ET-Tenb‹h’‹n Fıkh‹ Ter‹mler‹n‹n - Fıkıh - Fikhi Terimler - 3. Sayfa
ET-TENBİH’İN FIKHİ TERİMLERİNİN
SADELEŞTİRİLMESİ
ÖNSÖZ
Allah’a hamd, Rasulune, ehline, arkadaşlarına ve onun yolunda yürüyenlere salat ve selam olsun.
Benim düşüncem, Zahiriye kütüphanesinde şafii eserlerine fihrist düzenlerken yaklaşık yirmi küsür sene önce bu kitabı yazmayı hayalimden geçiriyordum. Fıkhi eserlerin önsüzünü okurken, yazarı tıpkı lügat bilimcisi gibi fıkhi terimler hakkında araştırma yaptığını gördüğümde bu eserini tahkik etmeyi azmettim ama o zamana kadar buna göz atayım derken bir hayli kitap yığılmıştı önüme.
Bu eserin aslı, imam Şirazi’nin Şafii fıkhında (et-Tenbih) adlı kitabı olup lügavi bir şerh konusunu içermektedir. Merhum Nevevi şerhetmiştir. Nevevi fıkıh kitaplarında, Şirazi’nin eserlerini en büyük kaynak eserlerden biri olarak görmüştür. El-Muhezzep te şerhettiği bu değerli eserlerden biridir. Bu eserin yazımı tamamlanmış olsaydı fıkıhta genel itibarıyla muazzam bir merci eser olacaktı. Sonunda (et-Tenbih’i) iki bölüm halinde tasnif etmiş birinde meseleler hakkında fetva verip konuştuğu, Şirazi’nin tashihini bıraktığı veya ona muhalif durumlarda olup bunu umdetu fi tashihi’t-tenbih (tenbihin tashihinde dönüş mercii) diye isimlendirmiştir. İkincisi de elimizde etüdünü yaptığımız şerh elfaz et-tenbih (tenbihin lafızlarının şerhi)’dir.
Bu kitabın önsözünde eserin sahibi şöyle demiş:
“Rauf ve kerim olan Allah muhtasar kitabında tenbihin bütün fıkhi terimlerini açıklamayı bana nasip etti. İnşaallah, butün terimleri, arapça olsun ve sonradan arapçaya giren doğmatik terimler olsun, maksure veya memdude (uzatılan, uzatılmayan) olsun, müzekker müenneslik bakımından, cem veya müfredlik bakımından veya müştak olsun, terimin kaç lügatı varsa ve ne gerekiyorsa açıklayacağım.”
Özellikle bu tenbihin lügat terimlerinin etüdünü yaptığı bir eser olduğundan, muhtelif mezheplerde ve genel anlamıyla fıkhi lügat terimlerine konu olup araştırma yapılması gereken en güzel ve kayda değer bir eserdir.
Zannediyorum bu kapıyı lügat konusunda ilk açan İmam Nevevi olsa gerekir. Hatta el-Misbah’ın sahibi “el-Feyyumi’den” yüzyıl önce gerçekleştirmiştir.
(Tehzibu’l-esma ve’l-lugat) fıkıh terimleri konusunda yazdığı ilk eserdir. Daha sonra vefatından dört yıl kadar önce bu kitabı “tenbih” üzerine kaleme alıp derlemiştir.
Bu sıralarda “el-Misbah”ın sahibi el-Feyyumi, er-Rafi’nin “Garip eş-Şerh el-Kebir”in şerhine henüz başlamamışken, İmam Şirazi sınırları aşıp arapçanın çeşitli müfredat kitaplarına el atıp, özet halinde muhteşem bir lügat mucemini oluşturmuştu.
İmam Nevevi’nin bu kitapta takip ettiği metod Şirazi’nin tenbih adlı eserini, cümle cümle, kelime kelime okumuş. Lügatta sahih olana karışmamış terketmiş ama, zayıf, şüpheli ve kapalı olanın yerine daha kullanışlı bir kelime bulduğunda, (fa) harfinin yerine (vav) harfini koymak veya ihtiyaç olmasa bile (vav) harfini koymak gerekiyorsa ve daha buna benzer şeyleri yapmakla kitabı doldurmuş bütün bunların, açıklamasını, kaynaklarını okuyucu okuduğunda bir başka açıklamaya gerek duymayacak kadar fazlasıyla açıklamıştır.
Bu kitaptaki metod aslının (tenbihin) aynısıdır. Yani alfabetik sıraya göre değildir ama inşaallah sonunda tam istifade edilebilmesi için alfabetik sıralamaya göre olacaktır. Allah’tan muvaffakiyet ve rüştümüze erdirmemizi temenni ederim.
Abdulgani Ed-Dekr Dımışk 1 Recep 1408 Hicri.
İmam Ebu İshak eş-Şirazi’nin Hayatı
Adı ve Doğumu:
O örnek müçtehid imam, Cemalettin Ebu İshak İbrahim b. Ali b. Yusuf el-Firuza Badi’dir. Şafii’dir. Bağdat’ta ikamet etmiş. 393’te doğmuştur.
Şeyhleri:
Şiraz’da Ebu Abdullah el-Beydavi’den, Ebu Kasım ed-Dareki’nin arkadaşı Abdulvehhab b. Ramin’den ve Basra’da (el-Hurzi)’den fıkıh ilmini almıştır. 415’te Bağdat’a gelir, Ebu Tib ve Bere’den ders alır. Onların asistanı olur adeta ve onunla meşhur olur. Ez-Züccaci’den ve başkalarından da fıkıh dersini alır. Fıkıh usulünü, Ebu Hatem el-Kazvini’den, hadis dersini Ebu Ali b. Şazan Ebubekir b. el-Burkani Muhammed b. Ubeydullah el-Harcuşi, Ebu et-Tib et-Taberi ve diğerlerinden almıştır.
Öğrencileri:
Hatib, Ebu Velid el-Baci, Humeydi, İsmail b. es-Semerkandi, Ebu Bedr el-Kerhi, ez-Zahid, Yusuf b. Eyyüb, Ebu Nasr Ahmed b. Muhammed et-Tusi, Ebu Hasan b. Abdusselam ve Ahmed b. Nasr b. Hamman el-Hemedani ondan son rivayet eden talebelerindendir.
Alimlerin Ona Övgüleri:
Ebubekir eş-Şaşi şöyle der: “Ebu İshak asrın imamları üzerinde Allah’ın bir lütfudur.”
El-Muvaffik el-Hanefi şöyle der: “Ebu İshak, fıkıhta müminlerin emiridir.”
Muhammed b. Abdülmelik el-Hemedani şöyle der: “Babam şöyle dedi:
“Kadıların kadısı Ebu Hasan el-Maverdi’yle bir davetteydik Şeyh Ebu İshak güzel güzel konuştu çıktığımızda Maverdi:
“Ebu İshak gibisini görmedim, Şafii görseydi onu çok beğenirdi” dedi.
Es-Sem’ani şöyle dedi: “O Şafii’nin imamı, en-Nizamiye’nin muallimi ve asrının şeyhidir. Uzak beldelerden akın akın insanlar ona gelip ilim aldılar. Güzel suretiyle beğenilen ender ilim sahiplerinden biriydi, dünya onu kabzasına almak istedi ama bunu başaramadı bilakis o, hayatında normal yaşam standartını seçmişti.
Usul, Furu, Hilaf ve mezhep konularında eserler yazmıştır.
O takva sahibi bir zahid, vakarlı, onurlu, zarif, kerim, cömert, güler yüzlü, sürekli müjdeci ve son derece girişken biriydi.
Es-Silefi bize şöyle iletti: Şücca ez-Züheli’den Ebu İshak’ın durumunu sordum o da:
“O Şafii’nin yandaşlarının imamı ve zamanında Bağdat’taki alimlerin öncüsüydü. Sika, salih, takva sahibi ve ihtilaf konularını bilen ender alimlerden biriydi dedi.
Şireveyh ed-Deylemi Hemedan tarihinde şöyle der: “Ebu İshak asrının imamıdır. Melikşahın bir elçisinden onun sika, fakih, dünyadan elini çekmiş bir tek, ender zahit olduğunu duydum, der.
Musul Hatibi Ebu Fadl şöyle der: “Babam şöyle dedi:
“459 yılında Musul’dan Ebu İshak’ı, ziyarete gittiğimde beni kucaklayıp tokalaştıktan sonra nereden geliyorsun?” dedi. Ben de:
“Musul’dan” dedim. O da:
“Merhaba ya hemşehrim” dedi. Ben de:
“Ya efendimiz Firuz Abadlı mısınız?” dedim o da:
“Nuh’un gemisi hepimizi bir araya getirmedi mi?” dedi ve ben de bunun bu iyi ahlakına, ikramına, zühdüne ve gerektirdiği kadarıyla sevdirmesine hayran oldum ve vefatına kadar onunla arkadaşlık yaptım” diyor.
Onun Ahlakı, Sözleri ve Takvası:
Kadı Ebu Abbas el-Cürcani şöyle der: “Ebu İshak’ın sahip olduğu bir malı yoktu. O kadar fakru zaruret içindeydi ki bazen yiyecek ve giyecek dahi bulamazdı.”
El-Kat’ia da otururken ziyaretine gittiğimizde, avret mahalleri görülmesin diye yarım yamalak kambur bir şekilde kalkardı.
Bir gün beraberinde yürürken Bakillani kendisine takılıp şöyle dedi:
“Ya şeyh beni kırdın, mahfettin, fakir bıraktın” dedi. Biz de ona:
“Kaç liran ondadır?” dedik o da:
“Şakadan iki veya bir buçuk altın” dedi. Ez-Zehebi şöyle dedi:
“Şeyh Ebu İshak sürgün edildikten sonra en-Nizamiye medresesinde ders verdi. Kesinlikle aylık ücret falan almadı. Küçük bir sarığı ve yünlü bir elbisesi vardı, bir lokmayla yetinirdi.
Es-Semani takvası için şöyle derdi: “Bazılarının şöyle dediğini duydum:
“Ebu İshak bir gün mescide yemek yemek için geldiğinde dinarını bulur ve şöyle düşünür, belki bir başkası bunu düşürmüştür, der ve olduğu yere dinarı bırakır döner.
Kadı Muhammed b. Muhammed el-Mahani şöyle der: “Yanlız şu iki imama hac nasip olmadı. Şeyh Ebu İshak eş-Şirazi ve kadıların kadısı Ebu Abdullah ed-Damığani.
Şeyh Ebu İshak’ın azık ve gidecek gücü yoktu ama hac etmek isteseydi onu alıp Mekke’ye götürürlerdi. El-Damığani haccetmek isteseydi onu ince ve kalın ipekler üzerinde alıp haccını ettirirlerdi.
Kadı Yahya b. Tahir şöyle der: “O devamlı, çok güzel bir zahid, Allah’tan çok fazla korkan, güler yüzlü, devamlı gülümseyen, oturmayı seven ve mücadeleci biriydi, güzel hikaye ve nefis şiirler söylerdi. Olaki bediha üzerinde kendi nefsinin üzerinde söylemiş olduğu bir çoğunu ezber biliyordu.
Bir keresinde Nizamiye medresesinde hizmetlisi Ebu Tahir b. Şeyban ed-Dımışkiye şöyle şiir okumuş:
“Şeyhimiz şeyh Ebu Tahir zahir ve batında önderimizdir” der.
Ebu İshak, bir gün birini bir köpeği taşlayıp kovduğunu gördüğünde ona bırak bırak yol seninle onun arasındadır niye karışıyorsun, der.
İlmiyle amel etmeyen hakkındaki bir sözü şöyle:
“Sahibine fayda vermeyen ilim, birinin alim olup uygulamaması gibidir” der.
Yine bu bağlamdaki bir sözü şöyle: “Alim ilmini uygulamadığı sürece, cahil ilim doğrultusunda yürür nefsinin istediği şekilde uygulamaya başlar.”Ey evlatlarım Allah korusun, Allah korusun, aleyhimizde delil olacak ilimden Allah’a sığınırız, der.
Kendi nefsi üzerine şöyle şiir söylerdi:
“Mevlanın haram ve helal ettiğini öğrendin
İlminle amel et çünkü ilim amelledir” derdi.
Şiirlerinden:
Merhum çok şiir ezberindeydi, belki asrının fıkıh alimlerinden daha çok ezberlemişti. Çok güzel şiir söylerdi. Fıkıh alimlerinden şiiri çok güzel söyleyenler çok azdı.
Şiirlerinden bir kesit:
“Kesintisiz şarap bardağını (helal içecek) ve harama kaçmadan hesap yapmayı severim
Sevgim kötü şeylere olmadı ama gördüm ki sevgi büyüklerin ahlakındandır.
İnsanlara vefakar dosttan sordum, bana bunun yolu yoktur
Zafere ulaşırsan bağımsız bir sevgiyle asilzadeleri dost edin ama bu da dünyada pek azdır dediler.
Vefatı:
Ebu İshak vefat ettiğinde ne bir borç ne de bir miras bıraktı, zahitti ve evlenmemişti. Vefatı 476 yılında, cemadiyel ahirin 210 günü pazar gecesine denk geldi.
Et-Tenbih Kitabı:
Lügavi lafızlarının şerhini yaptığı İmamı Nevevi’nin bu kitabı hakkında bazı hatırlatmalar zikrediyoruz.
Keşfü’z-Zunun’un sahibi şöyle der: “Şafiiler arasında dönüp dolaşan beş meşhur kitaplardan biridir. Nevevi’nin de Tehzib’te belirttiği gibi en çok revaçta olan Tenbih’tir deniliyor.”
Yazımına 452 yılının Ramazan’ında başlar 453 yılının Şaban ayında bitirir.
Keşfu’z-Zunun’da Tenbih üzerinde yazılan bazı övgü şiirleri şöyle:
“Ey gözlere nur dolduran yıldız, yoktur senin emsalin dünyada
Hatırlarımız hastalıklarla doluyken, Tenbih’te tekrar eski haline dönüştürüldü.
Tenbih hakkında muhtasar ve şerh kitapları oldukça çoktur, bu konuda ona ulaşacak bir kitaba az rastlanır. Keşfu’z-Zunun’da olduğu gibi 70 kadar şerh ve talik kitabını serdedeceğiz. 1/489.
Sayineddin Abdulaziz b. Abdulkerim el-cili’nin meşhur olan el-Muid adlı eserin şerhi ve bunu el-Muvaddıh diye de isimlendirmiştir. Ancak buna pek itimat edilmiyor. Çünkü bazı kıskanç insanlar bu eseri bozmuşlar, bunu da İbni Salah ve Nevevi ortaya çıkartmışlardır.
Şafii olan Ebu Tahir el-Kerhi’nin şerhi, büyük dört cilt halindedir.
İmam Ebu Hasan Muhammed b. Mübarek, İbni Hall eş-Şafi’yle bilinen bu adamın şerhi bir cilttir. Tevcihu’t-tenbih diye isimlendirmiştir. Tenbih üzerinde ilk yazı yazandır. 552 yılında vefat etmiştir. İmam Ebu Abbas Ahmed b. İmam Musa b. Yunus el-Musuli’nin şerhidir. 622 yılında vefat etmiştir.
İmam Tacettin Abdurrahim b. İbrahim el-Firkahu’ş-şafiiyle bilinenin şerhi “el-İklid li dürreti taklid” diye isimlendirmiştir. Nikah kitabına ulaşıp tamamlamadan önce bıraktı ve 690 yılında vefat etti.
Buna benzer daha çok lafızları hakkında şerh ve ta’lik kitapları yazılmıştır.
Daha fazla bilgi edinmek isteyen Keşfu’z-Zunun 1/489’a müracat etsin.
İMAM NEVEVİ’NİN HAYATI
Adı ve Doğumu:
Ebu Zekeriyya Yahya b. Şeref b. Meriy b. Hasan b. Hüseyn el-Hizami En Nevevi’dir. Doğum yeri Neva, doğum tarihi 631 yılında muharrem ayının ortalarında doğmuştur.
Yetişmesi:
Nevevi babasının himayesinde büyümüştür. Babası orta halli biriydi. Nevevi babasının dükkanında hayır ve bereket içinde büyüdü.
Kur’an öğrenimini başkasının yanında öğrendi henüz buluğa ermeden Kur’an hafızı olmuştu. Babası daha sonra alış veriş için dükkana kendi yanına aldı ama daha çok Kur’an okumayla meşgul oluyordu.
Babası ve babasının şeyhi, Neva’nın bu gence, Kur’an öğrenimi ve ilmini arttırması bakımından dar geldiğini anlamışlardı sonunda Şam’a göndermeye azmederler ve babası onu 18 yaşındayken 649 yılında Şam’a götürür.
Şeyhleri:
İlk karşılaştığı alimlerden, Emevi Camisinin hatibi ve imamı Cemalettin AbdülKafi bin Abdül Melik er-Rib’i ed-Dımışki’dir. Onun yanına oturduğunda şeyh onun ilim öğrenme aşkını ve maksadını anlamıştı. Onunla ilgilenip Şam müftüsü Tacüddin Abdurrahman bin İbrahim bin Ziya El-Fezzari’nin ilim halkasına götürdü. El-Firkah’la tanıştırdı. Ondan ders aldı, uzun müddet ondan ders aldıktan sonra şeyh Firkah onu Errevahi’yede Kemal İshak El-Mağribiye götürür, daha sonra onun yanında kalır derslerine devam eder ve şeyh ona bu medresenin havzasında bir ev hediye eder ve orda oturur, taki ecel kendisini yakalayana kadar. En çok istifade ettiği şeyhi de Kemal El-Mağribi’dir. Daha sonra fıkıh alanında en çok istifade ettiği Şam müftüsü Abdurrahman bin Nuh, sonra Ömer bin Es’ad Erbil’i sonra Ebu Hasan Salar bin Hasan El-Erbili’dir.
Nevevi Fıkıh şeyhlerini peşisıra zikrederken şöyle diyor: Mezhep imamından olan Şafi’den ta Rasulullah’a (s.a.v.) kadar zincirleme şeklinde serdediyor ve diyor ki:
Ben Fıkhı, okuyarak, tashih ederek, duyarak, şerh ederek ve ta’lik olarak şu bazı guruplardan aldım: İlk şeyhim ilminde ittifak edilen, zühd, takva, ibadet çokluğu, faziletiyle ve şekliyle başkasından ayırt edilen Ebu İbrahim İshak b. Ahmet b. Osman El-Mağribi’dir. Sonra El-Makdisi’dir. Allah ondan razı olsun. Benimle sevdiklerimi şerefli evinde seçkin insanlarla bir arada topladı.
Sonra, şeyhim Ebu Muhammed Abdurrahman bin Nuh bin Muhammed bin İbrahim bin Musa El-Makdisi’dir. Bu, zühdüyle, ibadetiyle, itkan sahipliğiyle, takvasıyla tanınan merhum Şam müftüsüdür. Sonra Ebu Hafs Ömer b. Es’ad b. Galib er-rib’i el-Erbili’dir. İtkan sahibi bir imamdır (r.a.). Sonra şeyhim Ebu Hasan Sellar b. Hasan Erbili sonra Halebi sonra Dımışki’dir. Celalet ve imamlığında ittifak edilen ve bu yönleriyle asrının imamlarının mezhep ilmi konusunda önde gelenlerden biridir (r.a.). Daha sonra silsileyi İmam Şafii’ye (r.a.) sonra Rasulullah’a (s.a.v.) ulaştırıyor böylece.
Hadisteki Şeyhleri:
İbrahim b. İsa el-Muradi el-Endülüsi sonra Mısri sonra Dımişki’dir. Nevevi onunla on yıl beraber olduğum sürede ondan hiçbir kötü haslete rastlamadım diyor.
Ebu İshak İbrahim b. Ebu Hafs Ömer b. Muder el-Vasiti’dir. Ondan sahihi Müslim’in hepsini ders alarak dinlemiş.
Şeyh Zeynüddin Ebu Beka Halid b. Yusuf b. Sad en-Nabilsi’dir. Er-Rıda b. Burhan da şeyhlerindendir.
Tezkire’de de zikredildiği gibi şeyhlerin şeyhi Adbulaziz b. Muhammed b. Abdulmuhsin el-Ensari el-Hamevi eş-Şafii’dir.
Zeynüddin Ebul Abbas b. Abduddaim el-Makdisi. Ebul Ferece Abdurrahman b. Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Kuddame el-Makdisi ve daha niceleridir.
Usul İlmindeki Şeyhleri:
Nevevi’nin talebesi İbnul-Attar şöyle diyor:
“Usul ilmini okuduğu en meşhur ve saygı değer alimlerden biri olan Allame Kadı Ebu Feth Ömer b. Bindar et-Teflisi eş-Şafii’den Fahruddin er-Razi’nin el-Muntahab adlı eseri Gazali’nin el-Müstesfa adlı eserinden biraz ve diğer kitaplardan da diğerlerinden okudu.
Nahiv ve Lügat Şeyhleri:
Nahivi, şeyh Ahmed b. Salim el-Mısri ve başkasından, İbni Malik’ten onun eserinden birini el-Fahrul Maliki’den, ibni Cinni’nin el-Lam adlı eserini, yine Ahmed b. Salim el-Mısri’den, sarf konusunda bir araştırma ve kitap olan İbnus Sekit’e ait Islahu’l-Mantık’ı okudu.
Fıkıh ve İlmine Alimlerin Övgüleri:
El-İsnevi, Tabakat’ında şöyle der: “Nevevi, mezhebi koruyan, tehzib eden, tertipleyen, derleyen ve ufaklarda sözü edilen ve insanlar arasında saygı değer bir konumu olan biridir diyor.
İbni Kesir de o mezhep şeyhi ve zamanının büyük fıkıh alimlerindendir, diyor. Zehebi de:
“Mezhep biliminde riyaset sahibiydi” diyor.
Safd Kadısı Muhammed b. Abdurrahman el-Osmani şöyle der:
“Şafii gurubunun bereketi, mezhebi derleyen ihya eden ve fıkıh alimleri arasında, istikrarlı bir amele sahip olarak tercih edilen biridir” diyor. Eş-Şihap Ebu’l-Abbas b. el-Halim “el-Bahru’l-Üccac şerhu minhac” adlı eserin önsözünde şöyle diyor:
“Seçkin, Allame, İmam, fıkıh alimi, mezhep kurtarıcısı, tehzibçisi, tertipçisi ve zabıtı olarak zikreder.
Zehebi: “İlmi bir derinliğe sahip olduğundan benzeri yoktur, araştırmalarında cedelleşme ve mübalağalardan hoşlanmayan ve münakaşalarda cedelleşenlerden rahatsız olur, yüz çevirirdi, diyor.
Aslında bu övgü çok geniş ilmine ve fıkhına rağmen az olsa gerek.
Zühd, Takva ve İbadetine Olan Övgüler:
Zehebi el-İber’de şöyle diyor:
“Nevevi, ilmi derinliği, hadis, fıkıh, lügat ve diğer ilimlerde geniş bir ilme sahip olmakla beraber zühd, takva ve mürşitliğiyle de ön planda olmuştur” der.
Zehebi siyer a’lam nübela’da şöyle der:
“Sehavi’ninde dediği gibi:
“Dar gelirli, refah seviyesi düşük ve nimetlerden yoksundu, bununla birlikte, takva, kanaatkar, şüphelerden kaçınan, gizli aşıkare Allah’ı mürakebe edinen, güzel elbise giymekle nefsin şa’şaalı isteklerinden kaçınan, güzel yiyecekler yemekten nefsini alıkoyan ve güzel süslü cehreden hoşlanmazdı, diyor.
Hayatını, ilim, zühd, takva ve ibadete adadı ölene dek. Hicri 676 yılında rahmetli olmuştur.
İki Adet El Yazma Nüshası:
Her iki nüshası da el-Esed kütüphanesindedir. Onun için birine (elif) diğerine de (be) işaretini koydum. Şüphesiz bazı nüshaları da diğer ülkelerdedir ama, zaptının iyi olmasından, sahihliğinden açıklığından bu iki nüshayı kendime dayanak yaptım.
Her ikisinin vasıfları şöyle:
“Elif” nüshası: Hattı güzel okunabilen biridir ama pek az güzeldir. Sondan önceki hat on sahife kadar biraz diğerlerinden muhteliftir, daha açık ve seçiktir. Bellidir ki bu sahifeleri yazan diğerlerinden farklıdır. Belki bu nüshanın okunaklı olması, yazarların eksikliklerden dolayı daha fazla dipnot düşmelerinden olsa gerek.
Yazan yazı tarihine sonuna eklememiş, yazının eski olmadığı knaatindeyim, hicretten bir yıl sonra yazıldığı ihtimali vardır.
Sonunda yazılan tarih yazarın eserini bitirdiği tarihtir.
Onlardan bir söz şöyle:
“Tasnifin sahibi şöyle dedi:
“Allah affetsin ruhunu şad etsin ve kabrini nurlandırsın hicri 671 yılında, zilhiccenin 25. günü olan çarşamba günü bitirdim. Bütün müslümanlara rivayet etme izni verdim.” diyor.
Bu Nüshanın Aritmetik Tablosu:
Sahifenin uzunluk ve genişliği 21x15,5 satır uzunlukları 23, satırlardaki kelime sayıları 9 kelime kadardır.
“be” nüshası: Bu, eski ve güzel hatlarla yazılmış bunu nesheden şerh edilmek isteneni büyük hatlarla yazmış o esnaya mukabil işaretler koymuş, sonuna bitiş tarihi ve başlangıç tarihini tıpkı Nevevi’ninkinde de tescil ettiği gibi koymuştur.
Nüshanın bitişinde şöyle demiş: “Yazan, fakir, günahkar, hatalı ve eksiklerini itiraf eden, Allah’tan af, mağfiret ve rahmet talep eden, Muhammed b. Muhammed b. Ahmet b. Abdülvahid b. Abdulkerim b. Halef b. Sultan b. Nebhan b. Ahmed b. Huleyd b. Abdullah b. Halit b. Ebu Düccane Semmak Rasulullah’ın (s.a.v.) yoldaşı el-Ensari’dir. Allah hepsini affetsin. Amin . Bitiş tarihi hicri 744 yılının Ramazan’da 12. güne denk gelen pazar günüdür deniliyor.
Daha sonra bu nüshayla karşılaşan yazar, kabul görülen nüsha üzerine yazılan yazının hat sahibi nüshanın yazarıdır. Bu şekilde doğru olmuştur inşaallah. Hamd ve minnet Allah içindir. Bunun bitişi hicri 744 Ramazan’ın 16’sı perşembe günüdür. Yazana, okuyana, bakana, istifade edene, yazarına , mağfiret af ve müsamahayı Rasulullah’a getirdiği salat ve selamdan sonra dileyenlerin hepsine Allah mağfiret etsin.
Nevevi’nin eserinin sonuna yazılan bitiş tarihinin “elif” ki nüshanın aynısıdır.
Nasla hulasasını İmam Nevevi eserini 671 yılında bitirdiği kanıtlıdır.
Bunun üzerine binaen eserin bitiş tarihiyle bu nüsha arasındaki tarih tam 73 yıldır.
Aritmetik Tablosu (be):
Sahife uzunluk ve genişliği 18x13,5 satır sayıları 17 satırlardaki kelime sayıları her satırda 9 kelime kadardır.
Tahkik:
Daha önce de belirttiğim gibi bu nüshayı “elif”ten yazdım. Çok güzel olduğundan değil bilakis noktalama ve harfleri en belirgin olduğundan yazdım. Daha sonra bu nüshanın aslı üzerinde yazdığıma gözlerimin görüp attığı kadar istidrak etmeye başladım (yazmaya). Hakeza “be” üzerinde yazdım. Bu daha önce de zikrettiğim gibi bir mukabeledir. Bu mukabelede bana yardımcı olan (ölen) torunumdur. O dikkatle okuyor ben de kitap bitinceye dek kelimelerin aslını tahkik ediyordum.
Her iki nüshanın muhalif konularını en alt sahifeye yazdım.
Kitap Üzerindeki Ta’lik:
İşim kitap üzerine sadece ta’lik yapmak nüshanın ihtilaflarını belirtmek değil bilakis imamı Nevevi’nin şerhettiği çoğu lügat ve mu’cem kitaplarına ulaşmakta oldu. Mu’cemin lügatına mutabık olanı bıraktım, tamamı ve bazısının mutabık olmadığı durumları da yanında ta’lik olarak zikrettim, bazen en sahihini bazen lügat mu’cemlerine itimaden zikrettim, ıstılahi olarak zikrettiklerine bir açıklama getirmedim. Çünkü o bunu daha iyi bilir.
Kitap üzerinde yaptığım bütün çalışmam bundan ibaretti.
Muvaffakiyet Allah’tandır.
TAHRİRUL EL-FAZ ET-TENBİH
EV LÜGATU’L FIKH
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM’LE
O’NDAN YARDIM DİLERİZ
Hamd alemlerin rabbi Allah’a, salat ve selam mahlukatın efendisi efendimiz’in (s.a.v.), diğer peygamberlerin, hepsinin ehline ve salihlerin tümüne olsun, Allah’tan başka ilah olmadığına ve onu ortağının olmadığına şehadet ederim ve yine Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet eder salat ve selamın peygamberine ve şeref ve faziletin ondan olmasını temenni ederim dedikten sonra.
Şüphesiz tenbih, yaygın, duyulmuş, mübarek ve faydalı bir kitaptır. Çünkü o nefis şeyler için bir kitaptır.
Onu aziz ve güvenilir bir imam tasnif etmiştir. Talebelere, irşad olmak isteyenlere hidayet rehberi, hayırları yapmak için bir yardımcı, iyiliklere cömertçe koşulup ikrar edilmesi için, tehzib ve düzeltmek için tavsiye edilmesi gerekir.
Bu türü iki kısımdır. En önemlileri bununla meselelerine fetva vermesi, yazarın terkettiği kelimelerin tashihinin yapılması buna muhalif olan ya da mezhebin hilafına söylediklerinin tashihi ya da hükümde belirsiz olan şeylerin tashihinin yapılması gerekir. Bundan önce hepsini bir defterde topladım. İkincisi de lügatların açıklanması, lafızlarının zaptı, belirsizle belirli olan şeylerin birbirinden ayırt edilmesi ve fasih olanın olmayandan seçilmesidir.
Kerim, Rauf ve Rahim olan Allah’a kendimi adadım ve muhtasarı bir araya getirip inşallah (tenbihle alakalı olan bütün lafızların lügat manalarını) arapça, murap (sonradan arapçaya giren) olanları, doğmatik lafızları, maksure, memdude (uzatılan, uzatılmayan) ikisinde caiz olanları, müzekker müennesi, bunda caiz olanları, cem müfredi müştakı (türeyen) lafzın lügat çeşitlerini, tek müteradif olarak isimlendirilmiş isimleri, kelimenin sarf yönünü, müşterek lafızların açıklama ve manalarını, aralarındaki farkı “ihsan” gerçek veya mecazlığında ihtilafa düşülen lafızlar, “nikah” lafzı gibi müfredi bulunmayan, cem’i (çoğulu) bilinmeyen, aksi ve çoğulu bilinmeyen ve cemlerinin (çoğullarının) cemi bilinmeyen heceyle ilgili cümlelerin açıklanması vav ya ve elifle yazılanların açıklaması, üç veya iki yönlü caiz olanların “riba” gibi lafızların hepsini açıklayacağım.
Sarf kaidesinden tekrar edilen bazı önemli cümlelerin hatırlatmasını, fıkıhta cezai müeyyidelerin önemli bazı hükümleri (misli müeyyide veya gazb cezası) gibi olanların hatırlatmasını, birbirine benzer bazı kelimelerin ayırtedilmesini (hediye, hibe, sadaka, tutavvu, rüşvete gibi), dil hatası olan bazı kelimelerin açıklamasını, yazar (musannif) hakkında olan bazı spekülasyonlar ve onlara cevap verilmesi veya verilmemesi, hangisinin buna daha uygun olduğunu, uygun olup bazılarının yanlış bulduğunu, kelamın nazım yönünden ve tedahül yönünden tenkid edileni amm ve hasın açıklaması ve aksinin söylenişini (fa ile söylenip vav ile söylenmesinin) uygun oluşunu, aksini, musannifin (yazar) nüshasından bazı önemli cümlelerin uygun olanının açıklanması çoğu nüshalarda da bunun hilafı yazılıdır. Fakihler hakkında tenkit edilen ve edilmeyen şeylerin açıklanması, lafızlarla ilgili bazı müşkil meselelerin açıklanması ve daha nefis olan bazı önemli durumların açıklamalarını hatırlatacağım.
İnşallah herşeyin yerinde izahının fazlasıyla yapıldığını mutedil bir özetle de olduğunu göreceksin muhkem tertipli bir şekilde zaptının yapıldığını açıkça izahat getirildiğini ama yeni başlayanların bazılarının anlamadığı bazı şeyleri de göreceksiniz.
Ne zaman ki bunda iki veya daha fazla lügatlar vardır dersem o zaman en fasih olanını öne geçirip takdim ederim. Sonra diğerini ve diğerini uyararak dikkat çekeceğim, lügat ve manaları garip olanları genellikle nakledene izafe edeceğim.
Bu kitap her ne kadar tenbihin içinde olanlara bir tenbih te olsa mezhep kitaplarının çoğunun lafızlarına da bir şerh konumundadır. Dayanağım Allah üzerine, işlerimin havale ve istinadı da onadır. O benim dayanağım ve ne güzel vekildir o.
“Elhamdulillah” sözü en güzel sıfatlarıyla ona bir övgüdür.
“Şükür” nimetleriyle övgüdür. Birincisinin zıddı “zemm” kınama ikincisinin de küfürdür.
“Hakka hamdihi” En kamil olanı.
“Ve salavatuhu ala Muhammedin hayri halikihi” Sözü Allah-u Teala’dan olan salat rahmeti anlamındadır. Meleklerden olanı istiğfar dileme, insandan da huşu ve dua olur. Peygamber’in (s.a.v.) Muhammed olarak isimlendirilmesi övülmesi çok olan hasletleri kendinde toplaması yani Allah-u Teala bütün bunları ehline hissetirmesidir. (Bilinen bazı övgü hasletlerin olduğu) o mahlukatın en hayırlısıdır.
“Ve ala alihi ve sahbihi” Musannifin (yazarın da) kullandığı gibi alimlerin hepsi de (ali)’nin gizli olup belirsiz olanlara izafe edilmesini uygun görmüşlerdir.
“El-Kisai” en-Nuhhas’ın ve Ez-Zübeydi gibi bazı alimler bunu kabullenmeyip şöyle demişler:
“Belirsiz olanlara izafe edilmesi sahih değildir. Ancak zahir şekilde belli olanlara izafe yapılabilir.” (Ali Muhammmed gibi) ve uygun olanı kullanılmasının caiz olmasıdır. Fakat daha evla olana belirgin olanlar hakkında kullanılmasıdır.
“Ali” nin hakikatinde görüşler vardır:
1- Beni Haşim, Beni Muttalip, bu ikisi yandaşımız ve Şafii’nin görüşüdür.
2- “ıtrati” ve ehli beyti (erkekten gelen soy, nesil.)
3- Ümmetin tamamı. Muhakkiklerden el-Ezheri ve diğerlerinin görüşüdür.
“Sahb” Sahip kelimesinin çoğuludur “rakib ve rakb” gibi. Bir saat te olsa müslümanların Rasulullah’ı (s.a.v.) ve arkadaşlarını görmesi demektir. Sahih olan da bu ve hadisçilerin görüşüdür.
Tabiiyet yoluyla sohbet ve oturmaları uzun olandır. Usulcülerin yanında da bu görüş tercih edilir.
“Kitab” ketb kelimesinden türemedir ve çoğul (cem)’dur. Masdardır ama mecazi olarak yazılan şeylere isim olarak söylenmiştir.
“Muhtasar” lafızları az olup manaları çok olanlara denilir.
“Mezhebu şafii” Dedesi Şafii’ye mensup edilmiştir. O Ebu Abdullah Muhammed b. İdris b. Abbas b. Osman b. Şafii b. Saib b. Ubeyd b. Abdu Yezid b. Haşim b. Muttalib b. Abdi Menaf b. Kuseyy b. Kilab b. Murre b. Kab b. Lueyy b. Galib b. Fihr b. Malik b. Nadi b. Kinane b. Huzeyme b. Mudrike b. İlyas b. Muder b. Nizar b. Maad b. Adnan’dır. Soyu Abdi menf’ta Rasulullah’la (s.a.v.) birleşiyor. Rasulullah’ta (s.a.v.), Muhammed b. Abdullah b. Abdulmuttalib b. Haşim b. Abdi Menaf’tır. Hemzeyle veya olmadan lüeyy de deniliyor. Kureyş en-Nadr’ın çocuklarıdır. Fihr’in ve diğerlerinin çocukları olduğu da söyleniyor.
Sahih ve meşhur olan Nadr’ın çocukları olmasıdır. Adnan’a kadar nesebin bu şekilde devam ettiğine icma, ittifak etmiştir. Ama Adnan’dan sonra sahih bir şekilde devam ettiğine dair bir nakille karşılaşılmamıştır.
Şafii mezhebine olan intisab neseb Şafii’dir. Şefaviyy şeklinde denilmez. Çünkü çok fahiş bir lügattır. Horasan’lıların bazı fıkıh kitaplarında rastlanmışsa da uygun değildir. “Vasiyt” ve bazı lafızlarda olduğu şekilde hatadır. Kaçınılması gerekir.
“El-Havadisu” Meydana gelen yeni oluşumlar anlamındadır.
“Ve bihi’t-tevfik” İtaat gücünü yaratma anlamındadır. (Cürcani bunu: Allah’ın kulların fiillerini, razı olup sevdiği şekle muvafık yapmasıdır der). “Hızlan” Masiyet gücünü yaratması demektir. Bu kelamcı arkadaşlarımızın güttüğü mezheptir.
“Ve huve hasbi” Yani bana kafidir (yeter).
“Ve ni’me’l-vekil” Hafız anlamındadır. Kullarının işlerini tedbir etmeyi üstlenen veya maslahatlarını güden anlamında da deniliyor.
“Et-Taharatu” Lügatta temizlik, fakihlerin ıstılahında pisliği kaldırma, necaseti izale etme veya her iki bağlamda abdest tazeleme, abdest ve necasette ikinci ve üçüncü yıkama anlamındadır. Teyemmüm ve benzeri şeylerde pislik ve necaseti izale etmek değilde, ikisinin anlamında kullanılır.
“Maen tahuran” Temizleyici anlamındadır.
“Kasade ila teşmisehu” Kasidetuhu, ve kasadet lehu, ve kasadet şeklinde üç tahkikli lügatı vardır. Üç lügat ta sahihi Müslim’de bir satırdan az olan bir hadiste ve iman kitabının baş taraflarında sabittir. Bundan habersiz olan musannifi (yazarı) eleştirmiştir.
Hadis şöyle ibni Zübeyr’den
*********************************
*********************************
*********************************
“El-İsnan” Hemzenin zamme ve esresiyle de oluyor. Ebu Ubeyde ve Cevaliki’den hikaye edilmiştir. Aslı Farsçadır murab olmuştur. Arapçada “hurd”tur aciz, bozuk anlamlarına geliyor
“El-Kulletu” Lügatta büyük çekim veya asılma anlamındadır. Büyük bir adam elleriyle çekip kaldırdığından böyle isimlendirilmiştir.
“Kulletan” Rıtıl ölçüsüyle Bağdat’ın beşyüz ölçeği anlamındadır. Altıyüz, bin ritil ölçüdür de denilmiş ama sahih olan beşyüzdür. Bu manalar yaklaşık olarak denilmiş ve kesin ölçü olarak ta belirtildiğini söyleyenler de vardır. Alını yarım metre, uzunluğu, genişliği ve derinliği dörtte birdir
“Nefsun sailetun” yani akan kan. Tenvinli hali nasp raf (fetha zamme)’yle de caizdir
“Tahara” Fethayla caiz olduğu gibi zammeyle de caizdir.
“Ve kale fi’l-kadiym” Yani Şafii’nin Bağdat’ta tasnif (yazdığı) ettiği kitaptır. Kitabın ismi el-Hüccet’tir.
“Farz ve vacip” aynı manadadırlar.
“El-Aniyetu” “İna” kelimesinin çoğulu (cem’i)’dir.
“eskiyatu sika-erdiyetu rida” gibidir.
el-Aniyetu’nun çoğulu (cem’i) el-Evani”dir. Mu’cemu’l-Vasit’te ve Horasan’lıların diğer kitaplarında “El-Aniyete”nin müfred olarak telakki edilmesi sahih değildir.
“El-billevri” Lam’ın kesre ve fethasıyla “Sinnevri” gibidir. “Bellur” banın fethası ve lamın zammesiyle de caizdir. Mu’rab olan “Tenur” gibidir. “Yakut”un biri budur çoğulu da “Yevakit” tir.
“El-Yakutu” Farsçadır.
“Ed-Dabbetu” Kap ve saireye çakılan bir parçadır.
“Tehmiru’l-inai” Kapları örtmek anlamındadır.
“Et-Teharri ve’l-ictihad ve’t-teehhi” Her ikisi de aynı manadadır. Daha uygun olanını istemek ve seçmek anlamındadır.
“Es-Sivaku” Sin’inin kesresiyle dişler arasındaki artıkları temizlemek için bir ağaç parçasını kullanmaktır. Onun aslı Sake’dir anlamı oğuşturmak. “Tesevveke” den geldiği de söyleniyor o halde anlamı bir tarafa akıttırmak olur.
“Sake fahu” Ağzını oğuşturdu “Sevvake fahu” Ağzını veya dişlerini mivakladı anlamlarına da gelir deniliyor. “Tesevveke-vestake” Denildiğinde ağız kokusu kale alınmaz.
“İnde kulli halin” Ayn’ın kesresiyle, zammesiyle ve fethasıyla beraber üç lügatı vardır.
Zaman ve mekan zarfı olup, bir şeyin yanında olması anlamına gelir. Mesela gecenin yanında veya duvarın yanında denildiğinde gece için zaman, duvar için de mekan zarfı anlamındadır.
Cevheri şöyle der: “Bunu min harfi cerri dışında bir harfi cerle kullanmamışlardır, diyor.
“Min indihi” Şeklinde kullanılır ama “mudaytu ila indihi” şeklinde kullanılamaz, çünkü kaidelere aykırıdır.
“El-Hal” Müennes ve müzekker olarak iki şekilde gelebilir.
“El-Ezmu” Elif’in fethası ve Zel’in cezmiyle tutmak anlamında
Yani yemek ve sudan kesilmektir. Bir hadiste Ömer b. Hattab, Haris b. Kelde’ye sorar Ma’d-deva: yani şifa, tedavi nedir? O da El-Ezm: yani tutmaktır der.
“El-⁄ibbu” Vakitten sonra vakit, peşi sıra vaktin devam etmesi. Burada istenilen anlamı yağın çekilip kurumasıdır.
“Yentifu” Ta’nın kesresiyle gelmesi durumunda kıl ve saireyi yolmak anlamında olur.
“El-İbtu” Ba’nın cezimle gelmesiyle müennes veya müzekkergelebilir. Ama doğru olanı müzekker olarak çoğunlukla geldiğidir. Anlamı koltuk altındaki kıllardır.
“El-Anetu” Uzuv etrafındaki yani etek kıllarıdır.
“El-Kazeu” Kaf ve Ze’nin fethasıyla başının bir kısmını traş etmek anlamındadır.
“Vuduu” Vav’ın zammesiyle fiil anlamında vavın fethasıyla su anlamına gelir. Her ikisiyle de “El-mau” su anlamına geldiği de söyleniyor, zammeyle geldiği her ne kadar söyleniyorsa da şaz’dır ama doğru ve sahih olanı “fethayla”dır.
“En-Niyyetu” Kastetmek anlamına gelir.
“El-Mushafu” Mimin üç haliyle üstün, esre ve ötre de geliyor. Çok ve meşhur olanı zammeyle gelişidir. Temim’liler hafif gelsin diye kesreyle getirmişler. Fethayla pek duyulmamıştır.
“El-Keffu” Müennestir. Bedenden menedilip alıkonulduğundan böyle isimlendirilmiştir.
“El-⁄urfetu” ⁄ayın’ın zamme ve fethasıyla şeklinde iki türlü de gelebilir. Fethayla mastar olduğu, zammeyle de bir yer veya boşluk o da edinmek anlamındadır.
“İlla en yekune saimen feyerfuku” Kaf’ın zammesiyledir.
“El-Lihyanu” Lam’nın fethasıyla iki çene kemiği anlamındadır.
“Ez-Zekanu” Kaf ve ze’nin fethasıyla çene anlamındadır.
“El-Uzunu” Ze ve elifin fethasıyla Ezene’den gelmiştir ve dinlemek, istemek anlamına gelir.
“Eş-Şaaru” Ayın’ın fetha ve cezimiyle iki türlü gelebilir.
“El-lihyetu” Lam’ın kesresiyledir. Cem’i (çoğlu) ”luhiyye” şeklinde zamme veya kesreyle gelme durumu olabilir. Sakal anlamındadır.
“El-Mirfeku” Mim’in kesresi Fe’nin fethasıyla ve aksinede gelebilir. Dirsek veya dirsek kemiği anlamındadır.
“Yumissu’l-mevdua maen” Ya’nın zammesiyle mim’in kesresiyledir. “Maen” mansuptur. Suyun belirli bir yere temas etmesidir.
“El-Kafa” Maksure halindedir. Müennes veya müzekker halinde gelebilir. Cem’i (çoğulu) Ekfae, veekfin veekfiyetin Kaf’ın zammesiyle Ya’nın şeddesiyle Kufiyye, Kaf’ın kesresiyle, Ya’nın tahfifiyle Kıffine de gelir deniliyor.
“Es-Simahu” Sad’ın kesresiyle, sin ile de gelir deniliyor. Çene kemikleyirle kulak arkasındaki kemiklerin birleştiği boşluktur veya her iki kemiktir.
“El-Mefsilu” Mim’in fethası Sad’ın kesresiyledir. Omurga kemikleri veya tomurcuk mil şeklinde yuvarlak olan kemiklerdir.
“Lebise’l-huffe” Ba’nın kesresiyle, fethayla onu (Mest’i) giymesidir.
“El-Curmuku” Mim ve cim’in zammesiyle murab bir kelimedir. (arapçalaşmış) Mest üzerine mest giymek anlamındadır.
“El-Meıdetu” Mim’in fethasıyla Ayın’ın kesresiyledir. Mim’in fetha veya kesreyle gelmesiyle ayın cezimle gelir, ve bunlara benzer sülasi kelimelerin lk harfi fetha ikinci harfi kesre gelen bütün benzer kelimelerin hepsinde de gelebilir.
Mide’nin altını kasıtla göbek altı, üstünü kasıtla göbek ve üstüne yakın kısımları kastedilmektedir.
“El-Beşeratu” Derinin üst görünen zahir kısmı cemi Beşer’dir.
“Eş-Şekku” Fıkıh kitaplarında geçen kastedilmiş anlam şudur: Her iki ihtimalde veya birinin olması durumlarında birşeyin varlık ve yokluğu hakkında yapılan şüphe veya tereddüttür.
Usulcülerin yanında: Her iki tarafın eşit olması durumunda şüphe denir. Birini atıp diğerini alması durumuna zann denilir. Tercih edilen şeye de vehm denilir. Fakihlerin sözü lügata muvafıktır.
İbni Faris ve diğerleri Eş-Şekku yakinin, kesinliğin hilafı olandır derler.
“El-İstitabetu, El-İstincau, El-İsticmaru” Büyük pisliği izale etmek, “El-İstitabetu ve El-İstincau su veya taşla El-İsticmaru da sadece taşlarla temizlenmek anlamındadır. El-Cimaru’dan alınmış olup, küçük taşlara söylenir. El-İstitabetu da bu tür şeylerin çıkmasıyla kendini rahatlatması El-İstincau da Necvetu’dan gelir ağacı kesmek anlamına gelir ama sanki eziyet ve cefanın önünü kesiyor gibi ifade ediliyor. En-Necvetu’dan geldiği de söyleniyor, o halde yerden yüksekçe bir yer anlamına gelir. Çünkü onu o yüksekçe olan yerden insanlardan gizliyor veya koruyor.
“El-Hubsu” (ba)’nın zammesiyle de cezmiyle de iki türlü gelebilir. O halde Habise’nin cemi olur. Şeytanların müzekkeri anlamını taşır ve Sıhah’ta da denildiği gibi iyinin zıddıdır.
“Ve’l-Habaisu” Habisetun’un cemidir. Çoğul müennestir. Sukunla (cezim) olması, şer ve küfür anlamına geldiği söyleniyor. Ve’l-Habaisu masiyet (günah) demektir.
“Yenturu zekerahu” Ta’nın zammesiyledir.1 Zekerini sertçe çekmek anlamını taşıyor. Mübalağası yoktur.
(1)Neterahu, yenturuhu, netran.
“Ve yekulu iza harace ğufraneke” Hakeza doğru olanı Harace’dir. İtimat edilmeyen bazı nüshalarda Ferağa şeklinde ⁄ufraneke de “nun” harfinin nasbıyla (fetha) mağfiretini talep etmek veya İğfir ğufraneke şeklinde mağfiretinle beni affet olur.
“Es-Sahrau” Çöl demektir. Cem’i (çoğulu) “Es-Sahara” yani Ra harfinin kesre ve fethasıyla da gelir. Es-Sahravat ta gelir.
“El-İrtiyadu” talep anlamındadır.
“Es-Sukbu” Te’nin fetha ve zammesiyle iki türlü de gelir. Açık, derinliği olmayan boşluk veya delik demektir.
“Es-Serabu” Sin ve ra’nın fethasıyla serap, boşluk yer altında çukur veya bir şeyi çok istemekten onu varmış gibi hissetmek anlamındadır.
“Kariatu’t-tarik” Yolun üst kısmı, ortası veya görünen bir kısmıdır, birbirine yakın anlamlıdırlar. Et-Tarik Müzekker ve müennes gelebilir.
“El-Mesrubetu” Ra harfinin fetha ve zammesiyle, her iki şekilde gelebilir. Mak’at deliği ve büyük abdestin çıktığı yerdir.
“Vela yestenci yencisu” Cim’in kesrasıyladır, istinca pisliğin kendisiyle veya pislenmiş şeyle yapılmaz.
“El-⁄uslu” ⁄ayın’ın Fetha ve zammesiyle her iki şekilde gelebilir. Çoğunlukla Masdar’ın fethasıyla, ismin de zammesiyle gelir. Genellikle cenabetten yıkanıp temizlenme anlamına gelir.
“El-Meniyyu” Şeddelidir. Hızlı bir şekilde atıldığından meni olarak isimlendirilmiştir. Meni olarak isimlendirilirken cinsinden akıcı şey olduğundandır.
“Emna vemena vemenna” şeddeli nunla da üç lugat halinde gelir. Birinci şekliyle Kur’an’da gelmiştir:
“Eferaeytum ma tumnune: “Gördünüz mü dökmekte olduğunuz meniyi (Vakıa: 56/58)
“El-Mezyi” de ise yine üç lügat vardır. Mezyi zel harfinin sukün veya cezimle gelmesi ve ya harfinin tahfif edilmesiyle Meziyy zel harfinin kesresiyle ye harfinin şeddeli gelmesiyle Mezi şeklinde zel harfinin kesresiyle sakin ye harfinin tahfifiyle gelir. “Meza veemza vemezza” şeklinde de zel harfinin şeddesiyle de gelebilir.
“El-Vedy” Dal harfinin sukun veya cezmiyle gelişi de vardır. El-Cevheri şöyle der: Dal harfinin kesrasıyla ya harfinin şeddesiyle gelir diyor Metali’nin sahibi de zel harfiyle gelir diyorlar ama her iki kaide de şaz’dır. Veda vevda vevedda şeklinde dal’ın şeddesiyle de gelebilir. Erkek sıhhatliyken menisi beyaz, kalın ve peşpeşe kesilmeden şehvetle lezzet alarak çıkar ve arkasından gevşek duru bir şey çıkar, kokusu, hurma kabuğunun kokusu gibi hamur kokusuna yakın bir kokusu, kuruduğunda da yumurta kokusunu andırır. Bazı menilerde guslü gerektirmekle beraber bu sıfatlara haiz olmamakla birlikte hastalıktan dolayı sarı renktedir veya şehvetsiz, lezzetsizdir. Meni adalelerinin veya yerinin gevşemesinden, çokca cinsi münasebette bulunmasından kırmızılaşır, etsuyu şeklinde veya taze kan şeklinde akar o da temizdir ve guslü gerektirir. Bunun da üç şekilde özelliği vardır. Şehvetle çıkar akabinde de duru gevşek olan şey çıkar. İkinci peşpeşe akar. Üçüncü koku hurma kabuğununkine benzer. Bu üçünden her biri meni olması hasebiyle tek tek guslü gerektirirler. Bu üç özelliğin tümü kaybolduğu zaman meni sayılmaz.
Kadının menisi ince ve sarıdır çok kuvvetli olması durumunda beyaz olabilir.
Meziyse: Beyaz, ince, yapış yapıştır, şehvetle değil şehvet hissedilince çıkar, birden gelmez, geldikten sonra uzvunda gevşeklik olmaz. Çıkışı hissedilmeyebilir. Mezi hem erkekte hem de kadında olur.
El-Vediy’se: Beyaz sudur, kalın ve bulanıktır, kokusu yoktur, tutucu bir tabiatı varsa bevl’den sonra çıkar, ağır bir şey kaldırıldığında da çıkabilir.
“Ve ecnebe’r-raculu” Vecenube cim’in fethasıyla nun’un zammesiyle yani cima yapmakla veya meninin çıkmasıyla cenabet oldu demektir.
“Cenabet”: Uzaklık anlamındadır. Kur’an ve mescitten uzak durduğu için cunub: uzaklık ismi verilmiştir.
Kadın, erkeğe, iki kişiye veya çoğunluğa hepsine birden tek lafızla cunub: cenabet denilir.
Allah-u Teala ayetinde “Vein kuntum cunuben: Siz cünüpken” der. El-Cevheri olabilir ki cem’ine (çoğuluna) Ecnab ve Cunub denilebilir diyor.
“El-lubsu” İkamet etmektir. Be harfinin kesresiyle Lebise, be harfinin fethasıyla da olur Yelbesu. “Lübsen” Lam’ın fetha ve zammesiyle de gelebilir bu iki şekilde be cezimli olur. Lebesen fethasıyla Velibasen velebasen velibaseten velebiseten vetelebbese hepsi onun manası ile yani ikamet etmektir.
“El-Mescide” Cim’in kesre ve fethasıyla gelmiştir. Fethasıyla gelişinde secde edilen yerin mekanına, kesreyle geleninde mescit olarak yapılan yer anlamındadır deniliyor.
İmam Ebu Hafs Ömer bin Halef bin Mekki Es-Sakliyy “teskifu’l-lisan” adlı eserinde şöyle denildi diyor: Mescide “mesyed” te mim’in fethasıyla söylenmiş ve lugat alimlerinin bir çoğu da bunu zikretmiştir diyor
“El-fırsate” Fa’nın kesresiyle ve sad’la bir parça yani kirazcık pamuk veya kumaş parçası kadın hayız kanını silsin diye.
“El-Misku” Mim’in kesresiyle bilinen misk kokusudur. Müzekkerdir. Şiirde müennes olarak gelmiştir ama onu kokuyu istemek diye yorum getirmişler fakat murabtır.
El-Cevheri Arapların bunu “Meşmum” yani koklanan şey diye isimlendirmişlerdir diyor.
“Et-Tekraru” Ta’nın fethasıyladır. “Kerrertuhu tekriren ve tekraren” şeklinde de denilebilir. Ama bunları peşpeşe tekrar ettiğinde denilmesi mümkündür.
“La yenkus fi’l-ğusli an sain” Ya’nın fethasıyladır.
“Nakse’ş-şey’ü” Bir şey eksildi şeklinde “Naksestuhu” onu eksilttim şeklinde de gelebilir.
Allah-u Teala ayette şöyle diyor:
“Tenkusuha min etrafiha:Onu etrafından eksiltip diriyoruz.” (Ra’d: 13/41)
“Es-Sau” müennes ve müzekker gelebilir.
“Savaa, suvaa” O halde 5 rıtıl ölçüsü ve Bağdat’ınkinin 3’te biri olur. “El-fıtratu ve’l-hacc” da olduğu gibi yani hac fidyesinde ve fıtırdaki gibi. 8 rıtıl ölçü olduğu da söyleniyor. “El-müddü” Rıtılın 4’te biridir.
“Esbağtu’l-vudue” Yani azaların tamamını kapsayacak şekilde yıkadım, abdest aldım. “Dır’un, sevbun, sabiğun” deniliyor yani zırh ve elbise bedenin tamamını örtüyor anlamındadır.
“El-Kafiru” “Küfür” dendir, örtmek anlamındadır. Çünkü o hakkı gizleyip üzerini örtüyor kapatıyor.
“El-İslamu” Teslimiyet anlamındadır. Şer’i manada islam ise tav e özel bir teslimiyyet anlamına gelir.
“El-Mecnunu” Aklına, beynine bir illet girip aklından noksan olan demektir. Aklının bir kısmını örtüp işlevsiz hale getirdiğinden böyle isimlendirilmiştir. “Mecnunun veme’nunun vemehzuun vemehnuun veme’tuhun vememtuhun vemumettehun vememsusun” isimleriyle de bilinip söylenmektedir.
“Etteyemmumu” Kastetmek anlamındadır.
“Teyemmemtu fulanen veyemmemtuhu veemmemtuhu veteemmemtuhu” şeklinde de denilir ama hepsi de onu kastettim anlamına gelir.
“Aceztu” Cim’in fethasıyla “E’cizu” şeklinde cim’in kesresiyle Kur’an lügatıdır. Aksiyle de söyleyenler vardır, deniliyor.
“Et-Turabu” Bilinen topraktır. Cins isim olduğundan, tesniye ve cem’i yoktur. El-Muberrid bu cem’dir müfredi “Turabetun”dur diyor. En-Nehhas ta bunun tam onbeş ismi vardır diyor:
“Turabun vetevrebun vetevrabun veteyrabun veislibun veeslebun vekeşkeşun vekişkişun vedikımun vedekaun vereğamun -Erğamellahu enfehu yani Elsakahu birreğami:Toprağa sürttü.” Vebera Maksure fethasıyla “Asa” gibi “Kilhim, kimlih veışyir” dir.
Bu isimlerin hepsini müellif, (Tehzibu’l-esma) adlı eserde Nehhas’tan nakletmiştir.
“El-Cissu” Cim’in kesre ve fethasıyladır murab arapçalaşmış bir kelimedir.
Çünkü Arap alfabesinde cim ile sad harfi bir arada bulunmaz demişler. Kireç ve alçı anlamındadır.
“El-Kuu” Kef’in zammesiyledir. “El-Kau” da deniliyor. Avuç içiyle büyük parmak boşluğu arasında olan kemiktir. Küçük parmakla avuç içinde olana da “Kursuu” adı verilir. “El-Mifsal”de “Rusuğ verusuğ” (Birincisi sin ile ikincisi sad ile) anlamında yani elle kol arasındaki bilezik kemiğidir.
“Ezzirau” Müennestir ama müzekker de yapılabilir. Bilek anlamındadır.
“El-İbhamu” Müennestir ama müzekker olduğu da söyleniyor. Cemi (çoğulu) “Ebahim”dir diyen Cevheri’dir. Büyük baş parmaktır.
“El-İ’vazu” Fakirliktir.
“Beyea minhu ev bi’tu minhu” Yebiuhu: Onu satın alıyor, bi’tuhu: Onu satın aldı. Bi’tuhu da lügatta artık bilinen bir şeydir. Fıkıhçılar tarafından kullanılması da sahihtir. Çeşitli şekillerde kullanılışı vardır. “Bi’tu minhu” cümlesi arap kelamında vardır. Sahabelerin en fasih konuşanları da bunu bu şekilde kullandığı delillerle kanıtlanmıştır.
