Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 25 Taziye - Fikhussunne

Fikih - 25 Taziye

TA'ZÎYE (BAŞ SAĞLIĞI DİLEME)

'Azâ'; sabır demektir. Ta'ziyc ise; musibete uğrayanı teselli edecek sözlerle sabır tavsiye etmek ve sabra sevketmektir. Böylece kederi hafiflemiş, musibeti ona kolay gelmiş olur.

3.22.1. Hükmü

Zımnî bile olsa, la'ziye yapmak müstehabdır. Çünkü İbn Mâce ve Bcyhakî'nin Amr bin Hazm (r.a.)'dan, onun da Nebî aleyhisselâm'dan iyi bir senetle rivayet ettikleri hadise göre; Nebî aleyhisselâm şöyle buyur-
muştur: "Kardeşinin uğradığı musibetten dolayı ona ta'ziyede bulunan hiçbir mümin yoktur ki, Allah ona kıyamet günü keramet elbisesinden giydirmesin." Ta'ziyenin bir kcrredcn fazlası müstehab olmamıştır. Ta'zi-yenin, ailenin tümüne, büyük ve küçük akrabalarına, erkek ve kadınlara, ister definden ünce, ister sonra olsun, üç güne kadar yapılması gerekir. Ancak ta'zîye eden veya ta'ziye ediien orda bulunamamişsa, üç günden sonra ta'ziye yapmakla bir beis yoktur.

3.22.2. Ta'ziyenin Sözleri

Ta'ziye musibeti hafifleten, sabra ve teselliye sevkeden herhangi bir sözle olabilir. Eğer Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve selicm'den gelen lâfızlarla yapılırsa daha faziletli olur.
Buharî'nin Üsâme b. Zeyd (r.a.)'dcn rivayet etliğine göre o demiştir ki: "Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'in kızını, oğlumun öldüğü haberini vermek için Rasûlüllah'a göndererek, gelmesini söyledim. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem, selâm göndererek şöyle diyordu: "Aldığı şey Allah'ındır. Verdiği şey de O'nundur. Her şey O'nun katında belli bir müddete sahiptir. Sabret, Allah'dan sevabım bekle."
Taberanî, Hâkim ve lbn Mcrdûye'nin içinde zayıf bir adam bulunan senetle, Mu'âz bin Cebel (r.a.)'dcn rivayet ettikleri hadise göre: Muaz (r.a.)'m bir oğlu ölünce, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem oğlu için ta'ziyede bulunmak üzere şöyle bir mektup yazdı: "Bismillahirrahmanir-rahim. Rasûlüllah Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'den Muaz bin Cebeie, Selâm üzerine olsun. Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a olan hamdimi sana ulaştırırım. İmdi, Allah sana en büyük mükâfat versin ve sana sabır ilham etsin. Bizi ve sizi şükürle rızıklandırsın. Canlarımız, mallarımız ve ailemiz Allah'ın emanetinden birer emanettir. Allah onun sebebiyle seni gıpta ve sevinç içinde bıraktı. Onu almakla da seni pek çok ecirlerle, rahmetiyle, hidayetiyle faydalandırdı. Eğer sevabını bekliyorsan sabret. Sabırsızlığın, mükâfatını boşa çıkarmasın, sonra pişman olursun. Bil ki; sabırsızlık ölümü geri çevirmez, kederi defetmez. Gelecek olan, sanki olmuş demektir. Selâm olsun sana."
Şâfi'î, Müsned'İnde, yer aldığına göre: Cafer b. Muhammed, babasından, o da dedesinden rivayet ederek şöyle demiştir: "Rasûlüîlah sallallahu aleyhi ve sellem vefat edip ta'ziyeye gelindiğinde, bir kişinin şöyle dediğini işittiler: "Allah için her musibetten dolayı sabretmek vardır. Allah'a güvenin ona döneceksiniz. Musibet sevabın haremindendir." (Hadisin isnadı zayıftır.)
Alimler şöyle demiştir: "Eğer müslüman müslüman için ta'ziye yaparsa, "Allah ecrini çoğaltsın ve sabrını iyi yapsın ve Ölüye de Allah rahmet etsin," der. Eğer müslüman için kâfire ta'ziye yaparsa: "Allah sabrını iyi yapsın ve ölünü bağışlasın," der. Kâfir için kâfire ta'ziye yaparsa; "Allah sana halef bıraksın," der.
Ta'ziyc'nin cevabına gelince; ta'ziye edilen "âmin," diyerek, ta'ziye edene; "Allah sana da ecrini versin," der. Ahmed'e göre; "Dilerse musafa-ha eder, dilerse etmez. Kişinin musibetten dolayı elbisesini yırttığını görürse yine ta'ziye yapar. Batıldan dolayı hakkı terkelmez. Eğer bunun yapılmasını nehyederse daha iyi yapmış olur."

