Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 18 Hastaninnamazi - Fikhussunne

 HASTANIN NAMAZI

Bir kimsede hastalık ve benzeri şeyler dolayısıyla bir özür meydana gelse, farzlarda ayakta durmaya gücü yetmese oturarak kılması caizdir. Oturarak küamazsa bir tarafı üzere kılar. Rükû ve secdeleri imâ ile yapar. Secdesinde rukûundan daha fazla eğilir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Allah'ı ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerinde zikredin."(4Q) "İmrân bin Husayn'dan rivayeten; o demiştir ki: "Bende basur hastalığı vardı. Nebî aleyhisselam'a namazı nasıl kılacağımı sordum. 'Ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak kıl, buna da gücün yetmezse yan tarafın üzerine kıl,' buyurdu." (Hadîsi Buharî, Tirmizî, Nesâî, Ebû Dâvûd ve Ibn Mâce rivayet etmiştir.) Ncsaî'de şu İlâve de vardır: "Eğer gücü yetmezse arka üstü kılar. Allah hiçbir kimseye güç yetiremeyeceği şeyi teklif etmez." Câbir'dcn rivayet olunduğuna göre; O şöyle demiştir: "Nebî aleyhisselam bir hastayı ziyaret edip, onu yastık üzerine namaz kılarken görünce, yastığı atıp şöyle buyurdu: "Gücün yetiyorsa yerde kıl, yetmiyorsa îmâ ile kıl. Secdede rükû'undan daha fazla eğil." (Hadisi Beyhakî rivayet etmiş, Ebû Hatim ise, mevkuf olduğunu sahihlemiştir.)
Güç yetmemekte göz önünde bulundurulan, zorluğun bulunması, hastalığın artması veya iyileşmesinin gecikmesi başın dönmesi gibi durumlardır. Ayakta durmanın yerine geçen oturma şekli bağdaş biçiminde oturmaktır. Aişe'den (r.a.) rivayeten; o demiştir ki: "Nebî aleyhisseİam'ı bağdaş kurarak namaz kılarken gördüm." (Hadîsi Nesâî rivayet etmiş, Hâkim sahîhlcmiştir.) Teşehhüd'de oturur gibi oturmak da caizdir. Ayakta ve oturarak kılmaktan aciz kalan kimsenin namaz kılma şekli hakkında ise "yan tarafı üzerine kılar" denildi. "Eğer gücü yetmezse sırtüstü kılar, ■ ayaklarını gücü yettiği kadar kıbleye çevirir." lbnü'l-Münzîr bu görüşü benimsemiştir. Bu konuda Ali'den (r.a.) zayıf bir hadis gelmiştir. Nebî aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Hasta, gücü yeterse ayakta kılar. Gücü yetmezse oturarak kılar. Secde etmeye gücü yetmezse basıyla imâ ederek; secdede rukûundan daha fazla eğilir. Oturarak kılmaya gücü yetmezse kıbleye yönelerek sağ tarafı üzerine kılar. Sağ laraı üzere kılmaya gücü yetmezse, ayaklarını kıbleye çevirerek sırtüstü kılar." (Hadîsi
(40) Nisa: 103.
Darekutnî rivayet etmiştir.) Bazıları "kolayına geldiği gibi kılar,' demişlerdir. Hadislerin zahirinden anlaşıldığına göre sırtüstü imâ ile de kılamazsa bundan sonra ona birşey gerekmez.

2.17. KORKU NAMAZI

Alimler korku namazının meşru olduğunda şu âyetle ittifak etmişlerdir: "Sen onların (askerin) içinde olup da cephede onlara namaz kıldıracağın zaman askerini İki kısım yap. Biri seninle namazda, diğeri düşman karşısında dursun. Hepsi de silâhlarını yanlarına atsınlar. Seninle namazda olup bir rek'at kılsınlar, düşman karşısına gitsinler. Düşman karşısında olup namaz kılmamış olanlar gelip ikinci rek'atı seninle kılsınlar. Onlar da tedbirli bulunarak silâhlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silâh ve eşyalarınızdan gafil bulunanınız da size ansızın bir baskın yapsınlar. Eğer yağmurdan dolayı size bir eziyet olursa, hasta bulunursanız silâhlarınızı bırakmanızda üzerinize günâh yoktur. Bununla beraber ihtiyat tedbirinizi alın. Allah kâfirlere hor ve rüsvay edeceği bir azap hazırlamıştır."(41) imam Ahmcd şöyle demiştir: "Korku namazı hakkında altı veya yedi hadis sabit olmuştur. Kişi hangisiyle amel ederse caizdir." îbn Kayyım ise şöyle demiştir: "Korku namazı altı şekilde kılınır. Bazıları bunu daha çoğa çıkarırlar. Korku namazının şeklini çoğaltanlar ravilcrin bu konudaki ihtilaflarım nazarı itibara alarak onyedi şekle çıkarırlar. Fakat Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in fiillerini birbirine katmak mümkündür. Çünkü bu değişik şekiller ravilerin ihtilâfından doğmaktadır. Hafız, 'güvenilecek görüş budur' der. işte korku namazının açıklaması:

2.17.1. Birinci Şekil

Düşman kıble tarafının dışında olması durumunda imam, iki rek'at-lık namazlarda, birinci gruba bir rek'at kıldırır, sonra kılan grub kendileri için kalan bir rek'atı tamamlayıncaya kadar imam bekler. Onlar gider düşman karşısındakiler gelir. Sonra ikinci grub gelerek onlara ikinci rek'atı kıldırır. Onlar kalan bir rek'atı kılmcaya kadar bekler. Sonra onlarla selam verir. Salih bin Havvât'm Sehl bin Ebî Hcyseme (r.a.)'den rivayet ettiğine göre, Sehl demiştir ki: "Bir grub Ncbî aleyhisselâm İle beraber saf tuttu. Diğer grub da düşmanın karşısındaydı. Rasûlüllah birinci grubla bir rek'at

(41) Nisa: 102.

kıldı. Onlar kalan rek'atı tamamlayıncaya kadar ayakta bekledi. Sonra onlar düşman karşısına gidip ikinci grub geldi. Onlara namazından kalan birinci rek'atı kıldırdı. Sonra onlar kendileri için kalan bir rek'atı tamamlayıncaya kadar oturarak bekledi. Sonra onlarla selâm verdi." (Hadîsi Buharı, Müslim, Tirmizî, Nesâî ve Ebu Dâvûd rivayet etmiştir.)

2.17.2. ikinci Şekil

Düşmanın kıble tarafının dışında olması halinde imam, askerin birinci grubuna bir rek'at kıldırır. Diğer grub düşman karşısında durur. Sonra bir rek'at kılan düşman karşısına gider, ikinci grub gelir. Onunla bir rck'al kılar, sonra her grub kendi başına kalan rck'alı tamamlar. Îbn Ömer'den rivayeten; o demiştir ki: "Rasûlüllah, iki grubdan birine bir rck'aL kıldırdı, ikinci grub düşmanın karşısında bulunuyordu. Birinci grub arkadaşlarının yerine düşman karşısında yer tuttu, ikinci, grub gelip Nebî aleyhisselâm ile bir rek'at kıldı. Sonra bir rek'atı onlar, bir rek'atı da onlar tamamladılar." (Hadisi Buharı, Müslim ve Ahmed rivayet etmiştir.) Hadisten anlaşılan şudur ki; düşmanı gözetlemekle'görevli ikinci grub, imamın selâmından sonra namazı kesmeden iki rek'atı ard arda kılmışlardır. Birinci grub ise, ikinci grub namazlarını bitirip düşman karşısında yerlerini alınca kılmışlardır. Îbn Mes'ûd (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki: "Sonra Rasûlüllah selâm verdi. İkinci grub kalktı, kendileri için bir rek'at kıldılar."

2.17.3-. Üçüncü Şekil

imam her gruba iki rek'at kıldırır. İlk iki rek'atlar onun için farz, kalan iki rek'at ise nafile olur. Farz kılan kimsenin nafîle.kilana uyması ise caizdir. Câbir (r.a.)'den rivayeten Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ashabdan bir gruba iki rek'at kıldırdı. Sonra diğer gruba iki rek'at kıldırdı. Sonra selâm verdi." (Hadîsi Şafiî ve Ncsâî rivayet etmiştir. Ahmcd, Ebû Dâvûd ve Nesâî'nin rivayetinde demiştir ki: "Rasûlüllah bize korku namazı kıldırdı. Ashabının bazisıyla iki rek'at kıldı. Sonra selâm verdi. Bekledikten sonra diğer grub geldi. Aynı yere geçtiler, onlara da iki rek'at kıldırdı, sonra selâm verdi. Böylece Nebî aleyhisselâm dört rek'at kılmış oldu. Cemaat ise, bir grub iki diğer grub da iki kılmış oldular.") Buharî, Müslim ve Ahmed'in Câbir'den rivayetlerinde Câbir demiştir ki: Nebî aleyhisselâm ile beraber Zatu r-Rikâ'de (Savaş yapılan yerin ismi) bulunduk. Namaz için kamet getirilince birinci gruba iki rek'at kıldırdı. Sonra onlar gittiler, ikinci gruba iki rek'at daha kıldırdı. Böylece Rasûlüllah dört rek'at, cemaat ise iki rek'at kılmış oldu."

