Fikih - 25 Taziye - Fikhussunne
TA'ZÎYE (BAŞ SAĞLIĞI DİLEME)
'Azâ'; sabır demektir. Ta'ziyc ise; musibete uğrayanı teselli edecek sözlerle
sabır tavsiye etmek ve sabra sevketmektir. Böylece kederi hafiflemiş, musibeti
ona kolay gelmiş olur.
3.22.1. Hükmü
Zımnî bile olsa, la'ziye yapmak müstehabdır. Çünkü İbn Mâce ve Bcyhakî'nin Amr
bin Hazm (r.a.)'dan, onun da Nebî aleyhisselâm'dan iyi bir senetle rivayet
ettikleri hadise göre; Nebî aleyhisselâm şöyle buyur-
muştur: "Kardeşinin uğradığı musibetten dolayı ona ta'ziyede bulunan hiçbir
mümin yoktur ki, Allah ona kıyamet günü keramet elbisesinden giydirmesin."
Ta'ziyenin bir kcrredcn fazlası müstehab olmamıştır. Ta'zi-yenin, ailenin
tümüne, büyük ve küçük akrabalarına, erkek ve kadınlara, ister definden ünce,
ister sonra olsun, üç güne kadar yapılması gerekir. Ancak ta'zîye eden veya
ta'ziye ediien orda bulunamamişsa, üç günden sonra ta'ziye yapmakla bir beis
yoktur.
3.22.2. Ta'ziyenin Sözleri
Ta'ziye musibeti hafifleten, sabra ve teselliye sevkeden herhangi bir sözle
olabilir. Eğer Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve selicm'den gelen lâfızlarla
yapılırsa daha faziletli olur.
Buharî'nin Üsâme b. Zeyd (r.a.)'dcn rivayet etliğine göre o demiştir ki: "Rasûlüllah
sallallahu aleyhi ve sellem'in kızını, oğlumun öldüğü haberini vermek için
Rasûlüllah'a göndererek, gelmesini söyledim. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve
sellem, selâm göndererek şöyle diyordu: "Aldığı şey Allah'ındır. Verdiği şey de
O'nundur. Her şey O'nun katında belli bir müddete sahiptir. Sabret, Allah'dan
sevabım bekle."
Taberanî, Hâkim ve lbn Mcrdûye'nin içinde zayıf bir adam bulunan senetle, Mu'âz
bin Cebel (r.a.)'dcn rivayet ettikleri hadise göre: Muaz (r.a.)'m bir oğlu
ölünce, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem oğlu için ta'ziyede bulunmak
üzere şöyle bir mektup yazdı: "Bismillahirrahmanir-rahim. Rasûlüllah Muhammed
sallallahu aleyhi ve sellem'den Muaz bin Cebeie, Selâm üzerine olsun.
Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a olan hamdimi sana ulaştırırım. İmdi,
Allah sana en büyük mükâfat versin ve sana sabır ilham etsin. Bizi ve sizi
şükürle rızıklandırsın. Canlarımız, mallarımız ve ailemiz Allah'ın emanetinden
birer emanettir. Allah onun sebebiyle seni gıpta ve sevinç içinde bıraktı. Onu
almakla da seni pek çok ecirlerle, rahmetiyle, hidayetiyle faydalandırdı. Eğer
sevabını bekliyorsan sabret. Sabırsızlığın, mükâfatını boşa çıkarmasın, sonra
pişman olursun. Bil ki; sabırsızlık ölümü geri çevirmez, kederi defetmez.
Gelecek olan, sanki olmuş demektir. Selâm olsun sana."
Şâfi'î, Müsned'İnde, yer aldığına göre: Cafer b. Muhammed, babasından, o da
dedesinden rivayet ederek şöyle demiştir: "Rasûlüîlah sallallahu aleyhi ve
sellem vefat edip ta'ziyeye gelindiğinde, bir kişinin şöyle dediğini işittiler:
"Allah için her musibetten dolayı sabretmek vardır. Allah'a güvenin ona
döneceksiniz. Musibet sevabın haremindendir." (Hadisin isnadı zayıftır.)
