bıraktığı anlaşılmaktadır. Daha önce geçtiği gibi efdal olan da budur. Aişe (r.a.) şöyle demiştir: "Rasûlüllah vitir namazını her gece ve gecenin evvelinde, ortasında ve sonunda kılardı. En son seher vaktine kadar geciktirirdi." (Hadisi Buharı, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, îbn Mâce rivayet etmiştir.) Bununla beraber vitir namazını kılmadan uyumamaları için bazı ashabına vasiyet etmiştir. Bu durumda ihtiyatlı olmalarını öğüt-lemiştir. Sa'd bin Ebî Vakkas (r.a.) son yatsı namazlarını Rasûlülîah sallallahu aleyhi ve selem'in mescidinde kılar, sonra tek olarak vitri kılar, buna ilave yapmazdı. Ona: "Ey Ebâ lshak, vitri tek kılıyor, hiç bir şey art-tırmıyor musun?" diye sorulunca: "Evet. Tek kılıyorum. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Vitri kılmadan uyumayan ihtiyatlı davranmıştır." (Hadisi Ahmed rivayet etmiş, "hadisin râvileri sikadır," demiştir.)
d- Vitrin Rek'atlarının Sayısı
Tirmizî, şöyle diyor: "Ncbî aleyhisselam'dan rivayet olunduğuna göre, Vitir, onüç, dokuz, yedi, beş, üç, bir rek'atür." İshak bin İbrahim, "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet edilen bu hadisin mânâsı şudur." der: "Gece onüç rek'at vitir yapardı, demek: vitir namazıyla beraber onüç rek'at kılardı, demektir. Yani onüç rek'ailık namaz vitir namazına nisbet edilerek vitir olarak söylenmiştir. Vitir namazını iki rek'at eda edip bir rek'at ilave ederek bir teşehhüd ve bir selâmla kılmak caizdir. Hepsini bir teşehhüd ve bir selâmla kılmak caizdir. Rek'atlcrin birisini diğerine teşehhüdsüz bitiştirmek, son rek'atte önce leşehhüd okuyup, son rek'atte kalkmak caizdir. Bütün rek'atleri bir leşehhüd, son rck'alle bir selâmla eda etmek caizdir. Bunların hepsi caiz olup, Rasûlüllah'dan varid olmuştur."
Ibn Kayyım şöyle der: "Sahih ve açık olan vitir konusundaki sünnetin bitişik olarak beş veya yedi rek'at kılınmasıdır." Ümmü Seleme (r.a.)'nin hadisinde olduğu gibi: "Rasûlüllah selam ve kelamla arasını ayırmadan yedi veya beş rek'atle vitri kılardı." (Hadisi Ahmed, Nesâî, Ibn Mâce iyi bir senette rivayet etmiştir.) Âişc (r.a.)'nin sözüne göre; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem geceleyin onüç rek'at kılardı. Bunlardan beş'ini ise vitir olarak kılar. Vitir namazında, sonundan başka bîr yerde oturmazdı. (Hadisi Buharî, Müslim rivayet etmiştir.) Yine Aişe (r.a.)'nin hadisine göre: "Rasûlüllah, geceleyin dokuz rek'at kılar ancak sekizinci rek'atte oturur, Allah'ı zikreder, hamd ve duâ ettikten sonra kalkar, selâm
vermezdi. Sonra dokuzuncu rek'atı kılınca oturur, teşehhüd eder, sonra işiteceğimiz şekilde selâm verirdi. Selâm verdikten sonra oturarak iki rek'at kılar, böylece onbir rek'at kılmış olurdu. Rasûlüllah yaşlanınca ve fazla kilo alınca yedi rek'at olarak vitri kılar, birinci rek'atte yaptığı gibi ikinci rek'atı da kılardı." Âişe (r.a.)'dcn nakledilen bir başka ifade de şöyledir: "Rasûlüllah, yaşlanıp kilosu artınca yedi rek'at olarak vitri kılar sadece altı ile yedinci rek'atlerde otururdu. Yedinci rek'atte ise selâm verirdi." Bir başka lafızda; "Rasûlüllah, yedi rek'at kılıp sadece sonunda otururdu," şeklindedir. (Hadisi Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, îbn Mâce rivayet etmiştir.)
Bütün bu hadisler sahih ve açık olup bunlara ters düşecek başka bir hadis yoktur. Ancak "Gece 'namazı ikişer ikişerdir" sahih hadisi buna ters görünmektedir. Fakat daha önceki hadisler, Rasûlüllah sallailahu aleyhi ve sellem'in vitri yedi veya beş olarak kıldığını gösteriyor. Bu hadislerin hepsi doğru olup bazısı bazısını kuvvetlendirmektedir. Rasûlüllah sallailahu aleyhi ve sellem, gece namazı hakkında soru sorana, "ikişer ikişerdir," diye cevap verdi. Çünkü onlar, vitir namazını sormuyorlardı. Yedi, beş, dokuz, bir olarak kıldığı namaz ise, vitir namazıdır. Vitir; ismi üstünde, kendinden Öncekinden ayrılır, teklik ifade eder. Akşam namazı bitişik üç rek'at olduğu gibi, vitir de beş, yedi, dokuz olarak tektir. Eğer onbir rek'atı ayırdığı gibi, beş veya yedi rek'ati iki selâmla ayırırsa tek olarak ayrılan rek'ata vitir denir. Rasûlüllah sallailahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Gece namazı ikişerdir. Sabah vaktinin gireceğinden korkarsa bir rek'al vitir kılar. Kıldığı gece namazına bu rek'atı tek olarak ilave eder." Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in sözü ile fiili bu konuda birbirine uymakta ve biri diğerini doğrulamaktadır.
e- Vitir Namazında Kıır'ân Okumak
Vitir namazında Fatiha'dan sonra Kur an'dan herhangi bir ayet okumak caizdir. Ali (r.a.); "Kur'ân'dan belli bir yer okumak yoktur. Dilediğinle vitri kılabilirsin. Fakat müstehab olan üç rek'atli vitir namazında birinci rek'atte Fatiha'dan sonra "sebbih'isme Rabbikc'1-a'Iâ", ikinci rek'atte "Gul yâ cyyühe'l-kâfirûne", üçüncü rek'atte "Gulhuve'llâhu ehad" okumaktır," demiştir. (Hadisi Ahmed, Ebû Dâvûd ve Tirmizi rivayet etmiş, Tirmizi hadisi hasen saymıştır.) Âişe (r.a.)'den rivayeten; o demiştir ki: "Rasûlüllah saîlallahu aleyhi ve sellem birinci rek'atte "Sebbih'isme Rab-bike'l-A'lâ", ikinci rek'atte "Gul yâ eyyühe'l-kâfirâne", üçüncü rek'atte "Gul hüve'llâhu ehad" ve "tnuavvizeteynİ" okurdu.)
f- Vitir Namazında Kunut Okumak
Bütün yıl boyunca 'kunut' okumak meşrudur. Ahmed, Tirmizî, Nesâî, Ebû Dâvûd, İbn Mâce ve diğerlerinin, Hasan bin Ali'nin hadisinden rivayet ettiklerine göre, vitirde kunut okumak meşrudur. Hasan bin Ali, şöyle demiştir: "Rasûlüllah vitirde okuyacağım kelimeleri bana öğretti:
"Allahım, hidayet ettiklerinin yoluna beni de hidayet et. Allahım, afiyet verdiklerinle beraber bana da afiyet ver. Dost edindiklerinle beraber beni de dost edin. Verdiğin şeyleri bana mübarek eyle. Hükmettiğin şeylerin şerrinden beni koru. Şüphesiz sen hüküm verirsin, fakat kimse sana hüküm veremez. Senin sevdiklerin zelil olmaz. Senin düşman oldukların ise asla aziz olmaz. Rabbimiz mübarek ve yüce oldu. Nebisi Mu-hammed'e Allah rahmet eylesin." Tirmizî, 'bu hadîs hasen olup Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den Kunut hakkında bundan daha güzel bir duâ bilmiyorum,' demiştir. Nevevî, 'hadisin senedi sahihtir,' demiş, İbn Hazm ise, sıhhati hususunda durmuş; 'Bu hadis her ne kadar delil olarak getirilmese bile Rasûlüllah sallaliahu aleyhi ve sellem'den bunun dışında başka bir şey bulamadım. Zayıf hadis ise bence, kıyastan daha iyidir,' demiştir. Ahmed bin Hanbei, bu görüşün İbn Mes'ûd, Ebu Mûsâ, Ibn Abbas, Bera, Enes, Hasan Basrî, Ömer bin Abdülazîz, Sevrî, Ibn Mübârek'den nakledildiğini söylemiş, 'Hanefîlcr ve Ahmed'den bir rivayetin de görüşü budur,' demiştir. Nevevi; 'bu görüş delil bakımından kuvvetlidir,' demiştir. Şafiî ve diğerleri ise, 'Ramazan'ın son yarısından başka Kunut okunmaz,' görüşündedirler. Ebu Davud'un rivayetine göre: Ömer bin Hattab, insanları Übeyy bin Ka'b'ın huzurunda topladı. Onlara yirmi gece namaz kıldırdı, sadece Ramazan'ın ikinci yarısından başka kunut okumadı. Muham-med bin Nasr, Sa'îd bin Cübeyr'e vitir namazında kunut'un ne zaman başladığını, sordu. O da; "Ömer tbnul-Hattab asker gönderdi. Asker tehlikeyle karşılaşınca, onlar hakkında korkuya kapıldı. Ramazan'ın son yarısı olunca onlar için kunut okuyarak, onlara duâ etti." dedi.
g- Kunutun Yeri
Kunut'un, Kur'ân okumayı bitirince rüku'dan önce yapılması caizdir, bununla beraber rüku'dan kalktıktan sonra da yapılabilir. Humeyd'den ri-vayctcn; o demiştir ki: "Enes'e rüku'dan sonra veya evvel kunut hakkında sordum. O da 'hem önce, hem sonra okurduk,' dedi." (Bu hadisi İbn Mâce ve Muhammcd bin Nasr rivayet etmişlerdir. Hafız "Fetih" kitabında hadisin senedi kuvvetlidir, demiştir.) Rüku'dan önce kunut okuyunca, kırâcti bitirdikten sonra ellerini kaldırarak tekbir alır. Kunut'u bitirdikten sonra yine aynı şekilde tekbir aîır. Bazı sahabeden bu şekilde rivayet olunmuştur. Bazı âlimler kunut sırasında elleri kaldırmanın müstehab, bazıları müstebab olmadığı görüşündedir. Ellerle yüzü mesh etmeye gelince; Beyhâkî, "Evlâ oian bunu yapmamak, selefin namazda elleri kaldırırken yüze sürmeden yaptığı şekil ile yetinmektir." demiştir.
■ h- Vitir Namazından Sonra Dua Okumak
Namaz kılanın, vitrin selâmından sonra üç defa "Sübhâne'l-Mcliki'l-Kuddûs" demesi müstchabdir. Üçüncüde sesini yükselterek "Rabbi'l-melâikeli ve'r-rûh" der. Ebû Dâvûd ve Nesaî'nin, Übeyy bin Ka'b'ın hadisinden rivayetlerinde şöyle denmiştir: "RasûlüHah sallaîlahu aleyhi ve sel-lem vitir namazında "Sebbih'isme Rabbike'l-A'lâ," ve "Gul yâ eyyühe'l-kâfirûn" ve "Gul hüveliâhu ehad" okurdu. Selâm verince de üç defa "Sûbhane'l-Meliki'l-Kuddûs" derdi. Üçüncüde sesini yükseltir ve uzatırdı." (Bu lafız Nesâî'nindir. Darekutnî'de şu da vardır. "Rabbi'l-mclâiketi ve'r-rûh" derdi.) Sonra Ahmed, Nesâî, Tirmizî, Ebû Dâvûd ve İbn Mâce'nin RasûlüHah sallaîlahu aleyhi ve selîem'den rivayet ettikleri duayı okur: "Rasûlüüah vitrin sonunda söyle derdi:
"Allahım kızmandan rızana, azabından affına, senden sana sığınıyorum. Sana olan övgüyü sayamam, sen kendini Övdüğün gibisin."
ı- Bir Gecede İki Vitir Yoktur
Bir kimse vitri kılar da, sonra tekrar kılmak isterse caizdir. Bu kişi, vitri tekrar kılmış sayılmaz, ikincisi nafile olur. Ebû Dâvûd, Ncsaî ve Tirmizî'nin Ali (r.a.)'den hasen olarak rivayet ettikleri hadiste, Ali şöyle
demiştir: Rasülüllah'm şöyle buyurduğunu işittim: "Bir gecede iki vitir yoktur." Âişe (r.a.)'den rivayeten: "RasûlüHah, bizim işiteceğimiz şekilde selâm verir, sonra oturarak selâmdan sonra iki rek'at kılardı." (Hadisi Müslim rivayet etmiştir.) Ümmü Seleme'den rivayeten: "RasûlüHah vitirden sonra oturarak iki rek'at kılardı."
(Hadisi Ahmed, Ebû Davud, Tirmizî ve diğerleri rivayet etmiştir.)
i- Vitrin Kazası
Cumhur ulemâ, vitrin kazasının meşru olduğu görüşündedir. Beyhakî'nin rivayet ettiği, Hâkim'in, Buharı ve Müslim'in şartlarına göre sahih kabul etliği, Ebû Hureyre hadisine göre Ncbî aleyhissciam şöyle buyurmuştur: "Sizden biriniz vitri kılmadan sabahlarsa, vitri kılsın." Ebû Davud'un Ebû Sa'îd-il Hudrî'den rivayetine göre Nebî aîeyhissciam şöyle buyurdu: "Kim uyur veya unutursa, hatırladığı zaman vitri kılsın." Irakî 'hadisinin senedi sahihtir," demiştir. Ahmed ve Tabcrânî'nin iyi bir senetle rivayet etliklerine göre: "Rasûlüllah, sabahladığında vitri kılardı." YaSnız vitrin kaza edileceği vakitte ihtilâf edilmiştir. Hancfîlerc göre, mekruh vakitlerin dışında kaza edilebilir. Şafiîlere göre, gece veya gündüz herhangi bir vakitte kaza edilebilir. Malik ve Ahmcd'e göre, sabah namazını kılmadan fecirden sonra kaza edilir.
j- Beş Vakit Namazda Kunut
Beş vakit namazda secdeye inmeden açık olarak kunut okumak meşrudur. İbn Abbâs'dan rivayete göre: "Rasûlüllah arka arkaya bir ay öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabahleyin her namazın arkasında, son rek'atte "se-mi'allahu limen hamideh" deyince, Benî Süİeym, Rial, Zekvan, Usayye kabileleri aleyhinde beddua okudu, arkasındakilcrdc âmîn dedi." (Hadisi Ahmed ve Ebû Dâvûd rivayet etmiştir. Ahmcd'in rivayetinde: "Rasûlüllah bu kabilelere İslâm'a çağıracak kişiler göndermişti de onları öldürmüşlerdi," ilâvesi vardır.) Ikrime; "Kunut'un esası budur" der. Ebû Hureyre ise; "Nebî aleyhisselam bir kimseye dua veya beddua etmek istediğinde rüku'dan sonra kunut okurdu," demiştir.
Bazan Rasûlüllah, sallaîlahu aleyhi ve sellem: "Scmi'allahu lİmcn hamideh" dediği zaman "Rabbena ve lckc'1-hamd" der: "Allahım, Velid bin Velid'i, Seleme bin Hisam'ı, 'fyaş bin EbîRebî'i ve müminlerden zayıf olanları kurtar, Allahım, Mudar kabilesine baskını artır. Onlara Yusuf aleyhisselam zamanındaki kıtlık gibi kıtlık ver." derdi. Bu duayı açık olarak yapar, bazı namazlarında okurdu. Sabah namazında; "Allahım, fa-
lancaya, falancaya lanet et." derdi. Arap kabilelerinden bazılarına beddua edince, Allah Teâlâ şu âyeti indirdi: "Onların yaptıklarından sana bir şey yoktur. Onlar için tevbe etsen de, azaplarını istesen de onlar
zalimlerdir.'''(16) (Hadisi Buharı, Ahmed rivayet etmiştir.)
k- Sabah Namazında Kunut
Sabah namazında kunut, sadece secdeye inerkenden başka yerde meşru olmamıştır. Sadece burada kunut yapılır. Diğer namazların kunutu daha önce geçti. Ahmed, Nesâî ve Ibn Mâcc'nin rivayet edip, Tirmizî'nin sahih kabul etliği hadisle Ebû Mâliki'l-Eşcaî'den rivayeten şöyle denmiş-lir: "Übcyy Rasûlüliah'm arkasında onalti yaşında iken namaz kılmış, Ebûbekir, Ömer ve Osman'ın arkasında da kılmıştır. Übeyy'e, 'bunlar kunut okudu mu?' diye sordum, o da 'Hayır. Oğlum, bunlar sonradan çıktı,' dedi." Ibn Hıbbân, Haüb, Ibn Huzeyme hadisi sahihlemiştir. Encs'den rivayeten: "Rasûlüllah sabah namazında sadece bir kavme duâ veya beddua ettiği zaman kunut okurdu." Zübeyr'in rivayetinde üç halife sabah namazında kunul okumazlardı. Ebû Hanife, rivayetinde üç halife sabah namazında kunut okumazlardı. Ebû Hanife, Hanbel, Ibn Mübarek, Sevrî ve fs-hak'ın görüşü de budur. Şafİîler ise, 'sabah namazında ikinci rek'atin rü-ku'undan sonra Kunut okumak sünnettir,' derler. Buharı, Müslim, Ncsâî, Ebû Dâvûd ve Ibn Mâce'nin Ibn Sîrîn'den rivayetlerine göre; Enes bin Mâlik'e soruldu: "Rasûlüllah sabah namazında kunut okur muydu?" O da, "evet" dedi. "Rüku'dan önce mi, sonra mı?" diye-sorulunca; "rüku'dan sonra," dedi. Ahmed, Bezzar, Dârekutnî, Bcyhakî ve Hâkim'in sahih kabul ettiği, Enes bin Mâlik hadisine göre: "Rasûlülİah dünyadan ayrılıncaya kadar, sabah namazında kunut okumaya devam etti." Bu istidlal şeklini tartışmak gerekir. Çünkü Enes bin Mâlik'e sorulanın, secdeye giderken okunan kunut olduğu, Buharı ve Müslim'in rivayetlerinde sarihtir, ikinci hadisin senedinde ise, hadiste kuvvetli olmayan Ebû Ca'fer er-Râzî vardır. Bu hadisle delil getirmeye kalkışılamaz. Çünkü Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in hayati boyunca, sabah namazında kunut okuduğu, daha sonra ise halifelerin bunu terkeltikleri akla nasıl sığar. Bilakis Enes, daha önce açıklandığı gibi, sabah namazında kunut okumazdı. Hadisin sahih olduğu kabu! edilse biie buradaki kunut; "Rasûlüllah dünyadan ayrılıncaya kadar rüku'dan sonra kıyamı duâ ve sena ile uzatırdı," anlamındadır. Bu şekilde duâ yapmak da kunutun ifâde ettiği manalardan bir