2.17.4. Dördüncü Şekil

Düşmanın kıble tarafında olması halinde imam her iki gruba, düşmanı ortak gözetlemeleri ve namazın bütün rükünlerinde secdeye kadar imama uymaları şartıyla namaz kıldırır. Birinci grub secde yapınca; ikinci grub, birinci grub secdeyi bitirinceye kadar bekler, sonra secde eder. Birinci rek'at bitince, arkadaki grub, öndeki grubun yerine geçer, öndeki grub arkaya geçer. Câbir (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki: "Rasûlüllah ile beraber korku namazında bulundum. Düşman bizimle kıble arasında bulunduğu halde bizi arkasında iki saf yaptı. Nebi aleyhisse-lam tekbîr aldı. Biz de topluca tekbîr aldık. Sonra rükû'a gitti. Biz de rü-kû'a gittik. Rükû'dan başını kaldırdı, biz de kaldırdık. Sonra arkasındaki safla beraber secdeye vardı. Sonra saf düşmanın karşısına gitti. Rasûlüllah onu takib eden safla secdeyi bitirince, arkadaki saf secdeye varıp kalktılar. Sonra arka saf öne geçti. Ön saf ise arkaya geçü. Sonra Rasûlüllah rükû' etti, biz de onunla beraber rükû' ettik. Sonra başını kaldırdı, biz de hepimiz başımızı kaldırdık. Sonra birinci rek'atta arkaya kalan safla secdeye vardı, arka saf ise düşmanın karşısına geçti. Rasûlüllah, arkasındaki salla secdeyi bitirince, arka saf secdeye varıp secde ettiler. Sonra Nebî aleyhis-sclam selâm verdi. Biz de hepimiz selâm verdik." (Hadîsi Müslim, Ah-med, Nesâî, tbn Mâce ve Beyhâkî rivayet etmişlerdir.)

2.17.5. Beşinci Şekil

İki grubun imamla beraber topluca namaza girmesi ve sonra bir grubun düşmanın karşısına giderek, kalan grub İle imamın bir rek'at kılmasıdır. Sonra onlar gider düşmanın karşısına dikilirler, sonra diğer grub gelir imam ayakta olduğu halde bir rek'at kendi başlarına kılarlar. Sonra imam onlara ikinci rek'atı kıldırır. Sonra düşmanın karşısındaki grub gelir, imam ve ikinci grub oturmuş oldukları halde onlar kendi başlarına bir rek'at kılarlar. Sonra imamla hepsi beraber selâm verir. Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki: "Rasûlüllah ile beraber Necid gazvesi yılında korku namazı kıldık. İkindi namazına kalkınca bir grub onunla beraber namaza durdu. Diğer grub sırtları kıbleye dönük olduğu halde düşmanın karşısına geçti. Rasûlüllah tekbir aldı. Yanındaki -lerle düşman karşısındakiler beraberce tekbîr aldılar. Sonra bir rek'at kıldı. Yanındakiler de bir rek'at kıldılar. Sonra secdeye vardı. Diğer grub düşman karşısında ayakta olduğu halde, yanındaki grub secdeye vardı. Sonra kalktı. Yanındaki grub da kalkıp düşmanın karşısına gitti. Düşmanın karşısında olan grub geldi. Rasûlüllah ayakta olduğu halde, rüku' ve
secde yaparak sonra kalktılar, diğer bir rek'at kıldılar. Rasûlüllah ile beraber rükû" ve secde yaptılar. Sonra düşman karşısındaki grub geldi, rükû' ve secde yaptılar. Sonra Rasûlüllah selâm verdi. Hepsi birlikte selâm verdiler. Bu durumda Rasûlüllah iki rek'at, her grub da iki rek'at kılmış oldu." (Bu hadisi Ahmed, Ebû Dâvûd ve Nesâî rivayet etmiştir.)

