Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 68 Sahibsizcocuk - Fikhussunne

Fikih - 68 Sahibsizcocuk

LAKİT (SAHİPSİZ ÇOCUK)

Tanımı

Lakit yolda bulunan veya yolunu kaybetmiş ve nesebini bilmeyen, buluğa ermemiş çocuktur.

Hükmü

Kaybolan sahipsiz diğer bütün şeyler gibi onu da almak farz-ı kifayedir. Çünkü onu bırakmak, telef olmasına sebeptir. Müslümanların memleketinde bulunduğu zaman, müslümanliğına hükmedilir.
38.1.3. Kayıp Çocuğu Almaya Layık Olan Kimse
Onu bulan kişi, hür, adil, emin ve reşid ise, onu bağnna basmaya en layık olandır. Bu kişinin, onun terbiye ve talimini yerine getirmesi gerekir. Sa'îd bin Mansûr'un, «Sünen-inde rivayetine göre, Süneyn bin Cemile şöyle demiştir: «Bir sahipsiz çocuk buldum. Onu Ömer bin Hattab'a götürdüm. Beni tanıyan biri: «Ey müminlerin emiri o saJih bir adamdır.» dedi. Ömer (r.a.), «O öyle midir?» diye sordu. Adam: «Evet» dedi. Ömer (r.a.), -Onu götür. O hürdür ve velayeti sana aittir. Nafakası da bize aittir.» (Bir lafızda i emzirilmesi bize aittir.) dedi.»
Eğer sahipsiz çocuk fasık veya dengesiz birinin elindeyse, ondan alınır. Hakim, onun terbiye işini üzerine alır.

38.1.4. Nafakası

Eğer yanında malı varsa, kendi malından nafakası sağlanır. Malı bulunmuyorsa, nafakası beytü'l-mal'den sağlanır. Çünkü beytü'1-mal, müslümanlarm ihtiyaçlarının kaynağıdır. Eğer bu sağlanamazsa, nafakası bunu sağlamaya gücü olduğu bilinen kimseye düşer. Çünkü bu, çocuğu yok olmaktan kurtarır. Bey-tü'1-mâl'e ancak, «kadı» nafakasını almaya izin verdiği zaman müracaat edebilir. Eğer ona izin vermezse, çocuğa sarfettiği nafakası teberru olur.

38.1.5. Bulunmuş Çocuğun Mirası
Bulunmuş çocuk öldüğü zaman geride miras bırakır ve mirasçısı bulunamazsa mirası beytü'l-mâl'in olur. öldürüldüğü zaman, diyetini yine beyt'ül-mal alır. Onu bulanın mirasmda hiçbir hakkı yoktur.

38.1.6. Neseb İddiası

Biri onun nesebini iddia ederse, eğer iddiası mümkünse — çocuk ister erkek olsun ister dişi — onun nesebine katılır. Çünkü bu durumda başkasının nesebine katılması zaran dışında kayıp çocuğun maslahatı vardır. Böyle bir iddia anında iddia edenin onun nesebini ve akrabalığını isbat etmesi gerekir.
Eğer iddialar birden fazla ise, iddiasına delil getiren kimsenin nesebi sabit olur. Eğer onlardan hiçbiri delil getiremez vs-ya ortaya koyamazsa, benzerlik yolu ile nesebi tanıyan neseb bilginlerine gösterilir. Neseb bilgini, birinin nesebine hükmederse — neseb bilgini mükellef, adil, erkek ve isabeti denenmiş biri ise — onun hükmettiği kimse çocuğu alır.
Aişe (r.a.)'dan rivayete göre, o şöyle demiştir: «Nebi aley-hisselam yüzünde sevinç izleri parlar halde yanıma girdi ve şöyle buyurdu: 'Görmedin mi, az önce Medlicli neseb bilgini', Usa-me ve Zeyde başlan örtülü, ayakları dışarda yatıyorlarken baktı ve: «Bu ayaklar, birbirlerind endir.» dedi.» (Hadisi Buharî ve Müslim kaydetmiştir.)
Bu da mümkün olmazsa aralarında kur'a çekilir. Kur'a kendisine çıkan kimse, çocuğu alır.
Hanefiler şöyle demiştir: «Ne neseb bilgini ile, ne de kur'a île amel edilmez. Aksine (neseb iddiasındaki) topluluk çocukhakkında eşittir. Aralarında ortak oğul olur. Her birine tam bir oğul gibi varis olur, Herbiri de ona bir babaymış gibi mirasçı olurlar.»

SB2. LUKATA (KAYIP EŞYA)

38.2.1. Tanımı
Lukata, maliki bilinmeyen, ziyan olmasın diye koruma altına alınan herşeydir.
Çoğunlukla hayvan dışındaki kayıp eşyaya «lukata» denir. Kayıp hayvanlara ise «dâlle» denir.

