Fikih - 18 Hastaninnamazi - Fikhussunne
HASTANIN NAMAZI
Bir kimsede hastalık ve benzeri şeyler dolayısıyla bir özür meydana gelse,
farzlarda ayakta durmaya gücü yetmese oturarak kılması caizdir. Oturarak
küamazsa bir tarafı üzere kılar. Rükû ve secdeleri imâ ile yapar. Secdesinde
rukûundan daha fazla eğilir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Allah'ı ayakta,
oturarak ve yanlarınız üzerinde zikredin."(4Q) "İmrân bin Husayn'dan rivayeten;
o demiştir ki: "Bende basur hastalığı vardı. Nebî aleyhisselam'a namazı nasıl
kılacağımı sordum. 'Ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak kıl, buna da gücün
yetmezse yan tarafın üzerine kıl,' buyurdu." (Hadîsi Buharî, Tirmizî, Nesâî, Ebû
Dâvûd ve Ibn Mâce rivayet etmiştir.) Ncsaî'de şu İlâve de vardır: "Eğer gücü
yetmezse arka üstü kılar. Allah hiçbir kimseye güç yetiremeyeceği şeyi teklif
etmez." Câbir'dcn rivayet olunduğuna göre; O şöyle demiştir: "Nebî aleyhisselam
bir hastayı ziyaret edip, onu yastık üzerine namaz kılarken görünce, yastığı
atıp şöyle buyurdu: "Gücün yetiyorsa yerde kıl, yetmiyorsa îmâ ile kıl. Secdede
rükû'undan daha fazla eğil." (Hadisi Beyhakî rivayet etmiş, Ebû Hatim ise,
mevkuf olduğunu sahihlemiştir.)
Güç yetmemekte göz önünde bulundurulan, zorluğun bulunması, hastalığın artması
veya iyileşmesinin gecikmesi başın dönmesi gibi durumlardır. Ayakta durmanın
yerine geçen oturma şekli bağdaş biçiminde oturmaktır. Aişe'den (r.a.) rivayeten;
o demiştir ki: "Nebî aleyhisseİam'ı bağdaş kurarak namaz kılarken gördüm."
(Hadîsi Nesâî rivayet etmiş, Hâkim sahîhlcmiştir.) Teşehhüd'de oturur gibi
oturmak da caizdir. Ayakta ve oturarak kılmaktan aciz kalan kimsenin namaz kılma
şekli hakkında ise "yan tarafı üzerine kılar" denildi. "Eğer gücü yetmezse
sırtüstü kılar, ■ ayaklarını gücü yettiği kadar kıbleye çevirir." lbnü'l-Münzîr
bu görüşü benimsemiştir. Bu konuda Ali'den (r.a.) zayıf bir hadis gelmiştir.
Nebî aleyhisselam şöyle buyurmuştur: "Hasta, gücü yeterse ayakta kılar. Gücü
yetmezse oturarak kılar. Secde etmeye gücü yetmezse basıyla imâ ederek; secdede
rukûundan daha fazla eğilir. Oturarak kılmaya gücü yetmezse kıbleye yönelerek
sağ tarafı üzerine kılar. Sağ laraı üzere kılmaya gücü yetmezse, ayaklarını
kıbleye çevirerek sırtüstü kılar." (Hadîsi
(40) Nisa: 103.
Darekutnî rivayet etmiştir.) Bazıları "kolayına geldiği gibi kılar,'
demişlerdir. Hadislerin zahirinden anlaşıldığına göre sırtüstü imâ ile de
kılamazsa bundan sonra ona birşey gerekmez.
2.17. KORKU NAMAZI
Alimler korku namazının meşru olduğunda şu âyetle ittifak etmişlerdir: "Sen
onların (askerin) içinde olup da cephede onlara namaz kıldıracağın zaman
askerini İki kısım yap. Biri seninle namazda, diğeri düşman karşısında dursun.