3.22.3. Ölü tçin Oturmak

Ölünün ailesinin ve akrabalarının la'ziye ettikten sonra, hiç birisi oturmadan, ister la'ziye eden ister edilen olsun, sünnet olan ihtiyaçlara koşmalarıdır. Selefi salibinin yolu budur. Şafİ'î "el-Ürnm" kitabında şöyle demiştir: "Ağlamak olmasa bile, ölünün evinde toplanmak şeklindeki ma-icmi mekruh görürüm. Çünkü böyle yapmakla keder tazelenmiş, bu konuda hadislerde geçtiği şekliyle ev sahibi külfet alımda bırakılmış olur." Ncvevî demiştir ki: "Şâfi'î ve talebeleri ta'ziye için oturmayı mekruh sayarak şöyle demişlerdir: "Ta'ziye niyetiyle ölünün yakınlarının bir evde toplanarak oturmaları mekruhtur. Bilakis ev sahibinin İhtiyaçlarına bakmaları gerekir." Ölü için oturmak konusunda kadınla erkek arasında bir fark yoktur. Mchâmilî bu hususu açıklayarak ŞafiTnin ifadelerini nakletmiştir: "Eğer oturmakla beraber başka bid'ailar yoksa mekruhtur. Şayet oturmaya, çoğu kerre yapıldığı gibi haram olan bid'atlardan bir şey ilave ederse, çirkin haramlardan bir haram yapmış olur. Çünkü bu ilaveler, uydurmadır. Sahih hadisle sabit olduğuna göre; "iler uydurma bid'allir, her bid'al ise sapıklıktır."
İmam Ahmed ve Hanefîlerden pek çok alim bu görüşe varmışlardır. Hancfilcrin ilklerinden bazıları ise; mahzur işlemeden, mescidin dışında ta'ziye için üç gün oturmakta bir beis olmadığı görüşündedirler.
Bugün bazı insanların ta'ziye için toplanarak yaptıkları şeyler, anma toplantıları, halı sermeleri, müslümanlarm kaçınması vacip olan kötü bid'at ve uydurmalardan olan övünme ve gurur için harcadıkları çokça mallara gelince; bunları yapmaları haramdır, insanlar, özellikle bu konuda kitabın yoluna ters düşerek, sünnetin öğretisiyte çelişecek bir noktaya düşmekte ve cahiliyyel adetlerine uyma yoluna gitmektedirler. Meselâ Kur'ân'ın okunma adabına riayet etmeyerek, Kur'ân'ı teğanni ile okumak,
susmayı tcrkederek Kur'ân okurken sigara içmek ve diğer şeylerle meşgul olmak gibi. İş, bu noktada kalmadı. Hevâ sahiplerinden çoğu, bu noktayı da aşarak birinci günle iktifa etmediler. Bu kötülükleri tazelemek ve bid'atları yinelemek İçin "ölünün kırkı" diye bir gün ortaya attılar. Ölünün vefatından sonra, yıllar geçtikçe; birinci anma, ikinci anma yılları tayin ettiler. Durum akıl ve nakille bağdaşmayacak şekilde böylece devam etti.