Fikih - 68 Sahibsizcocuk - Fikhussunne
LAKİT (SAHİPSİZ ÇOCUK)
Tanımı
Lakit yolda bulunan veya yolunu kaybetmiş ve nesebini bilmeyen, buluğa ermemiş
çocuktur.
Hükmü
Kaybolan sahipsiz diğer bütün şeyler gibi onu da almak farz-ı kifayedir. Çünkü
onu bırakmak, telef olmasına sebeptir. Müslümanların memleketinde bulunduğu
zaman, müslümanliğına hükmedilir.
38.1.3. Kayıp Çocuğu Almaya Layık Olan Kimse
Onu bulan kişi, hür, adil, emin ve reşid ise, onu bağnna basmaya en layık
olandır. Bu kişinin, onun terbiye ve talimini yerine getirmesi gerekir. Sa'îd
bin Mansûr'un, «Sünen-inde rivayetine göre, Süneyn bin Cemile şöyle demiştir:
«Bir sahipsiz çocuk buldum. Onu Ömer bin Hattab'a götürdüm. Beni tanıyan biri:
«Ey müminlerin emiri o saJih bir adamdır.» dedi. Ömer (r.a.), «O öyle midir?»
diye sordu. Adam: «Evet» dedi. Ömer (r.a.), -Onu götür. O hürdür ve velayeti
sana aittir. Nafakası da bize aittir.» (Bir lafızda i emzirilmesi bize aittir.)
dedi.»
Eğer sahipsiz çocuk fasık veya dengesiz birinin elindeyse, ondan alınır. Hakim,
onun terbiye işini üzerine alır.
38.1.4. Nafakası
Eğer yanında malı varsa, kendi malından nafakası sağlanır. Malı bulunmuyorsa,
nafakası beytü'l-mal'den sağlanır. Çünkü beytü'1-mal, müslümanlarm
ihtiyaçlarının kaynağıdır. Eğer bu sağlanamazsa, nafakası bunu sağlamaya gücü
olduğu bilinen kimseye düşer. Çünkü bu, çocuğu yok olmaktan kurtarır. Bey-tü'1-mâl'e
ancak, «kadı» nafakasını almaya izin verdiği zaman müracaat edebilir. Eğer ona
izin vermezse, çocuğa sarfettiği nafakası teberru olur.
38.1.5. Bulunmuş Çocuğun Mirası
Bulunmuş çocuk öldüğü zaman geride miras bırakır ve mirasçısı bulunamazsa mirası
beytü'l-mâl'in olur. öldürüldüğü zaman, diyetini yine beyt'ül-mal alır. Onu
bulanın mirasmda hiçbir hakkı yoktur.
38.1.6. Neseb İddiası
Biri onun nesebini iddia ederse, eğer iddiası mümkünse — çocuk ister erkek olsun
ister dişi — onun nesebine katılır. Çünkü bu durumda başkasının nesebine
katılması zaran dışında kayıp çocuğun maslahatı vardır. Böyle bir iddia anında
iddia edenin onun nesebini ve akrabalığını isbat etmesi gerekir.
Eğer iddialar birden fazla ise, iddiasına delil getiren kimsenin nesebi sabit
olur. Eğer onlardan hiçbiri delil getiremez vs-ya ortaya koyamazsa, benzerlik
yolu ile nesebi tanıyan neseb bilginlerine gösterilir. Neseb bilgini, birinin
nesebine hükmederse — neseb bilgini mükellef, adil, erkek ve isabeti denenmiş
biri ise — onun hükmettiği kimse çocuğu alır.
Aişe (r.a.)'dan rivayete göre, o şöyle demiştir: «Nebi aley-hisselam yüzünde
sevinç izleri parlar halde yanıma girdi ve şöyle buyurdu: 'Görmedin mi, az önce
Medlicli neseb bilgini', Usa-me ve Zeyde başlan örtülü, ayakları dışarda
yatıyorlarken baktı ve: «Bu ayaklar, birbirlerind endir.» dedi.» (Hadisi Buharî
ve Müslim kaydetmiştir.)
Bu da mümkün olmazsa aralarında kur'a çekilir. Kur'a kendisine çıkan kimse,
çocuğu alır.
Hanefiler şöyle demiştir: «Ne neseb bilgini ile, ne de kur'a île amel edilmez.
Aksine (neseb iddiasındaki) topluluk çocukhakkında eşittir. Aralarında ortak
oğul olur. Her birine tam bir oğul gibi varis olur, Herbiri de ona bir babaymış
gibi mirasçı olurlar.»
SB2. LUKATA (KAYIP EŞYA)
38.2.1. Tanımı
Lukata, maliki bilinmeyen, ziyan olmasın diye koruma altına alınan herşeydir.
Çoğunlukla hayvan dışındaki kayıp eşyaya «lukata» denir. Kayıp hayvanlara ise «dâlle»
denir.
38.2.2. Hükmü
Kayıp eşyayı almak müstehabdır. «Vacib-dir de denmiştir. «Eğer bulan terkettiği
zaman zarara uğramasından emin olduğu bir yerde ise, alınması müstehabdır. Eğer
bıraktığı zaman ziyan olacağmdan korktuğu bir yerde ise onu alması vacibdir.
