Fikih - 62 Muzaraa - Fikhussunne
MÜZARAA
Müzaraa'nın Fazileti
Kurtubi şöyle demiştir; -Ziraat, farz-ı kifayedir. İmamın, halkı, ziraate
zorlaması gerekir. Ağaç dikmek de buna dahildir.»
Buhari ve Müslim'in, Enes (r.a.) 'den rivayetine göre, Nebi aîeyhisselam, şöyle
buyurmuştur: «Bir ağaç diken veya ekin eken hiç bir müslüman yoktur ki, ondan
yiyen kuş, insan veya hayvanın, bu yedikleri, onun için sadaka olmasın.»
Tirmizi'nin, Âişe (r.a.) 'dan rivayetine göre, «şöyle demiştir : «Allah Rasûlü
aleyhisselam şöyle b/uyurdu : -Rızkı, toprağın altında arayın.»
28.2. Tanımı
Lügat manası: Topraktan çıkan şeylerin bir kısmı üzerinde çalışmaktır. Buradaki
anlamı, topraktan çıkan şeylerden, anlaşma ile, üçte bir veya daha çok, ya da
daha az bir pay almak üzere ekiciye toprağı vermektir.
28.3. Meşruluğu
Ziraat ortaklığı, toprak sahibi ile çalışan arasında yardımlaşmanın bir
çeşididir. Ekici, toprak sahibi olmadığı halde, zi-raatte maharetli olabilir.
Toprak sahibi de, ziraati beceremeye-bilir. İslâm, her iki tarafa da acıyarak,
müzâraayı meşru kılmıştır.
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem. ve O'ndan sonra da ashabı, müzâraa ile
amel etmişlerdir.
Buhari ve Müslim'in, îbn Abbas'dan rivayetine göre, Allah Rasûlü sallallahu
aleyhi ve sellem, Hayberlileri, ekin ve meyve hasadının yansı karşılığı, ekici
kılmıştır.
Muhammed Bakır bin Âli bin Hüseyin, şöyle demiştir: -Medine'ye hicret eden ehl-i
beyt, üçte bir ve dörtte bir karşılığı, ziraat yaparlardı.»
Ali, Sa'd bin Mâlik, Abdullah bin Mes'ud, Ömer bin Abdul-aziz, el-Kasım, Urve,
Ebû Bekr âiîesi, Ömer ailesi, Ali ailesi ve İbn Sirîn, müzâraa yapmıştır.
(Bunu, Buharı rivayet etmiştir.)
'Muğni'de şöyle denilmektedir: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in
ölünceye değin bununla amel etmesi, meşhur bir iştir. Sonra, ölünceye değin,
hulefâ-i râşidîn de böyle amel etmiştir. Onlardan sonra da bu yayıldı.
Medinelilerden ve ehl-i beyt'den muzâraa yapmayan kimse kalmamıştır. Nebi
aleyhis-selam'dan sonra da, hanımları müzâraa yapmıştır.
Bu, neshi mümkün olmayanlara misaldir. Çünkü nesih, Allah Rasûlü sallallahu
aleyhi ve sellem'in hayatında olur. Müzâraa ise, O'nun, Ölünceye değin amel
ettiği bir şeydir.
Sahabe, müzâraa hususunda icnıa etmiştir. Onlardan hiç biri, buna aykırı bir
görüş beyan etmemiştir. Böyleyken, neshi nasıl mümkün olur?
Eğer, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in hayatında nesh edilmişse,
nasıl olur da, Rasûl aleyhisselam, nesihten sonra onunla amel eder? Nasıl olur
da, neshi gizli kalır? Hayber hadisesi ve onlara yapılan uygulama ortadayken,
bu, halifelerine nasıl ulaşmaz? Neshi nakleden râvi nerededir ki, adını
anmıyorlar?
28.4. Müzâraayı Nehyeden Rivayetlerin Reddi
Râfi' bin Hadic'in zikrettiği, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in bunu
yasakladığına dair rivayete gelince; Zeyd bin Sabit, bunu reddetmiş ve nehyin,
nizalaşmayı kazımak için olduğunu bildirerek, şöyle demiştir: «Allah, Râfi bin
Hadic'i bağışlasın. Vallahi ben, hadisi, ondan daha iyi biliyorum. Hadis, şundan
ibarettir: Ensar'dan, dövüşmüş iki adam, Nebi aleyhis-selam'a geldiler. Nebi
aleyhisselam, «Eğer haliniz buysa, bir daha müzâraa yapmayın.» buyurdu. Râfi'
ise, sadece, «Bir daha müzâraa yapmayın.» kısmını duymuş.»