Müellif ben bunu “Tehzibu’l-Esma ve’l-lugat” adlı eserde yeterince açıkladım diyor. “Min” el-Ahfaş’ın mezhebine göre ziyadedir. Gerektiğinde kullanılmasına cevaz vardır der.
“Lezemehu kabuluhu” Kaf’ın fethasıyladır. Lügat ehli, bu şaz bir mastardır der.
“İyasun min vucudihi” Lügat bilinen, şekli Elifsiz “Ye’sün” halidir. Mesela “Yeistu minhu veiystu minhu ye’sen” sigalarında gelmiştir. Oluşundan ümitsizliğe düşmek demektir.
“Ba’de ma yekfihi” Ya’nın fethasıyladır. Çoğunluk veya en az şeylere “velba’du” yani bazı denilir.
“Er-Rahl” Kıl, tüy, taş ve çamur ve saireden yapılan insan barınağı veya ev anlamındadır.
“Haysu” Tam altı lügat şekli vardır. Sa’nın fetha kesra ve zammesiyle. Tayy lügatında “Havsu” Yine “vav” (fetha) ve (kesreyle) gelir.
“El-Kurhu” Kaf’ın fetha ve zammesiyle yara anlamındadır.
“En-Nevafil” Nafiletu’nun cemi (çoğulu)’dur. Ziyade, fazlalık anlamındadır. Vacip veya farzdan ziyade veya fazladan olduğundan bu ismi almıştır. “En-nefl” tatavvu, mendup, müstehap, sünnet, rağbet edilen şey yani bunların hepsi aynı anlamlara geliyor. Farklıdır diyenler de olmuştur.
“Kadertu” Dal’ın fethasıyladır. Cevheri kesrasıyla demiş ama şazdır. Birşeye kıyaslamak, miktarını beyan etmek demektir.
“El-Cebairu” ***************************
“El-Haydu” Aslı “Es-seyelan” olup akıntı anlamındadır. Altı lügat şekli vardır. “El-haydu vettamsu velaraku vedhaku velikbaru velisaru”
“Fedahiket febeşşernaha” Ayet. Hayız oldu anlamında.
Bu belirli vakitlerde kız çocuğu buluğa erdikten sonra rahminden süzülüp akan adet kanıdır.
“El-İstihazetü” Vaktinin dışında kanın akmasıdır. Rahmin derinliklerinden “El-azil” azil denilen bir damardan akan kandır. Sigaları “Hadet hayden vemehiden vemehaden fehiye haidun” şeklindedir. El-Ferra şöylede deniliyor diyor: “Lügatta “Haidetun” şekinde azdır. Sigalar “Dereset vearaket” bunlardır der.
“El-Vet’ü” hemzeyledir. Cima etmek, koymak anlamına gelir.
“Eş-şehru” “Eş-şühretu”dan türemiştir. Zuhur etmek açığa çıkma anlamındadır. Bir şeyi açığa çıkartmak “Şehertü’ş-şey’e eşheruhu şuhraten veşehran” şeklindeki bu tür sigalardan türemiştir. Ez-Zübeydi’nin söylediği garip lügatta “Eşhertuhu” sigasıyladır.
“Semaniyete aşera” Şın’ın fethasıyladır. Bir lügatta cezm şeklinde uygun görülmüştür. İbni Sekkit rivayet etmiş el-Cevheri de şöyle demiş:
“Ahfeş şöyle dedi:
“Cezmle okumalarının sebebi, ismin uzun ve harekelerinin çokluğudandır.”
“Ma bakiye” Kaf’ın kesresiyle ba’nın fethasıyla olması fasih bir lügattır. Kur’an da bu lügatta getirmiştir. Tay lügatında kaf’ın fetha okunması ve ya’nın elif kalbedilmesi ve buna benzer şeylerin olması caizdir. Ama bunlar kendisinden önce kesra olan ya’lardır.
“En-Nifas” Nun’un kesresiyledir. Çocuk doğduktan sonra çıkan kandır. “En-nefs”ten türemiş kan anlamındadır. Ya da nefisten hemen sonra çıktığından olsa gerek böyle isimlendirilmiştir. “Nufiseti’l-mer’etü” nun harfinin zamme ve fethasıyla ve her iki durumda da fe harfi kesrelidir. Yani kadın doğurduğunda bu söyleniyor. “El-hayd” ta ise “Nefiset” sadece nun harfinin fethasıyla olur başka türlü olmaz.
“El-Meccetu” Mim harfinin fethasıyla, sağanak yağmur, tulum kap ve saireden birden dökülen su veya savunma, deffetme anlamlarına gelir.
“Veta’sıbihi” Ta harfinin fethasıyla ayın harfinin cezmiyle ve sad harfinin tahfifiyle söylenir. Te’nin zammesiye, ayın’ın fethasıyla ve sad’ın şeddeyle gelmesiyle caizdir. Aç bırakmak ve açlıktan helak etmek demektir.
“Vedduhulu fiha” Mansuptur. Cer hali de caizdir.
“El-İsti’naf” Bir şeyin başlangıcı, onun gibi başlamak anlamındadır.
“Hükmü selise’l-bevlü hükmü’l-mustahadatu” Lam’ın kesresiyle adamın veya erkekliğin sıfatıdır. Şayet “El-istihadatu” denilseydi lam harfinin fethasıyla çıkan şeyin adı olacaktı.
“En-Necasetu” Lügatta “El-Mustakzeru” pislenen şeydir. Vezni şu sigalarda olduğu gibidir. “Necesun venecisun venecese’ş-şey’u” birşey kirlendi, pislendi. Tıpkı “Alime, ya’lemu” sigaları gibidir. İstılahtaysa mutlak surette alınması veya dokunması haram olan herşeydir. Her ne kadar dokunmak imkanında olsa bu isim böyledir, ama bu gerçekten haram pis, kirli veya bedene, akla zararı olduğundan değil, sadece konulan mutlak bir isimdir.
“El-⁄aitu” Aslı güvenilir mekan, yer anlamındadır. Ona çokça ihtiyaç duyulduğudan dübür, kıç veya büyük abdestin yapıldığı organ ismi konulmuştur.
“El-Kay’u” Hemzelidir. Kusmak anlamındadır.
“El-Hamru” Müennestir ama zayıf bir görüşe göre müzekkerdirde. Az rastlanan bir lügatta “Hamratun” sigasıyladır. Aklı uyuşturup işlevliğin kaybettiren ve aklı hakimiyet sağlayıp örttüğünden bu isimle isimlendirilmiştir.
“En-Nebizu” Hurma, kuru üzüm ve diğer şeyleri küp dere veya başka şeylere atıp basarak elde edilen şıra (suyu) sıdır. Bir şeye atıp sıkılarak suyu alındığından böyle isimlendirilmiştir. “feiyl” vezninde “mef’ul” anlamında yapılan şeyin adıdır. “Katiyl, hariyc ve zebiyh” vezinlerinde de olduğu gibi.
“El-Hinziru” Ha harfinin kesresi ve nunu asliyenin kesresiyledir. Zaid nun olduğu da söylenmiştir. Cevheri bundan başka da zikretmemiştir. Domuzdur.
“El-Ceradu” Cim harfinin fethasıyla bir cins isimdir. Müfredi “Ceradetun”dur, müzekker veya müennese söylenir.
“El-Alakatu” Pıhtılaşmış kan anlamındadır, ki ondan canlı yaratılır.
“Veleğa’l-kelbu yeleğu” Her iki lamın fethasıyladır. İbnu’l-Arabi mazi sigasında “Veliğa” kesreli olur demiştir. Masdarı da “Veleğun vevuluğun” dur “Veevleğahu sahibuhu” şeklindedir demiş. Köpeğin dilini sulu akıcı şeylere koyup hareket ettirerek zırpması demektir. “Veleğa” dil haricinde herhangi bir uzuv için söylenmez. “El-vuluğ” kelimesi köpek ve diğer vahşi yırtıcı hayvanlar için söylenir. “Veleğa” sinek haricinde hiçbir uçan hayvan için de kullanılmaz.
“Lehase’l-inae” “Vekaneahu velecenehu velecedehu” sigalarından hepsi aynı manadadır. Yani kabı yalamak veya başka birşeyi. Kap çukur olup içinde bir şey varsa ona “Veleğa” denilir. “Eş-şurbu” yani içilecek veya içeçecek “El-vuluğu” kelimesinden daha kapsayıcı genel bir anlamı vardır. Her yalanan ve çırpılarak içilen “şerb” içecektir, ama aksi de birşey söylenemez. Cevheri, Ebu Zeyd şöyle dedi der:
“Veleğa’l-kelbu bişerabina vefişerabina vemin şerabina”
“⁄asele bedele’t-turabe” Lam harfinin nasbıyladır.
“El-⁄ulamu / Ellezi lem yet’am” Ya ve ayın harflerinin fethasıyla, çocuk sütten başka birşey yemedi anlamındadır. “El-ğulamu” doğuşundan buluğa erinceye kadar çocuklara sabiy veya çocuk denilir. Cem’i (çoğulu) azınlıkta olmakla beraber “⁄ilmetun”dur. Ama çoğunlukla cemi “⁄ilman” olarak kullanılır. El-Vahidi bunun aslı “⁄ilmetun” ve “El-İğtilam”dan türemiştir. Ve şiddetle, hareretle evlenmek istediği anlamındadır.
Ama belki manası bu hale de dönüşecektir denilebilir.
“KİTABU’S-SALAT” Namaz Kitabı
“Es-Salatu” Lügatta dua manasınadır. Şer’i farz namaz olarak isimlendirilmesi, salat kelimesinin kapsayıcı geniş anlam içerdiğindendir. Lügat ehlinden cumhurun ve tahkik ehlinin üzerinde ittifak edip isabetli olanı da budur. “Es-Saleveyn” kelimesinden türemiştir. Bu da kuyruk sokumunda iki damar ismidir. Ruku ve sucut yaparken dayanılan iki kemiğin de adıdır. Bunun içinde Kur’an’da “Salat” vav harfiyle yazılmıştır deniliyor. Misal “Salavatun” Bu kelimenin türeyiş biçiminde çok söylenen şeyler vardır deniliyor fakat çoğu batıldır deniliyor. Bazıları da şuradan türemiştir diyor:
“Salleytu’l-ude ale’n-nari iza kavvemtehu” Yani ağacı veya sopayı ateşe koyduğunda sağlamlaşır bunun içindir ki namazda onu itaat için sağlam hale getirir diyor. Bunun da patavatsızca uydurulan bir söz olduğu açıktır. Çünkü “Salat” kelimesindeki “lam” “vav”dır. Adamın tarfi ettiği ise “Salleytu” daki “ya”dır. Asıl kelimelerin ihtilaflı olmasıyla nasıl bir türeyiştir bilinmiyor.
“Fi esnaiha” Arttığı veya eksildiği esnada. Müfredi “sinyun”dur. Yani “sin” harfinin kesresi “nun” harfinin cezmiyledir.
“En-Nufesau” “Nun”un zammesiyle “Fa”nın fethasıyla meddi çekerek lohusa kadın demektir.
“Buluğu’s-sağir” Küçüğün rüşdüne ermesi demektir.
“El-Cahidu” Bir şeyi inkar ettiğini itiraf edendir.
“El-İstitabetu” Tevbe etmesini istemek.
“Ez-Zuhru” “Ez-Zuhur”dan türemiştir. Çünkü günün ortasında apaçık görülmektedir.
“El-Asranu” Öğlen ve akşam vaktidir. Onun için “El-Asru” diye isimlendirilmiştir.
“Ez-Zillu” Aslı “Es-Sitru” örtmek, gizlemektir. Birinin ben falanın gölgesindeyim yani himayesindeyim demesi bu kabildendir. Cennet gölgesi veya ağacının gölgesi demek gizil olması etrafının kapalı olması anlamındadır. Yani güneş ışınlarını görmemesi demektir.
Gecenin gölgesi demek zifiri karanlığı anlamındadır. Çünkü herşeyi gizleyip örtüyor.
Güneşin gölgesi demek şahıslarıng üneş ışınlarından kendilerini örtüp muhafaza altına almasıdır.
İbni Kuteybe zikredip şöyle demiştir: “Gölge sabah akşam, gündüzün başlangıcından sonun akadar devam edendir.
“El-Fey’u” Güneşin zevalinden sonra meydana çıkan şeydir. Çünkü güneşin kendisinin bir taraftan bir tarafa dönüp düşmesi gibidir.
“El-Fecru” “İnficar” dan, parçalamaktan türemiştir. Yani açıklığın zahiren belirginleşmesidir. “El-İsfar” Aydınlık anlamındadır.
“Yubridu biha” “Ba” nın zammesiyledir. Yani vaktin solması veya soğuması için (gitmesi, geçmesi) geciktirmektir.
“El-Muğme aleyhi” Bayılan anlamındadır ve hastalıktır. “Uğmiye aleyhi” Yani bayıldı “Muğmen aleyhi, ğumiye aleyhi, veraculun ğameyen” neticede hepsi de bayıldı anlamınadır. Tesniye cem ve müennes halleri böyledir. El-Muhkem’in sahibi bazılarının tesniye ve cemini yaptığını söylüyor misal “Raculani ğameyani” “Ricalun eğmaun” gibi.
“El-Bidayetu” Bir kıraattır. Doğru olanı “El-Büdaetu” “El-Bed’etu” ve “El-Buduetu”dur.
“Kadaha ale’l-fevri” Yani anında halletti yerine getirdi. Misalde “Racea ala fevrihi” yani oturmadan döndü. Diğer misalde “Faratu’l-kıdri”. Yani sallandı.
“Ve’l-Ezanu” “Vette’ziynu ve’l-eziynu” aynı manadadır. Duyurmak anlamındadır.
“Ferada kifayetun” Her mükellefin terkedişinde masiyet birinin veya bir kaçının yerine getirmesi mesuliyetin diğerlerinden de kalkması demektir. Birileri birinci taifeden sonra yaparsa diğerlerinin fiili yine farzı kifaye olur.
“Allahu ekberu” Manası, vahdaniyetine, celaline ve samedliğine yakışmayan şeylerin ona atfedilmesinden beridir ve daha büyük anlamını ifade eder.
Allah büyüktür veya Allah büyüklerin en büyüğüdür.
“Eşhedu” Yani biliyor ve şehadet ettiğimi açıklıyorum.
“Summe yerciu feyemuddu savtehu” “Ya” nın fethasıyla “ra” nin cezmesiyle. Yani sesini kaldırmak fiiline döner diyorlar. Bazıları bunun aslını değşitirerek şöyle demişler. “ya” nın zammesiyle “cim” in şeddesiyle sesini kaldırmaya döner diyorlar ama hatadır. Çünkü “Et-Tercihe” kelimesi her iki şehadeti gizli olarak getirmek demektir. Bu daha önce belirtilmişti. Ama netcide maksat sesin kaldırılışan gitmektedir.
“Feyemuddu” Aslında “feyerfeu savtehu” sesini kaldırıyor denilmesi gerekir. Ses kaldırmaktan maksat ta budur.
“El-Meddu” den maksadın “Er-Raf’u” dur. Araplardan duydum demenin bir anlamı yoktur. Tehzib’te geniş açıkladım isteyen müracat edebilir.
“Er-Rasul” Haber gönderenin haberini ulaştıran, tebliğ eden ve ona tabi olandır. Misal “Caeti’l-ibilü rusulen” yani peşpeşe geldiler.
“Hayya ale’s-salah” Yani namaza gelin demektir.
“Hayya ale’l-felah” Felaha gelin. Yani kurtuluşa, baki ve daim olana gelin demektir.
“El-Hay’aletu” Bu hayya ale’s-selah ve hayye ale’l-felah sözleridir. El-Ezheri Halil’i şöyle dedi der:
“Harflerin asıl mahreçleri birbirine yakın olduğundan “ayın ve he” harfeleri aynı kelimede bir araya gelmezler. Ancak türemesi iki kelimeden olmuşsa, “Hayya ala” gibi iki kelimeden meydana gelmişse “Hay’ale” “Hay’aletu” şeklinde bir araya gelmesi mümkün olur.
“İhda aşrate kelimeten” “Şin” harfinin cezmi, kesresi ve fethasıyla gelir. Yani on bir kelime.
“Kad kameti’s-salatu” Arap ehli “kad” bir şeyin yanına getirildiğinde tamamlayıcı unsur vazifesi görür veya yardımcı bir fiil durumunda olur. Mesela “Kad kane keza” yani geçenlerde falanca şey böyle olmuştu anlamındadır. Bazen bir haberi tasdik etmek için “kad” te’kid edatı olarak gelir, o zaman mazide olanı şu ana getirir yaklaştırır. Mesela “Kad kameti’s-salatu” aslında manası namaz başladı. Mazi bir cümle olmuş oldu. çünkü namaza henüz kakılmadan başladı ifadesi verilyor. “Kad hadarati’s-salatu” burada “kad” le geldiğinden te’kid ederek namaz vakti geldi namazımızı kılıp tamamlayınız anlamındadır. Bazen de “kad” bir şeyi tahkik etmek için gelir.
“Tertiylu’l-ezane” Yavaş yavaş tane tane usulune uygun olarak kelimelerin arasına fasıla koyarak okumak demektir.
“Yudricu’l-ikameti” “Ya” nın zamme ve fethasıyla gelmesi meşhur bir lügattır. “Edrace vederace” üçüncü bir lügatın daha şeddeyle “Derrace” geldiğini söylüyorlar.
El-Ezheri, İbnu’l-Arabi’den şöyle nakletmiş: “En sıhhatli ve fasih olanı “Edractehu” veya “İdracuha” dır diyorlar. Manası da birbirine bitiştirmek veya girdirmektir. “El-idrac” veya “Edderc”in manası asıl olarak dürmek veya sarmak anlamındadır. Ölüyü kefenine sarıp dürmek gibi.
“Vela yestedbiru” Tenbih adlı eserde “Te” sabit zaptını yapmıştık. El-Mühezzeb’te de “Ya” ile zaptını yapmıştık diyor. Müellif ve ikisi de sahihtir. Kıble, minarenin etrafıdaki yerlere ve diğer vesaire gibi yerlere tuvaletini yaparken dönmemek müstehaptır. Her kitapta bire meseleye değinmiş.
“Yec’alu isbeayhi fi simahey uzuneyhi” “El-İsba’”da on lügat vardır. Hemzenin kesre ve zammesiyle, “Ba ve hemzenin” nin fethasıyla, kesre ve zammesiyle, onuncusu da “Usbuun” dur. En fasih olanı da hemzenin kesreyle ba’nın fethayla gelişidir. Yani her iki şehadet parmağını kulak deliklerine koymak.
“Edda’vetu’t-tammetu” Yani ezanın daveti (okunması) bununla isimlendirilmesi kemalinden ve konumunun yüceliğindendir.
“Vessalatu’l-kaimetu” Yani kalkılıp bütün sıfatlarıyla kılınacak olan namaz.
“El-Vesiletu” Sahihi Müslimde Rasulullah’dan (s.a.v.) nakledildiğine göre cennette bir makamın adıdır.
“Veb’ashu’l-makame’l-mahmude’l-lezi veadtehu” Tenbih ve diğer fıkıh kitaplarında böyle yazılıdır. Makamla Mahmud (elif lam)’la gelir. Mana ve irab bakımından doğru ve sahihtir. Ancak en isabetli olanı (elif, lamı)’ın yazılmamasıdır. Buhari’de sahihinde diğer itimat edilen sair hadis kitaplarında da böyle geçmiştir. Rasulullah (s.a.v.) Kur’an’a olan saygısından ve at olan lafzının korunması için (elif, lam)’sız söylemiştir. Kur’an’daki ayet lafzı şöyle:
“Asa en yeb’aseke rabbuke makamen mahmuden” Buna binaen “Ellezi veadtehu” sözü birinci sözden bedel olarak veya takdir edilmiş mahzuf bir filile mansuh edilmiştir. Yani (vadettiğin makamı mahmut)’tan önce başta mahzuf olan haber vardır. Yani (o sana vadettiği makamı mahmud) şeklindedir.
“El-Makamu’l-Mahmudi” O makam Kıyamet gününde olan büyük şefaat makamıdır. Sahih hadislerde de belirtildiği gibi, Rasulullah’a (s.a.v.) gelip geçmiş ve gelecek olanlar tarafından övüldüğünden bu isimle isimlendirilmiştir. Bu makam kendisine vadedildiği halde tekrar gündeme getirilmesinin sebebi Rasulullah’ın (s.a.v.) şerefini izhar, makamının kemalliğini, hakkının büyüklüğünü ve onu zikredip saygı göstermeyi izharetmek içindir.
“Lahavle vela kuvvete illa billah” Arapların söylediği beş meşhur kıraat lügatı vardır.
1- “Lahavle vela kuvvete”nin tenvinsiz olarak fethayla söylenişi.
2- Her ikisininde tenvinli zammeyle (lahavaletün vela kuvvetün) şeklinde.
3- “La”nın fethasıyla, “Te”nin tenvinle gelmesi.
4- “La”nın fethasıyla “Te”nin (çift zammeyle) tenvinli.
5- Ve bunun aksi.
El-Herevi Ebu Heysem’in “El-Havlu” şeklindedir demiş manası harekettir. Yani hareket ve kudret Allah’ın dilemesiyledir. Bir diğer manadı şöyledir diyorlar: “Şerri defetme ve hayri tahsil etme kudreti ancak Allah’la olur.
Bir başka mana masiyetten korunmak ancak ona sığınmakla ve ona itat etme kudreti ancak onun yardımıyladır.
Birbirine yakın olan bu manalar İbni Mes’ud’tan rivayet edildiği söyleniyor. Araplar bu kelimelere “Havkaletu” ve “Havlekatu” diye tabir ediyorlar. “Havkaletu”yu cumhuru ulema ve Ezheri “Havlekatu”yu da Cevheri tabir etmiştir. Birinci kelimede “Ha” havl anlamını “Kaf” kuvveti “Lam”da Allah’ın ismi olarak. İkinci kelimedeyse “Ha ve lam” harfi (havl)u “Kaf”ta kuvveti imaen söylenmiştir.
Birinci görüş, bütün lafızları içerdiğinden daha sahihtir. “Lahavle vela kuvvete”nin garip bir lügat olduğunu ve “Lahavle”yi Cevheri’nin söylediği zikrediliyor.
“En-Nısfu” “Nun”un kesresiyledir ama zamme ve fethayla söylenenler de olmuştur. Misal “En-Nasifu”
“El-Avratu” Açığa çıkmasının çirkinliğinden ve gözlerin ondan sakınması için bu isim konulmuştur. Anlamı, eksiklik, ayıp ve kötü olan avret kelimesinden türemiştir. “Avera’l-aynu / Velkelimatu’l-averau” Avret kelimesinden alınmış, çirkin, kötü anlamındadır.
“Ma la yesıfu’l-beşerate” Bakan, renkleri birbirinden ayıretedemiyor, siyah, beyaz vesairenin vasıflarını söyleyemiyor.
“Şartu’s-salati” Namaz ve devamlılığının sürmesi için itibar edilen sıhhattır.
Şartları altıdır: Büyük abdestten, necasetten, temizlenmek, zan veya yakinen bilinmesi, avret mahalini örtmek, kıbleye yönelmek, namazın sıfat ve farziyetini farzsa bilinmesi gerekir.
“El-Hurratu” Hür olan, kölenin zıddı demektir. Vahidi, el-iştikak’ın sahibinin şöyle dediğni söyler: “Bunun aslı “El-Harru” sıcaklık yani “El-Berdu” soğukluğun zıddıdır. Çünkü, güzel ahlak ve hamaset (duygusallık)’ten bir alıntı sıcaklık olduğundan bunu andırıyor ve kölenin hilafına olduğu anlaşılıyor.
“El-Atık” Omuzla boyun arasında olan kısımdır. Müzekkerdir. Müennes olduğuda söyleniyor. Cemisi (çoğulu) “...” dır.
“El-Hımaru” “Ha”nın kesresiyle meşhurdur. Çünkü başı örtüp kapatıyor.
Cemi “Ehmiratun vehumrun vehumurun”dur.
“Es-Seravilu” Acemce bir kelimedir. Cumhurun yanında murap bir kelimedir. Arap asıllı olduğu da söyleniyor. Müzekker ve müennes olabilir. Cumhuru ulema müennes olması görüşünü benimsemişlerdir. Cevheri, bunun müfred olduğunu ve cemi “Seravilat” şeklindedir diyor. El-Muhkem’in sahibi de “Seravil” “Sirvaletun”un cemidir dedikten sonra “Seravin” diyenler de vardır diyor. El-Ezheri çoğu arapların “Sirval” dediğini duydum diyor. Ebu Hatem es-Sicistani’de bazı arapların “Şirval” dediğini bazılarının da “Serveltuhu feteservelu” dediğini duydum diyor. Yani ona seravil giydirdim demektir. Kelimenin (sarf) kısmında ihtilafa düşmüşlerdir. Bazıları nekire, çoğunlukta munsarıftır demiş.
“Tukessifu cilbabeha” Mühezzeb’te ve burada noktalamasını, harekesini bu şekilde yaptık diyor müellif. El-Müzeni’nin muhtasar kitabında da Şafii’den de böyle zaptının (noktalama harekeleme) yapıldığı tespit edilmiş.
Arkadaşlarımız, kelimenin zaptına yönelik üç görüş ileri sürmüşler.
1- Biraz önceki.
2- “Tektifu”
3- “Tekfitu” ilk (ta) harfinin fethasıyladır.
Bu üç yönünü savunanlardan biri Ebu Hamit’tir. Kendi ta’lik kitabında zikretmiş diğeride el-Muhamilidir, o da tecrid, kitabında zikretmiştir.
Birinci şekle binaen “Tukessifu” nun manası çok, kalın, kaba anlamındadır. Lügatçılar “El-Kesifu ve’l-kussafu” “Kef”in zamme ve tahfifiyle manası herşeyin kalın, sık ve yoğun olmasıdır derler.
“Kesufe, kesafeten vetekasefu” şeklindedir diyorlar.
İkinci şekildeyse: Ruku vesecde halinde avret izhar olmasın diye sıkıca üzerinde olanı bağlaması demektir.
Üçüncü şekildeyse: Manasıyla elbiseyi toplama, yukarı çekmek. “El-Keftu” nun cemdir yani derleyip yukarıya doğru toplamak.
“El-Cilbabu” “Cim” in kesresiyle, kadının elbisesinin üzerine örttüğü bir örtüdür. Sahih olan da budur. Şafii, Musannif (yazar) ve arkadaşlarını görüşüdür. Hımarv e izar olduğnu söyleyenlerde olmuştur. El-Halili izardan daha ince ve kibar hımardan da daha geniştir diyor. Himar (bir örtü cinsi)’den daha kısa olduğunu söyleyen de olmuştur. Kadınların baş örtüsünden daha geniş ve başlarına örttükleri bir örtüdür deniliyor. Sırt ve göğüslerini kapatmak için örttükleri geniş elbisedir ma hırka değildir.
“Es-Sev’etanu” Ön ve arka demektir. “Sueten” diye isimlendirilmesi, açıkta olup gözlerin deymesiyle sahibinin mahçup olacağından sev’etun konulmuştur.
Ayet misali “Bedet lehuma sev’atuhuma”
“El-Kubulu ved-Duburu” İkisinin de zammesiyle ve ikincisinin de sadece cezm olmasıyla caiz olur.
Hakeza, ilk ve ikinci harfleri mazmum (ötreli) olan her sülasi ismin ikincisi “..”ta olduğu gibi cezimli (sukun) olması caizdir.”...”de bunlar gibidir.
“....” o, ödünç verildi demek.
“...” Zamme, fetha ve kesreyle üç haldede gelebilir. Zammeyle gelmesi daha evladı deniliyor. Cemi “...”dir. “...” Defnetme yeridir yani mezar anlamındadır. Cemi “...” “...” onu defnetti demektir. “...” yani ona bir mezar yaptı, ona mezar yapılmasını emretti anlamındadırda deniliyor.
“...” müfredi “..”nın zammesiyle “..tur. Pire hayvancığı demektir.
“...” Burdaki manası diğreleri, geriye kalan, ve daha başka manalar gelir. Az rastlanan bir lügatın kıraatına göre genel, topluluk anlamına gelri deniliyor. Bunu kabul etmeyenin sözü muteber değildir. Misal olarak senin atını ve diğerlerini gördüm dediğinide çok anlamında anlaşılır.
“...” Burda “..” fethayladır ama hayz konusunda kelimenin zaptı yapılmıştır.” ....” diğerlerine atfedildiğniden ikiside mecrurdur. Sidiğin tutamayan anlamındadır.
“....” Arapça asılıl bir kelimedir. Lügat ehlinin ittifakıyla müzekker oludğ usöylenmiştir.
Bu ittifakı Ezheri4nin işarete titğ bir grup nakletmiştir. Sıcak su anlamında olan “..” kelimesinden aslının böyle doğru olduğ usöyleniyor.
Ezheri’nin şöyle dediği söyleniyor: “.....” hamamdan çıkan için saatler olsun.”...” şeklinde gelmiş.
“...” “.. ve ...”nın fethasıyla “...”nin cemidir. Develerin su içme yerine yakın olan yer demektir. Su içmeleri için develerni bir kısmı rahat içmesini için gönderilir bir kısmıda bekletilir, hepsi içtikten sonra, toplanılır ve mer’aya gönderilir. İşte bu yere mevkiye “...” denilir. ŞAfii ve arkadaşları el-Um kitabında böyle açıklamışlar.
El-ezheri’de: İlk suyu içtikten sonra havuzun yeniden dolup ikinc ikez develerin su içmesi için bekletildiğ iyerdir diyor.
“..” diyede isimlendirilebilir deniliyor.
“...” yani develer ancak sıcak yaz günlerinde burda bekletilebilir deniliyor.
Suyu içmek için çömeldiği veya çöktüğü yer anlamınada gelebilir deniliyor. Vezin misalleri.
“...” “..”’ın zammesiyle gece koyunların konulduğ uyerdir. Ezheri, fıkıhçılar ve diğerleride böyle tefsir etmişler.
“...” El,ayn adlı eserin yazarı “...”in ibrişimden bire lbise olduğunu söylüyor.
“....” El-Herevi namaz kılan ona yöneldiğniden onunda ona mukabil durduğnuda bu ismi almıştır diyor.
“...” Yeryüzünde yürüyüp ve sürünen herşeyin adıdır.
“...” Yani Kabe’nin ta kendisine yönelip durmak demektir.
“...” “... ve ...”nın zammesiyledir. Yakınlaştı ve uzaklaştı anlamındadırlar.
“...” Alah şerefin iarttırsın. Yüksekliğiden ve daire şeklinde olduğnudan Kabe ismi verilmiş deniliyor, bazılarıda dört köşeli olduğnudan Kabe adı verilmiştir diyorlar. Kabe’nin beşkez inşa edildiğ isöyleniyor.
El-Menasik ve Tehzib’te şu şekildedir:
1- Adem’den önce melekler.
2- İbrahim (a.s.).
3- Kureyş’liler cahiliyede inşa etmişler. Sahih hadistede belirtildiği üzre Rasulullah’da (s.a.v.) hazır bulunmuştur.
4- İbnuz Zübeyr.
5- Haccac b. Yusuf es-Sekafi son kez inşa etmiştir deniliyor.
“....” Meclislerin ön kısmıdır. Cami ve mescitlerdeki mihraplardaki ismi burdan alınmıştır.
“...” Çöl sahra demektir. Cemi “...” Cevheri “..”ye bedel olarak “...”ye “...” da denilebilir, diyorlar demiş o zaman cemi “...” olur. Misalde “...” denildiği gibi.
“...” Kıblenin bilinmemesi veya yönünün tayin dilememesi.
“...” Müçtehidin sözünü kabul etmektir. Musannifte sözün delil olmadan kabul edilişi demektir diyor. El-Keffal el-Mervezi, Telhis’in şerhinde söyleyenin sözünü nerden geldiğni bilmeden kabul etmektir diyor. Sanki onu kendisine gerdanlık takar gibi yapıyor diyor.
“...” “...”nin fethasıyladır. Cevheri, şiirin zaruretinden dolayıda cezmedilmiş olabilir diyor. Yani gücü miktarınca, durumuna haline göre onlarına geliyor.
Namazların sıfatları babı
“...” mimin fethası, kafın kesresiyle, adale kemiklerinin tamamı yani omuz demektir. Cemi “...”tir.
“....” En meşhur lügata göre “...”nın fethasıyladır. Muhkemin yazarı ve diğer bazı alimler iskanıyla (cezmiyle)’de olur demişler. Lügatçılar bu musahabe için olan bir kelimedir, yani birşeyi diğerine eklemek veya dahil etmektir. nahivcilerin yanında isimle gelirse toplantı yeri olur.”....” Tenbihtede böyle noktalama harekeleme yapılmıştır. “...” dediğniden kınanmıştır. Çünkü müennes bir kelimedir. “...” yazılması, gerekirdi deniliyor. Buna cevabende o kelamı “uzun” üzerine hamletmiştir onun için böyle getirmiştir. Çünkü buna benzer arapların kelamında koyup bileğinin üzerine hafifçe kelepçe gibi yaptı.
“...” Ezheri ve diğerleri yüzümü veya yönümü döndümmanasındadır diyorlar. İbatemile onu kastettim veya niyet ettimde olur diyorlar.
“...” Yani geçmişte hiçbir misali olmadan yeni bir şekilde yer ve göğün yapımına başladı demektir. “...” yer kelimeside “...” gök gibi yedi kat olmasına rağmen yeri müfred göğüde cem halinde zikretmiş. Çünkü “...” yerin cinsini kastettiğinden olsa gerek müfred getirdi. Göğüde şerefinden doayı cem yapmış deniilyor. Buda cumhurun üzerinde olduğu seçkin doğru mezhebin görüşünü te’yide diyor. Çünkü onlarda göğün yerden şerefli olduğu hakkında birleşmişler.
Yer, peygamberlerin karar kıldığı, yaşadığ ve defnedildiği mekan olduğnudan daha faziletlidir deniliyorsada zayıf bir görüştür.
“...” Ezheri ve diğer alimler “...” yani dosdoğru züccac ve çoğu alimlerde “...” yani meyleden demektir diyorlar. “...” parmakların aynı hizada baş parmağa doğru yönelmesidir. Burda maksad hakka meyletmektir deniliyor. Muhaliflerinin çokluğnudanda böyle söylenmiştir diyenlerde vardır.
Ebu Ubeyd: “Arapların yanında İbrahim’in (a.s.) dini üzerinde yürüyenler hanif diye intisab edilirlerdi diyor.
“...” Hanif kelimesinin beyanı ve manasının izahatıdır.
“...” Müşrik kelimesi puta, heykele tapana, yahudiye, hristiyana, ateşpereste, zındıklar ve diğre bütün kafirlere söylenen bir kelimedir.
“...” “...” ibadet edemektir. “...”te Allah’a halisane bir şekilde ibadet eden demektir. Aslı “...”den türemiştir. çekilmiş erimiş halde olan altın veya gümüş parçaçıkları veya külçeleri.
“...”te şerf ve meziyetinin yüceliği belirtilmişte olsa namazla nüsükü bir arada cemetmiştir. Buda mesela genel bir eşyi anlatırken özel bir şeyide burada anlatmakg ibidir. Kur’an ve arap kelamında meşhur olan fakat bu aksi olan şekildede gelmiştir. Allahu teala nuhtan haber verirken şöyle der:
“...............” Allah’am beni, annemi, babamı, evime mümin olarak girenleri, mümin erkekleri ve kadınları mağfiret et.” (Nuh: 71/41)
İbrahim’den (a.s.) bahsederken:
“...............” “Allah’ım beni, annemi, babamı, ve bütün müminleri mağfiret et.” (İbrahim: 14/41)
İkinci misal:
“..............” “Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ve Mikail’e “.........” düşman olanlara, Allah’ta kafirlein düşmanıdır.” (Bakara: 2/98)
“...............” “Peygamberlerden söz aldığımız zaman, senden, Nuh’tan, İbrahim’den, Musa’dan ve İsa b. Meryem’den de aldık.” (Ahzab: 33/7)
“....” Yani hayatım ve ölümüm. “..”nın fetha ve sukun (cezim) olmasıda caizdir. Çoğu görüşler “...”nin fetha olması üzerine “...” deki “..”nında sukun “cezim) olması üzerinedir. Her ikisinede masdarı mimi deniliyor.
“...” Lügatçılar “..’ın izafe için olduğnu söylüyorlar.
O halde iki manası vardır. Biri mülkiyet ifade ediyor “...”de olduğu gibi mal zeydindir. Birde istihkak için olan “...” vardır o da “...” Eğer veya semer at içindirde olduğ ugibidir.
“......” Bunun manası hakkında dört görüş vardır:
1- “...” sahip.
2- “...” efendi.
3- “...” kulların işlerini düzenleyen tertip eden.
4- “...” terbiye eden.
İlk iki mana zati sıfatlardandır. Son iki mana ise fiili sıfatlardır.
Alimler “..” lef lam “..” Rab lafzının üzerine girerse o zaman Allahu Tealaya mahsus olmuş olur. Şayet elif lam dahil olmazsa müşterek mana ifade eder (yani hem Allah hemde diğerleri kastedilebilir) diyorlar. Misalde de olduğ gibi “...” evin sahibi “...” malın sahibi “...” develerin sahibi “...” hayvanın sahibi gibi.
Bu misallerin hepsi cumhurun yanında muteberdir.
Bazıları rabbul mal (malın sahibi) ve diğer misallerden kastın ruhsuz ve cansızlara hastır demişlersede bu sünnete muhalif olan bir yanlışlıktır.
“...” “..” alem kelimesinin çoğuludur. Müfredi yoktur. Hakikatınde ihtilaf etmişlerdir. Kelamcı arkadaşlarımız ve diğreleri lügatçılardan bazıları, (dil bilimcileri) ve bazı müfessirler (tefsirciler) bütün yaratıklardır derler, bazı guruplar, melek, insan ve cinlerdir diyor, onlar ve şeytanlardır deniliyor. Cürcani tarfinide (Allah’In dışında olan herşeydir diyor).
Ebu Ubeyde ve Ferra sadece beni adem kastedilmiştir deniliyor diyorlar.
Hüseyin b. Fadl ve Ebu Muaz Nahevi’den rivayet edilene göre bazıları dünya ve içinde olan herşeydir demişler.
El,Vahidi iştikakında (türeyişinde) ihtilaf vardır diyor. “...” Allame kelimesinden türemiştir diyenlerde vardır. Çünkü her yaratık, yapıcısının (yaratıcısının) varlığına kudretinin büyüklüğüne bir edilildir. Buda bütün yaratıkları ve delil olduklarını içermektedir. “...” alem var edilmiştir cümleside bu kabildendir.
Ayet:
“.........” “Fir’avn: “Alemlerin rabbi kimdir?” dedi. O da: “inanıyorsanız o, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların rabbidir” dedi.” (Şuara: 26/24)
“..”den (ilim) türemiştir diyenlerde vardır.Buda sadece akil sahiplerine mahsustur diyenlerin görüşüdür.
“...” Yani Allah’a sığınırım.
“...” Bütün cinni olan akfirlere bir isimdir. Allah’a baş kaldırıp isyan eden şeytanın adıdır.
“...” den türemiştir. Rahmet ve hayırdan uzaklaştığından dolayı bu isim verilmiş.
“...”den türemiştir diyende vardır. Alevlenip helak oldu demektir.
“...” Kovulan, uzaklaştırılan ve parlak yıldız ateşiyle uzaklaştırılan demektir.
“...” O sim ivardır. El-Muhezzeb şerhinde delilleriyle açıkladım: Hamd suresi, Fatihatul kitap, Ummul Kitap, Ummul Kur’an, Seb’ul Mesani, Salat, el-Vafiyetu bil vefa, el-Kafiye, eş-Şafiye, eş-Şifa ve el-Esas’tır. (Fatiha’nın bütün isimleridir bunlar).
“...” vav harfinin kesre ve meddiyle gelir. Yani şeyle peşpeşe gelir.
“...” Duanın kabul olması için konulan bir isimdir. Sonu sukun (cezimli) olur. Çünkü bir ses misalidir. Kelam içinde harekelendiğnide “..” “...” ve “..”de olduğu gibi fethayla harekelenir. Med ve kasr olmak üzere meşhur iki lügatı vardır. Med, daha meşhur ve fasihtir, beni Amr’ın lügatıdır.
Cumhur (mim) harfini şeddelenmesi caiz değildir demişler. Vahidi’nin medle beraber şeddelide okuduğu rivayet edilir. Kadı İyad ve bazılarıda aynı, görüşü savunmuşlardır ama garip ve bakılmayacak kadar zayıf birg örüştür. Şedde manayı değiştiriyor o zaman manası kastedenler olur.
El-Vahidi, Hamza el-Kesai’den medv e imaleyle olduğun nakletmiştir.
Manasına Allah’ım kabul et demektir dediler. Bunu yap diyenler, ricamız zayi olmaz diyenler ve daha başka şeylerde söylenmiştir deniliyor.
“...” “...” de demişlerdir.
“....” Hemzeyle ve hemzesiz her iki haldede gelebilir.
“...” Memleketin suru demek ama hemzesizdir. Yüksekliğinden sur denilmiştir.” ...” hemzelidir. “...” hemzeli gelmiştir ama yazılmamıştır. Biraz önce geçen iki misale benzetilmiştir.
“...” Hucurat, Kaf, Sad ve Casiye surelerindendir deniliyor. Sureler arasındaki fasılaların çokluğnudan böyle isimlendirilmiştir diyenlerde var içindeki nesh olan ayetlerina zılğından isimlendirilmiştir diyenlerv ardır.
“...” iki (ya) peşpeşe gelmiştir. Aynen müennesin tesniyesi böyle gleir.
“...” “..” harfinin sukunuyladır ama fethasıyla caizdir. Lügatçılar (kadr) meblıağ veya paha anlamındadır demişler.
“...” Aslına huşu, boyun eğmedir demişler.
“...” Hemzesizdir. Karşılıklı uzaklaşmadır.
“...” Tenzih etmektir. “...” Allah’ı eksikv e hadis olan sıfatlardan tenzih etmek demektir. Mansup bir isim olup masdar konumunda gelmiştir. Fiil mahzuf olup takdit edilmiştir. “...” Lügatçılar ve nahivciler şu kelide de denilir demişler:
“....” genellikle “...” şeklinde, izafet hali dışında kullanılmaz demişleri.izafeyle “..” gibi. Mefulun bihiye muzaftır. Yani “...” Allah tesbih edildi. “...” Tenzih edilen demektir. İzafe olmadanda gelebilir. Umeyye b. Saltın şiirinde geldi gibi “...” yani onu tenzih ediriz. Zaruretten dolayı şiirde sarftan menedilmemiştir.
“...” “....” zetil olmak boyun eğmek gözleri yere doğru dikmek, sesi kısmak ve azaları sakin hale getirmektir.
“...” Yani onunla kalktı ve taşıdı. Manası, bütün cismi demektir. Bu şu sözlerden sonra getirilmiştir: Tekit içindir. “..” Bu aynen hastan sonra ammı zikretmek babındandır. Biraz önce izahı yapılmıştı.
“...” Yani Allah kendisine hamdedinin hamdine kabul etti ve sevap yazdı onunla.
“...” “..” nasbla ref’le caizdir. Ama nasbe daha meşhurdur. ibni Haleveyh bu görüşün sahibidir. Bu meselede bir tasnif yapmıştır. Takdiri hamd şayet cisim olsaydı yerle gök arasını doldururdu demektir.
“...” Tenbihte böyle geçmiştir. Çoğu fıkıh kitaplarında da böyle geçmiştir. Ama mana bakımından sahihtir. Lakin sahih müslimde Rasululah’dan (s.a.v.) ğgelen habere göre “....” (elif ve ava)’ın ziyadesiyle söylenmiştir. Manası kulun biz sana kuluz demesi şanına daha layıktır demektir.
“....”nın takdiri “....” yani senin vereceğine kimse engel olamaz. Ama her ikisine itiraz edilmiştir. (Bu şekilde gelmesine). Bu itirazların emsali Kur’an ve diğer yerlerde mevcuttur. Hadislerde sabit ve itimat edilen bu görüştür. Bu meseleyi “tehzib”te genişçe açıklamışım. Geniş bilgi için müracat edilebilir.
“...” nida üzerine mansuptur. medh veya ihtisas üzerine mansup olamsı daha evladır deniliyor. Takdiren ref halide caizdir deniliyor. sen sena ehlisin (övgü)’nin meşhuru naspladır. sena övgü ve mecd ise büyüklük azamet anlamındadır.
“...” Cedd’te sahih ve meşhur olan cimi fethayla okumaktır. Pay ve zenginlik anlamına ve azabından korunmak için birf ayda vermez, lakin azabından koruyan ve fayda veren ancak ameli salihtir.
Az birg urp cimin kesresiyle rivayet etmiştir. O da kaçış için süratlenmek demektir. Yani onun senden kaçışı fayda vermez demektir.
“...” “..”nın fethasıyladır, düşmek anlamındadır.
“....” Yukarıdan aşağıya düşüş.
“...” Çıktığ ızaman.
“...” Yürümede acele etmektir. ama murat ilkidir. Ayet Hacc: 31. “....” “....” Necm: 1.
“...” Ezeri aslının meyletmek ve tatmin olmak olduğnu diyor.
Bazıları zelil olmak önünde sefil bir şekilde boyun eğmek anlamındadır diyor. Namazda secde etmenin sucud olarak isimlendirilmesi boyun eğmenin en güzel biçimi ve zirvesi olduğnudandır.
“...” “..”nın zammesiyle yani karnını kaldırıyor demektir.
“....” Yani göz ve duyma yerleni yaptı.
“....” Yani yüceltti ve bereketlendirdi. “...” yüceltme ve çoğalmayı Ezheri Sa’leb’ten nakletmiştir.
İbnul Enbari’de kulun teberrükü, tevhid ve Allah’ın ismini zikretmesiyledir diyor.
İbni Faris’te Hayrın onda olduğ sabit oldu, kesinleşti. Şereflendi ve yücelti diyende olmuştur. Halil Tazimi haketti diyende oldu diyor.”...” Suretlerini, varlıklarını eng üzel biçimde yaptı demektir. Allah’ın sıfatı dışında bir sıfat elif lam gelmesi cazi değlidir.
“...” Sadec “...”nın fethasıyla “..”nın zammesiyle meşhurdir diğre türlü olmaz. Meşarikil envar ve matiliha adlı eserin sahibi “..” nın kesresiyle harekelemiştir.
Ebu Hafs b. Mekki avam dilinde bunu zikretmiştir. “..”yı kesre yapmışlar ama zammesi daha isabetli olur demiş.
“...” (vav)’ın fethasıyla, (rnın) kesresiyle müennes bir kelimedir. Bu vezin üzerinde caiz olduğu, ikincisin sukun birincisininde fetha ve kesreylede olduğ belirtilmişti. Teverrük oturağı üzerine oturmaktır.
“...” Fanın fethasıyla (...)’nın kesresiyledir. “..”nın sukunu fanında fetha ve kesrasıda caizdir. fa ve ‘ha’nın kesrasıda caizdir.
Fili ve isimlerde dört şekli üç harf üzerine birincis fetha ikincis ikesra olma durumuyla cazidir. İki veya üçüncü harfi halaka (boğaz) harflerinden olması gerekir.
Halaka harfleri altı tanedir. “......... ve hemzedir.
“...” “..”nın kesresiyle şehadet parmağı anlamına gelir. Bununla isimlendirilmesi, tevhide bununla işaret edildiğindendir. Onunla tesbip ve tenzih yapıldığından şehadet parmağı denilmiştir. Bu parmakla münakaşa ve benzeri şeylerde sövülene doğru işaret ediliyordu.
“...” Tahiyyatın “..” cemidir. Mülk, devamlı kalma, azamet, emin olma yani bütün afetlerden emin olma, ve kısaca bütün eksik yönlerden emin olmak anlamlarındadır deniliyor.
İbni Kuteybe “..” cem olarak gelmesi, her kıralın kendine has ta’zimi olduğundandır.
Bize “..” deyin denildi. Yani mülkiyete delalet eden lafızlar ancak Allah müstehaktır demek oluyor.
“....” Yani sabit ve gelişen şeyler.
“....” İbni Munzir ve diğer arkadaşlarımız beş vakit namazdır demişler. Bütün namazlar olduğunu, rahmet olduğunu bilmece olduğunu diyenlerde olmuştur. Ezheri ibadetlerdir demiş.
“....” Çoğ umanasına “...” iyi kelimeler yani Allah’ı zikretme ve hoşuna giden şeyleri yapmaktır. Salih ameller diyen olmuş. Takdiri vavla gelmiştir. “....
Bir rivayetin dışında sahih hadislerde de (vav)’la gelmiştir. Ama bu rivayette tahfif olsun diye hazfedilmiştir. Aynen şu yemin misalinde olduğ ugibi “...” vav hazfedilmiştir.
“...” Bazı fıkıh kitaplarında tenbih kitabında ve bazı hadis rivayetlerinde böyle görülmüştür.
Hadis rivayetlerinde ve Şafii’nin kelamında en meşhur şekilde şöyledir. “....” hakeza her ikisinde de elif lamladır. İttifakla ikiside caizdir. Lakin elif lam’la ittifakla en faziletliside budur. Ezheribunda iki görüş vardır diyor: Selamismi yani Allah’ın ismi üzerine olsun ikincisinin manası Allah4In selamı (güvenliği) ve teslimiyeti üzerine olsun demektir. Allah’ın birisinin üzerinde selamının olması afetlerden korunması demektir.
“...” “...”in çoğuludur. Üstad Ebu Kasım el-Kuşeyri’den şöyle rivayet ettik:
“Ebu Ali ed-Dehhak’tan şöyle duydum:
“Kulluktan daha şerefli birşey yoktur. mümine kulluk sıfatından daha üstün bir isimde yoktur.”
Bunun için miraç gecesi Allahu Teala elçisi Muhammed’e (s.a.v.):
“.............” Bütün noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah, mescidi aksaya kulunu gece yürttü.” (İsra: 17/1)
demiştir.
Bu vakitler Rasulullah’ın (s.a.v.) dünyada en şerefli vakitleriydi.
Bir ayette aynı şekilde:
“...........” Allah onu kulan vahyetti.” (Necm: 53/10)
“...” abidin cemi “....” ibad “....” abid ...” abud “....” eabid ve “....” mabudatır. ve “...” mabede mim ve ba’nın fethasıyladır.
“...” Ubud ayn ve ba4nın zammesiyledir.
“...” Ubuddan veya ibuddan şeklindedir.
“... İbidda med ve kasrla yazılır.
“...” Es-salihun salihinc emidir. El-Metaliin sahibi Ebu İshak ez-Züccac şöyle der:
“Es,Salih Allah’ın ve kulların üzerinde olan haklarını ifade depi yerine getirmektir.”
Şehadet, Rasul, Peygambere yapılan salat, isim, türeyişi ve hilafı, el-ali’dek idelillerde açıklaması daha önce yapılmıştı.
“...” İbrahim, İbraham, İbrahim, haile mim arasında ya harfi yoktur. Ha harfinin fetha, zamme,ve kesresiyle beş lügatı vardır. Kamusta ibrahum, ibrahem şeklinde de almış. Cemi ebarihu ve berahimedir.
El-Maverdi şöyle der: “Manası Süryanicedir. Şefkati baba demektir. el-Cevaliki ve diğerleri şöyle diyorlar:
“Muhammed, Salih, Şuayb ve Ademi simleri dışında bütün Peygamberlerin isimleri acemcedir diyorlar.” İbni Kuteybe’de acemce olan isimlerde elif hafi hazfedilir diyor. İbrahim, İsmail, İshak ve İsrail gibi isimler. Dile ağır geldiğinden elif harfide sarf kısmı terkedildiği gibi hazfedilir. Süleyman ve Harun isimleride bunlarg ibidir.
Ama fazla revaçta olmayan ve kullanılmayan isimlerde elif hazfedilmez. Harut, Marut, Karun, Talut ve Calut gibi isimlerde olduğu gibi.
Davut’ta meşhur simlerden olduğ uhalde elifi hazfedilmemiştir. Çünkü vav harflerinden ibri hazfedilmiştir. Şayet eilif hazfetmeye kalkışırsan kelimeyi aslından soyutlayıp bozarsın.
Fakat, Salih, Malik ve Halid gibi fal vezninde olan isimlerde yazılışıda hazfedilişde, çokça kullanılması şartıyla caizdir.
Şayet, Salim, Hamid, Cabir ve Hatim gibi az kullanılan isimler olursa hazfedilmesi caiz değildir. Kullanılışı çok olup üzerine elif lam dahil olan isimlerde eli flam beraber hem hazfedilebilir hemde yazılabilir.
El-Hars haris yazılır harb ismiyle benzer yönleri olduğnudan ha diye çekilmesi gerekir.
İmran’da ahfze gitmesi caiz değildir ama Osman, Süfyan isimlerinde çokça kullanılması şartıyla hazfede gidebilir yazıladabilir, bir mahsuru yoktur.
“...” İnneke hamidun mecid: Tefsircibr lügatçılar, mana alimler ve garip kavramlar alimleri el-Hamid veya el-Mahmud yaptığı işleri övülen kişi el,Mecid el-Macid övülen, sıfat, cömert ve şereflilikte kemale erenler demektir diyorlar.
Mecude er-Reculu ve mecede zamme ve fethayla yemcudu iki zammeyle mecden ve mecadetende denilir diyorlar.
“...” El-Yesar el-Yisar yanın fetha ve kesresiyledir ama cumhurun yanında fetha daha fasihtir. İbni Düreyd hilafını söylemiştir.
“...” İlla en yuridel ta’limun hadirine fe yecher yecherdeki ranın zammesyil fe huve yecher yada o zaman yecheru olur. Ancak hazırda olanların öğrenmesini isterse aşikare okuyabilir.
“...” El-Kenut kaede, yak’udu gbi kanet, yekmutu’nun mastarıdır. Lügatta iki manası vardır. Birincisi duadır. Bundan dolayı dua kunut adiye isimlendirilmiştir. Hayr ve şerrin her ikisi içinde dua edenilir. Mesela kenete lehu ona dua etti, anlamındadır. Kenet aleyhi ona beddua etti anlamındadır. Yine konut namazda kıyam anlamınada gelir.
“... “la yezillu men valeyte. Ya’nın fethası zalın kesresiyledir.
Hadiste sabit olan (fe inneke takdi vela yukda aleyker ve innehu la yezillu men valeyte tebarekte rebbena ve tealeyte) fa, vav ve rebbanınn ziyadesiyledir. Bilinip uygulanması gerekir. Manası seni dost edine zeli olmaz.
Babu furudus salat ve süneniha
Namazın farz ve sünnetlerinin babı
“..” et-Tume’nine mimden sonra hemzeyle gelri. Tahfif için elife kalbetmek emsallerinde olduğ fibi caizdir. İtmaenne fiili onun gibi hemzeyledir.
El-Cevheri mime bedel olarak ba ile itbaennede denilir diyor. Et-Tume’nneni akelliyyeti harekesinin cezmiyledir.
“...” el-Celesat lam’ın fethasıyladır. Oturumlar demektir.
“...” ve iftirasu fi sairil celesat, vetteverruk fi ahiris salat.” Bu kelamın aksinin söylenmesi gerekirdi. Yani vet tevereku fi ahirissalat,v el ittiraşu fi sairil celesat. şeklinde bu da kelamın bir yönüdür. Manası diğer celselerde yayılmakv e namazın sonunda kalçasının üzerine oturak demektir.
“...” Yetetavelul faslu: Aradaki fazla örfende biliniyor. Geçmiş o namazın miktarına veya bir rekat miktarınca fasıl verilir deniliyor.
“...” Salatut tatavvu tatavvu nafile vesaire isimlerin açıklanması teyemmüm kısmında geçmişti.
“...” Şuriz lehu el-Cemae cemaat onun için meşru oldu.
“...”
El-Vitr vetr vavın fetha vekesresiyledir.
“...” el-Muvazebe devam etmek demektir. Vazebe, muvazebeten, vezebe ve vuzuben yani devam etti.
“...” El-Muavizetan vavın kesresiyledir. Felek ve nas suresidir.
“...” Yekumu remedan maksat teravih namazını kılmaktır. kıyam lafzının kullanılması mene kame remedane imanen ve ihtisaben gufire lehu ma tekeddeme min zenbihi.
Gerçekten iman ederek ve ramazanda orcunu tutup namazlarını kılanların geçmişg ünahları afedilir.
“...” et-Teheccüd gece kılınan tatavvu namazıdır. Aslı uykudan sonra kılanan nmazdemektir. Hecede, yehcudu gece uyumak demektir.
“...” El-Araf cnenetle cehennem arasındaki surdur. İbni Kuteybe yüksekliğniden ötürü bu ismi almıştır. Arapların yanında her yüksek şeylere arap denilir diyor.
“...” Azamussucud secdeyi tekid eden unsurdur.
“...” Ve in keşefe avretehu musannifni şeyhin nüshasından böyle harekeledik diyor. Çoğu nüshalarda veya nüshalırn çoğunda inkeşefet geçiyor ama birinci hail daha itimatlıdır. Avret igöründüğünde.
“...” Secde ve ruku gibi olan namazın farzları. (Velev tereke farden minfurudiha).
“...” El-Ahbesani sadik ve büyük abdest her ikisinin akabinde de gaz yellenme gelir.
“...” (et-Tevekani) Kalbin bir şeye bağlılığı veya birşeye olan özlem demektir.
“...” (el-Busak) el-Buzak veya sinle el-Busuk sadla baseke, bezeke, sinle beseka, şeklinde üç lügatı vardır. Sin ile olannı aslı arapçadır. Tükürük demektir.
“...” El-Hatv e ha’nın fethasıyla bir kez anlamında. Zammesiyle iki ayak arasında olan mesafeye konulan bir isimdir yani adım demektir. Mutlak olarak iki lügatı vardırda deniliyor.
“...” Es-Sehv gaflet demektir.
“...” (Kide rumh) Kafın kesresiyleya’nın cezmiyledir. Yani mızrak miktarınca demektir.
Kyde, kade, kiyse ve kase hepsi aynı manadadır deniliyor. (Ve kiyle hiye ferduna ell kiaye in ittefeke ehlu beledin ala terkiha kutiluu).
Musannifni nüshasından ittefake, şeklinde harekeledik diyor müellif.
Çoğu nüshalarda (fen ittefeak) fayla gelmiştir. Ama birinci hali daha evladır. Çünkü (el-Cemaate ferdu kifayete kutilu) lesek ve (ve in kulna sünneten lem yukatele ala es-sahih). Farzı kifaye cemaati öldürüldüler demek olur sünnet desek gerçekte öldürülmemiş gibi olur. Fa hazf edildiğinde savaş , maksadımız olan farzı kifaye, sözümüze has olunurki maksata budur.
“...” (el-Civar, cuvarı) cim’in kesre ve zammesiyledir. Etraf anlamındadır.
“....” (el-Vehel) meşhur olan ha’nın fethasıyladır.
Cevheri ve diğerleri az olan bir görüşe göre cezmide vardır demişler. El-Vahl şeklinde. Cevheri kötü anlamındadır demiş.
“...” Ed-Deya lat harfinin fethasıyla helak anlamındadır. vezni dae yediu, deyaten, daye ve deyaen şeklindedir.
“...” “Ahessel imamu bidahilin.” Bu (ahesse) için fasih bir lügattır. Kur’an’da da bu şekilde nazil olmuştur. Hasse’nin çok az kişilerin görüşü loduğuda söyleniyor.
“...” Fe inzade vahidun fil fıkhi evil kıraati. Musennefin nüshasında izaptı (harekeleme) böyledir. Bazı nüshalarda evil kıraate bazılarında da vel kıraate eşeklinde geçmiş ama evla olanı evil kıraatedir.
“...” Kuddime eşre fuhuma. Yani neseb konusunda şerefli olarak takdim edilmiştir.
Haşimi ve muttalibin neslinden gelenler diğer neseplere Kureyş’in nesepleri diğer arapların üzerine v earapların diğer nesepleride acemlerin üzerine şeref bakımından takdim edilir.