«Eğer nefsinde ona karşı bir tama1 duyarsa, alması haram olur.» denmiştir.
Bu ihtilaf müslüman olmasa bile, hür, akil ve baliğ kimseye nisbetledir. Eğer
hür değil, çocuk veya akil olmayan biri ise, o kayıp eşyayı almakla mükellef
değildir.
Bu konuda temel nas, Zeyd bin Halid'den rivayet olunan şu hadistir: «Bir adam
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek kayıp eşya (para) hakkında
sordu. Nebi aleyhisselara «Onun kesesini ve bağını belle. Sonra onu bir sene
ilan et. Eğer sahibi gelirse ver. Aksi takdirde, onu harca.» buyurdu. Adam: «Ya
kayıp koyun?» dedi. Nebi aleyhisselam : «O ya senin, ya kardeşinin ya da
kurdundur.» buyurdu. Adam: «Ya kaybolmuş deve?» diye sordu. Nebi aleyhisselam
şöyle buyurdu: «Ondan sana ne. Onun pabuçları ve su tulumu yanındadır. Sahibi
gelinceye kadar suya gider ve ağaçlardan yer.»
(Hadisi Buharı ve başkaları değişik lafızlarla kaydetmiştir.)
38.2.3. Harem'de Bulunan Kayıp Eşya
Bu hükümler, Harem dışında bulunan kayıp eşya hakkındadır. Harem bölgesinde
bulunan kayıp eşyaya gelince; Nebi aleyhisselam'in: «Harem'in kayıp eşyasına
—ilan dışında— iltifat etmeyin» ve «Onun yitiğini —ilan eden dışında— kimse
alamaz.» buyruğu gereğince onu, ilan dışında almak haramdır.
38.2.4. Yitiği îlan
Yitiği bulanın, ayırıcı özelliği olan — para ise — kesesi, bağı gibi
alametlerini belirlemesi vacibdir. Türü, cinsi ve miktarı gibi hususiyetlerini
belirlemek de böyledir.
Onu kendi malını koruduğu gibi korur. Bu hususta değerli ile değersiz yitik
eşittir.
Yanında vedia (emanet) olarak kalır. ihmali sebebiyle telefi dışında, onu tazmin
etmez. Sahibinin bulunabileceğini tahmin ettiği, insanların toplandığı sokak ve
diğer mekanlarda her türlü vesile ile, onu ilan eder.
Eğer sahibi gelir ve onu başkalarından ayıran alamet ve emarelerini söylerse —
delil getiremese bile — bulanın, yitiği ona vermesi helâldir. Eğer sahibi
gelmezse, bulan onu bir sene müddetle ilan eder, Bir sene sonunda da ortaya
çıkmazsa, bulanın — zengin olsun, fakir olsun— onu tasadduk etmesi veya
kullanması helâldir. Daha sonra onu tazmin etmez. Delili Buharı ve Tirmizî'nin
Süveyd bin Gafele'den rivayet ettiği şu hadistir: ■Evs bin Ka'b'a rastladım,
şöyle dedi: «îçinde yüz dinar bulunan bir kese buldum. Onu Nebî aleyhisselâm'a
götürdüm. «Bir sene ilan et.» buyurdu. İlan ettim, fakat sahibini bulamadım.
Sonra onu üç defa Nebi aleyhisseîam'a götürdüm. Nebî aleyhisselam şöyle buyurdu:
«Kesesini ve bağını koru. Gelirse sahibine ver. Aksi takdirde onu kullan.»
Allah Rasûlü aleyhisselâm'a Amire yolunda bulunan bir yitik hakkında soru
soruldu. Nebî aleyhisselam : «Onu bir sene üan et. Eğer sahibini bulursan ona
ver. Bulamazsan o senindir.» buyurdu. «Ya harabede bulunan?» diye sordular. Nebi
aleyhisse-Jam «Onda ve definede beşte bir (humus vergisi) vardır.» buyurdu.
İbn Kayyim şöyle demiştir: «Lukata hakkındaki fetvalar ortaya çıkmıştır. Eğer
ona muhalefet edilirse, muhalefet eden, terki gerekli (vacib) olan şeyi
terketmemiş olur.»
38.2.5. Yiyeceklerin ve Kıymetsiz Şeylerin İstisna Olması
Bu hükümler, yenilmeyecek ve kıymetli şeyler hakkındadır. Eğer yiyecek ise, onu
ilân vacib değildir, yenilmesi caizdir.
Enes (r.a.)'dan rivayete göre Nebî aleyhisselam yolda bir meyvaya rasladı ve
«Eğer bunun sadaka olduğundan korkma-saydım, onu yerdim.» buyurdu. (Hadisi
Buhari ve Müslim kaydetmiştir.)
Kıymetsiz şeyler de böyledir. Bir sene ilân edilmez. Aksine, bibi olduğunu
sandığı kimseye zımmen ilân eder. Daha sonra sahibini aramaz. Yitiği bulan,
sahibini bulamadığı zaman, ondan faydalanır.