Hepsi de silâhlarını yanlarına atsınlar. Seninle namazda olup bir rek'at
kılsınlar, düşman karşısına gitsinler. Düşman karşısında olup namaz kılmamış
olanlar gelip ikinci rek'atı seninle kılsınlar. Onlar da tedbirli bulunarak
silâhlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silâh ve
eşyalarınızdan gafil bulunanınız da size ansızın bir baskın yapsınlar. Eğer
yağmurdan dolayı size bir eziyet olursa, hasta bulunursanız silâhlarınızı
bırakmanızda üzerinize günâh yoktur. Bununla beraber ihtiyat tedbirinizi alın.
Allah kâfirlere hor ve rüsvay edeceği bir azap hazırlamıştır."(41) imam Ahmcd
şöyle demiştir: "Korku namazı hakkında altı veya yedi hadis sabit olmuştur. Kişi
hangisiyle amel ederse caizdir." îbn Kayyım ise şöyle demiştir: "Korku namazı
altı şekilde kılınır. Bazıları bunu daha çoğa çıkarırlar. Korku namazının
şeklini çoğaltanlar ravilcrin bu konudaki ihtilaflarım nazarı itibara alarak
onyedi şekle çıkarırlar. Fakat Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in
fiillerini birbirine katmak mümkündür. Çünkü bu değişik şekiller ravilerin
ihtilâfından doğmaktadır. Hafız, 'güvenilecek görüş budur' der. işte korku
namazının açıklaması:
2.17.1. Birinci Şekil
Düşman kıble tarafının dışında olması durumunda imam, iki rek'at-lık namazlarda,
birinci gruba bir rek'at kıldırır, sonra kılan grub kendileri için kalan bir
rek'atı tamamlayıncaya kadar imam bekler. Onlar gider düşman karşısındakiler
gelir. Sonra ikinci grub gelerek onlara ikinci rek'atı kıldırır. Onlar kalan bir
rek'atı kılmcaya kadar bekler. Sonra onlarla selam verir. Salih bin Havvât'm
Sehl bin Ebî Hcyseme (r.a.)'den rivayet ettiğine göre, Sehl demiştir ki: "Bir
grub Ncbî aleyhisselâm İle beraber saf tuttu. Diğer grub da düşmanın
karşısındaydı. Rasûlüllah birinci grubla bir rek'at
(41) Nisa: 102.
kıldı. Onlar kalan rek'atı tamamlayıncaya kadar ayakta bekledi. Sonra onlar
düşman karşısına gidip ikinci grub geldi. Onlara namazından kalan birinci
rek'atı kıldırdı. Sonra onlar kendileri için kalan bir rek'atı tamamlayıncaya
kadar oturarak bekledi. Sonra onlarla selâm verdi." (Hadîsi Buharı, Müslim,
Tirmizî, Nesâî ve Ebu Dâvûd rivayet etmiştir.)
2.17.2. ikinci Şekil
Düşmanın kıble tarafının dışında olması halinde imam, askerin birinci grubuna
bir rek'at kıldırır. Diğer grub düşman karşısında durur. Sonra bir rek'at kılan
düşman karşısına gider, ikinci grub gelir. Onunla bir rck'al kılar, sonra her
grub kendi başına kalan rck'alı tamamlar. Îbn Ömer'den rivayeten; o demiştir ki:
"Rasûlüllah, iki grubdan birine bir rck'aL kıldırdı, ikinci grub düşmanın
karşısında bulunuyordu. Birinci grub arkadaşlarının yerine düşman karşısında yer
tuttu, ikinci, grub gelip Nebî aleyhisselâm ile bir rek'at kıldı. Sonra bir
rek'atı onlar, bir rek'atı da onlar tamamladılar." (Hadisi Buharı, Müslim ve
Ahmed rivayet etmiştir.) Hadisten anlaşılan şudur ki; düşmanı
gözetlemekle'görevli ikinci grub, imamın selâmından sonra namazı kesmeden iki
rek'atı ard arda kılmışlardır. Birinci grub ise, ikinci grub namazlarını bitirip
düşman karşısında yerlerini alınca kılmışlardır. Îbn Mes'ûd (r.a.)'dan rivayet
olunduğuna göre; o demiştir ki: "Sonra Rasûlüllah selâm verdi. İkinci grub
kalktı, kendileri için bir rek'at kıldılar."