“...” Esennuhuma. Esennuhumadan maksat müslüman olma şartıyla en yaşlılalır diğerlerine tercih edilir ama yaşlılığında müslüman olan gençliğidemüslüman olanın üzerine takdim edilmez.
“...” (Evreuhuma) Evreaden maksat şehadetinin kabul edilmesi için istenilen mücerred bir adalet değil ancak seyru süluku ve fıkıh bilgisi iyi olan birinin diğerlerine tercih edilmesi demektir.
“...” “Ve sahibul beyti ehekku min gayrihi.” Müfred olunan ev sahibinin diğerlerinden daha evla veya hak sahibi olduğudur.
“....” Ehekkunnasi bissalati alel meyyiti “....” ebuhu ve bi inkahiha ebuha ve sare el-mütehacceru ehekke bihi ve fulanun ehekku bi keza ve eşbahihi.” Murad olunan bunlardan hiçbirinin babasından daha fazla hak sahibi olmamalarıdır. El-Ezheri ehekku kelimesinin arap lügatında iki manası vardır diyor:
1- Hakkı ihtiva etmek veya hakka haiz olmak. Falan adam bu malın üzerinde başkalarından hakka fazla tasarruf hakkına sahiptir gibi.
2- Başka birinin mal ve saire üzerinde tasarruf hakkı olmakla beraber kişinin bu gibi durumlarda tercih hakkına sahip olması demektir. Mesela falanca adamın filanca adamdan durumu daha iyidir gibi.
Ezher ibu mana Rasululah’ın (s.a.v.) şu sözünün bir benzeridir:
“Dul kadın evlenip evlenmeme hususunda velisinden daha fazla karar hakkına sahiptir.”
Yani dul kadının izni olmaksızın velisi onu evlendiremez. Zira velinin hakkı yok sayılmamıştır. Çünkü veli onun akdini gerçekleştiren ve onu himaye edendir.
“...” (Ezzina) kelimenin başındaki elif lam okunada bilir okunmayada bilir (maksure ve memdudedir). Kur’an maksure kaidesine gör einmiştir, yani başındaki elif lam oknumaz kaidesine göre nazil olmuştur.
“...” “El-ummiyu” Aslı okuma yazmayı bilmeyen demektir. Ama burdaki maksat fatiha suresini tam manasıyla ezberlemeyen demektir. Ezberi’ninde veya okumasında bir harfte noksan olsa ona ummi denilir. Bununla isimlendirilmesi annesinden doğduğu hal üzere kalmasından ötürüdür. Allahu Teala bu söylediğimize şöyle bir açıklık getirmiştir.
“Sizi annelerinizin karnından çıkarttığında birşey bilmiyordunuz.” (Nahl: 17/78)
“...” “El-Eratt” Ta harfinin şeddesiyle yeri olmadığı halde harfleri birbirine girdirip idgam yapmaktır. Ra harfini peltek sa harfine kalbetmektir diyende olmuştur.
“....” “El-Elseğ” Rayg aynla, sinide peltek se harfine kalbedip dönüştürdüğü gibi harfleri birbirine kalbetmek demektir.
“...” Vakef el-İmamu fi vustihim.” Sin harfinin cezmiyledir.
Cevheri vust kelimesi zarfı mekan olduğnudan cezimli olması gerekir, Vaset ed-Dari deki gibi Vaset kelimesi isim olduğundan fethayla gelmesi lazımdır diyor. Arada fasıla olması gerekli olan her yerde vust kelimesinin cezimle gelmesi gerekli olmadığı yerdede vasete kelimesi fethayla gelmesi gerekir ve belki cezimlide gelir fakat bu görüş pek azdır der.
El-Ezheri: Misaldeki gibi, vastussaf, (sınıfın ortası) vustul kilade (gerdanlığın ortası) ve vustul misbah (tesbihin ortası cümlelerinde olduğu gibi birbirinden ayırdedilmesi için ara veya fasıla konulması gereken durumlar varsa (vasat) kelimesi cezimle gelir ama kapalı birbirinden ayırdedilmeyen veya muğlak olan şu kelimelerdeki gibi vust kelimesv asete şeklinde fethayla gelmesi gerekir, (ev, sahave alan) olduğ ugibi diyor.
Fethayla gelmesi gerektiği yerde vust kelimesinin cezimle gelmesine cevaz verdiler ama cezimle gelmesi gereken yerde fethayla gelmesinecevaz vermediler diyor Ezheri.
“....” “el-Furce veya ferce” Fa harfinin fetha ve zammesiyle iki şey arasındaki boşluk veya yarık demektir. Ferc şeklinde de gelebilir.
Ayet:
“Vema leha min furuc” onda bir çatlaklık veya yarık yoktur.” (Kaf: 50/6)
Ferc kelimesinin çoğuludur.
Furce kelimesi üç şekilde de gelir diyen el-Muhlecm adlı eserin sahibi ve diğerlerinin görüşü, fetha ve zammeyle gelmesi Ezheri v ediğer bazılarının görüşü sadece zammeyle gelir diyende Cevheri ve bazı alimlerdir.
El-Furce’nin burdaki anlamı, kargaşa gürültü vesaireden kurtulup rahat etmek demektir. Ezheri burada fa harfinin fetha ve zamme ve kesrayla gelmesini üç şekilde de uygun görmüştür.
“Vekad ferece lehu fissaffi vel halketi.” misalinde olduğu gibi ferece kelimesindeki fa harfinin tahfifiyle (üstünle) getirmiş, yefrucu kelimesindeki ra harfinidi zammeyle getirmiştir.
“....” El-Cezbu vel cebzu şeklinde iki lügatla gelir manalır aynıdır. Bir şeyi kendine doğru çekmek demektir. Cezebe, cebeze ve ictezebe vezinleri üzerinede gelebilir deniliyor.
“...” Ennisve nun harfinin kesrar ve zammesiyle gelir ama kesreyle gelmesi daha evladır.
En-Nisa, en-Nisvan kelimelerinin müfredi olmadğı gibi en-Nisve’ninde müfredi yoktur. Küçültme ismi (ismi tasğiri) nuseyyeh vezninde gelir.
Cevheri nuseyyat vezninde de gelir diyende vardır ama bu cemin ceminin küçültme ismidir yani çoğulun çoğulunun ismi tasğiri diyor.
“...” “El-İma” hamze harfiyledir, işaret anlamındadır. Vezinleri evmee, yemiu, imaen, fehuve mumiun şeklinde hepside hemze harfiyle gelir.
“Ve in kane bihi ve.” “....”
“Cem fe kile lehu in salleyte mustelkiyen.” Aslında böyledir bazı nüshalarda (veceul ayn) şeklinde gelmiş ama mana kapsamlı veya genel olduğnudan (ayn) kelimesinin hazfedilmesi daha evladır. Manası şayet gözünde vya başka yerlerinde aşırı bir ağrı varsa sırt üzeri uzanarak namaz kıl denilir o şahsa demektir.
“...” “Es-Sefer” çoğulu esfardır. Mesafe katetmek demektir. Erkeklerin tabiatını veya ahlakını keşfettiğinden bu isim verilmiştir.
“...” Kaseressalata ve kassereha.” Sad harfi tahfif ve şeddeyle gelmiştir ama Kur’an’da ki kasr kelimesi tahfifle inmiştir.
El-Kasr vet taksir dört rekatla namazlır iki rekat kılmak demektir.
“...” “el-Mil” mimin kesresiyle belirli bir mesafenin ismidir.
El-Ezheri mil arapların yanında gözün ta sonunu görmeyecek kadar uzun bir mesafedir diyor. Burda el-Mil ise 6000 ziradır. Her zirata ihtilaflı olarak 24 parmak kadar olan measfedir. El-İsba (parmak)’ta mutedil ve mu’teriz olarak 6 arpacık boyudur. Kısacası 6000 zira, her zira yarım metre olduğuna göre 6000/2= 3 km.’lik bir mesafedir.
“...” “Bil haşimiyy” Haşim b. abdimenaf b. Kusayy soyundan olan demektir.
“...” “El-Hiyam” El-Vahidi’den naklediliğine göre ha harfinin kesresiyle Haym kelimesinin çoğuludur. Ha’nın fetha ve cezmiyle, kelb kilab vezninde olduğugibidir. Müfredi el-Haym’dir. Temr ve temre veznindeki gibidir. Lügatçılar (dilbilimcileri) Hayme çardak elbisa, yün tüy ve kıldan olmaz bilakis dört direkten ve tavanı çalı çırpıdan yapılan çardak anlamındadır diyorlar.
Yün, kıl ve tüyden yapılana hiba çadır denilir diyorlar. Mecaz anlamında kullanılmakla beraber musannifin maksadıda bu çadırdır.
“...” El-Mahzur haram.
“...” El-Kesretu” kefin fethasıyladır kesreylede gelebilir. Fakat zayıf bir görüştür çoğunluk demektir.
“....” “iltihamul kital” Ezeri birbirlerinin etlerini kesmeleri demektir. El-Melheme ise el-maktele yani karşılıklı yapılan savaşın son derece şiddetli halidir.
“...” “Ricalen ev rukbanen” Er-Rical, racil kelimesinin çoğuludur. Manası ayakta dikilip dursun veya yürüsün, iki ayak üzerinde yürüyen demektir.
Benzer misali sahibv e sihabta olduğ ugibi.
“...” “Reev sevaden.” Ezheri kendi tefsirinde esvad şahıs, çoğulu esvide ve sevadul asker ise askerde olan alet vesairedir diyor.
“...” “El-Hendek” aslı Farsça’dır fakat arapçalaşmış bir kelimedir. Çok eski zamandan beri araplar kullanıyorlar. Çoğulu Henadik’tir.
“....” “el-ibrişim ve el-Ebreysim” Hemzenin fetha ve kesresiyledir, iki haldede ra harfi fethayladır. İbni’s-Sikkit ve Cevheri hemze ve ra’nın kesresiyle üç lügat şekli vardırv e arpaçalaşmış birkelimedir diyorlar. Bilinen ibrişim anlamındadır.
“...” El-Mumevehu.” Bir şeyi gümüş, altın ve saire suyu ile cilalamak sıvamak.
“...” “Sadie.” Yasdeu sad’en hemzeyledir fakat maksurdur (hemzesiz okunmaz). Böyle harekelenir, lakin hata yapıp hemzeli değildir diyenlere rastladım.
“...” “Ed-Diybac” dal harfinin kesre ve fethasıyladır, acemce bir kelimedir arapçalaşmıştır. Çoğulu, deyabiyc ve debabiyc’tir. Halis ipek demektir.
“....” “Layekumu gayruhu mekamehu.”
“Mim harfinin fethasıyladır. Dilbilimcileri (lügatçılar) Kameşşey’u mekame gayrihide mim fethayla ve ekemtuhu mukame gayrihide de zammeyle gelir diyorlar. Manası başka birşey onun yerine geçmez demektir.
“...” “Faceethul harbu.” Hemze harfiyle savaşla karşılaştı veya savaşa girdi.
“...” Meşhur olan görüşe göre (el-Harb) kelimesi müennestir.
Allahu Teala bu ayetinde şöyle diyor:
“.....” “Hetta fedeelharbu evzareha.” “Savaş sakinleşince veya sonuna erince.” (Muhammed: 47/4)
Evzareha’daki ha harfi müenneslik alametidir.
El-Cevheri müberrid’ten naklen harb kelimesi müzekkerde olabilir diyor.
“...” Ha harfinin kesresiyle uyuzluk anlamına gelir.
“...” “el-Cumuatu”. El-Ferra vel vahidi mim harfinin fetha, zamme ve cezmiyle gelir demişler. “Mim’in zammesiyle Hicaz, cezmiyle akiyl ve fethasıyla beni temim lügatlarına göredir).
İnsanlar bu günde toplandıklarından cuma adı verilmiştir diyorlar.
Cahiliyyede Cuma gününe el-Arube deniliyordu. Çoğlu cumuat ve cume vezninde gelir.
“....” “La yusmiunnidau.” Ya harfinin zammesiyle ve en-Nida’nın uzatma (med) ve nun harfinin kesre ve zammesiyle ses anlamındadır.
“..” Erbeine nefsen.” Kırk adam demektir.
“...” “La yez’enun.” Ayn harfinin fethasıyladır. Zaene yez’enu vezninden yürümek yolculuk etmek anlamındadır. Ve ez’antuhu onu yürüttüm sefere çıkarttım veya gönderdim demektir. Kelimenin masdarı aynın fetha ve cezmiyle zaanu ve zanundur.
“...” “Min avelissalati ila entu keme el-Cumuatu.” Musannifve çoğu nüshalarda böyle harekelendiğin gördük. Yani namazın başlangıcından cuma kılanana kadar. Bazı nüshalarda da min evelil hutbeti ila entukame el-Cumuatu, manası (hurbenin başlangıcından cumanın sonun kadar) şeklinde cümle gelmiştir. Bu cümle apaçık hutbenin şartlarından oduğ ubilindiğiden, bazı görüşlere göre daha isabetlidir deniliyor. Asıl evla olan ise ilk cümledir, zira birinci cümlesinin manası namazın başlangıcından imamın selamv erişine kadardır. Zaten musannif, hutbenin cumanın şartalrından sayıldığını şu sözünde belirtmiştir. “vel adedullezi yenakidu bihi el-Cumuatu/ manası cumanın tamamlanması (sahih olması) için gerekli olan şartlar demektir.
Eğer müellif biraz önceki cümyeli tekrar zikretseydi faydasız ve boş olacaktı.
“...” “El,İnfidad.” ayrılmak, ayrılıpg itmek anlamındadır.
“...” “El,Hutbetu” ha harfinin zammesiyle tebliğ, vaazv e nasiha içeren sözlerdir. Vezni hatebe yahtubu zammeyle hitabeten ha harfinin kesresiyledir.
Hitbetul mer’et işeklinde olursa ki kesreyledir o zaman kadınla evlenmeyi istemek anlamında olur.
“...” Vemin şerti sıhhatiha et teharetu ves sitareh.” Sin harfinin kesrasıyla elbise hicap anlamındadır. Takdir olunan cümlesi (libsus sitareh)’dir. Elbise v esaireyle örtünmektir,f akat muzaaf kelimesi hazfedilmiştir. Şayet es-Sitr deseydi daha açık ve kısa olurdu ama sizde böyle bilin diyor. Müellif bazılarnın sin harfini fethayla (es-Setare) şeklinde yazdığına rastladım ama tutulur bir yönü yoktur apaçık bir hatadır diyor.
“...” “en yahmedellah.” Mim ve ya harfinin fethasıyla Allah’a hamdetmek manasınadır.
“..” “Tekvallahi teala.” Emirlerini yapmak nehiylerindende kaçınmak demektir.
“....” Ve ferduha en yahmedellahe te.
“....” Ala veyuselliye alen nebiyyi salllah aleyhi vesellem ve yusiye bi takvallahi teala fihima.” Bunlar şu üç emrin yapılmasına yöneliktir. Hamdetme, vasiyet etme ve takva. Yani iki hutbede olan farziyyet. Hamdele salvele çekmek Allah’ın emir ve yasaklarını tavsiye etmekten ibarettir demek istiyor.
“...” “El-Minber” mim harfinin kesresiyle ennebr kelimesinden türemiştir. Yükseklik anlamınadır.
“...” “El-Kavs” Müennesv e müzekker gelebilri ama müennesliğ idaha meşhurdur.
Cevheri: Bu kelimeyi müennes yapmak isteyen ismi tasgirini (küçültme ismi) Kuveyseh, müzekker yapmak isteyen kiyasun şeklinde demesi gerekir diyor. Yay manasınadır.
“...” “El-Asa” Maksurdur yani sonundaki harf asah şeklinde denilmez.
İbnus Sikkit el-Ferra’nın bu kelimenin ilk duyulan telaffuzunun asatiy şeklindedir dediğini ve başkasınında bu kelimenin ilk ve son duyulan telaffuzunun asatiy şeklindedir dedğini söylüyor. Kınıyorsun ama belki mazareti vradır onun diyor tahkikçi, evla olanıda mazarettir diye telkin ediyor.
“...” “er-Revah” Gece veya gündüz gitmek anlamındadır. Ezher irahe ilel mescidi (mescide gitti) deniliyor ve bazılarıda revah kelimesinin sadece gece gitmek için kullanıldığnı zannediyorlar, halbuki böyle birşey yoktur zira arplar er-Revah ve el-⁄uduvu kelimeler iherhangi bir vakitet gitmek anlamında kullanılır diyor.
“Erahe fi evvelin nahari ve ahirehu.” Yani gece ve gündüz yürüdü anlamınadır. Terevveha ve ğeda aynı manadadır. Bütün bu sözler asrının dil bilimcilerinin imamının söyledikleridir.
“...” “Ve efdelehu el-Beyadu.” Takdir olunan renklerinin en efdali beyazdır. (Efdalu elvaniha elbeyadu). Şayet el-Biydu denilseydi daha iyi ve kısa olurdu.
“...” “Ez-Zinetu” Kendisiyle süslenilen şeydir.
“...” “V yubekkiru.” Ya’nın zammesiyle ba’nın fethasıyla ve kef harfinin şeddeli kesresiyledir. Ve yebkuru şeklinde de caizdir. Bekken ve beker şeklinde şeddeli ve şeddesizde gelebilir deniliyor.
Ezheri hadiste şöyle rivyaet edilmiştir diyor:
“Men gassele veğtesele ve bekkere vebtekere.”
“...” “Es-Sekineh” Sukunet ve mutmainlik demektir.
“...” “El-Vekar.” Vav harfinin fethasıyla vakarlı ve ağırbaşlı olmak anlamınadır. Vezni vekere, yekiru, vekaren ve kireten vekurun şeklindedir.
“..” “el-kehfu” Mağara demektir.
“...” “El-Musadefeh.” Karşılaşmak buluşmak anlamındadır.
“...” “Saetul icbaeh.” İmamın ilk minbere çıktığı andaki oturmayla namazı bitirdiği ana kadarki zaman dilimidir. Sahihi Müslimde Ebu Musa el-Eş’ari’den rivayet edilip Rasulullah’ın (s.a.v.) sözlerinden olduğu söyleniyor ama bu konuda meşhur ve muhtelif rivayetlerde vardır. en meşhur olanı ikindiden sonradır. En isabetli görüş yine birinc igörüştür.
“...” Lem yetehatte rikabennas.” Hakeza isabetli olan ıhemzesiz olmasıdır.
“...” Yeteceveze fihima.” İkisini hafifleştirmek anlamındadır.
“...” “Ve yestemi.” Dinliyor anlamındadır.
“...” “Vein zuhime alessucudi.” Musennefin nüshasında bu şekilde zuhime vav’sız olarak zaptını yaptık ama çoğu nüshalarda zuhime “...” keskin ze harfinden sonra vav harfi vardır. Birinci şekli daha kapsamlı olduğudan daha isabetli bir görüştür. Zira ez-Zahme kelimesi müzaheme ve diğer şekillerde de gelir. Vezni misaldeki gibi:
“Zehime, yezhemuhu, zahmen ve kad zuhime.”
Ve emkenehu en. “....”
Yescude ala zahri insaın faale. “......”
Evla olanı daha kapsayıcı olması için insan lafzının hazfedilmesidir. Birinin sırtında secde etme imkanı aolsa secde edilir.
“....” El-Avede’den türemiştir. Dönmek anlamındadır. Zira tekrar tekrar geldiğniden el-Muavedeh; yani peşpeşe gidip dönmek anlamındadır. kelimenin aslı vav harfiyledir. Aslı “...” ivdtir. Vav harfi ya’ya dönüşmüştür. El-Vezn ve el-Vakt kelimelerinde el-Miykat el-Miyzan olduğu gibi. El-Miykatın aslı el-Mivkat, el-Mizan’ın aslıd ael-Mirzan’dır. Çoğul A’yad’tır.
El-Cevheri ya harfiyle cem olmasıın sebebi müfredte gerekli olmasındandır ve ivd kelimesiyle a’vadul haşeb arasında fark vardır deniliyor. diyor.
“...” “El-Adha.” Cevheri el-Ferra bu kelime gününe göre müenneste müzekkerde yapılabilir, bugünün el-Adha diye isimlendirilmesi kurbanlıkların bu günde kesilmesindendir dedi diyor.
“....” “Ed-Deefetu.” Dat ve ayn harflerinin fethasıyla duafau ve diafe’de denilebilir.
“...” “Esselate camiaten.” Her iki ta’nın fethasıyladır. Birincisi “igra” bir şeye çağırmak veya teşvik için akimussatta olduğu gibi haydi namaza ikinciside hal içindir.
“...” “Kaf” El-Vahidi çoğu müfessirler (tefsirciler) dünyayı kuşatan bir dağdır, bazıları bir sene kadar güneşin arkasında kaybolduğ uhicabın arkasında zümrütten olan bir dağ olup ikisi arasında karanlık bir mesafe vardır dediler diyor. Ve Mücahid’te bu kaf harfi surenin başlangıcı veya surenin başında harfi surenin başlangıcı veya surenin başında olan bir harften ibarettir dedi diyor. Ve bu dilbilimcilerinin görüşüdür diyor el-Vahidi.
“...” “el-Behime.” Hayvan demektir. Bu şekildeisimlendirilmesinin sebebi konuşmamasındandır.
“...” “El-En’am.” Deve, sığır ve koyunlara verilen biri isimdir.
“...” “El-Kusuf” Kesefetiş şemsu vel kamerur ve kesifa, ve in kesefa, ve hasefa, ve husifa, ve inhasefa vezninde altı lügatt gelir. Tutulmak anlamınadır. Güneş ve ay tutuldu gibi. Kesefe, lazım ve müteaddi olarakta gelebilir. Kesefellahu eş-Şemse (Allah güneşi tuttu)’de olduğ gibi. Kusuf kelimesinin güneşe, Husuf kelimesininde Aya mahsus olduğu, ışık çok fazla gittiği zamanda Kusuf kelimesinin başta Husuf kelimeside sonunda denilir diyenlerde vardır.
“...” Yerkeu feyedu bi kadri tis’ine ayetin ve fissani bi kadri sab’ine ayetin.” RUku yaptığnda kırk ayet okuyacak kadar,i ikincisinde de yetmişa yet okunacak kadar dua veya tesbihe der.
“...” “El-İstiskau.” Yağmurun yağmsa ıiçin dua etmek anlamındadır.
“...” El-Cedb.” Cim harfinin fethası v edal harfinin cezmiyle el-Kaht kıtlık anlamındadır.
“...” “Hisb.” Ha harfinin kesresiyle kıtlığın zıddıdır. Ezheri erdul cedbe yağmur yağmayan, el-Hisbe’de yağmur yağıp yeşillenen yerdir diyor. Ve kuraklık olduğnuda cedebetil erdu ve ecdebet, yeşilliksulak ve bolluk olduğuda da hasibet vehtesebet denilir diyor Ezheri. en-Fasih ve meşhur olanı ecdebet ve ahsebettir. Cim harfinin fethasıyla dal harfinin cezmiyle erdun ceddeun ve cudubun, ve mekanun cedbun ve cediybun denilir. Yani yer yağmursuz ve kuru oldu ve mekanın muhsibun ve haşiybun yani yer yağmurlu, yeşillik ve bolluk oldu.
“...” Yağmur demektir. Vekad ğasel ğaysul erde yani yağmur yağdı yere isabet etti. Gaselllahul bilade yeğisuha ğeysenv e ğiysetil erdu, tuğasu ğaysen fehiye meğiysetun ve meğyusetun şeklindedir vezinleri.
“...” “El-Vaz.” Kalbin yumuşaması için korkutma v ehatırlatmaların yapılması ve akibetlerin hatırlatılması için yapılan nasihattır deniliyor. Vezinleri şöyle vaazehu, yaizuhu va’zen ve izeten ve mev’izeten, fetteaze yani vaazı kabul etti.
“....” “El-Mezalim” Ademoğullarının hakları.
“...” El-Measiy.” Allahu Teala ve insanların hakkına haksızca yapılan girişimlerdir. Yani günahlardır.
“...” “Et-Tevbe.” Mantabe yani yaptığında geri dönerse. Tevbenin üç şartı vardır:
1- Masiyetten soyutlanması,
2- Pişman olması,
3- Aynı şeye bir daha dönmemeyi azmetmek.
Ma’siyet insan hakkıyla ilgiliyse dördüncü şartı vardır. O da, o kişinin hakkını vermekle veya atf talebinde bulunmakla o haktan arınması gerekir.
“...” “El-Bizletu.” Ba harfinin kesresiyle ve mibzeleh mi harfinin kesresiyle kıymeti bilinmeyip eskitilen elbise demektir. Mesela cae fulanun fime bazilihi (yani eskittiğ elbisesiyle geldi) ve ibtizalussevbi ve gayrihi (yani elbise ve saireyi eskitmek)’te olduğu gibi. Bu bölümün tamamını Cevheri harfiyyen zikretmiştir. Bunlar üzerine musannifin bizleti üzerindeki düşüncesi, Allahu Tealanın şu sözünde olduğugibi mavsufun sıfata izafe edilmesi yönündedir.
“Bi canibil garbiyyi.” (Kasas: 28/44)
Ayetin evveli vema kuntedir.
“Veledarul ahireh.” (Yusuf: 12/109)
Ayetin tamam “hayrun lillezinet tekav)’dir.
Burada bilinen iki görüş vardır. Zahirine göre caiz olmasın öngören Kufilerin, mahzuf olan fiilizn takdirini yani (canibul mekanil garbiy ve veledarul hayati el-Ahireh)’de basrilerin görüşüdür. Birincisinni manası Batıda olan yerin yanı, ikincisinin manası asıl hayat yeri ahirettir.
“...” “Eş-Şuyuh” Şeyh kelimesinin cemidir. Şeyh kırk yaşını aşanlara denilir. Şeyh kelimesinin cemine şuyuh, eşyah, siyhan, siyheten şin harfinin kesresiyle ya’nın fethasıyladır. Meşayih, meşyeheten, meşyuhau, velmer’etu şeyhetun veked şaherreculu, yeşihu, şeyhen şin harfinin fethasıyla, şeyhuheten, şeyyehe, teşeyyuhen bimana şahe yani ihtiyarladı anlamında, ve şeyyehtuhu daevtuhu şeyben yani onu ihtiyarlattım vezninde diyenlerde vardır.
Şeyhin ismi tasğiri (küçültme ismi) Şuyeyh, şiyeyh şin harfinin zamme v ekesresiyledir. Şuveyh şeklinde olmaz diyorlar.
“...” “El-Aceiz” Acuz kelimesinin cemidir. Acuzeh denilmez. İki zammeyle ucuz vezninde de cemi mümkündür.
“...” “El-Midrar” Mimin kesresiyle çok sütlü, hayırlı veya çok sıvı akıtan şey manası ise çok yağmur yağmaktır.
“...” Es-Sukya” Sin harfinin zammesiyle şuna isimdir. Sekahullahu v eskah (Allah onu ne güzel suladı).
“...” “El-Mehku” Mimin fethasıyla ha’nın cezmiyle telef olup bereketin gitmesi demektir.
“...” “Ez-Zirab” Ezzanın kesresiyle “...” zeribenin cem’idir. Za’nın fethasıyla ra4nın kesresiyle küçük tepecikler veya yerden sivrilip çıkıntılı duran taşlar anlamındadır.
Ezheri isteye bağlı olan bir şeydi. Çünkü çıkıntı taşların tepesinde çoban için daha elverişlidir diyor.
“...” Hevaleyna” Lamın fethasıyladır. Havlehu, hevalehu ve havleyhi ve healeyhide denilebilir. Çünkü hep aynı manadadır hepsinde de lam fethayladır. Her iki tarafımız demektir.
“...” “El-Muğis” Kişiyi zorluktan şiddetten kurtaran demektir.
“...” “El-Meriu” Okunan hemzeyledir (memdude) sonu hayır olan kötü olmayan demektir.
“....” “El-Heniu” Hemze memda deyledir(okunan hemze) iyi olup birşeyi eksilmeyen demektir. Manası hayvanlara zarar verip yormadan yetiştiren besleyen demektir.
“...” “El-Meri” Mimin fethasıyla ra’nın kesresiyle “...” El-Muraeden türemiştir. Bolluk bereket anlamındadır. Murbuen “...” mimin ve banın zammesiyle vemurtien “...3 tanınkesresiylede gelebilir. Birinci misali irtebealbairu v eterebbea yani deve bol bol yeşillikten yedi demektir. İkinci misalide reteatil maşiyetu, tertev rutuen hayvanlar dilediğ kadar yediler demektir. Ertee ibilehu fereteet ve erteal ğaysu demelerini iyice doyurdu, yeşillik hayvanların doyacağı kadar yeşerdi anlamındadır.
“...” El-⁄edek dal veğayn harfinin fethasıyla suyu bol ve bereketli anlamındadır. Büyük iri taneli yağmur anlamına gleir diyenlerde vardır.
“...” El-Mucellil” Lamın kesresiyle ufukun tamamını kapatanv e yağmur yağdıran buluttur.
Ezheri’de insanlara ve mıntıkaya faydası dokunan ve onları örten bürüyendir diyor.
“...” “Sahhen” Sin’in fethasıyladır. Ezheri:
“Çok şiddeli yağup yere düşen yağmurdur” diyor.
“...” denildiğnide (sahhel mau yesuhhu) yukardan aşağıya akıp gelen demektir.
“...” Sahe yesihu denildiğinde de yeryüzünde akıp giden demektir.
“...” “Ammen tabeken.” Yerin tamamını kapsayıp çok yüksek tabakalar oluşturan demektir.
“...” “El-Kunut” ye’s ümitsizlik demektir.
“....” “Ele’vau” Medledir. Şİddetli açlık demektir.
“...” “El-Cehd” Cimin fetha ve zammesiyledir. Meşakkat ve kötü durum demektir.
“...” “Ed-Denk” Darlık sıkıntı demektir.
“...” “Malaneşku” nunladır. Şikayet etmediğimiz demektir.
“...” Berekatus semai ve berekatülerdi. Ezheri berekatüssema yağmurun bolluu ve menfaatinin çok olması ve zararının olmamasıdır. Berekatul erdte ekin otv e sairenin yeşerip çıkmasıdır diyor.
“...” “Feersilissemae aleyna.” Ezheri ve diğer alimler semadan maksat bulut cemide, “...” sumen “...” esmiyetendir diyorlar.
“...” “Teehhebu.” Hazırlandılar hazırlıklı oldular demektir.
“...” “El-Vadiy.” Bir çukur yerini smidir. Su ismi olduğuda söyleniyor ama lik önceki meşhurdur. Buna göre “...” salelvadi yani vadinin suyu aktı anlamına gelir. Buda akli bir mecaz anlama göredir.
“...” “Yusebbehu lil radi velberki.” Yani şimşek ve gök gürültü demelerinde Allah tesbih edilir demektir.
“....” “Kitabul cenaiz.” Cimin kesre ve fethasıyla “..” cinazenin cemidir. Cemin fethasıyla ölünün kendisi, kesresiyle nasıdır deniliyor. Ama aksinide söyleyenler vardır. El-Metali’in sahibi bunları kitabında zikretmiştir. “....” cenaze yecnizudan türemiştir. İbni Fars “...” setr ve örtü manasında demiştir.
“...” “El-Mevt” Ruhun cesetten çıkıp ayrılması demektir. Matel insanu, yemutu ve yematu insan öldü anlamındadır. Fehve meyyitun ve meyten ya’nın cezmiyledir. Ve kavmun mevta, emvatun ve meyyitune ölmüş kavimlaer anlamındadır.
El-Cevheri meyyitun ve meytun’da müzkker ve müennes eşittir yani aynıdır.
Allahu Teala bir ayetinde:
“...” (Furkan: 25/49)
“...” dememiştir.
“Onunla ölü olan bir beldeyi diriltmek için.”
Bu ayette glediği gibi “...”de gelebilir. “...”
“Elerdul meyteh.” (Yasin: 36/32)
Ölü yer.
“Ve ematehullahu ve mevetehu.” Yani Allah onu öldürdü.
“...” “Reğgabehu fittevbeh.” Onu tevbeye teşvik etti anlamındadır. “....” Rağibe fişşey’i deniliyor, bir şeye teşvik etmek demektir.
Bir şeye teşvik etmek istediğnide ğayn harfinin fethasıyla rağbeten ve reğeben demesi gerekri. Başkasını teşvike tti demek istediğinde ve reğğebtuhu ve reğibe an şey’in demek ondan yüz çevirdi demektir.
“...” “Reahu menzulen bihi.”
Yani ona ölüm geldi ve geçmişte ne yaptıysa kendisene gösterildi.
“...” “Et-Tesciyetu.” Ölünün üzerine örtülen örtü.
“...” “El-Fucae.” Fa harfinin zamme v emeddiyledir. “...” El-Fec’ete fanın fethasıyla cim’inc ezmiyle ve kasrıyla aniden olan şey anlamındadır.
“...” “La budde minhu.” Lügatçılara göre mutlaka olması gereken anlamındadır. Cevheri’ye görede el-Buddu bedel, karşılık ve nasip anlamındadır.
“...” “Vela yecuzu en yemesse avretuhu.” Mim’in fethasıyla olması meşhir bir lügattır. Ebu Ubeyde, İbni Sikkit, Cevheri ve diğerlerine göre mim’in zammesiylede olur deniliyor. El-Avretu diz ile göbek arasındaki yerdir. Müzekkerv e müennes halinde gelir.
“...” “Ve yuserrihu şarehu.” Saçını ince bir şekilde ktaramak demektir.
Et-Tesrih’in aslı salmak göndermek anlamınadır. Saçta tarakla taranıp salıverilir.
“...” “Veinlem yekun lehu malun fealemen yelzemuhu nefeketuhu.” Çoğu nüshalarda “ve inlem yekun leha malun” şeklindedir ama evla olanı ilk görüştür. Malı yoksa nafakasını vermekle mükelef olan bakmakla yükümlüdür.
“...” “El-iazer” örtünen şey anlamındadır.
“...” “Ed-Dir’u” dal harfiyle gömlük anlamındadır. Müzekkerdir.
“...” “el-Hanut.” Ha’nın fethasıyladır, kesreylede gelir deniliyor. (El-Hinat) şeklinde. Özel olarak ölüye sürülen bir koku cinsidir. Ezheri el-Henutun anlamını içeren maddeler şunlardır. Kafur kamış özü ve sandal ağacıdır diyor.
“...” “Et-Tehmir.” Örtmek manasınadır.
“...” Acizetul mer’eti. Ayn’ın fethasıyla cimin kesrasıyla kadının kıç kısmı demektir. erkeyinkine acizetu denilmez bilakis acuzun denilir. Kadına acizetil mer’eti cim harfinin kesresiyledir. Fethasıyla ta’cezu acezen, üczen şeklinde de vezinleri gelebilir. Anlamı popo veya kıçının büyümesi demektir.
İmreetun acza denildiğnide poposu büyük demek olur.
“...” Harece min ravhiddünya.” Rüzgarın hoş güzel ve mülayim bir şekilde esmesi demektir.
“...” “Es-Seetu.” Sin’in fethasıyla genişlik anlamındadır.
“...” “Vefseh lehu fi kabrihi.” Sinin fethasıyla kabrini genişlet yani ona ferah yeri yap demektir.
“....” “Ve cafilerde ancenbeyhi.” Yani yeri iki yanından yüksek tut demektir.
“...” “La tahrimna ecrehu.” Ta harfinin fetha ve zammesiyle gelir. Haremehu ve ehremehu vezninde gelir, ama birincisi daha evladır. O zaman haremehu yahrimuhu harimen vezninde tıpkı serekehu, yesrikuhu, serken misallerinde geldiği gibi gelir. Ha harfinin kesresiyle hirmeten fethasıyla hariymeten ve hirmenen vezinlerinde gibi. Bütün bunları Cevheri zikretmiştir. Bizi onun ecrinden mahrum etme anlamındadır.
“...” “Ennecaşiyy” Nun’un fethasıyladır. Cim, şin ve şeddeli ya harfleriyle meşhur Habeşistan kıralıdır. Adı Ashameh’dir sahmeh diyenlerde vardır. İbni Kuteybe arapça manasının bağış, ihsan demektir diyor.
“...” “Es-Sikt” Sin harfinin kesra, fetha ve zammesiyle üç meşhur lügatı vardır. Kadın düşük yaptı demektir.
“...” “El-İstihlal” Ses tonunu kaldırmak demektir.
“....3 “Yenvi ennehu huvellezi yusella aleyhi.” Lam harfinin fethasıyladır. üzerinde namaz kılınanın o olduğu zanetti.
“....”
El-Efdalu en yecme fi hamlil cenazeti.” “....” Beynetterbii vel hamli beynel amadeyn.” Yecmee deki yanın fethasıyladır ama zammeylede gelse bir sakıncası yoktur. Et-Terbi dört kişinin dört yanından tutup taşıması, vel hamlu beynel annudeyn’de üç kişi taşır, biri ön tarafta tabutun iki tahtasını boynunun üzerine gelecek şekilde, çapraz çıkıntılı tahtasıda omuzlarının üzerinde olarak, diğer iki kişide arkadan taşırlar herbirinin boynunun üzerinde de taşıma direk veya tahtası vardır. Önde taşıyan tek kişi yorulduğnuda, dışardan iki kişi daha yardımına gelir böylece sayıları beşi bulur
“...” “Yuemmikul kabre kadre kametin ve bestatin.”Maksat mutedil bir adam boyunda kabrin kazılması. El-Beste ayaktayken elini kaldırmak demektir. El-Kame ve el-Beste yaklaşık dört buçuk ziradır. Her zirada yaklaşık yarım metredir. Yani kabrin derinliği iki buçuk metre olacak diyor. El-Mehamili denilen alimde hayır üç buçuk ziradır diyor ama isabetli olanı ilk görüştür. Cumhurda bu görüştedir.
“....” “El-Lahd” Lam’ın fetha vezammesiyle, lahedtu ve el-Hedtu’da denilir ama pek azdır bu görüşte olanları mezarı kıble tarafında olan duvarın altına doğru kazılıp genişletilmesi demektir.
El-Lahd kelimesinin aslı meyletmektir. Normal eşit bir şeyden meyledip yüz çevirene ulhid denilir. Allah’ın dininde ve haramlarındaki ilhad’ta bu kısımdadır. Yani inkar, haktan sapma anlamınadır.
“...” Er-Rihv ve er-Rehv” veznindedir yumuşak kolay anlamlarına gelir.
“...” “Fi şekkiha.” Şin’in fethasıyladır. Yarmasında, parçalanmasında demektir.
“...” “El-Milleh” Din ve şeriat anlamındadır.
“...” “El-Lebineh” Lamın fethasıyla banın kesresiyledir ama lamın fetha ve kesrasıyla ba harfi cezimlide olabilir. Keza buna benzer şekillerde de olabilir. Tuğla, taş, temel esas anlamlarına gelir.
“...” “Selase haseyat.” Peltek sa harfinin fethasıyla hesa, yehsa hesven ve hesyen selase heseyat ve hesevat vezinlerinde gelir. Yani avucuyla üç kez su veya toprak serpmek anlamlarına gelir.
“...” “Yuhalu aleyhitturab.” Hiltuttunah veddekik ve gayrehume, ehiluhu heylen denilir yani üzerine toprak un vesaire döktüm demektir. Fenhale yani toprak döküldü demektir. Teheyyele yani döktürüldü demekv e eheltuhu ender ve pek az rastlanan birg örüş olmakla birlikte onu döktüm anlamındadır.
“...” “El-Mesahi” Mim’in fethasıyla müfredi mimin kesresiyle mishattır. Cevheri bu alet el-Mircefe (kürek, çapa) gibidir ama demirdendir diyor.
“...” “Ve testihuhu efdalın.” Toprağı yayıp düzeltmek daha efdaldir.
“...” “Beliel meyyit.” Lam’ın kesresiyledir. Vebtelea ile aynı manadadır. Yani yuttu anlamındadır.
“...” “Selamun aleykum dare kavm.” DAre kelimesinin nasb fetha oluşu ihtisas üzerine olduğnudandır ama, nida üzerine muzaaflığından nasbolmuştur diyende vardır. Buna göre ya ehlinden denilmesi gerekir yani ey yer sahibi (ehli).
El-Metali’in sahibi Aleyhumdaki mim ve kef harfelrine bedel olarak cer olmasıda caizdir diyor, buda uzak bir ihtimaldır deniliyor.
“...” “Ve inne inşallah bikum lahikun.”
Bir çok görüş vardır bu cümlede, en sıhhatlı olan teberruk ve misl vermek için istisna olmuşdur. Allahu Teala bir ayetinde şöyle diyor:
“Hiçbir şey için yarın bunu yapacağım demeyin ancak, Allah dilerse deyin.” (Kehf: 18/23-24)
İstisna edatının bu bölgede yatanlara dönüyor deniliyorsada bundan başka görüşlerde vardır, ancak bazıları zayıf ve fasit olduğnudan buraya almadım diyor.
“...” “Et-Taziye.” Kelimenin aslı et-Tesbir’dir sabretmek demektir. Azzeytuhu demek ona sabr tavsiye ettim demektir. El-Azau şeklinde olursa et-Taziyenin yerine geçen bir isim olmuş olur. Ezher ibunun aslı ölüm vesaireyle mübteda olanlara başın saoğlsun şeklinde bir tabirdir diyor.
“...” Med ve kasrla gelebilir. Ağlamak anlamındadır. Bekeytur recule ve bekkeytuhu yani onun üzerine ağladım demektir.
“...” “Ahlefellahu aleyk.” Lügatçılar bu cümle malı, çocuğu, yakını ve buna benzer şeyleri telef olduğnuda veya öldüğünde denilir, manası Allah tekrar sana nasip etsin anlamındadır diyorlar. Eğer babası, amcası, ve dedesi çocukları olmayanların kardeşi gibi dönüşü mümkün olmayan birileri ölüp gitmişse Hallefellahu aleyke bi gayri elf denilir. Yani bundan böyle onun gidişinden sonra Allah senin vekilindir demektir.
“...” Vela nekese adeduke veya adedeke.” Dal harfinin nasbe ve zammesiyledir.
“...” “En-Nedbu” Öüleden sonra yas tutmaktır. Bu esnada ölenin bütün sıfat ve zelliklerini sayılarak ağlanır. Mesela sen ne cömert, yiğit, himayeci ve üzerime bir dağ misaliydin denilmesi gibi. Bu tür hareketler ve bağırıp çağırmalar haramdır.
ZEKAT KİTABI
Zekat malı arttırmak, ıslah etmek ve temizlemek demektir.
El-Vahidi: “Biraz olan odurki zekat kelimesi, zeka ezzer’u yezku zekaen’den türemiştir, zekaen med ile söylendiğide arttı anlamında ve artan herşey yezku zekaenden türemiştir. Yine zekat es-Selah anlamında olup hayrının artması demektir. Zeki adam denildiğnide hayırları fazla olan,v e min kavmin ezkiya denildiğide hayrı çok olanlardandır. Ve zekka el-Kadi eş-Şuhude denildiğnide kadı şahitlerin hayırlarının fazla olduğnu açıkladı (Yani kadı hayırlı olan ıseçti) çıkarttılan malın zekat diye isimlendirilmesi zekat verilne malı arttırıp afetlerden koruduğundandır diyor.
El-Maverdi ve diğerleri şeriat örfünde zakat belirli şahıslar için, belirli sıfatlar üzerine belirli bir maldan alınan belirli bir şeyin ismidir diyorlar.
“...” “El-Mumateleh” Vadeyi, borcu uzatıp geciktirmek demektir.
Metelehu, yemtuluhu, metlen ve matelehu mumateten fehuve mumatilun veznindedir.
El-Cevheri bu kelime metellul hadide kelimesinden türemiştir. (Manası demire vurup uzatmaktır) ve uzatılan herşeye memtul denilir diyor.
“...” “El-İbil” Ba’nın kesresiyledir ama tahfif için cezimde yapılabilir. Müennes bir kelime olup müfredi yoktur. Çünkü müfredi olmayan çoğul isimler insan dışında birşeye söylendiğnide müennes olması gerekir.
Küçültme ismi (ismi tasğiri) guneyme gibi ubeyle vezninde gelir. Cem iabal’dır.
En-Nesebi kesrelerin peşpeşe gelmesi dile zor geldiğiden ibeliy vezninde gelir.
“...” “El-Beker” Cins ismidir. Müzek ve müennesinin müfredi bekeretun’dur, ayrıca müfredi bakureh vel beykureh velbeker velbekerat vezinlerinde de gelir ama hepsi aynı manadadır. Aslı birşeyi parçaladığın zaman bekertuş şey’e dersin ub hayvanlarda yeri çifte koşup sürmekle parçaladıklarından beker denilmişv e burdan türemiştir.
Muhammed b. Ali b. Hüseyn b. Ali b. Ebu Talib (r.a.) “Ya el-Bakır” denilmiş. Çünkü ilimde çok üstün bir mesafe katedip ilmi derinliklere inmiştir.
“...” “El-⁄enem” Müennes bir cins ismidi müfredi yoktur. Dişi veerkekler itlak olunur.
“...” “En-Nisab” Zekatın verilmesi için belirlenen bir limittir.
“....” “Es-Saime” Sürü demektir. Ve esemtuha otlanmaları için çıkarttım. Ve samet hiye tesumu, sevmen (yani kendi kendilerine otlandılar).”
Es-Saime’nin cemi sevaim’dir.
“...” “Yuntecu minennisabi.” Ya’nın zammesiyle ta’nında fethasıyla manası doğrur demektir. Mesela nuticetuş şatu ven naketu, nunun zammesi ta’nın kesrasıyla tuntecu netacen yani doğurdu demektir. Veked neteceha ehluha, nun’un fethasıyla koyun doğurdu demektir.
“...” “Veinlem yemdi aleyhi havlun.” Aleyhideki hu zamiri nisaba döner en-Nitaca gitmez, böyle bir açıklama yaptımki hataya düşülmesin. Zira en-Nitacı murat etseydi şu söze ihtiyaç duymazdı. “Ve inlem yemdi aleyhi havlun.” Çünkü zaruretle bilinmesi gerekirdi. Aynı senede doğan hayvan sene sonunda üzerinden bir yılg eçmiş sayılmasa tekrar açıklamaya gerek yoktur. ancak maksat olunan sene içinde doğanı asıl bir yıl üzerindeng eçenle yaıretetmektir. Aslı baki kalsın veya sene geçmeden tele folsun frketmez. Ebu Kasım el-Enmati buna muhalefette etse bu bir görüştür. En-Mati el-Müzeni’nin öğrencisi İbni Sureyc’in şeyhidir.
“...” “eş-Şat” ⁄enem’in müfredidir. Koyun ve keçilerin müzekker ve müennesine söylenir.
Aslı şevhe’dir. Bundan ötürü ismi tasğiri yapıldığında ha harfi tekrar döner Şuveyhe vezninde gelir, çoğul usiyah gelir.
“...” “El-Beir” Lügatta erkek ve dişi deveye itlak olunur. Azı dişini yarmış ve beş yaşına geren develerede denilir. Çoğulu eb’ireh, ebair ve bi’randır. Büyüyüp biniş ve yüke müsait olduklarından baere denilmiş. Veya pislediğinden bu isim verilmiş. Beere yeb’eru be’ren, zıbebe, yezbehu, zebhen vezninde gelmiştir.
“...” “Eddan” Hemzelidir. Benzeri fiiller gibi cezimle tahfif edilmeside caizdir. Çoğuldur. Müfredi dain’dir rakibun rekben vezninde olduğu gibidir. Çoğulu harisun ve harese gibi hemzenin fethasıyla daenun sigasında da ve daiyn, faiyl vezninde ğuzin ve ğeziyyun sigasında geldiği gibide gelir.
Müennesi: Dainetun, çoğuluda davain şeklinde gelir.
“...” “El-Me’zu veya el-Meazu.” Ayn’ın fetha v cezmiyle birc ins ismidir. Müfredi maiz, müennes maize, el-Mi’za el-Meez manasınadır. Keçi demektir. Aslında vav veya ha harfelir düşmüş. Aslı şenhetündür. Yıl anlamındadır.
“...” “Bintul mehad.” Annesi başka bir deveden döllenin hamile kaldığndan el-Mehad denilmiştir. İki yaşındaki yavrudur.
“...” Annesi sütlü olduğnudan bu isim verilmiş ve üç yaşına giren deve yavrusu demektir.
“...” “el-Hikkeh” Müennestir müzekkeri hiktir. Binek, yük taşıma v erekk deveden hamile kalma vakti geldiğniden bu isim verilmişv e dört yaşında olan devedir.
“...” “El-Evkas vaksin veya vekese4nin çoğuludur. Lügat kitaplarında fethayla, fıkıhçıların kullanmasında cezimle meşhurdur. İbni Berri el-Lahn vet teshafi adlı eserinde cizmi, fıkıhçıların hatası diye nitelendirir.
Kadı Ebut-Tiyb, eş-Şamil’in sahibi ve diğerleri bu lafız için özel bir fasıl (bölüm) yapmışlar. Hülasası cezmi uygun görmüşlerv e fıkıhçılar hata etmiştir diyenlerede reddiye yazmışlar. Dilbilimcilerinin çoğununda cezimle söylediklerini naklederler. ancak bu nakillerinde de şüphe vardır. Çünkü var olan ve itimat edilen meşhur lügat kitaplarına muhaliftir. Daha sonrada bu kelime reculun evkes’ten türemiştir diyorlar.
Reculun evkes: İnsanların normal standart boyun ölçülerine ulaşmayıp boynu kısa olan adama denilir. Nisap miktarından az olduğnudan ve kesuz zekat denilmiştir.
Dilbilimcileri, Kadı Ebut Tiyb, eş-Şamil’in sahibi ve diğre kardeşlerimiz şöyle demişler:
“Eş-Şenek el-Vekese gibi iki nisap miktarı orasında kalan hayvanlardır diyorlar.
El-Kadi lügatçıların çoğu el-Vekes’le eş-Şenek arasında hiçbir fark yoktur dedi.
El-Esmaiy eş-Şenek develerle, el-Vekeste sığır ve koyunlara hastır diyor. El-Vekes sad harfiyle değilde vekese sin harfiyle olduğ uve keza Şafii’nin (r.a.) el-Müzeni’nin muhtasara dlı kitabında zikrettiğide söyleniyor.
Beyhaki’nin Şafii’den naklen er-Rebiy’in rivayetinden ve bu hadisin ravis ile-Mes’’udiy’den de rivayet ettiği söyleniyor. El-Mesudi tabiinlerdendir. El-Mesudi vakese sad ile değil sinledir diyor. Besle on arası oludğ ugibi vekese sad’la iki nisap miktar arasında kalan hayvan demektir. Nisap miktarına ulaşma bile zekat düşmeyenlerede vakese kelimesi kullanılmıştır. ŞAfii (r.a.) El-Buveyti’de zekat verilecek miktara ulaşmadığ sürece el-Evkas’ta verilecek zekat olmaz diyor. Bütün bunlardana nlaşılıyorki vekese sadla, şeneke ve svekese sinle hepsi aynı manadadır. Yani zekat düşmeyen kısımlara kullanılıyor ama çoğu kez iki nisap miktarı arasında kalan hayvanlar için kullanılmıştır deniliyor.
“...” “Ed-Dirhem” Meşhur olan lügatı böyledir. Har harfinin kesresiyle vedirhem şeklinde olur diyenleri Ebu Ömer ez-Zahid el-Fesih adlı eserin şerhinde Sa’lebe, Seleme v eel-Ferra’dan nakeln zikretmiştir.
“...” “el-Museddik.” Sad harfinin tahfifiyle zekat memuru şeddesiylede sadaka veren demektir. Et-Tenbih’te tahfifledir. Bu meseleyle ilgili olan ihtilaf meşhurdur. Uyfun olan zekat verenin zekatını vereceği yeri kendisinin seçmesidir. Olan ihtilafta musannifni belirttiği şekildedir.
“...” “et,Tebiy” Annesinin tabiatından olduğ uiçin bu ismi almıştır. Çoğulu etbie tiba ve tebaitir. El-Cevheri bunları söylemiştir.
“....” “Bi ba’di kimeti ferdi sahihin ve ba’di kıymeti ferde meridin.” Tenvinle değilde farzın sahihv e meride izafeyledir.
“....” “El-Behatiyy” Ya harfinin şedde tahfif ve diğr şekillerde gelmesiyle meşhurdur. Müfred’ide şeddelidir. El-Avadiy gibi ceminde şedde ve tahfifle caizdir. Es-Sarari, el-Alali, el-Evaki, el-Esafi, vel kerasi,v elmuheari benzerlerinde olduğu gibi.
İbnus Sikkiyt v Cevheri bu kelimenin ıslahı için kaide zikredenlerdendirler. El-Behatiy’inin müfredi Buhtiyyun müennesi buhtiyyeh’tir. Cevheri bu kelime murabtır diyor. Cevheri bazılarnında aslının arapça olduğun usöyleyenlerde vardır diyor.
“...” “El-Cevamis” Bilinen hayvandır. Müfredi camus’tur. Farsça bir kelimedir ama araplaşmıştır. Musannifin camuşa sığır deyip ikisinide sığır cinsine dahil etmesi kınanmıştır. Zira sığır nasıl sığın cinsinden bir tür cins olurdeniliyor.
İsabetli olan görüş el-Cevamisu vel irab4tır. El-Ezher isığır cinsinden camuslarda vardır, camuslar sığırların en seçkin, daha fazla sütlü v ecisim bakımından daha büyük iri olanıdır diyor. Ve (el-İrab)da güzel, renkli, tüyü az yumuşak ve uysal bu sığır cinsidir, ed-Derban’da tırnakları ve cildi zarif yağlı ve üzerine yükte atılan bir sığır türüdür.
İbni Faris ed-Derbaniyyeh cildi v etırnakları nanin hörgöçlü sığır cinsidir diyor.
“...” “Er-Rubba” Ra’nın zammesi ba’nın şeddesiyledir. Dilbilimciler idoğmu aykanı zaman dilimidir diyorlar.
Ezheri “Hiye fi ribabiha” ra’nın kesresiyel doğuma 15 gece kaladır.
Ebu Zeyd, “er-Rubba” keçi ve koyunlar için söylenir diyor ama devlere içinde olabilir diyor.
Er-Rubba4nın çoğulu rubab’tır.”....” “el-Mahidu” Hamile olup doğumu yaklaşan demektir. Ezheri doğmu sanıcıs ıglepi doğuracak olan demektir diyor.
El-Mehad doğum sanıcısıdır. Vekad mahidet, temhade, mehaden, semiet, tesmeu simaen veznindedir. El-Mehad’ın çoğulu muhhed’tir.
“...” “Fehlul ğanem.” Koyunların erkeği yani koçtur. Sahibinin rızasıyla koç alınır. Hayvanların hepsi erkek olup dişileri öldüğünde veya bir sene geçmeden sattığında aygırlık koç veya damızlık sahibinin rızasıyla alınır.
“...” “el-Ekuletu” Kesilip yenilmesi için beslenip kesilecek toklu hayvandır.
“...” “Hazeratul mal” Gözün görüp hoşlandığı en güzelv e nefsi maldır. Müfred ihezretudur. Temreh ve temerat veznindendir.
“...” “El-Murah” Hayvanların gece kaldığ ıyerdir.
“...” “el-Mesreh” Hayvanların otlanma yeri, mer’adır.
“...” “el-Fehl” Damazılkı erkek hayvandır ama henüz temyiz olmayandır.
“...” “El-Mehleb” Süt sağılna kaptır. Mihleb yani mimin kesresiyel olursa süt asğılan yer olur. En sahih olanı kap değil süt sağma yeri üzerine ittifak edilmesdiri. Sahih olana mutabık olması için musaninfin kelamı fethayla okunması grekeri.
“...” “El-Hinteh” Bilinen gıda maddesidir. Çoğulu itlinet’tir. Kurbe ve kireb’te oludğugibi. El-Burr el-Kamh ves semrau’da deniliyor. Buğday demektir.
“...” “eş-Şeir” Meşhur olan şin’in fethasıyladır fakat kesreylede gelebilir.
İbni Mekki şiir, siid, biid ve şihidtu bi keza,v e li ibtu şeklinde hepsinin evveli kesredir ve ortasında halaka (boğaz) harflerinden bir önceki harfinkesre olması caizdir, beni temim kabilesinin lügatıdır diyor. El-Leys bazı arapların feiyl vezninde olan her kelimeyi ortasında herhanfi bir boğaz harfi olmasada ilik hafri kesreyle okuduğnu (fiiyl)’de olduğu gibi ve kisiyr, kibiyr,ciliyl ve kiyim şeklinde okurdukların zannetmiştir diyor.
“...” “El-Eruz” Pirinçtir. Altı meşhur lügatı vardır. Eruzzu uruzz uruz, urzu (rusul ve rusl) gibi ruz ve runz gibi. (Edduhn) Akdarı ve ruz hububat kısmından sayılırlar. Musannifin bunları hububuttan saymamasını kınamışlardır.
El-Maverdi,e l-Havi adlı eserde el,Kıtniyyeh buğday ve arpa dışındaki hububat kısmıdır diyor.
“...” “el-Kitniyye” Harmanlanıp evlere kaldırıldığından bu isim verilmiştir.
“....” “El-Hims veya himmes.” Basriler kesreyle kfiler fethayla okumşular.
El-Cevheri el-Muberrid’in kesreyle Sa’leb’in fethayla okuduğnu söyler. Zamanın meşhur arap dil uzmanı basrilerde el-Muberrid olarak Kufilerin arap dil uzmanı olarakta Sa’leb olarak bilinir. Cevheri naklettiklerimizin benzerini nakletmiştir.
“....” “el-Maş” Şin’in tahfifiyledir. Şam ve Hint civarlarında yetişen daneli bir hububat cin veya müvelledtir diyorlar.
Müvelled kelimesi (Arapların daha önce hiç telaffuz etmediğ ikelimedir).
“...” “el-Bakilla” İkilügatı vardır, Kasr’la beraber şeddeli olur ya ile yazılır, med ile beraber şeddesiz olur elifle yazılır akilau şeklinde. El-Ful ismide vardır. Kısacası bakladır.
“...” “el-Lubya” El-Cevaliki muerreb adlı eserde: ibnul Arabi el-Lubya müzekker bir kelimedir medle veya kasrla olabilir yani el-Lubyau, el-Lubya vellebyuac şeklinde olur dedi diyor. Börülce veya lavlaz denilen bir bitkidir.
“...” “el-Hurtuman.” Ha ve ta’nı zammesiyledir. El-Çolban ve el-Huller’de deniliyor. Yulaf, Burçakv esairenin ismidir.
“...” “el-Kirtim.” Kaf ve ta’nın kesre v eazmmesiyle iki meşhur lügatı vardır. Arapçadır. Kuş danesi demektir. Aspur tohumuda deniliyor.
“...” “El-Vers” Vav’ın fethasıyla ra’nın cezmiyle sarı bir bitkidir. Yemen’liler bu bitkiyle elbise,ekmek vesaireyi boyarlar. Vezni ver restus sevbe tevrisen (Yani elbiseyi bu otla boyadım demektir).
“...” “Bedassalahu.” Hemzesiz elifinc ezmiyle zahir oldu çağıa çıktı demektir.
“....” “el-Cefaf” Cim’in fethasıyladır. Ceffe ye cifu vezninde kesraylada gelir.
El-Cevheri yeceffu, cim’in fethasıylada gelir demiştir. Ebu Zeyd bu görüşü benimsemiş ama el-Kesai bunu kabullenmemiştir. Cefafen ve cufufen vezninde de gelir. uru veya kurutulan şey anlamındadır.
“....” “Vav’ın fetha ve kesrasıyla el-Muhkem’in sahibi ve bir grup zikretmiştir. Cem’i evsukv e vusuk gelir demişler. Bir grupta cemi evsak gelir demişler ama meşhur olan fethayla olmasıdır. El-Harevi taşıdığın herşeyv ektahu anlamındadır der bir grupta şey’e bazılarını bazıların karıştırdımv eya birbirine mezce dahile ttim demektir demiş.
