Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 70 Musakat - Fikhussunne

Fikih - 70 Musakat

MÜSÂKÂT

Tanımı

«Müsâkât» kelimesi (es-sakyu) kökünden türemiş olup mu-fâale babuıdandır. Hicaz halkı, ağaçlarını kuyudan su alıp sulayacak kişilere ihtiyaç duyduğu için bu isim verilmiştir. Şeriat-te ise; «Ağaçlan, ürünün belirli bir kısmı karşılığında, meyveler tamamen olgunlaşmcaya kadar onları sulayacak birine vermek ve onunla anlaşma yapmak» anlamındadır.
Bir tarafın ağaçlara sahip olması, diğer tarafın ise ağaçlara bakmayı taahhüt etmesi ile, ağaçların meyvelenmesi üzerine yapılan ziraat ortaklığıdır. Akid yapan iki taraf, anlaştıkları Cya-n yarıya, üçte bir ve benzeri) orana göre, meydana gelen ürüne ortak olurlar.
Bakıcıya «sulayıcı» (Müsâki) diğer tarafa ise «ağaç sahibi» (Rabbiş-şecer) denir.
Ağaç; kesimi için belirli bir süre bulunmayan, toprağa, en az bir sene kalması için dikilen her şeye denir. Bunun meyva vermesi önemli değildir.
Meyva vermeyen ağaçlarda müsâkât, bakıcının (musaki), fidan veya odun ve benzeri şeyleri alması karşılığı yapılır.

40.2. Meşruluğu

Musâkât, sünnet ile meşru kılınmıştır. Ebû Hanife dışında fakihler ihtiyaç duyulduğu için müsâkâtın caiz olduğunda ittifak etmişlerdir.
Cumhuru ulema onun caiz olduğuna dair aşağıdaki delilleri getirirler:
Müslim'in İbn Ömer'den rivayetine göre; Nebi aleyhisselam Hayberlileri, çıkardıkları ekin ve meyvelerin yansı karşılığında işçi yaptı.
Buhari'nin riyavetine göre, ensar, Nebî aleyhisselam'a «Hurmalıkları bizimle (muhacir) kardeşlerimiz arasında paylaştır» dediler. Nebî aleyhisselam «olmaz» buyurdu. Ensar; «Bakımını siz üslenin, ürüne sizi ortak edelim.» dediler. Muhacirler de «Dinledik ve itaat ettik» dediier. Yani ensarm hurmalıklarına muhacirleri ortak etmek istediler. Bunu Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem'e arzettiler. Fakat, o kabul etmedi. Ürünün yansını onların alması karşılığında, hurmalarına bakmalarını teklif ettiler. Nebi aleyhisselam bunu kabul etti.
Neylü'l-Evtâr'da yer aldığına göre Hariznıi şöyle demiştir: Ali bin Ebû Talib, Abdullah bin Mes'ûd, Ammâr bin Yâsir, Sa'id bin Müseyyeb, Muhammed bin Sirîn, Ömer bin Abdülaziz, İbn Ebi Leylâ, İbn Şihab ez-Zührî ve Rey ehlinden Kadı Ebû Yusuf ve Muhammed bin Hasan şöyle demişlerdir :
«Meyve veya ekinin bir kısmı karşılığında muzâra'a veya müsâkât ortaklığı caizdir. Yine şöyle dediler: Muzâra'a ve mü-sâkât ortaklıklarının her ikisi üzerine birden akid yapmak caizdir. Hayber'de uygulandığı gibi bakıcı (âmil), hurma ağaçlarını sular ve toprağı eker.
Bunlardan sadece biri üzerine akid yapmak da caizdir.

40.3. Rükunlan
Müsâkât'm iki rüknü vardır: îcab ve kabul.
Bunlara delâlet eden söz, yazı ve işaretten herhangi birinin, tasarrufu caiz olan bir kimseden sadır olmasıyla akid meydana gelir.

