Fikih - 45 Nezir - Fikhussunne
NEZİR
Anlamı
Nezir; kişinin, Şeriat'in aslında bağlayıcı olmayan bir ibadeti, bunu iş'ar
eden, «Şu kadar parayı tasadduk etmem Allah için üzerime borç olsun.» veya «Eğer
Allah hastalığıma şifa verirse, üç gün oruç tutmam üzerime borç olsun.» gibi
sözlerle bağlayıcı hale getirmesidir. Kafir bile olsa akıllı, ergin ve hür
kimsenin yaptığı nezirler sahih olur.
14.19.2. Nezir, Eski Bir İbadettir
Allah Sübhânehû, Meryem'in annesinin karnındaki çocuğu Allah'a adadığını
bildirerek şöyle buyuruyor:
«İmrân'm karısı, «Yâ Rabbi! Karnımda olanı sadece sana hizmet etmek üzere
adadım. Benden kabul buyur. Doğrusu Sen, İşiten ve Bilen'sin.» demişti.» (ÂI-i
Imran: 35) aAllah, Meryem'e bunu emrederek, şöyle buyurdu. İnsanlardan birini
görecek olursan, oBen, Rahman'a oruç adadım, bugün hiç bir insanla
konuşmayacağım.» de.» (Meryem: 26)
14.193. Câhfflye Döneminde Nezir
Allah, câhiliye ehlinin Allah katında şefaatlerini ve O'na yakın mertebeye
ulaştırılmalarını isteyerek, ilâhlarına nezirde bulunduklarını anlatarak şöyle
buyuruyor:
«Kendi zanlanna göre, «Bu Allah'ındır, bu da putlanmrandir.» diyerek Allah'ın
yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putlar için ayırdıkları, Allah
İçin verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlara verilirdi, ne kötü hüküm
veriyorlardı.» (En'am: 136)
14.19.4. Nezrin İslâm'da Meşru Olması
Nezir, kitab ve sünnetle meşru kılınmıştır.
Kitab'dan delilleri:
Allah Sübhânehû, şöyle buyuruyor:
«Sarfettiğiniz harcı ve adadığınız adağı, şüphesiz Allah bilir.» (Bakara: 270)
«Sonra kirlerini giderip temizlensinler, adaklarım yerine getirsinler, Kabe'yi
tavaf etsinler. »(Hacc : 29)
«Onlar, nezirlerini yerine getirirler ve fenalığı yaygın olan bir günden
korkarlar.» (insan: 7)
Sünnetten delilleri :
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, şöyle buyuruyor: «Kim Allah'a itaat
hususunda nezrederse, onu yapsın. Kim de Allah'a isyan hususunda nezrederse, onu
yapmasın.»
Buhari ve Müslim'in, Âişe'den rivayetine göre, «îslâm onu meşru kılmış, ancak,
hoş görmemiştir.»
İbn Ömer'e göre, Nebî aleyhisselam nezri menetmiş ve şöyle buyurmuştur: «O hiç
bir hayır getirmez. Onunla sadece, cimriden mal koparıhr.» (Hadisi, Buhari ve
Müslim kaydetmiştir.)
14.19.5. Nezir Ne Zaman Sahihtir, Ne Zaman Değildir?
Nezir, kendisiyle Allah Sübhânehû'ya yaklaşılacak bir ibadet olduğunda, sahih
olup gerçekleşir. Ona vefa göstermek de vacib olur.
Nezir, Allah'a isyan üzere olduğunda ise sahih olmayıp, tahakkuk da etmez.
Kabirler ve isyankârlık üzerine yapılan nezir buna örnektir. Yine, şarap içmek,
birini öldürmek, namazı terketmek ya da ana-babaya eziyet etmek üzerine yapılan
nezirler de böyledir. Böyle bir şey nezredildiği zaman, ona vefa göstermek vacib
değildir. Aksine böyle bir şeyi yapmak haramdır. Bu nezrin kefareti de yoktur.
Çünkü nezir, tahakkuk etmemiştir. Allah Rasûlü, «isyanlarhususunda nezir
yoktur.» buyuruyor. Böyle bir şey üzerine, nezre-dene sert davranmak için
kefaret gerektiği de söylenmiştir.
14.19.6. Mubah Olan Nezir
Geçtiği gibi, bir ibadet üzerine olan nezir, sahih, ma'siyet üzerine olan nezir
ise gayr-i sahihtir. Mubah nezir ise, «Bu trene binmek veya bu elbiseyi giymek
Allah için bana borç -olsun.* gibi sözlerle yapılan nezirdir. Âlimlerin cumhuru,
«Bu nezir değildir, bîr şey de gerektirmez.» demiştir.
Ahmed'in rivayetine göre, Nebî aleyhisselam, hutbe verirken güneş altında
dikilen bir bedevi gördü. «Ne yapıyorsun?» diye sordu. «Allah Rasûlü hutbesini
bitirene değin güneş altında beklemeyi nezrettim.» dedi. Rasûl şöyle buyurdu:
iBu nezir değildir. Nezir ancak Allah rızası gözetilerek yapılan şeyde olur.»