“...” “er-Ritl er-Net” Ra’nın fetha ve kesresiyledir. Bir BAğdat ritli, 128 dirhemdir diyenler ve 130 dirhem olduğnu savunanlarda vardır.
Şam ritliyle beş evsuk üçyüz kırkiki rıt, yarım ritl ve üçte bir ritldir deniliyor.
7 Ukuyyede yaklaşık birinc igörüşün aynısıdır ve sahih olanda budur. El-Ukiyye oniki değerinde bir ağırlık ve her ukiyyede 40 dirhemdir. Bağdat ve Şam ölçülerine göre değşiir. Rıtılda genil bir ölçü adıdır. El-Vesek’te yaklaşık 60 sa’dır. Her sa’da 2.917 kgıdir. Buğday vesaire ölçümünde kullanılır.
“....” “Bağdat” İki del harfiyledir. Bir dalv e zal harfiyle olur. Bağdaz şeklinde. Bağdan mağdan, ez-Zeyra, medinetus selam isimleriyle bilinir diyenlerde vardır.
İbnul Enbari hem müzekker hemde müennes hali olur der. Mesela hazihi bağdadun ve haza bağdadun. Haza ismi işareti müzekker hazihi’de müennesler için kullanılır. Alimler Bağdat kelimesinin put bağışı anlamında olduğnu söylüyorlar. Alimlerin önde gelenlerinden olan İbnul Mübarek el-Esmai ve diğerleri bu ismin söylenmesini kerih görüp menetmişler ve adı medinetus selamdır diyorlar. Hatip el-Bağdadi ve Ebu Said es,Sem’ani fıkıhçılardan BAğdat ve bağdaz isimleriyle anılmasını mutlak bir kerahiyet olduğnu nakletmişlerdir.
“....” “el-Ales” Ayn lam ve sin harflerinin fethasıyladır. El-Ezheri el-Ales başağında iki veya üç taneli buğday cinsinden bir şeydir diyor. Cevheri4de sana ahalisinin yemeklerindendir der.
“...” “Es-ınf” Sad’ın kesresiyledir. Cevheri ve diğer alimler birg örüşe göre fethaylada olur diyorlar. Nevi ve tür anlamındadır.
“...” “Yuddeheru fi kişrihi.” Dal harfinin şeddesiyledir ama, zal harfinin cezmiyle yuzheru şeklinde de olur. Buna göre sugası zuhirtuhu uzhuruhu zahren şeklinde gelir. Aslı iddeher tuhudur. İzde hertuhu geldiğinde ta harfi dal harfine kalbedilip o sonrada zal harfi dal harfine idgam edilir ve iddehertuhu şekliyle gelir. Depolamak biriktirmek demektir.
“...” “El-Hisad ve Hasad” Ha’nın fetha ve kesresiyle mahsul anlamındadır.
“....” “el-Maunetu.” El-Cevheri hemzelide hemzesizde gleri v e meful anlamındadır der. El-Ferra’da mef’uletun el-Eyn kelimesinden türemiştir, yorgunluk ve zorluk manasınadır diyor. Mef’uletun el-Evn’den türemiştir diyenlerde vardır. El-Evn rahatlık, huzur, sakinlik, lütuf, rıfk ve vakit anlamlarına ve heybenin bir gözü anlamına gelir. arapçada buna el-Hurc ve el-idl denilir. Meentul kavme em’enuhum me’nen demek milletin sıkıntı ve ihtiyaçlarını üstlenmek anlamınadır. Cevheri’nin kelamına göre hemzesiz yapanlar: Muntuhum emunuhum yapmaları gerekir. Ezher imuntu fulanun emunuhu, cümlesi falancanın himayesini üstlendi manasında ve aslı hemzelidir deniliyor diyor.
Araplar bu fiili kullanırken (era, tera, nera, esbetuhu ve reeytu) kelimelerinde hemze harfini kullanmadıkları gibi el-Evn kelimesinde de kullanmamayı tercih etmişlerdir. El-Meune şeklinde isimle gelince hemzeyi okumuşlar vefiil olarak geldiğinde okumamışlar. Misal miyne fulanun yumanu meynen demişler.
“...” “en,Nevadihu” Nadih kelimesinin çoğuludur. Tarla, hurmalık vediğer ağaçları sulamak için kullanılan deve, sığır ve diğer hayvanlardır. El-Ezheri müfredi nadihun ve nadihetun sigasındadır diyor.
“...” “ed-Devaliy” Daliye’nin çoğuludur. Kuyudan su çekme kabıdır.
“...” “es-Seyh” Sin’in fethası ya’nın cezmi ve ha ile toprağın yüzeyinde akan sudemektir. Sahe yesihu veznindedir.
“...” “vema yeşrebu bil uruki.” Nemli bir yerde olup damarlarıyla toprağın rutubetinden su içen ağaç demektir.
“...” “El-Usur” Şin’in zamme ve cezmiyledir. Et-Tusu ve es-Sülüste olduğ ugibidir. el-aşr kelimesinde aşiyr ve miyşar şeklinde de olur.
“...” “el-Hars” Harese yehrisunun masdarıdır. Hurma dallarındaki yaş olan iyi hurmayı tahmin etmek anlamınadır.
“...” “en-Nadhu” Dat harfinin şeddesiyle lügatçılarında dediği gibi özel dirhem ve dinarlardır. Bunun dirhem ve dinarların dışındaki altın ve gümüş sınıflarını bu kısma dahil olduğunu bilinmesi açısından musannifin; el-Muhezzeb ve el-Ashab adıl eserde belirttiğ gibi altın ve gümüşün zekat babı diye belirtmesi gerekirdi. Cevheri ve diğerlerininde belirttiği gibi enned nun’un fethasıyla en-nadd manasınadır. Gmüş ve altın para demektir.
“...” “el-Miskal” Grmajı dolgun iri daneli arpadan yetmiş iki habbedir. Bu piyasada olan arpa cinsinin dışında bir cinstir.
“...” “ed-Derahim.” Her on dirhem yedi miskaldir. Diğer alimler ve arkadaşlarımız dinar caihiliyye ve islamda değişmemiştir ancak dirhem cahiliyyede Bağliyye, Taberiyye ve daha başka muhtelif şekillerde değişmiştir diyorlar. Bağliyye dirhemi Re’sul bağl adında bir kırala atfedilir. (Yani katıra başı). Burdaki her dirhem sekiz devanik (dirhemin altıda biri)’dir.Et-Taberiyye dirhemi: Şam’daki Taberiyye’ye nisbet edilir. Her dirhemi 4 devaniktir. Devanik dirhemin altıda biri demektir.
islamdaki dirhemler 6 devanik olarak belirlendi. Zamanın alimleri bu görüşte birleşmişlerdir. Belirlenen bu altı devanık miktarı Ömer b. Hattab zamanında olduğ uve birg örüştede Ümeyyeoğullarının hilafeti döneminde olmuştur ve geçen her iki ölçü birimini toplayıp iki dirhem yapmışlar deniliyor.
“...” “El-verik.” Vav’ın fethası ra’nın kesresiyledir. Vav’ın kesre ve fethasıyla ve ra4nında cezmiylede caizdir. Çoğu lügatçılarında dediğigibi el-Verik gümüş dirhem demektir.
Bir guruba görede el-Verik basılmış veya basılmamış bütün gümüş dirhemlere denilirv e musaninfin kasettiği anlamda budur.
Nesabul fiddeti şeklinde deseydi daha iyi olurdu deniliyor.
“....” “El-Haly” Ha’nın fethasıyla lamın cezmiyle müfredtir. Çoğlu huliyyun veyahiliyyundur. Zammeyle gelmesi daha meşhur ve çoğunluktadır. Yedi kıraate görede zammeyle okunmuştur. Sürekli ha zammeli, lam kesreli ya’da şeddeyle okunmuştur.
“....” “Mueddun li isti’malin mubahin.” “Tenvinle kullanmak anlamındadır veya mübah kullanımında geçerlidir.”
“....” “el-Kinye” Kaf’ın kesresiyle zahire vesaireyi toplamak depolamak demektir.
Cevheri kanvetul ğenemi ve ğayriha kinveten ve kunveten kafın kesre ve zammeyle ve yine keneytu kunyeten kinyeten kesre ve zammeyle ticaret maksadıyla değil kendine beri için edindiğikoyunv e sairedir. Malun kunyanu ve kinyanu zamme vekesreyle biriktirilen ve toplanan mal demektir. Ve kuniyetil cariyeti cümlesinin fail manası cariye çocuklarla oyun oynamaktan alıkonlud udemektir.
“....” “el-Ard” Ayn’ın fethasıyla v era’nın cezmiyle lügtaçlıra altın ve gümüş haricindi bütün mal çeşitleri veya sınıflarıdır veel-ared ra’nın fethasıyla olursa dünyanın altın ve gümüş dahil bütün nimetleridir vedaha başka manalarıda vardır diyorlar.
“...” “el-Esman” (peltek seyle) özel dirhemv e dinarlardır. Muhtarur sıhahta birşeyin kıymeti pahası diğeri olarak zikrediliyor. Müfredi es-Semen’dir.
“...” “eş-Şira” Medv e kasr halinde iki meşhur lügatı vardır. Med’le yazan elifle kasr yapanda “ya” ile yazar. Çoğulu eşriyedir. Ve nadir gelen cem sigalarındandır.
Şeriytu şey’e eşriyhi denildiğnide satın almak ve satmak manalarınadır. Lütgaçıların kullandığ ıstılahlara gör ezıtlardan usulculere göred emüşterek lafızlardandır. Allahu Teala bazı ayetlerde şöyle diyor:
“Ve minen nasi men yeşri nefsehul tiğae merdatillah.”
(Bakara: 2/207)
Bir diğer ayettede:
“Ve şerevhu bi semenin bahsin. Onu az bir pahayla satın aldılar.” (Yusuf: 12/20)
diyor.
“..” “et-Ticaretu” Ta’nın kesresiyledir. Tecere, yetcuru tecren ve ticareten fehuve tacirun. Sahibun ve sehbun gibi kevmun tecrun, sahibun ve sihabun gibi ticar, facirun ve fuccar gbi tüccar’da denilir ve ittecere tecere manasında ticaret yaptı anlamındadır.
“...” “en-Nekd” Dirhem ve dinarlarda nakit anlamında yani peşin demektir.
“...” “Nedde semenuhu.” Nun’un fethasıylanedde semenuhu pahasını kıymetini değerin yükseltti demektir. Semenuhu neddenin failidir. Manası sare nadden yani pahalandı yani gümüş ve altın değerine yükseldi. Ennaddenin geçmiş konuda dirhem ve dinar olduğnu zikretmiştik. Nedde yeniddu nun’un kesresiyle gelir.
“....” “en-Nehlu ven nehiyl.” Aynı manadadır. Müzekkerve müennes olarak her iki haldede gelebilir. Hurma ağacı demektir. Allah bir ayette şöyle der:
“Acazu nahlin munkair. Onlar sökülmüş hurma kütükleri gibidir.” (Kamer: 54/20)
Bir ayettede:
“Vennehla başikatin. Uzun hurma ağaçları.”
(Kaf: 50/10)
“...” “el-Me’din” Mim’in fethasıyla dal’In kesresiyledir. Ezheri:
“Allahu Tealanın yarattığı ve ikamet ettirdiğ ibazı cevher nesnelerinin olmasından dolayı içinde maden adı verilmiştir.
İkamet ettiğnide adene bilmekani ye’dinu udunen denilir.
El-Medin yer altında bazı cevherlerin medfun olduğu yer demektir. Cevheri’de insanlaro rada ikametettiğniden bu isim verilmiştir diyor.
“...” “Er-Rikaz” Ra’nın kesresiyle hicazlılara göre cahiliyyeden kalma gömülü hazine demektir. Irak ahalisine göre bütün gömülü madenler demektir. Yer altına gömülü olduğundan bu isim verilmiştir. Rekkeztu er-Rumhe denildiği gibi rekezehu yerkuzuhu’da denilir.
“...” “el-Cahiliyyeti” İslam önce demektir. O devirde cahillik çok oldğudan bu ad verilmiştir.
“....” “Fadele an kuvvetihi.” Fa’nın fethası ve dat harfini kesre ve fethasıyladır. Muzariside fethadır. Yefduhu gibi, kesre cinsinden olup zammeliside fethalısıda vardır. Fethayla oluşu kıyasidir. Zammeyle gelişi nadir bir vezindir. Nahiv alimi Sibeveyh bu ancak iki dilin birbirine karışmasıyla oluşan kelimede olur diyor. Cevheride bunu şazv e benzerinin olmadığn ısöylüyor. vezinleri üç babta gelir fedele yefdulu nesere yensuru gibi, fedile yefdelu fehime yefhemu gibi, fedile yefudulu gibi gleri buda şazdır benzeri yoktur.
“....” “El-Kut” Kaf’ın zammesiyle insan bedeninin ayakta durması için yenilen azık veya yemektir. Katehu, yekutuha ve kıyateten veznide gelir. İsim olan el-Kut zammeyle gelir.
Ma indehu kiytu leyletinv e kiytetu leyletin vezinlerinde gelir. Bir gecelik azık, yemek demektir. Kuttu zeyden fektate (zeyde acık verdim) veste katehu (onda azık sordum) fektate (filan şeyle azıklanıyordu) demektir.
“....” “el-Fikretu” Fa’nın kesresiyle fıtır sadakası verilen şeyin ismidir. Sonradan uydurulan bir olaraki simdir. Yaratılış anlamında olan el-fitredende olabilir. Ebu Muhammed el-Ebheri manası bedenin zekatı, hilkat veya yaratılışın sadakv eyahut zekatı demektir diyor.
“....” “Ve in zevvece emetehu bi abdin.” Tezevectu ibreten ve bi imreetin, ve zevemetu zeyden imreetun ve bi imreetin şeklinde el-Kesai, Ebu Ubeyde İbni Kuteybe ve diğerlerinin naklettiği iki meşhur lügattır. Birincisinin manası bir kadını evlendirdim/bir kadınlı evlendirdim.
İkincisinni manası zeydi bir kadınla evlendirdim veya bir kadını Zeyd’le evlendirdim demektir.
Birinci şekli daha fasih ve meşhurdur. Kur’an’da da bu şeklide nazil olmuştur.
Ayet şöyledir:
“Felema keda zeydun minha veteren zeec nakeha. Zeyd ondan boşandığında seni onunla evlendirdik.”
(Ahzab: 33/37)
İkinciside beni temim lügatına göredir:
“Ve zevecnahum bi hurin aynin. Onları huri kızlarıyla evlendirdik.” (Duhan: 44/54)
Çoğu alimler manası nikah akdini yapmak değil, iki şey arasını birleştirmek mukayese etmek demektir diyorlar.Yani kerennehum manasınadır.
Mücahid, Buhari ve bir gurup alimde manası: “en kahnahum yanu onları evlendirdik manasınadır” diyorlar.
Buhari’de Ummu Haram’la ilgili kıssa ve rukubuha el-Bahre ⁄uziyeten ile alakalı meselede Enes (r.a.) cümleyi:
“Fetezevvece biha ubadete bin es-Samit” şeklinde kullanmıştır.
Yani Ubade b. Samit onunla evlendi demektir.
“....” “El-Ekit” Hemzenin fethasıyla ve kafın kesrasıyladır. Hemzenin fetha veya kesre olmasıyla kafın cezmide caizdir.
Geçmiş misallerde benzeri isimlerde de geçtiğigibi maru folan birşeydir.
Misal lebenun yabisun gayru menzuizübde. Yani kuru ayğı çıkmayan süt demektir.
“....” “el-Badiyete” El-Bedv ile aynı manadadır. El-Budv kelimesinden türemiş olup açığa çıkmak zahir olmak anlamındadır.
“...” “el-Ksm” Burdaki anlam savaşsız elde edilen ganimetin paylaşımı ve kadınlar arasında olan paylaşım (el-Kesm) ise kafın fethasıyla el-Kısmet manasında bir masdardır. Kaf’ın kesresiyle olursa nisp pay manasına olur.
“...” “es-Sedeke” Farzv etatavvu sadakaları ihtiva eder ama burdaki maksat farz zekattır.
“...” “Ve in galleha” Yani onu gizlerse. Ezheri bu kelimenin aslı (min ğululil geniem)dir der ve manası ganimette hıyanet etmek demektir diyor. Hıyanet emin olunan şeyde hainlik etmek doemektir der.
Cevheri’de Ebu Ubeyd şöyle ded ider: “el-⁄ulul ganimete hastır kin ve hıyanetle ilgisi yoktur der. Hıyanet için kullanılan kelime olması ise (ğelle yeğillu) el-⁄ulul için ise (ğelle yeğullu) vezninde olması grekeri.
“...” “Ecerekelah” Meşhur olan şu iki lügat vardır. Kasr’la olan, ecerehullah’ın veznide ye’curuhu veye’ciruhu ecren,. Med’le olan aceruhu, iycaren (ekremehu ikrame gibi musannif bu dua lafzını değşitirmiştir. ancak merhum Şafii el-Müzeni ve el-Ashabın muhtasar kitabında “Ecerekellah fima e’leyte ve cea’lehu leke tehuren ve bareke leke fima ebkeyte) şeklinde söylemiştir. Musannifin dediğibu şekil daha iyi ve oturaklıdır.
Manası “verdiğniden dolayı, geri kalan malını Allah sana bereket ve temiz kılsın.”
Burda et-Tehur temizleyici anlamındadır.
“....” “Ve in kane hunak deynun.” Yakin bir yere işaret edildiğnide ha ve huna zamiri, uzak yere işaret edildiğnide hunake hunalike zamirleri kullanılır ve burdaki lam zaittir. Kaf harfi muhatap için uzağa işaret delilidir. Müzekker için fetha müennes için kesre olur. Hepsinde vaki olan ha’da zammelidir. Ha’nın fethası ve nunun şeddesiyle (hnne’da) denilir. Henneka kelimeside yine hun ve huna manasınadır. Burada orada demektir.
“...” “Ve in teselleke bi mes’eletil fukare.” El-Fukara’dan murad olunan bütün zekat sınıflarıdır. Arkadaşlarımızın ba gibi siyak ve sibaklarda bu lafzı kullanmayı adet edinmeleri bütün sınıfları kastetmelerinden ötürüdür.
Bu tabir bir kısmını zikredip tamamının, kasdedildiği ve fakir, sınıf daha önemli olduğundan fakirler için kullanılan özel bir tabirdir.
“...” “Nutecit şatun sahleten.” Nunun zammesi ve ta’nın kesresiyledir. Şatun merfudur. Sahleten mansuptur. Koyun yavru doğrudu manasınadır. Es-Sahletun sinin fethasıyla ve ha’nın cezmiyledir. Çoğulu sihalv esahldir. Erkek veya dişi olan koyun keçi yavrusudur. Doğmundan dört aya kadarki hale sahle, büyüyüp annesinden ayrılan dişi keçi yavrusuna cefretun ve cifar erkeğine cefr denilir. Kuvvetlenip sürüye gittiğnide atud, çoğuluna iddan denilir. Bu halde oluşuna cedyun, bir seneyi aşmamış dişisine anak ve çoğuluna kıyas üzere olmaksıznı unuk denilir. Bir yılı aştığnıda erkeğine peyteys (teke) dişisine anz denilir. Bütün bunları Ezheri zikretmiştir.
“...” “Yesimelbekeru ve ğenemu.” ve semehu yesimuhu, vesmen vesimeten vezninde gelir. SIğır ve koyunları sıcak bir şeyle belli olsun diye damgalamak demektir.
“....” “es-Seğar Sad’ın fethasıyla ez-Zul anlamındadır. Zelil hakir ve küçük manasınadır.
“....” “Şertul amili en yekune fekihen.” Yani bütün zekat bablarını ve ilgili olan herşeyi bilmeleri gerekir demektir.
“....” “el-Edatu.” Hemzenin fethasıyla alet edevvat demektir.
“....” “Yetteciru ihi.” Ta’nın şedde ve cezmiyledir. Bir şeyde ticaret yapmak demektir.
“...” “el-Fekru, fukru.” Fa4nın fetha ve zammesiyle, fakirlir manasınadır.
“...” “el-Müellefe” Et-Te’liften türemiştir. El-Kulub’un cemidir. ülfet manasınadır.
“...” “Ed-Darb” Bir şeyin türü,c insi, nevisi demektir.
“....” “En-Neziye” Misli benzeri demektir. Za4nın cezmi ve nun’un kesresiylede nizrunv e neziyr, niddunv e nedidteki gibi.
“....” “Zatul beyn.” Lügatçılar el-Beyyin burada el-Vasl yani ilhak, birleşme ve ittisal anlamındadır diyorlar. Takdiri cümlesi islahu haletil vsl (yani berleşme halinin ıslahı demektir).
Fıkıhçıarnı zatul beyneden kasıtları iki müslüman grup arasında fitne olduğnuda, birinin iki gurubun arasını ıslah etmesi için üstlendiğ imalı yükümlülüktür.
“...” “el-⁄ına” Mala ilgilidir. Maksur olduğnudan ya ile yazılır. Vezni ğeniye yeğna fehuve ğeniyyunv e isteğna manasınadır.
“....” El-⁄ınau memdudedir. Ses, şarkı söylemek manasınadır.
“...” “ed-Diyvan.” Meşhur olan ıdal’ın kesrasıyladır. ancak fethasıyla zikredilmişsede el-Esmai ve çoğu alimler bunukabul etmemiştir. Aslı Farsça olup arapçalaşmış bir kelimedir. Ezheri’de bu görüşü savunmuştur.
Ebu Cafer en,Nuhas bu kelimenin arapçalaşmış olması Farsça oluşu hususunda alimler arasında ihtilaf vardır der.
El-Cevheri bu kelimenin aslı “...” (div-van)’dır, kelimedeki bir vav hazf olmuş ya’ya kalbolmuş diyor. Çünkü çoğulu “...” (deva vyn)’dir, eğer ya harfi aslından olsaydı çoğul “...” (deya, viyn) gelirdi diyor. Devventu ed-Divane (....) deniliyor cümlenin aslında. Yani divanı tedvin ettim bir araya getirdim demektir.
İslamda ilk divanı koyan Ömer b. Hattab (r.a.)’dır. Sebebi bu muhtasara alınmayacak kadır çoktur.
El-Maverdi ed-Divan mal,i ş ve sairenin hukklarının korunması için konulmuş ordu ve işçilikv e sanatkar anelerde için edende vardır diyor. tehzibul esma ve el-Lügat’ta bu konuyla ilgili münakaşaları uzun uzadıya nlattım diyor müellif.
“....” “Es-Sebiyl.” Et-Terik yani yol demektir. Müzekker ve müennes olaraki iki haldede gelebilir. Müennes olarak çoğulu subuyl “...” müzekker olamakta subul “...” ve subl “...” gelir. El-Musafir’in İbnis Sebil diye isimlendirilmesi yola düşüp gittiği içindir. tıpkı çocuğu annesine olan bağlılığı ve emmesi gib.
“...” “Vefke kifayetihim.” Yani kadriyle, yeteceğikadar. Ziyadesiz olarak vav’ın fethasıyla sabittir.
“....” “Ve emamel hacat.” Hemzesiz fethasıyla yani hacetv eya eşyaların önünde arasında demektir.
“...” “el-İdake” Hacet sıkıntı, ihtiyaç demektir.
ES-SİYAM ORUÇ KİTABI
“....” “es-İSaymu ves sevm.” Lügatta tutmak şer’i ıstılahtaysa belirli bir şahsın belirli bir zamanda belirli birşeyi tutması demektir.
“...” “Remedan” Remedanat ve med ile ermidau ve remadiyn şeklinde olur sigaları.
En-Nuhas kufilerden nakledip şöyle der: Sibeveyhi bu konuda yalnış buldular. Remedan’ın çoğuunu er,Midetun verimadun sigasında da zikrettiler aynen şa’banın cemine şiab dedikleri gibi diyor.
El-Cevheri eski lügattan ayların isimlerin inaklettiklerinde içinde bulundukları zamana göre isimlendirdiler, bu ayda rem günlerine yani şiddetli sıcakların olduğ ubir güne tesadüf ettiğniden böyle isimlendirilmiştir diyor.
Ramadan lafzıyla iglii olmakla beraber, tehzibul esma vel luğat kitabında açıkladğım başka iki görüş dahada vardır diyor.
Ramadan lafzına herhangi bir ayın izafe edilmemesi ihtilafla kerih görülmüş ancak sahih olan kerahetin olmayışıdır.
“...” “La yurca bur’uhu.” Burda üç görüş vardır.
1- Beree minel maredi, yebreu, bur’en ba harfinin zammesiyle (Hastalıktan kurtuldu şifa buldu demek).
2- Beree yebreu, ber’en fethayladır.
3- Beree ber’en.
“...” Gumme aleyhim.” Alimler bu söz “⁄umemtuş şey’e iza ğatteytehu ve ğumme aleynal hilale ğemenv e ğimiye,v e uğmiye fe huve muğmen” kabilinden olan sözleridir. Bir şeyi örtmek gizlemek kapalı tutmak anlamınadır.
“...” “el-Hilal” Hilal, ay demektir.
Cevher ive diğera limler hilala ancka bir iki ve üçüncü gnlerde hilal denilebilir diyorlar. Musannif el-Muhezzeb’te hilalin ismiyle ilgili insanlar arasında çıkan ihtilafları zikreder ve hilale kamer ay diye isimlendirilmiştir der. Tam yuvarlak olduğunda veya ışığı fazla parıldadğında kamer denilir diyenlerde vardır.
“...” “Şa’an.” Su istekleri veya harfplerin çokluğnudan ötürü tefrikaya düştüklerinden bu isim verilmiştir deniliyor. Bildiğimz kameri ayların şaban ayıdır. En-Nuhas çoğlu şa’banat ve zait harflerin hazfe gitmesiyle şiab gelir ve Kufilerde şeabiyn vezninde çoğulunu getirirler diyor. Buda Sibevyh’in hatasıdır diyor ve onun yanında Osman’ın Asimiyn şeklinde getirlmesi caiz değildir.
“....” Ve yesihhu bi niyyetin badez zevali eydan.” Lügatçılar buna masdardır derler.
“...” ade, yeiydu eyden veznindedir. “...” Ade yani döndü demektir. “...” Adafulanun ila ehlihi” Yani filanca ailesine döndü. İbnus Sekkiyt sana “...” feelte zalike eydan” denildiğidesende “...” Kad eksertu min aydin” de diyor.
Yani bunudamı yaptın denildiğnide sende hepsini yaptım anlamında kadeksurtu eydin de diyor.
“....” “ed-Derer” “...-....” Ed-Derru ved deyru eziyet cefa demektir.
“...” “el-İstiat” İlaç ve saireyi dimağına ulaşana kadar burnundan almaktır. Burun damlası demektir. “....” İsteaterreculu ve isteettuhu şeklinde gelir vezni. Adam damla damlattı ve ben damla damlattım.
“...” “el-ihtikan.” ilaçv e benzeri şeyleri kalçadan iğne yapmak demektir. “...” İhtekenerreculu adam iğne yaptırdı demek. Zammeyle el-Huknetun şeklinde şırınga veya iğne demektir.
“...” “ed-Devav” Memdudedir dal’da fethayladır. Cevheri şaz ve garip olan kesrayla olanınıda zikretmiştir. Sigası daveytuhu mudavatenv e tedavadır. Yani tedavi için ilaç aldım.
“...” “İstekae.” Med ve hemzeyledir. “...” İsteda el-Key’e feahrecuhu (kusmak istedi ve onu çıkarttı). “...” (Tekeyye) hemzeyle “...” istekae manasınadır.
“...”İstemna” Maksuredir. Yani eliyle meniyi zekerinden çıkarttı (boşalttı) demektir. Eliyle tatmin oldu demektir. Ama bir kadına bakıp düşünerek meni boşalırsa oruç bozulmaz.
“...” “El-Kefareh” Aslı setr gizlemek manasına olan “...” El-Kefr’den türemiştir. Günahları örtüp veya gizleyerek yok ettiğniden bu asıl ismi almıştır. Daha sonra hatayla öldürme vesaire gibi günah olmasa bile muhalefet saygısızlıkv e sövme gibi durumlarda da kullanılmıştır.
“...” “İlku rekebetin.” Ezheri ancak köle azad edene itku rekebe denilir diyor. Ateke rekebeten ve fekke rekebeten vezinlerinde bütün azalar değilde boyun kastedilmiştir. Zira efendinin köleye olan mülkiyeti ve boyunduruk hükmü (kehablin fi rekebetil abdi) kölenin boynuna takılan ipe benzetilmiştir.
Sanki boynuna takılı olan kelepçe vesaire çıkmasına engel oluyorda azad edildiğide kelepçe veya tasmadan çözülmüş gibi olup serbest kalıyor. Itk ile ilgili kısımg eldiğnide kendi babında inşaallah gerekli bilgileri vereceğiz.
“...” “Ve yukrehu lilsaimi el-Alek.” Ayn’ın fethasıyla aleke, ey’luku alken’in masdarıdır. Yani oruçlunun ağzına sakız ve benzeri şeyleri çiğnemesi kerih görülmüştür.
“...” “El-Visal” Vel muvasele iki gün peşpeşe oruç tutup yemek falan yeyemek us içmemek anlamındadır.
“....” Veyenbeği lilsaimi enyunezzihe sevmehu anişşetmi.” Manası oruçludan orucunu sövmek veya küfretmekten muhafaza edilmesi gereir deniliyor. Burda hüküm olarak itenip emrediliyor. El-vahidi yenbeğinin aslı beğeytuhudan geir diyor istemek anlamındadır.
Şafii (r.a.) inbeğa yenbeğinin manasınadır demiş. Ancakg eçmişte bazı alimler bunu yermişler ve inbeğa kelimesinin kullanılmadğın ve bilakis bunun yerine yenbeği kelimesinin kullanıldığın ıtıpkı vedee ve vezere sözleri yerine yedeu ve yezeru kullanıldığı gibi bununda kullanıldığnı zannetmişlersede el-Hattabi ve diğer bazı alimler inbeğa ve yenbeğinin mazi ve muzari filleri kullanılır cevabını vermişler.
Sa’leb Seleme’den o da el-Ferra’dan o da el-Kesai’den o da araplardan naklederek, Sa’leb el-ahmer’den en-Nevadira dlı eserden el-Lehyani el,Kesai’den inbeğa şeklinde okuduğnu nakletmiştir.
“...” “en-Nezahetu.” Kötülüklerden uzaklaşmak demektir. vezni tenezzehe, yetenezzehu, tenezzuhen ve nezzehe nefsehu ve sevmehu şeklinde gelir. Yani nefsini ve orucunu kötü şeylerden uzak ttutu.
“...” “El-⁄iybe” Birini hoşlanmadı bir şeyle zikretmektir. El-Ezkar ve riyazus salihin kitaplarında zikretttiğim altı konum dışında gıybet etmek haramdır.
“...” Feinşutime.” Yani sövdüğünden ötürü başkasıda ona küfretse. Musannifni söylediğ isahih hadisi mutabıkta olsa şutime (in harfinden sonra vav getirerek söylemiş) ama vavsız gelen şutimeyle aynı manadadır. Hadiste fe in imriun şatemehu ev katelehu şeklinde geçmiş. Biri oruçluyken sana küfretse veya sataşsa demektir.
“...” “Felyekul inni saimun.” Riya kastı olmadan diliyle küfredene vaaz edip onu iyi bir muameleyle ondan vazg eçirme niyetiyle söylenebilir deniliyor. Bazılarıda kendi içinde onu zikrederek söylenir sabreden ve orucunun bereketi gitmesin diye ona küfretmez diyorlar. Birinci görüş daha isabetlidir.
“...” “es-suhur” Sinin zammesiyle seher vaktinde yemek yemektir. Seher vakti fecirden biraz önce olan zamandır. Fethayla seherde yenilen yemeğin ismidir.
“...” “er-Rizk” kelamcı ve lügatçılarnı yanında kişinin istifade ettiği yemek, içmek, giymek binek, çocuk, kadın, ev vesairedir. Helal ve haram olan herşeye itlak olunur.
“...” “Leyletul kadri. “Hüküm ve hakla batılın birbirindena yrılma gecesi. Hakim olan Allah’ın emirlerinin belirlenmesi yani meleklerin o senede ne olacağını yazmaları demektir.
“...” “Yetbeuhu bi sittin min şevval.” Burdaki lafız sahihi müslimv e diğrelerinde olan alfızlara mutabıktır. Sittetun’daki ha harfi hazfedilmiş ancak araplar seraheten müzekker lafzıyla geldiğinde el-Ahede aşere cümlesi hariç bütün müzekkerlerde ha ile getirmelerine özen gösterirler. Allahu Tealanın ayetinde olduğu gibi.
“....” “Semaniyeteh eyyam.” (Hakka: 69/7)
Müzekker lafzıyla gterilmediğnide ha hafrini yazmakta hafzetmekte caizdir. O zaman sumna sitten lebisna aşren ve nuridul eyyam denilir. (Altı gün oruç tuttuk, ongün geçirdik ve günleri istiyoruz demektir).
Allah’ın bir ayeti celilesinde:
“....” “Yeterebbesne bir enfusihinne erbebete eşhunin ve aşren.” (Bakara: 2/234)
Aşren kelimesi müennes gelmiş (yani dört ay on gün beklemeleri gerekir).
Birbaşka ayette
“....” “İnlebistum illa aşren.” (Ta-ha: 20/103)
El-Ferra İbni Sikkiyt ve diğer alimler bu görüşü araplardan nakletmişler ve ancak kör cahil bunu benimsemez diyor.
“...” “Arefe” Ve Arafat haccda durulan geniş bir mevkinin adıdır. Musannif hac ölümünde bunun hükümlerini açıkladım diyor.
Adem (a.s.) Havva’yı burada bulduğundan arefe (tanıdı) adı verilmiş bazılarıda Cebrail (a.s.) burada İbrahim’e (a.s.) hac menasiklerini öğrettiğinden arefe ismi vrelimşi diyor. İnsanların burada birbirleriyle tanıştıklarından ötürü bu ismin verilme ihtimalide vardır. Arefeh kelimesinin çoğulu arafattır. Sadece bir mevkide olsa, herbir bölümüne arefeh denilir. Bundan dolayı Kasabat (kasabalar) şeklinde musraif sarfı yapılmıştır. Bazı nahivciler anat ve ezriat kelimeler mufred ve belirli bir bölgenin ismi olmaların rağmen (arefe) kelimesinide bunlar gibi gayri munsarif olması caizdir diyorlar.
Ez-Zucac’ta bu kelimelerin munsarip olmaları bütün nahivcilerin yanında geçerlidir diyor.
“....” “Tasvau ve aşurau.” Memdudeyle meşhurdurlar. El-Kal’i kasr ile zikretmiş ama batıl ve şaz birg örüştür. El-Cevheri “...” şeklinde de med yapılmış olup muharemin onunca günü ve tasua’da dokuzuncu günüdür denilmiş diyor.
“...” “Ve eyyamul biydi.” İsabetli olan bu şekli musannifin nüshasından böyle zaptını yaptık. Bazı veya çoğu nüshalarda da eyyamul biyd, keza fıkıh ve diğer kitaplarda geçer. Arapların yanında bariz bir hataır, avamın dilinde dolaşan bir şeydir, zra günlerin tamamı biydtir. (Yani biyd elif lamsızdır). İsabetli olan görüşse eyyamul biydtir. Yani eyyamul leyalibiyd (biyd gecelerinin günleri)’dir. O günlerde sahihv e meşhur olan ayın onüç ondört ve onbeşinci günleridir.
Es-Saymeniy, el-Maverdiy, el-Bağeviy, el-Beyanın sahibi ve diğre bir grup onbeşinci günün yerine onikinci günü diye zikretmişlersede bu görüş şazdır. İhtiyaten ondördünde orcun olması gerkeri.
Hilal’in bütün gecelerde ıktığından veya buna benzer şeylerden dolayı “biyd” adı verilmiş deniliyor.
“...” Yevmul isneyn.” günlerin ikincisi olduğnudan bu adv erilmiştir. Ebu Cafer en-Nuhas sebebi cem ve tesniye sigaları olmadğından ötürüdür der. Medet eyyamül isneyn de denilir diyor. Yani ikinci (pazartesi) günler geçti demektir. Basrilerin (el-Yevmul esa cem’ine es-Sunu şeklinde zikrettiğni naklediyor. Ebu Cafer el-Ferra’da çoğulu el-Esaniyn vel esan’dır diyor. Sibeveyh’in kitabında el-Yevmus seniy şeklinde geçer buna görede cemi el-Esnau gelir. Cevheri müsenna olduğudan bu kelimenin cem’i ve tesniyesi olmaz. İllada cem’in yapmak istresn esaniyn yap diyor.
“...” “Yevmul hamis.” Haftanın beşinci günü olduğundan hamis denilmiş.
en-Nuhas çoğul ehmisetun, humsun, humsanundur. reğif, ruğf ve rğfan olduğ ugibi, ehmisau en-Sibau’da olduğugibidir ve ehamis geilir diyor. Bu görüşleri el-Ferra nakletmiştir.
“....” Yevmuşşek.3 Çocuk,f asık, kadın ve köleler gibi sözüne itibar edilmeyenlerin ramaza hilalini gördüklerini söylemeleridir. Göğün bulutlu oluşundan görülmeyen hilal şekten veya şüpheden sayılmaz.
“...” “Eyyamut teşrik.” Kurban bayramanın ilk gününden sonraki üç gündür. İnsanlar hediye ve kurbanlıklarının etini bugünde parçalayıp adğıttıklarından eyyamuteşrik denilmiştir. Teşrik günleri sayılı günlerdir.
“...” “el-İ’tikafu” Aslı kendini veya başka birşeye mescitte bağlayıp hapsetmek ve kalmaktır. Mescide devam edip kaldığnıdan şer’i itikaf adı verilmiştir. Akefe yekufu ye’kifu kef’in zammesiyle vekesresiyle ukufen ve akfen denildiğnide yani bir şey üzerine ikamet etti ondan yüzün çevirmedi demektir. Akeftuhu, e’kifuhu kefni kesresiyle a’kfen gleir. Akefe lafzı recee ve recetuhu nekese ve nekestuhu gibi lazimi ve müteaddi olur. El-Lazimi’nin masdarı el-Ukuf el-Muteaddi’nin masdarıda el-Ekfu’dur.
Buhari ve diğre hadis kitaplarında nakledilen Aişe’nin (r.a.) hadisinde olduğ gibi (ve huve mucavirun fil mescit) El-İitkaf civar ismide verilmiştir.
“....” “El-Camiu.” İçinde cuma namazı kılınan mescid demektir. insanlar toplandığnıdan cuma denilmiş. El-Mescidul camii denilir. Mescidul camii kufilere göre zahirdir, çünkü araplar bir şeyi aynısına izafe ederler.
Basrilere göre mescid el-mekanul camidir. Yani toplanılan mekandır.
“...” “Kedau hacetil insan.” Sıdık ve büyük abdestten kinaye olarak bu lafız getirlmiş.
“...”
“Velem yuerric.” Ya’nın zammesi ve ra’nın kesresiyle ve şeddeyle dönmedi çıkmadı demektir.
“...” “Harece minel mu’tekefi amiden.” Kaefin ftehasıyla itikaf geri demektir. Yani kasten itikaftan çıktı.
“...” Camee fil ferci.” Yani ön ve arkadan cima etti.
“...” “el-Menare.” İttifaklarıyla mimin fethasıyladır. El-Menareh üzerinde kandil yakılan çıkılıp ezan okunulan yerlerdir.
KİTABUL HAC
Ha’nın fetha ve kesresiyledir. Keza el-Hicce olduğunda iki lügatı vardır. En fazla duyulan kesre iledir. Fethada kıyasidir. Aslı kast manasınadır. Ezheri Hecectuhu birinci kezden sonra tekrar geldim demektir. Ve aslıda bu manadadır diyor ama meşhur olan birinci görüştür.
“....” “el-Umre” ziyaret edemektir. Kastetmek manasınada deniliyor. Her iki görüşüde Ezheri zikretmiş ama birincisi daha meşhurdur.
“....” Bir gurubun yanında böylece iki lügattır. Değişik bir gurupta Mekke haremin tamamı, Bekke mescide hastır diyor. Maverdi ez-Zühri ve Zeyd b. Eslem’den nakletmiş Mekke beldenin ismi, Bekke’de evin ismi olduğu rivayeti en-Nahai ve diğerlerinden alındığı söyleniyor.
Mekke şehrin, Bekkede beytullahın ve tavaf yerini ismidir diyenlerde olmuş. İnsanların izdihamdan dolayı orada itişip zahmetli bir şekilde tavaflarını yaptıklarından bekke adı verilmiştir. El-Leys kibirlilerin boyunlarının sürtüldüğündendir diyor. El-Bekk parçalamak, dağıtmak ve yırtmak manasınadır.
Suyunun azlığından Mekke denilmiştir. İmtekıl fesilu dır’e ummihi (Yani yavru annesinin emesini çekeceke somurttu birşey bırakmadı). Günahları silip süpürdüğünden Mekke denilmiş diyende vardır. Mekke’nin (ummul Kura el-Beldetu, el-Beledul emin, umma ruhm, salahi katami ve benzerleri basse denilmiş, en-Nasseh, en-Nessaseh, mülhidleri kovduğundan bu ad verilmiş deniliyor). gibi isimleride vardır. El-Cevheri el-Esmai’den nakletmiştir.
Ve yine Mekke’nin el,Hatimetu, verre’s, Kusa kefin zammesi, pelte senin fethasıyla,e l,Arş, el-Kadisv e el-Mukaddese diye onaltı ismi vardır. İsimlerinin çokluğuşerefindendir. Bunun için Allahu TEalanın ve RAsulunun (s.a.v.) isimleri çoktur. El-Menasik vet tehzibte baştan sona Mekke, mescid ve Kabe’yle ilgili olan herşeyi açıkladım diyor yazar. Mekke Şafii ve çoğu alimlere göre en faziletli yer Medine’dir demişler.
“...” “Es-Sabiyyul mumeyyiz.” Muhatabının hitabını anlayıp cevap veren demektir. kelime sin ile zaptı yapılmaz bilakisa nlayışlara göre değişir.
“...” “Yeteetta minhu.” Yani hazırlandı şekillendi.
“....” “ehedu ebeveyhi.” Yani anne vyea babası. Buna tağlib babı adı verilir. İki muhtelif lafızdır. Ama aynı lafızda tesniyesi gelir. Bazen şerefinden şöhretinden, hafifliğğinden gelir bazende el-Ebeyven el-ömereyn’de olduğ gibi Ebubekir ve Ömer (r.a.) el-Kamereyn güneş ve ay, el-Mus’abeyn Mus’ab b. Zübeyr ve oğlu el-Hubeybeyn Ebu Hubib Abdullah b. Zübeyrv e kardeşi Mus’abv e daha değişik şekillerde geldiğ igibi gelir.
Ebu Ubeyd Garibul Musannef’te, ibni Sikkit Islahul mantık’ın sonunda buna açık bir bab koymuşlar.
“....” Atekel abdu.” Ayn ve ta4nın fethasıyla efendisi köleyi azad etti.
“...” “ez-Zehab.” Zal’ın fethasıyladır. Zalın zammesiyle ez,Zuhub’ta gelir. Zehebe yezhebu ve ezhebtu gelir. Gidiş anlamınadır.
“....” Er-Rahiletu.” Kafileye girmeye yaraşan deve demektir. Dişi ve erkek olarak binilen her deveyede denilir. Cevheri bu iki görüşü zikretmiştir. İkinci görüş musannif ve fıkıhçılarnı murad ettiğidir.
“...” “el-Mesafetu.” Uzak yer anlamınadır. Cevher iSüftüş şey’e esufuhu sevfen izaşemimtehu, el-İstiyaf el-İştimam uzak mesafe demektir. Aslı eş-Şem’den gelmiştir. Buna delilde çölde olduklarında toprağı alır koklar doğru yolda olup olmadıkların öğrenirlerdi. Bu kelimeyi kullana kullan aartık uzak mesafe adını verdiler.
“...” “el-Mesken meskin.” Kefin fetha ve kesresiyle mesken ev anlamınadır.
“....” “el-Hadim” Müzekkerv eya müennes hizmetçi demektir.
“....” “el-Hifare, hufare ve hafare.” Ha4nın kesre, fetha ve zammesiyle üç lügatı vardır. El-Muhkem’in sahibi bunları, zikretmiştir. Yolda korunmak için alınan maldır.
“...” “ez-Zemane.” Keskin ze harfinin fethasıyladır. Alime ye’lemu gibi zemine yezmenuda denilir. Müzmin ve kronik hastalık, sevgi ve afet demektir.
“...” “el-Kiber” Kef’in kesresi ba’nın fethasıyla el-Herem yani yaşlılık ihtiyarlıktır.
“...” “Şevval” Deve hamile olup kuyruğu kaldırdığnıdan bu isim verilmiş. En-Nuhas bunu zikretmiş ve cem’i şevvalat, şevavil ve şevaviyl yeylegelir demiş.
“...” Zulka’de” Haram aylardan olduğnudan savaşı bu ayda durduklarından zulka’de denilmiş. meşhur olan kaf’ın fethasıyladır ama el-Meşarik vel metali’in sahibi kesraylada zikretmiştir.
“...” “Zülhicce.” Ha’nın kesresiyledir ama fethaylada zikredilmiş ve bu ayda hac yapıldığnıdan zilhicce denilmiş.
İbnun Nuhas cemi zevatül ka’de ve zevatul hiccedir der. Kufiler medet ulatul ka’de ve cem’inde yine zatul ka’de demiştir diyor ve hazihiş şuhire ve haulai denildiğ gibi buda caizdir demişler diyor.
“....” “Et-Temettu.” El-Vahidi et-Telezzüz yani tat almak zul intifa yani istifade etmektir diyor. Temettee bihi yani ondan payını aldı veya istifade etti. El-Meta’da istifade edilen herşeydir.Aslı huve cebelun mati’den yani uzun türemiştir. İhramlı olan mütemetti denilmesi hac ve umre esnasında ihramın yasaklarına büründüğünden ve dönerken hac mikatından istifade ettiğndendir.
“....” “el-İhlal” El-İhram demektir. Aslı ses kaldırmaktır. İstihlalul veled’te bu kabildendir yani çocuk ses çıkartı. İhrama ihlal denilmesi, telbiye yaparken sesin kaldırılışındandır.
“...” “Medinetun nebiyy” çeşitli isimleri vradır. El-Medine, eddar istikrar ve güvenliğinden dar denilmiş, tabe et-Tiyb’ten türeyene teybeh iyi kokuanlamınadır. Et-Tab vet tiyb iki lügattır. Et-Tayyib’tentüremiştir deniliyor. Şirkten kurtulup temiz olduğundan ve temizliğniden deniliyor, yaşamın Medine’de iyi oluşundandır deniliyor.
Sahih Müslim’de gelen bir rivayete göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle der:
“Allahu Teala Medine’yi tabe diye isimlendirdi.”
Cabirden rivayet edilir.
“...” “Zul huleyfe.” Ha’nın zammesi fa ve lam’ın fethasıyladır. Medine’den altı yedi veya dört mil uzaklıkta bir yerdir deniliyor. Mekke4den on merahil uzaklıktadır. Merahili ki menzile arası veya bir konak mesafe demektir. Mil’de gözün en song ördüğü yani gözirimi mesafe edemktir. On iki kim’yi aşmayan bir mesafe demektir.
“...” Yelemlem. 3Fa ve iki lam’ın fethası ve mimin cezmiyledir. elemlem’de deniliyor. Mekke4den iki merhale (iki konak mesafe)’dir. Veya iki gece uzaklıkta bir yerdir. Yemen’lilerin mikat yeridir.
“...” “Necd” Nun’un fethasıyladır. Yemen bölgelerinden Cüreş’le KUfe dağları arasında bir yerdir. Sınır ıhicazın batısındadır. El-Metali’in sahibi Necd’in hepsi yemamenin oralardandır der.
“...” Kern” ihtilafsız olarak kaf’ın fethası ve ra4nın cezmiyledir. Cevheri4nin ra’yı fetha okumasın ıve veysel Karaniyi buraya nisbet etmesini hatalı bulmuşlarv e veysel Karani4nin beni karenden olduğnu söylemişler.
Beni Karen Mekke’den iki konak mesfaede olan murad obasından vadisinden bir kabiledir.
“...” “eş-Şe’mu” Hemzeli vemaksurdur. zayıf olmakla beraber eş-Şam sin’in fethası v emedlede olmas ıcaizdir bu şekilde de meşhurdur. El-Metali4in sahibi müennes olduğnu ve bu şekilde gelişini çoğu kabullenmemiş ve müzekker sigasıyla meşhurdur der. Cevher imüzekkerde yapılır müenneste yapılır. Şam el-uriyş’ten fırata kadar uzanır diyor. Balise kadarda uzanır deniliyor. Balis halep ve rakka raasında bir yerdir. Bu kelimenin iştikakında ve nispet edilen yerle iledir çok çeşitli olan muhtelif görüşleri et-Tehzib’te açıkladım diyor yazar.
“...” “el-Cuhfe” Cimin zammesiyle, ha’nın cezmiyle Medine’den yedi konak mefsae Mekke’den üç konak mesfaede olan büyük bir köydür.
El-Metali’in sahibi ve bazı alimler (cuhfe ahalisini sel alıp götürdüğnüden cuhfe denilmiştir) diyorlar. Müheymetun’da deniliyor.
“....” “el-İrak” Ayn’ın kesresiyle meşhurdur. Müzekkerdir bir gurpta müennes yapmıştır. El-Esmai murab bir kelimedir diyor. Sebebinde on ayrı görüş vardır. Yazar et-Tehzib’te bunların hepsini açıkladım ve en meşhur olan ağaçlarının çokluğnudan bu ismin verilişidir.
“...” “İrk” Aynın kesrası v era’nın cezmiyle mekkeden iki konak mesafede bir yerdir.
“...” “El,Akik” Ezheri’nin zikrettiğni egöre tihama korusuna akan bir vadi veya nehirdir. Zatı ırktan biraz daha uzak mesafededir.
“....” “Babul ihram ve mayehrumu fihi.” Ya’nın fethasıyladır. İhram, hac veya umreye girmeki çin yapılan niyettir. Bütün mahzurlu şeylerden menedildiğ iiçin ihram denilmiştir.
“...” “el-Mahiyt” Mimin fethasıyla ha’nın kesrasıyla ismi mefuldur.
“...” İbni Kuteybe el-Haik (kesci) onu parçadan yeni kesmesinden dolayı elbiseye yeni denilir diyor.
Feiyl vezninde mef’uldur. Lügatçılar el-Cedidin çoğulu cududtur aynı reğiyf ve ruğuf babında olduğ ugibidir.
İbni Sikkit ve lügatçılardan bir gurup cudud’taki birinci dalın fetha olması caiz değildir diyorlarsada bu kabulenmeyişleri yerinde değildir fethasıda caizdir deniliyor. Nahivciler bunun tatbikini zikretmişlerdir. ebu Ubeyde, el-Mufaddel, ve Halaik gibi lügatçılardan bir gurup nakletmişdir. Bu vezin üzerinde olan muzaafı iki ve üçüncü harfine mutabık olan her fiilde iki lügat serir, sururin ve surerin, zeliylin, zululin, zulelinv e benzerlerinde olduğgibi caizdir.
“...” Summe yuhremu akibes salati.” Diğer fıkıh kitaplarında ve et-Tenbih’te böylece tekrarlanmış, ya ile akiybe’nin gelişi az görülen bir lügattır. Meşhur olanı ya’sız akibedir.
“....” “Fefihi kavlan ahaduhume yuseyyiru nefsehu karinen.” Şu andan kırana niyet etmesidir.
“....” “Ettelbiye” Lebbe bil mekani lebben ve elebbe ilbabenden türemiştir. Yani onu yaptı, söyledi yerine getirdi demektir.
Ezheri ve bir gurp alim lebbeyke’nin manası yarabbi ben sürekli senin itaatindeyim demektir diyorlar. Aslı lebbeyn’dir izafetten dolayı nun hazfedilmiş olmas ımanalarından en zahir olan görüştür. Lebbeyk lafzının tekrarı ise te’kid içindir.
“...” “Allahumme” Ezheri nahivcilere göre iki görüş vardır diyor: El-Ferra aslı ya Allah ummena bi hayrdır diyor. (allah’ım hayırlarımızı çoğalt demektir). Bu lafzın kullanımı çoğalır, Allahumme denilir ve meftuh ola mim terkedilmiş diyor. Halil, Sibeveyh ve diğer Basri’ler manası ya Allah demektir şeddeli mim nida yasından bedel olarak mim cezminden dolayı ve ondan önceki mimin cezimli olmasından meftuhtur (fethalıdır). Bedelle bedel olunan arasında karışıklık olmamasından ya Allahumme denilmez. Bazı şiirlerde bu şekilde de geçmiştir.
“...” İnnel hamde.” Hemze’nin fetha ve kesrasıyla iki meşhur görüşü vardır. En sahih ve meşhur olanı kesradır. Ezheri ve diğer bir gurup alim bu görüşü benimsemişler. El-Kesra istinaf fethada ta’lil içindir diyorlar. Şu sözde vakfe yapılırken çok güzel bir vakfenin yapılması El-Melik’te sonra la şerikeleheke denilmesi müstehaptır deniliyor.
“....” İkbalulleyl.” Hemzenin kesresiyle geceni gelmesidir.
“...” Er-Rifak” Ra’nın kesresiyle rufke rifkanın cem’inin olması iki meşhur (lügattır).
Ezheri re-Rifak refiketu’nunc emdiir ve cemaatin beraber olup beraber inip gitmeleri vebirberleriyle arkadaşlık yapma manasınadır diyor. Rafektuhu, terafekna ve huve refki ve murafiik refik’inc em’i rufeka’dır.
“....” “innel Ay’şe ayşul ahiretu.” Manası mutluluğu istenilen devamlı hayat, ahiret hayatıdır.
“....” “el-Yasimiyn.” Farsçadan gelme murab bir kelimedir sini meksurdur.
İbnul Cevaliki el-Yasimiyn vel yasimun şeklinde istersen vav ve ya ile tabir edebilir veya istersen nundaki i’rabını iki lüğat yapabilirsin diyor.
“...” “en-Neylevfer.” Nun ve lam’ın fethasıyladır. İki fethalı nunla neynevferde denilir. Ebu Hafs b. Mekki es-Sakaliyy zikredip şöyle der:
“Nunun kesresiyle niynevfel denilmez der ve avamca olduğunu söyler.”
“....” “erreyhanul farisiyy” eyman babında zikredilen ed-Deymeran’dır yanı kır reyhanıdır.
“....” “Ve yehrumu aleyhi teklimul ezfar ve halkuş şeeri.3 Şayet izaluz zıfrı ve şe’rideseydi daha iyi ve umum olurdu çünkü tırnağın kesilmesi ve kılın tıraş edilmesi ihram anında haramdır.
“....” “Yahrumu aleyhil cimau fil ferci.” Ön ve arkadan ilişkide bulunması haramdır.
“...” “El-İstimnau. Memduleyledir. Mevzusu oruçlada geçtiğigibi el ile tatmin olmadır.
“...” “el-Mecaetu. “Mimin fethasıyla şiddetli açlık manasınadır.
“...” “Sale aleyhi.” Üzerine atlayıp oturdu demektir. sale, savlen ve savleten yani vesebe peltek seyledir. El-Musaveletu vessiyal vessiyaletu el-Muvasebe manasınadır.
“....” “İftereşel ceradu fi tarikihi.” Cerade’nin ref’asıyladır. Cerad iftereşenin failidir. Lügatçılar iftereşeş şey’u denildiğnide inbesete demektir yani yayıl genleşti açıldı. Ekemmetun mufterişetun’da o kabilden bir sözdür.
“....” “el-Kuffaz.” Kafın zammesi, fa’nın şeddesi ve fatları, elif ve za’yla Cevheri ve diğera limler pamuktan yapılı düğmeleri olna eldivendir diyorlar. Kadında her iki eline takar ve onada kuffazan denilir.
“...” “Sedelet.” Sedele, yesdulu, yesdilu, sedlen fehuvee sadilun veznindedir. Salıvermek, meyletme anlamınadır.
“...” “Kelleme selasete ezfarin.” Cevheri keleme zafurehu lam’ın tahfifiyle v kelleme ezfarehu şeddeyle söyleni diyor. İbni Faris ve çoğu alimler kelleme vekeleme aynı manada iki lügattır diyorlar. Tırnağının ucunu kesti demektir.
“...” “El-Asu” Saın cemidir. Sahih ve fasih bir lügattır. ibni Mekki bu lügatı avam tabakasının lügatından saymış ve isabetli olanı dare ve edvar gibi esvu olması gerekir diyor. Mücife göre İbni Mekki4nin görüşü apaçık bir hata ve gaflettir. Bilakise l-Asu lafzı sahihv e bülgat kitaplarında ve sahih hadislerde maklub babında geçen bir cem sigasıdır. Keza dare kelimesini cem’inde adur ve benzeri kelimelerde geçmeside caizdir. Bu sarf alimlerinin yanında babul kalb ismiyle bilinen bir kaidedir. Çünkü kelimenin orta harfi sad ondan sonraki vavdır ve vav hemzeye dönüşüp sadtan hemen sonra uzun elif şeklinde cemi hemzesiyle birleşince asuen oldu. Vezni A’feledir. Keza adurv e diğer benzeri kelimelerde de durum aynıdır. Essa kelimesi müenneste müzekkerde yapılabilir.
“...” “el-Bedenetul” Hadis ve fıkıh kitaplarında böyle geçmiştir. Altı yaşına girmiş kurbanlık çağına gelen erkek veya dişi devedir. Hadis, fıkıh ve benzeri kitaplarda bu sigadan başka şekilde gelmez. Lügatçıların çoğuna göre bu kelime hem dev hemde sığırlar için kullanılır. Ezheri’ye göre deve koyun ve sığırlar için kullanılır. Maverdi (el-Budn) kelimesinin tefsirinde cumhuru ulema bu kelimeye deve, Cabirv e Ata deve sığır, bir diğerg örüşe gör deve, ısğır ve koyunlara denilir. Ve buda şazdır ded idoyr. Fasih lügatta müenneslik ve müzekkerlik bakımından bu kelimeyi el-Ayn adlı eserin sahibi sarih olarak zikretmiş. Çoğulu buda cezim olanıyla inmiştir. Cevheri gibileri zammeyle zikretmişler. Semiz ve büyüklüğünden bedeneten denilmiş zira sahipleri onları besleyip semizleştiryorlardı.
“....” “El-Bakeretu.” Burda müennestir inek anlamındadır.
“...” “eş-Şat” Daha önced eaçıklamasında geçtiğ igibi dişi koyun veya keçi manasınadır.
“......” “Kevernel bedenete derahime, vedderahime teamen ve teseddeke bihi. 3DErahime sözü mansuptur takdiri keddereha derahime yada kevemeha bi derahimedir ama ba harfi ceri düşmüş şu ayet gibi (vehtare musa kevemehu) Araf: 7/155). Nasbe olmuştur.
Ed-Derahime teaamen sözü: Yani dirhemlerle yemek satın alırv e danelerini ayıflar.
“...” “eddebu” Dat harfinin fethası ba’nın zammesiyle cezmide caizdirv e dişi keler demektir. Erkeği diban siğasındadır. Cemi debain sirhanve serahin gibi dişinin cemi diba gelir.
El-Hariri ed-Durre adlı eserde müzekker ve müennes bir araya geldiğinde, müzekker galip olur ancak tarih gecelerle olduğundan ve debu debvani kelimelerinin tesniyelerinde bu kaide geçerli olmaz.
“...” “el-Kebş” Koç demektir. Müennesi na’cedir. Kebşin cemide ekbuş ve kibaştir.
“....” “el-gazal” Lügatçılar el-Gazal geyik yavrusudur. Büyüyüp boynuzları çıkana kadar bu isim sonra (çabyetun) yani geyik olur. Müzekkeri zabyun’dur. Çoğu fıkıh kitaplarında karışıklık olduğundan söylediklerimi dayanak edin diyor müellif.