(16) Âl-ilmran:128.

mânâdır. Ve burada münasip olan da budur. Her ne zaman, yapılması veya terkedilmesi mubah olan bir konuda ihtilaf çıkarsa, yapılacak en hayırlı şey, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in tuttuğu yolu takip etmektir.
GECE NAMAZI

a- Fazileti
Allah Teâlâ Nebî'sine şöyle emretti: "Ey Muhatntned gecelen uyanıp, yalnız sana mahsus olmak üzere fazladan namaz kıl. Belki de Hatibin seni Övülecek bir makama yükseltir. "(17) Bu emir her ne kadar Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in şahsına ise de, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve selicm'e uymaları emredilen bütün müstümanlar da bu hükmün içine girer.
Allahu Teâlâ gece namazlarına devam edenlerin, iyi insanlar olduklarını ve Allah'ın hayır ve rahmetini hak kazandıklarını açıklayarak şöyle buyurdu: "Doğrusu Allah'a karsı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar bundan önce iyi davrananlardı. Onlar gecelen az uyuyanlardı. Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.'"(18)
Allah (cclle celâlühü) gece namazına kalkanları övdükten sonra onları iyi kullar cümlesine katarak şöyle buyurmuştur: "Rahmanın o kulları ki, onlar yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf attıkları zaman 'selâm derler. Onlar ki, Rablerine secdeler ve kıyamlar yaparak geceyi geçirirler."(19)
Onların gerçek mümin olduklarına Allah Teâlâ şu âyetlerde şahitlik yaparak buyuruyor ki: "Âyetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak, Rablerini överek yüceltenler, vücutlarım yataklarından uzak tutup, korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz nzıklardan sarfedenler, inanır. "(20) "Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan müjdeyi kimse bilemez." (21)
Cenab-ı Hak; gece namaz kılanlarla, bu vasfı alamayan diğerlerinin arasım ayırıp, eşit olmadıklarını beyan ederek şöyle buyurmuştur: "Gece-

(18) Zâriyâl: 15-19.
(19) Furkan: 63-64.
(20) Secde: 15-17.
(21) Secde: 36.

leyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen, Rabbinin rahmetini dileyen kimse, inkâr eden kimse gibi olur mu? Ey Muhammed, de ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.,"(22)
Bu âyetler bu konuda Kur'ân'da geçen bir kaç âyettir. Rasûlüİlah sal-lailahu aleyhi ve sellem'in sünnetinde ise bu konuda pek çok hadis vardır. İşte bazıları:
Abdullah bin Selâm şöyle demiştir: "Rasûlüliah Medine'ye ilk geldiğinde insanlar süratle ona koştu. Ben de koşanlar arasında idim. Rasûlül-lah'ın yüzünü görünce onun yabancı bir yüz olmadığını anladım. Ondan ilk işittiğim söz şu oldu: "Ey insanlar, selâmı yayınız, yemek yediriniz, st~ la-i rahim yapınız, insanlar uykuda iken namaz kılınız, selâmetle cennete giriniz." (Hadîsi Hâkim, lbn Mâcc, Tirmizî rivayet etmiş, Tirmizî hadisin hasen, sahih olduğunu söylemiştir.)
Sclmân-ı Fârisî demiştir ki: "Rasûlüliah şöyle buyurdu: "Size gece namaz kılmayı tavsiye ederim. Sizden öncekilerin adeti buydu. Bu adet sizi Rabbinizc yaklaştırır. Günahlarınıza son verir, vücudunuzdan hastalığı lardeder."
Schl bin Sa'd şöyle demiştir: "Cebrail, Nebî aleyhi s sel am'a gelerek şöyle dedi: "Ey Muhammed, ne kadar yasarsan yaşa, öleceksin, dilediğin ameli yap, onunla karşılık göreceksin, dilediğini sev, ondan ayrılacaksın. Dil ki müminin şerefi gece namaz kılmaktır. İzzeti ise insanlardan bir şey dilememektir."
Ebû Dcrda (r.a.)'dan rivayeten; Ncbî aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Üç kişi var ki Allah onları sever, onlara güler ve onları müjdeler;
1- Cephede bir gedik açılır da o kişi kendi kendine, kaçanların ardında öldürülünceye veya Allah Azze ve Celle'nin yardımı gelip yetişin-ceye kadar savaşmaya direnir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Şu kuluma bakınız, kendiliğinden benim için nasıl sabredip direniyor."
2- Güzel karısı, yumuşak yatağı olduğu halde, gece namazına kalkan kişidir. Onun hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Arzularını terke-derek beni zikrediyor. İstese uyuyabilirdi."
3- Kervanla beraber Ur seferde bulunduğunda, uyku basıp uyuyunca sıkıntılı olsun, rahat olsun, erkence kalkıp yola koyulanlardır."