Ahmed, «Bu tür nezirler tahakkuk eder. Nezreden onu yerine getirip getirmemekte
serbesttir. Terkettiği zaman ise, kefaret gerekir.» demiştir.
Ravdatü'n-Neddiye yazan, bu görüşü tercih ederek şöyle demiştir: Mubah olan
nezirin de nezir diye isimlendirilmesi doğru olur. Vefa gösterilme emrinin bunu
da kapsadığım şu hadis te'kid eder:
Bir kadın, «Ey Allah'ın Rasûlü, gazandan sağ salim dönersen, başında def
çalacağımı nezretmiştim.» dedi. Nebî aleyhisselam, «Nezrini yerine getir.»
buyurdu.
Def çalmak, mubah olmayıp, ya mekruh ya da mekruhtan da kötü bir şey olunca,
asla ibadet sayılmaz. Eğer bu mubah ise, mubah şeyler üzerine yapılan nezre vefa
göstermenin vücûbuna delildir. Şayet mekruh ise, bu durumda onu yerine getirmek,
mubah olana vefa göstermenin daha evla olduğuna delil teşkil eder.
14.19.7. Şartlı ve Şartsız Nezir
Nezir şartlı da şartsız da olabilir.
Birincisi: Bu, bir nimetin oluşu veya bir sıkıntının giderilmesi durumunda bir
ibadeti yapmayı üzerine almadır. Bunlar, a Eğer Allah hastalığıma şifa verirse,
üç miskini doyurmak üzerime borç olsun.» veya «Allah şu husustaki emelimi
gerçekleştirirse, şöyle yapmak bana borç olsun.» türünden nezirlerdir. İstenilen
şeyin gerçekleşmesi halinde nezri yerine getirmek gereklidir.
İkincisi: Mutlak nezir, hiç bir şeye bağlamadan Allah için iki rekat namaz
kılmayı üzerine alıp, kendine gerekli kılmaktır.
Allah Rasûlü'nün «Allah'a itaat üzerine nezreden, O'na itaat etsin.» hadisinin
hükmü altına girdiği için bu tür nezre vefa göstermek gereklidir.
14.19.8. Ölüler İçin Yapılan Nezir
Hanefîlerin kitaplarında şöyle denmektedir: Avamın çoğunluğunun yaptığı, onlara
yaklaşmak için evliya-ı kiram'm kabirlerine para, mum, yağ ve benzeri şeyler
alarak, «Ey falan efendim! Eğer uzakta bulunan falan geri dönerse, ya da
hastalığım iyileşirse veya ihtiyacım giderilirse sana şu kadar para veya yiyecek
ya da mum yahut da yağ adıyorum.» şeklinde sözlerle ölüler üzerine yapılan nezir
(adak) ler, icma ile bâtıldır. Şu yönlerden dolayı haramdır:
1 — Bu mahlûka yapılan bir nezirdir. Mahlûka yapılan nezir caiz değildir. Çünkü
nezir bir ibadettir. İbadet ise ancak Allah'a yapılır.
2 — Bir ölünün bazı işlerde Allah'ın dışında tasarruf ettiğini zannetmek ve buna
inanmak küfürdür. Bundan Allah'a sığınılır. Fakat; «Ey Allah'ım! Hastalığımı
iyileştirir veya gurbette kalanı döndürür ya da ihtiyacımı giderirsen faîan
velinin kapısındaki fakirleri doyuracağım veya mescide hasır ya da onu
aydınlatmak için yağ alacağım veya onun hizmetlerini yerine getirene para
vereceğim.» gibi sözlerle yapılan ve fakirlerin faydalanması için olan nezirler
ise Allah azze ve celle içindir. Burada, velinin ismi adağın sarfedt-leceği yer
olarak belirtilmiştir. Bu bakımdan böylesi nezirler caizdir. "
Bu nezirlerin, fakir olmayıp, ilim, neseb, rütbe, şeref veya mal sahibi olan
kimselere harcanması caiz değildir. Şeriat'ta zenginler için bir hüküm yoktur.
14.19.9. Belirli Bir Yerde İbadeti Nezretmek
Eğer belirli bir yerde namaz, oruç, Kur'ân okuma veya i'tikaf gibi bir ibadet
nezredilirse, bu yerin üç mescidde (Kabe, Mescid-i Nebî ve Kudüs) namaz gibi,
Şeriat'ta bir meziyeti bulunan belirli bir mekân ise onu yerine getirmek
gerekir. Aksi durumlarda ise, Allah'ın uyulmasını emrettiği neziri tayin ettiği
yerde yerine getirmeyebilir. Bu Şafiiler'in görüşüdür. Onlar şöyle dediler:
Kişi, bir belde halkına bir şey tasadduk etmeyi nezretse, bunu yerine getirmesi
gerekir. Bir beldede oruç tutmayı nezretse oruç gereklidir. Çünkü oruç ibadettir
ve onun için bir mekân tayin edilmemiştir. Onu başka yerde de tutabilir.