“...” “El-Anak.” Aynın fethasıyla, bir seneyi doldurmamış büyük ve dişi keçi yavrusudur. Cemi E’nuk ve unuk’tur.
“....” “el-Yerbu.” Ya’nın fethası, ra’nın cezmiyle ve ba’nın zammesiyle cemi yerabiytir. Jeboa, tarla faresi ve arap tavşanına denilir.
“...” “El-Cefre” Cimin fethasıyladır. Lügatçılar çayını doldurup annesinden ayrılan keçi yavrusudur diyorlar. Müzekkeri cifrundur. Her iki yanı büyüdüğünden cifr denilmiş.
“....” “Ve in etlefe zabyen mahiden “daminehu bi kıymeti şatin.” Mahidun veya el-Mahid hamile geyik demektir. Yani hamile bir geyiği lödürürse bir koyun deyerinde para vesaire verir.
“...” Zabyen.” Yanlış yazılmış kelimelerdendir, isabetli olan ızabyetun’dur. Çünkü zebyun müzekkerdir. Müenneste zabyetündür.
“...” Bi kimeti şatin.” Dişi keçi veya ceylana denilir. Bi kiymet anzin yani keçi değeriyle deseydi daha açık ve sarih olurdu.
“....” “el-Hemam” Ezheri Şafii’nin şöyle dediğni söyler:
“el-Hemam kabarıp taşan herşeydir. İsimle değiştiğinde el-Hemam güvercin, kumin, kırmızıyla siyahum sibir kuşv e üveyik kuşlarına denilir diyor. El-Esmai’de Ebu Ubeyd’in el-Kisai’den şöyle duyduğunu söyler: El-Hemam evcil olmayan kuşlara, evcil olanlara el-Yemame yani ogüvencin denilir diyor. El-Esmai üveyik kuşu, kumru vesaire gibi boynunda nakışlı gerdanlık bulunan herşey hamamedir diyor.
“...” “Abbe ve bedere” Aynın fethasıyladır. El-Feheri evcil olanv e olmayang üvencinlerdir. Bu hayvanlar su içtiklerinde yapalarını suya koyar yudumlayarak içerler diğer kuşlar ise gagalarını suya koyar damla damla içerler diyor. Bazılarıda el-Ebbu nefes almadan suyu çok içmektir diyor. Abbe, yeebbu abben denilir. El-Muhkem’in sahibi kuşların su içişine abbe denilir. Şeribe denilmez (içti) diyor. El-Hediyr’de ağzını suya koyup ses çıkarmadan kesintisiz peşpeşe içmektir diyor. Er-Rafii’de uygun olan abbe yapana heder denilir. El-Hemame4nin tefsirini yaparken özetle el-Abbe deseydi yeterli olurdu diyor.
Merhum Şafii’nin el-Uyunul mesaildeki şu açıklamas ıbuna açık delildir. Ma abbe fil mai abben fehuve hemamun, ve şeribe ketreten ketreten keddeccac felesye bi hemamin.
Yani gagasını suya koyup nefes almadan içene el-Hemame (güvercin) damla damla tavuk gibi içene hemame denilmez diyor.
“....” Ve yehrumu ket’u haşişil harem. Lügatçlıra el-Heşim ve el-Haşiş tarlada olan kuru ot veya haşhaştır diyorlar.
Cevheri ve diğer bazı alimlerde yaş olanına haşiş denilmez İbni Mekki ve bazıları yaş olanına haşiş demek avamca lügatında söylenir diyorlar.
“...” “el-Hela” Ha’nın fethası ve kasrıyla yoş olan haşhaşv eya ota denilir. Hemzeyle glene el-Kele tarlada yeşil ve kuru olana atfedilir.
El-Beğavi ve diğerleri yaş olan otun çekilme ve kesilmesi haramdır, kuru olanında çekilmesi haram kesilmesi veya biçilmesi haram değildir diyorlar.
Musannife göre haremin haşhaş veya kur otunu kökünden kesmek ve haşiş kurusuna denilmekle beraber haramdır demesi diğerlerinin görüşüne muhaliftir.
Musannifini kel’ul haşiş yani lamla veya ket’ul hala demesi gerekirdi. Şu hadistede sabit olduğgibi: “La yuhtela halaha.” Yani yeşil olan koparılmaz.
Özür olarak kasul edilmesg ereken sözü te’vile dilen ismiyle, yeşil olana haşiş demesi örf ve adetlerin anlayışına daha yakın oluşundan olmasıdır.
“...” “El-İzhir” Hemze ve ha’nın kesresiyle, kokusu güzel bir ottur.
“...” “El-Avsec” Ayn ve sin’in fethasıyla dikenli bir bitkidir. Muhtar olan görüşe göre hepsinin çekilişi haramda olsa musannif ve çoğu alimlere göre tüm dikenlilerin çekilmesi helaldir.
Musannif el-Avsec yerien şevk yani dikenliler deseydi diğerlerinin görüşüne daha yakın olurdu.
“....” Ve in istehlefe.” Ahlefe denilseydi daha iyi olurdu diyor.
BABU SIFATİL HAC - HAC SIFATI BABI
“...” Yedhulu fi seniyyetin kedain.” Kef’in fetha v emediyledir, konumuna göre munsarıfta olabilir ama el-Buk’e murad edilirse gayri munsarıp olur.
“...” Kuden (oradan çıkan) olursa mazmum ve maksur olur. (es-Seniyye) iki dağ arasındaki dar yol anlamınagelir.
Keda üzerinden kumluk taşlık yere v eMekke mezarlığna inilen yerdir.
Zammeli olan es-Suflad Mekke’ye on iki mil uzaklıkta olan kuey’an dağının yanında olan buryerdir.
“...” “et-Teşrif” Yüceltmek saygın yapmaktır.
“...” “Et-Tekrimu” Et-Tafdil anlamında ikram etmek manasınadır.
“...” “et-Taziym.” Tazi etmek büyüklemek demektir.
“...” Ağır başlılıkv e azamettir.
“...” “el-Bir” Çok iyilik yapmak, itaat etmekv e yapılan tüm hayırlarıng enel adıdır deniliyor.
“...” Allahumme entesselam.” Ezheri bir inci es-Selam Alah’ın ismi, ikinci selamda kendisine selam ikrame ttiğni selimdir selamettedir manasınadır.
“...” “Feheyyina rebbana bisselam.” Yarabbi selam sıfatınla bizi bütün afetlerden emin kıl demektir.
“...” “Et-Tevaf” Tafe bihi yani acındırdı, (halini arzetti). Tafe havlel ka’beti yetufu, tavfenv etevefanen, vetetevvefe vestetafe sigalarının hepsi aynı manadadır. Yani Kabe’yi tavaf etti. Hacda üç tavaf vardır:
1- Tavaful kudum, tavaful kadim. Tavaful vurud,v elvarid vettahiyyede denilir.
2- Tavaful ifade, tavafuz ziyare, tavaful ferd tavafurrk, tavafus sader.
3- Tavaful veda tavafuş sederde denilir.
“...” “El-İdtiba.” Eddeba kelimesinden türemiştir. PAzu anlamındadır. Pazunun üst kısmı, ortası diyenv e koltuk altı diyenlerde vradır.
Ezher ile-İdtiba et-Teebbut (koltuka ltı) ve et-Teveşşuh (kuşak veya arapların taktığ birc inskemer)de denilir diyor. tavafta olan el-İdtiba ihramın sağ koltuğnunu altından geçirip sol omuzunu örtmektir.
“...” “Veset redaihi.” Sinin fethasıyladır. İhramın ortası demek.
“...” “El-Hacerul esved.” Hacerul esved taşıdır. İbni Abbas’tan (r.a.) Rasulullah’ın (s.a.v.) şöyle dediği rivayet edildi:
“Hacerul esved cennetten getirildiğinde sütten daha çok beyazdı ama Ademoğullarının günahları onu kararattı.” Tirmizi rivayet etmiş. Hasanun sahihun demiş.
“...” El-İstilam.” Ezheri es-Selam’dan iftial babından olmasıda caizir selam vesaire manasınadır. Sanki cerul esvede dokunup ziyaret etmek ona selam vermekg ibidir. Yani selam verdi onunla teberrük etti gibidir diyor.
Ezheri İbni Kuteybe4nin şöyle dediğnisöyler: Aslı es-Silam’dır. Sinin kesresiyle geldiğnide taş anlamında olur. İstelemtul hacere denildiğide yani taşa dokundum demektir. İkteheltu ve iddehentu denildiğinde sürmecektim, yağladım demektir.
Yemenliler rüknül esvede (siyah rükun) el-Muheyya diyorlar, buradana nlaşılıyorki el-İstilam kelimesinin aslı selam manasında olan es-Selam kelimesinden türemiştir.
İbnul Arabi isteleme’nin aslı istel’eemedir hemzelidir. Aslı ictima (toplanmak) manasında olan el-Mülaeme kelimesidir diyor.
“...” “er-Ruknul yemani.” Ya şeddesizdir. Çünkü yemene nisbet edilmiştir. Elif nisbet ya’larından birine bedeldir. Bedelle bedel olunan birbirinden ayırtedilsin diye şeddesiz getirilir. Az olan bir lügata göre sibevyeh el-Yemaniyy şeddeli getirmiş. el-İktidabın sahibi v ediğerlerinni zikrettiğine gör el-Muberrid ve bazılarıda el-Yemaniy şeddeyle getirmişler. Buna binaen elif burda zaittir. Rekbaniyy kelimesi er-Rekebeye nisbet edildiği gibi olmuştur.
Müteahhirinden olan Cevheri, muhkemin sahibi ve diğerleride yemaniyyi şeddeyle getirmişlerdir.
Mesela reculun yemaniyy ve yemanin şeddeyle ve şeddesizdir. Yemen’li adam demektir. Eli ya’sız olarak kavmun yemeniyyun şeddeyledir. Ve yemaniyetun şeddesizdir. Ve yemanun, ve şeddeli görüşe göre yemaniyyundur. Yemen’liler demek.
“...” Allahumme imanen bike ila ahirihi” Manası onu iman için yapıyormu. Mef’ulun leh konumundadır.
“...” “Ve vefaen bi ahdik.” Ahdin iki manası vardır. Burdaki maksat emirlerini yerine getirmek üzere Allahu Tealanın bizdena ldığ ıemir ve yasaklarından kaçınma sözüdür.
“...” “er-Remel” Ra ve mimin fethasıyla adımları birbirine yaklaştırarak acele yürümektir. Remele, yermulu, remelen ve remelanen’de denilir.
“....” “Vefi kulli vitrin ehebbu.” Manası bütün ibadetlerde müstehab olmakla beraber vitirlerde daha çok tekidli müstehabtır demek.
“...” “el-Mebrur” Şemir ve diğerleri haccında ma’siyet bulunmayan demektir diyorlar. İtaat manasında olan el-Birru kelimesinden türemiştir. Ezher iel-Mebrur kabul olunan aslı el-Bir’den olan umum hayır adıdır diyor. Berertu fulanen’de bu kabildendir. Yani falancaya sıla rahim yaptım. Her salih amel bir manasınadır. Berrellahu haaccehu ve eberrehu denilince Allahonun haccını kabul etsinveya etti demektir.
“...” “vezenben meğfuren. “cümlenin takdir deline şekli zenbiy zenben meğfurendir. Yani günahlarım affedilen günahlardandır.
“...” “Veseyen meşkuren.” Ezheri manası amelimi kabul olan vesahibine yazdıran amelden eyledir diyor. Diğerlerine göre yani sahibine şükredilen bir amel eyle demektir. Ezher imesaiy er-Recule emaluhunun müfredi mes’atundur diyor.
“..........” veintafe muhdisen ev necisen)
Yani muafiyeti olmayan bir necasetin üzerinde olması demektir.
“........” Evtafe Alacidaril hicri)
El-Cidar duvar demektir. El-Hici’de: Kabe’nin yanında bir ovlu veya duvar gibi bir yer dir. Buranın bir kısmı veya bir rivayete göre tamamı beytullah’ın içindedir. Menasik kısmında sıfatını ve nefis özelliklerini açıkladım diyor müellif.
“....” Eşşazervan) Şin ve zal’ın fethasıyla ra’nında cezmiyle şadırvan demektir. Temelden duvarın dışında yerden bir buçuk metre bırakılan yüksekçe bir yerdir. Kabe’nin şadırvanıysa taşları Kabe’ye yapışıktır.
Ebu Velid El-Ezvekiy Mekke tarihinde: Şadırvanın yüksekliği 16 parmak eni yarım/m.dir. Her zira 24 parmaktır diyor.
Müellifin arkadaşlları ve diğerleri: Bu şadırvan Kabe’den bir cüzdür, Kureyş’liler binayı yaptıklarında binanın aslını eksik yapmışlar ve Kabe’nin etrafında yerleri bellidir, ama hacerul Esved’in yanında belli değildir ve son zamanlarda bir şadırvan yapıldı diyorlar.
“.......” Maksurdur. Mescid’in kapısının yanında yüksekçe bir yer ve sa’y denilen rüknün başlangıç yeridir. Safa tepesidir.
“.....” Hemzesizdir yani çıkıyor anlamındadır.
“......” ve hezemel Ah Zabe Vahdeh)
Yani Rasulullah’ın (s.a.v.) karşısında savaşa hazırlanan ve Medine’yi muhasaraya alan grupları hezimete uğrattı. Ahzab veya Hendek savaşı denilir.
“.....” Vahdeh) Yani siz savaşmadan Allah onların üzerine görülmeyen askerler ve rüzgar göndererek bozguna uğrattı. Ayet-i
“Ey iman edenler, Allah’ın size olan nimetini hatırlayın, üzerinize ordular gelmişti; Biz de onların üzerine rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik, Allah yaptıklarınızı görüyordu.” (Ahzab: /9-28)
ayet’e kadar devam eder.
“.....” Sümme yed’ü saniyen vesalisen)
Yani duayı iki ve üç kez tekrar eder.
“......” El-mil) Amud yani direk demektir.
“......” El-Muallekeyni bifinailmescid)
El-Fina fa’nın kesresi ve memdudeyledir. Murad’ta mescid’in sutunudur. Merhum Şafii’ye göre manası içinde yapılan şeydir. Mescidten maksat mescid’ul Haram’dır.
“..........” Vehi zae daril Abbas)
Et-Tenbih ve çoğu kitaplarda zaptı böyledir ama yanlıştır. İsabetli olanı Hiza kelimesinin hazf edilmesi ve El-Muallekeyni bifinail mescidi ve daril Abbas denilmesidir. Şafii kelimesinin hazf’iyle zikr etmişler çünkü evin duvarları aynıdır. Et-tetimmenin sahibi Abbas’ın evinin cidarı cim ve elif’ten sonra ra iledir ve bu şekilde zaptı iyidir diyor. El-Cidar’dan maksat duvardır.
El-Abbas ta: Ebu Fadl Abbas bin Abdulmuttalib ve Rasulullah’ın (s.a.v.) amcasıdır.
“....” Sümme yemşi) Yani aynı minval üzere yürür.
“........” Yef’ Elu zalike seb’en) Yani safa’dan başlayıp Merve’ye kadar yedi say yapar, sa’yin Merve’de bitmesi gerekir.
“.......” Yahtubul imam) Halife veya muavi veya Haccla görevlendirilen büyük imam hutbe okur.
El-Maverdi Ahkamussultaniyye adlı kitabında imamın sıfatlarını ve velayet ve vazifeleriyle ilgili çok nefis şeyler zikretmiştir. Bütün maksatlarını hac menasiklerinde özetledim diyor müellif.
“....” Minen) Mim’in kesresiyle maksur, tenvinli ve munsarıp bir kelimedir. Munsarifliğini terketmekte caiz’dir Burda kan akıtıldığından mina denilmiştir.
“....” Sebir peltek seyle) senin fethasıyla ba’nın kesresiyle, müzdelifede mina’dan arafat’a gidilirken büyük bir dağdır. Hac menasiklerinden muratta budur. EbulFeth El hemedani’nin zikr ettiğine göre arapların subeyr dağı diye isimlendirdikleri başka dağlarda vardır.
“....” Nemireh) nun’un fethası mim’in kesresiyle Arafat’tan çıkarken sağğda gidilmek istenen haremi şerifin direkleridir. El-Ezreki ve diğerleri bunu zikretmiştir.
“......” El-müzdelife) Ezheri: Allah’a yakınlaşmak istendiğinde müzdelife denilmiş çünkü hacılar Arafat’tan inerken oraya doğru ilerleyip yakınlaşırlar diyor.
“..........” Ala tarikil me’zimeyn) Birinci mim’den sonra hemze vardır. Re’s ve bezeri kelimelerde hemzenin terkedildiği gibi burda da terki caiz’dir. Keskin za kesra’lıdır.
El-Me’zim lugattaki aslına göre iki dağ arasında olan dar geçittir. Fıkıhçıların maksadı da iki dağ arasındaki dar geçittir ve asıl kasıtları Arafat’la müzdelife arasında olan iki dağın dar geçididir. Bazıları fıkıhçıların El-Me’zemin kelimesindeki hemzenin terkinden dolayı kınamış ve hata olarak nitelendirmişler ve buda onun bilmemezliğidir. Zira hemzenin burda terk edilişi arap ehlinin ittifakıyla caiz’dir.
Hemzesi yazılan aslından, yazılmayan da tafifin’den ötürüdür her ikisi de sahih’tir.
“....” Kuzeh) Kaf’ın zammesi keskin za’nın fethası ve hay’la müzdelifenin sonunda (buna mina değil) küçük bir dağdır. Oraya müzdelife mevkisi denilir.
“.....” El-İfadefu) Arafat’tan mina’ya doğru hacıların gitmesidir.
“.............” Vadiy muhassir) Mim’in zammesi, ha’nın fethası, şeddeli sin’in kesresi ve ra’yladır. Fil ashabının filleri burada yorulup çöktüklerinden ötürü muhassir diye isimlendirilmiştir, müzdelifeyle mina arasında bir vadi’dir. O vadi’den ikisi de şu an yoktur.
“..........” Cemretul akabe) Mina değil ama mina’nın sınırıdır. Ensar’ların Rasulullah’a (s.a.v.) islam ve hicret üzerine biat ettikleri yerdir.
Merhum Şafii’ye göre cemre, mina’da taşların atılıp toplandığı yerdir. Hacıların mina’da taş attıkları yere taş atan sevab alır ama sel vadi’sine atan sevab almak.
“.....” El-Hedy) Haremi şerife hediye edilen hayvan vs.’dir. Buradaki maksat kurban olarak kesilen, deve, sığır ve koyunlardır, Hedyun, Hediyyun veznindedir.
Cümlede kullanılırken Ehdeytulhedye denilir.
“......” El-Musa) Müennes ve Müzekker olabilir. İbni Kuteybe: El-Kesainin Fu’la vezninde, başkalarınında müf’el vezninde olduğunu söylemiştir der ve Evseytu re’sehu Cevheri de: El-Kisai ve El-Ferra şöyle dediler diyor: Fu’la müennestir. Abdullah bin sarit El-Umevi de muf’el sadece El-Umevi’den duyulmuştur diyor.
“.......” El-Hilak) Ha’nın kesresiyle traş etmek anlamındadır.
“......” Mesidul Hayf) Mina’da za kapılı büyük geniş bir camidir. El-Ezrekiy bu konuda sözü uzatmış ve caminin faziletini, alanını ve bütün özelliklerini açıklamıştır. Müellif te maksatlarını El-Menasik te zikrettim diyor, lugatçılar El-Hayf: Su seviyesinden yüksek dağın etekleridir diyorlar. Bundan dolayı mescidul Hayf adını almıştır.
“.....” El-Hezf) Çakıl taşlarını vs.’yi atmaktır.
“.......” Sikayetul Abbas) Harem mescidinde bu dağıtılan yerdir. Havuzda biriktirilip hacılara veya içenlere dağıtılır. Hacda su dağıtım işi Kusayy b. Haşim, ondan Abdulmittalip ondan oğlu El-Abbas (r.a.) ondan oğlu Abdullah ondan oğlu Ali ve daha sonra böylece devam etti deniliyor. El-Ezreki’den naklen Et-Tehzib te uzunca zikr ettim diyor müellif.
“...........” Terkul meyyiti bi minali Abdin Abikin) Ebeke şeklinde caiz’dir. Muzari fiildir. Bir görüşe göre ba’nın kesresi de caiz’dir. Abik vezninde de caiz’dir. O zaman Abdin sıfatı olur.
Lugatçılar (Ebekel Abduya): Yani köle efendisinden kaçtı demişler. Ebeke ye’biku Fehu ve Abikun.
İbni Farıs Ebikel Abdu kesreyle ye’beku Fethası ile zikretmiştir.
“.....” Nefel) Gitti demektir Nefere yenfiru ve yenfuru veznindedir.
“.....” Zem zem) Harem mescidinde bir koyudur. Kabe’yle arasında 19 zir’a yani 19 m vardır. Suyunun çokluğundan bu ismi almıştır deniliyor. Suyun bolluğundan “Maun zemzem, zemzume ve zumazim” denilir. Bir rivayete göre, Hacer (ra’nın) şu yerden fışkırında göle yapıp önünü tıkadığı (yani zem yaptığı) için bu ad verilmiştir ve bir görüşe görede; Cebrail’in (a.s.) sözünün veya kelamının burda olmasından zemzem ismini almıştır deniliyor. Bir rivayete göre: Müştak (türemiş) değildir ve “Tehzip” te bununla alakalı birçok kıymetli özellikleriyle birlikte zikrettiğim başka isimleri de vardır. Bu isimlerden biri de; Ali (r.a.): “Yeryüzünde kuyuların en hayırlısı “zemzem”dir. Şerlisi de “berahut” kuyusudur” diyor. “Berahut” Hadremevt’te bir kuyunun adıdır.
“.............” Ve yeşrebu minmai Zemzem lima Ahabb)
Manası: Kişi zemzem suyunu içmek istediğinde şöyle der: Allah’ım Rasulü’nün (s.a.v.) şöyle dediği bana ulaştı:
“Zemzem suyu içilen niyete göredir.”
Ben ise; beni affetmeni, bana afiyet vermeni dünya ve ahirette benim için istediğini benzeri şeyleri vermen için içiyorum. “Tetallü”
“........” veyetedelleu minhu) Lugatçılar kana kana su içip yemek yemektir diyorlar.
“.....” El-veda) Vav’ın fethasıyla der.
“........” El-mültezem) Za’nın fethasıyladır. Hacılar dua esnasında ısrarla yapageldiklerinden bu yol verilmiştir. “Ela-Müddea ve müteevvez” de denilir. Kabe kapısıyla Hacerul Esved’in bulunduğu rükun arasındadır. Dua edilmesi müstehab olan yerlerden biridir. Bunları “Hac Menasiklerinde açıkladım.”
“.........” Ve illa Femunnel An) Burada üç görüş caiz’dir.
Birincisi: Mim’in zammeli nun’un şeddeli olmasıdır. İkincisi: Mim’in kesresi nun’un fethayla tahfifi. Üçüncüsü: Aynı şekildedir. Fakat nun kesrelidir. Araplar min harfi cerinden sonra ismin hemzesi vasıl hemzesiyle geldiğinde Elif lam varsa en güzel olanı nun’un fethayla gelmesidir kesrede caiz’dir. Şayet Elif lam yoksa en güzeli kesreyledir ama fethasıyla da caiz’dir diyorlar.
l. Misal: “.....” minellah- “...........” minerreculi - “..........” minel insani.
2. Misal: “......” menbnike” - “..........” minismike - “.......” minisneyn.
“.....” El-An) Şu anda olan vakit manasınadır. Böylesi hakikat ve aslıdır. Yakın geçmişi ve müstakbeli şuandaki zamana indirgeyip getirir.
Allah’u Teala bir ayet’inde “................” Felane başiruhunne.
“Şu anda onlarla ilişkiye girin.” (Bakara: 2/187)
Cümlenin takdiri: “................” Yani şu anda onlarla ilişkiye girmenizi mübah kıldık. Bu şekilde cümle hakikat üzere bina edilmiştir.
“.........” Keble en tenay) uzaklaşmadan önce.
“........” El-Evan) Zaman ve vakit anlamındadır. Müfrettir. Çoğulu “avine”dir. “Zaman”ın çoğulu “Ezmine” gibi.
BABUSIFETİLUMRETİİLELBUYÜ
UMREve BUYÜ (Alışveriş) SIFATIBABI
“......” Etten’iym) Ta’nın fethasıyla Harem tarafında Medine yönüne doğru 3 mil uzaklıkta Mekke’den de 4 mil uzaklıkta bir yerdir. Buranın sağında nuaym, solunda naim dağları ve Nu’man vadisi olduğundan Etten’iym adını almıştır.
“.......” El-İhsar) Men etme anlamındadır. Ezheri; Lugatçıların şöyle dediğini söyler: Korku hastalık vs.’nin tasarruf hakkını engellediği kimselerdir. Uhsire fehuve muhserun vezninde gelir ve limen hubise husire fe huve mahsurun vezninde gelir. Yani haps edilip engellenene mahsur kalmış denilir diyor.
El-Ferra: Uhsire ve husire vezninde ikisi de caiz’dir diyor. Ezheri: Birincisi lugatçıların ittifak ettiği arap kelamındandır ve Cevheri: İbni sikkitin şöyle dediğini söylüyor: Ahserehul meredu; Hastalık onun mahsurettiğinde yani ihtiyaç ve seferden mahrum etti, Haserehul aduvu; Düşman mahsur ettiğinde; muhasara altına alaraak ihtiyaçlarını temin etmesini ve yolculuğa çıkmasını engelledi dar boğaza sıkıştırdı anlamında olur.
El-Ahfeşte: Haserturrecule ve Ahsereni meredi.
Yani adamı mahsur ettim, hastalıkta beni mahsur etti şeklinde olur diyor.
Ebu Amr Eşşeybani de: Haserenişşey’u, ve Ahsereni: Yani beni haps etti şeklinde olur diyor.
El-Vahidi: Züccacın lugatçılardan olan bir rivayetinde şöyle dedi diyor: Hastalık ve korkundan dolayı engellenene uhsire, hapis olana da husire kelimesi kullanılır.
Ve yine tilkinin muhasarası için züccacın şu iki lugatın kullanıldığını söyler: Uhsire ve husire.
“.......” El-Udhiyye) Cevheri; El-Esmai’nin burda dört lugat vardır dedi der: Udhiyetun, idhiyetun, hemzenin zamme ve kesresiyledir çoğulu: Adahiy, Dahiyyeten, Dahaya, Edhatun ve Edha: Etah ve Erta gibidir. Kurban kesildiğinden bu güne yevmul udhiye denilmiştir.
“.........” İlla en yenzure ve yenzire) Zal’ın kesre ve zammesiyle odak anlamındaır.
“.............” Veinkane sufuha yudiru biha) Ya’nın zammesiyledir. Derrehu ve Ederre bihi veznindedir. ederrebihi elife olur çünkü hatırlatanadır. Elif’i hazf edersen derrehu demen gerekir.
“......” ve yecüzzühu) Cim’in zammesiyledir. Cezzehu, ye Cüzzühu cezzen vezninde gelir. Ve haza zemenul cezar veya cizar cim’in fetha ve kesresiyle gelir. Verim elde etme zamanı demektir.
“...............................” Damineha bi Ekseril emreyni min kimetiha ev udhiyetin misliha) Tenbih ve sair fıkıh kitaplarında bu sifalar Ev’le (......) vaki olmuştur. Biekserilemreyni min keza ve keza denildiğinde Elif’in hazfı vav’ın kalması daha iyidir çünkü cümle elif’in takdir edilmesinin ispatıdır. O halde cümle şöyle gelir: Ekseril emreyni min kıymetiha Ev Eksevil emreyni min udhiyetin. Bu halde de cümle muntazam olmadığından elif’in hazf edilmesi gerekir. Cümlenin anlamı: En fazla kıymetini veya misli kadar kurban keser.
“........” El-Akiketu) Çocuğun doğuşunun yedinci gününde kesilen Akika kurbanıdır.
Ezheri: Ebu Ubeyd; El-Asmai ve diğerleri şöyle dediler: Akika’nın aslı: Çocuk doğduktan sonra başında olan saç anlamındadır. Ona kurban edilen hayvana akika deniliyor çünkü kurbanı kesme anında çocuğun saçı da tıraş ediliyor.
Ebu Ubeyd: Hakeza hayvanların yeni doğan yavrularının üzerinde olan kıllara da akika denilir diyor. Ezheri Ebu Ubeyd’ten naklen: El-Akku’nun aslı parçalamak ve kesmektir diyor.
El-Muhkemin sahibi de: Akke anveledihi yeikku ve yeukku vezinlerinde gelir diyor. Yani çocuğuna akika kesti.
“......” Ezzekatu) Ettezkiyetu, ligatçıların yanında tamamlamak manasınadır. Zekka eşşate denildiğinde, yemeye uygun bir şekilde hayvanı kesti anlamında olur. Fulanun zekiyyun denildiğinde, tam anlama kabiliyyetine sahiptir manasında olur. Zeketinnaru tezku denildiğinde ateş tam muhkem bir şekilde yandı anlamında olur ve ezkeytuha ene onu ben yaktım demektir.
Ettezkiyetu: Kuvvet ve halden düşüp yaşlanmak anlamındadır.
Lugatçıların bu sözlerini El-Vahidi: Züccac, El-Enbari ve diğerlerinden nakletmiştir.
“......” El-vesen) Sanem yani puttur. Cevheri El-vesen ile sanen aynı manadadır diyor. Diğerlerine göre El-vesen peltek seyle: Resim veya suret halinde olmayana bir görüşe göre: Tahta, taş, gümüş, cevher ve diğer şeylerden yapılan cüsseli heykeldir tasvir olsun olmasın.
Es-Sanem sad harfiyle: Cüssesiz resim veya surettir.
El-Cevheri: El-vesen’in çoğulu: Esed ve usdu ve Asadun gibi Vusnun ve Evsanun’dur diyor.
“............” Essikiyn) Hayvanın hareketlerini durdurduğundan sikkin adını almıştır. Bıçak demektir.
Ennuhas ve İbni Faris: Müennes ve müzekker halinde iki lugatı ama müzekkeri daha çoktur diyorlar.
Ennuhas; El-Esmai sikkin müzekkerdir dedi diyor.
El-Ferra da sikkin kelimesinin müzekker ve müennes olabileceğini zannetmiş ve El-Kesai sikkinetun yani müennes yaptı diyor.
İbnul Arabı de: Sikkine kelimesinin: Mudyeh, midyeh ve mediyyeh şeklinde üç lugatı vardır diyor.
Ezzücac’ta: Aslı El-Gabe (orman) olan El-Meda kelimesinden türemiştir, zira onunla ecelini (ömrünü) son buldurduğundan öyle denilmiş diyor.
“......” El-Kall) Zayıf halli olmak yorulmak demektir. Kellerreculu denildiğinde ondan yoruldu demektir. Kellessikkinu ve seyfu yekillu, kellen ve kelleten ve kelaleten ve kululen. Yani bıçak ve kılıç köreldi kesmez hale geldi d emektir.
“.......” El-Hulkum) Boğaz veya nefes borusu demektir.
“......” El-Meriy’u) Hemzeyledir. Gırtlagın altında olan yemek ve su boru demektir.
“............” ve en yektağl evdace Kellehe) Sadece iki vedec olduğundan bu şekilde getirilişi kabul edilemez. Diğer arkadaşların ibaresinde yektael ve cedeyn şeklinde geçer. Diğer alimlerin dediğine göre vecdan gırtlağın etrafındaki iki damardır.
Eşşeyh Ebu Hamid: Biz bu iki damara muhitani bilmeri (yeme ve içme borusunu kuşatan) derdik, çoğu insanlarında muhitani bilhulkum (nefes borusunu kuşatan) dediklerini gördüm ve bu iki damarı kesmek nasıl müstehab olur diyor.
El-Bağevi: O iki damarın kesilmesine gerek yoktur çünkü her ikiside kesilir hayvan onlar olmadan da yaşar diyor ve musannıfın yerine cevaben: Cem sigasının tesniye üzerine itlak edilmesi bir gurubun yanında sahih bir gerçek çoğunun yanında da mecazi olarak getirilir deniliyor.
“.......” El-Carihetu) Cerehe yecrehu’dandır. Kazanç veya kazanmak anlamındadır.
“.........” El-İşlau) El-İsti’d’a (hayum, vs’yi çağırma) manasındadır ama merhum Şafii iğra anlamında kullanmıştır. Yinede iki lugat sayılmaktadır. Birinci lugat en fasih ve meşhur olanıdır, İbni Faris El-mücmelde ikinci görüşü zikredenlerden biridir.
Ziyad El-A’cemin şiirinden şu mısrayı nakletmiştir.
Neredeyse evinin önünde köpekler tarafından yenilecektik.
“...........” El-Ayatul mustekirreh) Kesilen hayvanın henüz ölmediğine ve hareketlerinin durmadığına denir Karine ve emmarelerin olduğu zannıdır. Ölüp ölmediği yüzdeki mahçubiyet ve kızgınlık emmareleri gibi müşahade etmekle edrak edilebilir deniliyor. Boğazını kestikten sonra şiddetli hareketlilik, kan fışkırması ve nefes borusunun atışları hayatının devam ettiğinin alametleridir. Doğru şiddetli hareketlilik yeterli bir delildir. Canın olup olmadığını endişe etsek bile bu tür şeyle tercih edilmez ve sahih olanda haramlığıdır zaten.
“......” Essikal) Peltek sa’nın kesresiyle hafifin zıddıdır. Vezni ise kuleşşey’u, yeskulu, sikelen; seğure yesğuru siğeren şeklindedir. Yani ağırlık demektir.
“........” Ettairu) Müfrettir cem’i Ettayr’dir. Sahip ve sahb gibi.
Ettayrın cemi: Ferh (furuh) Efrah gibi Tuyur ve Etyar’dır. Lulgatçıların cumhuruna göre de Ettayr çoğuldur. (Cem’dir.)
Cevheri: Ebu Ubeyde ve Kutrub’un dediğine göre Ettayr kelimesi müfred üzerede gelir diyor.
“.........” Ettereddi) Düşmak, düşüş demektir.
“..............” Rema şey’en yehsibu, yehsebuhu Haceren) Sin’in kesre ve fethasıyladır. Atılan şeyi taş zannetti.
“........” El-İns) Beşer insan demektir. Müfredi nun’un cezmi hemzenin kesresiyle insiy ve fethalarıyla cevheri ve diğerlerine göre Enesiy’dir. Cem’i: Enasiy’dir. Ya’nın nun’dan ived (dönüştüğü) olduğu söyleniyor. Keza Esseyarife gibi El-Enasiye de bu şekildedir. Kadına insan denilir ama insanetun (müennes şekilde) denilmez.
“...............” el-Hayl) Cumhura göre cins isimdir. El-Kavm, nefer Errant ve Ennisa gibi müfret sigası yoktur, müfred sigası aynı lafızdan olmadan müfredi Feres gelir. Müzekker ve müennes olanına denilir. Ebu Beka’nın Ettiyban adlı eserde naklettiğine göre tair ve teyr sigalarında olduğu gibi müfredini şaz olarak hail sigasında getirmiş. El-Haylun kelimesine müennes cemini de Huyul denildiği söyleniyor. Essecistani ismi tasğirini (küçültme ismi) sigasında getirmiş. El-Vahidi: Yürürken uzun kuyruğuyla çalımlı bir şekilde yürüdüğünden Hayl denilmiştir diyor.
“.......” El-Kunfuz) Kaf ve Kefin zammesiyle, fa’nın fethasıyla da deniliyor. Kirpi demektir. Cevheri’nin görüşüdür cemi de Kenafiz’dir diyor. El-Meşarik velmefali’nin sahibi Kunfuz za hariyle peltek za’nın yerine olur diyor ama gariptir.
“............” El-Vebr) Ba’nın cezmiyledir. Cem’i vav’ın kesresiyle vibar gelir. Yani kuyruksuz gri renkteki onda tavşanıdır.
“.........” İbnu İrs) Aynın kesresi ra’nın cezmiyle duveybeye (Fare yavrusuna) benzer bir hayvandır ama çakkala da denilir. Cemi benatu İrs’tir. İbnu Av: İbnu mehad, ibnu lebun, benatu mehad, benatu lebun ve benatu Avi’de denilir.
El-Ahfeşte: Benatu ırs, benu ırs, benatı na’ş ve benu na’s şeklinde olur demiş.
“...........” El-Heşeratu) Ha ve şin’in fethasıyladır. Müfredi fethayla Haşeretun’dür. Haşarat demektir.
“............” El-Heyyetu) Deccaceh, batte gibi müennes ve müzekkerdir. Yılan demektir.
“...........” El-Akrebu) El-Akrebetu, El-Akrebau kelimeleri müennestir. Müzekkeri ukrubandır. Akrep demektir.
“.........” El-Vezeğ) Vav ve keskin za’nın fethasıyla der. Müfredi vezeğetun’dür. Cemi: Evzağ, Vuzğan ve vizğün sigasında gelir. Zehirli keler’dir.
“...........” Sammun El-Rese) Mimi’in şeddesiyledir. Lugatçılar keler’in büyüğüdür. Nahivciler ve bazı lugatçılarda sammun Evres ve El-vezeğ iki ayrı isimdir fakat birleştirilmiştir diyorlar. İki görüşte caiz’dir.
1. Hamsete Aşere gibi fethayla bina edilmesi.
2. Birinci irab şekliyle ikincisine izafe edilir ve ikincisi gayri munsarıf olduğundan fetha olması gerekir.
“.......” El-Hunfusa) Ha’nın zammesiyle memdudedir. Fa zammeli ve fethalıdır, ama fetha daha fasih ve meşhurdur. Cevheri: Hunfes ve Hunfeseh’te denilir diyor osurgan böceğidir.
“........” Ezzunbur) Keskin za’nın zammesiyle eşek arısıdır. Bedir (peltek za’yla) çokluğa: ⁄urub, Eğribe ve ğirban gibi zibban sigasında gelir. Vızıldayarak hareket ettiğinden zubab d enilmiş.
El-Vahidi Ezzücactan naklen başkası şöyle diyor: Kovulduğundan zubab denilmiş diyor.
“.........” El-Ci’lan) Cim’in kesresiyle cuel’in cemidir. Osurgan böceği cinsinden bir hayvandır.
“..........” Himaru Kebban) Kebbe’den Fe’lan veznindedir. Gayri munsarif’tir nekire değil ma’rifedir. Bilinen eşek kurdudur.
“.....” Ennemir) Nun’un fethası mim’in kesresiyledir. Mim’in cezmi nun’un fetha ve kesresiyle de caiz’dir. Kaplandır.
“........” Ezzerafe-zurafe) Keskin za’nın fetha ve zammesiyledir. Bu Cevheri ve diğerlerinin görüşüdür. İbni mekki fetha olduğunu söylemiş ve zammeyle avam tabakasının dilidir diyor. Oysa öyle değildir. Zürafadır.
“......” Enneametu) Nun’un fethasıyla Hamam ve Hemame gibi bir cins isimdir.
Cevheri Enneame müenneste olabilir müzekkerde demiş. Cem’i Enneamdır. Deve kuşu demektir.
“.......” Eddiku) Horoz’dur Cemi: Duyukun diketun’dur. İttifakla fetha daha fasihtir. Müfredi decacedir. Müenne ve müzekkere söylenir. Musannıfın dik’le Eddecacı aynı kefeye koyması, ammla beraber hassı da zikr etme babına girer. Tavuk demektir.
“......” El-Bettu) Cins isimdir. Müfredi müzekker ve müennes için batteh’dir. Ördek demektir.
“........” El-İvez) Hemzenin kesresi vav’ın fethasıyla cins isimdir. Müfred: İvezzeh’dir. Uvezzin sigasında da getirmişler. Kaz, Kuğu demektir...........
“...........” El-Usur) Ayn’ın zammesiyledir. Müennesi usfuretun’dur. Serçe demektir.
“......” El-Mihleb) Mim’in kesresiyle yırtıcı kuşların pençesi demektir.
“........” Ennesr) Nun’un fethasıyladır. Az olmakla beraber cem’i sin ile Ensur çoğunlukla nusur gelir. Kerkenez kuşu veya akbaba’dır.
“.......” Eşşahin) El-Cevali ki: Farsça asıllı mü’rab bir kelimedir diyor. Aynı zamanda: peltek za’yla: Suzanik, sevzanik, şevzenik, şevzek, şevzanik ve şevzenuk’ta denilir diyor.
Ebu Ali’nin aslının şu olduğunu söylüyor El-cevalik: Aslı; dal’la ve kef’le şadanik’tir yani yarım dihem demektir diyor. Müellifte bununla ya kıymetini veya El-bazinin (Doğan kuşu) yarısı gibi olduğunu kastediyor diyor. Şahin kuşu demektir.
“.......” El-baziy) Üç lugatı vardır. Fasih ve meşhur olanı ya’nın tahfifiyle El-baziydir. Cevheri ve diğerlerine göre baz’dır.
3- Ya’nın şeddesiyle baziyyun’dur. Bu üçüncü görüşü İbni Mekki zikretmiş fakat gariptir çoğu da kabul etmemiştir.
Ebu Hatim Essecistani El-Baziy ve El-Baz’ın müzekker oluşunda ihtilaf yoktur, bazi olduğunu söyleyen tesniyesini baziyan, Cem’ini buzat, Kadiyani Kudat gibi getirmesi gerekir.
Bazin diyen tesniyesini bazan, cem’ini Ebvaz ve biyzan getirmesi gerekir diyor.
Ebu Hatem Ebuy Zeydin: Kendisiyle av yapılanlara Buzat ve Şahin denilir dedi diyor. Sukur’un cem’i sakr, müennesi sakreh’tir. Sakr (çakırdoğan kuşudur) musannifun sakrı doğan ve şahin kuşları cinsine girmekle beraber bu sınıfa dahil ettiği için kınanmıştır. O halde musannıfı böyle diyenlere cevaben caiz olduğu usule göre musanıf öne geneli (Amml) sonra hassı zikr etmiş deriz.
“.......” El-Hideete) Ha’nın kesresi dal’ın fethası ve sonrasında hemzeyle inebeh vezumdedir. El-Cemağtu hideun aynen inebe misalidir. Çaylak kuşu, merhamet etmek acımak vs. manalarına gelir.
“........” El-Gurabu) Kargadır. Cem’i: ⁄irban Eğribeh Eğrub, ⁄erabiyn ve Gurub gelir.
“.......” El-⁄udaf) ⁄ayn’ın zammesi ve dalın tahfifiyledir. Cem’i: ⁄idfan’dır. İbni Farıs, iri kargadır diyor. Cevheri de Ağustos veya kuzgun kargasıdır diyor.
“........” Essima) Sin’in kesresiyle Kurtla sırtlan arasında bir hayvandır.
“...........” El-Cellale) Cim’in fethası lamın şedde ve fethasıyladır. Necaset yiyen hayvandır.
El-Celle cim’in fethasıyla: El-Baer ve El-Cellaleh’tir. El-Cellale de: (Bair) bakareh şaten decaceh, ivezzeh ve diğerlerine denilir.
Musannıf El-Cellaleh: İkrah edilen bir şeydir deyip Eşşat lafzını hazf etseydi daha isabetli umum ve özet olurdu.
“.....” El-Bahr) El-Bahrdam’dır. Eşşek yani yarık veya yarmak anlamındadır. El-Bahiretu meşkuketu uzun denildiğinde yani hayvanın kulakları yarılmış demektir genişliğinden de böyle denildiği söyleniyor.
Fulanun bahrun denildiğinde yani falanca cömert ve eli açık demektir.
Beresun bahr denildiğinde çok yürüyen iyi yürüyen at demektir.
“.......” Eddıfde dıfdi) Dal’ın kesre ve fethasıyla kurbağa anlamındadır. Lugatçıların yanında kesra daha meşhurdur. Bazı gruplar fethayla gelmesini kabul etmemişler.
“........” Essem) Sin’in fetha, zamme ve kesresiyle gelir. Fethayla gelişi daha fasihtir. Cemi: Simam ve sumum’dur. Zehir zehir ağı demektir.
“......” Erremek) Ra ve mim’in fethasiyladır. Ruh, hayat kalıntısı veya eseri.
“......” Eşşibe) Şin’in kesresi ba’nın fethasıyladır. Şebi’tu Şibeen’nin masdarıdır. Eşşib’u ba’nın cezmiyle yemekten doyma haddi demektir. İbnul Arabiy, Cevheri ve diğerleri de bunu söylemişlerdir. Musannıfın dediği iki türlü de okunur ama El-Kedr (miktar) kelimesi bulunduğundan ikinci görüş daha iyidir. Yani doymak demektir.
“.......” Taamul Gayr) Bazı araplar zikretmiş ama El-Gayr elif lam’la zikredilmesi caiz değildir çünkü muzaaftır. Ettehzibte zikrettiğim gibi bazıları da caiz görmüştür diyor. Nevevi.
“......” Ennezr) Peltek za’yla) Ennuzur’un müfredidir. Nezertu, Unzir, Enzur vezninde gelir. Bir şeyi üzerine gerekli kılmak adamak demektir.
“......” Eşşifau) Memdudedir. Şefahullah, yeşfihi denilir. Şifa demektir.
“......” Ellecac) Lam’ın fethasıyla Lecictu’nun masdarıdır. Yelecu, lecacen ve lecaceten fehuve lucucun ve lecuetun mübalağa için hayla gelmiş. Vel Mulaccetn: Husumete devam etmek demektir.
“....................................” Vein nezerel meşye ila beytillahi velem yekuli “hareme”) El-Haram mecrurdur ve beyte sıfat olmuştur. Beytullah’a gitmeyi kendine gerekli görme adamak demektir.
“.........” El-Mescidul aksa) Mescidi Aksa’dır. Haram mescidiyle olan uzaklığından mescidi Aksa denilmiş. Beytul makdis mukaddes’te deniliyor. İylyov medle Kasr’la denilir. İlyau med’le de denilir.
“..........” El-İş’ar) Devesinin hörgüsünün bir yönünü kan akana kadar yaralamaktır. El-İş’arın aslı alamet, izdir. Kurbanlık alameti olduğundan iş’ar denilmiş. Alametle belirlenen herşeye iş’ar denilir.
“.........” sefhete senam haleymen) İsabetli olan görüş El-Yumna vezninde yazılmasıdır. Yani devesinin sağ hörgücünün yanı.
“.........” Hurebul Kureb) Ha’nın zammesi ra’nın fethasıyla yara veya deliğin açık yanı demektir.
Müfredi Hurbeh’tir rukbeh ve rukeb gibi.
“.......” Kablel mehil) Ha’nın kesresiyledir. Hayvanın kesim vakti.
“...........” ve ⁄amese ne’lehu fidemih) Müellif: Arkadaşlarımıza: Deve ve sığır kurbanlıklarının kesileceği zaman kıymetli olup tasadduk edilebilecek iki nal takılması müstehaptır diyor.
Na’lihi’deki hu zamiri kurbanlığa döner. Cümlenin anlamı: kurbanlıktaki asılı olan naldır. Ne’l kelimesinin açıklaması bundan önceki konularda geçmemiş te olsa bilinen bir şey olduğundan açıklanmamıştır.
“..........” ve men nezere ıtke rekabetin) Sahih bir kelam olduğundan, cahilliğinden ötürü bunu kabullenmeyene iltifat edilmez ama bunun yerine i’tak denilseydi daha iyi olurdu diyor müellif.
Manası: (kim kölesini azad etmeyi adarsa.)
KİTABÜLBUYÜ = ALIŞVERİŞKİTABI
İbni Kuteybe şöyle dedi: Bi’tu eşşeye yani satın aldım vesattım ve şereytu şeye aynı şekilde satın aldım ve sattım anlamındadır der. Ezheri araplar şöyle dedi diyor: Bi’tu sahip olduğum şöyi sattım ve yine Bi’tu satın aldım manasınadır. Vehakeza şereytu kelimesi de yine her iki manaya gelir. Onlardan herbiri Bey’i ve baiun yani satan ve satın alan anlamındadır. Çünkü mal ve malın fiatı mebi’ı manasınadır. Hakeza lugatçılarda bu görüşü paylaşmışlardır. Bi’tuhu Ebiyuhu Fehuve mebiyun ve mebyuun vezinlerinde gelir diniliyor. El-Cevheri de aynın mehitun mehyutun vezni gibidir. Merhum El halil de Mebide Mahzuf olan mef’ul vavdır. Zaid olduğundan hast edilmesi daha evladır diyor. El Ahfeşte mahzuf olan kelimenin kendisidir der. El Mazini her iki görüşü de uygun görür. Ahfeşin sözü kıyasa binaen’dir der. El İbtiya: El iştira yani satın almak, Teba ye’na yani satık veba ye’tuhu yani onu sattım manasına, vestebe’tuhu: Yani bana satmasını söyledim. Ve ebe’tuhu yani onu satışa sundum. Bieeşşeyu Ba’nın kesiresi ve zammesi iledir. Yani bir şey satıldı manasınadır. Hakeza Kile ve Kı’le de aynı vezindedir. Ezzücac Ebu Ubeyde’den naklettiğine göre Eya’e bae manasınadır der garip ve saz olduğunu da ilave eder.
“Babu mayetimu bihi El Beyu”
Bu babta zaid olan bir açıklamadır. Çünkü alışveriş akdi yapan üzerine akid yapılan ve sigası ile tamamlanır. Bu babda üzerine akid yapılan şeyi zikretmedi bilakis bundan sonraki babda zikredilmiştir.
“........” Essarf) Altın veya gümüş alışverişidir. Misli, hemen teslim alma, peşin alışveriş ve seçme hakkının bulunmamasının şart olduğu konularda diğer alışveriş çeşitlerinden ayrıldığından bu ad verilmiştir.
Bir görüşe göre: Terazi kefesinde çıkarttığı gıcırtı sesi nedeniyle bu ad verilmiştir.
“...” Essercin sircin.” Sinin kesre ve fethasıyladır. Esserkin es-Sirkin’de sinin fetha ve ksresiyledir. Farsça asıllı mürab bir kelimedir. Gübre demektir.
“...” El-Erbun” Altı lügatın olduğu görüşü vardır. Erebun, erbun, erban, erbun ürbun, ürban. Acem asım mürab bir kelimedir. El,Cevaliki yüksek tabakanın kullandığ tabir arebun yani ayn’ın fethasıyladı. Ve bunu munsarıf bir fiil haline getirip arbentu fiş şey’i ve errebtu yaptılar diyor. Yani bir şeyin peşinatını verdim. El-Urbanu arebin dedikleri gibi el-Urbanul muskande denilir ve cemi mesakiynde gelir diyor.
Satıcıdan birşey satına lıp bir veya birkaç dirhemin peşin verilmesidir.
“...” Essubre sad’la.” Müfredi suber’dir. Ölçüsüz tartısız olan harman yığınıdır. Birbiri üzerine küleendiğiden bu ad verilmiştir.
“...” El-Kafiyz.” Kaf, fe ve sekkin zeyledir. Eski bir ölçek cinsidir. El-Ezheri 8 mekakik her mekk bir buçuk satır, o da beş keylecattır diyor. Keylece eski bir buğday ölçeğidir. Her sa’ta beş rıtl ve üçte bir miktarındadır. El-Mudd sa’ın dört tebiridir. El-Ferek kafla 16 rıtıldır. El-İrdeb dal’la 24 sa’tır. El-Kenkel iki kaf harfiyleyarım erdebtir. el-Kurru ref’le 60 kefizedir.
“...” “Fe’retul misk.” Fe’retul heyevang ibi hemzelidir. Hemzesiz benzi fiillerde de benzi fiillerde de olduğu gibi yazılmayada bilir. el-Cevheri ve İbni Mekki bu kelimenin hemzesiz olduğunu ve hemzeli şekli onlardan kaynaklanan bir şazlıktır diyorlar. Misk kabı demektir.
“.......” El-Katiy) Kaf, tı, ye ve Ayn harfleriyledir. Koyun ve diğer hayvanlardan bir cins’tir. El-Muhkemin sahibi umum olarak on ile kırk arasında olan hayvanlara denilir diyor.
Bir görüşe göre: 15 ile 25 arasındadır. Cemi: Ektaun ve Ektietun, Kut’a’nun, Kitaun ve Ekati’tir.
Sibeveyh: Bu kelime birden fazla cem sigası olanlardandır. Benzeri fiil hadis ve Ehadis’tir.
“.........” Habelel Habeleh) İki kelimenin ba harflerinin fethasıyladır. Bir görüşte birinci kelimedeki ba kesrelidir ama yanlış olduğu söyleniyor. El-Habele, (zalim ve zeleme gibi) Habil kelimesinin Cemi’dir.
El-Aheş: İmreetun Habil ve nisaun habeleh’tir burdaki ha mübalağa içindir der.
Lugatçılar El-Habel kelimesi insana hastır, diğer varlıklar için Haml denilir diyor.
Ebu Ubeyd hayvan cinsinden hiçbiri için Habel denilmez ancak bu hadiste gördüm diyor.
Yani anlam olarak insan için kullanılan hamileliktir.
“.......” El-Cedad-Cidad) Cim’in fetha ve kesresi, dal’ın fethasıyladır. El-Muhkemin sahibi: El-Hasad-Hisad El-Kataf-Kitaf, Essiram-Seram kelimelerinin tümü iki şekildedir diyor.
El-Cevheri: Sanki El-Fial vel Feal kelimeleri Fiil kelimesinin zamanına veya sigasına bedel olamaz görünümündedir diyor. Hurmanın kesim zamanı demektir.
“.........” Mucebul bey) Cim’in fethasıyla alışverişi gerektirendir.
“........” El-Bekare kefledir) Ba’nın fethasıyladır. Erşu bekareh İbni Kuteybe ve diğerlerine göredoğurmuş veya doğurmamış hayvanlara göre fiyat değişikliğidir.
“...” “el-Erş” Arapların ereştu beynerreculeyni te’rişen sözünden alınmıştır. Yani iki adam arasına girip husumet yapmak anlamındadır. Malın eksikliğine erş denilmesi husumete sebeb olduğdandır.
“...” “er-Riba” Maksurdur. elifle yazılan reba yerbuden türemiştir. Tesniyesi ribvan’dır. Kufiler ranın kesresinden dolayı tesniyesini yayla ribyan yazmış ama basrilere göre yanlıştır.
Es-Sa’lebi mushafta (Kur’an) ava’la yazılıdır diyor. El-Ferra vavla yazmalarının sebebi Hİcaz’lıların hattı (yazıyı) el-Hiyreh ehlinden öğrenmelerindendir diyor. El-Hiyre’lilern lügatında er-Ribve şeklindedir onlara lügatlarında olduğu gibi öğrettiler.
Hakeza Ebu Semak et-adevi’de vavla okumuştur. Ra’nın kesre olması hasebiyle Hamza ve El-Kisaide imaleyle yani ya’lı okumuşlar. Geri kalan alimlerde ba’nın fetha olmasından et-Tefim’le yani kalın ses tonuyla okumuşlar. Bu kelimenin elif vav ve ya ile yazılış hürriyeti vardır istenilen harfle yazılabilir.
Lügatçılar er-Rimau kelimesi mim ve med’le, er-Riba ver rebyeh’te zamme ve tahfifiyle er-Riba kelimesinde birg örüştür.
Er-Riba’nın aslı fazlalıktır. Rebaş şey’u yerbu yani birşeyf azlalıştı,v e erbarreculu ve ermada yani adam faizle muamele yaptı.
“...3 “en-Nesau” Medledir. Tecil anlamındadır. Katee yekteu babındandır. En-Nesietu ven nesau aynı manadadır. Nesee yenseu’dan gelmiştir.
“...” “et-Temrul ma’kiliy.” Mimin fethası ayn’ın cezmiyle Basra körfezinde maruf bir hurma çeşididir. Basra’daki ma’kil nehri ve bu hurma çeşiti meşhur sahabi Ma’kil b. Yesar’ya (r.a.) nispet edilmiştir. Hicretin 60 yılına kadar yani Muaviye’nin (r.a.) hilafetinin sonlarına kadar Basra’da ikamet etmiş ve Basra’da vefat etmiştir. Rıdvan beyati gurubundandır künyesi Ebu Ali bir görüşe göre Ebu Yesar bir görüşe görede Ebu Abdullah’tır (r.a.).
“...” “Ettemrul berni.” El-muhkem’in sahibi yuvarlak sarı birhurma çeşidi ve mürredi burniyehtir. en iyi hurmadır der.
Ebu Hanife ed-Dinevveri aslıfarsçadır der. Ama en iyi hurmalardandır diyen görüş daha isabetli ve meşhurdur. El-Musannifin babusselemdeki el-Ma’liki hurması gibi berni hurmasından daha iyi bir hurmada olsa sözü birgörüşe göre arahetene l-Ma4kilinin daha efdal olmasıda olsa aslolan bu şekilde değildir. Şeyh Ebu Hamid el-Cuveyni el-ferk velcem kitabının zekat babında ben Medine4deyken bazı arkadaşlır geldi, biz emirin yanındayken siyah Medine hurmasının 60 çeşidi olduğu ve daha sonra kırmızı hurmanda 60 çeşitleri olduğ usöylendi diyor.
“....” “el-Luhman” Lam’ın zammesiyle lehm kelimesinin cemidir. Sahb ve Sihab gibi luhum veliham sigasında da cemi gelir. Et demektir.
“...” “en-Niy’u” Nunun kesresi ya’nın tahfifiyle ve hemze memdudeyle iki manası vardır:
1- dokunmayıp pişmeyen ikinciside pişip henüz ham olan et demektir.
“...” El-Araa” Ariyye’nin cemidir. Bostanın geri kalan meyvelerinin hükmünden çıktığından bu ad verilmiştir. El-Ezheri fail manasında failetundur diyor. El-Hereviye göre mef’uletun manasında feiletundur. arahu ye’ruhudan gelmiştir.
“...” “e.-Acvetu.” Bir hurma çeşididir. El-Cevheriye göre Medine’nin en iyi hurmaları ve yaş olanın Liyne denilir. El-Ezheri4ye göre es-Seyhani türü hurma medinedeki el-Acve çeşitinden getirilendir.
“... “el-Kasani ves saburi.” Pahada muhtelif iki çeşit dinardır.
“...” “El-Kuradeh kaf ve datladır.” Kafın zammesiyle altın ve gümüş parçasıdır. Kuradeh kelimesi mansuptur.
“...” “Babu bey’il usuli vessimar.” Usulden kasıt ağaç ve ekilen cinstekilerin alış verişidir. El-Ceheri’ye göre es-Semeretu (peltek seyle) kelimesi es-Semerat ves semer kelimelerini müfredidir. Cebelv e cibal gibi.
El-Ferra’ya göre es-Simar’ın cemi kitap ve kutup gibi sumurdur. Es,Sumur’un cemi, unukv e anak gibi esmardır.
“...” “en-Nevr” Nunun fethasıyla herhangi bir renkteki çiçektir. Bir görüşe göre en-Nevr beyaz, keskin zeyle ez-Zehr’te sarı çiçektir.
“...” “El-Fuhhal” Fa’nın zammesi ha’nın şeddesiyle erkek hurma ağacıdır. Cem’i fe hahil’dir. Lügatçıların cumhur görüşüne göre fahl denilmez. Bir gurup, kelimenin müfred oluşunda fahl caizdir diyorlar o halde cemide fuhul gelir, Şafii ve El-Gazzali’de bu görüşü benimsemişler.
Cevheri4nin rivayet ettiğine göre ennah dışında bir şeye fuhhal kelimesi kullanılmaz.
“....” “El-Kimam.” Kef harfinin kesresiyle hurma ağacının yemiş zarfı, kapçığıdır. El-Cevheri’ye göre müfredi kef’in kesresiyle kimm kimame. Cemi kimam, ekimmeh, ekmamv e kemamidir.