(22) Zümer:9.

b- Gece Namazının Adabı

Gece namazı kılmak isteyenlerin aşağıdaki hususlara dikkat etmesi sünnettir:

1- Yatarken gece namazına kalkmaya niyet etmelidir. Ebû Derdâ'dan rivayeten; Nebî aleyhisselam şöyle buyurdu: "Kim geceleyin namaz kılmaya niyet edip yatağına yatar da sabah oluncaya kadar gözleri ona galebe çalar uyanamazsa, niyet ettiği ona yazılır. Uykusu ona Rab-bından sadaka olur." (Ncsâî ve lbn Mâce hadîsi sahih bir senetle rivayet etmişlerdir.)
2- Uyanınca yüzünü meshederek uykusunu açması misvak kullanıp gök yüzüne bakması sonra Rasûlüliah sallallahu aleyhi ve sellem'den gelen dualar ile duâ etmesi sünnettir. Rasûlüliah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle duâ ederdi:
"Senden başka ilâh yoktur. Seni teşbih ederim. Günâhlarımdan sana istiğfar ederim. Senin rahmetini isterim. Ya Rab, ilmimi artır. Kalbimi doğruya ilettikten sonra eğriltme. Bana katından bir rahmet bağışla. Çünkü sen çok bağışlayansın. Bizi öldükten sonra dirilten Allah'a ham-dolsun. Gidiş onadır." Sonra At-i îmrân sûresinin on ayetini "innefi halkı's-semâv âti" nin sonuna kadar okurdu. Sonra şöyle dua ederdi:
"Allah'ım hamd sanadır. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin nurusun. Hamd sanadır. Sen gökleri yeri ve içindekileri ayakta tutansın. Hamd sanadır. Sen haksin. Sözün haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet hak, cehennem haktır. Nebiler haktır. Muhammed haktır. Kıyamet saati haktır. Allah'ım sana teslim oldum. Sana inandım, sana güvendim, sana yöneldim. Senin yolunda mücadele ettim. Seni hakem kabul ettim. Geçirdiğim ve gelecek, gizlediğim ve açığa vurduğum günahlarımı bağışla. Sen kendinden başka ilâh olmayan A ilahsın."
3- Gece namazına iki hafifçe rck'atle başlayıp, sonra dilediği kadar kılmak sünnetlin Âişe (r.a.)'den rivâyeten; o şöyle demiştir: "Rasûlüllah gece kalktığı zaman iki hafif rek'atle namaza başlardı." Ebû Hüreyre'den rivayeten Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Siz-den biriniz gece kalktığı zaman namazına iki hafif rek'aile baslasın." (Bu hadislerin ikisini de Müslim rivayet etmiştir.)
4- Ailesini uyandırmak sünnettir. Ebû Hüreyre'den rivayeten Nebî aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Gece namaza kalkıp kılan ve hanımını uyandıran, eğer uyanmazsa yüzüne su serpen kişiye Allah rahmet etsin. Gece kalkıp namaz kılan ve kocasını uyandıran uyanmazsa yüzüne, su serpen kadına da Allah rahmet etsin." Yine Ebû Hüreyre'den rivâyeten, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kişi gece eşini kaldırıp beraberce namaz kılarlarsa veya beraberce iki rek'at kılarlarsa Allah'ı zikreden erkekler ve kadınlardan (zâkirîn ve zâkirâl) yazılırlar." (Hadisi Ebû Dâvûd ve diğerleri sahih bir senetle rivayet etmişlerdir.) Ümmü Scleme'den rivayeten, Nebî aleyhisselam bir gece uyanarak şöyle dedi: "Sübhânallah! Bu gece nice fitneler indiriidi. Nice hazineler indirildi. Hücre sahiplerini (yani Rasûlüllah'ın hanımlarını) kim uyandıracak? Dünyada nice giyinenler var ki kıyamet günü çıplaktırlar. (Hadîsi Buhârî rivayet etmiştir.) Ali'den (r.a.) rivayeten: "Rasûlüllah, Ali ile Fatıma'nm kapılarını çalarak onlara; "Gece kalkıp namaz kılmıyor musunuz?" diye sordu. Fatıma: "Ey Allah'ın Rasûlü, canımız Allah'ın elindedir. Kaldırmak dilediğinde bizi kaldırır," diye Rasûlüllah'a cevap verdi. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem bu söz üzerine dönüp gitti. Sonra Fatıma, Rasûlüllah'ın dizlerine vurarak şöyle dediğini işitti: "İnsanın en çok yaptığı iş tartışmadır. "(23) (Hadisi Buharı ve Müslim rivayet etmiştir.)

(23) Kehf:54.

5- Kişiyi uyku basınca, uykusu açılıncaya kadar uyuyup, namazını sonraya bırakması: Âişe'den rivayeten, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sel-tem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz gece kalktığı zaman, Kur'ân'dan ne okuduğunu anlayamazsa yatsın." (Hadisi Müslim rivayet etmiştir.) Enes şöyle dedi: "Rasûlüllah iki direk arasında uzanmış bir ip varken mescide girdi. 'Bu nedir?' deyince, 'Zeyneb'in namaz kılması içindir, yorulduğu zaman bu ipe tutunarak kalkar' dediler. 'Onu çözün; sizden biriniz namazı dinç iken kılsın. Ağırlık çöktüğü zaman veya yorulunca biraz uyusun,' buyurdu." (Hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.)
6- Gücü yettiği kadar namaza kalkıp nefsini zorlamamak: Gece namazını devamlı yapıp, zaruret olmadan terkeunemck. Âişe (r.a.)'den rivayeten, o demiştir ki; Rasûlüllah sallaliahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Gücünüz yettiği kadar amelleri yapınız. Allah'a yemin olsun ki, siz usanmayınca Allah usanmaz." (Hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.) Yine Buhârî ve Müslim'in rivayetine gö're; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e "hangi amel daha sevimlidir?" diye soruldu. Rasûlüliah sallallahu aleyhi ve selicm: "Az da olsa devamlı olandır," buyurdu. Müslim, Âişc'den rivayeten demiştir ki: "Rasûlüllah'ın ameli devamlı idi. Bir amel yaptığı zaman onu devamlı yapardı." Abdullah bin Ömer'den rivayeten, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: "Ey Abdullah, sen falanca gibi olma. O, gece namazına kalkardı. Şimdi ise gece namazını terkediyor." (Hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.) Yine Buhârî ve Müslim'in İbn Mes'ûd'dan rivayet ettiklerine göre: Nebî aleyhissc-lam'm yanında, sabaha kadar uyuyup uyanmayan bir adam hakkında konuşulunca, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Bu adamın şeytân kulaklarına bevletmiştir." buyurdu. Buhârî ve Müslim'in Salim bin Abdullah bin Amr'dan, onun da babasından aldığı rivayete göre Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem Ömer (r.a.)e: "Abdullah ne iyi adamdır. Keşke gece kalkıp namaz kılsaydi," buyurdu. Salim diyor ki: "Bu sözden sonra Abdullah biraz uykudan başka uyumazdı."
c- Gece Namazının Vakti
Gece namazının, yatsı namazından sonra olmak üzere gecenin evvelinde, ortasında ve sonunda kılınması caizdir. Enes (r.a.) Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in namazını anlatırken demiştir ki: "Biz Rasûiül-lah'i hiç ummadığımız anda namaz kılarken gördük. Yine hiç ummadığımız anda uykuda bulurduk. Bir ay oruç tutmaya başlar. Hiç iftar etmeye-
cek derdik, bir de iftar eder, hiç oruç tutmayacak derdik." (Hadisi Buhârî, Ahmed, Nesâî rivayet etmiştir.) Hafız şöyle dedi: "Rasûlüllah'm teheccü-dü için muayyen bir vakit yoktu. Kolayına gelen zamanda kılardı."
d- Gece Namazının En Faziletli Vakti
Efdal olan gecenin son üçte birine kadar tehir etmektir.
Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayeten; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sel-İcm şöyle buyurdu: "Rabbimiz her gece gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına nüzul ederek şöyle buyurur: "Yok. mudur duâ eden, duasını kabul edeyim? Yok mudur benden isteyen, istediğini vereyim? Yok mudur af isleyen, onu af edeyim?" (Hadisi Buhârî, Müslim, Ebu Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve lbn Mâcc rivayet etmiştir.)
Amr bin Abese (r.a.)'dcn rivayetle; o şöyle demiştir; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve scllcm'dcn şöyle buyurduğunu işittim: "Kulun rabbine en yakın olduğu zaman gecenin son kısmıdır. Eğer bu saatlerde Allah'ı zikredenlerden olabilirsen ol." (Hadisi Hâkîm rivayet ederek; "Müslim ve Tirmizî'nin şartlarına uygun olup hasen ve sahihtir," demiştir. Hadisi aynı şekiide Nesâî ve lbn Huzeyme'dc rivayet etmiştir.)
Ebû Müsüm (r.a.) Ebû Zer'e şöyle dedi: "Gecenin ne zamanında namaz kılmak efdaldir?" O da: "Senin sorduğunu Rasûlüllah'a sordum. Şöyle buyurdu: 'Gece yarısından sonra kılman namazdır. Bunu az kişi yapar.'" (Hadisi Ahmed iyi bir senetle rivayet etmiştir.)
Abdullah bin Amr (r.a.)'dan rivayeten; Nebi aleyhisselam şöyle buyurdu: "Allah'ın en çok sevdiği oruç Dâvûd peygamberin orucudur. Allah'ın en çok sevdiği namaz Dâvûd aleyhissclam'ın namazıdır. Dâvûd aleyhisselam, gece yarısına kadar uyur, üçle birinde namaz kılar. Altıda birinde yine uyurdu. Bir gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi." (Hadisi Buharı, Müslim, Nesâî, Ebû Dâvûd, lbn Mâcc rivayet etmiştir.)
e- Gece Namazlarının Rek'atlerinin Sayısı
Gece namazlarına mahsus belli bir sayı, belli bir sınır yoktur. Yatsı namazından sonra vitrin tek bir rek'atı oîsa dahi gece namazı gerçekleşmiş olur.
Semure bin Cündüb (r.a.)'dcn rivayeten; o şöyle demiştir: "Rasûlüllah bize gece az veya çok namaz kılmamızı, sonunu tek rek'at yapmamızı emretti." (Hadisi Taberâni ve Bezzâr rivayet etmiştir.)
Enes (r.a.)'in Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den merfû olarak rivayet ettiğine göre, Nebi aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Benim mes-
cidimde kılman namaz on bin rek'ate denktir. Mcscid-i Haram'da kılman namaz yüz bin rek'at namaza denktir. Nöbet yerinde kılman namaz bir milyon rek'at namaza denktir. Bundan daha büyüğü gece yarısında kılman iki rek'at namazdır. (Hadisi Ebû Şeyh ve lbn Hibbân "Sevab" kitabında rivayet etmiştir. Münzirî de "Terğîb ve Tcrhib" adındaki kitabmda bu hadis hakkında bir şey dememiştir.)
İyâs bin Muâviye el-Müzenî (r.a.)'den rivayeten; Rasûlüllab sallallahu aleyhi ve selîem şöyle buyurdu: "Bir koyun sağacak kadar da olsa gece namazı kılmak gerekir. Yatsı namazından sonra kılman namaz gece namazıdır." (Hadisi Tabcrânî rivayet etmiştir.. Muhammcd bin Ishâk'dan başka hadisin ravileri sağlamdır.)
îbn Abbâs (r.a.)'dan rivayeten; o şöyle demiştir: "Gece namazından bahsettim. Bazıları, "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu,' dediler: "Gecenin yarısında, üçte birinde, dörtte birinde bir deve, bir koyun sağacak kadar bîr müddettir."
Yine lbn Abbâs (r.a.)'dan rivayeten; o şöyle demiştir: "Rasûlüllah bize gece namazım kılmayı emretti, ve gece namazına teşvik etti. Hallâ 'bir rck'al da olsa gece namazı kılınız,' buyurdu." (Hadisi Tâberanî "Kebir" ve "Evsat"ta rivayet etmiştir.)
Efdal olan onbir rek'at veya onüç rek'at üzere devam etmektir. Bu rck'aılarm arasını bitiştirmek veya ayırmak hususunda muhayyerdir. Âişe (r.a.) şöyle demiştir: "Rasûlüllah Ramazan'da ve diğer günlerde onbir rek'atı artırmazdı. Önce dört rek'at kılardı. Onun güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma. Sonra dört rek'at daha kılardı. Onun güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma. Sonra üç rek'at kılardı. Onun güzelliğini ve uzunluğunu hiç sorma." (Âişe (r.a.): "Ya Rasûlallah, vitir kılmadan önce uyuyor musun?" diye sordum. Cevaben: "Ya Âişe gözlerim uyur, kalbim uyumaz." buyurdu. (Hadisi Buhârî, Müslim rivayet etmiştir.) Yine Buhârî ve Müslim'in Kasım bin Muhammcd'den rivayetlerine göre; o demiştir ki: Âişe'nin şöyle dediğini işittim: "Rasûlüİlah'm gece namazı on rek'at olup sonra bir rek'at İle vitir yapardı."
f- Gece Namazının Kazası
Müslim'de Âişe'dcn yapılan rivayette Nebî aleyhisselam ağrı veya diğer bir sebepten dolayı gece namazını kaçırırsa, gündüz oniki rek'at kılardı. Müslim, Tirmizî, Nesâî, Ebû Dâvûd, lbn Mâce'nin Ömer (r.a.)'den rivayet etliklerine göre Ncbî aleyhisselam şöyle buyurdu: "Bir kimse her hangi bir sebepten dolayı gece okuduğu virdinin tamamını veya bir kısmı-
nı okuyamayıp uyursa, sabah ile öğle arası okuduğu takdirde gece okumuş gibi sevap yazılır."

