Fikih - 83 Tazir - Fikhussunne
22. TAZÎR Tanımı Ta'zir; ta'zim ve yardım anlamına gelir. Allah Sübhanehü ve Teâlâ'nm şu söz\i bu aniamdadır: -Allah'a ve Rasûlüne iman etmeniz, O'na yardım etmeniz...">47.22. TAZÎR Tanımı
Ta'zir; ta'zim ve yardım anlamına gelir. Allah Sübhanehü ve Teâlâ'nm şu söz\i bu
aniamdadır:
-Allah'a ve Rasûlüne iman etmeniz, O'na yardım etmeniz için." (Fetih : 91
Yani ona ta'zimde bulunup yardım etmeniz için...
Ta'zir, horlama anlamına da gelir. Azzere falanın falanen denir ki: Kendisinden
bir suç sadır olduğunda azarlama ve eğitme amacıyla horladı demektir.
Şeriafta (hukukta) ta'zirden maksat: Ne had ne keffaret düşmeyen günahlara karşı
eğitme amacıyla uygulanan ceza demektir.
Ta'zir'cezası, hakimin (1) bir cinayet (2) yada günahtan dolayı takdir ettiği
bir cezadır. Şeriat bu konuda herhangi bir ceza tayin etmemiş yada belli bir
cezayı tayin ettiği haîde cezayı tatbik etmek için gereken şartlar
gerçekleşmemiş olabilir, ön
(1) Hakim : İslâm'ın hükümlerini uygulayan, hadleri infaz eden ve temel
ilkelerine bağlı kalan kimsedir.
(2) Cinayet : Hukuk literatüründe : «Cezası, idam, hapis ya da ağır işlerde
çalışma olan suçlardır.»
taraf dışında başka bir yolla ilişkide bulunma, el kesme cezasının
uygulanmayacağı bir hırsızlık yapma, kısas bulunmayan bir cinayet işleme, kadın
kadına cinsel ilişki, zina dışında bir suçla iftirada bulunma vesaire gibi
suçlar ta'zirlik suçlardandır.
Çünkü günahlar üç bölümdür :
1 — Had cezası olup keffaret cezası olmayan suçlar: Bun-iar daha önce
kaydettiğimiz hadlerdir.
2 — Keffaret cezası olan fakat had cezası olmayan günahlar: Ramazan gündüzünde
cinsel ilişki, ihramdayken cinsel ilişki gibi.
3 — Ne had cezası ne de keffaret cezası gerekmeyen günahlar: Bu da daha önce
sözü edilen günahlar gibidir. Bunlarda ta'zir gerekir.
47.22.2. Ta'zirin Meşruluğu
Ta'zirin meşru olduğunu gösteren seri temel Ebû Dâvud, Tirmizi, Nesâi ve
Beyhakİ'nin Behz bin Hâkim'den, onun babasından, onun ria dedesinden tahric
ettiği hadistir. Buna göre : «Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem töhmet
altında bulundurulan kimseyi hapsetmiştir.'- (Hakim bu hadisi sahih saymıştır.)
Bu hapsetme cezası ihtiyaten alınmış bir karardı. Kişi gerçek ortaya çıkıncaya
kadar hapsedilmişti.
Buhâri, Müslim ve Ebü Dâvüd da Hani' bin Neyyar'dan tahric ettikleri hadiste
Hani; Rasülullah sallallahu aleyhi ve sellem'-den şunları duymuştur :
«On kamçıdan fazla dayak atmayın. Ancak Allah'ın belirlediği hadlerden biri
sözkonusuysa o başka.»
Ömer bin Hattab'm (r.a.) da başını tıraş etme, sürgün etme ve dövme ile ta'zir
ve uslandırmada bulunduğa sabittir. Ömer (r.a.)'m İçki dükkanlarını ve içinde
içki satılan köyleri yakması gibi. Sa'd bin Ebi Vakkas'm Küfe'deki sarayını, onu
halktan koparınca yakmıştı.
Ayrıca bir kamçı yaptırmış, onunla dövmeyi hak edenleri dövmüş, hapis olarak
kullanılmak amacıyla bir ev yaptırmış,
saçları görününceye kadar ölüye bağırıp çağırarak ağlayan kadınlar: dövmüştür
(1).
Üç imama göre ta'zir cezası vacibtir (2).
Şafii der ki: Ta'zir uygulamak vacib değildir.
47.22.3. Ta'zirin Hikmeti ve Hadlerden Farklı Tarafları
İslâm Dini isyankârları ve düzene karşı koyanları cezalandırmak amacıyla ta'ziri
yasal bir cezalandırma olarak görmüştür. Bunun hikmeti de daha önce yeri
geldikçe sözü edilen şer'î hadlerin hikmeti gibidir. Yalnız ta'zir cezası üç
yönden hadlerden aynlr.