“..” “Er-Ranicu” Nun’un kesresiyle Hindistancevizidir. Müellef el-Muhkemin nüshasında fethalı gördüğünü ve kesreyle daha meşhur olduğunu söylüyor. Musannif burada er-Ruman gibi el-Mühezzeb’tede elcoz gibi benimsemişler. Birincisi nar diğeri cevizdir. Bir görüşe göre Hindistan cevizi iki kabuktan meydana gelir ve iki kabuktan biri parçalanır çıkar. Burda kastedilen üstkabuğun parçalanışıdır. El-Mühezzebte parçalanmaması kastedilir. Bir görüşe göre bu meyve iki cinstir. Biri bir diğeride iki kabukludur.
“...” “Et-Te’bir vet telkih.” “kafladır. Hurma kozasının parçalanıp çiçek açması demektir. Bir görüşe göre el-İbar’da denilir.
“...” “el-Mişmiş” iki mimin kesresiyledir. Cevheri’nin Ebu Ubeyde’den naklettiğine göre fethayla olmasıdır. Zerdali bazılarına görede kaysı veya küçük kaysıdır.
“...” “et-Tutu” sonu açık te veyuvarlak teyledir. Daha fasih ve meşhur olan açık teyledir. İbnul arabi iki görüşü zikredip yuvarlak teyi tercih edenlerden biridir. İbni Kuteybe’nin el-Asmai’den naklettiğine göre araplar yuvarlak farslarda açık teyle söylemiş ve daha sonra insanlara rasında el-Firsad yeni dut olarak ün yapmış.
“...” Er-Retbeh” Ra’nın fethasıyla yaş, taze yumuşak şeydir. Maksat ağaç dalıdır. Yani hayvanların yediği sarkmış dallardır. Cevheri’ye göre cemi ritabtır.
“...“El-Cizzeh” Cimin kesresi ve keskin zanın şiddesiyle kalıntı kırpıntı demektir.
“...” Hamleş şecereti.” Ha’nın fethasıyladır. Hakeza kadın vesair hayvanların karnındaki cenindir ama maksat burada ağacın meyvesidir.
“...” Teşehha” Yani karşılıklı zıtlaştılar yani birbirlerine kızdılar.
“...” El-Büstan” Farsça asıllı mu4rab bir kelimedir. El-cevaliki’nin görüşüne göree bu böyledir. Cem iel-Besatiyn’dir. Bostan bahçe demektir.
“...” El-Musarrat sadla.” Et-Tasriye kelimesinden türemiştir. Lügatçıların görüşüne göre süt memede çok toplanıp müşteri hayvanı her günkü adeti olduğu zannedip satın alması için günlerce sütü sağılmayan deve, sığır, koyun vesairelerden herhangi birine denilirv e bu fiiliyat haramdır.
Bir görüşe göre sarre ta’sız yuserri ya’lı tasriyeten fehiye musarratun veznindedir. Kadına denilen misali ğazze peltek zayla yuğezziha tağziyeten fhiye muğezatun et,Tasriye’nin aslı cemidir. Sarreytul mae yani suyu topladım göl haline getirdimde bu kabildendir.
“...” “El-etan.” Dişi eşekti. Anak ve enak gibi med ve zammeyle atudur. Çokluk cemi utundur. Kitap ve kutup gibi. Cevheri’nin naklettiğine göre evvelinde hemze sonunda medle me’tunav’dur.
“...” “Cu’ide sa’ruha.” Cimin zammesi aynın şeddesiyledir. Lügatçılar göre vezni cadtuş şa’re tesiyden vehuve şa’run muca’dtır. Kıvırcık kahküklü saçtır.
“...” Sib-Sebte” sinin fetha ve kesresiyle ve banın kesre ve fethasıyla örümsüz kakülsüz salı vreilen saçtır.
“...” “el-Bittih” Ba’nın kesresiyledir ve tibbiyh vezniyle iki meşhur lügatı vardır. İbni faris her iki lügatı zikredenlerdendir. Karpuz veya kavuna denilir.
“...” En-Neceş” Nunu fethasıyladır. Aslı el-İstisare peltek seyle avı yeriden ürkütüp kaldırmaktır. Neceştus sayde en-Cuşuhu, necşen iza istesertehu veznindedir avı kaldırmak ve ürkütmektir. Mal satarken nacişlik yapan alış verişte rağbet ettirip fiyatını arttırdığndan bu ad verilmiştir. İbni Kuteybe’ye göre en-Neceş’in aslı el-Hatl yani aldatmadır. Bundan ötürü avcıya, hayvana pusu kurup yakaladığından aldattığından naciş denilmiş. Bir şeyin rağbetini artıran herkes naciştir. El-Herevi Ebubekir’in en-Neceşin aslına övgü ve bir şeyi aşırı metetmektir dedi.
“...” “Ve refeehu bidirhemin. “Hemzelidir. Bazı görüşlere göre vezni refeetis (açık teyle) sevbu erfeuhu rif’endir. Elbiseni yırtıkv e söküklerini dikmektir. El-Cevheri’ye göre hemzeli olmayadabilir.
“...” Ve yusavi irhemeyn.” Sahih ve meşhur olangörüş böyledir. Az bir görüşe göre yesva vezninde ama çoğu görüşte bu vezin kabul edilmemiş ve hata olarak nitelendirilmiş.
Sahihi Müslim’in en-Nezr kitabının sonunda şöyle bir nakil vardır:
“İbni Ömer (r.a.) dövdüğü kölesini azad ederv e azad ettiğimden ötürü, bana olan ecir (ma yesvi haza) yani buna denktir şeklinde kelime kullanır.
Sahihi Buhari’de Le’nussarik (hırsıza lanet) babında el-A’meş şöyle der:
“elin kesilmesini gerektiren balıntı ipin değeri birkaç dirhem etmesi gerekir derken (ma yusvi derahim) demiştir.
El-Merzuki el-Fesih’in şerhinde: Hazaş şey’u yusavi elfen demiş yani miktarda eşittir. Umumunyesva veznide kullandığını ve bir sakıncasının olmadığın söylüyor. Eş-Şevau birşeyin ortası istikametidir. Seveytuş şeye ve sevaussebil ve mietin seva aynı kabildendir.
“...” “Vatee ğulameh.” Hemzelidir. Burda ğulamdan maksat köleyle ilgili değil hür paralı bir işçidir. Yani işçiyle mutabakata vardı.
“... “Ename li ğayrihi fi sil’atin.” Yani ona evet deyip cevap verdi. Cevheri bu görüş zikretmiştir.
“...” “Yekdemu reculun maehu silatun.3 Ya ve dal’ın fethasıyladır. Birg örüşe göre kesreyle kadime yakdemu kudumen ve makdemen’dir. Yanında mal olan biri geldi demektir.
“...” “el-Kaf ile” Lügatçılara göre seferden dönen guruptur. El-Kuful rucu’dur yani dönüş. Bir görüşe göre vezni kefele yekfuludur.
İbni Kuteybe’ye göre kaf iletuna sefere giden veya dönene denilmesi genel bir hatadır ancak el-Katiletun sadece seferden dönen guruba denilir. sefere çıkanlara dönen ekadar onlara kafile denilmez. Şayet musannif hadiste oludğu gibi el-Celeb kelimesini kullansaydı (ve en yetelekka el-Celeb) daha isabetli olurdu. Kafileyi sefere gidene mecaz olarak taktığı bir adtır.
“... “el-Kesad” Kesede, yeksudu kesaden fehuve kasidun vekisedunun mastarıdır. Değersiz revaçta olmayan birşey işlerin iyi gitmemesi denetir.
“...” “Li yağbinehum.” Ya’nın fethası ba’nın kesresiyle ğabinehu yeğbinuhu gil bey’i ğabnen denilir. Bir rivayete göre ba’nın fethasıyla ğebene (zayıf manasındadır). İbni Sikkit’e göre iki lügattır. Kesre vefethayla daha sonra çoğnlukla alış verişte fethayla kullanıldı diyor ama müellife göre cezimledir. Cumhurda aynı görüşte ittifak etmiştir.
El-Muhkemin sahibi fethayla el-⁄eben alış veriştir. El-Vekes kefledir yani malın değerini düşürmedir. cevheri’ye göre manası aldatma el-Hereviye göre kıymetini eksiltme düşürmedir.
“...” “Et-Tes’iye” Takdiri cümlesi şaret taame ve nehvehu bisemenin la yetecavezuhudur. Yemek vesaireye paha biçek fiyat vermektir.
“...” El-İhtikar kefle. Cevheri’ye göre ihtikamut taam toplamak hapsetmek ve piyasadan çekmek. (zahireyi stoklamak). kıtlığı gözetlemeyi piyasadan malı çekmek anlamına zemmeyle el-Hukre gelir diyor. İbni Farise göre yiyeceği hapsetmekstoklamak kıtlığı istemektir ve vezinleri el-Haker vel hakrdir diyor.
“...” “El-⁄elau.” Memdudeyle ğelessiru yeğlu ğebendir. Fiyat arttırımı demektir. Allah bizi bu tür afetlerden korusun. Amin.
babus selemi ilas sulhi
Sipariş üzerine para verilip teslim edilecek mal vesatın olma muamelesi es-Selemdir. Merhum el-Ezheri’ye göre es-Selem ves selef aynı dır. Selleme, esleme selelfe ve eslefe aynıdır. Aynı zamanda bütün lügatçıların görüşüdür.
Lakin Esselef Kord datla borç manasınada gelir. Bir rivayete göre isteslee yestelifu da dinilir. Ana para mecliste teslim edildiğinden selem adı ana mal, para takdim edildiğinden de selef adı verilmiştir.
Müellif; arkadaşlarımıza göre selem ve kard, (peşin ve borç mal veya para aynı anda verildiğinden malın zimmette olduğuna ispattır. Selem konusunda birbirine yakın şu güzel ibareler kullanılmış; selem peşin verilen bir bedelle zimmette vesf olmanın üzerine yapılan akittir.
Bir görüşe göre zimmette vasf olunan üzere hazır olan ana paranın veya malın tekdim edilmesidir.
Bir görüşe göre paranın peşin verilip sipariş verilen malın acil istenmemesidir.
“.....” vel hayevanu verrekeyk) Errekeyk hayvandan bir sınıf olmasına rağmen hayvana atfedilmiş. Geçmiş konularda geçtiği gibi amm konusunda hassı zikretme kabilindendir.
“...........” Erresas) Ra’nın fethasıyladır. Kurşun mermi demektir.
“........” Ennuhas) Nun’un zammesiyle bakırdır.
“.........” El-Erde) Hemzelidir. Lugatçılar dal’ın zammesiyle redueşşeyu, yerduu, edaeten fe huve rediun ve Erde’tuhu ve huve erdeu minğayrihi kelimelerinin tümü hemzelidir diyor. Kıymetsiz düş mal demektir.
“.......” Eşşivau) Memdude elif’iyledir. Et ve sarreyi ateşe tutup kızartmaktır.
“........” Yucmeu Ecnasen muhteliteten) El-Musannıfın nüshasından böyle zaptı yapılmıştır. Tı harfiyledir. Çoğu nüshalarda muhtelifeten geçiyorsa da isabetli olan birinci görüştür. Zira cinsler muhtelif olduğundan muhtelif kelimesiyle getirmenin bir anlamı yoktur. Ancak muhtelie kelimesinin kaydına ihtiyaç vardır çünkü bazı şeyler karıştırılmamış ta olabilir. İbarenin manası: Bir birine karıştırılmış muhtelif türden şeylerin tanınması.
“.....” El-kisiyy Kala) Kaf ve sin’in kesresiyle ya’nın şeddesiyle kavs’ın cemi’dir. Bir görüşe göre Ekvas ve kıyas şeklinde cemi olur, cemin aslı, kisiyy ve kuvusen’dir. Yay demiktir.
“.....” Ennebl) Arap oklarıdır. Lugatçılara göre lafzının müfredi yoktur. Cemi nibal’dır
İbni Mekki’ye göre müfredine Enebl-nebleh umumun yaptığı hatalardandır. Oysa lafzın müfredi yoktur bilakis müfredi sehm ve kidh’tı, kafla.
“...........” Enneblul meriş) Mim’in fethası, ra’nın kesresi ve ba’nın cezmiyledir. Çoğunun böyle yazdığını görünce bende böyle zaptını yaptım diyor. Nevevi lugatçılara göre vezni: Riştuhu, Errşuhu reyşen fehuve merişun, bi’tuhu Ebiuhu bey’en fehuve mebiy’un gibidir. Tüy konulan şeydir.
“........” El-⁄aliyeh) Yağla karıştırılmış misk ve anberdir. El-Cevheri’ye göre El-⁄aliye ismini ilk koyan süleyman bin Abdulmelik’tir deniliyor. Mesela: Teğelleytu bilğaliye yani misk anber sürdüan.
“.....” Enned) Nun’un fethasıyla yağla karıştırılmamış misk, anber ve ud’tur. Cevheri’ye göre arapça değildir.
“......” Esseda) Sin’in fethasıyladır maksurdur.
Cevheri’ye göre Essedat bunun aynısıdır. tesniyesisedeyan cemi Esdiyetun’dur. Esdeytussevbe ve Esteytuhu denilir. Esseda saklanmış gizlenmiş demektir. Elluhmetu; gözle görülendir. Ezheri İbnul Arabi şöyle dedi diyor. Lahmetul Karabe, lahmetussevb, ikisi de fethayladır zammeyle Elluhme: Kendisiyle av yapılandır.
Ezheri lugatçıların cumhuru her üç halde de luhmetun’u zammeyle söylerler diyor.
“.........” El- Cubn” Ebu ömer’in el-Fesih’te şerhinde İbnul Arabi’den naklettiğin eEl-Cevheri ve diğerlerinin zikrettiği egöre üç lügatı vardır. İbnul Arabi el-Cevheri ve diğerlerinin yanında en meşhur ve fasih olan Cubn banın cezmiyle, 2- zammeyle şeddesiz cubun, 3- nunun şedde v ezammesiyle ve buda az rastlananıdır.
“...” “El-İnfehe.” Dört lügatı vardır. Cumhurun yanında en fasihi infehetun hakez ikinciside ama hanın şeddesiyle. 3- Hemzeyle beraber şeddeli. 4- El-Münfehe. ilk iki görüş meşhurdur. üçüncü görüşü Ebu ömer el-Fesih’in şerhinde zikretmiştir. Dördüncüsünü İbni Sikkit ve Cevher izikretmiştir. Cevheri el-İnfehe sütten başka birşey yemeyen kuzu ve oğlakların büyüyüp otlamalarıdır der. Cemi enfahi’tir.
“...” “Er-Rekku” Ra’nın fethasıyla yazı yazılan beyaz sahifedir. el-Muberride göre yazı yazmak için tabaklanıp inceltilen deridir.
“”Ve in esleme.” “....” “Fi aniyetin el-Muhtelifetil a’la vel evsat vel esfel lem yecüz.” Kelime aralarındaki vav’lar ev manasındadır. Arap kelamında buna benzer misaller vardır. Murat olan yüksek, orta vedüşük şartı değil bilakis bunlardan herbiri kendi başına müstakil bir hükmü zikredilmiştir.
“...” “el-Menair” Alimlerin ittifakiylı mümin fethasıyla menarehinni cemidir. El-Cevheri ve diğerlerine göre mef’ele vezninde el-İsitinare’en türemiş lügatçılar ve nahivcilere göre en-Nur kelimesinden türediğniden vav’la menavirdir.
Birg örüşe göre zaid harfle aslın abenzetiş şekliyle hemzeyle cemi menair olur, bu misal mesavib kelimesinin cemine olur, bu misal mesavib kelimesinin cemine mesaib dedikleri vezindedir.
El-Muhkem’in sahibine göre ceminin vav’la menavir olması k gör ehemzeyle menair gelmesi kıyas üzerin değildir.
Sa”’lebe göre araplar harfleri birbirine benzettiğinden menare kelimesinin harflerinide bu kabilde yaparak mef’ale vezninde olanı fiale yapmışlardır.
Sibeyvehe göre buşekilde kelimeyi hemzeyle bin aetmek yanlış olur. Musannifin kelamıda doğru ve sahih olmuş olur. Çünkü vav’la menavir denilseydi daha iyi olurdu.
“...” “el-Havene.” Cevheri’ye göre vavın fethasıyla murab bir kelimedir. Ve sanki kelimenin aslı havm cemi hevaviyn kanun ve kavaninde olduğugibidir. Bir kelimede iki vav dile zor geldiğniden birinci vav hazfedilmiş ikinci vavda fethayla harekelenmiş çünkü onların kelamında zammeyle fail yoktur zikredilen sözler Cevheri’ye aittir.
İbni Farise göre iki vavla olan el-Havun kelimesinin aslı arapça ve sahih bir yapıya sahiptir. Sanki el-Hevun kelimesinden türeyen faul veznindeymiş gibidir. Kelamlarında faul olmadığından havun denilemez diyor.
el-cevaliki’ye göre bu kelime faul gibi Farsça asıllı mu’rab bir kelimedir. Kelamlarında ayn yerine vav’la faele vezninde getirilen bir isim olmadığından havene denilmez.
“...” “es-Satl” Bir göreşe göre es-Seytel’de denilir ama her iki şekilde de murap iki kelimedir. Küçük kova veya tastır.
“...” “el-Kissav.” Kafın kesre v ezammesiyle ve memdudedir. Kabak demektir.
“...” “el-Mahil” Ha’nın kesresiyledir.
“...” “Et-Tevliye” Bir şeyi satınaldıktan sonra birine seni bu akdime vekil tayin ettim demesidir. Henüz teslim edilmeyen malda da akit sahihtir. Çünkü bir alış veriş türüdür. Diğer alış veriş türleri gibi akitin hemen kabul delimesi, fiatının bilinmesi, altın veya gümüş ise teslim etme ve alma gücüne sahip olması ve alımdan sonraolduğnudan diğer şartlarında tamam olması gerekir.
“...” “Eş-Şerikeh” Bir görüşe göre el-İştirak’ta denilir. Bir şeyi satın aldıktan sonra birine malının kıymetini adil bir şekilde paylaştırılmasıyla, ortak almasıdır Malımın yarısına veya üçte birine veya dörtte birine seni ortak ettim dediğnide akit tamamlanmış olur. Bir görüşe göre bu söz söylendiğide ortaklık yarıyı kapsıyorsa et-Tevliye’nin bütün şart ve hükümlerinde olduğu gibi yapılan sözleşme ve ortaklık geçersizdir.
“...” “Kel-Ma’kiliyyi anil berni lem yecuz kabuluh.” Hakeza keskin zeyle lem yecüz yazılır. Bazı nüshalarda bay’la lem yecib yazılıdır ama sevap olan birinci görüştür. Bu konuda şu sahih görüşler vardır: Yahrumu kabuluhu, yecibu kabuluhu ve yecuzu kabuluhu. Daha önce riba faiz konusunda berni ve makilinin tarifi yapılmıştı. Musannifin kelamının hilafına el-Berni el-Ma4kili hurmasından daha iyidir.
“...” “el-Cu-ci-cezaf.” Yani cimin kesre, fetha ve zammesiyle ölçüsüz tartısız göz kararı bir şeyi satın almaktır. Farsça asıllı mu’rab bir kelimedir. El-Muhkem’in sahibine görede bu hükümv e harekeleme usulu böyledir. El-Cevheriye göre aheztuhu mucazefeten, cuzafen ve cizafen’dir.
“...” “el-Kardu” Kaf’ın fetha ve kesresiyledir. İbni Sikkiyt el-cevheri ve diğer bir kısım alimler, el-Kesai’den kesreyle nakledip zikredenlerdendirler. Lügatta el-Kard, kesme, parça manasındadır. Min malil mukrid yani borç edilen maldan bir parça kısım olduğndan el-Kard denilmiş. Akredehu, yukriduhu, istakredtu minhu veznindedir ondan borç talep etti demektir. Ve iktiredtü minhu ondan borç aldım demektir.
“...” “es-Sefteceh.” Sinin fethası fa’nın cezmi ta’nın fethasıyla mal sahibinin vekiline başka bir bölgede malının bedelini ödemesi için gönderdiği yazı veya vesikadır. Bu şekilde yapılmasının faydası yol tehlikesinden emin olması ve taşınma meşakkatinin bertaraf edilmesindendir.
“Ve fima lamis.” “...” “le lehu yeredul kiymeh ve kiyle yeruddul misl.” Misli olmayan malın kıymeti, bir göreş görede misli geri verilir. Yani hakikatte olan misli değilde misli gibi bir suret demektir.
“...” “el-Misliyyu.” ölçülene veya tartılan maldır. Bu alış verişte es-Selem yanı sipariş üzerine para verip malını sonra teslimi şeklindeki uygulama caizdir.
“..” “er-Rehn” Lügatta sabitlik, kesinlik anlamında şer’i manada bir malı borcuna karşı bedel olarak almaktır. Üzerinde borcu olanın durumuna göre şartları değişebilir. Er-Rehn’nin cemi hebl vel hibalda olduğu gibi rehn ve rihandır. Bir rivayete göre cemi rihan’dır. Ebu Amr b. Ala’ya göre sekf ve sukuf gbi irehnv e ruhun vezninde gelir. Bu göreş göre rehentuş şey’e ve erhentuhu şeklinde söylenir. (Rehentu şeklinde olması daha fasih ve meşhurdur. Bazıları bu göreş göre çoğu erhentuhu şeklinde getirilmesini menetmişler ve rehentuş şey’e). Ve erhentuhu iyyahu şeklinde söylemişler. er-Rahin borca karşılık bir eşyi rehin veren,e l-Mürtehin borcuna karşılık rehini alandır.
Rehin edilen şeye rehn ve rehiyn denilir. Müennes sigası rehinehtir.
“...” “Ve kullu aynin caze bey’uha caze rehnuha ve “...” “Kiyle innel mudebber la yecuzu rehnuhu ve kiyle yecuzu ve kiyle alel kavleyn.” Ve kiyle sözü hazfedilmesi evaiken tekrar edilmiş. Çünkü şu sözünde seraheten ifade etmiştir. Kullu aynin caze bey’uha caze rehnuha. Zira el-Müdebber’in satılma v erehin edilmei caizdir. (Müdebber sahibi öldükten sonra azad edilme sözü verilen köledir.). Musannif el-Vekale konusunda da buna benzer cümleler tekrar etmiş ama Allah’ın izniyle onlarıda hatırlatacağız. Cümlenin anlamı satılması caiz olan mal rehinde edilebilir.
“...” “Vel mu’teku bi sıfetin tetekeddemu ala hululil “...” hakki la yecuzu rehnuhu ve kiyle fihi kavlun aheru innehu yecuzu. Bu ibare kitapta aynı şekilde tekrar edilmiş. Bu konuda yapılması gereken iki yol görüş vardır:
1- Tek kelimeyle azad eline köle rehin edilmez.
2- Bu görüşte iki açıklama vardır: Bir görüşe göre kabul edilmesi ikincisine göre azad edilen rehin kabul edilmez. Takdir edilen cumhur alimin görüşüne göre rehin edilmez. Bazılarına göre bu görüşle beraber başka bir görüş daha vardır. Böylece görüşler her halükarda iki kısımdır.
“...” “Vela bima yenkusu kiymeterrehini.” Ya’nın fethası, nun’un cezmi, şeddesiz kaf4ın zammesiyle en fasih ve Kur’an’a mutabık bir şekildir. Ya’nın zammesi, nun’un fethası şeddeyle kaf’ın kesreside caizdir. Daha öncede bu açıklama yapılmıştı ancak dillerde bunun hilafına yaygın olan şekli olduğudan, zihinlerde yeretsin diye tekrar ettim diyor müellif.
cümledeki mana rehinin kıymetinden az olan birşey rehin edilmez.
“...” “et-Teflis” Ezheri’ye göre malın en düşük kısmından olan el-Fulus kelimesinden türemiş. Sanki hapsedilip yaşaması için malından azbir miktar verilmişv e geri kalanından tasarruf hakkı elindena lınmış manasınadır ve buda kendisinin ve ailesini azığıyerinedir. Bu göreşe göre üzerinde olan borçlara nispetle malı el-Fulus gibi değersizv eya azdır.
Ezheri4ye göre eflese kişinin malının telef olup iflas ettiğni beyan etmesidir.
El-Havi’nin sahibine göre bu kelime et-Teflis ve fels babındadır ve bazı arkadaşlarının bir konuyu iflas babı diye isimlendirilmesini kerihg örülmüş. Çünkü el-İflas kelimesi kolaylıktan sonra oluşan güçlüklerde kullanılmıştır. Et-Teflis isie hakimin borçuluya daha layık olan hapis hükmünü veya tutuklama kararını vermede kullanılan bir kelimedir.
“...” “el-⁄eriym” üzerinde borç haricinde başka hakv ehukuklar olandır. Lügatta hak sahibiede itlak olunur. El-”eremateu, el-”urmu vel meğremu eda edilmesi gerekndir. Garimerreculu ve ğarremtuhu ve eğremtuhu cümlelerindeki el-⁄arime’nin aslı ed-Daim manasında olan el-⁄erame’den türemiştir.
Şu ayette buna işarettir:
“Onun azabı şüphesiz devam edecek. İnne azabeha kane ğeramen.” “....” (Furkan: 25/65)
El-⁄arimin ğarim diye adlandırılması sürekli borçlanıp borcu devam ettiğnidendir.
“...” “Fe in kalel ğerimu ehlifuhu hullife.” Böyle iki lügatı vardır. ehleftuhu, helleftuhu ve istahleftuhu aynı manalardadır. Borçlu yemin ettiirilmesini istese yemin ettirilir.
“...” “El-Ve halla sebilehu sebiluhu.” Sebilehu’nun nasbe ve ref’asıyladır. Serbest bırakılması demektir.
“...” “es-Suk” Çarşıdır. Müennes ve müzekker bir kelimedir.
“Velehu kavlun.” “....” “Aheru ennehu biliflasi tahilu duyunuhu.” Söylenen bu sözde aynı kabildendir. “velehu kavlun aheru ennehu izakalel emiru men aheze şeyen melekehu, sahhe.” Musannif bu iki cümlenin dışında (velehu) kelimesini kullanmamıştır. Lehu’yu kullanmasının güzel bir faydası vardır: Lehu denildiğnide şafii’nin sözü olduğnua delalettir. fihi kavlun ahere denildiğnide çıkartılmış ihtimalı ve delalet etme ihtimali vardır. Yani ihtimali ortadan kaldırmış demektir. Bir görüşe göre izakaler rebi fihi kavlun aheru kane tahricen denildiğnide başka yerden çıkartılmış nakledilmiş demektir. Ve lehu kavlun aheru denildiğnide Şafii’ye işarete dilmiş demektir.
Tehilu duyunuh yani hapsedilmesiyle veya tutuklanmasıyla üzerindeki borçlar geçerliliğin kaybetmiş demektir.
“Fein neke.” “....” “Til aynu bi fi’lin medmunin.” Yani başka birinin veya satıcının öldürülmesi madmun (güvenceli)bir fiil sayılır. Madmun olmayan (güvenceli) semavi afetler ve müşterinin cinayetide gayri madmun fiillerden sayılır.
“...” “et-Tal’i” Hurmanın kabuğu ve kapçığı vekad etleetin nahletu yani hurmanın kapçıkları belirlemeye başladı.
“...” “el-Kisareh” Kaf’ın kesresiyledir. Bir görüşe göre kaseruhu yeksuruhu kasren izabeyye dehu ve dekkehu. Ez-Zücac ve el-Vahidi’ye göre bir şeye şamil olan herşeye fialeh denir. el-⁄işaveh, el-İmameh ve el-İsabeh giib. Hakeza bütün sanaat isimleride mahiyetinde olan şeyleri kapsadığıdanf iale denilir el-Hiyate terzilik vel kisareh gibi vekeza birşeye hakimiyet sağlayanada fiale denilir. Hakimiyet sağlamadıki fiale tıpkı hilafet ve emirlik gibidir.
Yani çamaşırcılık ve çırpıcılık sanatıdır.
“...” “Menetmek anlamındadır. Bu kelime sekiz çeşittir. Hacrus sabiyy (çocuk,e l-Mubezzir (saçıp savuran) el-Mecnun (deli) kendi haklarından konuda istenilende budur. Hacrul muflis (iflas eden) borçlardan ötürü hacrurrahin limurtehin (rehin olan rehinciye) Hacrul verid lilv erese (hastan verislere) hacrula bd liseyyidih (köle efendisine) ve hacrul mürtedi lil müslimin (mürtedin müslümanlar için menedilişi) gibi.
“...” “El-Akar” Ayn’ın fethasıyladır. El-Esmai’ye göre el-Akkar (gayri menkuller) ev, arazi ve gelir getiren mal mülk arazidir. Bu kelimenin aslı akr, ukr iddar’dan türemiştir. El-Muhkem’in sahibine göre el-Akr vel akarev anlamındadır.
“...” “El-Acurr” Farsça asıllı murap bir kelimedir. İbni Cevalikinin zikrettiğine göre altı lügatı vardır. Acurru, 2- aynı şekildedir ama ra şeddesizdir., 3- Medle acur, 4- Yacur, 5- Acurun, 6- Medle acirun. El-Esmai’den nakledilen bir rivayete görğe icerretu ve ecurrute’dur. Küçültme ismini yapmak istediğinde birinci zait harfi hazfeder uceyreh ived yoktur veya son harfini hazfeder. Uveycir ve dilersen ived yapar uveyciyretu dersin
“...” “Ve akelul mecnun.” Kaf’ın fethasıyladır. Lügatçılara göre el-Akl men anlamındadır. Aklul ademiyy diye adlandırılması sahibini helak edici şeylerden akıyoduğnudandır. El-Ezheri’ye göre İbnul Arabi şöyle demiştir: El-Akel işlerdeki sabitlilik, kararlılık ve güvencedir. Ve yine Ezheri4nin zikrettiğine gere diğerbir kısıma lim el-Aklu insanı diğer hayvanlardan ayıran ayrıcalıktır. El-Ma4kul ise akıl bir görüşe göre aklı olan bir diğer rivayete görede kalbinle idrak veya aklettiğidir. El-Muhkem’in sahibine göre el-Akl ahmaklığı zıttıdır. Cemi ukuldur. Darebe yedribu darben vezni gibi akele ye’kil aklen. Kafın zammesiyle akule fehuve akilun, min kevmin ukela, ve akelehu, fe akeluhu ye’kiluhu yani ondan daha akıllıydı. ve akeleş şey’e yani anladı. Kalbun akul anlayışlı kalb Teakele akıllı olduğnu izhar etti. Aslı böyle değildir ama lügatçıların kelamıdır. Kelamcıları ise akıl ve taksimi konusunda oldukça uzun tarifleri vardır, en kısa tarif ise el-İrşadın başlarında imamul Haremiynin sözüdür. el-Akl zaruri ilimlerdir. Bütün ilimlerden hali olduğunu takdir etmekle beraberonun vasıflarını nitelendirmenin imkansızlığ ızaruru ilimlerden olduğunun işaretidir ve nazari (felsefi) ilimlerden değildir. Çünkü nazari ilimlerin şartı aklın ön plana çıkmasıdır, akıl bütün zaruru ilimler olduğu anlamına gelmez, zira ama olan olmamakla birlikte akılla vasıflıdır. Bu sebebten aklın zarur ilimlerden olduğu ortaya çıkıyor ama bütün zaruri ilimler olduğu anlamında değildir. Arkadaşlarımızın ve çoğunun grüşleri aklın kalpte olduğ ubir görüşe görede başta olduğuur diyor müellif.
“...” “Ve unise min humarrüşdü.” Unise bilinmek anlamındadır. El-İynas’ta ilimdir. Ezheri4ye göre el-İynas’ın aslı el-İbsar yani görmektir. İlim konumuna getirilmiştir. Diğer biri görüşüne görde aslı min insanil ayn yani gözün derinliklerinde asıl görmeyi sağlayan parçacıktırg öz mercimeğidir.
“...” “Er-Rüşd” Er-Reşedu ver reşad, erginlik çağı dini vecibeleri yerine getirme malını kontrol edebilme çağı ve doğru yolda olmadır. Bir görüşe göre hayra isabet etmektir. El-Hereviye göre hidayeti yol, istikamettir. Reşede yerşudu ruşden,ve reşide yerşedu reşeden ve reşaden fehuve raşidun ve reşidun, ve erşede ğayruhu ilel emr ve reşedehu yani ona hidayet verdir.i sterşedehu yani ondan rüşd talep etti.
“...” “Velbuluğu fil ğulami ibilh tilami.” Uykuda veya uyanıkken çocuktan meninin akmasıdır. Musaninfin muradı ve asıl olan hükümde böyledir. İhtilamın hakikatı buluğu çağına has olmayıp rüyada cima yaptığını veya başka bir şekilde görerek meninin akmasıdır. Kelimenin zaptıda zikredilen şekildedir. Masinnif buluğu çocukta meninin akmasıyla veya buluğ akmakladır deseydi daha isabetli ve açık olurdu.
“...” “Vuhteberu ihtibare mislihi imma kablel buluği ev ba’dehu” Lügatçılara göre meksur olan immaya imayla veya ev’le atfedilmesi caizdir. O halde cümle kame immazeydun ve imma amrun olur veya amrun yani kalkan kişin zeyd veya amrdır. Kame zeyden ve imma amrun şeklinde caiz olmaz. Ama ev amrun şeklinde caiz olur. Bu sigalar kitapta ve diğer yerlerde açıklanmıştır ama yinede izah ettim diyor müellif.
“..” “es-Sefeh” Aklın zayıflığndan ötürü kendini idare edememedir. Aslı Hiffetul harekeh’tir. Teseffehir rihuş şecere eyni rüzgar esip ağacı eydi. Lügatçılara göre es-Sefih aklı azalna cahildir. Cemi safehau’dur. Sefihe yesfehu sgasında da gelir. Mastarı es-Sefeh ves sefahetu’dur. Bir görüşe göre aslı el-Hiffeh’ti r. Aklının hafifliğinden sefih adı verilmiştir. Allahu Teala şu ayette kadın ve çocukları süfeha diye nitelendirmiştir.
“Mallarınızı sefihlere teslim etmeyin.” (Nisa: 4/5)
Yani akıllarının hafifliğinden ve cahilliklerinden.
“...” “el-infikak” Kurtulmaktır. Fekektuhu efekkuhu fekken fenfekke sigalarında gelir yani kurtuldu.
“...” “et-Tebziyi.” Aıkllara göre malı sarfedilmesi gereken yerlere sarfetmemektir. Lügatçılara göre et-Tebziyr israf etmekle malı dağıtmaktır. Reculun mubezzir, ve tibzaretun sigalarında da olur. Yani israfçı adam, mastar manasında israfçılık. Allah daha iyi bilir.
kitabussulhi ilel icareh
sulh kitabı
“...” “Es-Sulh” Vel-İslah ve musalahe çekişme veya aradaki husumetin kesilmesidir. Kemal manasında ve fesadın hilafı olan salehe kelimesinden türemiştir. Salehtuhu, musalaheten vesilahen vezinlerindedir. Cevheri ve diğerlerine göre es-Sulh kelimesi müzekkerde olur müeneste,v ekadisteleha, vetesaleha vassaleha gibi.
“...” “Fein selime lehu inbereme ve inlem yeslem recea fima defaa.” “Selime sininin fethası lamın kesresi, yesleme yasının fethası sinin cezmiyledir. inbereme yani lazım oldu tamam oldu. Cümlenin manası ona teslim ederse tamam olur teslim etmezse verdiğniden geri döner.
“...” “Yuşriu cenahen.” Ya’nı zammesiyle çıkarmaktır. El-Cenah haşebedendir (tahta), cenehe, yecnehu, yecnuhu, cunuhen’den türemiştir meyletmektir. İctenehe cenehe, ecnehehu ve diğerleri gibidir.
“...” “El-Marreh” Gelip geçen bir gurup demektir.
“...” “Ed-Derb” Bilinen arapça asıllı bir kelimedir. El-Cevalikiye göre muraptır. Aslı dağlardaki dar geçittir. El-Cemherede İbni Dureyd arapça asıllı kapı manasındadır der. El-Lisan’da derb geniş bir yerin kapısıdır.
“...” “el-cuzu” Ahşap tahtalar demektir. Müfredi ciz’dir. Az rastalnamkal cemi eczadır.
“...” “el-Car” El-Mucavir. Cavertuhu mucavereten ve civaren ve cuvaren ve tecaveru vecteveru şeklinde denilir.
“...” “Yucri ala erdih” ilk harfin zammesiyledir fethasıda caizdir. Arazisinden akar demektir.
“...” “Es-Sath” Yüzey tavan demektir. Sathu kulli şey herşeyin üst kısmıdır.
“...” “el-Keveh” KEfin fethasıyla vav’ın şeddesiyle duvarda açılan deliktir. Cemi kivaun’dur. Kas’atin ve kisa gibi. Bedreten ve bider gibi kasr’la kiven’de caizdir. Cevheri v ediğerleri değşiki bir müfredini zikretmişler kuvetenc emi kuven rekbetenv erukeb gibi ama garip bir şekildir.
“...” “Fi hevai gayrih” Medledir. Yerle gök arasıdır. Cemi ehveiyetin ğetainve ağtiye gibi. Lügatçılara göre boş olan veya boşluk olan heşey havadır. Nefis için kastedilen heva ise maksurdur. Ya ile yazılır cemi ehvaudur.
“...” “Kane li sahibid dari kat’uha.” Yani ağacın dallarını kesmek.
“...” “el-Ulu ves sulf” İki kelimenin ilk harflerinin zammesi ikincilerin cezmiyledir. el-Muhkem’in sahibine göre es-Sifl, es-Sufl, es-Sifletu yükseğin karşıtıdır. El-esfel’de yüceliğin karşıtıdır. Hem isim hemde zarf konumundadır.
“...” “es-Sekf” Cemi sukayf ve sukuf’tur vekad sekeftul beyte eskufuhu sekfen tavan demektir.
“...” “İstehdeme” Ta’nın fethasıyladır. Yıkım talebinde bulunmaktır.
“...” “el-Hevaletu” Ha4nın fethasıyla hakkı birinden diğerinin zimmetine nakledip geçirmektir. et-Tahvi’den türemiştir.
“...” “Harecel mebiyu müstahiken.” Yani satılan mal başkasının hakkı olduğu veya haketti.
“...” Ed-Deman” Demintuhu edmenuhu demanın mastarıdır. Kefil oludğuda enadaminun ve damiynun denilir. Yani güvenirim. El-Muhkem’in sahibine göre damineş şey’u ve damine bihi damnen ve damanen ve dammenehu iyahu yani onu kefil güvence tuttu. Lügatçılara göre daminun ve damiynun, kafilun ve kefiylun ve hamiylun, ve zaiymun ve kabiylun gelir.
“...” “Ve yuttebeu bihi iza u’tika.” Ta4nın fetha ve şeddesiyle yani azad edilen köleden istenir.
“...” “El-Kinn” Kaf’ın kesresiyle fıkıhçıların ıstılahında azad edilmesi için herhangi bir girişim ve azadlık sebeblerini elde edemeyen köledir. Mukateb, müdebber, müstevlede ve herhangi bir şeyle azadlığı gündemde olan kölelerin hilafınadır. Lügatçılara göre el-Kinn kendisi ve anne babası mülk edinilen köledir. Müfredi, tesniyesi, cemi ve müennesi aynı sgalarda gelir. Bir rivayete göre abiyd eknan sonrada ekinneh üzerine cem edilebilir.
“...” “Ed-Derek” Cevheri ve diğerlerinin zikrettiğine göre dal ve ra’nın fethası ve cezmiyledir. Cevheri’ye göre ed-Derek başkasına tabi olmaktır ve el-Mütevelliy’inni derek diye adlandırılması müstehak olan malını borçluları takiben idrak etmesidir.
“...” “El-Meta” Mal demektir. Maldan istifade, menfaatv e lezzet gördüğünden meta denilmiş.
“...” “Bi akellil emreyni min kimetihi ev kadreddeyni.” “Ev sözcüğünün hazfedilmesinin daha evla olduğu konusu geçmiştir.
“...” El-Kefaleh” Kef’in fethasıyladır. Bir görüşe göre kefelehu ve kefelebihi ve kefeleunhu ve tekeffelebihi keffalet demektir.
“...” “Kel-⁄usubi vel avariy.” “el-Avaride’ki yanın tahfifi veşeddeside caizdir. Hayvanların zekatında el-Behati kelimesini şerh ederken uzunca bunun izahı geçmişti diyor müellif. El-⁄usub ⁄asebe’nin cemidir. Gasbedilen bir şeyin ismidir. Cevheri’ye göre bir şeye ğasibe mağsub denilir.
“...” “el-Mehil” Ha’nın kesresiyledir bir rivayete göre fethayladır.
“...” “eş-Şirketu” Şinin kesresi ra’nın cezmiyle ve şirkle aynı manadadır. eş-Şirketu’nun cemi şirek’tir.
“...” “el-Esman, peltek seyle” Dirhem ve dinarlara hastır.
“...” “Şeriketul inan.” Ayn harfinin kesresiyledir. İbni Kuteybe, Ferra ve diğerlerine geöre bu kelime şu sözden türemiştir. Anneş şey’u, ye’inu ve ye’un, bütün bu sıygaların anlamı birşeyi başkasına sunmak teklif etmekanlamındadır. Sanki malı ortaklık yapmak üzere teklif ette ve ortak oldular anlamındadır.
Ezheri’nin dediğine göre bir rivayetet ortaklardan herbiri arkadaşına ortak oldulara nlamındadır. Ezheri4nin dediğine göre bir rivayette ortaklardan herbiri arkadaşına ortaklık teklifi sunduğudan anan şirketi diye isimlendirilmiştir. Bunun anlamı herkes aynı miktarda istenilen malı ortaya koyar diğer arkadaşının yaptığı fiili yapar.
Bir rivayete göre diğer arkadaşıyla aynı fiili işlediğni zaman aerdtuhu, v’ariduhu, mu’aredeten, ve a’neytuhu, mu’aneten ve i’nanen denilir.
Zamahşeri’ye göre şirketul a’nan eşit şartlarla eşit miktarda ortak olmak anlamındadır.
“...” “Şeriketul mufavade.” ibni Kuteybe’ye göre şirketül mufavade tefaveder reculani fil hadis cümlesinden türemiş ve böyle isimlendirilmiş bir rivayete grede kavmun fevda cümlesinden türemiş böyle isimlendirilmiştir. Şirkette kimsenin kimseye başkanv eya reis olmadan eşit şartlarda ortak olmalarıdır.
“...” “Şeşterikani bi vucuhihima.” Yani bütün yönleriyle ortak olmak anlamındadır.
“...” “el-ve, Vikaletu.”Vav harfinin fetha ve kesresiyle bir işi birine havale veya ihale etmektir. Bir rivayete göre vekkelehu (yani işi ona havale etti) ve vekkeltu emriy ila fulanin (işimi falancaya havale ettimv e onunla yetindim veya vekil tayin ettim) denilir. El-Vekaletu muhafaza ve koruma anlamlarınada gelir.
“Vema cazettevkilu fihi caze ma’e huduril muvekkili,v e ma’e ğaybetihi,v e kiyle la yecuzu fi istifail kısasi ve haddil kazfi ma’e ğaybetil muvekkili,v e kiyle yecuzu, ve kiyle fiihi kavlani: Yecuzu kavli mükerrer olduğnudan tekrar zikredilmesi sahih değildir. Çünkü vema cazettevkilu fihi caze ma’a huduril muvekkili ve maa ğaybetihi cümlesinden sarahaten yecuzu anlamı çıkıyor.
“...” “el-Kesre” Kef harfinin fethasıyladır. Bir rivayete göre kef harfinin kesresiylede olur.
İbni Siydeh muhkem adlı eserde zammeylede getirmiştir. Çokluk demektir.
“Ve yecuzu en yebi’e min ibnihi ve mukatebihi.” Rüşd çağına ermiş oğlundan ve azad etmesi için anlaşma yaptığı (mukateb) kölesinden satın alması da caiz’dir.
“Venkuudil elfe fihi” Yani parasını ücretini ona ver.
“.....” El-Cu’l) Cim harfinin zammesiyle: Amile (işçiye) ived (dönüşlü) olarak bir şey üzerine alaşarak vermektir.
“Kadahu bi mahdarin minel muvekkil” Mahdare kelimesindeki mim’in fethasıyla zaptı yapılmıştır. Çoğu nüshalarda: Bi hadreti, hudreti, hidreti şeklinde üç meşhur lugatıla geçer. Her iki görüşte sahihtir.
“İhtemele en yen’azile ve ihtemele ella yen’azile”
Bu şekliyle iki meşhur görüştür. Anlamı: Azl edilme ihtimali de vardır olmama ihtimali de.
“......” El-Vedi’ah) Vede’aşşey’e yede’u cümlesinden türemiştir. Bir şey yerinde durup istikrar bulduğunda denilir. Sanki emanet edilen yere bırakılan şey istikrar bulup yerinde sabit durdu demektir. Ezheri: Ebu Ueydin kesarden şöyle rivayet edilip söylendiğini nakleder: Evdatuhu: Dafe’tu ileyhi vedi’aten (Yani ona eman bıraktım) ve Avda’tuhu (Emanetini kabul ettim) demektir. Ezheriye göre birinci görüş maruftur ikinci görüş maruf değildir.
“.........” El-Hirz keskin zeyle) Lugatta olan aslı bu şekildedir. Depo veya malen muhafaza edilmesi için tahsis edilen yerdir.
“.......” Layukfilu) Ya’nın zammesi ve fa’nın kesresiyledir. Bir rivayete göre Akfele, yukfilu denilir. İbni Tarifin rivayet ettiğine göre Kafeltu kelimesi elifsiz olursa ya’nın fethasıyla gelmesi caiz’dir. Mekki: Fesih adlı eserin şerhinde de zikr etmiştir.
“........” la yerkudu Aleyha) Kaf harfinin zammesiyledir. Lugatçılara göre: Rakede, yerkudu rakden ve rukuden ve rekaden: uyuduğunda; fe huve rakidun, vehum rukudun, vehiye rakidetun denilir. Verrekdetu uyku ve Erkedehu onu uyuttu, velmerked; uzanılan yatılan yer, El-mukidi, uyku ilacı demektir.
“........” Arbituha) Meşhur olan görüşe göre ba’nın kesresiyledir. Ama Cevheri’nin Ahfeşten rivayet ettiğine göre ba’nın zammesiyledir. Rabete yerbitu, yerbutu rabten sigalarında gelir bağlamak anlamındadır.
“........” El-Kum) Cemi: Emam ve Kimemeh’tir. Elbise yeni demektir. Yani kolla el arasındaki düğmeli kısmıdır.
“...” “El-Ceyb” Cabe yecubu’dan türemiştir. elbise ve benzeri şeylenir bir kısmını cep için yırtmak ayırmak demektir. Bir görüşe göre elbise v esairenin cebini yaptığnıda cubtul kamise, ecubuhu ve ecibuhu denilir.
“...” “Felem ye’lifha.” Lam’ınkesresiyle. Aliftud dabbete, a’lifuha, alfen denilir. Hayvanı evde beslemektir. El-Alef lam’ın kesresiyle olursa hayvanların yediğiarpa, samanv e saireye denilir.
“vein ahdese lehu isti’manen.” Yani ona yeni bir emanet etkrar alınması için teslim edildi.
“..” “el-Ariyyete” Meşhur rivayete göre (ya) şeddelidir. Hattabi4nin (Garibul Hadis) adlı eserde ve diğer alimlerinde zikrettiğin egöre (ya) şeddesizdir. Cemi el-Avariyyu ve el-Avariyu sigalarında şeddeli ve şeddesizdir. el-ariye kelimesinni izahı sadakatul mevaşi kısmında daha önce geçmişti. Ezheri’ye göre arerreculu cümlesinden türemiştir. (adamg eldi ve gitti demektir) çok gelip gittiğniden ötürü çocuğa el-Hafif denilmesi bu kabildendir. İsteklerinde ölçü bulunmadığıdan ve çok gelip gittiğinden çocuğa el-Hafif denilmiştir. Bir görüşe göre “el-Areh” kelimesine inispet ettiklerinden (ya) şeddelidir. Bir rivayete göre A’artuhul metae, i’aretenv e a’reten denilir. El-İ’are mastar bir kelimedir. El-Are ise isimdir. Ecebtuhu icabeten ve cabeten, ete’tuhu, ita’atenv e ta’eten sigaları misalidir.
Cevheri’ye göre el-ar kelimesine nispet edilmiştir. Zira ariye ile bir şeyi istemek utanç verici ve ayıp olduğnudan ar’a nisbet edilmiş. Bir rivayete göre et-Te’avur kelimesinden müştaktır. (türemiş). Arapların şu sözü i’teveruş şey’e, ve te’averuhu ve teavveruhu bu kabildendir. Yani o şeyi tedavul (yani elden ele nöbet nöbet bir şeyi gezerek almak dolaştırmak) etmek demektir.
Bir görüşe göre e’arehu, yu’iruhu, ve istearehu sevben fe e’arehu’dur. Dönüşüm usuluyle elbiseyi almaktır. Şer’i ölçülere göre el-ariyyeh faydalanılması, helal olan şeylerden aslının kalamsı şartıyla istifade edilmesinni mübahlığıdır.
“Yukrehu i’aretul cariyeti iş şabbeti min gayri izrahimin mahremin) Kadır ve mahremi olmaksızıng enç bir cariyeyi iare (dönüşümlü vermek) etmek mekruhtur. Sevab olanı (min gayri imreetin ve mahremin) şeklinde yazılmasıdır. Zira kadın ve mahremi olan şahıs evlilikv e emzirme yoluyla akrabalık bağının altına girer ve bu iki durumda iare yapılmasında kerahet yoktur deniliyor.
“...” “İstiaeri lil girasi” Bu cümlenin takdiri iliğaresil ğirasi şeklindedir.
Lügatçılara göre ⁄aristuş şecerete ağrisuha ğarsen sigasında gleri. el-⁄iras dikilen dalv eya fidanlara verilen biri ismdir el-Giras ekim zamanınada itlak olunur. Zikrettiğmiz duruma göre musaninfin kelamı sahihtir. Şayet lil ğarsi denilseydi daha iyi bir şekilde özetlenmiş olurdu.
“...” “el-Kasiyl” el-Maksul demektir. O da hayvnalar için biçilmiş kesilmiş yeşillik, ot vesairedir.
“...” “Lit teferruc” Sonradan türemiş uyduruk (müvelled) bir lafızdır. Gam ve kederin gidip ferahlığı gelmesi anlamındadır.
“...” “el-Bezr zalla” Bezertudan el-Mebzur manasındadır. Ayrıldığım zaman anlamına veya malı çok, malı boş yere sarfetmek, yere gelişi güzel tohum saçıp ekmek manasındadır.
El-Bezr mastar manasında bir isimv eya meful manasında bir fiildir.
“... “Li eyrhenehu” Daha önce rehin babında geçtiği gibi (ya)’nın fethasıyladır ama zammesiylede caizdir. (Onu rehin vermesi için demektir).
“...” “el-gasb” Gasebtuhu, eğsibuhu, ğasben veğtesebtuhu, veş şey’u meğsubun ve ğasbun sigalarının mastarıdır.
Cevheri’nin naklettiği bir rivyette fıkıhçıların kavline gör eğasebe minhu daha öncde zikredildiğ gibi caizdir ve te’vil edilmiştir. Lügatçılara göre el-⁄asb birşeyi zulümle almaktır. Şeriata göre başkasının hakkını düşmanlıkla istila etmektir. Ala malil ğayri ifadesini kullananın ibaresi sahih değildir. Çünkü bununla köpek, ölü hayvanların derisi, zimmilerin şarabı, menfaatler, hukuklar, tahsis edilmiş ihtisasca malları ve gübreler saf dışı oluyor.
“...” “Es-Sefinetu” Cemi es-Sufun ves sefiyn’dir. ibni Düreydfailetun manasında feiyletundur diyor. Çünkü suyu sıyırarak yarıp gittiğinden bu ad verilmiştir. Gemi demektir.
“...” “el-Luccetu” El-Luccu büyük su kabartısı veya dalgasıdır. Allahu Tealanın şu ayetide buna işarettir.
“Fi bahrin lucciyyin.” (Nur: 40)
“...” Essacc si’nin şeddesi, cim’in tahfifiyledir. Bir tahta veya odun çeşididir. Müfredi, sacetun’dur. etrafı dört köşe haline getirilen tahtadır.
“...” Afinun” Ayn’ın fethası, fa’nın kesresi ve nun’un zammesiyledir. Alime gibi afine ye’finu’dan türemiştir. Bozulmuş kokmuş yıpranmış demektir.
“...” “et-Tediyeh” Edda deynehu, yueddihi, te’diyeten sigalarının mastarıdır. el-Edau’da isimdir.
“...” “⁄asebe zevcay huffin.” Yani mestin her iki teki demektir. Müzekker ve müennes hali indi zevca huffin (iki tek mest) ve zeva nialin (iki tek ayakkabı) ve zevca hamamin (iki tek güvercin) vardır demektir. Hakeza fertlerinden her birinin diğerine ihtiyacı vardır. Biri olmadan diğeri olmaz.
“...” “el-Summine (sinle) sümme (peltek seyle) huzile (keskin zeyle)” Ha’nın zammesi ve za’nın kesresiyledir. Bir rivayete göre ulifet, tu4lefu gibi huziletid dabbetu tuhzelu huzalen ve hiye mehzuletun ve hezeltuha hezlenv e derebtuha darbeng ibidir. Hayvan beslenip sonra zayıflamaktır.
“...” “eş-Şeyrecu” Şin ve ra’nın fethasıyladır. Arapça asıllı bir kelime değildir. Şeyereh kelimesinin mu’rabıdır. Eş-Şeyrec susam yağı demektir.
“..” “ez-Zikku” Su kabı. Su veya süt tulumudur. Zayıf ve az bir görüşe göre cem’i. Ezkak kuvvetli ve çoğunluğa göre cem’i zikak, zukkan keskin za’nın zammesiyle zi’bun ve ziab ve zu’bang ibidir.
“...” “el-İsraf” Haddi aşmak demektir.
“...” “el-Ecicu” Ateşin alevleri demektir. Sigaları eccet tevcu,e icycen sonra eccectuha fe teeccet gelir.
“...” “Es-Saliyb” Suluh ve sulban sigaları üzerine cemedilir. Sevbun musallebun aleyhi nakşun es-Saliyb misalidir. Yani nakış dokulu elbise demektir. Hac işareti anlamındadır.
“...” “el-Mizmar” Mim’in kesresiyle el-Mezamiyr’in müfredidir. Sigaları zemere, yezmiru,yezmeru, zamren fehuve zemmarun’dur.
Cevheri’ye göre zamirun denilmez. Vel mer’etuz zamireh denilir ama zemmareh denilmez.
Mizmara mimin fetha ve zammesiyle mezmur ve muzmar her iki yönüyle sahih hadisten zaptı yapılmıştır. Islık, zurna düdük vesaire manalarınadır.
“...” “eş-Suf’ah.” Safa’tuş şey’eden türemiştir. Safatuş şey’e birşeyi birbirine aktarmak ilave etmek çiflemek demektir. Safa’el ezan’da bu kabilden bir türemedir. Bir hisseden diğer hisseye geçtiğinden suf’a adı verilmiştir.
“La tecibuş şuf’atu illafi cüz’in” Şufa hakkı ancak bir parça veya cüz’ünde gerçekleşir.
“..” “El-Cüz’ü” Bir şeyin azına veya çoğuna cüz denilir.
“...” “el-Muş’a” Eş-Şaiu veş şiyau bölünmemiş taksim edilmemiş mal demektir.
Ezheri’ye göre şa ellebenu fil mai’den türemiştir. Yani sütun suyla karışıp ayrışmama halidir. ezheri4nin bir diğer görüşüne göre (sehmun şaiun)’dan türemiştir. müşterek ve toplu maldaki taksim edilmemiş mal demektir. Kare daire içine alınan açıklama aslında yoktur ama zaruret olduğudan söylenen zaid bir cümledir (fazla).
“...” “el,akar” Gayri menkul mallardır.
“...” “er-Reha” Maksure, müennes, ya ve elifle yazılır. Tesniyesi (ikilisi) raheyan ve rahevan’dır. Cem’i erhau ve bununda cem’i arhiyetun’dur. ibnul Arabi arapların bazıları şöyle dedi der:
“Arhiyau kelimesi munsarıf bir kelimedir, hay ve ahyau’da olduğu gibi. Sigaları raheytur reha ve arvahtuhadır. Değirmeni yapmak döndermek demektir.
“Vema mulike bişirketi vakfi la yustehakku fiha eş-Şef’ate.” Bu karmaşık zor bir ibaredir. Gayri menkulun yarısı vakıf yarısıda hisseli oluşudur. (Tilkun) ve satılan hisseli malda veya hissadar, haciz vesaireden dolayı satışı durdurulmuş malın şuf’a hakkı yoktur. Bir görüşe göre vela şuf’ate lil mevkufi aleyhi denilseydi daha iyi olurdu deniliyor.
“eş-Şiksu” Şin’in kesresiyledir. Lügatçılara göre yer parçası veya arazinin bir kısmı bir şeyden bir kısım veya gurup demektir. Eş-Şakiys’te eş-Şeriyk yani ortak demektir bir görüşe göre huve şakiysiyun yani şerikuyyun (ortaklıdır). Şafii’nin kelamında eş-Şaks pay demektir.
“Ve in delle fil bey’i.” Alış verişte tellal veya simsar oldu.
“Ve uhdetuhu aleyhi.” Manası malda şuf’e hakkına sahip olan haklı çıktığnıda veya hak ettiğide müşteriye parasını iade eder.
“Ve kile yukalu lehu beyyinun ve illa celanake nakilen.”Mana şuf’a hakkına sahip olan malın fiatı şu kadar veya o fiatla alacağına dair yemin eder.
babul kirad (dat harfiyle)
“..” “el-Kirad dat’la.” Kaf’ın kesresiyledir. El-Kard’tan türemiştir. kesmek anlamındadır. Mal sahibi malından bir kısmını alıp işçinin harcaması ve ibir kısmınıda karamacıyla işçiye verdiğindene l-Kırad adı verilmiştir. Bir rivayete görede el-Kırad’a müdarebe adı verilmiştir. Zira malv eya parayı çalıştıran kişi piyasada ticaret amacıyla. Mal veya parayı harcıyor veya çalıştırıyor.
Bir rivayete göre darebe fil ardi sefere çıktı anlamındadır.
Ezheri hicaz ehli el-Kirad ve Irak’lılarda müdarebe adını vermişler diyor.
“...” “Fehuve ibdaun.” Hemzenin kesresiyle karı mal sahibine olan maldır. İşçide teberru hakkına sahip olan bir vekildir. Lügaçılara göre el-Bida’atu, ticaret amacıyla gönderilen malın bir kısmıdır.
Bir görüşe göre ebda’tuş şey’e, vestebda’tuhu yani malı bida’a yaptım 5ticareta macyıla gönderdim).
“...” “el-Ardu” Ayn’ın fethası, ra4nın cezmiyle dirhem ve dinar dışındaki dünya meta’ıdır. Ama ra harfi fethayla olsaydı bütün dünya metaı olurdu.
“..” “Yetekadahu” İşine hükmedilmesini ve son bulmasını istemek.
“...” “Li yenide (datla)” Nun’un kesresiyledir. Gleri getiren altın yahut gümüş para anlamındadır.
“..” “ed-Da’veh” Bir görüşe göre misafirliğe çağırmak davet etmektir. arapların cumhuru dal’ın fethasıyladır diyor. Bir rivayete göre teymur ribah adı veriliyor (ribah olarak isimlendirilmesi nimet ve ihsanlarla gelip yedikten sonra ahd ve misak üzere anlaştıklarındandır. Bu kabileler teyyimur ribab, adyv e ükldur. Sa’lebi’nin rivayetine görede gurup grup gelip tek vücut haline geldiklerinden “ribab” adı verilmiştir. Bunlardabbeh, sevr, ukl, teymv e ady kabileleridir.
“...” “el-Müsakat” Es-Seky’den türemiştir.Zira işçi ağaçları suladığnıdan bu adı verilmiştir. Sulama işi onların çok öneli işlerindendir özellikle hicazda.