2.8.5.7. Ramazan Gecelerinde Namaz Kılmak

a- Ramazan Gecelerinde Namaz Kılmanın Meşruiyeti
Ramazan gecesi namaz kılmak veya teravih namazı kılmak erkek ve kadınlara sünnettir. Yatsı namazından sonra, vitirden önce ikişer rek'at olarak eda edilir. Vitirden sonra kılınması caiz ise de, efdal olan'tersini yapmaktır. Teravihin vakti gecenin sonuna kadar devam eder. Ebu Hürey-re'den yapılan rivayete göre, o şöyle demiştir: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan gecesinde, kesin olarak emretmeden namaz kılmayı teşvik eder ve şöyle buyururdu: "Her kim Ramazan'da inanarak, karşılığını Allah'tan bekleyerek namaz kiiarsa geçmiş günahları affolunur." (Hadisi Buharî, Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd, Nesâî ve îbn Mâce rivayet etmiştir.) Âişe (r.a.)'dcn rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Rasû-lüllah Mescid'de namaz kıldı. Çok insanlar onunla beraber kıldılar. Ertesi gece yine kıldı. Arkasındaki cemaat çoğaldı. Üçüncü gece cemaat toplanınca onlara namaz kıldırmaya'çıkmadı. Sabah olunca şöyle buyurdu: 'Sizin ne yaptığınızı gördüm. Size çıkıp namaz kıldırmaktan beni engelleyen, size farz olacağı korkusundan başka bir şey değildir." Bu durum Ramazan'da oldu." (Hadisi Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, Ebû Dâvûd ve Ibn Mâce rivayet etmiştir.)
b- Rek'atlerinin Sayısı
Buhârî, Müslim, Tirmizî, Nesâî, Ebû Dâvûd ve Ibn Mâcc'nin Âİşe (r.a.)'den rivayet ettiklerine göre; "Rasûlüllah sailallahu aleyhi ve seîlem Ramazan'da ve diğer gecelerde onbir rek'atten fazîa kılmazdı." Ibn Hu-zeyme ve Ibn Hibbân,"Sahîh"!erinde Cabir (r.a.)'den rivâyeten: "Rasûlül-İah onlara sekiz rek'at ve ayrıca vitir kıldırdı. Sonra ertesi gece bekleştiler, onlara çıkmadı." Ebû Ya'lâ ve Taberânî'nin Cabir (r.a.)'dcn iyi bir senetle rivayet ettiklerine göre, o şöyle demiştir: "Übcy bin Ka'b Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek": 'Ya Rasûlalîah, bu gece, yani Ramazan gecesi ben bir şey yaptım,' dedi. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem; 'Ne yaptın, ey Übey?' diye sorunca, Übey: 'Evime kadınlar geldi. "Biz Kur'ân okuyarmyoruz, senin arkanda namaz kılalım," dediler. Ben de onlara sekiz rek'at ve vitri kıldırdım.' Bu Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sel-lem'den rıza sünneti olmuş oldu. Çünkü Rasûlüllah ona bir şey demedi."
Nebî aleyhisselâmdan gelen sünnet şekli budur. Bunun dışında sahîh birşey yoktur. Ömer, Osman ve Ali (r.a.) zamanında insanların yirmi rek'at kıldıkları sabit olmuştur. Cumhur fukahadan Hanefi'ler Hanbeli'ler ve Davud'un görüşü budur. Tirmizî şöyle demiştir: "ilim ehlinin çoğu, Ömer, Ali ve Rasûlüllah'm diğer ashâb'mdan rivayet edilen şekliyle yirmi rek'at olduğu görüşündedirler." Sevrî, îbn Mübarek ve Şafiî de böyle demiştir. Şafiî, "insanların Mekke'de yirmi rck'al kıldıklarına yetiştim," demiştir.
Bazı âlimler; "sünnet olan, vitirle beraber onbir rek'atlır. Kalanı müstehabdır," demişlerdir. Kemal Ibn Humâm şöyle demiştir: "Yirmi rek'atten, Rasûlüllah'm kılıp sonra bize farz olur korkusuyla terketmiş olduğu kısmın sünnet, kalanın müstehab olduğuna delil, Buhârî ve Müslim'de birlikte onbir rek'at kıldığının sabit olmasıdır. Öyleyse Hanefi imamlarımızın usûlünde sünnet olan sekiz rek'at olmasıdır. Oniki rek'at ise müstehabdır."
c- Teravihi Cemaade Kılmak
Teravih namazını tek başına kılmak caiz olduğu gibi cemaatle kılmak da caizdir. Fakat Mescid'de cemaatle kılmak cumhura göre efdaldir. Dalıa önce geçtiği üzere Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem müslü-manlara cemaatle namaz kıldırarak farz olmasından korktuğu için buna devam etmedi. Sonra Ömer (r.a.) bir imamın arkasında cemaati topladı. Abdurrahmân bin Abdülkârî şöyle demiştir: "Ramazan gecesi Ömer'le (r.a,) mescide çıktım. Baklık ki insanlar ayrı guruplar halinde kimisi yalnız kılıyor, kimisi beş-on kişilik guruplar halinde kılıyor. Ömer: 'Bu cemaati bir imam arkasında toplarsam daha iyi olur kanaatindeyim' dedi. Sonra bu işe karar verdi. Übey bin Ka'b'm imamlığı altında onları topladı. Sonra başka bir gece Ömer'le-(r.a.) çıktım, insanlar bir imamın arkasında namaz kılıyorlardı. Ömer: 'Bu ne güzel buluş (bid'at)'tır. Ancak bu saatte uyuyanlar, kılanlardan daha hayırlıdır' demiştir. Ömer, gecenin sonunun efdal olduğunu anlatmak istiyordu. Çünkü insanlar teravihi gecenin evvelinde kılıyorlardı." (Hadisî Buhârî, Ibn Huzeymc, Beyhakî ve diğerleri rivayet etmiştir.)
d- Teravih Namazında Kur'ân Okumak
Teravih namazında sünnet olmuş bir kırâet şekli yoktur. Selefden vârid olduğuna göre onlar iki yüz âyet kadar okurlardı. Ayakta durmanın uzunluğundan dolayı bastonlara dayanırlardı. Fecrin doğmasının az önce-
sine kadar kalırlar, hemen hizmetçilere günün doğması korkusundan dolayı yemeği acele hazırlamalarını islerlerdi. Bakara sûresini sekiz rek'atte okurlar, eğer oniki rck'aite okurlarsa bunu hafif sayarlardı. Ibn Kudame demiştir ki: Ahmed şöyle dedi: "Ramazan gecelerinde, özellikle kısa gecelerde cemaate imâm olan, kısa okuyup, zorluk çıkarmaz." Kadı şöyle demiştir: "İnsanlar bütün Kur'ân'ı işitsinler diye Ramazan'da bir hatimden noksan yapmak müstehab değildir. Arkasında namaz kılanlara zorluk olacağından bir hatimden fazla okumak da müstehab değildir. İnsanların durumuna göre okumak daha evlâdır. Eğer cemaat uzun okumaya razı gelirse, uzun okumak efdaldir." Ebu Zcrr (r.a.)'in dediği gibi: "Rasûiüllah ile namaza kalktık. Sahur yemeğini az kalsın geçirecektik. Namaz kıldıran ikiyüz kadar âyet okudu."

2.8.5.8. KUŞLUK NAMAZI

a- Fazileti
Kuşluk namazının fazileti hakkında pek çok hadis vârid olmuştur. îşle bazıları:
Ebû Zerden rivayeten, Rasülüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden birinin her mafsalı için bir sadaka vardır. Her teşbih bir sadakadır. Her tahmid bir sadakadır. Her tehlll bir sadakadır. Her tekbir bir sadakadır. Emri bil ma'rûfbir sadakadır. Kötülüklerden sakındırmak sadakadır. Bütün bu sadakaları iki rek'at kuşluk namazı karşılar." (Hadisi Müsİim, Ahmed, Ebu Dâvûd rivayet etmiştir.)
Ahmed ve Ebû Davud'un Büreyde'dcn rivayetine göre, Rasûiüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bir insanda üçyüzaîtmiş mafsal vardır. Her mafsaî için sadaka vermesi gerekir." Ashâb: "Kimin buna takati yeter ya Rasûlallah?" diye sordu. Rasûiüllah sallallahu aleyhi ve sellem: "Mescid'dcki balgamı Örtmek, yoldaki bir şeyi kenara atmak, buna gücü yetmezse iki rek'at kuşluk namazı kılmak bunu karşılar," buyurdu.
Şevkânî şöyle der: "Bu iki hadis kuşluk namazının faziletinin büyüklüğüne, mevkiinin Önemine delâlet eder. Bu iki hadiste iki rek'atm üç-yüzaltmış sadaka yerine geçmesi meşruiyetinin kuvvetli olmasına delildir. Böyle olan namazlara devam etmek gerekir. Yine bu iki hadis, teşbih, tahmid ve tehlilin çoğaltılmasının meşrû olduğuna delâlet eder. Aynı şekilde emri bil-ma'rûf, nehyi anil-münkcr, balgam örtmek, yoldan geçenlere eziyet veren şeyi kaldırmak ve diğer insan üzerine her gün lâzım gelen
sadakayı eda etmek ve sair taat çeşitlerini yapmaya delâlet eder."
Nevvâs bin Sem'ân'dan rivayeten, Nebî aleyhisselam demiştir ki: Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "Ey ademoğlu gündüzün evvelinde dört rek'at kılmaktan çekinme ki, sana günün sonuna kadar yeteyim." (Hadisi Hâkim ve Taberânî rivayet etmiştir. Hadîsin râvileri sikadır. Hadisi ayrıca Ahmed, Tirmizî, Ebû Dâvûd, Nesâî, Na'îmül-Ğatafânî'den iyi bir senetle rivayet dinişlerdir.) Tirmizî'nin lafzı şöyledir: Rasûiüllah, Allah'dan naklederek şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Ey âdemoğlu, gündüzün evvelinde benim için dört rekat namaz kıl ki, gündüzün sonuna kadar sana yeleyim."
Abdullah bin Amr (r.a.)'dan rivayelen: "Rasûiüllah sallallahu aleyhi ve sellem bir scriyye gönderdi. Scriyyc ganimet alarak süratle geri döndü. İnsanlar, gazadan çabuk dönmeleri, ganimetlerin çokluğu ve savaş yerlerinin yakınlığı hakkında bahsetmeye başladılar. Rasûiüllah şöyle buyurdu: 'Size gaza yeri olarak daha yakın, ganimet bakımından daha çok, daha erken döneceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Kim abdcsl alır, camiye gider, kuşluk namazı kılarsa; onun gaza yeri daha yakın, ganimeti daha çok, dönüşü daha kolaydır." (Hadisi Ahmed, Tabcranî rivayet etmiştir. Ebû Ya'lâ da hadisin benzerini rivayet etmiştir.)
Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayeten o şöyle dedi: "Dostum Rasûiüllah bana üç şeyi vasiyyet etti. Her ay üç gün oruç tutmamı, iki rek'at kuşluk namazı ve uyumadan önce vitir kılmamı." (Hadisi Buharı ve Müslim rivayet etm iştir.)
Enes (r.a.)'dcn rivayeten: "Rasûlüllah'i bir yolculukta kuşluk namazını sekiz rek'at kılarken gördüm. Dönünce şöyle buyurdu: "Muhakkak ben kuşluk namazına rağbet ettiğim için seferde bile onu kıldım. Rabbim-den üç şey istedim. İkisini bana verdi. Birini vermedi. Ümmetimin kıtlık belâsına uğramamasını istedim, duam kabul olundu. Ümmetime düşmanlarının galip gelmemesini istedim. Allah onu da kabul etti. Ümmetimin fırkalara ayrılmamasını istedim. İşte bu dileğimi Allah geri çevirdi.'" (Hadisi Ahmed, Nesâî, Hâkim, Ibn Huzeyme rivayet etmiş olup, Hâkim ve Ibn Huzeyme hadisi sahihlemişlerdir.) b- Kuşluk Namazının Hükmü
Kuşluk namazı müstehab bir ibâdet olup, sevabını isteyen onu kılmalıdır. Eğer kılmazsa, terkinden dolayı kınanmaz. Ebû Sa'îd'dcn rivayeten, o şöyle demiştir: "Rasûiüllah kuşluk namazını kılardı da hiç terket-meyecek derdik. Bazan da terkederdi. Hiç kılmayacak derdik." (Hadisi Tirmizi rivayet ederek hasen olduğunu söyledi.)
c- Kuşluk Namazının Vakti
Kuşluk namazının vakti güneş bir mızrak boyu yükselince başlar, zevale gelince son bulur. Müstehab olan, güneş yükselince hararet artın-caya kadar tehir etmektir. Zeyd bin Erkam'dan rivayeten; o dedi ki: Nebî aleyhisselam Küba mescidine çıktığında kuşluk namazı kılıyorlardı. Şöyle buyurdu: "Evvâbin namazı, deve yavrusu, harareti hissettiği zaman kılınır." (Hadisi Ahmcd, Müslim, Nesâî rivayet etmiştir.)
d- Rek'âllerinin Sayısı
Kuşluk namazı Ebu Zerr'in hadisinde geçtiği gibi en az iki rek'attir. En çok ise Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in tatbikatından sabit olduğuna göre sekiz rek'attir. Bundan daha çoğu, Rasûlüllah sallalîahu aleyhi ve sellem'in sözlerinde yer aldığı üzere oniki rck'atıir. Ebu Ca'fer Taberî: "Açıkça Şafiîlerden Rûyanî ve Melimî'nin ifadesiyle; bir topluluk 'kuşluk namazının çoğu için bir hudut yoktur,' görüşündedirler," der. Irakî, Tirmizî şerhinde şöyİc der: "Sahabe ve tabiinden, Rasûlüllah'm kuşluk namazını sadece oniki rek'at kıldığını söyleyen hiçbir kimseyi görmedim. Süyûtî de şöyle demiştir." Sa'id bin Mansûr'un Hasan'dan rivayet ettiğine göre Hasan'a; "Rasûlüllah'm ashabı kuşluk namazını kılar mıydı?" diye sorulunca, o da: "Evet," dedi. "Ashâb'dan kuşluk namazını iki rek'at kılan olduğu gibi dört rek'al kılan da vardı. Onlardan bazıları namazı günün yarısına kadar uzatırlardı." ibrahim Nehaî'den rivayeten; bir adam Es-ved bin Yezîd'c sordu: "Kuşluk namazını kaç rek'at kılayım?" O da; "Dilediğin kadar," diye cevap verdi. Ümmühanî'den rivayeten: "Ncbî aleyhisselam kuşluk namazını sekiz rek'at kıldı." Her iki rek'atte selâm verdi. (Hadisi Ebû Dâvûd sahih bir senetle rivayet etti.) Aişe (r.a.)"den rivayeten; o şöyle demiştir: "Nebî aleyhisselam kuşluk namazını dört rek'at kılar, sonra Allah'ın dilediği kadar arttırırdı." (Hadisi Ahmed, Müslim, Ibn Mâce rivayet etmiştir.)