ısn
Eğer ayrıcalığı olmayan bir beldede namazı nezretse, onu başkasında da
kılabilir. Çünkü Mescid-i Haram,
Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa' dışında mekanın değişmesinde, yemin değişmez.
Fakat bu mescidlerden birinde namaz kılmayı nezretse, Nebî aleyhisselam'in; «Üç
mescid dışında yolculuk yoktur: Mescid-i Haram, benim bu mescidim ve Mescid-i
Aksa.» hadisi gereğince bunların faziletinin büyüklüğü sebebiyle ta'yin ettiği
yerde namazı kılar.
Şafiîler, nezirde tasadduk yerinin belirleneceğine de, nakli delil ile istidlal
etmişlerdir.
Bu delil, Arar bin Şuayb'ın babası yoluyla dedesinden naklettiği hadistir: «Bir
kadın, Nebî aleyhisselam'a gelerek: «Ey Allah'ın Rasûlü! Ben şu ve şu hayvanı
cahiliyye halkının kurbanlarını kestikleri yerde kesmeyi nezretmiştim.» dedi.
Nebi aleyhisselam: «Put için mi?» diye sordu. Kadın «Hayır» dedi. Nebî
aleyhisselam: «Heykel için mi?» diye sordu. Kadın «Hayır» dedi. Nebî
aîeyhisselam: «Öyleyse nezrini yerine getir.» buyurdu.
Hanefiler şöyle demiştir: «Şu yerde iki rek'at namaz kılmam
(veya) şu beldenin fakirlerine sadaka vermem Allah için üzerime borç olsun.»
diye nezreden kimsenin Ebû Hanife, Muhammed ve Ebu Yusuf'a göre, bu mekandan
başka bir yerde nezrini yerine getirmesi caizdir. Çünkü nezirden amaç, Allah
azze ve celle'ye İbadet ile yaklaşmaktır. Yoksa, mekanın kendisi .ibadete dahil
değildir. /
Eğer Mescid-i Haram'da iki rek'at namaz kılmayı nezredip de, şerefçe ondan daha
aşağı, veya bir şerefi bulunmayan bir yerde nezrini yerine getirse hanefilere
göre bu yeterlidir, çünkü nezirden amaç, Allah azze ve celle'ye ibadetle
yaklaşmaktır. Bu ise her mekanda tahakkuk eder.
14.19.10. Belirli Bir Şeyhe Nezir
Belirli bir şeyhe nezredildiğinde, eğer bu şeyh hayatta ise ve nezreden,
fakirliği ve hayati ihtiyaçları sebebiyle ona tasadduk etmeyi kasdettiyse, nezri
sahih olur. Bu, İslâm'ın teşvik ettiği ihsan meselesine girer.
Eğer bu şeyh ölü ise ve nezreden onunla istiğaseyi kasdetmiş ve ihtiyacının
giderilmesini istemişse, bu nezir ma'siyet üzerine yapılan nezirdir ve yerine
getirilmesi caiz değildir.
14.19.11. Oruç Nezredip Tutamayan
Meşru bir oruç nezredip, yaşlılığı veya kurtulamayacağı bir hastalığı sebebiyle
yerine getiremeyen kimse, onu tutmaz ve yemin kef-fareti verir veya her gün için
bir fakiri doyurur. «İhtiyaten her ikisini de yapar» da denilmiştir.
14.19.12. Malı Tasadduk Etmeye Yemin
Malının tamamını tasadduk etmeye yemin eden veya «Malım Allah yolunda
sadakadır.» diyen kimse, büyük bir şey üzerine nez-relmiştir ve bozulduğunda
yemin kefareti gerekir. Bu Şafiî'nin görüşüdür.
Malik ise, «Malının üçte biri alınır.» demiştir.
Ebû Hanifc de; «Yalnız zekat düşen mallarını —gayrı menkul, hayvan vs. olsun—
aynen verir, zekat düşmeyenleri ise vermez.» demiştir.
14.19.13. Nezir Kefareti
Nezreden nezrini yerine getirmez veya nezrinden dönerse, ona yemin kefareti
gerekir. Ukbe b. Âmir'den rivayete göre, Nebî aley-hisselam, şöyle buyurmuştur:
«Nezrin kefareti, yemin kefaretidir.»
(Hadisi, İbn Mâce ve Tirmizi kaydetmiş; Tirmizî, «hasen-sa-hih-ğarib» demiştir.)
14.19.14. Oruç Nezri Varken Ölen Kimse
Ibn Mâce'nin rivayetine göre, bir kadın, Nebî aleyhisselam'a, «Annem, üzerinde
oruç nezri varken Öldü.» dedi. Nebî aleyhisse-Iam, «Onun yerine velisi tutsun.»
buyurdu.
İslami Okul Okulların En Önemlisi