38.2.2. Hükmü

Kayıp eşyayı almak müstehabdır. «Vacib-dir de denmiştir. «Eğer bulan terkettiği zaman zarara uğramasından emin olduğu bir yerde ise, alınması müstehabdır. Eğer bıraktığı zaman ziyan olacağmdan korktuğu bir yerde ise onu alması vacibdir. «Eğer nefsinde ona karşı bir tama1 duyarsa, alması haram olur.» denmiştir.
Bu ihtilaf müslüman olmasa bile, hür, akil ve baliğ kimseye nisbetledir. Eğer hür değil, çocuk veya akil olmayan biri ise, o kayıp eşyayı almakla mükellef değildir.
Bu konuda temel nas, Zeyd bin Halid'den rivayet olunan şu hadistir: «Bir adam Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek kayıp eşya (para) hakkında sordu. Nebi aleyhisselara «Onun kesesini ve bağını belle. Sonra onu bir sene ilan et. Eğer sahibi gelirse ver. Aksi takdirde, onu harca.» buyurdu. Adam: «Ya kayıp koyun?» dedi. Nebi aleyhisselam : «O ya senin, ya kardeşinin ya da kurdundur.» buyurdu. Adam: «Ya kaybolmuş deve?» diye sordu. Nebi aleyhisselam şöyle buyurdu: «Ondan sana ne. Onun pabuçları ve su tulumu yanındadır. Sahibi gelinceye kadar suya gider ve ağaçlardan yer.»
(Hadisi Buharı ve başkaları değişik lafızlarla kaydetmiştir.)
38.2.3. Harem'de Bulunan Kayıp Eşya
Bu hükümler, Harem dışında bulunan kayıp eşya hakkındadır. Harem bölgesinde bulunan kayıp eşyaya gelince; Nebi aleyhisselam'in: «Harem'in kayıp eşyasına —ilan dışında— iltifat etmeyin» ve «Onun yitiğini —ilan eden dışında— kimse alamaz.» buyruğu gereğince onu, ilan dışında almak haramdır.

38.2.4. Yitiği îlan

Yitiği bulanın, ayırıcı özelliği olan — para ise — kesesi, bağı gibi alametlerini belirlemesi vacibdir. Türü, cinsi ve miktarı gibi hususiyetlerini belirlemek de böyledir.
Onu kendi malını koruduğu gibi korur. Bu hususta değerli ile değersiz yitik eşittir.
Yanında vedia (emanet) olarak kalır. ihmali sebebiyle telefi dışında, onu tazmin etmez. Sahibinin bulunabileceğini tahmin ettiği, insanların toplandığı sokak ve diğer mekanlarda her türlü vesile ile, onu ilan eder.
Eğer sahibi gelir ve onu başkalarından ayıran alamet ve emarelerini söylerse — delil getiremese bile — bulanın, yitiği ona vermesi helâldir. Eğer sahibi gelmezse, bulan onu bir sene müddetle ilan eder, Bir sene sonunda da ortaya çıkmazsa, bulanın — zengin olsun, fakir olsun— onu tasadduk etmesi veya kullanması helâldir. Daha sonra onu tazmin etmez. Delili Buharı ve Tirmizî'nin Süveyd bin Gafele'den rivayet ettiği şu hadistir: ■Evs bin Ka'b'a rastladım, şöyle dedi: «îçinde yüz dinar bulunan bir kese buldum. Onu Nebî aleyhisselâm'a götürdüm. «Bir sene ilan et.» buyurdu. İlan ettim, fakat sahibini bulamadım. Sonra onu üç defa Nebi aleyhisseîam'a götürdüm. Nebî aleyhisselam şöyle buyurdu: «Kesesini ve bağını koru. Gelirse sahibine ver. Aksi takdirde onu kullan.»
Allah Rasûlü aleyhisselâm'a Amire yolunda bulunan bir yitik hakkında soru soruldu. Nebî aleyhisselam : «Onu bir sene üan et. Eğer sahibini bulursan ona ver. Bulamazsan o senindir.» buyurdu. «Ya harabede bulunan?» diye sordular. Nebi aleyhisse-Jam «Onda ve definede beşte bir (humus vergisi) vardır.» buyurdu.
İbn Kayyim şöyle demiştir: «Lukata hakkındaki fetvalar ortaya çıkmıştır. Eğer ona muhalefet edilirse, muhalefet eden, terki gerekli (vacib) olan şeyi terketmemiş olur.»

