Fikih - 71 Ceale - Fikhussunne
1. Tanımı Ce'âle, meydana geleceği tahmin edilen bir menfaat karşılığı yapılan akiddir. Mesela, kaybolmuş bir malı veya kaçmış bir hayvanı ya da kendisine...">CE'ALE
41.1. Tanımı
Ce'âle, meydana geleceği tahmin edilen bir menfaat karşılığı yapılan akiddir.
Mesela, kaybolmuş bir malı veya kaçmış bir hayvanı ya da kendisine bir duvar
yapılmasını, yahut da su çıkana değin bir kuyu kazılmasını ya da oğluna Kur'an
ezberletmesi veya hastasına iyileşene kadar bakılmasını ya da falan yansı
kazanmasını isteyen bir kimsenin muayyen bir ücretle birini tutması gibi.
41.2. Meşruluğu
Bunun meşru olduğuna dair asıl, Allah Sübhânehû'nun şu âyetidir:
-Hükümdar su kabını kaybetti. Onu getirene bir deve yükü mükafat verilecek. Buna
ben kefil oluyorum.» (Yusuf: 72)
Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve seîlem — icâre konusunda geçtiği gibi — Fatiha
ile rukye yapılması karşılığında ücret slın-masma cevaz vermiştir. Zaruret
sebebiyle, başkasına caiz olmayan şey, (meçhul bir iş için amele tutmak) bunda
caizdir.
Ce'âle akdinde, diğer akidler gibi akid yapan iki tarafında hazır bulunması şart
değildir. Çünkü Allah Teâlâ: «Onu getirene bir deve yükü mükafat verilecektir.-
buyurmaktadır.
Ce'âle akdi; akid yapan iki taraftan birinin sona erdirmesi caiz olan
akidlerdendir.
Ce'âle akdi yapılan kimsenin, hakkının düşmesine razı olduğunda, akdi işe
başladıktan sonra feshetme hakkı olduğu gibi, işe başlamadan önce de feshetme
hakkı vardır.
Ce'âle akdini yapanın (işçiyi tutanın) ise, ce'âle akdi yapılan kimse işe
başladığı zaman bu akdi feshetme hakkı yoktur.
İbn Hazm'ın da aralarında bulunduğu fasihlerden bazılan, bunu menetmiştir. İbn
Hazm «Muhalia-da şöyle der: «Bir kimsenin başkasına; «Eğer kaçak kölemi bana
getirirsen, sana bir dinar borcum olsun.» veya «Şunu, şunu yaparsan sana bir
dirhem borcum olsun.» demesi veya buna benzer şeyler söylemesi ve onun da bunu
ona getirmesi ya da, bir kimsenin ilan ederek kendi aleyhine : =Kim bana şunu
getirirse, şu onundur.» diye şa-hidlik etmesi ve onun ona getirilmesi halinde,
bunu yerine getirene birşey vermeyen bir kimse aleyhinde, ce'âle ile hüküm
verilmesi caiz değildir. Eğer ahdine vefa gösterseydi, bu müs-tehab olurdu. Yine
kölesini getiren kimseye birşey vermemesi de böyledir. Bu kimsenin, kölenin
getirilmesini ilan etmesi veya bunu ilan etmemesi aynıdır. Ancak, belirli bir
müddetle veya belirli bir mekana getirmesini isteyerek onu ücretli tutması bunun
dışındadır. Bu durumda, ona, kiraladığı ücreti vermesi vacibdir. Bir topluluk,
ce'âleyi vacib saymış ve ce'âle yapanı ilzam ederek, (va'dinde durmasını gerekli
görerek) Allah Teâ-lâ'nın «Ey iman edenler! Akidlerinizi yerine getirin.» (Maide:
1) âyeti, Yusuf aleyhisselam'm «Melik'in tası kayboldu. Kim onu getirirse, bir
deve yükü mükâfat verilecektir. Buna ben kefil oluyorum.» (Yusuf: 72) demesi ve
aynca «bir koyun sürüsü karşılığı rukye yapan kimseye» dair hadis İle ihticac
etmişlerdir.»
İslami Okul Okulların En Önemlisi