“...” “ve tecuzu alel kermi. “Üzüm üzerin caizdir. Rasulullah’dan (s.a.v.) gelen bir hadis rivayetine göre üzüme kerm veya kurm denilmesi yasaklanmıştır. Musannifin el-Kerm lafızın kullanmaması gerekirdi. Bilakis Şafii’ninde muhtasarda kullandığ ıgibi ineb (üzüm) demesi gerekirdi. Hurma ve üzüm üzerine sulasaydı caiz olurdu deniliyor.
“...” “El-Vediyyu” Dal’In kesresi ya’nın şeddesiyledir. Hurma ağaçlarının küçüğüne denilir. Bir görüşe göre el-Fesil adıda verilmiştir.
“...” “el-Müstezad.” Burda sin ve ta harfleri te’kid içing etirilmiş olup zaidtir. Ziyade fazlalık demektir.
“...” “et-Telkih” Erkek hurmadan kabuk alıp dişi hurma ağacına aşı yapmaktır.
“...” “Sarful ceridi.” Sad’ın fethası ra’nın cezmiyledir. Merhum Şafii ve çoğunluğa göre et-Tasrif’te denilir. el-Cerid hurma ağacının yapraklı dalıdır. Müfredi ceridetun’dur. Ezheri ve ayndaşları et-Tasrifi iki konumda ele almışlar:
1- Kuru ve yaş olan zararlı dalların kesilmesi.
2- Salkım yönünde olan dalları kesmemek; güneşin isabetetmesi ve kesim zamanında salkımlara kolayca ulaşılabilmesi için salkımları aynı hizada olmasını sağlamaktır.
“...” “El-Ecaciyn” Ağaçların etrafını kuşatan çevreleyen şeylerdir. İçinde çamaşır yıkanan leğen ve kaba benzer bir şeydir.
“...” “el-Enhar.” Ha’nın fetha veya cezmiyle (neher, nehr) kelimesinin cemidir. Bir görüşe göre nuhur şeklinde de cemi gelebilir. Enhertüddeme ve ğayrehu’dan türemiştir. Yani kan ve saireyi akıttım.
3...” 3ed-Dev, ed-Dulay” Farsça asıllı murab bir kelimedir. Dal’ın zamme ve fethasıyladır.
“...” “el-Muzaraa” Tarlada biten ekin vesairenin bir kısmı üzerinde yapılan bir tür ortaklık muamelesidir. Ekimlik tohum tarla sahibine aittir. El-Muhabere’de müzara’nın benzeridir ancak bu koz tohum mal sahibine değil benzeridir ancak bu kez tohum mal sahibine değil diğer ortağa aittir. El-Muhabere tarla sahibinin birine mahsul kalkınca yarısın veya belli bir oranını vermesi karşılığı tarlayı ekmeye müsade etmesine dayalı ortakçılıktır.
Bir rivayete göre el-Müzara’e ve el-Muhabere aynı manadadır. Cumhurunda dediği gibi sahih olan görüş birincisidir. Şafii’nin nassından (delilinden) anlaşılan zahir imanada budur. el,Beyan’ın sahibinin şu sözü çoğu arkadaşlarımız müzara’a ile muhabere aynı manadadır dediler ibaresi merduttur.
babul icareti ilal lakatati
“...” “el-İcare” Meşhur olan görüş hemzenin kesresiyledir. Rafii’nin naklettiğine göre el-Cebban eş-Şamil adlı eserde hemzenin zammesiylede rivayet etmiştir. Lügatçılara göre “Ecr”in aslı sevaptır. Mesela ecertu fulanun min amelihi keza (yani falancayı yaptığı işten ötürü ücret verdim demektir).
Vallahu ye’cirula bde (Allah kuluna sevapv erir) gibi. İşçi tutan işçiye yaptığı çalışmalarından bedel o bırak ona ona ücret verir. Vahidi bir görüşe göre müberrid şöyle dedi diyor:
“Ecertu dari ve memluki, maksureyle yazılır. Ve acerutadik elifte memdudeyle yazılır. Yani evimi ve kölemi kiraya verdim. Muberride göre ecertudaki elifin maksureyle yazılışı daha çoktur. Ahfeşte arapların bir kısmı ecertu ğulami ecren fehuve me’curun, ve ecertuhu icaren fehuve mucerun, ve vacertuhu faeltuhu vezni üzerine olup fehuve muacerun gelir diyor.
“...” “El-Kirau” Kar’ınn mastarıdır. Kira demektir. Memdudeyle yazılır. Ekreytuddare, fehiye mukratun, velbeytu fehuve mukren, vektereytu, vestekreytu ve tekareytu cümleleri aynı manadadır.
Sahibuddar (er sahibi) mukrin, ve mukarinv e huma mukariyan’dir. Ve reeytul mukariyyen tahfifle şeddesiz yazılır. Kendine nispet etmek, istenildiğine yanın fetha ve şeddesiyle “haza mukariyyi” denilir. Ve haulai mukariyyi, ve hazani makariyeye her iki yanında fetha ve tahfifiyledir. Hakeza el-Kadiy, er-Ramiy ve buna benzer kelimelerdede yapı itibarıyla aynıdır. El-Mükteri el-Müstecirdir (kiracı). Ya’nın şeddesiyle el-Mükriyy ikisinede itlak olunur.
“Ve tesihu ala kulli menfeatin mübahetin” Burda istenilen mubahlık içinde masiyet bulunmayandır. usulcülerin nazarında mübah mükellef olanların fiillerinin iki tarafının eşitilğidir (sevapv egünah). Min ef’alil mükellefin sözünden kasıt. Allahu Tealanın gafelette olan, uyuyan, çocuk, deli ve hayvanların fiillerinden yapılan bir tür itirazdır. (Veya Allahu Teala ve diğer mahlukatın fillerinin birbirinden ayırtedilmesi için yapılan bir uyarı niteliğidir). Bunların mahiyetlerinin iki tarafı eşit ağırlıklıdır. İbahe şer’i bir hüküm olduğnudan bunlara mübah adı verilmez. Mübahe mükellefe verilen amel veya bir fiili işleme ruhsatıdır. Usulcülerde kastedilen mana böyledir. Fıkıhçılara göre ağleb olarak haam olmayan şeylere denilir. Haram olmayan bu şeyler vacip, mendup veya iki tarafın eşit ağırlıklı olması aynıdır bir şeyi değiştirmez. Musannifin asıl murad ettiğide budur.
“...” “el-⁄inau” Gayn’ın kesre ve meddiyledir. Nundan sonra ancak elif harfiyle yazılır. Manası şarkı türkü demektir. Mal ile ilgili olan el-⁄inakelimesi “nun”dan sonra ya yazılır maksuredir.
“...3 “El-Humuletu” Ha4nın zammesiyle yük demektir. Ha’nın fethasıyla “el-Hemuletu” yük devesi demektir.
“..” “el-Med” Mimin fethası dal’ın şeddesiyle aslı “es-Seyl” yani su taşkınlığı anlamındadır. Basra’daki med ve cezir olayı bilinen birşeydir.
“...” “el-Basra” “ba”nın fetha, kesre vezammesiyle Ezheri4nin nakline göre üç lügatı vardır. Ama meşhur olang örüş fethayladır. El-Basra beyiza yumuşak taş demektir. Nispet için kullanıldığında fetha ve kesreyle bisari ve baseri şeklinde gelri. İsmi tasğiri (küçültme ismi)El-Busayretu gelir.
Birg örüşe göre Basra’ya tedmurv el-Mu’te fiketu deniliyor.
Sem’ani Basra’ya kubbetül islam ve hizanetül Arab denilir diyor.Hicri 17. yılda Ömer b. Hattap döneminde Utbe b. ⁄azvan tarafından Basra şehri inşa edilmiş ve hicri 18. yılda insanlar yerleşmiştir. Basra topraktarında putlara asla secde edilmedi. Sevadul Irak denilen tarafa düşmektedir Basra şehri. (Sevadul erak) Irak’”ın hurmalık kısmının olduğ yerdir.
Basra Irak’ınf ethinden sonra inşa edilip vakfedildiğinden Ömer b. Hattab hüküm sürmemiştir.
“ve in kane bi mısre lem yecüz hatta turval ardu biz ziyadeti.” Mısır’dan maksat nil nehrinin ziyadesidir. Uygun olan görüş Mısr kelimesinin gayri munsarif olmasıdır. Zira Kur’an’da bumeanda inmiştir. Munsarıf olarak kullanılmasıda caizdir.
“...” “el-Mahmil” Birinci mim’in fethası ikincisinin kesresiyle el-Meclis sigası gibidir. Cevheri ve diğerleride bu kelimenin zaptını böyle yapmışlar. Başka bir görüşe göre birinci mimin kesresi ikincisinin fethasıyladır. Mahmil devenin üzerine konulup üzerine binilen bir şeydir.
“..” “et-Tu’metu” Tı harfinin zammesiyle yedirmek anlamındadır.
“..” “el-Kisve el-Kusve.” Kef’in kesre ve zammesiyledir. Cemi kisendir. Vezinleri keevtuhu sevben, fektesa ve huve kasin, vehum kusatun,ve nisvetu kasiyatundur. Giyim, kuşam elbise vesairedir.
“.,...” “el-Cizaf, cuzaf” Selem babında zaptı yapılmıştı. ölçüsüz tartısız alım satım demektir.
“...” “El-Miftah” Mimin kesresiyle kapı ve kapatılan herşeyin anahtır demektir. Cem imefatiyh te’den sonra “ya” ile ve mefatih “ya”sızdır. Cevheri ahfeş şöyle dedi der. Miftahın sigası el-Emaniyy ve el-Emani gibidir.
“...” “ez-Zimam” Keskin “za”nın kesresiyledir. Aslı el-Buretu denilen şeyi sıkıştırma veya bağlamaya yarayan iptir. El-Mikvedu diyede adlandırılır.O da er-Resenu’dur o da zimamdır musannifin asıl muradıda budur
El-Bure deve ve sairenin burnuna takılan gümüş veya bakırdan bir halkadır. Kıldan örülmüş kadınca bir halkada olabilir. El-Mikved yular demektir. Er-Resen yuların burna gelen kısmı. Zimam’da aynıdır.
“..” “el-Hizam keskin zeyle.” Ha’nın kesresiyledir. Cemi huzum’dur. Fiil vezni hazemtud dabbete ahzimuha hazmen’dir. Hayvana kalan çekmek demektir.”...” “el-Kateb” KAf ve fethasıyladır. Cemi ekkab’”tar. Eğere benzer tahtadan birşeydir hayvanın üzerine atılır ve üzerine binilir.
3..3 “eddelv” İbni Sikkit’e göre A⁄leb hali müennestir ama müzekkerde gelebilir.
İsmi tasğiri (küçültme ismi) düleyyeh’tir. Azlıkcemi edlin’dir. Çokluğa göre dilaun ve duliyyun’dur. Ed-Leytüddel ve (su kovasını kuyuya saldım) demektir. Ve delevtuha (onu kuyudan çektim saldım) manasına gelir.
“...” “El-⁄ıtau” ⁄ayn’ın kesre vemeddiyledir. Cemi uğtiyedir. Bir şeye örtülen örtüdür. Bir görüşe göre ğatteytu şeddeyledir ve tağtiyetendir. Cevheri’nin naklettiğine göre ğateytuhu ğatyen, hem tahfifli hemde şeddeli gelir. ⁄ata elleylu yağtu ve yağti sigaları Cevheri’nin söylediğinin bir benzeridir. Karanlık çöktü demektir.
“...” “el-Keshu” Evi temizlemek süpürmektir. Nafaa babından olup daha sonra kuyu ve nehiri temizlemede kullanılan mecazi bir deyim haline gelmiştir.
“...” “El-Bi’ru” Hemzeli ve müennestir. Tahfif için hemze yapılmayada bilir. Azlık cem’i eb’ur’dur. Eflus gibidir. Eb’ar ba’nın cezmi ba’dan sonra hemzeyledir. Ama araplardan bir kısmı hemzeyi kalbedip abar elifin fetha ve meddi ba’nın fethasıyla söylüyorlar. Çokluk cemi el-Biar’dır. Ba’nın kesresi ve sonrasında hemze vardır.
“...” “el-Baluatu” Vel bellu atu: Evlerin ortasında veya diğer yerlerinde pis su veya pisliklerin sarfiyatının yapılması için açılan deliktir.
“...” “El-İşaletu” Kaldırmak demektir. eşeltuhu uşiluhu vezninde gelir. Hemzenin zammesiyledir. İşaleten ekemtuhu ikameten veznindedir. venşale huve ( okaldırdı) anlamındadır. Cevheri’ye göre şiltuhu, eşuluhu, şevlen’de denilebilir. Onu kaldırdım demektir.
“...” “Ve ibrakul cemel” Lügatçılara göre berikel bairu yebruku denilir. Deveye yıh yıh deyip oturmasını veya çömelmesini istemektir. Ebrektuhu enefebereke onu (deveyi) çökmesini istedimv e çöktü. İbni Farıs’a göre göğüs manasında olan “el-Bereke”den türemiştir. Zira deve çökerten ğöğ4sünü yere koyar. “el-Bereke”nin aslı subuttan (peltek seyle) türemiştir.
“...” “El-Mekan” Vel-Mekanetu her iki kelimedeki mimin fethasıyladır. Mekan, mevki yer anlamındadır. Allahu Teala bir ayette şöyle diyor:
“Şayet isteseydik onları mekanlarında yok ederdik.3”
(Yasin: 36/67)
Lügat ehline göre mim zaid’tir. Kane yekunudan müştaktır (türemiş).
“Fehuve kel Mebiy’i iza utlife” Cümlenin doğru zaptı böyledir. İzautlife elifle yazılır. Musannıfın nüshasında da böyle zaptı yapılmıştır. Nüshaların çoğundan veya çoğunda elifin hazfiyle “telie” geçmiştir ve mes’elenin hükmünü değiştirecek tarzda bir hatadır sakınılması gerekir. Cümlenin manası: (Telef olduğunda alıp satılan mal kıymetindedir.)
“......” El-Beka) Medle yazılır. Bekiye yebka, bekaen sigalarının mastarıdır.
“İnfesehe bi mudiyy: (Vakti halen fe halen) Lam’ın tahfifiyle an bean lahza lahza demektir. Cümlenin manası: Lahza lahza vakit geçip işin yapılması sakıncalı olduğundan fesh edildi.
“........” El-Ecirul müşterek) Terzi, boyacı ve diğer kesimlerin adetlerinde olduğu gibi zimmetinde müşterek çalıştırılan işçidir. Birinin yanında çalışma fırsatı da tanınır. Bu bağlamda insanlar arasında çalıştırılan ortak işçi anlamına gelir. Münferit çalışan işçiyse belli bir müddetini çalışmaya ayırdığından diğeri gibi belirlenen müddet içinde düzenli çalışamaz ve başka imkanlar verilmez.
“Akellulh emreyni min ucertihi ev nefeketihi” Geçmiş konularda da “ev” sözcüğündeki elifin hazfedilmesinin daha iyi olduğu belirtilmiştir. Burda tekrar edilmesinin sebebi hatırlatmaktır.
“...” “el-Kebau” Memdudeyle yazılır. Cemi ukbiyetun’dur. Tekebbeytül kebae (onu giydirdim demektir). Cevaliki’nin dediğine göre Farsça asıllı murab birkelimedir.
Bir görüşe göre arapça asıllıdır. El-Kabv kelimesinden türemiş toplamak bira raya getirmek anlamındadır.
3...3 “el-Cialetu” Cimin kesresiyledir. insan için bir şeyden fiil üzerine yapılan herhangi bir şeydir.
“...” “el-Müsabeketu” Sabekehu, masebeketen’in mastarıdır. Ezheri’ye göre atıcılıkta galipg elmek ve hedef şaşırmayang üzela tışlar atlarda ödül karşılığnıda yarışmaktır. Zaten yarış atıcılıkv eatlarda olur.
“....” “Ezzanat “keskin zeyle”” El-Mizarik’a benzer bir ok veya mızraktır. el-Mizrak hafif ve kısa oktur.
“...” “En-Nuşab” Ezheri’nin naklettiğine göre ok demektir. Farsların taşg ibi sert olan bir ok türüdür. Araplardaysa bu “nebl” denilir.
“... 3”ez-Zebazib” Keskin “za” ve ba’nınf ethasıyladır. Küçük ince kibarg emiler demektir. Müfredi iki keskin zanın fethası ve aralarındaki “ba”nın cezmiyledir.
“...” “El-Birzevn “zal” ile” At türlerindendir. Acem olan anne babadan doğan attır. El-Atik arap asıllı anne babası olan attır. el-Hecin babası arap asıllı annesi acem olan attır. el-Mukrif mimin zammesi kaf’ın cezmi ra’nın kesresi ve fayla babası acem annesi arap asıllı olan attır. Hakeza bu durum müşterek olarak at ve insanlari çing eçerlidir.
“...” “es-Sebeku” Ba’nın fethasıyla geçmişi çin yapılan maldır. cezimle es-Sebk sebekehu ebken’in mastarıdır.
“...” “El-Muhallil” Muhallil diye adlandırılması ived olan (dönen mal) onunla helal olduğnudandır.
“...” “el-Kefiy’u” Kefin fethası fa’nın kesresi hemzeli ve memdudedir. Temsilci ve yeterli olan demektir. Bir rivayete göre zammeyle el-Kufu’ta gelir. (Medhali fuul vezni üzerinedir. El-Kefaete üzerine olan mastarf etha ve med’ledir).
“ca’lu lil sabiki aşerete, ve lil musalliye tes’ate velil mucelli semaniyete” Çoğu nüshalarda ve musannifin nüshasında zabtı bu şekilde varid olmuştur. Lil mucelli tis’ate, velil musalli semaniyete şeklinde gelmesi bilinen lügat haline ve fıkıh kitaplarındaki geliş şekillerine muhaliftir. Hepsinde mevcu olan el-Mücelli sabık olan, ikincisi musalli, üçüncüsü et-Tali, dördüncüsü el-Bari, beşincisi el-Mürtah altıncısı el-Haziy “zıy”la, yedincisi el,Atif, sekizincisi el-Müellim, dokuzuncusu el-Letiym “tı”yla, onuncusu es-Sukeyt “tahfif ve şeddeyle” ve sonunda gelen fiskil “fa ve kefin” kesresiyledir. İkinciden sonra gelen bazıları birbirine takdim ve tehiredilmiş olabilira am el-Mucelli’nin ilk olmasında el-Musalli’ninde ikinci olmasında hilaf yoktur. Mes’elede verilen hüküm isimlerin değişmesiyle değiştirilmez.
“vessebku fil hayli en yesbike ahaduhuma bi cüzin minerre’si minel uzuni ve ğayrihi” Musannifin nüshasında böyle görülmüş, çoğu nüshalarda bunun hilafına varid olmuştur. Musannifin kulağı (uzun) res (bas)’tan sayması hoş karşılanmamıştır. Bize göre kulak kendi başına müstakil bir uzuvdur baş veya yüzden kabul edilmez. Manası atlardaki yarış başından bir kısmı, kulağı veya diğer yerlerin geçmesiyle kazanılır.
Yapılan, itiraza şöyle cevap verilir. Kulağın kafadan bir cüz kabul edilişi mecazı olarak söylendiğnden ve baş çerçevesine girdiğindendir. Musannifin yaptığıve hoş karşılanmayan başka birşeyder yarışta başv e kulağın itibara veya göz önüne alınmasıdır.
Bu nas Şafii ve musannifin mühezzeb adlı eserde ve diğerleriinde başka yerlerde başla değil boyun kısmını itibare almalarına muhaliftir.
“...” “El-Kahil” “ha”nın kesresiyledir. İki omuz arasıdır. Bir rivayete göre boyunla bitişen kısımdır.
“...” “Er-Rişk” Ra’nın kesresiyledir. Atılan kur’a oklarından bir bölümdür. Yani atılan ok veya ok atılan kişidir. Ebu ubeyde v ediğer lügat imamlarıda böyle telakki etmişlerdir.
Ezheri4ye göre er-Rişk sayısı 20 ile 30 arasında olan ok ve benzeriyledir ve yarışan bir veya iki kişinin onunla attığı şeydir.
Bir rivayete göre er-Rişk, reşekehu, yerşikuhu reşken’in mastarıdır. onu atmak anlamındadır.
“...” Maksur olduğundan sonu “ya” iledir. Amaç ve gaye demektir.
“...” “El-⁄ared” Ra’nın fethasıyladır. Timsali hedef olarak gösterilen şeydir ibni Düreyd’e göre.
Ezheri’ye göre yerde inşa edilip kaldırılan hedef denilir. El,Kirtas atılması ve vurulması için hedefe konulan şeydir. el-⁄ared havada dikilen şeydir. Müstear bir isim olarak el-Kirtasa hedef ve ğaredte denilebilir.
“...” es-Semk Sin’in fethasıyladır. Kalınlıkv e hacim büyüklüğüdür.
“...” “el-İrtifa” ancakyerde dikili olunca yükseklik miktarı bilinebilir.
“...” “El-İnhifad” ancak havada asılı durunca düşükülük seviyesi bilinebilir. Yere olan iniş ve yakınlıktır.
“...3 “el-Muhatta” Tı’nın şeddesiyledir. etrafı çit ve saireyle çevrili muhafazalı yerdir.
“Fel muhattetu en yahutta ekseruhuma isabeten men adedil aher, fe yefdule lehu adedun ma’lumun yettefikani aleyhi fe yendulehu bihi.” Bu ibare müşkil olanlardandır ama fazlada kapalılığı olan biri bare değildir. Şerhi men lafzı ived manasınadır. Aynen şu ayeti celilede olduğu gibi:
“Erediytum bil hayatid dünya minel ahireh.” “Tevbe: 9/38)
“Yani ahirete bedel ve ived olarak dünya hayatınımı tercih ettiniz veya razı oldunuz demektir.”
Bakara 178. ayetinde:
“Femen ufiye lehu min ahihi şey’un.”
Yani kardeşine bedelen.
Zuruf 60. ayetinde:
“Velv neşau lecealna minkum melaiketen fil ardi yahlufun.”
Yani isteseydik size bedel olarak melekleri yeryüzünde halife yapardık.
Şu söylenen sözde bu kabildendir. Avvedtu fulanen min derahimihi sevben (Yani dirhemlerine bedelo larak elbise ived yaptım. Bütün bunları Ezheri zikretmiştir.
Musannifin el-Muhatta kelimesinin kastı manası: Enyahutta (düşmesi demektir). Atılan ok vesaire hedeflerininü st üste düşüp hedefe değmesi veya düşmeleridiri. Misalen iki kişi yirmişer ok atıp isabetlerin hepsinin birbirine geçmesi değmesi demektir. Kimin attığ ıbeş fazla olursa o fadıldır yani kazanan veya şampiyon veya dül sahibi olur.
“Feyenduluhu” Dat’ın zammesiyledir. Bir rivayete göre nadelehu yenduluhu galipg elmektir.
“Fe yendulu sahibehu” Raf’ayladır. Yenduluhu veznindedir. Arkadaşına galip geldi gelmektir.
“Ala en yestevfiya cemian fe yermiyani ma’an.”Hakeza diğer nüshalarda +”Fe yermiyani” nunla yazılıdır. Yermiyani kelimesi yestevfiya üzerine atfolduğundan “nun” hazfedilmesi gerekir.
“Ve entekune sıfeturremy ma’lumeten” Evla olan sıfatul isabe denilmeseydi. Çünkü zikredilen eşyalar ramyın sıfatı değil isabenin sıfatıdır. Ama yine (sıfat veya isabe) ramy’ın (atışın) çerçevesinde ve onunla ilgili kısımlarındandır. Mecazi olarak ona bu usim itlak olmuştur.
“...” “El-Kar’u” Kaf’ın fethası, ra’nın cezmiyledir.
“...” “el-Hazf” Ha’nın fethası keskin za’nın cezmiyledir. Yapılan camuşun ateşte pişmezden önceki halidir. Pişirildikten sonra fehhar denilir.
“...” “el-Hask ha’nın fethası sin’in cezmiyledir. Ok hedefe değip asılması demektir.
“...” “el-Merk” Mim’in fethası ra’nın cezmiyledir. Ok hedefe değip diğer taraftan çıkmasıdır.
“...” “el-Harmu” Ha4nın fethası ra4nınc ezmiyledir. Açılan deliktir.
“...” “eş-Şenn” Şin’in fethasıyla ğarad demektir. aslı yaş deridendir. Cemi şinan’dır. Kelb v kilab veznindedir.
“...” “Yahdişu” Dal’ın kesresiyledir. Deri vesaireyi saymak, tırmalamak soymak, kazımaktır.
“...” “İstağrake fil meddi.” Ok yayıyının çok çekile çekile yerinden çıkıp diğer taraftan çıkıp düşmesidir.
“Vel mevdiui salabetil ğaredi.” Bazı nüshalarda fihi salabetul ğared şeklinde geçer. İki şeklide sakihtir. Manası onunsertliği veya katı oluşu ğaredenki gibidir.
“...” “İzdelefe” İntikal etmekv e sıçramak dikilmek oturmak anlamlarındadır.
“Ve in şereter remye anil kisiyil arabiyyeti ebil farisiyeti ev ahadihima yermi anil kisiyyil arabiyyeti vela here yermi anil farisiyyeti.” Anil kisiyyi cümlesi musannifin kitabında üç yerde “an” sözcüğüyle zaptı yapılmışv e çoğu nüshalarda bil kisiyyi “ba” harfiyle zaptı yapılmış ve sevap olan birinc igörüştür. İbni Sikkiyt ve bazı lügatçılara göre rameytu anil kavsi ve rameytu aleyha denilir ama rameytu biha denilmez. Yani oku yaydan veya yay’ın üzerinden attım denilir ama yayla attım denilmez.
“Vein telefel kavsu ebdilet” “Telife” musannifin nüshasında sonundaki “tanın” hazfıyla zaptı yapılmıştır. Ebdilette “ta”nın yazılması “telife”nin sonunda tanın hazfedildiğiin alametidir. kelime müennes yapıldığında ta’nın gelmesi zaruridir.
“...” “el-Kavs” Geçmiş konularda zikredildiğ igibi meşhurdur. Ok yayı demektir.
“Caze kat’urrammyı” Atışın tehir edilmesi caizdir.
“el-Mevatu vel mevaten. “mim ve ava’ın fethasıyladır. el-Meyt vel meytetu mamur olmamış veya henüz sürülüp ekilmeyen yer demektir. el-Meyt vel meytetu yağmur yağmayıp su isabet etmeyen yered eiflak olunur. Ezheri ve diğerlerine göre ruhsuz olan bütün yor meta’ına mevetan ve ruhu olanlarına hayevan denilir.
“Yebna ve yeskuf” Ya’nın fethası sin’in cezmi ve kaf’ın zammesiyledir. Lügatçılara göre sakefehu, yeskufuhu sakfen denilir katelehu, yektuluhu katlen vezni gibidir.
“....” “el-Mezreatu” Ra’nın fetha ve zammesiyledir. Bu şekli ibni Sikkit ve diğerleri zikretmiş. çoğunluk görüşe göre “ra” fethayladır. Bir rivayete gör eekim yeri manasında müzdara’ta denilir.
“...” “el-Kel’e” Maksur ve hemzelidir. geçmiş konularda izahı yapıldığı gibi. Kele ile haşiş arasında ihramda olan keffaret bakımından fark vardır anlamındadır.
“...” “Yenbu’”u” Ba4nı zamme, fetha vekesresiyledir. Bir görüşe göre nebe’e yenbu’u, nab’an ve nubu’an ve nebeanen denilir. Fiilin mazi halide üç lügatta söylenir. Su vesairenin yerden çıkmasıdır.
“...” “et-Tahaccur” El-Hacr’dan türemiş “men “ manasınadır. çünkü başkasını ona dokunmaktan veya yaklaşmaktan alıkoyuyor.
“...3 “Ahakku” Daha fazla hak sahibi demektir. eimmenin sıfatı kısmında bunun izahı geçmişti.
“...” “kame mekameh” Mim’in fethasıyladır. ekemtuhu mukamehu’da zammeyledir. Birini diğerini yerine koymaktır.
“Ve in akta’el imamu mevaten sarel mukta’u kelmutehacciri” Lügatçılar istak ta’tul imame katiaten demişler: “Yani imamdan katiayı sordum) fektaani (ona girmeme (katiaya) izin verdi ve onu bana verdi). Katia diye adlandırılması arazilerin tamamından koparıldığnıdır.
“...” “Eş-Şevari” “şari”’nin cemidir. Ana cadde demektir.
“...” “Er-Rihab” Ra’nın kesresiyle rahbeh’nin cemidir. Geniş alan veya mekandır. Verrahbetu “ha”nın fethasıyla cemi rihabun, rahabatunv erahebun gelir. ibni Mekki isabetli olan rahbetun (ha’nınc ezmiyle)’dir demiş ama dediği gibi değildir.
“Veme beynel amiri mineş şevarii verrihabi ve mekaidil esvaki, la yecuzu temellukuha bil ihyai, vela yecuzu fihal binau velel bey’u veleş şirau.”
Manası caddeliri,g eçiteri, çarşı pazarlardaki oturak yerlerine bina yapmak ve cami alanların sahiplenmek alıp satmak caiz değildir.
Musannif sadece (La yecuzu temellukuha bil ihyai) deseydi amaç belli olurdu. Ama veliyyul eminde satın alma vehminide nefyetmek istemiştir.
“Malem yudirre bil marreti.” Ya’nın zammesi, dat’ın kesresiyledir. Vezni (arrehu, yedurruhu), (Veaderre bihi ve aderrehu, yudirruhu) şeklinde iki lügatı vardır.
3...” “el-Kimaşu” Bilinen kumaş türüdür. Kameşe’den türemiştir. Kameştuş şey’e ve kammeştuhu ordan burdan toplayıp bir araya getirdim anlamındadır.
“Ve in tale mukamuhu” Mim’in zammesiyle ikameti uzarsa demektir. el-Mekam fethayla ikamet yeri anlamındadır.
“...” “En-Neyl” Nun’un fethasıyla at bağış demektir. Burdaki maksat yer altından çıkartılan madendir.
“...” “En-Neft, nift” Nun’un kesre ve fethasıyladır. Petrol mamüllerinden olan nefttir.
“...” “El-Mumya” Birinci mimin zammesi ikincisinin kesresiyle memdudedir. Denizin sahile atıtğıbazı şeylerdir.
“...” “El-Biram” Ba’nın kesresiyle burmetu’nun cemidir. Burmetu taştan olan tenceredir. Cemi buremdir.
“...” “el-Meder” Mim ve dal’ın fethasıyladır. Çok katı ve sert olan çamurdur.
“...” “El-Lu’lu” İncidir. Kıraatı sab’ada okunduğ uüzere 4 lügatı vardır:
1- İki hemzeyle “lu’lu”
2- HEmzesiz “lu’lu”.
3- İzesi var ikincisi yok “lu’lu”
4- İkinci hemzesi var birincisi yok “lu’lu”
Lügatçıların cumhuruna göre “el-lu’lu” büyük inciler “el-Mercan”da küçük incilerdir. Bir görüşe göre zikredilen görüşün aksinedir.
“.......” Essedef) İnci mercanların dış yüzeyi veya kabuğudur. Müfredi sadefetun’dur. Bildiğimiz sedef türüdür.
“.....” Essahil) Kıyı sahildir. Cemi: Sevahil’dir. İbni düreyd’e göre mef’ul manasında bir faildir. Çünkü su sahili sıyırıp sürükleye sürükleye bu hale getirmiştir.
“......” El-Hima) Yasak olan veya yasak bölgedir. Hameytuhu, Ahmihi (ona zarar gelmesini engelledim onu savundum demektir.)
Cevheriye göre: ahmeytuhu “onu hima yaptım” (yasakladım). Cevheri: Kesai “tesniyesini Himevan” duymuş diyor diğer bir görüşte Himyan’dır.
İbni Faris Ebu Zeyd şöyle dedi diyor: Hameyna mekanen keza, vehuve himen la yukreb (falan yeri yasak girilmez bölge yaptık). Bir yerden men edilip yasaklandığında “Ahmeynahu” denilir.
“.......” Enna’em) Deve, sığır ve koyunlardır. Cins isimdir. Cemi: En’am’dır. El-Vahidi bu konuda lugatçıların icmasının tamamını nakletmiştir.
“El-Emvalul Haşriyyeh” Ha’nın fethası şin’in cezmiyle El-Mahşureh demektir. Müslümanların maslahatı için olan mallardır. Vezni: Haşırtuhu, Ahşuruhu, Ahşiruhu fe Ene haşirun ve huve mahşurun’dur.
“........” Ennuc’ah) Nun’un zammesiyledir. Vel-intica: Gidiş demektir otlak yerde otlak araştırmasıdır.
BABULLAKETETİİLANNİKAH
“.......” Ellukatetu) Bulunan buluntu şeyler demektir. Meşhur görüş üzere olan “Kaf” cezimlidir. Ezheri de Halil cezimli olduğunu söylemiştir diyor. Araplardan duyulan ve lugatçıların ve hadis ravilerinin üzerinde icma ettiği görüş “Kaf”ın fethasıyladır. Hakeza bu görüşe: Asmai, Feria ve İbnul Arabi de katılmışlardır. Bir görüşe göre: “Lukata” zammeyle ve “lakate” vehasız gelen lam ve kaf’ın fethasıyladır.
“Sümmel ya’rif vin’eha” Ya’nın fethası Ayn’ın cezmiyle “yetearrefehu feya’rifuhu” yalan ve doğru vasıflarının bilinmesidir.
“.........” El-Viau, vel vikau) İki kelimedeki “vav”ların kesre ve memdudesiyledir. Elvika: Kese cüzdan ve sarrenin ağzına bağlanan ip’tir. El-via: Kap’tır.
“..........” El-İ’fas) Hattabinin görüşüne göre: İfasın aslı şişenin ağzına geçirilen deridir. Musannıın mühezzebte ve cumhurun’da dediği gibi: El-İfas: Kap demektir. İki görüşte sahihtir. Musannıfın kelamı birinci görüşe haml edilmesi gerekir çünkü birinci görüş “via” ile İ’saf’ arasındaki manaları cemederek söylemiştir.
“.....” El-Muhayeeh) Hemzeyledir. Nöbetleşe demektir.
“........” Eddalleh) Ezheri ve diğerlerine göre sadece hayvanlara söylenen bir deyimdir. Yitik anlamındadır.
Bir görüşe göre: Dallel bairu velinsan ve gayru humaminel heyeran (deve, insan ve diğer hayvanlar kayboldu demektir) ve hiyeddeval’dır. Ezheri’nin dediğine göre: Eşya vs’ye lukata denilir (dalle” denilmez.
“......” El-Mehleke) Mim’in fethası, Lam’ın fetha ve kesresiyle: Korku helak yeri demektir. Burdaki maksat: Köy dışında olan mutlak manada çöl kır vs.’dir.
“.............” El-Herisah) Ufaltılıp kırıntı veya un haline geldiğinden adı verilmiştir. Mef’ul manasında Feiletun veznindedir. Arapça asıllı bir kelimedir şeker sade yağ ve undan yapılan bir tatlı çeşidi ve keşkek denilen bir yemek adı’dır.
“......” Ellakiyt) Melkut manasındadır: Atıntı işe yaramaz terk edilmiş şey demektir.
“.......” Ezzain) Yolcu, giden demektir.
“..........” El-Kafetu) Fa’nın tahfifiyledir. Kafetu: Kaifin cemidir. Tarihi eserleri bilen anlamındadır.
“........” Al-Ma’tuh) Atihe, ya’tehudan türemiş ta’ibe babındandır. Deliliğin bir çeşididir.
“Vasefel Kufr” Küfrün vasıflarını söyledi, onu din edindi, ve söylediği sözü sahibine isnat etti demektir.
“.........” El-Vakf) Tahbis (sin’le) tesbil aynı manalardadır. Ezheriye göre: Habestul arde ve vakeftuha denilir. Habestu çoğunlukla kullanılır. (Arazimi vakf ettim).
Lugatçılara göre: Vakeftul arde ve gayreha Ekifuha vakfen denilir. Fasih ve meşhur olan lugat şekli de budur. (Arazi vs’yi vakfettim).
Cevheri ve diğerlerine göre: Avkaftuha: Çok düşük ve az bir lugata göre söylenir. Avkaftu: Kelamda sadece bir görüşe göre kullanılır: O da: Avkaftu Anilemrillezi kuntu Aleyhi (üzerinde olduğum benimsediğim görüşü terkettim demektir).
Ebu Amra göre: Avkaftu kelimesi vazgeçilen durdurulan bir iş, emir vs. için kullanılır.
Kesaiye göre: Ma Avkafeke huna? denilir. (Seni burda durduran nedir?)
Merhum Şafii şöyle der: Bildiğim kadarıyla cahiliyye ehli: Teberru için olan herhangi bir ev ve araziyi haps etmemişlerdir. Ancak bu tür durumlar müslümanlarda görülmüştür.
Bazılarına göre vakf: Aslının kalması şartıyla haps (vakf) olunan istifade imkanı olan vakf edenin ve diğerlerinin tasarruf etme hakları veya tasarrruf etme yetkisi ellerinden alınan maldır. Vakf malı: Allahu Teala’ya yakınlaşmak için hayr uğruna sarfedilmesi için verilir.
“El-Vakf Kurbetun mendubum ileyhi” Bazılarına göre: Kurbete mendubun ileyha olduğundan: Mendubun ileyhi demeye ihtiyaç yoktur deniliyor. Buna iki şekilde cevap verilebilir:
1- Kurbe burda vacip olan kurbeden (yakınlaşmak) bir itirazdır. Kurbeler vacip ve mendup olmak üzere iki çeşittir.
2- kurbeler iki kısımdır. Sılai rahim, azat etme ve vakfetme gibi özel olan bazı menduplar. Özel mendup olmayıp Allahu Teala’nın şu ayet’inden bilinen umumi bazı menduplardır. (Vef’alul hayre):
“Hayır yapınız” (Hacc: /77)
Ayeti celile birin şekildeki özel vakfın ikinci kısımdaki umum menduba te’kid olduğunu beyan etmiş mahiyette gelmiştir.
“.......” El-Esas) (peltek seyle) Hemzenin fethasıyla ev araç ve gereçleridir. Ferra’ya göre Esas lafzının müfred sigası yoktur. Ebu zeyd’e göre: Esas dere, sığır ve koyunlardan oluşan mallar ve ev edevvatlarıdır. Müfredi: Esasetundür.
“Vela yecuzu illa Ala ma’rufin ve birrin” Maruf iyilik, ihsan hayır demektir. Birr hayırlara verilen genel bir isimdir. Aslı taatten gelmiş ve ma’rutan daha geniş bir manaya sahiptir.
“.......” Evyakrune, yakrine bihi) Ra’nın zammesiyledir. Bir görüşe göre kesreylede gelebilir. Mukarrane etmek karşılaştırmak manasınadır.
“Ve yente kilul milku firre kebeti bilvakfı Anil Vakif’i fi zahiril mezhebi, fe kiyle: Yentekilu ilallahi Azze ve Celle” Musannıfın nüshasından bu şekilde zaptı yapılmıştır. Fekiyle “fa” iledir. Ama çoğu nüshalarda vekiyle “vav” iledir. İsabetli görüş “fa” ile olmasıdır. Çünkü ibare böyle daha muntazam olur. Manası (Mezhebin zahirine göre: Malin mülkiyet hakkı vakf edilmesiyle vakf edenin tasarrufundan düşer. Bir görüşe görede Allah azze ve Celle’ye intikal eder).
“Ve yasriful ğallete Ala şartil vakifi minel esereti ve takdimi vetta’hir, velcem’i veltertip, ve ihraci men şae bisıfetin ve idhalihi bisıfetin) Esere hemzenin ve peltek se’nin fethasıyla, hemzenin zamme ve kesresiyle peltek se’nin cezmiyledir. Manası: Müşterek malda bir şeyi özelleştirmektir. Aslı budur. Misaliyse:
Malımı çocuklarıma vakfettim ancak içlerinde alim olursa malın hepsi veya iki payı ona aittir. Takdim ve tehire misal: Vera ve takva sahibi olana şu kadar verilmesi şartıyla maldan artan olursa diğerlerine verilsin denilmesi.
Cem’e misal: Malımı çocuklarıma ve torunlarıma vakfettim denilmesi.
Tertibe misal: Malımı çocuklarıma ve sonra torunlarıma vakfettim denilmesi.
İhrac ve idhalın sıfatına misal: Malımı kızlarıma vakf ettim ancak evlenen olursa hakkı sakıt olur, boşanırsa tekrar payını alır denilmesi gibi.
“.......” El-Kabiyletu) Kabile bir babanın çocuklarından olan evlatlardır.
Maverdi’nin Ahkamu sultaniye de belirttiğine göre: arapların neseblerini toplayan bir araya getiren 6 nesep mertebesi vardır. Bunlar: Şa’b, Kabile, imareh, batn Fahiz ve fasileh’tir.
Şa’b: Adnana kadar uzanan en uzak neseptir. Kabileler ondan kopup devam ettiğinden Şa’b denilmiştir.
Kabiyleh: Şa’bın neseplerinin: Rabia ve mudar gibi kısımlara ayrılmasıdır. Nesepler kabilede birbirlerine tekabul ettiklerinden kabile adı verilmiştir.
İmareh: Kabile neseblerinin Kureyş ve Kinane gibi kısımlara ayrılmasıdır.
Batn: İmarenin neseplerinin beni abdi menaf beni mahzum gibi boylara ayrılmasıdır.
Fahiz-Fahid: Batnın neseplerinin beni haşim beni Umeyye gibi kollara ayrılmasıdır.
Fahiz Fasilleri, Batn Fahizleri, ömcrvh Batn’ları Kabile imareleri, Şa’b kabileleri bir araya getirip oluşturur.
Nesepler uzaklaştıkça kabileler şubelere, imareler kabilelere ayrılır.
Bir görüşe göre Aşiret fasileden önce gelir.
“......” El-Mevla) A’ladandır. (Yüce olan) Azad eden kimsedir. Esfelden olan (düşük) Azad edilmekle nimete kavuşan köledir.
“......” El-Hibetu: Hediyye ve tatavvu sadakası: Allah’a yakınlaşmak için yapılan iyilik çeşitleridir. Hibe: İvedsiz (dönüşü olmayan) bir mala sahip olma durumudur.
Sadaka: İhtiyaç sahiplerine Allah’a yakınlaşmak amacıyla verilen para mal vs’dir.
Hediyye: Hediye verilen mekana gütürülüp, ta’zim, ikra ve sevgi bağlarının pekiştirilmesi için verilen şeydir. Ancak bu amaçlar güdülmezse hibe kısmına dahil olur. Bütün hediyye ve tatavvu sadakalar hibe’dir ama aksi olsa olmaz. Bunlar hibe hakkında muhtasar olarak yapılan açıklamalardır.
Lugatçılara göre: Vezni vehebtu lehu şey’en, vehben ve veheben ve hibeten’dir. El-Mevhib vel mevhibetu isimdir.
İttihab: Hibeyi kabul etmetir. istihab’ta hibeyi sormaktır. Vehhab ve vehhabetu çokça hibedir. Lugatçıların ve hebeminhu sevben kavli daha önce caiz olduğuna dair izahat yapılmıştı. Ama uygun olan “min” harfinin hazfedilişidir.
“........” El-U’mra) Umur’dan türemiştir. Errukba’da mürakabeden türemiştir. İkisinden herbiri arkadaşının ölümünü gözetliyor gibidir. Bir rivayete göre Ayn ve mim’in zammesiyle umur denilebilir. Ayn’ın zammesi mim’in cezmiyle Umr ve Ayn’ın fethasıyla mim’in cezmiyle Amr denilebilir.
“Ve yekunu lilma’meri fi hayatihi, fe iza mate raceat ilel mua’meri” Birinci mim’in fethası ikincisinin kesresiyledir.
“.........” Essevab peltek seyle) İved’tir. Aslı sabe’den türemiş dönmek manasınadır. Sanki musib (verilen) musaba (verene) verdiği kadar kendisine tekrar dönecek gibidir.
“......” El-Vasiyyeh) Ezheriye göre: Min vasituşşey’e Esihu’dan türemiştir. Bir şeyi birine ulaştırmak anlamındadır. Hayattayken verdiğini ölüm sonrasıyla birleştirdiğinden vasiyyet denilmiştir.
Bir rivayete göre vassa ve Avsa’da denilebilir. El-Vasiyyetu vel vesayetu’da isim’dir.
“.......” El-Birsam) Bunamak, akıl zayıflığı anlamınadır. Delilik ve bir tür akıl noksanlığıdır.
Cevali’kiye göre birsam murab bir kelimedir.
“Velehu en yuvekkile fima la yetevella mislehu bi nefsihi”
Misle kelimesi nasbeyledir ama ra’a da olması caiz’dir.
“......” El-Kenisetu) Hıristiyanların mabedi olan kilisedir.
“El-Muhabatu filbey’i) Hemzesizdir. Semeni misliyle olmayan alışveriştir. Vezni: Habeytuhu, muhabat’tır.
“Fe talebel veresetu” Raf’ayledir. Mirasçılar kabul ve reddini istediler.
“Vein redde ba’del kabuli ve kablel kabdi, fekad kigle tabtulu”
Vasıyyeti kabulden sonra kabz’den önce red ederse bir görüşe göre vasiyeti iptal eder.
“El-Meredul mahuf” Vel-Muhiyf: Çoğunun bu hastalıktan ötürü öldüğünden korkutulan veya korkutucu hastalık denilmiştir. O hastalıktan ölüm korkusu olduğundan mahuf, hastalığından ötürü görenleri korkutana da muhiyf denilir.
“.......” Erru’af) Burundan çok kan akmasıdır. Bir rivayete göre Ayn’ın fethasıyla raafe, zammeyle yer’ufu fethayla yer’afu ve zayıf bir lugata göre de ra’ufe denilir.
“.......” Ezzahiyr) Vezzuhar: Şiddetli nefes alışverişiyle karnın inip kalkmasıdır. Vezni: Zahere, yezharu, yezhiru’dur.
“Cuzziu selasete Eczain” keskin “za”nın şedde, tahfif ve kesresiyledir ve hemzelidir. İbni Sikkiyt ve diğerleri bu görüşü zikr etmişlerdir. Üç paya ayırdık demektir.
“.......” El-Benadik) Bunduketu’nun cem’idir. Fındık, saçma ve kurşun anlamlarına gelir.
“Hicr-Hecrul insan” Ha’nın fetha ve kesresiyle cemi hucur gelir. İnsanın himayesinde veya korumasında olmak. Ayrıca koltuk altından böyürüne (boşluk) kadar olan kısmada denilir.
“Bi Elfi dirhemin la yemlikuha” Lugatçıların ittifakına göre “elf” kelimesi müzekkerdir. Elfi’dir hem’in vazinetin veya Elfi dirhemin la yemlikuha ve benzeri kelimelerin müzekker olduğu üzerine de ittifak etmişler. Bir görüşe göre burdaki te’nis alameti dirhemlerin irade edilişlerinden ötürüdür.
“......” Essemad) Sin’in fethası ve dal’ladır. Cevheri’ye göre gübre ve kül manasınadır. Tesmidul ard: Yeri gübrelemektir. Sircinin izahı daha önce “bey” konusunda yapılmıştır.
“Ve in kale A’tuhu” Kat hemzesiyledir. Henüz işin başında olanlar fazla araştırmaya koyulmasınlar diye hemzenin hangisi olduğu hatırlatılmıştır. Bazen hemzenin katimi? Vasl’mı olduğuna şüpheyle bakıp soruyorlar bazende anlaşmazlığa düşüyorlar.
“Ve in kale A’tuhu sevren lem yu’te bakareten” Bakara kelimesini sevr’le aynı kefeye koyup yazılması af edilmez bir hatadır. Zira lugatçıların ittifakına göre bakara kelimesi müzekker ve müenneslere itlak olunur. İsabetli olan şekli “lem yu”te Ensa” denilmesiydi. Manası: (Bir tosun verin deyip inek veya sığır verilmezse) demektir.
“Summe vassa bizalike li Amrin”
Lugatçılara göre Amr kelimesi ref ve cer halinde vav harfinin ziyadesiyle Ömer kelimesinden ayrıcalığıyla iki türlü yazılır. Nasba halinde yazılırken elif onun yerini tuttuğundan vav düşer. Bir görüşe göre Ömer kelimesine göre Amr kelimesi dile kolay geldiğinden vav harfi konulmuş ve Amr şeklinde okunmuştur. Cemi: umurdur.
“En-Nikratu: Nun harfinin zammesiyle gümüş külçesidir.
“Elarsetu” Ra harfinin cezmiyle Arsa demektir.
3Elitku” Hürriyet özgürlük demektir. Muhkemin sahibine göre Ateke yatiku itkan ve atken ve ataken ve atakaten fehvue atikun vehum utekavn veatektuhu febuve mutekun ve atikun vehum utekau ve emetun atikun ve atikatun ve imaun ataik vehalefe bil atak denilir. Bunların hepsi itak olanındadır. Cevheri ziyadeyle atake fehuve atikun ve atikun demiştir. ezheri: Itk kelimesi: Atakel ferasu at kaçıp kurtulduğunda bu cümle söylenir. Ve atakel erhu tavuk yavrusu annesinden bağımsız hale gelip kendini koruduğunda söylenir. Kölede azad olmakla hürriyetine kavuşur dilediğini yapar. Cümlelerinde geçen atake kelimelerinden türediğini söylemiştir.
“Essarih” Kelimesi: Itk,(azad) talak, zihar, yemin, iftira ve diğer cezai müeyyideyi gerektiren durumlar için konulmuş bir lafızdır. Sarih kelimesi sayılah bu manaların dışında herhangi bir şeye itlak olunmaz. Sarih kelimesi: Nesebun sarihten türemiştir. (Temiz soylu demektir.) Bu lafız ancak bu manalara yaraşır başka ifadeler için kullanılmaz.
Elkinayetu: Bu lafsın muhtemelen iki veya daha fazla manayı içerir. Bir rivayete göre keneytubikeza onkeza, vekenevtu kain vekavmunkanun denilir.
Vehabluke ala ğaribike: Ezheriye göre:Bu cümlenin aslı: devenin yularını başından sıyırıp iki kürek kemiğinin üst kısmına koymaktır. küçük baş hayvanlarda ise yularsız düz olarak takılır. bu söz veya cümle: Efendinin köleye Azad kendibaşınamustakil biri oldun demeye ve aynı şekilde hanımına tekrar etmesine benzer. yani cümle kinayeleridir. İstenilen manaya söylenebilir. (Dilediğin yere git) anlamındadır.
“......” El-Ahtar) Hemzenin fethasıyla Hatarın cemidir. Tehlikeli helak edici yerler veya şeylerdir. (Vein sefelu) Feraiz bölümünde vein sefule şeklinde geçer. Fa’nın fetha ve zammesiyledir. Muhkemin sahibinin ve diğerlerinin rivayet ettiğine göre fethayla gelmesi daha meşhurdur. Muzari fiili yesfulu şeklinde diğer vezinleri: sefalen vesufulen ve teseffele gelmesi sefele manasındadır.Manasısefil olmaktır)
(Vein Vessal mevlayy Aleyhi) Mimin fethası yanın şeddesiyledir.
“......”Ettedbir) Vel müdebber kelimeleri “Eddubur”dan türemişlerdir. Efendi kölesini öldükten sonra zad olmasını istediğinden ve ölümde hayattan sonra (duburul-hayati) olduğundan böyle isimlendirilmiştir. Vasiyet edilenler arasında “tedbir” kelimesi kölenin azad edilmesi dışında Af,Katır ve sarre hayvanlar için kullanılmaz.
“........” El-Muhareceh) Belir li bir haraç miktarı üzerinde şart koşulup her gün eendisine vermesi ve geri kalan kazanç kısmında kölenin tasarruf hürriyetine sahip olmasıdır. istediği zaman bu anlaşmayı fes edebilir.
“.....” El-Kitabe) Ketb’ten türemiş cem (toplamak) manasınadır. Zira kitabe: Her an kölenin anlaşma üzerine efendisine azad etmesi için verilecek miktarı içerdiğinden cem veya Kitabe deniliyor.
“......” Ennecm) Nun’un fethasıyla uzak veya yakın vakit anlamındadır. Necmani: İki vakit demektir.
“......” El-Kevabil) Kabiletu’nun cemi’dir. Kadının doğum anında doğan çocuğunu alan kişiye “Kabileh” denilir.
Bir görüşe göre: kabiletil Kabiletu El-Velede “ba”nın kesresiyle, takbeluhu ba’nın fethasıyla Kibaleten “ba”nın kesresiyledir. Kadının yanında doğum için bekleyen çocuğu doğarken aldı demektir.
Cevheriye göre “Kabilete”ye Kebiyl ve Kabul’da denilir.
“Vein eslemet ummu veledin nasraniyyin hiyle beynehu ve beyneha ve enfeke aleyha” Hemze ve fa’yla gelmiştir. (Hıristiyan çocuğun annesi müslüman olursa çocukla ane birbirinden ayrılır ve annesine infak edilmesi gerekir).
“.....” El-Velau) Vav’ın fethası ve med’ ile gelmiştir. Köleyle efendisi arasında kalan ilişki alakadır.
“Men Ateke Aleyhi memlukun bi melkin-milkin” Bir rivayete göre “melkin” mim’in hem fethası hem de kesrasıyla gelir. Lugatçılara göre: Melektuş şey’e Emlikuhu milken şeklinde mim’in kesresiyle gelir. Melku yeminiy ve milku yeminiy mim’in fetha ve kesrasıyladır. İbni Kuteybe, Cevheri ve diğerlerine göre mim’in fethayla gelmesi daha fasih bir tabirdir.
“Ev cerrel ve lae ileyhinne men A’takne) Misali şöyledir: Köle birinin azad ettiği cariyeyle evlenip ondan çocuğu olduğunda; çocuğun velayet hakkı çocuğun annesini azad edenindir.
Asıl cümlenin manası (Kadın efendi çocuklu cariyesini azad ettiğinde çocuğun velayeti efendisinin üzerinedir).
“......” El-Feraid) takdir manasında olan “El-Ferd” kelimesinden türemiştir. Zira mirasçıların alacağı hisse takdiridir. “Reculuh feredi vefaridun” Feraiz alimi demektir.
Muhkemin sahibinin dediğine göre: İbnul Arabi: Faridun ve feridun / Alimun ve Aliymun gibi gelir demiştir.
“.......” El-İrs) Velmiras: Muberridin dediğine göre aslı El-Akibetu’dur. Burdaki manası birinden diğerine intikal etmesidir.
“.....” Ezzevcetu) Az rastlanan bir lugata göre zevcetu kelimesi hayla gelir. Daha meşhur ve fasih olanı “zevcun”un hasız gelmesidir. (Kadın eş demektir). Çünkü Kur’an’da da bu şekilde ha’sız varid olmuş ama sahih hadislerde “zevcetu” şeklinde ha’yla varid olmuştur. Tehzipte yapılan izaha göre lugatçılar (şairler) bunun üzerine bir çok beyit yazmışlardır. Dilin Feraiz kitabında iyileştirilmesi de ayrı bir özetliktir.
“Fil ummi veleha sulusu mayebka fiferideteyn” Koca ve anne baba meselesinde sülüsü (üçte bir) ma yebka denilmiş ama südüsül (altı da bir) mal denilmemiştir.
Kur’an’da inen edebi tasvire muvafakat edip muhafaza edilmesi için kadın eş ve anne baba konusunda rubuuhu (dörttebiri) ayet (Feli ummihi sülüs) annesine üçte birdir.
“Bintussulb” kendisiyle kızı arasında başka birinin olmayıp sulbunden olan gerçek kızı demektir.
Sulb: Sırt bel demektir. Ayet-i Celile’de şöyle geçiyor: (Sulbuyle teraik arasından çocuk çıkar). Yani Erkeğin bel kısmından kadının ğöyüz kısmındandır. Cevheri’ye göre: “Essalebu” Sad ve lam’ın fethasıylada söylenir.
“zekeruhum ve unsahum fihi sevaun” Yani erkek ve kızların varisleri öldüğünde tek mirasçı olarak kaldıklarında her biri altıda bir eşit pay aldıklarından aynı statüye sahiptirler.
Kız ve erkek ikisi birden ölenin mirasçısı olurlarsa aralarında herhangi bir ayrıcalık olmadan eşit bir şekilde malı paylaşmaları gerekir.
eden olan çocukların diğer mirasçılardan şu beş konuda ayrıcalıkları vardır:
1- Kız tek mirasçı olarak kaldığında erkek mirasçının sahip olduğu hakka sahiptir.
2- Kız erkekle eşit şekilde malı paylaşır.
3- Kendilerine belirlenen veya işaret edilen her malın varisidirler.
4- Kendilerine işaret edilen veya belirlenen mala haciz koyup anneyi üçte birini almaktan menedip altıda bir aldırma hakkında ve mülkiyetine sahiptirler. (Anne’ye üçtebir vermeyip altıda bir verirler).
5- Erkekte kadın gibi hakkını taleb eder ve ölenin mirasçısı sayılır ve onun mirasında kimse paylaşım hakkına sahip değildir.
“.....” El-Avl) Asıl meselenin cüzlerinde kısımlarında ve kadrinin değerinin üzerinde olan ziyade paylardır.
Gazzali’nin “El-Avl” kelimesine “Erref” demesi tepkiyle karşılanmış çünkü “Avl” kelimesi Ale, yeulu, Avlen’in mastarıdır gerekli lazım manasına gelir. Daha isabetli şekliyle “Et-irtifa” demesi gerekirdi. Çünkü Ezheri ve diğer alimler “Avl” kelimesini El-irtifa ve ziyade şeklinde tefsirini yapmışlar. “Ve Aletul faridetu” cümlsinin tefsirini de irtafa diye yapmışlar. Bu son cümlede meyl etme ve yükseltme manasında olan “Alel mizani fehuve ailun”den gelmiştir.
Rafiiye göre bazıları şöyle demiş: Alerreculu feridete ve EAleha fe yuaddihi: (Adam terazinin bir tarafa meyletmesini ve yükselmesini sağladı manasınadır). Söylenen bu cümlenin şekli doğruysa, Gazzali’nin kelamı da doğru olması gerekir diyorlar.
“.......” El-Mubaheletu) Mulaa nedir. (Lanetleşmek) El-Behletu: Lanet anlamındadır. İbni abbas (r.a.): Aralarında geçen birtakım şeylerden ötürü “Avl” gerçeği inkar edildiğinden (men şac baheltuhu) dileyenle lanetleşirim dediğinden El-Mubahele adı verilmiştir.
“Kel ummi iza kane uhten” (Kız kardeş ise, anne gibidir).
Bu olayın tasavvuru: Mecusilerin nikahında ve müslümanlar arasında şüphe yayıp, kızıyla erkek çocuk doğursun diye cima (zina) etsin; (ki bu zina etmesini istedikleri babasından olan anne ve kızıdır) türdeki olaylarda rastlanır ancak.
“El-Asebetu” Baba ve oğul tarafından gelen akrabalıklardır. Özellikle baba ve oğula işaret edilmesi: Kız tarafından olan bu bağın içine girmediğinden baba ve oğlu erkek olması bakımın özellikle işaret edilmiştir.
Lugatçılara göre “Asabe” diye isimlendirilmesi: “Asabu bihi” yani akrabalık yönlerinin tamamını oluşturduklarından ötürüdür. Baba akrabalık bağının bir tarafını, oğul bir tarafını, amca bir yönünü, kardeş bir cihetini ve bunlarında bütün çocukları diğer akrabalık yönlerini teşkilederler. Bir rivayete göre: Bir şeyin etrafında daire şeklinde dönen her şeye “Usibe bihi” yani çepe çevre kuşatılmış denilir. amcalarda akrabalık yönlerinin bir bölümünü teşkil ettiklerinden “Asaib” denilmiştir. Asabetu cem’dir.
Müfredi: Hazinun, Hazenetun, zalimun zalemetun, Kafirun Keferetun Facirun feceretun, barrun bereretun, Talibun, Talebetun benzeri fiil ve kelimelerde olduğu gibi “Asaibun”un müfredi “Asibun”dur.