2.17.3-. Üçüncü Şekil
imam her gruba iki rek'at kıldırır. İlk iki rek'atlar onun için farz, kalan iki
rek'at ise nafile olur. Farz kılan kimsenin nafîle.kilana uyması ise caizdir.
Câbir (r.a.)'den rivayeten Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem ashabdan bir
gruba iki rek'at kıldırdı. Sonra diğer gruba iki rek'at kıldırdı. Sonra selâm
verdi." (Hadîsi Şafiî ve Ncsâî rivayet etmiştir. Ahmcd, Ebû Dâvûd ve Nesâî'nin
rivayetinde demiştir ki: "Rasûlüllah bize korku namazı kıldırdı. Ashabının
bazisıyla iki rek'at kıldı. Sonra selâm verdi. Bekledikten sonra diğer grub
geldi. Aynı yere geçtiler, onlara da iki rek'at kıldırdı, sonra selâm verdi.
Böylece Nebî aleyhisselâm dört rek'at kılmış oldu. Cemaat ise, bir grub iki
diğer grub da iki kılmış oldular.") Buharî, Müslim ve Ahmed'in Câbir'den
rivayetlerinde Câbir demiştir ki: Nebî aleyhisselâm ile beraber Zatu r-Rikâ'de
(Savaş yapılan yerin ismi) bulunduk. Namaz için kamet getirilince birinci gruba
iki rek'at kıldırdı. Sonra onlar gittiler, ikinci gruba iki rek'at daha
kıldırdı. Böylece Rasûlüllah dört rek'at, cemaat ise iki rek'at kılmış oldu."
2.17.4. Dördüncü Şekil
Düşmanın kıble tarafında olması halinde imam her iki gruba, düşmanı ortak
gözetlemeleri ve namazın bütün rükünlerinde secdeye kadar imama uymaları
şartıyla namaz kıldırır. Birinci grub secde yapınca; ikinci grub, birinci grub
secdeyi bitirinceye kadar bekler, sonra secde eder. Birinci rek'at bitince,
arkadaki grub, öndeki grubun yerine geçer, öndeki grub arkaya geçer. Câbir
(r.a.)'den rivayet olunduğuna göre; o demiştir ki: "Rasûlüllah ile beraber korku
namazında bulundum. Düşman bizimle kıble arasında bulunduğu halde bizi arkasında
iki saf yaptı. Nebi aleyhisse-lam tekbîr aldı. Biz de topluca tekbîr aldık.
Sonra rükû'a gitti. Biz de rü-kû'a gittik. Rükû'dan başını kaldırdı, biz de
kaldırdık. Sonra arkasındaki safla beraber secdeye vardı. Sonra saf düşmanın
karşısına gitti. Rasûlüllah onu takib eden safla secdeyi bitirince, arkadaki saf
secdeye varıp kalktılar. Sonra arka saf öne geçti. Ön saf ise arkaya geçü. Sonra
Rasûlüllah rükû' etti, biz de onunla beraber rükû' ettik. Sonra başını kaldırdı,
biz de hepimiz başımızı kaldırdık. Sonra birinci rek'atta arkaya kalan safla
secdeye vardı, arka saf ise düşmanın karşısına geçti. Rasûlüllah, arkasındaki
salla secdeyi bitirince, arka saf secdeye varıp secde ettiler. Sonra Nebî
aleyhis-sclam selâm verdi. Biz de hepimiz selâm verdik." (Hadîsi Müslim, Ah-med,
Nesâî, tbn Mâce ve Beyhâkî rivayet etmişlerdir.)