2.8.5.9. İSTİHARE (HAYIR DİLEME) NAMAZI

Mubah işlerden herhangi birisinin olmasını isteyenin onun hayırlı olup olmadığını araştırması sünnettir. Farzın dışında, müekked sünnetler veya tahiyyet'ül-mescit namazı da olsa gece veya gündüz vakitlerindeki iki rek'at namaz kılar. Fatiha'dan sonra dilediği sureyi okur, sonra Allah'a hamdeder, Rasülüne salâvât getirir. Sonra Buhârî'nin Cabir'dcn rivayet ettiği şu duayı okur: Cabir diyor ki: "Rasûlüllah bütün işlerinde, Kur'ân'dan
sûre öğretir gibi, istihareyi de öğreterek şöyle derdi: Sizden biriniz bir işe niyetlendiği zaman farzdan hariç iki rek'at namaz kılsın ve şöyle desin:
"Allah'ım ilminle senden hayır İstiyorum, kudretinle senden kudret istiyorum. Senin büyük fazlından istiyorum. Senin gücün yeter, benim yetmez. Sen bitirsin, ben bilmem. Sen gaypları bilensin. Allahım sen bilirsin, eğer bu iş benim için dinimde, yaşayışımda ve işlerimin sonunda hayırlı ise, o işi hemen veya sonra yap. O işi benim için takdir et ve kolay kıl. Benim için bereketli eyle. Allahım sen bilirsin Eğer bu iş dinim yaşayışım ve işlerimin sonunda kötü ise, onu benden uzaklaştır. Ve beni de ondan uzaklaştır. Benim için hayır takdir et sonra ondan razı ol." Sonra hacetini söylesin.
istihare namazına mahsus bir kırâet olduğuna dair bir hadis gelmemiştir. Tekrarının müstehap olduğuna dair de sahîh bir rivayet yoktur. Nehaî şöyle der: "istihareden sonra kalbine doğan şeyi yapması gerekir. Ancak istihareden önce arzulamiş olduğu yönde, istihare çıkarsa buna uymak gerekmez. Aksine, istihare yapanın seçmesini kendi başına bırakması, arzularını karıştırmaması gerekir. Yoksa Allah'dan hayır islememiş, hayır istediğinde sadakat göstermemiş, ilim ve kudretin Allah'tan olduğundan uzaklaşmış olur. istiharesinde sadakat gösterirse, kuvvet ve kudretin Allah'tan olduğuna teslim olmuş ve kendi arzusunu seçmesinden kurtulmuş olur."

2.8.5.10. TEŞBİH NAMAZI

Ikrİmc, Ibn Abbas'dan rivayeten demiştir ki: Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem Abdülmuttalib'in oğlu Abbas'a şöyle dedi: "Ey amcam
sana sevap verilmesini, bağışlanmanı, Allah tarafından sevilmeni ister misin? Sana on çeşit günâhını silecek bir şey öğreteyim ki bunu yaptığın takdirde Allah, evvel ve âhir, eski ve yeni, bilerek ve bilmeyerek, büyük ve küçük, gizli ve açık günâhlarını affeder: Dön rek'ât namaz kılarsın. Her rek'atmda Fatiha ve bir sûre okursun, birinci rck'atte okumayı bitirince ayakta iken: "Sübhânallahi ve'l-hamdüliliâhi ve la ilahe illaltahu v'al-lahu ekber"\ onbcş kcrrc söylersin. Sonra rükû'a giderek rüku'daykcn on kcrrc aynısını söylersin. Sonra rüku'dan başını kaldırınca on kere aynısını söylersin. Sonra secdeye iner on kere söylersin. Secdeden başını kaldırır on kere söylersin. Sonra tekrar secde eder on kere söylersin. Secdeden başını kaldırır on kere daha söylersin Böylece her rck'atte yetmişbeş teşbih yapar diğer rck'allarda da aynısını yaparsın. Eğer her gün bir kere kılmaya gücün yeterse kıl. Şaycl gücün yetmezse her hafıa bir kere kıl. Eğer bunu yapamazsan, senede bir kere kıl. Eğer onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl." (Bu hadisi Ebû Dâvûd, Ibn Mâce, lbn Huzcyme, Tabcrânî rivayet etmiştir. Hafız şöyle demiştir: Bu hadis birçok yoldan rivayet edilmiştir. Ve sahabeden bir cemaal tarafından da rivayet edilmiştir. Bunların en iyisi Ikrimc'nin rivayetidir.) lkrime'nîn hadisini bir cemaal sahihîcmişiir ki, onlardan bazıları şunlardır: Hafız, Ebû Bekir, Acûrî ve şeyhimiz Ebu Muhammed Abdurrâhîm cl-Mısrî ve hocamız Hafız Ebû'l Hascn Makdisî'dir. lbn Mübarek şöyle demiştir: "Teşbih namazı teşvik edilmiş olup, teşbih namazını her zaman âdet haline getirmeli ve ondan gafil olmamalıdır."
 HACET NAMAZI

İmâm Ahmed sahih bir senetle Ebû Dcrdâ'dan şöyle rivayet etti: Ra-sûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim abdesl alır da, aldığı abdesti tam yapar, sonra o abdestle iki rek'at namazı tam olarak kılarsa, islediği şeyi Allah ona hemen veya sonra verir."

2.8.5.12. TEVIÎE NAMAZI

Ebu Bekir'den rivayeten; o şöyle demiştir: Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu işinim: "Herhangi bir kimse günah işler, sonra kalkıp abdest alır, namaz kılarsa; sonra tevbe istiğfar ederse, AHah onu affeder." Daha sonra Rasûlüllah şu âyeti okudu: "Ve bir günah işledikleri ve nefislerine zulüm ettikleri zaman Allah'ı anarak hemen günâhlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günâhda ısrar etmeyenler; işte onların mükâfatı Rablerinden bir mağfiret ve ağaçları al-
tından ırmaklar akan cennetlerdir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Şu işleri yapanların mükâfatı ne de güzel d ir. "(24) (Bu hadisi Ebu Dâvûd, Nesâî, lbn Mâce, Beyhakî, Tirmizî rivayet etmişler, Tirmizî, 'hadis hasen-dir,' demiştir.) Taberânî'nin "Mu'cem-i Kebir" kitabında iyi bir senetle Ebû Derdâ'dan rivayet ettiğine göre; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sel-İcm şöyle buyurdu: "Kim abdest alır da aldığı abdesti güzel yapar, sonra iki rek'at veya farz olsun,nafilc olsun dört rek'at kılar, rüku ve secdelerini iyi yapar, sonra Allah'dan af dilerse Allah onu affeder."

2.8.5.13. KÜSUF (GÜNEŞ TUTULMASI) NAMAZI

Âlimlerin ittifakıyla güneş tutulması namazı erkek veya kadınlar hakkında müekkcd sünnettir. Cemaatle kılınması her ne kadar şart değilse de cfdaldir. Bu namaza, "Es-salâtu câmiatun" diye çağrılır. Cumhur ulema iki rek'at olduğunu söylemişlerdir. Bir rek'atta iki rüku' vardır. Aîşc'dcn rivayeten; o şöyle demiştir: "Ncbî aleyhisselam'm bayatında güneş tutulduğunda Rasûlüllah mescide çıkarak kalkıp tekbîr aldı. İnsanları arkasında saf etti. Uzun Kur'ân okuduktan sonra tekbir aldı. Uzun rüku' yaptı. Bu rüku' kırâcltcn daha kısaydı. Sonra başını kaldırarak: "Semi'al-lahu iiınen hamideh, Rabbena leke'lhamd" dedi. Sonra yine kalktı. Birinci kırâctten daha az uzunca Kur'ân okudu. Sonra tekbîr aldı. Birinci rüku'dan daha az rüku1' yaptı. Sonra tekrar "Semi'allahu limen hamideh, Rabbena ve leke'l-haınd" dedi. Sonra secdeye gitti. Sonra birinci rek'atte yaptığı gibi yapıp dört rüku' ve dört secde tamamlayarak iki rek'at namazı bitirdi. Namaz bilmeden güneş açılmadı. Sonra kalkıp insanlara hutbe okudu. Allah'ı lâyık olduğu üzere senâ ettikten sonra şöyle buyurdu: "Muhakkak güneş ve ay Allah'ın âyetlerinden birer âyettirler. Hiçbir kimsenin ölümü veya hayan için tutulmazlar. Onların tutulduğunu görünce namaz kılarak Allah'a sığının." (Hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.)
Yine Buhârî ve Müslim'in Ibn Abbâs'dan rivayetlerinde İbni Abbas Şöyle demiştir: "Güneş tutulunca Rasûlüllah namaz kıldı. Bakara sûresi kadar uzunca Kur'ân okudu. Sonra uzun bir rüku' yaptı. Sonra birinci kıyamdan daha az kıyamda durdu. Sonra birinci rüku'dan daha az rüku'da kaldı. Sonra birinci kıyamdan daha az bir kıyam yaptı. Sonra birinci rüku'dan az uzun bir rüku' yaptı. Secdeye gitti ve dönünce güneş, açıldı.

(24) ÂHlmran:135.