40.4. Şartlan

Müsâkâtta, aşağıdaki şartlar aranır:
D Sulanacak ağaçların görülmesi veya onlara aykırı olmayan vasıflarının bildirilmesi şarttır. Çünkü bilinmeyen birşey üzerine akid yapmak sahih değildir.
2) Süresinin ma'lum (belirli) olması gerekir. Çünkü bu, icar akdine benzeyen bağlayıcı (lâzım) bir akiddir. Böylece belirsizlik ortadan kalkmış olur.
Ebû Yusuf ve Muhammed şöyle demiştir: Müsâkâtta müddetin açıklanması, kolaylık olması (istihsan) açısından şart değildir. Çünkü genellikle meyvenin olgunlaşma vakti bilinir ve mu'tad olan süre geçilmez.
Zahiriler de bu şartın bulunmadığını söyleyenlerdir. Onlar Mâlik'in mürsel olarak naklettiği Nebi aleyhisselam'm bir ya-hudiye söylediği «Allah'ın size sabit kıldığı şeyi kabul ettim» sözünü delil getirirler.
Hanefîlere göre: Eğer müddet, meyveler olgunlaşmadan önce sona ererse, ağaçlar meyveler olgunlaşmcaya kadar ücretsiz olarak çalışması için işçiye bırakılır.
3) Müsâkât akdinin, meyveler olgunlaşmaya başlamadan önce olması gerekir. Çünkü bu halde iken, çalışmaya ihtiyaç söz-konusu olur. Fakihlerden bir kısmı meyve olgunlaşmaya başladığında müsâkâtm caiz olmadığı görüşündedirler. Çünkü, bu durumda müsâkâta gerek yoktur. Eğer yapılırsa, bu icâre olur, müsâkât değil. Fakihlerden kimi de, bu durumda iken müsâkâtı caiz görmüşlerdir. Çünkü bu, Allah meyveyi halketnıeden önce caiz olunca, ondan sonra caiz olması daha evlâdır.
4) Müsâkât yapılan ağaçlığın ürününden işçiye verilecek olan kısım, oran olarak tayin edilmiş olmalıdır. Yani işçinin alacağı payın miktarı —ürünün yarısı veya üçte biri gibi— belirtilmiş olmalıdır. Eğer işçi veya mal sahibi ağaçlardan belirli bir kısmının veya muayyen bir miktarının ürününü şart koşarsa, müsâkât batıl olur.
Bidâyetü'l-Müctehid'de şöyle denilmiştir: Müsâkâtın, caiz olduğunu söyleyen fakihler, eğer bütün masraflar bahçe sahibine ait olur, bakıcıya yalnız bedeni ile çalışmaktan başka birşey lâzım gelmezse, müsâkât akdinin caiz olmadığında ittifak etmişlerdir. Çünkü bu, henüz var olmayan bir bedel karşılığında icâre yapma (işçi tutma) dır.
Bu şartlardan, biri bulunmadığı zaman, akid fesh olur ve müsâkât fasiddir. Eğer bakıcı işe başlamışsa ve ağaç veya ekin onun emeği sebebiyle ürün verirse, bakıcıya ecr-i misil (piyasa fiatı) verilir. Ağaç veya ekinin ürünü, mal sahibinindir.