2.17.5. Beşinci Şekil
İki grubun imamla beraber topluca namaza girmesi ve sonra bir grubun düşmanın
karşısına giderek, kalan grub İle imamın bir rek'at kılmasıdır. Sonra onlar
gider düşmanın karşısına dikilirler, sonra diğer grub gelir imam ayakta olduğu
halde bir rek'at kendi başlarına kılarlar. Sonra imam onlara ikinci rek'atı
kıldırır. Sonra düşmanın karşısındaki grub gelir, imam ve ikinci grub oturmuş
oldukları halde onlar kendi başlarına bir rek'at kılarlar. Sonra imamla hepsi
beraber selâm verir. Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivayet olunduğuna göre; o demiştir
ki: "Rasûlüllah ile beraber Necid gazvesi yılında korku namazı kıldık. İkindi
namazına kalkınca bir grub onunla beraber namaza durdu. Diğer grub sırtları
kıbleye dönük olduğu halde düşmanın karşısına geçti. Rasûlüllah tekbir aldı.
Yanındaki -lerle düşman karşısındakiler beraberce tekbîr aldılar. Sonra bir
rek'at kıldı. Yanındakiler de bir rek'at kıldılar. Sonra secdeye vardı. Diğer
grub düşman karşısında ayakta olduğu halde, yanındaki grub secdeye vardı. Sonra
kalktı. Yanındaki grub da kalkıp düşmanın karşısına gitti. Düşmanın karşısında
olan grub geldi. Rasûlüllah ayakta olduğu halde, rüku' ve
secde yaparak sonra kalktılar, diğer bir rek'at kıldılar. Rasûlüllah ile beraber
rükû" ve secde yaptılar. Sonra düşman karşısındaki grub geldi, rükû' ve secde
yaptılar. Sonra Rasûlüllah selâm verdi. Hepsi birlikte selâm verdiler. Bu
durumda Rasûlüllah iki rek'at, her grub da iki rek'at kılmış oldu." (Bu hadisi
Ahmed, Ebû Dâvûd ve Nesâî rivayet etmiştir.)
2.17.6. Altıncı Şekil
Her grubun imam ile birer rek'at kılmasıdır ki, İmam iki, her grub da birer
rek'at kılmış olur. İbn Abbas (r.a.)'dan rivayeten: "Nebî aleyhisselam
Zîkuret'te namaz kıldı. Cemaati iki safa ayırdı. Birisi arkasında, diğeri düşman
karşısında. Arkasındaki ile bir rek'at kıldı. Sonra o kılanlar diğerlerinin
yerine geçti. Onların sırası gelince bir rek'al kıldırdı. Onlar kalan rek'atı
tamamlamadılar." (Hadisi Nesaî ve Ibn Hibbân rivayet etmiş, İbni Hibban
sahîhlcmiştir.) Yine İbn Abbâs (r.a.)'dan rivayet olunduğuna göre Nebi
aleyhisselam demiştir ki: "Allah Teâlâ Nebinize mukim iken dört, misafir iken
iki, korku anında tek. rek'at farz kılmıştır." (Hadîsi Ahmed, Müslim, Ebû Dâvûd
ve Nesaî rivayet etmişlerdir.) Salebe b. Zehdcm'den rivayet olunduğuna göre; o
demiştir ki: "Sa'îd b. Âs ile Taberistan'da bulunuyorduk. 'Hanginiz Rasûlüllah
ile korku namazı kıldı?' deyince, Hu-zeyfe; 'Ben' deyip, 'Rasûlüllah o gruba
bir, bu gruba bir rek'at kıldırdı ve kalan rek'atı ilâve etmediler.' dedi."
(Hadisi Ebû Dâvûd ve Nesaî rivayet etmiştir.)