38.2.5. Yiyeceklerin ve Kıymetsiz Şeylerin İstisna Olması

Bu hükümler, yenilmeyecek ve kıymetli şeyler hakkındadır. Eğer yiyecek ise, onu ilân vacib değildir, yenilmesi caizdir.
Enes (r.a.)'dan rivayete göre Nebî aleyhisselam yolda bir meyvaya rasladı ve «Eğer bunun sadaka olduğundan korkma-saydım, onu yerdim.» buyurdu. (Hadisi Buhari ve Müslim kaydetmiştir.)
Kıymetsiz şeyler de böyledir. Bir sene ilân edilmez. Aksine, bibi olduğunu sandığı kimseye zımmen ilân eder. Daha sonra sahibini aramaz. Yitiği bulan, sahibini bulamadığı zaman, ondan faydalanır.
Cabir (r.a.) 'dan rivayete göre, o şöyle demiştir: «Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem bize, yolda bulunan asa, kamçı, ip ve benzeri şeyleri bulan kişinin kullanmasına izin verdi.> (Hadisi Ahmed ve Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.)
Ali (r.a.)'dan yapılan rivayete göre; O, Nebî aleyhisselâm'a çarşıda bulduğu bir dinarı getirdi. Nebi aleyhisselam; «Onu üç gün ilan et.» dedi. Ali (r.a.) böyle yaptı. Fakat onu tanıyan kimseyi bulamadı. Nebî aleyhisselam; «Onu harca.» buyurdu. (Hadisi Abdürrezzak, Ebû Sa'id'den nakletmiştir.»

38.2.6. Kaybolmuş Koyun

Koyun ve benzeri kayıpları almak caizdir. Çünkü bunlar zaîftir, telef olmaya ve vahşi hayvanların saldırısına uğramaya müsaittir. Bunları ilan etmek vacibdir. Eğer sahibi istemezse, bulan onları alır ve sahibine borçlanır. (Çıktığı zaman iade eder.)
Malikiler şöyle demiştir: «Bulan, yitik koyunu almakla ona malik olur, sahibi geldiğinde ise onu tazmin etmek zorunda değildir. Çünkü, bu konudaki hadis, koyunu bulan ile kurdu eşit saymaktadır. Kurt ona borçlanmayacağı gibi, onu bulan da borçlanmaz.»
Bu tartışma, bulanın kayıp koyunu yedikten sonra, sahibinin gelmesi hakkındadır. Onu yemeden Önce sahibi gelirse, — alimlerin icmaı ile — bulan, onu sahibine iade eder.

38.2.7. Kayıp Deve, At, İnek, Katır ve Eşekler

Alimler, kayıp devenin alınamayacağında müttefiktirler.
Buhari ve Müslim'in Zeyd bin Hâlid (r.a.)'dan nakline göre; Nebî aleyhisselâm'a kayıp deve hakkında sorulmuş, o da şöyle buyurmuştur: «Ondan sana ne! Onun pabuçları ve su kesesi yanındadır. Sahibi onu buluncaya değin suya gider ve ağaçlardan yer.»
Yani kayıp deve, bulanın korumasına ihtiyaç duymaz. Devenin tabiatında susuzluğa karşı dayanıklılık vardır. Boynunun uzunluğu sebebiyle de zorlanmadan ağaçlardan yiyebilme imkanına sahiptir. Bulanın onu almasına muhtaç değildir. Ayrıca onun kaybolduğu yerde bırakılması, sahibinin onu bulması açısından daha iyidir.
Durum, Osman (r.a.) zamanına değin bu şekilde idi. Osman Cr.a.) onların yakalanıp satılmasını ve sahibi gelince bedelinin ödenmesini emretti.
İbn Şihâb ez-Zühri şöyle demiştir: «Ömer bin Hattab zamanında kayıp develer çoğaldı. Bunlar ahırlarda tutuluyordu. Osman (r.a.) halife olunca bunların ilan edilip satılmasını ve sahipleri geldiğinde de bedellerinin onlara Ödenmesini emretti.» (Bunu Malik «Muvattâ»da kaydetmiştir.)
Osman (r.a.)'dan sonra haiife olan Ali (r.a.) ise, onlar için bir bina yapılmasını, orta derecede yem verilmesini, sonra onlardan birinin sahibi olduğuna dair delil getirene verilmesini, aksi takdirde satilmayip öylece bırakılmalarını emretti.
îbn Müseyyeb bu görüşü güzel bulmuştur, Şâfi'î ve Ahmed'e göre; inek, at, katır ve eşekler de deve hükmündedir.
Beyhaki'nin rivayetine göre; Münzir bin Cerir şöyle demiştir : «Babamla beraber Sevâd'daki Bevâzic'de idik. İneklerinin yanma gitti. Aralarında, tanımadığı bir inek gördü. 'Bu inek de ne?' diye sordu. 'İnekler araşma karışmış.' dediler. Onun kovulmasını emretti. İneği uzaklaştırdılar. Sonra şöyle dedi: 'Allah Rasûlü'nün şöyle buyurduğunu işittim: «Kayıp hayvana ancak sapkın kişi el uzatır.»
Ebû Hanife; «Onların tutulması caizdir.» demiştir. Mâlik ise; «Yırtıcı hayvanlardan korkulursa tutulabilir. Aksi takdirde asla tutulamaz.» demiştir.

38.2.8. Kayıp Hayvanın Yemi

Kayıp hayvanı bulan kimse, ona yaptığı masrafları sahibinden geri ister. Ancak, bu masraflar binmeye ve sütünden istifade etmeye karşılık ise bir şey istemez.