Alimler şöyle demiştir: "Eğer müslüman müslüman için ta'ziye yaparsa, "Allah
ecrini çoğaltsın ve sabrını iyi yapsın ve Ölüye de Allah rahmet etsin," der.
Eğer müslüman için kâfire ta'ziye yaparsa: "Allah sabrını iyi yapsın ve ölünü
bağışlasın," der. Kâfir için kâfire ta'ziye yaparsa; "Allah sana halef
bıraksın," der.
Ta'ziyc'nin cevabına gelince; ta'ziye edilen "âmin," diyerek, ta'ziye edene;
"Allah sana da ecrini versin," der. Ahmed'e göre; "Dilerse musafa-ha eder,
dilerse etmez. Kişinin musibetten dolayı elbisesini yırttığını görürse yine
ta'ziye yapar. Batıldan dolayı hakkı terkelmez. Eğer bunun yapılmasını
nehyederse daha iyi yapmış olur."
3.22.3. Ölü tçin Oturmak
Ölünün ailesinin ve akrabalarının la'ziye ettikten sonra, hiç birisi oturmadan,
ister la'ziye eden ister edilen olsun, sünnet olan ihtiyaçlara koşmalarıdır.
Selefi salibinin yolu budur. Şafİ'î "el-Ürnm" kitabında şöyle demiştir: "Ağlamak
olmasa bile, ölünün evinde toplanmak şeklindeki ma-icmi mekruh görürüm. Çünkü
böyle yapmakla keder tazelenmiş, bu konuda hadislerde geçtiği şekliyle ev sahibi
külfet alımda bırakılmış olur." Ncvevî demiştir ki: "Şâfi'î ve talebeleri
ta'ziye için oturmayı mekruh sayarak şöyle demişlerdir: "Ta'ziye niyetiyle
ölünün yakınlarının bir evde toplanarak oturmaları mekruhtur. Bilakis ev
sahibinin İhtiyaçlarına bakmaları gerekir." Ölü için oturmak konusunda kadınla
erkek arasında bir fark yoktur. Mchâmilî bu hususu açıklayarak ŞafiTnin
ifadelerini nakletmiştir: "Eğer oturmakla beraber başka bid'ailar yoksa
mekruhtur. Şayet oturmaya, çoğu kerre yapıldığı gibi haram olan bid'atlardan bir
şey ilave ederse, çirkin haramlardan bir haram yapmış olur. Çünkü bu ilaveler,
uydurmadır. Sahih hadisle sabit olduğuna göre; "iler uydurma bid'allir, her
bid'al ise sapıklıktır."
İmam Ahmed ve Hanefîlerden pek çok alim bu görüşe varmışlardır. Hancfilcrin
ilklerinden bazıları ise; mahzur işlemeden, mescidin dışında ta'ziye için üç gün
oturmakta bir beis olmadığı görüşündedirler.
Bugün bazı insanların ta'ziye için toplanarak yaptıkları şeyler, anma
toplantıları, halı sermeleri, müslümanlarm kaçınması vacip olan kötü bid'at ve
uydurmalardan olan övünme ve gurur için harcadıkları çokça mallara gelince;
bunları yapmaları haramdır, insanlar, özellikle bu konuda kitabın yoluna ters
düşerek, sünnetin öğretisiyte çelişecek bir noktaya düşmekte ve cahiliyyel
adetlerine uyma yoluna gitmektedirler. Meselâ Kur'ân'ın okunma adabına riayet
etmeyerek, Kur'ân'ı teğanni ile okumak,
susmayı tcrkederek Kur'ân okurken sigara içmek ve diğer şeylerle meşgul olmak
gibi. İş, bu noktada kalmadı. Hevâ sahiplerinden çoğu, bu noktayı da aşarak
birinci günle iktifa etmediler. Bu kötülükleri tazelemek ve bid'atları yinelemek
İçin "ölünün kırkı" diye bir gün ortaya attılar. Ölünün vefatından sonra, yıllar
geçtikçe; birinci anma, ikinci anma yılları tayin ettiler. Durum akıl ve nakille
bağdaşmayacak şekilde böylece devam etti.
İslami Okul Okulların En Önemlisi