(Hadisi, Ebû Dâvud ve Nesâî kaydetmiştir.)
Ibn Abbas da Rafi'yi reddetip nehyin, ancak onları, kendileri için daha hayırlı
olana irşad sebebiyle olduğunu açıklayarak, şöyle demiştir: «Allah Rasûlü
aleyhisselam, müzâraayı haram kılmadı. Fakat, insanların birbirlerine karşı iyi
davranmalannı emrederek, şöyle buyurmuştur: «Kimin bir toprağı varsa, onu ya
kendisi eksin, ya da kardeşine ödünç versin. Eğer istemezse, toprağını elinde
tutsun.»
Amr bin Dinar'dan rivayete göre, o şöyle demiştir: îbn Ömer'i, şöyle derken
işittim: Râfi' bin Hadic'i işitinceye kadar, muzâraada bir beis görmezdik. Râfi',
-Allah Rasûlü aleyhisselam. onu yasakladı.» diyordu. Amr dedi ki: Bunu, Tavus'a
anlattım, şöyle dedi: Bana, onların en bilgilisi (îbn Abbas'ı kastediyor) şöyle
dedi: Allah Rasûlü, onu yasaklamadı, fakat şöyle buyurdu: «Birinizin, toprağını
kardeşine ödünç olarak vermesi, ondan belirli bir karşılık almasından daha
hayırlıdır.»
(Hadisi, Buharı, Müslim, Ebû Dâvud, Nesâi ve Tirmizi kaydetmiştir.)
28.5. Toprağın Para Karşılığı Kiralanması
Müzâraamn, para, yiyecek ve mal sayılan başka şeyler karşılığı yapılması
caizdir.
Hanzale bin Kays'dan rivayete göre, «şöyle demiştir: Râfi' bin Hadic'e, toprak
kirasını sordum. «Allah Rasûlü onu yasakladı.» dedi. «Ya altın ve gümüş
karşılığı olursa?» dedim. «Altın ve gümüş karşılığı kiralamada, bir beis
yoktur.» dedi.
(Hadisi, Buhari, Müslim, Ebû Dâvûd ve Nesâi rivayet etmiştir.)
Ahmed ve bazı Mâlikiîerle, Şâfiîlerin mezhebi, budur. Ne-vevî şöyle demiştir:
«Bu, bütün görüşlerin seçilip tercih olunanıdır.»
28.6. Fasîd Müzâraa
Sahih müzâraayı, toprağı, (ürünün üçte biri veya dörtte biri gibi) bir paya
karşılık ekiciye vermekdir» şeklindeki tarifimiz geçmişti. Bu durumda ekicinin
payı, belirgin olmamalıdır.
Topraktan çıkanlar, belli bir miktar tahmin edilerek, muayyen bir pay tayin
edilir, ya da toprağın çıkardığı şeylere, belirli bir sınır konur (belirli
parçalara ayrılır) ve «bunun geliri kendisinin, şunun geliri de ekicinin» olması
şartıyla müzâraa yapı-hrsa, bu durumda, ğarer bulunduğu ve aralarında
anlaşmazlık çıkabileceği için, bu tür müzâraa fasiddir.
Buhari'nin, Râfi' bin Hadic'den rivayetine göre, o şöyle demiştir : «Biz,
Medinelilerin tarlası en çok olanı idik. Biz toprağın bir kısmı kendimizin, bir
kısmı da ekicinin olmak üzere kiraya verirdik. Bazan bu kısmı verimli, diğer
kısmı verimsiz olurdu. Bazan da, bu kısmı verimsiz, diğer kısmı verimli olurdu.
Bundan menedildik.»
Yine O'ndan rivayete göre, Nebi aleyhisselam, «Tarlalarınızı ne yapıyorsunuz?»
diye sordu. «Dörtte bire ve hurma ve arpa vesklerine (belirlenmiş miktarlara)
karşılık kiralıyoruz.» dedik. «Böyle yapmayın.» buyurdu.
Müslim'in, O'ndan rivayetine,göre, şöyle demiştir: insanlar, Allah Rasûlü'nün
zamanında topraklarını, nehir kenarlarında ve sulak yerlerdekilerinden çıkanlar
toprak sahibinin, kalan kısımdan çıkanlar da, ekicinin olmak üzere kiraya
verirlerdi. Bazan bu, telef olur, öbürü kurtulurdu. Bazan da bu kurtulur, öbürü
telef olurdu. Halk tarlalarını, bu usûl dışında kiraya vermezdi. Bu yüzden,
Allah Rasûlü aleyhisselam, ondan menetti.»
İslami Okul Okulların En Önemlisi