2.17.7. Korku Anında Akşam Namazının Kılınışı
Akşam namazında kısaltma olmaz. Korku namazı hakkında rivayet edilen hadîslerde
akşam namazının yapılışını gösteren hiçbir hadis gelmemiştir. Bunun için âlimler
ihtilâf etmişlerdir. Hanefi ile Malikîlere göre; imam bir grub ile iki rek'at
kılar. İkinci grub ile de bir rek'at kılar. Şafiî ile Ahmet; "Bir grub ile bir
rek'at, ikinci grub ile iki rek'at kılmayı caiz görmüşlerdir." Ali (na.)'den
rivayet edildiğine göre, o da böyle yapmıştır.
2.17.8. Şiddetli Korkuda Namaz
Korku şiddetlendiği ve saflar birbirine karıştığında herkes gücü yettiği
şekilde, yerde veya binek üstünde kıbleye dönerek veya dönmeyerek namaz kılar.
Rükû ve secdeleri mümkün olduğu şekilde imâ eder. Secdede rükû'dan daha fazla
eğilir. Yapamadığı rükünler ondan düşer. İbn Ömer demiştir ki: "Nebi
aleyhisselam korku namazını tarif ederken şöyle buyurdu: "Eğer korku çok
şiddetli ise yerde veya binek üstünde kılınız.'
(Bu hadis Buharî'de şu lâfızla gelmiştir: "Eğer korku bundan daha şiddetli ise,
yerde, ayakta, dizler üstünde kılınız. Veya kıbleye dönerek veya dönmeyerek
binek üzerinde kılınız.") Müslim'in rivayetinde ise, İbn Ömer Şöyle demiştir:
"Eğer korku daha fazla ise binek üzerinde veya ayakla imâ
ile kıl."
2.17.9. Kovalayan veya Kaçanın Namazı
Bir kimse düşmanı kovalarken vaktin geçmesinden korkarsa, kıblenin dışında bir
tarafa dahi olsa imâ ile kılar. Düşmandan kaçan da bunun gibidir. Bu ikisinin
durumuna, düşmanın rükû' ve secdeden engellediği her bir kimse ile, kendini,
ailesini ve malını, düşmandan, hırsızdan ve yırtıcı hayvandan koruyan kimseler
de eklenebilir. Bunlar da dönebildikleri tarafa imâ ile kılarlar. Irkî şöyle
demiştir: "Bu kaide, kurtulma imkânı olmayan yangın, sel gibi her mubah kaçış
için de geçerlidir. Fakir, borçlu, durumunu açıklamakdan aciz olan ve hak sahibi
yakaladığı zaman onu hapsedip, bağışlamayacağını büen kimse de bunun gibidir.
Yine üzerine kısas olup da, gözden kaybolduğu zaman hak sahibinin öfkesi geçip
affedileceğini ümid eden de böyledir." Abdullah b. Üneys'den rivayet olunduğuna
göre; o demiştir ki: "Rasûfüllah beni Arafat tarafında bulunan Halid b.
Süfyan'eî-Hûzeli'ye göndererek: "Git, onu öldür," buyurdu." Abdullah bin Üneys
demiştir ki: "Onu gördüğümde ikindi namazının vakti gelmişti. Kendi kendime;
'onunla benim aramda, namazı te'hir edecek şeyin bulunmasından korkarım.' dedim.
Ona doğru yürüyerek kılmaya başladım. Ona yaklaşınca bana: 'Sen kimsin?' dedi.
Ben de: "Bir arabım, Muhammed'e karşı adam topladığını duydum da bunun için sana
geldim," dedim. O da: "Evet, öyle yapacağım," dedi. Onunla bir saat yürüdüm. Bir
imkân bulunca, kılıcımla onu öldürünceye kadar vurdum." (Hadisi Ahmed ve Ebû Dâ-vûd
rivayet etmiş, Hafız hadîsin isnadım hasen saymıştır.)
İslami Okul Okulların En Önemlisi