1 — Hadlerde tüm insanlar eşit kabul edilir. Fakat ta'zir de onların durumlarına
göre cezaları farklılık gösterebilir.
İyi ahlaklı bir adam bir hata ettiğinde bu hatasının ceza-landırıîmayıp
affedilmesi caizdir. Eğer cezalandınlacaksa onun cezalandırılması şersf ve mevki
yönünden ondan daha aşağıda bulunan bir kimsenin cezasından daha hafif olması
mümkündür.
Ahmed, Ebû Dâvûd, Nesâi ve Beyhaki RasülüHah sallallahu aleyhi ve sellem'in
şöyle buyurduğunr tahric ederler:
«İyi insanların hatalarını hoşgörün. Allah'ın belirlediği hadler müstesna.»
Yani kötülük iie tanınmayan bir kimse bir hata işlediğinde yahut küçük
günahlardan birine bulaştığında, yahut kişi itaatli olduğu halde ilk defa hataya
düşüyorsa onu hemen cezalandırmayın.
Eğer ille de cezalandırılması gerekiyorsa o zaman daha hafif bir şekilde
cezalandırılsın.
2 — Allah'ın belirlediği hadler hakime havale edildikten sonra onlarda şefaatte
bulunmak caiz değildir. Bunun yanında ta'zir suçlarında şefaatte bulunmak
caizdir.
3 — Ta'zir cezası ile öldürülen bir kimsenin zararını ödemek gerekir. Zira Ömer
b. Hattab tr.a.) bir kadını korkutmuş
fi) Bu konuda daha geniş bilgi için İbn Kayyim el-Cevziyye*nin setü'I-Lehfân»
isimli eserine bakılabilir.
(2) Yani ta'zir uygulaması gereken yerde ta'zir vacibdir.
o da düşük yaparak ölü bir cenin doğurmuştu. Ömer de cenininin diyetini
ödemişti. (D
47.22.4. Ta'zirin Şekli
Ta'zir kınama, azarlama, tehdit etme, vaaz gibi sözlü bir şekilde yapıldığı gibi
durma göre dövme, hapsetme, bağlama, sürgün etme, uzaklaştırma, azletme gibi
bilfiil müdahalelerle de gerçekleşebilir.
Ebü Davud'un tahric ettiğine göre; Peygamber sallallahu aleyhi ve seîlem'e
muhannes (kadın gibi davranan) bir adam getirilmişti. Adam ellerine ve
ayaklarına kına yakmıştı.
Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve seliem buyurdu ki: «Bu neden böyle yapmış?»
«Kadınlara özeniyor,» dediler. Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve seliem, onun
Bekî'e sürülmesini emretti.
-Ey Allah'ın. Rasûlü, öldürelim mi?» dediler. Rasûlüllah sallalahu aleyhi ve
seliem buyurdu ki .-«Benim, namaz kılanları öldürmem yasaklandı.»
Ta'zir sakalı tıraş etmekle, evi yıkmakla, bostanları, ekinleri, meyveleri ve
ağaçlan tahrib etmek şeklinde uygulanmaz.
Yine burun koparmakla, kulak, dudak veya parmak uçlarını kesmek şeklinde de
uygulanmaz. Zira bu tür bir uygulama sahabilerin hiçbiri tarafından
uygulanmamıştır.
47.22.5. Ta'zirde On Kamçıyı Aşmak
Daha önce Hani' bin Neyyar hadisinde kaydedildiğine göre ta'zirin on kamçıdan
fazla olması yasaklanmıştır.
Ahmed, Leys, İshak ve Şafi'ilerden bir grup bu görüşe katılmış ve hadisi aynen
benimsemişler, Sâri' tarafından belirlenen on kamçıdan daha fazlasıyla ta'zirde
bulunmak caiz değildir, demişlerdir.
Mâlik, Şafi'i, Zeyd bin Âli ve başkaları ise ta'zirin ondan daha fazla olmasını
caiz görmüşlerdir. Yalnız bu fazlalık en küçük haddin miktarına ulaşmamalıdır.
(1) Bir görüşe göre diyet beytü'lmal'den ödenir. Başka bir görüşe göre ise
idarecilerin aknesi öder.
Bir grup ise, herhangi bir günahın ta'ziri onun haddi seviyesine ulaşmamalıdır,
demişlerdir.
Korunmamış bir yerden çalman malın ta'zir cezası, el kesme haddine ulaşmamalı,
zina dışındaki bir sövmenin cezasında zina iftirasında bulunma cezasına
ulaşmamalıdır.
Bir görüşe göre ise, idareciler bu konuda içtihad eder, cezayı maslahatın gereği
ve suçun durumuna göre belirler.