Cabir (r.a.) 'dan rivayete göre, o şöyle demiştir: «Rasûlüllah sallallahu aleyhi
ve sellem bize, yolda bulunan asa, kamçı, ip ve benzeri şeyleri bulan kişinin
kullanmasına izin verdi.> (Hadisi Ahmed ve Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.)
Ali (r.a.)'dan yapılan rivayete göre; O, Nebî aleyhisselâm'a çarşıda bulduğu bir
dinarı getirdi. Nebi aleyhisselam; «Onu üç gün ilan et.» dedi. Ali (r.a.) böyle
yaptı. Fakat onu tanıyan kimseyi bulamadı. Nebî aleyhisselam; «Onu harca.»
buyurdu. (Hadisi Abdürrezzak, Ebû Sa'id'den nakletmiştir.»
38.2.6. Kaybolmuş Koyun
Koyun ve benzeri kayıpları almak caizdir. Çünkü bunlar zaîftir, telef olmaya ve
vahşi hayvanların saldırısına uğramaya müsaittir. Bunları ilan etmek vacibdir.
Eğer sahibi istemezse, bulan onları alır ve sahibine borçlanır. (Çıktığı zaman
iade eder.)
Malikiler şöyle demiştir: «Bulan, yitik koyunu almakla ona malik olur, sahibi
geldiğinde ise onu tazmin etmek zorunda değildir. Çünkü, bu konudaki hadis,
koyunu bulan ile kurdu eşit saymaktadır. Kurt ona borçlanmayacağı gibi, onu
bulan da borçlanmaz.»
Bu tartışma, bulanın kayıp koyunu yedikten sonra, sahibinin gelmesi hakkındadır.
Onu yemeden Önce sahibi gelirse, — alimlerin icmaı ile — bulan, onu sahibine
iade eder.
38.2.7. Kayıp Deve, At, İnek, Katır ve Eşekler
Alimler, kayıp devenin alınamayacağında müttefiktirler.
Buhari ve Müslim'in Zeyd bin Hâlid (r.a.)'dan nakline göre; Nebî aleyhisselâm'a
kayıp deve hakkında sorulmuş, o da şöyle buyurmuştur: «Ondan sana ne! Onun
pabuçları ve su kesesi yanındadır. Sahibi onu buluncaya değin suya gider ve
ağaçlardan yer.»
Yani kayıp deve, bulanın korumasına ihtiyaç duymaz. Devenin tabiatında susuzluğa
karşı dayanıklılık vardır. Boynunun uzunluğu sebebiyle de zorlanmadan ağaçlardan
yiyebilme imkanına sahiptir. Bulanın onu almasına muhtaç değildir. Ayrıca onun
kaybolduğu yerde bırakılması, sahibinin onu bulması açısından daha iyidir.
Durum, Osman (r.a.) zamanına değin bu şekilde idi. Osman Cr.a.) onların
yakalanıp satılmasını ve sahibi gelince bedelinin ödenmesini emretti.
İbn Şihâb ez-Zühri şöyle demiştir: «Ömer bin Hattab zamanında kayıp develer
çoğaldı. Bunlar ahırlarda tutuluyordu. Osman (r.a.) halife olunca bunların ilan
edilip satılmasını ve sahipleri geldiğinde de bedellerinin onlara Ödenmesini
emretti.» (Bunu Malik «Muvattâ»da kaydetmiştir.)
Osman (r.a.)'dan sonra haiife olan Ali (r.a.) ise, onlar için bir bina
yapılmasını, orta derecede yem verilmesini, sonra onlardan birinin sahibi
olduğuna dair delil getirene verilmesini, aksi takdirde satilmayip öylece
bırakılmalarını emretti.
îbn Müseyyeb bu görüşü güzel bulmuştur, Şâfi'î ve Ahmed'e göre; inek, at, katır
ve eşekler de deve hükmündedir.
Beyhaki'nin rivayetine göre; Münzir bin Cerir şöyle demiştir : «Babamla beraber
Sevâd'daki Bevâzic'de idik. İneklerinin yanma gitti. Aralarında, tanımadığı bir
inek gördü. 'Bu inek de ne?' diye sordu. 'İnekler araşma karışmış.' dediler.
Onun kovulmasını emretti. İneği uzaklaştırdılar. Sonra şöyle dedi: 'Allah
Rasûlü'nün şöyle buyurduğunu işittim: «Kayıp hayvana ancak sapkın kişi el
uzatır.»
Ebû Hanife; «Onların tutulması caizdir.» demiştir. Mâlik ise; «Yırtıcı
hayvanlardan korkulursa tutulabilir. Aksi takdirde asla tutulamaz.» demiştir.
38.2.8. Kayıp Hayvanın Yemi
Kayıp hayvanı bulan kimse, ona yaptığı masrafları sahibinden geri ister. Ancak,
bu masraflar binmeye ve sütünden istifade etmeye karşılık ise bir şey istemez.
İslami Okul Okulların En Önemlisi