Şöyle buyurdu: "Güneş ve ay Allah'ın âyetlerinden birer âyettir. Hiçbir kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmazlar. Onların tutulduğunu görünce Allah'ı zikredin." İbn Abdilbcr: "Bu iki hadis, bu konuda rivayet edilenlerin en sahihidir," demişlir. Ibn Kayyım: "Kûsuf namazında açık ve muhkem sünnet her rek'atte rüku'un tekrar edilmesidir" demişlir.
Âişe, Ibn Abbâs, Câbir, Übey bin Ka'b, Abdullah bin Amr bin Âs ve Ebû Musa el-Eş'arî; Rasûlüllah'dan rivayetlerinde: "Her rek'atta rüku'u tekrarlamak gerekir." demişlerdir." Rüku'un tekrar edileceğini rivayet edenler hem sayı bakımından çok, hem de Rasûlüüah sallallahu aleyhi ve sellem'le olan hususî sohbetleri ile ilimleri bakımından, tekrarını zikret-meyenlerden daha öndedir. Malîkî, Şafiî ve Ahmcd'in görüşü budur. Ebû Hanîfc, küsûf namazının, cuma ve bayram namazları gibi iki rek'at kılınması görüşündedir.
Numan bin Beşîr şöyle demiştir: "Rasûlüllah bize sizin namazınız gibi küsûf namazı kıldırdı. Rüku' eder, secde eder, güneş açılıncaya kadar Allah'a duâ ederdi." Kabiscl'ül-Hilalî hadisinde Rasûiüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Güneşin tutulduğunu gördüğünüz zaman farz namazları kıldığınız gibi iki rck'al kılınız." (Hadisi Ahmcd ve Nesâî rivayet etmiştir.)
Her iki rek'atte Fatiha'yı okumak vâcibdir. Sonra Kur'ân'dan dilediği âyeti okumakta serbesttir. Kırâeü açık ve gizli yapmak caizdir. Ancak Buhârî, açık okumak daha doğrudur, demişlir. Namazın vakti, güneş tutulduğundan açılıncaya kadardır. Ay tutulmasının namazı güneş tutulması gibidir. Hasan Basri şöyle demiştir: Ibn Abbâs Basra valisi iken ay tutuldu. Çıkıp bize iki rek'at namaz kıldırdı. Her rck'atia iki rüku' yaptı. Sonra binek üzerine çıkıp şöyle dedi: "Muhakkak ben Rasûlülîah'ı gördüğüm gibi namaz kıldım." (Hadisi Şafiî "Müsncd"indc rivayet etmiştir.)
Tekbir, duâ, sadaka ve istiğfar müstehabdır. Buhârî ve Müslim'de Âişc (r.a.)'dcn rivayet edilen hadisle Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sel-lcm şöyle buyurdu: "Muhakkak güneş ve ay Allahın âyetlerinden birer âyettir. Hiç kimsenin hayalı ve Ölümü için tutulmazlar. Tutulduğunu gördüğünüz zaman Allah'a duâ edin. Tekbir alın, sadaka verin ve namaz kılın." Yine Buhârî ve Müslim'in Ebu Musa'dan rivayet ettiklerine göre Ebû Musa şöyle demiştir: "Güneş tutuldu. Rasûlüilah kalkıp namaz kıldı. Ve şöyle buyurdu: "Güneş ve ayın tutulmasını gördüğünüzde Allah'ı zikrederek ona sığının, duâ ve istiğfar edin."

2.8.5.14. YAĞMUR DUASI NAMAZI

Istiska; Su istemektir. Buradaki mânâsı ise, kuraklık olup yeryüzünde yağmur kesildiği zaman Allah'dan yağmur yağmasını istemeklir.
1- İmâm, cemaate kerahet vakti dışında iki rek'at namaz kıldırır. Birincide "Fatiha" ile "Sebbih'isme Rabbike'1-A'lâ"; ikincide "Faiiha"dan sonra "Gaşiye" sûresini açıktan okur. Namazdan sonra veya önce hulbe okur. Hutbe bitince bütün namaz kılanlar, dış elbiselerinin sağ tarafını sol tarafa, sol tarafını sağ tarafa çevirirler ve kıbleye dönerler. Ellerini iyice kaldırarak Allah'a duâ ederler. Ibn Abbâs'dan rivayeten; o demişlir ki: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem mütevazi eski elbisesini giyerek, huşu içinde tazarru ederek, bayram namazını kıldığı gibi iki rek'at namaz kıldı. Sizin bu hutbeniz gibi hutbe okumadı." (Hadisi Buharı, Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd, Nesâî rivayet etmiştir. Tirmizi, Ebu Avane ve Ibn Hibban hadisin sahih olduğunu söylemişlerdir.) Aişe (r.a.)'den rivayelen: "insanlar Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e yağmurun yağmadığından şikâyet ettiler. O da musallaya bir minber konmasını emretti. Ve bir gün oraya çıkacağına söz verdi. Güneşin harareti şiddetlenince musallaya çıkıp minbere oturdu. Tekbir ve hamd'den sonra şöyle buyurdu: '-Siz bana yerinizin kuraklığından şikâyet etliniz. Allah kendisine duâ etmenizi size emrediyor. Ve duanızın kabul olacağını vaad ediyor." Sonra şöyle buyurdu:
"HamdÂlemlerin rabbi olan Allah'adır. O, Rahman ve Rahimdir. Kıyamet gününün sahibidir. Allah'dan başka ilâh yoktur. Dilediğini yapar. Allahım senden başka ilâh yoktur, Sen Ganîsin, biz fakirleriz; bize yağmur yağdır. Bize indirdiğin yağmuru kuvvet kıl." Sonra koltuk altları görününceye kadar ellerini kaldırarak duâ etmeye devam etti. Sonra sırtını insanlara çevirdi. Ellerini kaldırarak dış elbisesini ters çevirdi. Sonra insanlara döndü ve minberden indi. iki rek'at namaz kıldı. O anda Allah bir bulut gönderdi. Gök gürledi, şimşek çaktı. Sonra Allah'ın izni ile yağ-
mur yağdı. Daha mescide gelmeden sel gibi yağmur yağdı, insanların evlerine sür'atle koştuklarını görünce dişleri görününceye kadar gülümseyerek, şöyle buyurdu: "Şehadet ederim ki Allah her şeye kadirdir. Ve şeha-det ederim ki ben Allah'ın kulu ve Rasûlüyüm." (Bu hadisi Hâkim rivayet ederek sahihlemiş, Ebû Dâvûd ise, "bu hadis garip olup, senedi iyidir" demiştir.) Ubbâd bin Temîm'den o da amcası Abdullah bin Zeyd el-Mâzinî'den rivayeten: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, yağmur duası eden insanların yanına çıktı. Onlara iki rek'at namaz kıldırarak kırâeti açıktan yaptı." (Hadisi; Buharî, Müslim, Tirmizî, îbn Mâce ve Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.) Ebû Hürcyre şöyle demiştir: "Rasûlüllah bir gün yağmur duasına çıktı. Ezansız ve kâmetsiz iki rek'at namaz kıldırdı. Sonra bize hutbe okudu. Allah'a duâ etti. Ellerini kaldırarak yüzünü kıbleye çevirdi. Sonra elbisesini ters çevirerek sağ tarafını sol tarafına, sol tarafını sağ tarafa çevirdi." (Hadisi Ahmed, Îbn Mâce ve Beyhakî rivayet etmişlerdir.)
2- İmâmın cuma hutbesinde duâ etmesi, namaz kılanların imâmın duasına âmin demesi: Buharı ve Müslim'in Enes'den rivayet ettiklerine göre: Bir adam cuma günü mescide girdi. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ayakta hutbe okuyordu. Adam: "Ya Rasûlallah, mallar helâk oldu, yollar kesildi. Yağması için bize duâ et," dedi. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ellerini kaldırarak şöyle buyurdu: "Allah'ım bize bereketli yağmur yağdır. Allah'ım bize bereketli yağmur yağdır. Allah'ım bize bereketli yağmur yağdır." Enes (r.a.) şöyle dedi:-"Vallahi gökte herhangi bir bulut ve bulut parçası görmüyorduk. Bir de baktık, bizimle dağ arasında her hangi bir ev ve barınak yoktu ki, arkasından kalkan gibi bir bulut çıkmasın. Nihayet bulutlar göğün ortasına gelince yayıldılar ve yağmur yağdı. Vaüahi güneşi bir hafta göremez olduk. Ertesi cuma yine o kapıdan bir adam giriverdi. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem hutbe okuyordu. Ayakta Rasûiüllah'm karşısına dikilerek: "Ya Rasûlallah, mallar helak oldu, yollar kesildi. Allah'a duâ et de yağmuru dindirsin." Rasûlüllah aleyhisselam ellerini kaldırarak: "Ey Allah'ım üzerimize değil etrafımıza yağdır. Allah'ım dağlara, tepelere, vadi içlerine ve ormanlara." diye duâ etti. Müteakiben yağmur dindi. Biz de güneşe karşı çıkıp yürümeye başladık.
3- Cuma günü dışında, mescidde veya dışında namaz kılmadan yalnızca duâ etmek: îbn Mâce ve Ebû Avâne'nin rivayetlerinde îbn Abbâs şöyle demiştir: Bir Arap Rasûlüllah'a gelerek şöyle demiştir: "Ya Rasûlallah, ben kıtlık sebebiyle çobanların yiyecek bulamadığı ve hayvanlarının kuyruklarını sallamadığı bir kavmin yanından geliyorum." Bu-
nun üzerine Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem minbere çıkarak Allah'a hamd etti ve şöyle buyurdu: "Ey Allah'ım, bize yardım eden içimize sinen, bol,faideli, her tarafı kaplayan, her tarafa akıp giden bir yağmur ihsan et." Sonra öyle yağdı ki, yeryüzünde "biz hayata kavuştuk" demeyen hiçbir kimse kalmadı. (Hadisi Îbn Mâce ve Ebû Avâne rivayet etmiştir. Hadisin râvileri sikadır. Hafız, 'Telhis' kitabında bu hadis hakkında bir açıklamada bulunmamışür.)
Şurahbil bin Sımt'len rivayeten; o Ka'b bin Mürre'yc şöyle demiştir: "Ya Ka'b, Rasûlüllah'dan bana hadîs rivayet et." O da "Rasülülîah'dan şöyle buyurduğunu işittim," diyerek devam etti: Bir adam Rasûlüllah'a gelerek: "Mudar kabilesi için Allah'dan yağmur talebinde bulun" dedi. Adam: "Ya Rasûîallah Allah'dan yardım istersen sana yardım eder. Allah'a duâ edersen duanı kabul buyurur." dedi. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ellerini kaldırarak "Yâ Rabbi, bize yardım eden içimize sinen, bol,faideli, her tarafı kaplayan, her tarafa akıp giden, zarar vermeyen faydalı yağmur ihsan et." Onlar da bu duaya 'âmin' dediler. Sonra çok geçmeden Rasûlüllah'a yağmurun çokluğundan şikâyet ederek; "Evler yıkıldı," dediler. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem tekrar ellerini kaldırarak: "Allah'ım etrafımıza yağdır, üzerimize değil" diye duâ buyurunca, bulutlar parçalanıp sağa sola dağılmaya başladılar. (Hadisi Ahmed, İbn Mâce, Beyhakî, îbn Ebî Şcybe, Hâkim rivayet etmiştir. Hâkim, hasen sahih olduğunu ve Buhârî ve Müslim'in şartlarına uyduğunu söylemiştir.)
Şa'bî'dcn rivayeten; o şöyle demiştir: "Ömer (r.a.) yağmur duasına çıkarak istiğfardan fazla bir şey yapmadı. Kendisine 'biz senin yağmur duası yaptığını görmedik' denilince şöyîe dedi: "Ben, kendisiyle yağmur islenen gökteki yıldızlarla yağmur istedim." Sonra şu âyeti okudu: "Rab-binize istiğfar edin. Şüphesiz O bağışlayandır. Gökten size yağmuru iyice yağdırır. Rabbinize istiğfar edin, sonra ona tevbe erim. "(25) (Hadisi Saîd, Sünen'inde, Abdürrezzâk, Beyhakî, İbn Ebî Şeybe rivayet etmişlerdir.)
Bu konuda rivayet edilen duaların bazısı aşağıdadır:
Şafi'î şöyle demiştir: Salim bin Abdullah'ın babasından, onun da Ncbî aleyhi s selam'dan merfû olarak rivayet ettiği hadîse göre: Ncbî aleyhisselam yağmur duası yapacağı zaman şöyle derdi:

(25) Nuh: I0-ll,Hûd:3,52,90.