47.22.6. Öldürme ile Ta'zir
Öldürme yolu iie ta'zirde bulunmayı bazı alimler caiz görmüş diğer bazıları ise
yasaklamıştır.
İbn Abidin, Hafız İbn Teymiyye'den yaptığı nakilde diyor ki • «Hanefîîerin usûl
kurallarından biri şudur ki; ağır bir şeyle öldürme, erkekler arası fuhuş vs.
gibi öldürme cezası olmayan suçlar tekrarlandığında imamın bu tür fiilleri
yapanları öldürme yetkisi vardır. Yine bu konuda maslahat görüyorsa, belirlenen
haddin daha fazlasını vurdurabilir.»
47.22.7. Mal Alma ile Ta'zir
Mal alma ile ta'zirde bulunmak caizdir. Bu Ebü Yûsuf'un görüşüdür. Malik de bu
görüşü kabul etmiştir.
«Mu'înüT-Hükkâm» sahibi der ki:
«Mal ile cezalandırma nesh edilmiştir, diyenler imamların mezheplerini yanlış
göstermiş olurlar. Bu hem nakil hem de istidlal yönünden böyledir. Bu konuda
nesh iddiasında bulunmak kolay değildir. Zira onların iddialarını sağladığını
gösterecek ne bir sünnet ne de icma sözkonusudur. Neshi gösteren bir delil
yoktur,
«Ancak onlar diyebilirler ki: «Bizim arkadaşların görüşüne göre caiz değildir.»
Îbnü'l-Kayyim der ki.- Peygamber sallallahü aleyhi ve sel-lem, ganimetten payına
düşeni vermemek suretiyle bazılarını ta'zir etmiştir. Zekâtını vermeyenin
malının yarısının alınmasıyla ta'zire çarptırılacağını haber vermiştir. Ahmed,
Ebû Dâ-vûd ve Nesâi'nin tahric ettiğine göre Peygamber saliallahü aleyhi ve
sellem şöyle buyurmuştur:
«Kim sevap almak niyetiyle zekâtını verirse ona mükafaatı vardır. Kim de onu
vermezse biz onu ve malının yansını Rab-bımızin emirlerinden biri olarak
alırız.»
47.22.8. Ta'zir Hakimin Hakkıdır
Ta'zir işini hakim yerine getirir. Zira onun tüm müslüman-lar üzerinde genel
velayeti vardır.
«Sübülü's-Selâm»'da deniyor ki:
-İmamdan başkasının ta'zirde bulunma yetkisi yoktur. Üç kişi hariç :
1 — Baba: Babanın küçük olan çocuğuna eğitim öğretim amacı ile ve kötü ahlaktan
sakmdîrmak için ta'zirde bulunması caizdir. Zahir olan görüşe göre anne de
çocukluk zamanlarında ve babasının himayesinde bu hakka sahiptir. Namaz kılması
hususunda ve bu konuda dövmek suretiyle ta'zirde bulunabilir. Bulûğ çağma ermiş
bir çocuk kötü yolda bile olsa babasının onu ta'zire hakkı yoktur.
2 — Efendi ■ Kendi hakkında ve Allah'ın haklarından biri hususunda efendi
kölelerini ta'zirde bulunabilir. Doğru olan görüş budur.
3 — Koca: Kendisine karşı itaatsizlikte bulunan karısını ta'zirde bulunabilir.
Kur'an'da bu konu açıkça belirtilmiştir. Namazı ve benzeri şeyleri terkettiğinde
onu dövebilir mi? Zahir olan görüşe göre eğer bu konuda azarlama ve tehdit
yeterli gelmiyorsa dövebilir. Çünkü bu kötülüğü reddetme konularına girer. Koca
da kötülüğü eli yahut dili yada kalbi ile reddetmekle mükellef olan
kimselerdendir. Burada kastedilen, ilk ikisidir.
Öğretmenin de çocukları uslandırmak için dövmesi caizdir.
47.22.9. Ta'zirde Zararı Ödeme
Baba oğlunu, eğitmek amacı ile dövdüğünde zararını ödemez.
Koca karısını, yine eğitmek amacı ile dövdüğünde o da zararı ödemez.
Hakim de suçluyu uslandırmak amacı ile dövdüğünde aşırı kaçmamak şartı ile
zararı ödemez. Burada hepsi de amacı gerçekleştiren miktarla yetinmek
durumundadır.
Eğer bunlardan biri uslandırmada başvurdukları çarelerde aşırılığa kaçacak
olurlarsa taşkınlık yapmış sayılırlar ve taşkınlıkları nedeniyle telef ettikleri
şeylerin zararını Öderler.
İslami Okul Okulların En Önemlisi