40.5. Müsâkât Yapmanın Caiz Olduğu Şeyler

Fakihler, müsâkâtın hangi ürünlerde caiz olduğunda ihtilaf etmişlerdir. Onlardan bazıları — Dâvud gibi— sırf hurmaya
mahsus saymış, kimisi, —Şafii gibi— hurmaya üzümü de ilâve etmiştir. Bazısı ise, —Hanefiler gibi— bunu geniş tutmuştur. Onlara göre bu ağaç, üzüm, baklagiller ve kökü toprakta olan herşeyde caizdir.
Müddet belirlenmediği zaman, akid, akidden sonra meydana gelen ilk ürüne ait olur. Teker teker, ardarda çıkan (patlıcan gibi) şeylerde de müsakat sahih olur.
Eğer, ekinin nadası bitmiş iken, ikinci ürünü verene değin bakımı ve sulaması için bir şahsa verirse, bu iki ürün arasında bir fasıla varsa, müddet beyan etmeksizin müsâkât caiz olur.
Malik'e göre; «Müsâkât» bir zaruret bulunmadığı halde (nar, incir, zeytin ve bunlara benzer) kökü toprakta sabit olan herşeyde caizdir. Sahibinin aciz kalması ve bir zaruretin olması durumunda ise, (salatalık ve kavun gibi) kökü sabit olmayan ürünlerde de olur. Ekinler de böyledir.»
Hanbeîilere göre, yenilen her meyvede müsâkât caizdir. «Muğni»de «Bu konuda tartışma bilmiyoruz.» denmiştir.

40.6. Bakıcının Görevleri

Nevevî'nin dediği gibi, bakıcının şu görevleri vardır: «Bakıcı, ürünün ıslahı ve artması için gerekli olan ve her sene tekrarlanan şeyleri yapmak zorundadır. Mesela: Toprağın sulanması, kanalların temizlenmesi, ağacın köklerinin ıslahı, aşılanması, ayrık otlarının temizlenmesi, dallarının budanması, ürünün korunması, hasadı ve benzeri şeyler gibi.»
«Duvar örmek, kanal açmak gibi, her sene tekrarlanmayan ve ağaçların kendilerinin korunması amaçlanan şeyler ise mal sahibine aittir.»

40.7. Bakıcının Çabşmaması

Bakıcı, hastalık veya zorunlu bir yolculuk sebebiyle çalışmaktan aciz kalırsa, müsâkât fesh oîur. Bu kendisinin
çalışması şart koşulup başka bir yol bulunmadığı durumda olur. Bu şart koşuşmadığında ise, müsâkât, fesh olmaz. Bu durumda bakıcının, kendi yerine başkasını geçirmesi gerekir. Bu Hanefilere göredir.
Mâlik şöyle demiştir: Bakıcı, aciz kalır ve meyvanın satışı vakti gelirse, kendisi başkasını bakıcı olarak tutamaz. Çalışacakbirini kiralaması vacibdir. Eğer ücreti Ödeyecek birşeyi yoksa, meyveden payına düşenden ödemek üzere birini kiralar. Şafi'i ise: «Acz sebebiyle müsâkât fesh olur» demiştir.

40.8. Akid Yapanlardan Birinin Ölmesi

Bunlardan biri ölünce, eğer ağaçta olgunlaşmaya başlamış meyva varsa, iki tarafın maslahatı gözetilir. Amil (bakıcı) veya varisleri meyva olgunlaşmcaya kadar bakımı sürdürür. Bu ağaç sahibi veya varislerine cebren dahi kabul ettirilebilir. Çünkü bunda iki tarafın da zaran yoktur. Amilin akdin fesholması ile meyvanın olgunlaşması arasındaki müddet içerisinde ücret alma hakkı yoktur.
Bakıcı veya varisleri, müddetin dolmasından veya akdin fesh-oîmasmdan sonra çalışmaktan imtina ederlerse, buna zorlanamazlar. Fakat onlar, olgunlaşmadan önce meyvayı toplamak isterlerse, buna imkân verilmez. Ancak mal sahibi veya varislerinin, üç şeyden birini yapma hakkı vardır:
1) Olgunlaşmadan önce ürünü toplayıp, anlaşılan orana göre aralarında bölüşmeye muvafakat ederler.
2) Olgunlaşmadan önce ürünü toplayıp, amil veya varislerine, paylarına düşenin kıymetini verirler.
3) Ürün olgunlaşmcaya kadar ağaçlara harcama yapılır. Sonra harcanan miktar bakıcı veya varislerinden (harcamayı yapan taraf, diğer taraftan) istenir veya paylarına düşen meyva-dan alınır. Bu Ha-nefilerin mezhebidir.