"Ailahım, bize yardım eden, içimize sinen, bol, faydalı, her tarafı kaplayan, her larafa akıp giden yağmur ihsan el. Allahım, bize bereketli yağmur yağdır. Dizi ümitlerini kesenlerden eyleme, Rabbimiz, kullarda, beldelerde, hayvanlarda ve diğer mahlûkalında, öyle güçlük, öyle darlık ve sıkıntı var ki, bu durumu senden başkasına arzedemeyiz. Allahım, ekinlerimizi bitir. Bizim için memeleri sütle doldur. Bize göğün bereketlerinden su ver. Bize yeryüzünün bereketlerinden yetişlir. Allahım, bizden güçlüğü, açlığı ve çıplaklığı kaldır. Bizden belâları gider, senden başka belâları giderecek yoktur. Allahım, senden mağfiret dileriz. Şüphesiz sen çok bağışlayansın. Artık bize semadan bol bol yağmurlar yağdır." Şafiî: İmamın bu duayla, duâ yapmasını severim" demiştir.
Sa'd'dan rivayet olunduğuna göre; Ncbî aieyhisselam yağmur duasına çıkınca şöyle duâ etmiştir:
"Allahım, bize kesif, pek gürültülü, bardaktan boşamrcasına inen, şimşekli bir bulut kaplat. Ondan bize irili ufaklı yağmur tanelerini aralıksız yağdır, ey celâl ve ikram sahibi." (Hadîsi Ebû Avânc Sahih'inde rivayet etmiştir.)
Amr bin Şuayb'ın babasından, onun da dedesinden rivayet ettiğine göre demiştir ki: Rasûlüllah yağmur duasına çıktığı zaman:
"Allahım, kullarını ve hayvanlarım sula, rahmetini üzerimize saç ve ölü hâle gelen beldeni ihya et." diye duâ ederdi. (Hadîsi Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.)
Yağmur görüldüğü zaman "Allahım bize faydalı yağmur yağdır." demek müstehabdır. Sonra, yağmur isabet eîsin diye vücudun bir kısmı açılır. Yağmur fazlaiaşıp da, zararından korkulursa şöyle dua edilir:
"Allahım, bizi rahmetinle sula, bize yağmurla azap ve belâ verme, bizi helak edip boğma. Allahım, dağlara, tepelere ve ağaçlara yağdır. Üzerimize değil etrafımıza yağdır."
Bu duaların hepsi sahih olup, Ncbî aleyhisselam'dan sabit olmuşlardır.

2.8.5.15. KUR'ÂN OKUMA (TİLAVET) SECDESİ

Her kim secde âyetini okur veya duyarsa, tekbir alarak secde yapması, sonra secdeden kalkarken tekbir alması müstchabdır. Buna "tilâvet secdesi" denir. Bu secdede teşehhüd ve selâm yoktur. Nafi'in, İbn Ömer'den rivayetine göre demiştir ki: "Rasûlüllah bize Kur'ân okur, secde âyetine gelince tekbir alır, secde eder, biz de secde ederdik." (Hadisi Ebû Dâvûd, Beyhakî, Hâkim rivayet etmiş, Hâkim, 'badis, Buhârî ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir,' demiştir. Ebû Dâvûd şöyle demiştir: "Abdürrc/.zâk 'bu hadîs Sevrî'nin beğendiği bir hadistir.' demiştir." Ebû Dâvûd; "İçinde tekbir geçtiği için bu hadisi beğeniyordu." demiştir.) Abdullah bin Mcs'ud (r.a.) şöyle demiştir: "Secde âyetini okuduğun zaman tekbir al ve secde et, başını kaldırınca yine tekbir al."
a- Kur'ân Okuma Secdesinin Fazileti
Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivayeten; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sel-lcm şöyle buyurdu: "Ademoğlu secde âyetini okuyup secde ettiği zaman, şeytan ağlayarak uzaklaşır; şöyle der: 'Eyvah, âdemoğlu secde ile emro-lundu. Secde etti, ona cennet var. Ben ise, secde ile emrolundum, âsî oldum. Bana cehennem var.'" (Hadisi Ahmed, Müslim ve Ibn Mâce rivayet etmiştir.)
b- Kur'ân Okuma Secdesinin Hükmü
Cumhur ulema, tilâvet secdesini okuyan ve dinleyene sünnet olduğu görüşündedirler. Buhârî'nin Ömer (r.a.)'den rivayetine göre; Ömer, cuma günü minberde NahI suresini secde âyetine kadar okuyup indi. insanlar secde ettiler. Öbür cumada yine aynı sureyi okudu. Secde âyetine gelince şöyle dedi: "Ey insanlar secde ile enırolunmadik. Kim secde ederse doğru yapmış olur. Kim de secde etmezse bir günah yoktur." Diğer bir lâfızda şöyle denmektedir: "Allah bize secdeyi farz kılmadı. Dilersek yaparız." Buharî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî ve Tirmizî'nin Zeyd bin Sâbil'ten rivayetlerine göre o şöyle demiştir: "Rasûlüllah'm huzurunda "Nccm" sûresini okudum; secde etmedi." (Hadisi Dârekutnî rivayet etmiş ve "bİz-den de kimse secde etmedi" demiştir.) Hafız, 'Fetih' kitabında: "Rasûlüllah'm bu terki, caiz olduğunu beyan etmek içindir," görüşünü tercih etmiştir. Şafiî de bu görüşü kesin olarak ifade etmiş olup Bezzâr ve Dârckutnî'nin Ebû Hürcyre'den yaptıkları rivayet de bu görüşü kuvvetlendirmektedir. Bu rivayet şöyledir: "Nebî aleyhisselam Necm süresinde secde etti. Biz de onunla beraber secde etlik." (Hafız 'Fetih' kitabında hadîsin ricali sağlamdır, demiştir.) Ibn Mes'ud (r.a.)'dan rivayeten: "Ncbî aleyhisselam, Nccm sûresini okudu, secde etti. Beraberindekiler de secde etliler. Sadece Kurcyşli bir ihtiyar bir avuç çakıl taşı veya toprak alıp alnına götürerek; "bu bana yeter," dedi. Abdullah "o adamın daha sonra bir kâfir olarak öldürüldüğünü gördüm," demiştir." (Hadisi Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.)
c- Kur'an'dakî Secde Ayetleri
Kur'an'da secde âyeti onbeş yerde geçmekledir. Amr bin As (r.a.)'dan rivayeten; Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve scllcm ona, Kur'an'da onbeş secde okuttu. Onlardan üçü, uzun (mufassal) sûrelerde; ikisi Hâc sûresindedir. (Hadisi Ebu Dâvûd, İbn Mâcc, Hâkim, Dârekutnî rivayet etmiş, Münzirî ve Nevevî hadisi hasen saymıştır.) Secde âyetleri şunlardır:
1- Gerçekten Rabbinin katında olanlar Allah'a kulluk etmekten asla kibirlenmezler. O'nu tenzih eder yüceltirler ve yalnız O'na ibâdet için secde ederler. (A'râf: 206).
2- Göklerde ve yerde ne varsa, ister istemez kendileri de gölgeleri de sabah aksam Allah'a secde eder. (Ra'd: 15).
3- Göklerde ve yerde olan canlılarla melekler kibirlenmedikleri halde hep Allah'a secde ederler. (Nahl: 49).
4- Şöyle de: "Evlât edinmeyen, mülkünde ortağı bulunmayan ve ze-
lil kimselerden yardımcısı olmayan Allah'a hamdolsun." Onu noksanlıklardan yücelt de yücelt." (Isrâ: 107).
5- Kendilerine Rahman olan Allah'ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. (Meryem: 58).
6- Görmedin mi göklerde ve yerde olan her şey güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan çok kimseler hep Allah'a secde ediyor. Bir çocuğunun da üzerine azâb hak olmuştur. (Hac: 18).
7- Ey imân edenler namazlarınızda rükû ve secde edin. Rabbinize ibâdet edin ve hayır yapın ki kurtulabilesiniz. (Hacc: 77).
8- Kâfirler 'Rahmân'a secde edin,' dendiği zaman derler ki, 'Rahman neymiş, bize emrettiğin şeye secde ini ederiz?' Bu emir büsbütün imândan uzaklaşmalarını arttırdı. (Furkan: 60).
9- Şeytân onlara şöyle öğretti: "Göklerde ve yerde gizli olan yağmur ve nebatı meydana çıkaran gizledikleri ve açıkladıkları şeylerin hepsini bilen Allah'a secde etmesinler." (Nem!: 25).
10- Bizim âyetlerimize öyle kimseler imân ederler ki: onlarla kendilerine Öğüt verildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerini hamd ile teşbih ederler ve kibirlenmezler. (Secde: 15).
11 - Dâvûd sanmıştı ki kendisine sırf bir imtihan açtık. Hemen Rab-bine istiğfar elti. Secdeye kapandı ve tevbe ile Allah'a yöneldi: (Sa'd: 24).
12- Gece, gündüz, güneş ve ay hep O'nun alâmetler indendir. Siz güneşe, aya secde etmeyin de onları yaratan Allah'a secde edin. Eğer ona ibâdet etmek istiyorsanız. (Fussilet: 37).
İ 3- Allah'a secde edin ve ibâdet edin. (Necm: 62)
14- Onlara Kur'ân okunduğu zaman secde etmezler. (İnşikâk: 21).
15- Secde et ve yaklaş. (Alak: 19).
■
d- Secde îçin Şart Olanlar

Alimlerin ekserisi namaz için gereken şartları, tilâvet secdesi için de şart koşmuşlardır. Taharet, kıbleye dönmek, setr-i avret gibi, Şevkânî şöyle der: "Tilâvet secdesi ile ilgili hadislerde, secde edenin abdestli olacağına dair bir işaret yoktur. Rasûlüllah ile beraber bulunanlar, onunla beraber secde ederlerdi. Onlardan, 'abdest alın' diye emrettiği hiç naklolunmadı. Hepsinin abdestli bulunması uzak bir ihtimaldir. Yine onunla beraber müşrikler de secde ediyordu. Halbuki onlar pistir, abdestleri sahih bile değildir." Buhârî'nin îbn Ömer'den rivayetine göre; Ibn Ömer abdestsiz secde ederdi. İbn Ebî Şcybe de tbn Ömer'den aynı rivayeti yapmaktadır.' Beyhakı'nin, îbn Ömer senediyle rivayet ettiği hadise gelince; Hafız 'Fe-
tih' kitabında bunun sahih olduğunu söyleyerek şöyle diyor: Ibn Ömer dedi ki: "Kişi ancak temiz olarak secde eder." Bu iki haberin arası Hafız'm sözüyle şöyle te'Iif edilir: "Taharet kelimesi, cünûplükten yıkanmaya veya serbestliğe hamlolunur. Birinci, abdeste izin veren görüşte zarurete yorumlanır. Bu durumda dahi elbisenin veya yerin temiz olacağına delâlet eden hiçbir hadis yoktur. Ama setr-i avret, imkân nisbeünde kıbleye dönmek ittifakla muteberdir." 'Fetih' kitabında şöyle geçmektedir: "Tilâvet secdesinin abdestsiz olarak caiz olduğu konusunda Ibn Ömer'e, Şa'bî'dcn başka kimse tâbi olmamıştır." (Hadîsi Ibn Ebî Şeybe sahih bir senetle tah-ric etmiştir.) Yine Ibn Ebî Şeybe'nin Ebû Abdurrahmân es-Sülemî'dcn tahric ettiğine göre; "bu zât secde ayetini okur, abdestsiz olduğu halde kıbleye dönmeyerek yürüdüğü halde ve îmâ ile secde ederdi." Ibn Ömer'e chl-i beyt'ten bazı muvafakat edenler vardır.
e- Kur'ân Okuma Secdesinde Dua Okumak
Tilâvet secdesi eden kimse dilediği duayı yapar. Bu konuda Rasûlül-lah sallallahu aleyhi ve sellem'den Aişe (r.a.) hadisinin dışında hadis rivayet sahih olmamıştır. Aişe (r.a.) hadisine göre; RasûlüHah sallallabu aleyhi ve sellem tilâvet secdesinde: "Yüzüm yaradana secde etti, güç ve kuvvetiyle kulaklarımı ve gözlerimi açtı. En güzel yaratıcı olan Allah mübarektir." duasını okudu. (Hadisi Buharı, Müslim, Tirmizî, Ncsâî, Ebû Dâ-vüd ve Hâkim rivayet etmiştir. Tirmizî ve Jbn Seken hadisi sahihi em iştir. Sonunda ise; "secde eden kimseye secdesinde üç defa 'Sübhâne Rabbi-yc'l-A'la" demesi gerekir." demiştir.)
f- Namazda Secde
İmam ve tek kılan kimsenin açık ve gizli namazlarda secde âyetini okuması ve okuduğu zaman secde etmesi caizdir. Buhârî ve Müslim'in Ebû Râfî'dcn rivayetlerine göre; o şöyle demiştir: "Ebu Hüreyre ile yatsı namazını kıldım. "İze's-scmâun şekkat" sûresini okuyup namaz içinde secde etti. "Ey Ebû Hüreyre, bu secde nedir?" diye sordum. O da: "Rasû-lüllah'm ardında kıldığım namazda RasûlüHah secde etti, ben de ettim." Hatta "Allah'a kavuşuncaya kadar secdeye devam edeceğim." dedi." Ha-kîm'in Ibn Ömer'den rivayet ettiği, Buhârî ve Müslim'in şartlarına göre sahih saydığı hadiste: "RasûlüHah sallallahu aleyhi ve sellem öğle namazının birinci rek'atmda secde etti. Sonra ashâb onun "Elif, Lâm, Mîm tenzilûn" (Secde) sûresini okuduğunu öğrendiler." Nevevî şöyle demiştir: "Secde âyetini, imâm ve yalnız kılanın, -ister gizli İster açık namazlarda
olsun- okumaları bize göre mekruh değildir. Ancak okuduğu zaman secde eder." Mâlik; "mutlak olarak mekruhtur," demiştir. Ebû Hanife ise; "gizli namazlarda mekruh olup, açık namazlarda mekruh değildir." demiştir. Bahr kitabının sahibi ise: "Mezhebimize göre, cemaat karışmasın diye tilâvet secdesini selâm verinceye kadar tehir etmek mü steri ap tır," demiştir.
g- Secdelerin Üst Üste Gelmesi
Secdeler bir araya geldiğinde bir secde edilir. Bir kimse, secde âye-lini okuduğunda, onu tekrar ederse veya onu bir defadan çok bir mescidde duyarsa secdeyi son okuyuşa tehir etmek şartıyla bir secde eder. Bu yeterlidir. Eğer birinci okuyuştan sonra secde ederse, kimine göre bu yeterlidir. Kimilerine göre ise her bir okuyuş için ayrı ayrı secde eder.
h- Secde-i Tilâvetin Kazası
Cumhur ulema, "secde âyetini okuduktan sonra veya onu işitmekle hemen secde müslebab olur," demişlerdir. Eğer secdeyi tehir ederse ara verme uzamadığı müddetçe secde borcu sakıt olmaz. Ancak ara verme uzarsa secde geçmiş olur ve kazası gerekmez.