2.17.6. Altıncı Şekil

Her grubun imam ile birer rek'at kılmasıdır ki, İmam iki, her grub da birer rek'at kılmış olur. İbn Abbas (r.a.)'dan rivayeten: "Nebî aleyhisselam Zîkuret'te namaz kıldı. Cemaati iki safa ayırdı. Birisi arkasında, diğeri düşman karşısında. Arkasındaki ile bir rek'at kıldı. Sonra o kılanlar diğerlerinin yerine geçti. Onların sırası gelince bir rek'al kıldırdı. Onlar kalan rek'atı tamamlamadılar." (Hadisi Nesaî ve Ibn Hibbân rivayet etmiş, İbni Hibban sahîhlcmiştir.) Yine İbn Abbâs (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre Nebi aleyhisselam demiştir ki: "Allah Teâlâ Nebinize mukim iken dört, misafir iken iki, korku anında tek. rek'at farz kılmıştır." (Hadîsi Ahmed, Müslim, Ebû Dâvûd ve Nesaî rivayet etmişlerdir.) Salebe b. Zehdcm'den rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki: "Sa'îd b. Âs ile Taberistan'da bulunuyorduk. 'Hanginiz Rasûlüllah ile korku namazı kıldı?' deyince, Hu-zeyfe; 'Ben' deyip, 'Rasûlüllah o gruba bir, bu gruba bir rek'at kıldırdı ve kalan rek'atı ilâve etmediler.' dedi." (Hadisi Ebû Dâvûd ve Nesaî rivayet etmiştir.)

2.17.7. Korku Anında Akşam Namazının Kılınışı

Akşam namazında kısaltma olmaz. Korku namazı hakkında rivayet edilen hadîslerde akşam namazının yapılışını gösteren hiçbir hadis gelmemiştir. Bunun için âlimler ihtilâf etmişlerdir. Hanefi ile Malikîlere göre; imam bir grub ile iki rek'at kılar. İkinci grub ile de bir rek'at kılar. Şafiî ile Ahmet; "Bir grub ile bir rek'at, ikinci grub ile iki rek'at kılmayı caiz görmüşlerdir." Ali (na.)'den rivayet edildiğine göre, o da böyle yapmıştır.

2.17.8. Şiddetli Korkuda Namaz

Korku şiddetlendiği ve saflar birbirine karıştığında herkes gücü yettiği şekilde, yerde veya binek üstünde kıbleye dönerek veya dönmeyerek namaz kılar. Rükû ve secdeleri mümkün olduğu şekilde imâ eder. Secdede rükû'dan daha fazla eğilir. Yapamadığı rükünler ondan düşer. İbn Ömer demiştir ki: "Nebi aleyhisselam korku namazını tarif ederken şöyle buyurdu: "Eğer korku çok şiddetli ise yerde veya binek üstünde kılınız.'
(Bu hadis Buharî'de şu lâfızla gelmiştir: "Eğer korku bundan daha şiddetli ise, yerde, ayakta, dizler üstünde kılınız. Veya kıbleye dönerek veya dönmeyerek binek üzerinde kılınız.") Müslim'in rivayetinde ise, İbn Ömer Şöyle demiştir: "Eğer korku daha fazla ise binek üzerinde veya ayakla imâ
ile kıl."

2.17.9. Kovalayan veya Kaçanın Namazı

Bir kimse düşmanı kovalarken vaktin geçmesinden korkarsa, kıblenin dışında bir tarafa dahi olsa imâ ile kılar. Düşmandan kaçan da bunun gibidir. Bu ikisinin durumuna, düşmanın rükû' ve secdeden engellediği her bir kimse ile, kendini, ailesini ve malını, düşmandan, hırsızdan ve yırtıcı hayvandan koruyan kimseler de eklenebilir. Bunlar da dönebildikleri tarafa imâ ile kılarlar. Irkî şöyle demiştir: "Bu kaide, kurtulma imkânı olmayan yangın, sel gibi her mubah kaçış için de geçerlidir. Fakir, borçlu, durumunu açıklamakdan aciz olan ve hak sahibi yakaladığı zaman onu hapsedip, bağışlamayacağını büen kimse de bunun gibidir. Yine üzerine kısas olup da, gözden kaybolduğu zaman hak sahibinin öfkesi geçip affedileceğini ümid eden de böyledir." Abdullah b. Üneys'den rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki: "Rasûfüllah beni Arafat tarafında bulunan Halid b. Süfyan'eî-Hûzeli'ye göndererek: "Git, onu öldür," buyurdu." Abdullah bin Üneys demiştir ki: "Onu gördüğümde ikindi namazının vakti gelmişti. Kendi kendime; 'onunla benim aramda, namazı te'hir edecek şeyin bulunmasından korkarım.' dedim. Ona doğru yürüyerek kılmaya başladım. Ona yaklaşınca bana: 'Sen kimsin?' dedi. Ben de: "Bir arabım, Muhammed'e karşı adam topladığını duydum da bunun için sana geldim," dedim. O da: "Evet, öyle yapacağım," dedi. Onunla bir saat yürüdüm. Bir imkân bulunca, kılıcımla onu öldürünceye kadar vurdum." (Hadisi Ahmed ve Ebû Dâ-vûd rivayet etmiş, Hafız hadîsin isnadım hasen saymıştır.)