2.8.5.16. ŞÜKÜR SECDESİ

Cumhur ulema; bir kimsenin, sevineceği bir nimete kavuşması veya bir belâdan kurtulması halinde şükür secdesi yapmasının müstehab olduğu görüşündedirler. Ebû Bekir'den rivayeten: Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem sevineceği bir iş olduğu zaman veya ona müjde verildiğinde Allah'a şükür secdesine kapanırdı. (Hadisi Ebû Dâvûd, Ibn Mâce, Tirmizî rivayet etmiş, Tirmizî hadisi hasen saymıştır.) Bcyhakî'nin Buhârî'nin şartlarına uygun bir senetle rivayet ettiği hadise göre: Ali (r.a.). Hcmezan halkının müslüman olduğu haberini Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e yazınca secdeye kapandı. Sonra başını kaldırarak şöyle buyurdu: "Heme-zan'a selâm, Hemezan'a selâm!" Abdurrahmân bin Avfdan rivayeten: "Rasûlüllah dışarı çıkınca ben de onu takibenim. Nihayet bir hurmalığa girdi. Secde etti. Secdesi uzayınca Allah onun ruhunu aldı diye korktum. Ona bakmaya gelince başını kaldırdı. "Ey Abdurrahmân, ne oluyor?" dedi. Durumu ona arzettim. Şöyle buyurdu: "Cebrail bana gelip 'seni müjdeleyeyim mi?' dedi. Allah senin için diyor ki: "Her kim sana saiavât getirirse, ben ona rahmet ederim. Her kim sana selâm verirse ben onu selâmete çıkarırım." Onun için Allah'a şükür secdesine kapandım." de-
di." (Hadisi aynı şekilde Hâkim de rivayet ederek 'Buhârî ve Müslim'in Şartlarına göre hadîs sahih olup, şükür secdesi hakkında bundan daha sahîh bir hadîs bilmiyorum' demiştir.) Buhârî'nin rivayetine göre; Ka'b bin Mâlik'e, Allah'ın, tevbesini kabul ettiği müjdesi ulaşınca secdeye kapandı. Ahmcd'in zikrettiğine göre; Ali (r.a.) havâric ölüleri arasında Südeyye ismindeki adamı bulunca şükür secdesine kapandı. Yine Ebû Mansur'un zikrettiğine göre; Ebû Bekir'e Müseyleme'nin Öldüğü haberi gelince şükür secdesine kapandı.
Namaz secdesi için gerekli olanlar, şükür secdesi içinde gereklidir. Kimileri ise, "şükür secdesi namaz olmadığı için, namaz secdesi için şart olanlar bunda şart değildir," demişlerdir. 'Fethü'I-Alem' kitabında "doğruya yakın olan bu görüştür," denmiştir. Şevkânî de; "bu konudaki hadîslerde abdestin, elbiseyi temizlemenin ve kılacak yerin temiz olmasının şart olduğu hakkında bir delil yoktur," demişlir. imâm Yahya ve Ebû Talip de bu görüşledir. Şükür secdesinde tekbir alınacağını gösteren bir delil yoktur. Bahr kitabında ise, "tekbir alır" denmiştir. İmâm Yahya; "Namaz içinde hiç bir kimsenin sözüyle şükür secdesi yapmaz. Çünkü şükür secdesinin namazla hiçbir bağlantısı yoktur," demiştir.

2.8.5.17. YANILMA (SEHÎV) SECDESİ

Nebî aleyhissclam'm namazda yanıldığı sabit olmuştur. Yine Rasûlailah sallallahu aleyhi ve sellem'den şu hadis sahih olarak nakledilmiştir: "Muhakkak ben ancak beşerim. Sizin gibi ben de unuturum. Unuttuğum zaman bana hatırlatın." Bu hususta ümmetine şunları meşru kılmıştır:
a- Yanılma Secdesinin Yapılışı
Sehiv secdesi, namaz kılanın selâmdan önce veya sonra yaptığı iki secdedir. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'den her iki şekil de vârid olmuştur. 'Sahih'de Ebû Said cl-Hudrî (r.a.)'dcn rivayeten Rasûlüllah şöyle buyurmuştur: "Sizden biri namazında şüphe edip, ne kadar kıldığım bilemezse (üç mü, dört mü. diye §üphe ederse) şüpheyi atıp kalbinin kanaat getirdiğine göre namazı tamamlasın. Sonunda selâm vermeden önce iki secde yapsın." (Buhârî ve Müslim'de 'Zülyedeyn' kıssasında, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in selâmdan sonra secde ettiği vârid olmuştur. Bu konuda efdal olan, gelen hadislere uymaktır. Rasûlüllah'm selâmdan önce secde ettiği yerlerde selâmdan Önce, selâmdan sonra secde ettiği yerlerde selâmdan sonra secde edilir. Bu bildirilenlerin dışında sec-
de önce de sonra da yapılabilir.) Şevkânî şöyle demiştir: "Bu konuda söylenecek en güzel şey Rasûlüllah'in selâmdan önce veya sonra secde elliği hakkındaki fiil ve sözlerinin gereği ile amel etmektir. Eğer selâmdan önce secde ettiği noktada kayıt varsa, selâmdan önce yapar. Selâmdan sonra yaptığı noktada kayıt varsa selâmdan sonra yapar. Her iki noktada kesin bir kayıt yoksa, ziyade ile noksan arasında bir fark gözetmeksizin, selâmdan önce ve sonra secde yapmakta serbesttir. Çünkü Müslim'in Sahihinde tbn Mes'ud'dan rivayeten Rasûlüllah şöyle buyurmuştur: "Kişi namazını fazla veya noksan yaptığında iki secde etsin."
b- Yanılma Secdesinin Yapılacağı Yerler
Aşağıdaki durumlarda sehiv secdesi yapmak meşru olmuştur:
1- Namaz bilmeden önce selâm vermiş ise: Ibn Sirîn Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivayet ettiği hadiste şöyle demiştir: "Rasûlüllah bize zeval sonrası namazlarından birini kıldırdı, tki rek'at kıldıktan sonra kalkıp selâm verdi. Mescitte dikili bir ağaca sanki kızgın bir vaziyette dayandı. Sağ elini sol elinin üzerine koyarak parmaklarım kenetledi. Yanağını sol elinin üstüne koydu. Camiden çıkanlar 'namaz kısaldı mı?' dediier. İçlerinde Ebû Bekir ve Ömer de vardı. Rasûlüllah ile konuşmaktan çekindiler. Cemaatin içinde Zülyedeyn isminde bir adam; 'Ya Rasûlailah unuttun mu, yoksa namaz mı kısaldı?' diye sordu. Rasûlüllah: "Unutmadım, namaz da kısalmadı." buyurdu. "Zülycdcyn'in dediği gibi midir?" diye sorunca, cemaat 'evet' dedi. Öne gcçıi, kalan rek'atleri kıldırdı. Sonra selâm verdi. Sonra tekbir aldı. Daha önceki secdesi gibi veya daha uzun secde yaptı, sonra başını kaldırdı ve tekbir aldı. Daha önceki secdesi gibi veya daha uzun secde yaptı. Başını kaldırdı. (Hadisi Buhârî, Müslim rivayet etmiştir.) 'Ata'dan rivayeten: Ibn Zübeyr akşam namazını kılarak ikinci rek'atta selâm verdi. Hacer-ül Esved'i selâmlamak için kalktı. Cemaat "Sübhânaüah" deyince, "ne oluyor size?" dedi. Sonra kalan kısmı kılarak iki secde yaptı." Ata devamla dedi ki: Durumu Ibn Abbas'a anlatınca, o: "Bu hal Rasûlüllah'm sünnetinden ayrı değil ki," dedi. (Hadisi Ahmed, Bczzâr ve Tabcrânî rivayet etmişlerdir.)
2- Namaz fazla kılındığında yanılma secdesi yapılır. Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve Ibn Mâce'nin Ibn Mes'ud (r.a.)'dan rivayetine göre: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem beş rek'at namaz kıldı. "Namaza ilâve mi oldu?" diye sorulunca, Rasûlüllah: "Bu ne de-
mck?" buyurdu. Ashab: "Beş rek'at kıldın," deyince; selâmdan sonra iki secde yaptı." Bu hadiste; yanilarak bir rek'at ziyade eden, dördüncüde oturmayan kimsenin namazının sahih olduğuna delil vardır.
3- Teşehhüdü unuttuğu zaman veya namazın sünnetlerinden birini unuttuğunda yanılma secdesi yapılır. Buharı, Müslim, Tirmizî, Nesâî, Ibn Mâce ve Ebu Davud'un Ibn Buhayne'den rivayetine göre: "Nebî aleyhisselâm namaz kılarken ikinci rek'atlen sonra ayağa kalkınca cemaat teşbih getirdiler. Rasûlüllah namaza devam elti. Namazı bitirince iki secde yapıp sonra selam verdi." Bu hadisten anlaşıldığına göre birinci oturuşu unutan tam ayağa kalkmadan hatırlarsa geriye döner. Tam doğrulmuş-sa geriye dönmez. Ahmed, Ebu Dâvûd ve Ibn Mâcc'nin, Muğîre bin Şu'be (r.a.)'dcn rivayet etlikleri hadîs, bu görüşü kuvvetlendirmektedir. Rasülül-Iah şöyle buyurdu: "Sizden biriniz ikinci rek'atlen sonra ayağa kalkarsa tam doğrulmadıysa olursun. Tam doğrulduysa oturmasın. Yanılma secdesi olarak iki secde yapsın."
4- Namazda şüphe edenin yanılma secdesi yapması gerekir. Abdurrahmân bin Avfdan rivâyeten o demiştir ki: Rasûlüİlah'dan şöyle işittim: "sizden biriniz namazında şüphe edip de bir mi, iki mi kıldığım bilmezse onu bir kabul etsin, iki mi, üç mü kıldığım bilemezse iki saysın. Üç mü, dört mil kıldığını bilemezse onu üç kabul etsin sonra namazı bitirince oturur olduğu halde selâmdan Önce iki secde yapsın." (Hadisi Ahmed, Ibn Mâcc ve Tirmizî rivayet etmiş, Tirmizî hadisi sahih saymıştır.) Bir rivayette Abdurrahmân; "Rasûlüİlah'dan şöyle işittim," demiştir: "Kim namazı kılar da noksan olduğundan şüphe ederse fazla kıldığına kanaat edinceye kadar kılsın." Ebû Sa'îd cl-Hudri'den rivayeten Rasülüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz namazı üç mü, dört mü kıldığından şüphe ederse şüpheyi atsın, kesin karar verdiği şey üzerine namazı tamamlasın. Sonra selâmdan önce iki secde yapsın. Eğer beş rek'at kılmışsa secdeleri onun için şefaatçi olur. Eğer dördü tamamlamak için kılmışsa o iki secde boşuna gitmez; şeytanı çatlatmak için olur." (Ahmcd ve Müslim'in rivayet ettiği bu iki hadis, cumhur ulemanın: "Eğer namaz kılan rek'atlerin sayısında şüphe ederse kendisi için kesin olan en az üzere namazı tamamlayıp sonra yanılma secdesi yapar," görüşüne delildir.)