İbni kuteybeye göre: “El-Asabetu” müfredi duyulmayan bir cem sigasıdır. Kıyas üzerine müfredi “Asibun”dur. asabetu’nun cemi de “Asabatun”dur.
“Asebetun” kelimesinin üç kısım olduğunu unutmamak gerekir.
1- kendi aralarında olan akrabalıklar (Baba, oğul amca gibi).
2- Başkasıyla olan akrabalıklar (kız, oğulun kızı, aynı anne babadan olan kız kardeş veya babadan olan kız kardeşlerinin hepsi gbi).
3- Başkasıyla beraber olan akrabalıklar (bunlar anne ve babadan olan kız kardeşler veya sadece babadan olan kız kardeşleri, kız kardeşlerin kızları ve erkek çocuğun kızlarıdır).
Musannıfın “El-Asabetu” sözü üzerine yaptığı açıklama şöyle: Aralarında ölen kız kardeşleri bulunmayan bütün erkek kardeşlere denilir diyor.
Budan murad ettiği şudur: Elenmeyle soylu soplu bir aile ve akrabalık bağı kurmak isteyen her erkek soylu ve asil “Asabat”lardan bir kadınla evlenmesi gerekir. Musannıfın bunları belirtmesi gerekirdi ama sanki cümlesinden murad ettiği şey neseb akrabalıklarıdır.
“........” El-Müştereke) Ra’nın fethasıyla müşterek olan şeylerde manasındadır. Cümlenin anlamı şudur: kardeşlik meseleleri müşterektir.
“El-Hunsal (peltek seyle) müşkil” Hunsa iki türlüdür:
1- Hem kadın hem de erkeklik uzvu bulunan.
2- Bacak arasında yarık vardır fakat ne kadın ne de erkek uzvu olduğu belli değildir. Bu konuda detaylı bilgi almak isteyen mühezzeb kitabının “Hunsa” kısmının şerhine müraacat edebilir.
“.......” Essultan) Müzekker ve müennes hallerinde gelişi meşhur bir lugattır. ibni sikit müennes olarak gelişinden başka bir şey zikretmemiştir.
Musannıf: Adiletun değilde müzekker olarak Adilun kelimesini tercih etmiştir.
“.........” El-Ekderiyyep) Bir rivayete göre Ekidiyye diye isimlendirilmesi: Ekder adında biri bunu sorduğundan bu adama nisbeten ekder denilmiştir.
Bir rivayete göre: zeyd bin sabife (r.a.) bu kelimenin aslı karmaşık muğlak geldiğinden “Keddere” denilmiştir. Zira Zeyd bin sabit miras’ta kız kardeşle dedeye aynı ölçüde hak paylaşımına ve dedenin miras meselelerini kız kardeşle beraber aynı terazide yer vermiyor.
KİTABUN-NİKAHİLA-ETTALAK
Vahidi: Ezheri şöyle dedi diyor: Arap kelamında nikahın aslı “El-vat’u”dur. (Kaymak çiğnemek, binme, cima etmek ve bir şey üzerinde mütabakata varmaktır). Bir rivayete göre “tezvic”e (evlenmeye) nikah denilir. Zira nikah cima etmek için bir sebebtir. Bir rivayete göre “nekehel mataru el-Arde” ve “Neke ennasu aynehu” denilir. (Yağmur yeri suladı- adamın gözüe uyku ağır bastı) demektir.
Vahidi Ebu Kasım Züccaci şöyle dedi diyor: “arap kelamında nikahv at’u ve akit anlamlarıa gelir. Yapılan bu tertibe göre nikah mevzusu arapların kelamında bir şeyin bir şeye terkip edip hamletmek için olan gerekliliktir. Bu şekliyle bu söz sahih arap kelamıdır. Bir rivayete gör e”nekehe fulanun fulaneten” yenkihuha nekhen ve nikahen denilmesi o kadınla evlenmek istemesi manasındadır.
İbni Cinni “Nekeheha” kelimesini Ebu Ali el-Farisi’den sorduğumda bana şöyle dedi diyor:
“akdile vat’ın” birbirinden ayırtedilmesi için araplar çok dakikv e güzel ifadeler kullanmışlar. Mesela “Nekeha fulaneten ev bintefulanin ev uhtehu” denildiğnide evlenmek ve akitleşmek istediğ ianlaşılır. Ama “Nekehe imreetehu ev zevcetuhu” denildiğnide hanımıyla cima etti anlamından başka birşeyi fade etmez.Çünkü hanımını veya zevcesini zikretmesi yeni bir akdin yapılmasından onu müstağni kılar. Ferra’nın dediğine göre araplar kadınlık uzvuna fercine kinayeli olarak (zammeyle “nukhul mer’eti”) diyorlar.
Bir rivayete göre “Nekeha”nın manası nukhuna (kadının fercine uzvuna) isabete tmesi cima etmesi dokunmasıdır. Kadınlık uzvuna “badeaah” diyena az rastlandığı gibi. Nakeheha diyende pek azdır. Az önceki ifadeyi Vahidi zikretmiştir.
ibni Faris ve Cevheri’ye göre nikah vatı (cima etmek) ve akittir. Lügatçıların kelamın agöre nekehteha ve “nekehet” kelimeleri evlendi manasında “enkehtuhu” onu evlendirdim manasında ve “hiye nakihun” o kadın evlidir manasında, “istenkeheha” o kadını evlendirdi manasında ve “en keheha” o kadınla evlendi manasındadır.
Fıkıhçılara göre “nikah” espirisi hakkında kadı Hüseyin’in Ta’lik kitabında zikrettiğine göre üç görüş vardır:
1- En sahih olanı “nikah” akit için bir hakikat “vat” cima için mecazi bir ifadedir. Nikah konusu istidlal adlı eserde uzunca anlatılmış, tetimme kitabının sahibide bu yönde görüş belirtmişv eayrıca bu ifadeler Kur’anv e hadis lafızlarında da varid olmuştur.
2- Niah “vat” cima için hakikat manasında akitteyse mecazi manada ifade edilmiştir. Ebu Hanife rahimehullah’ta bu yönde görüş belirtmiştir.
3- Hem vaf” (cima) hemde akit için müşterek kullanılan hakiki manada bir lafızdır.
“Ve in kane yuksirut talake serra cariyetin” MUsannifin nüshasından zaptı böyle yapılmıştır. ama çoğu nüshalarda “bi cariyetin” beyle varid olmuştur. İsabetli olan görüş “ba”nın hazfedilmesidir.
Musannifin nüshasında “Kesirut talaki” şeklinde zaptı yapılmış ama çoğu nüshalarda “yuksiru” ile varid olmuş gelen iki ayrı sigaylada mana sahihtir.
“...” “es-Surriyeh” Ezheri ve diğerlerine göre sin’in zammesiyle “es-Sirru”dan türemiş “cima” manasındadır. Cima gizlice yapıldığndan “surriyeh” denilmiştir. Hür kadın zevceyle cariyenin birbirinden ayırtedilmesi için “surriyye” sin’in zammesiyle söylenmiş ama kesreyle söylendiğ iduyulmamıştır.
Birinin uzun zaman yaşayıp artık ihtiyarlık alametlerinin onda zuhur etmesi halinde zammeyle “duhriy” adı mülhid (ataist) olana fethayla “dehriy” adı verilir. İki ifae de zamanla alakalı olduğnudan dehre zamana nispet edilmiştir. Ebu Heysem’e göre “es-Surriyyeh” kelimesi mutluluk ferahlık manasında olan “surri”den türemişti. Zira nikahlı olan sevindiğiden ötürü bu ad verilmiştir. Ezheri’ye gör ebu söz güzel ifadedir. Ama birinci açıklamada kullanılan ifade uslubu daha çoktur.
Cevheri’ye göre cima manasında olan “es-Sır” kelimesinden türemiştir. “es-Sır” gizleme manasınada gelir. Zira koca hanımından aralarında olacak ilişkiyi gizlediğinden ve ayrıca başka cariyeyle olan münasebetlerini hanımından gizleyip onu sevindirdiğinden bu ad verilmiştir. Bir rivayete göre “zan” manasında olan “tazannantu” ve “tazenneytu” kelimelerinin bu sigayla kullanıldığı gibi “teserretu cariyeten ve teserreytu”da aynı şekilde kullanılabilir. Cariyey evlendim. Cima ettim demektir.
“...” “el-Kuf’u” Misl manasındadır. Musabeke kısmında lügat çeşitleri ve izahı yapılmıştır.
“...” “el-Bikr” Kızlık hali üzerined olan kızdır. Bekaret sahibi ve evlenmemiş anlamlarına gleri. Cemi ebkardır. Mastarı fethayla “el-Bekaretu” gelir.
“...” “es-Seyyib” BEkareti giderilmiş duldur. Bir görüşe göre fethayla “seyyebet”te gelebilir. Lügatçılara göre “peltek seyle seyb” kelimesi hem dul kadına hemde dul erkeğe denilir.
Bu meyanda hadiste varid olmuştur. (Dul erkeğin dul kadınla zina etmesi halinde yüz kırbaç (celde) vurulur ve recm edilir).
“...” “El-İdlau” Tavassul ve vasletun manasındadır. Vsletun birleşme kavuşma ittisaldır.
Tavassul bitiştirme birleştirme anlamındadır.
Ayrıca “idla” rahim hastalığnıdan ölmek manasına geliyor.
“...” “ed-Daifu” Cümlede urad olunan yaşlılıkv e diğer hastalıklardan ötürü oluşan akıl zayıflığıdır.
“...” “el-Adl” Men yasak manasındadır. “addel mer’etu ya’dilu ve ya’dulu” kadın evllilikten menedildi demektir.
“...” “el-Acemiy” Babası arap olmayan herşeydir. Bütün guruplar bu ifadenin altına girer.
“el-Kureyiş vel haşimiy” Beni Kureyş ve Haşim kabilesine mensup olanlardır. Cömertliğinden dolayı kavmine ve diğer insanlara tirit (su et, kırıntı vesaireden yapılır) adlı yemeği sürekli yedirdiğinden Haşim diye isimlendirilmiştir. Haşimin asıl adı Amr’dır.
Amr üzerine bir şiirde yazılmıştır. Amrul ula heşeme esseride li kavmihi ve ricalu mekkete musniune elcafu (Amr cömertilğinden kavmine tirid adlı yemeyi ikram etti Mekke ahalisi (ricalleyi) artık yaşlanıp gidiyorlar.
“Kureyş” kelimeside kazanmak ve cemetme manasında olan “el-Karş” kelimesinden türemiştir. Bir görüşe göre kareşe yekrişu ra’nın kesresiyle gelir. Ferra ve cumhura göre kazanç ve varlık sahibi olduklarından Kureyş denilmiştir. Bir rivayete göre böyle değildir. Bir görüşe göre Kureyiş ve kureyşi şeklinde söylenir. Muhtar olan görüş “Kureyş’in munsarif kelime olmasıdır. Zira Allahu Tealada ayette (li ilafi kureyşin) demiştir. “Kureyş” kelimesinin gayri munsarip olmasıda caizdir. Şiirlerde munsarifte gelmiş gayri munsarifte gelmiştir.
Kuyş kelimesin gayri munsarif olarak kullanan kabile olduğun kastetmiş olur, munsarif olarak kullananda mahalle veya küçük kabile olduğnu kastetmiş olur.
“...” “el-Afifetu” Kötülükten korunan demektir. fAcir olan ise korunmayandır. Manası fasık olan adil afife bir kadına denk değildir demektir.
Muhkem’in sahibinin dediğine göre “el,İffeh” helal ve güzel olmayan şeylerden sakınmaktır. vEzni affe, yaiffu, iffeten, veafffen, afafaten ve teaffefe vesta’fefe, ve reculun affun ve afifun ve imreetun afifetun şekilde gelir. Cemi eiffetun ve eiffaundur.
Bir görüşe göre kadınlar için nisvetun afaiu ve eiffetu vezinlerinde gelir.
“...” “et-taniu” Akar (gayri menkul) sahibi demektir. Lügatçıların ittifakıyla bu kelime hemzeyledir.
ibni Faris, Cevher i ve diğerlerine göre “Tenetu bil beledi”den türemiş hemzeli ve bir belde de oturmak ikamet etme manasındadır. Cevheri’ye göre “et-Tani” kelimesinin cemi “tunnau” dur. Facir ve Fuccar veznindedir. İsmi et-Tenaetu vezninde gelir. Lügatçılara göre böyledir. Tenbih kitabının nüshalırnda bintu tacirin evtanin tenvinle gelmiştir. Kadin misalidir. Bila hilaf bu şekilde gelişi bir hatadan ötürüdür. İsabetli olang örüş sonu ya ile ya’dan sonrada hemzeyle taniy’un şeklined ayazılıp okunmasıdır.
“Bi hadreti şahideyni” Vekalet babında izahatı yapıldığı gibi üç lügatı vardır.
“Fe in ukide bi şehadeti meçhuleyn caze alel mensus.” Meçhuleyn’den maksat batinen adaletli olup olmadıklarının bilinmeyişleridir. Zahiren cehaletleri veya müslümanlıkları veya hür olup olmadıkları bilinmezse şehadetleri caiz olmaz.
“...” “et,Tasrih” Taramak aşağı doğru sarkıtmakmanalarındadır.
“...” “en-Nasiye” Perçim veya ön tarafta olan saç kökülüdür.
“...” “el-Azl” cima esnasında meniyi “ferç”te akıtmayıp dışarda boşaltmaktır. Kadın bu hareketten ötürü çok eziyet çeker.
“...” “el-İstihdad” Tenasul uzvu etrafında olan kılları izale etmektir. Yolmak, ilaçla izale etmekve tıraş olmakla temizlenmesi durumların tamamına istihdad denilir. Ustura manasında olan hadide kelimesinden türemiştir.
“...” “el-Ummehat” Anne manasında olan “um” kelimesinin cemidir. Vahidi’nin dediğine göre araplar çoğunlukla ummehati insanlar için hayvanların anneleri için kullanıldığnıda ummehat kelimesindeki “ha” harfinin hazfedilişiyle “el-ummat” şeklinde kullanmışlardır.
Bazen insanlar için el-Ummat, hayvanlar için ummehat kullanılmıştır. Bir görüşe göre “el-Um” kelimesi ummah şeklinde gelmiştir. Cumhura göre “ummah ve mumehat kelimelerindeki “ha harfi zaidtir. Bir görüşe görede “ha” aslı harflerden oluduğu söyleniyor.
İbni Enbari’ye göre “um” asıldır ama nida da “çağırışta) “ha” harfi sekte yapılır “ya ummah” denilir.
Bazı araplarda mim’den sonraki elif’i hazfedip tenis tasıyla “ha” ile olan sekteye benzeterek “...” ya emmet demişler aynen “ya ebeti”de olduğ ugibidir.
“...3 “el-Aentu” Ayn ve nun’un fethasıyla zorlu meşakkat demektir. Burda murad olunan zina yapma korkusudur. Müberride göre “el-Anet” helaktir. Toplu manası şehvetin kendisini zinaya sürükleyip günah işlemek ve had cezasına çarptırılarak helak olmaktan korkan kimse demektir.
“el-Murtabetu bil haml” Hamilelikten şikayete den demektir.
“...” “eş-Şiğar” Şin’in kesresiyledir. Sa’lebi’nin zikrettiğin egöre “şeğerel kelbu biriclihi”den türemiştir. Köpek ayağını kaldırıp ciş etti demektir.
Asıl manası istediğniden ötürü ayağını kaldırdım dilediği şeyi verdim.
“Rafaa riclehu amma eredtu fe atanihi” Ben istediği hacetimden ötürü ayğımı kaldırdım o da bana verdi. Bazılarına göre şiğarın manası “La terfa ricle binti ev uhti hatta erfaa ricle bintike ev uhtike” Se’nin kızının veya kız kardeşinin ayğını kaldırmadan kızımın veya kızardeşimin ayğını kaldırma demektir. Bütün bu cümleler birer arap deyimi veya atasözüdür. Bir rivayete göre şağare kelimesi “şağarel beledi”dan türemiştir. ŞAğerel beleda demek mehirden dolayı bölgede evlilik oayının olmamasıdır.
“...” “el-Bed’u” Ba’nın zammesiyle ferc (kadın uzvu) anlamındadır. Ezheri Sa’lebi’n dediğine göre şöyle denilmiştir diyor: Bud’u ferc demektir. Bazılarına gör eBud’u cima etmektir.
“Tezevvecerreculu velyetehu” Adam bir yakınıyla evlendi demektir. Lam’ın cezmiyle lügatta “el-Velyu” yakın veya yakını akrabası demektir. Vezni “fehuve velyuha” erkek kadının yaknı “ ve hiye velyetuhu” kadında erkeğin akrabasıdır demektir.
“... “El-Mut’atu” Ezheri ve diğerlerine göre kadın nefsini vermekle fayda gördüğünden ve erkekte şehvetini kadında gidererek fayda gördüğünden “mut’a” denilmiştir. Menfaat veren herşeye “meta ve mut’a” denilir.
“...” “El-Hitbetu” Ha’nın kesresile nişanlanmaktır.
“...” El-Cüzam” Cüz’am hastalığıdır. Cüz’”am hastağlı insan azalarının dökülmesine kopmasına ve etinin dağılmasına sebeb olur. Cevheriye göre cüzim merreculu “cimin” zammesiyledir. Fehuve meczumun denilir ama eczem denilmez.
“...” “el-Beres” Ba ve ra’nın fethasıyla abraş hastalığının adıdır. Vücutta çil çil izler bırakır.
Bir rivayete göre ba’nınf ethası ra’nın kesrasıyla “berise fehuve ebresun” gleri.
“Ve in vecede ahaduma el-Ahere hunsa” Bariz bir şekilde kadın ve erkek olduğu bilinen hunsa’dır.
“...” “Er-Retek” Ra ve ta’nın fethasıyla kadının fercinde (uzvunda) tenasül uzvunun girmesine engel olan gıkırdak veya kemiksi birşeydir.
“Ve in vecedez zevcu bil mer’eti reteken ev kerenen.” “Karen” kelimesindeki ra’nın fetha ve cezmiyle gelir. Lügatçılara göre “el-Kern” ra’nın cezmiyle “el-Afeletu” demektir. Afeletu kadınf ercinin (uzvunun) ağzında olan et parçasıdır. Bir rivayete görede afeletu fercin ağzında bulunan kemiktir. Meşhur olan görüş afelenin et parçası olmasıdır.
Bazılarına göre ra’nınf ethasyıla “el-Keren3 “karinet takrezu karnen”in mastarıdır. bariset, tebresu beresen gibidir.
Masinnifin kelamı fethaylada kesraylada okunabilir. (Karnen ve karenen) gibi (fetha okunması mastar olmasına binaen, cezimle okunması) isim olduğua binaen okunur. Bu kaide “afletu” kelimesi içinde geçerlidir. Ancak fethayla okunması geri kalan ayaıplara muvafık olmasından ötürü daha tercih sebebi olmuştur. Bu saydığmız kelimelerin hepsi mastardır. Mastar bir kelimenin mastara atfedilmesi ismin mastarı üzerine tafedilmesinden daha iyidir. Cezimli gelmesi caiz olmakla beraber fethayla gelmesinin tercih edildiğ ikesinlik kazanmıştır. İsabetli olanda budur. Bazı rivayetlere göre bazılarının fıkıhçıların fethayla gleir demesini inkar edip tanımamaları ve fıkhıçılar ıhat aetmekle suçlamaları büyük fahiş bir hatadır. Lügat imamlarının naklettiğine göre onların bu suçlamaları merduttur.
Allame İmam ebu Muhammed Abdullah b. Berri: Ferra’nın şu söylediğni zikretmekle olaya güzel bira henk kazandırmıştır: “el-Keren” ra’ınn meseleye fethasıyla ayıp anlamındadır.
El-Keren “imreetun kerna, beyyinetul kern”den türemiştir. Kusurlu ayıplı kadın demektir.
“el-Kern” ra’nın cezmiyle el-Afelut (et parçası) demektir.
“...” “el-İnniyn” Aynv e kesreli nun’un şeddesiyle cima etmekten aciz olan demektir. İştahı çekip yapmak istemiş olabilir ama güç yetirememiştir. “el-İnniyn” “Anneş şeyadan müştaktır (türemiş) “anneş şeyu” birşeyden yüz çevirmektir.
Cima yapmaya mecali bulunmadığından ve cima anında tenasul uzvu “fercin” (kadun uzvu) asğına soluna kayıp ferce giremediğiden “linniyn” adı verilmiştir. Bazı görüşlere görede yumuşaklığından ötürü “inniyn inanud dabbeti”den türemiştir.
Bir rivayete göre anne, ya innu ve yeennu, annen ve anernen ve itenne itarade (sağ solu kayma meyletme) demektir. ibnul Arabi’ye göre el-inniyn ve el-Ma’nun’un cemi unundur. Annerreculu ve unnine ve unine ve i’tenne fehuve inniyyun ma’nunun ma’nun mu’tennun denilir. Muhkemin sahibine göre huve innuynun beyyinul ananeti vel inniynetu vel iyniyyeti denilir.
Ebu Ubeyde göre “imreetun inniyreh” erkekleri istemeyen kadındır.
Kitaplarda varid olan “el-Unne” sözünden kastın et-Ta’nin olması lügatta maruf olan bir anlam değildir. Ancak “unneh” deve ve koyunların hapsedilmesi veya konulması için tahtadan etarfı örülmüş yerdir.
“...” “el-Mecbub” Tenasülünü zekerini kesen koparandır. “cebbe”den müştaktır (türemiş).
“.......” El-Hasiyyu) Vel meslul: Bir rivayete göre El Hasiy hayvanın yumurtalığıyla (taşak) derisini de koparmaktır. El-Meslul: Sadece yumurtalıkları çıkarmaktır.
Bir rivayete göre El-Hasiy yumurtaları ters çevrilen meslul da yumurtalıkları alınandır.
“Ucille seneten min yevmil murafa ati” Murafaa (savunma) gününden kadıya dava götürülene kadar zaman kazanılması için te’cil edilir.
“Ve in ihtaretil mukamu” Mim’in zammesiyle ikamet için bir yer seçerse demektir.
“.........” El-Muşrik) Hanfi dinden olursa olsun kafir mürik olandır.
“.......” Essedaku-Sidaku) Sad’ın fetha ve kesresiyledir. Bir rivayete göre “Sadukate” sad’ın fethası “dal”ın zammesiyledir. “Sud katu” sad’ın zammesi “dal”ın cezmiyledir ve dört meşhur lugat çeşidi vardır.
Ve asdaktul mer’ete: Kadına sadakah (mehir) belirledim demektir. Ve mehertuha emhuruha “ha”ın zammesiyledir ve emhertuha şeklinde mehrinde iki lugatı vardır. Mehir veya sadak’ın yedi ismi vardır:Sadak, mehir, Ennihletu, El-Feridetu, El-Ecru, El-Aliketu ve El-Ukru.
“.......” Ettavid) Mehirsiz olan evliliktir. Favvadtu Bud’aha: Evlenecek olan bayan mehrin adını koymadan veya mehri belirtmeden velisinin kendisini evlendirmesine müsade etti. Favade’nın aslı “itlaktan” türemiştir. Kavmun fevda: Başsız reissiz olan millettir.
“Favvadet bud’aha min ğayri bedel” Favvada’nın (bedelsiz) suretini şeklini açıkladığından cümleye her harfi bir itirazda bulunulmamıştır.
“........” El-Mut’atu) temettu’dan türemiş faydalanmak anlamındadır. Hac ve diğer konularda daha önce bu kelimenin açıklaması uzunca yapılmıştır.
“.......” El-Mesiys) Vat’u (koymak) icma için kullanılan bir kelimedir.
“......” El-Mukattir) El-katr, vettaktir vel iktar’dan türemiş ve üç lugat biçimi vardır: Dar gelirli fakir demektir. Bir görüşe göre venzi: Katere, yektiru veyekturu katren ve kuturen-ve şeddeyle kettere, taktiren ve ektere iktarın gelir.
“.......” El-Velimetu) Evlilik ziyafeti için verilen yemektir. Veleme’den müştaktır (türemiş). Zira karı ile koca bir araya geldiklerinden bu siga cem sigası olarak kullanılmıştır.
Ezheri ve diğerlerinin dediğine göre İbnul Arabi şöyle demiştir: Velimenin aslı: Bir şeyin tamamlanması ve bir araya gelmesidir. Bununla ilgili yapılan fiile “evlenme” denilir. Alimlerin dediğine göre misafira ikram edilen ziyafet sekiz çeşittir: El-Velime: Evlilik için verilen ziyafettir. Ha’nın zammesiyle “El-Hars” sinle “vel Hurs” sad’la doğum için verilen yemektir. “El-İzar” Ayn, zal ve ra’yla sünnet için verilen ziyafettir. “El-Vekiyretu” Vav, kef, ya re ve tayla ev yapıldığında verilen ziyafettir. “En-Nakiy’atu”nun ka ya ayn ve tayla seferde olan dönünce verilen ziyafettir. El-⁄ubar (toz) manasında olan “Enneka” kelimesinden alınmıştır. Bir rivayete göre seferden dönenin kendisi ziyafet verir deniliyor. Bir rivayete göre başkası bu ziyafeti verir. El-Akikatu: Çocuğun doğumunun yedinci gününde kesilen akika kurbanı ve verilen ziyafettir. El-Vedihatu: Vav, dat, ya, ha ve tayla musibetten dolayı verilen ziyafettir. El-Me’dubetu: Mim, hemze, dal, ba ve fayla hiçbir sebep olmadan verilen ziyafettir.
“......” Ennesr (peltek seyle) Nesere, yensuru ve yensiru nesren ve nisaren-nessere, tensiren, fentesere ve tenessere manası: dağılmış vaziyette atmaktır.
“......”El-Urs: Ayn ve sin’ledir) Müennestir, müzekker de yapılabilirra cezimli veya zammei gelebilir. Cemi: Aras gelir. Cevheri’ye göre: Cemi “urusat”tır. Kad Arese demek “ırs” edindi anlamındadır. Arese bi imreetihi demek: Hanımıyla cima etti veya zifafa girdi demektir. Çok zayıf ve az rastlanan bir lugata göre Arese şeddeli olarak gelir.
Sahihi Buhari de sehl bin sa’d’tan gelen bir hadis rivayetinde (Lemma Arrese Ebu Useyd) Ebu Usayd zifafa girdiğinde demektir.
“........” El-Mehaddu dal’ladır) Mim’in fethasıyla mihaddetu’nun cemidir. “Had” (Hıyla) kelimesinden müştaktır. Üzerine konulduğundan “muhad” adı verilmiştir. Yastık, saban anlamındadır.
“.....” Tutau: Ta, vav, tı ve hemzeyledir) Koymak cimada bulunmaktır.
“.......” El-Muaşeretu) vetteaşuru: Karışmak muaşerette bulunmaktır. El-İ’şretu bundan türeyen isimdir.
El-Asir: Karışan, muaşerette bulunmandır.
“......” El-Kesin) Kaf’ın fethasıyla pay hisse demektir.
“.....” Ennuşuyz kesin zeyle) Vennuşus (sad’la): İrtifadır (kaldırmak). Keskin zeyle ve sadla: Neşezetil mer’etu ve neşe set-neşezerreculu ve neşese: Hüsnü muaşeretten uzaklaşıp kötü veya kaba muamelede bulunmaları demektir. Bütün bunları ezheri zikretmiş ve yerden yüksekçe olan yer veya tepe manasında olan Ennesz kelimesinden alınma bir isimdir diyor. İbni Sikkitin nakline göre bir görüşte neşez şin’in fethasıyla ve neşz-şin’in cezmiyle de okunabilir.
“......” El-Kerahetu) Vel kerahiyetu aynı manadadır. Kerihtuhu, Ekrehuhu, keraheten ve kerahiyeten’in mastarıdır. İkrah etmek manasınadır.
“......” Eddarretu) Dat’ın şedde ve fethasıyladır. Kadının kuması veya kocasının diğer hanımı demektir. Kumasından kıskanıp zarapa maruz kaldığından Eddarretu” adı verilmiştir. Bir görüşe göre El-Mudarreh’ten türemiştir. Çünkü iki kumada birbirlerini kıskanıp zarar verdiklerinden bu ad verilmiştir.
“Adet ileddevri min yevmirrucui” Döndükten sonra gece veya gündüz olsun tekrar eski adetine dönmesi geçmesi demektir.
“İmadul Kasmi” Paylaşım maksadı kastı demektir.
“........” Ezzefaf keskin zeyle) Vezzefif: Damadın hanımıyla zifafa girmesidir.
Bir rivayete göre vezni: Zeffel Aruse, yezuffuha zeffen ve zifafen vezdeffeha gelir hepsi aynı manayı taşır.
“Fe züffeta ileyhi mekanın vahiden” Burada zemanen vahiden denilmesi gerekirdi. Zira itibar: (Mekan belirlensin veya belirlenmesin) zamanladır.
“......” El-Hecr) Terk ve yüzçevirme manasındadır.
“Eddarbul Muberrih” Zor ve elem verici vuruş darbe demektir.
“El-Cenbu vel Canibu” Bir şeyin yanı, boşluğu etrafı anlamındadır.
“El-Hal’u” Hı, lam ve ayn’ladır. Ücret veya fidye karşılığında karısını boşamaktır. Halassevbu vs’den alınmış bir kelimedir. Elbiseyi soymak çıkartmak demektir.
Bakara’nın 187. ayet’inde Allahu Teala şöyle buyuruyor: “hunne libasun lekum ve entum libasun lehunne”
“Kadınlar sizin için sizde kadınlar için bir elbise misalisiniz.”
Kadın boşadığında halaa yapmış olur ve elbisesini çıkartıp bedenini onun bedeninden ayırmış olur demektir. Bir görüşe göre vezni: Halaaha, haleaha, vahtalaat nefseha ihtilaen gelir.
“Ettiflu vettifletu” Buluga ermemiş kız ve erkek çocuğudur. Vahidi: Ebu Heysem şöyle dedi diyor: Tıfl diye adlandırılana annesinden doğduğu günden buluga erdiği zamana kadar tıfl (çocuk) denilir ve araplar şöyle der diyor: Cariyetun tıflun, ve cariyetani tıflun ve cevarin tıflun-ve ğulamun (çocuk veya köleye denilir) tıflun ve ğulamani tıflun ve ğilmani tıflun ve bir görüşe görede şöyle denilmiştir diyor: Tıflun ve tıletun ve tıflani ve tıletani ve Etfalun.
“Ve yecuzu aırı fevri ve alatterahiy feiza kale hale’tuki” Manası: Hemen kabul edilmesi şartıyla hulul (boşama) gerçekleşip sona ermesi caiz olduğu gibi: Hemen sona ermesini istemeyip bir şart üzerinde muallakta bırakılması da caizdir. Bir rivayete göre: “Feiza” fa ile denilmesi gerekir bazı isabetli olan “fa” ile yapılmıştır. Geçmişte bazı büyükler hataya düşmüştür ama söylediğimize edilmesi gerekir deniliyor.
“......” El-Herevi) Ha ve ra’nın fethasıyla Herat’ nispet edilmiştir. Herat: Horasan da bir şehirdir.
“......” El-Merviy) Mim’in fethası ra’nın cezmiyle merv’e nispel edilmiştir. Merv: Horosanda bir şehirdir.
Bir görüşe göre mervezi’de bu şehre nispet edilmiştir.
Herevi ve mervezi: İki cins pamuk türü olduğu söyleniyor.
“......” El-Kettah: Kef’in fethasıyla keten bitkisi demektir.
“Ve in ihtelefa fi kadril ivedi, evfi ta’cilihi evfi te’cilihi” Ta’cildeki ihtilaf konusu: Muaccel veya müeccel olmasındadır. Te’cildeki ihtilaf konusu: Te’cil etme üzerine anlaşıp bir veya iki ay üzerinde olacağına anlaşmazlığa düşmeleridir.
“Ve in kale tallaktuki bi ivedin, fekalet: tallekteni ba’de mudiyyi (Hiyari banet velkavlu fil ivedi kavluha)” Kadın: Bin ücret karşılığında beni boşa der o da onu boşar ve erkek: Bana vereceğin bin ücret mukabiline bağlantılı olarak boşadım der. Kadın da: Bilakis istenilen zaman geçtikten sonra beni boşadın, zira bu benim sorumun cevabı değil yeniden temyiz edilmesi gereken bir talak’tır der.
Zemenul Hıyar: Kadın ve erkeyin muhayyer olduğu bir zaman veya vakittir. İstediklerinde akit’lerini tamamlar talak hasıl olur istemezlerse sözlerinden geri dönerler.
KİTABUTTALAKİLELEYMAN
“......” Ettelak) İtlak kelimesinden müştaktır (türemiş) göndermek ve terk etmek manasınadır. Telektul biladu cümlesi bölgeyi terkettim demektir.
Teleketil mer’etu lam’ın fetha ve zammesiyledir ama fethayla gelmesi daha fasihtir. Kadın boşandı demektir.
“Ve men ukrihe biğayri hakkin bittehdidi bilkat” Musannıfın nüshasından “bittehdid” şeklinde zaptı yapılmıştır. Çoğu nüshalarda veya nüshalardan kefle “kettehdid” şeklinde varid olmuştur ama isabetli olan görüş birinci şeklidir.
“Essarihu/vel kinayeh” Itk konusunda açıklandığı gibi serahaten ve kinayeyle anlamındadır.
“.......” Esserah (sin’le) sarkıtmak göndermek taramak anlamındadır.
“.....” El-vesak-visak) Vav’ın kesre ve fethasıyla, peltek se ile gelmiştir. Bağ, ip antlaşma manalarına gelir.
“......” El-Heliyyetu) Failetun manasında faiyle veznindedir. Kadın kocasız olmak. Erkek kadınsız olmak.
“.......” El-Berietu) Beraetun’dan türemiştir. Kadın zevcinden beri oldu demektir.
“......” El-Bettetu) Açık teyle olan “Elbette”den türemiştir. Kopma kesme manasındadır. Yani: (Kutiatil vasletu beynena) aramızdaki münasebet koptu bitti demektir.
“.....” El-Betleh) Ettebettül’dan türemiştir. İnkita manasındadır. Yani: (Munkatiatun Anni) beden irtibatı kesilmiştir.
“....” El-Bain) Firak (ayrılık) manasında olan “El beyn” kelimesinden türemiştir. Fasih olan lugata göre: Bainun: Talikun ve haidun gibidir. Çünkü bu kelime veya kelimeler müennes (dişi) olanlara mahsustur.
Az rastlanan ve zayıf bir görüşe göre bu kelimelerin vezni: Bainetun, taliketun, haidetun, hamiletun’da gelebilir.
“Ve enti Haramun” Kadına boşanmak niyetiyle sen bana haramsın yasaksın denilmesidir.
“Ve enti Kelmeyteti” Kadına sen benden boşsun manasında: Sen benim yanımda ölü misalisin (yasaksın) denilmesidir.
“Ve tekennaiy vestetiriy” manası: Zira sen benden boşsun bana haramsın demektir.
“......” Ve tecerraiy) Ayrılık bardağını ve acısını yutkun demektir.
“......” Ve Eb’idiy) Benden uzaklaş çünkü sen bana yabancı bir kadın misalisin.
“.....” Ve’azvbiy) Ayn ve keskin zay’ladır. Yanımdan git benden uzaklaş demektir. Tenbih’in dışındaki kitaplarda: ⁄ayn ve ra’yla vağrubi şeklinde varid olmuş bu da sahih bir sigadır manası: Sadla: (Siyri ğaribeten minni ecnebiyyeten) Git benden uzaklaş bana yabancısın artık demektir.
“Habluke Ala ğaribike” Git dilediğini yap demektir.
“Ve enti vahidetun” Vahidetun’un zammesiyledir. Yalnız olan kocasız kadınsın demektir. Bir görüşe göre: Bir kez boşanmış kadın demektir.
“Ve in kale; rikuki talikun ev dem’uki talikun” Rikuki (salyan-tikrüyün-suyun) veya dem’ki (gözyaşın) boştur demesiyle talak hasıl olmaz. Musannıfın nüshasında bu şekilde zaptı yapılmış çoğu nüshalarda veya nüshalardan “demuk” şeklinde varid olmuştur. İsabetli olan birinci şeklidir.
“.......” Eddünya) Meşhur görüşe göre dal’ın zammesiyledir. İbni Kuteybe’nin “Edebul katip” kitabında zikrettiğine göre dal’ın kesresiyledir. Kubera ve Kuber gibi cemi duna gelir. Min denevtu’dan türemiştir. Ahiret hayatına olan yakınlığından ve ondan önce geldiğinden dünya adı verilmiştir. Dünyevi ve duniy- dünyaya nispet edilir. Cevheriye göre dunyavi’dir. Dunya’nın hakikatı konusunda kelamcıların iki görüşü vardır:
1- Yeryüzünde olan hava, atmosfer ve boşluktur.
2- Canlı ve cansız olan bütün mahlukatlara dünya adı verilir. Net ve bariz olan görüş budur.
“.......” El-İstisnau) İlla ve benzeri kelimelerle ibareten bazı cümleleri çıkartmaktır. Ateflu manasında olan “seneytu’dan” türemiştir.
“Mucebuha” Cim’in fethasıyla muktedası demektir.
“El-Harec” Ha ve ra’nın fethasıyla günah demektir.
“Ve in Harie (Ha ve sin’ledir) Hı’nın fethası ra’nın kesresiyle dilsiz olursa demektir.
“Esmecuttalaki” Cim ile talak’ın en kötüsü demektir. Semic: Kötü (kabih) demektir. Cevheri: Semuce mim’in zammesiyle semaceten: Kabih (kötü manasınadır diyor. Vezni: Semuce, semaceten fehuve semcun gelir. Vezni dahmut (kalın) feh ve dahmun gibidir.
Semuce: Haşune fehuve haşinin gibi de gelebilir. Ya’yla semiyc: Kabiyh fehuve kabiyhun gibi de gelir. Kavmun simac diham veznindedir. İstesmecehu yani onu semicen (kötü) yaptı kabul etti demektir.
“.......” El-Ker’u-Kur’u) Kaf’ın fetha ve zammesiyledir. Cumhura göre ra’nın fethasıyladır. Azlık cem’i: Ekruv ve Ekrau gelir çokluk cemi: Kuru’u gelir Tuhrla (temizlik) hayz arasında kullanılan müşterek lafızdır. Lugatçılar Ed’datlerden (zıtlardan) kabul etmişler. Lugatta olan bana böyledir.
Fıkıhçılar arasında çeşitli ayetlerde gelen “kuruu” kelimesi ihtilaf konusu olmuştur. Bazı mezheplere göre kuruu kelimesi Tuhr (temizlik) bazılarına göre de hayız manasınadır.
“Fesevahibatuha tevalikun” Bir lugata göre elif ve ta’yla gelir birisine göre de “sevahibuha” elif ve ta’nın hazfıyla gelir. Vezni daribetun ve devarib gibidir.
“........” El-Halifu) Vel yeminu: Men etme, teşvik etme veya tasdik etme manalarında gelir. Men misali: İn harecte (çıkarsa şöyle şöyle olur manasında çıkamazsın demektir.) Teşvike misal: Ve inlem tahruci (çıkmazsan şöyl şöyle olur manasında çıkmamaya teşviktir.)
Tasdik’e misal: Ve inlem yekun haza kema kulti. (Bu değilse senin dediğin gibidir demektir).
Meselu: Hacılar geldiğinde veya güneş çıkarsa denildiğinde yemin sayılmaz çünkü söylenen sözde yemin teşvik ve tasdik yoktur.
“Essadise Aşere” Vessalisu Aşere: Hakeza ondan yirmiye kadar olan sayılar fetha üzerine mebnidirler. Elif lam gelsin veya gelmesin bütün hallerde fethayla gelir.
“.....” Emsi) Meşhur olan rivayete göre kesra üzerine mebnidir. Cevherinin dediğine göre “Emsi” kelimesi: Sonuna iki cezim geldiğinden harekelenen ve araplarda ihtilaf konusu olan bir kelimedir. Çoğu araplar “marife” olduğuna binaen kesre üzere mebni yapar, bazıları marife olarak murab ederler. Üzerine: Eliflam, nekire veya izafeye dahil olduğunda arapların hepsi “Emsi”yi mu’rab yaparlar misal: Medalemsul mubareku (mübarek bir gün geçirdik) demektir. Ve kullu ğadin satla sairun Emsen/ve meda emsuna misallerinde geldiği gibi birinci misal eliflamla, ikincisine nekire dahil olmuş, üçüncüsüde izafe olmuştur.
Cevheri: Sibeveyhin şöyle dediğini söyler: Şiir’in zaruretinden ötürü fethayla gelmiştir. “Müz Emse” ve “ems” kelimesinin ismi tasğiri olmaz diyor: ⁄aden-El-barihatu, keyfe, eyne, meta, vema, inde, ay isimleri ve cuma dışında haftada olan günlerinde ismi tasğirlerinin (küçültme ismi) olmadığı gibi.
Ezheri: Ferra şöyle dedi diyor: Bazı araplar: Eliflam “ems” kelimesinin başında olmasına rağmen kesreyle harekelemiştir diyor ve İbni Haruf şöyle dedi diyor: Araplar “Ems” kelimesinde bir çok lugat (görüş) belirtmişlerdir. Bütün hallerde hicazlılar kesre üzere mebni yaparlar. Mebni olmaması için herhangi bir illet yoktur onlara göre ancak seslere benzetilmesi için tahfifle gelirse durum değişir. (Kargaların “gak” sesi misali).
Beni Temim kabilesi de “Ems” kelimesini cer ve nasla halinde kesre üzere bina ederler ve munsarıf yapmadan da “emsi” kelimesini mu’rab yaparlar. Bazı araplarda bütün hallerde murab yaparlar ve munsarıf yapmazlar. “Müz Emsa” sonu elifle olan bu örnek biraz önceki duruma bir misaldir.
“Emhiy mevdiet-talaki” Bu şekilde gelmesi fasih luğata göredir. Cevheri’nin dediğine göre vezni: Meha levhehu yemhuhu, mehven-ve yemhiyhi, mehyen ve yemhahu fehuve memhuvvun ve memhiyyun vammeha ve vemteha da zayıf bir lugata göredir şekillerinde gelir.
“......” El-Bişaretu, bu şaretu) Ba’nın kesre ve zammesiyle insanın çehresini mutlulukla veya hüzünle değiştiren haberdir. Asıl kullanıışı hayır için müjde anlamındadır ama ser için kullanıldığında kayıt veya bağlantı kurularak söylenir. Hayra alamet hakkında ayeti celilede şöyle geçer. (Febeşşir ibad) kulları müjdele Zümer/17. ayet şerre olan alamette ayeti kerimede şöyle geçer: (Febeşşirhum bi azabin elim) onlara elem verici azabı müjdele. Al-i İmran/21. ayet.
Vezinleri şöyledir: Beşşertur-recule tebşiren-vebeşertuhu. Ebşuruhu bişren ve buşuren-ve Ebşertuhu, İbşaren şeklinde Cevheri’nin zikrettiğine göre üç lugatı vardır.
Bir rivayete göre elifi kat ile Ebşir bi hayrin gelir. Ayeti celile deki misali: (Ve Ebşiruu bilcenneti) cennetle müjdeleyiniz. Fussilet/30. ayet. Bu şirtu bikeza (şin’in kesresiyle) ve şin’in fethasıyla (Ebşere): İstebşertu (müjdelendim) manasınadır ve tebaşeru (birbirlerine müjde verdiler) demektir. Vettebaşiyrul-buşra (müjdelerin müjdelenmesi) ve tebaşiru evvel veya ilk müjdelenen şeyler demektir. El-Beşiyr (mübeşşriyani müjdeleyendir).
“Ve duyyine fima beynehu ve beynellahi teala” Lugat ehline göre deyyentuhu tedyiynen: Onu dinine tevkil ettim veya intisap ettim demektir.
“Zanentuha zeynebe” Zeynebin nasbe’siyledir. İkinci mefuldur manası zahiri de olsa zikr etmenin sebebi bazılarının gaflete düşüp raf’a yapmamasından ötürüdür.
“......” Errec’atu) Ra’nın fetha ve kesresiyledir. Cumhura göre racih olan fethayla gelmesidir. Ezheri de kesre olduğunu tercih etmiştir. Kişinin ehline dönmesi demektir.
“Tğyibul Haşefeti filferci) Tenasul uzvunun kadın fercine girip kayb olmasıdır.
“.....” El-İylav) Med ile mastardır. Yemin demektir. Bir görüşe göre (......) Ala medledir. Yuliy, iylaun, ve teella ve’tela: Halif (yemin) manasınadır. Lam’ın kesresi ya’nın şeddesiyle: İliyyetu, veluluvvetu, vel-Eluvvetu, El-ulvetu, El-ilvetu, vel-elvetu’da yemin manasındadır.
“......” Eş-şelelu) Felçlik yevzuuların bozukluğu demektir. Cümledeki (şeleluzzekeri) tenasül uzvunun kuvvetten düşmesidir. Bir görüşe göre: (Şeyet yeminuhu teşele) iki şin’in fethasıyla (sağ cihetine felç indi) demek zayıf bir lugata göre: Zammeyle (şullet ve hiyeşellau, vehuve eşellu veeşelle hallahu (Allah onu felç etti demektir).
“......” İfteddeki) Lugatçılara göre iftidadül bikri ve iftirauha aynı manada olup: Bakireyle cima etmek ve tenasül uzvuyla bekaretini izale etmektir. Fadadu Ellu’lue’den türemiştir. İncileri mercanları delmektir.
“La karibtuki” Ra’nın kesresiyledir. Bir görüşe göre keribtuhu kesreyle, Ekrebuhu fethayla ve kurbanın vezinlerinde gelir yaklaşmak manasınadır.
İsa (a.s.) Cevheri: İsa kelimesi ibranice veya süryanicedir der. Cemi: Sin’in fethasıyla isavne gelir.
Vezni: Merertu bil iyseyne ve reeytul iyseyne’dir. Cevheri Kufilerin: Vav’dan önceki sin’in zammesiyle yadan öncekini kesreyle gelmesini caiz görmüşler diyor. Basrilerde bunu caiz görmeyip şöyle demişler diyor: Zira elif’in düşmesi iltikau sakineynden (iki cezmin yanyana gelmesinden) ötürüdür. Elif, kelimenin aslından olsun veya olmasın “sin” olduğu hal üzere fethayla kalması gerekir. Kisai ayrı görüş beyan edip aslından olanı fethayla getirip mu’tavne demiş ve diğer şekillerde zammeyle getirmiş iysune demiştir. “Musa” kelimesi içinde aynı kaideler geçerlidir. Ya harfi vava kalp olarak (onlara nispet edilene isevi ve musevi) denilir. Hıristiyanlar İsa’ya, yahudiler de Musa’ya intisap edilir. Vav harzf edilip iysiyyu ve musiyyu şeklinde gelebilir. Mermiy ve mermevi’de olduğu gibi.
“Eddecal” Dal’ın fethasıyla Allah’ın yalancı düşmanı olan mesihuddecal’dır. Hakla batılı karıştırdığından deccal adı verilmiştir. Eddecel: Karıştırmak, gizlemek örtmek manalarına gelir. Decele fulanun denildiğinde (falanca karıştırdı) decelel hakka denildiğinde (batılla hakkı karıştırdı gizledi) demektir.
Sa’leb’ten zikredildiğine göre Eddeccal yalancıdır çok yalan söyleyen herkes deccal’dir. ibni Farisin: Sa’lebten zikrettiğine göre: Eddecel karıştırmaktır. Cemi: Deccaluyn’dur. Bir rivayete göre İsa’ya (a.s.) bilahilaf (hilafsız) mim’in fethası, sin’in tahfifiyle El-Mesih denilir. Meşhur olan görüşe göre deccala da aynı şekilde mesihu deccal denilir. Bir rivayet göre: Mim’in kesresi, sin’in şedde ve tahfifiyle de denilir. Bir görüşe göre aynı şekildedir. Fakat hı’ ile ve sin’in şeddesiyledir. Ebu Ubeyde ve Leys’in dediklerine göre İsa’nın (a.s.) mesihle vasıflandırılması muarrebtir. (Arapça olmayıp sonradan takılandır.) Fakat aslı şin’le mesih’tir. Bu sigasıyla istkakı (türediği yer) yoktur. Cumhur müştak (türemiş) olduğunu söylemiştir.
İbni Abbas’ın dediğine göre: İsa’nın (a.s.) tılsım için el sürdüğü her hasta veya deli şifa bulmuştur. Bir rivayete göre o Essiddeyktir. Bir görüşe göre ayaklarının altı düztaban olduğundan mesih adı verilmiştir. Bir rivayete göre Zekeriyya’nın (a.s.) ona el sürmesinden mesih denilmiştir. Bir görüşe göre yeryüzünde çok dolaşıp gezdiğinden mesih denilmiştir. Bir rivayete göre annesinden doğarken yağla yağlanmış halde çıktığından mesih denilmiştir. Bir görüşe göre doğduğunda bereketle donatılıp mesh edildiğinden mesih denilmiştir. Bir rivayete göre Allahu Teala ona mesh ettiğinden (iyi bir mahluk olarak yarattığından) mesih denilmiştir ve daha başka şeylerden ötürü denildiği de söyleniyor.
Deccal’a mesih denilmesinin sebebi bir görüşe göre iki gözü kör olduğundan bir görüşe göre şaşı olduundandır ve A’ver (şaşı) olana mesih denilir. Bir rivayete göre deccal çıktığında yeryüzünü gezdiğinden mesih denilmiş ve daha başka sebeplerden ötürü söylendiği de belirtiliyor.
“El-Fey’etu” Murat olunan El-vat’u (cima)dır. Cima etmekten geri dönene fae deniliir. Zira o cimadan men edilip sonra geri dönmüştür.
“Ezzihar”Ezzahr (sırt) kelimesinden müştaktır. Hanımına sırtın anemin sırtı gibidir deyip kaçların annemin kalçalarına veya karnına benziyor demesinin sebebi: Serf’ın biniş veya binek yeri olduğundandır. Zira hanım kocanın bineyi konumundadır.
Bu ifadeler, İbni Kuteybe, Ezheri ve diğerlerinin kelamlarından birer özettir.
“El-Udvu-İdvu” Ayn’ın zamme ve kesresiyle uzuv anlamındadır.
“Esahhur-rivayeteyni” Şafii’den gelen en sahih iki rivayet edemektir. O da en sahih iki kavl (söz) demektir.
“Neva tahrime ayniha” Malın zatının tamamını haram kılmaya niyetlendi.
“........” Tudire bil ameli) Ta’nın zammesi dat’ın keresiyledir. Amelle zarar gördü demektir.
“.......” El-ama: Maksuredir) Ya’yla yazılır. Ama, kör manasındadır.
“El-Hinsir vel binsir” İki kelimenin ilk harflerinin ve sad’larının kesresiyledir. Hinsir: Küçük parmak binsir küçük parmağın yanındaki parmaktır.
“El-Enmuletu” kelimesinde dokuz lugat (görüş) vardır. Hemzenin: Fethası, kesresi ve zammesi ve mim’inde üç şekilde gelişiyledir. En fasih ve meşhur görüş hemzenin fethası mim’in zammesiyle gelmesidir. Lugat ehli cumhurunun görüşüne göre “Enamil” parmak uçlarıdır. Şafii ve arkadaşlarına göre “Enamil”: Büyük parmak dışında diğer parmaklarda üç boğum (mafsal) vardır. Hakeza: Ebu Amr Şeybani, Ebu hatim sicistani, cermi ve diğer bazı büyük lugat imamları da bu görüşü benimsemişler. Geniş bilgi için tehzib kitabına müracaat edilebilir.
“El-Avrau vel Arcau” İkisi de mendudeyle yazılır. “El-Arec” ra’nın fethasıyla “Arice”nin mastarıdır. Vezni: Arice, ya’recu, arecen, fehuve A’recun vehum urcun ve urcanun “Arecehullah” vema eşedde Arecehu gelir. Arec: Topal manasında “Avrau”da tek gözlü demektir.
“El-Mecnunul mutbek” Ba’nın fethasıyla, deliliği çoğalıp devam eden kimsedir. Arapların söylediği şu sözde devamlılık arz eden durumlardandır. Ba’nın fethasıyla: El-Himmal mutbaka devam eden yasaklar demektir.
“Ennehiyf” Muhzul (şakacı) vennehafetu: Huzal (şaka) ve nehufe: Enhafehu gayruhu (başkası ona şaka yaptı) manalarına gelir.
“Vein ğeddahum, ve Aşşahum bizalike tem yuczihu” Manası: Öğlen ve akşam yemeklerinde onlara hurma, kuru üzüm veya keş denen yoğurt (süzme yoğurt) veya keşpeyniri denen yemekleri yedirmesi. Kafi gelmedi bilakis onları ona vermesi gerekir (temlik hakkını).
“Vela yecuzu def’ul keffareti ila men yelzemuhu nefeketuhu” Bilakis “ha”sız bir şekilde ila menyelzemu denilmesi gerekirdi. Zira sahih olan: Keffaretin ecnebilere verilmemesi ve nafakanında akrabaya ve eşine vermesi gerekir.
“Ve yekfihi fi niyyeti en yenviyel itka Evissanime evil it’ame anil keffareti ve kile yelzemuhu en yenviye fissavmi: Ettetabui kulle leyletin vekile fi evvelis savmi, vessahihu ennehu la yelzemuhu zalike” Essahihu ennehu la yelzemuhu zaike sözü fazlalık olduğundan pek ihtiyaç olunmaz çünkü “ve yekfihi finniyyeti....” sözü bu anlamı ifade ediyor. Keffaret için azad etmek veya yemek yedirmek için niyet yeterlidir. Bir görüşe göre oruç için her gece niyet gerekir bir rivayete göre sadece orucun başında niyet etmek yeterlidir ve sahih olan gerektirmesidir.
“El-lian” El-Mülaanetu vet-telaun: Erkeğin hanımıyla lanetleşmesidir. Vezni: Telaenna velteanna ve laenel kadi beynehuma şeklinde gelir. Adamın şu sözünden ötürü “lian” denilmiştir. Ben yalancıysam Allah’ın laneti üzerime olsun.
Alimlere göre: Boşanma durumları için “lian” lafzı “⁄adab” lafzına tercih edilmiştir. Her ne kadar iki lafızda lanetleşme anında konuşulsa da lian tercih sebebi olmuştur. Çünkü “lian” lafzı ayeti kerimede Ellian suretiyle” geçmektedir. Zira erkek bu yönde kadından daha güçlü olduğundan kadından daha önce başlamaya muktedirdir. Zira bazen erkeğin lanetiyle kadının laneti arasında fark vardır. Bir görüşe göre Ella’ndan olan lafza lian denilmesi kovulma ve uzaklaştırma ifade edişindendir. Çünkü kadınla erkek’ten herbiri birbirlerinden uzaklaşıp ebediyyen nikahlanmaları haram oluyor. Talak vs.yle boşanan kadın ve erkeğin durumu böyle değildir. Alimlerin cumhuruna göre “lian” yemindir; bir rivayete göre şehadettir. Bir görüşe göre “lian” şaibei şahadettir. Bir rivayete göre aksidir.
Bazı alimlere göre yemenlerde müteaddidlik yoktur ancak davacı için davanın başında lanetleşme ve karşılıklı yemin vardır.
“El-Bidayeh” Namaz vakitleri babında izahı yapıldığı gibi bu lafız hemzeyle gelmesi caiz değildir.
“Edder’u” Savunmak, kaçınmak, sakınmak manalarına gelir.
“Vein ubdile lafzus şahadeti” Hemzenin zammesiyledir. Manası: Şahadetin lafız şekli değiştirilse.
“El-Halif” Ha’nın fethası, lam’ın kesresiyledir, lam’ın cezimli ha’nın fetha ve kesreyle gelmesi de caiz’dir. Yemindir.
“Lem yectemi maaha” Bu ibare: Haririnin “durretul ğavas” kitabında kabul etmediği lafızlardandır ve hariri şöyle diyor: Falanca filanla toplandı denilmez ancak falan falan kişiler toplandılar denilebilir. Cevheri bazı yerlerde şöyle demiştir: Cameehu alakeza demek onunla bir şey üzerine toplandı.
“Ev-Etet bihi li ekseri min erbai sin’in minhine ictemea meaha” En son toplantılarındandı. Bir görüşe göre minhine farekeha şeklinde deseydi cümle daha isabetli ve açık olurdu.
“Eşşebeh” Şin ve ba’nın fethasıyladır.
“El-Müşabehetü” Benzerlik demektir. Cemi: Meşabih’tir. Yalnız benzeri yoktur mehasin ve mezakirde olduğu gibi.
“Eşşibhu” Şin’in kesresi ba’nın cezmi ve şin ve ba’nın fethasıyla (misl) manasındadır.
“El-Kaifu” İzve benzerlikleri araştıran izcidir. Cemi: Kafetun’dur. Baiun ve baetun misalidir.
“Huyyie” Hemzelidir. Bir şeyin hazırlanmasıdır.
“Mücerreben” Ra’nın fethasıyla tecrübe edilmiş manasındadır.
KİTABUL-EYMAN
Daha önce “talak” babında da geçtiği gibi “yemin” men, teşvik ve tasdik etune manalarına gelir.
“Ellağv” Sakıt olan lağu etme iptal etme anlamına gelir.
“El-Yeminul ğamus” Gaynın fethasıyladır. Zira bu yemini yapan günaha girdiğinden veya büyük günahlardan olan bu yemini yapmasıyla ateşe girmeyi müstehak olmasından ötürü yemini gamus denilmiştir.
“El-Kuddus” Allahu Teala’nın isimlerinden biridir. Manası: Allahu Teala’nın layık olmadığı sıfatlardan beri olması demektir.
“El-Müheymin” Bir rivayete göre müheymin “şehit” manasında bir rivayete göre “şahit” manasında olduğu söyleniyor. Ebu Ubeydin dediğine göre Halil ve Ebu Ubeyde şöyle demişler: Müheymin: Rekib (mürakabe eden) hafız manasındadır. Bir rivayete göre “Emin” manasındadır. Lugatçılar şöyle demişler: Muheymindeki “ha” hemze harfinden bedeldir. Asleysa müeymindir. Herekte ve Erekte kelimelerinde olduğu gibi. İbni Enbari: “Müheyminin” mufey’il vezninde emin manasında olduğunu söylemiştir.
“Ve celalullah” Lugatçılar “celal” kelimesine Allah’ın azameti, kibriyası ve medh sıfatlarına müstehak olan diye nitelendirmişlerdir.
Bir rivayete göre celleşşey’u demek: Büyüdü yüce oldu anlamındadır. Ecleltuhu: Yücelttim, kadrini bildim anlamındadır. Celal isim celaletu’da mastardır.
Esmai: Allah’tan başkasına celal denilmez demiştir.
Vahidi: Celal ismi ancak Allah’a müstehaktır demiş.
“Le Amrullahe” Ayn’ın fethası mim’in cezmiyledir. Arapça lugat uzmanları arapların bu cümleyi yemin için kullandıklarını söylüyorlar. “Le Amruke” ömrüne yemin olsun demektir. Daha öncede açıklaması yapıldığı giib “Amruke” kelimesinin üç lugat şekli vardır. Bir rivayete göre fetha dile daha kolay geldiğinden yemin için kullanmayı tercih etmişlerdir. “Le Amrullahi” kelimesinin manası: Allah’ın iyiliklerine ihsanlarına yemin olsun demektir.
“Ala Ahdillahi ve misakihi ve zimmetihi ve emanetihi ve kefaletihi” Bütün lafızlar birbirine yakın manalardadır manası: Allah’ın, ahdi, misakı, zimmeti, emaneti ve kefaletine yemin olsun demektir.
“Eymanul Bey’ati” Ba’nın fethasıyla: Haccac bin Yusuf’un: Talak, azat etme, adak, sadakalar ve kuvvetli yemin veya te’kidli yeminlere şamil olan düzenli yemin tertipleridir.
“El-⁄elek” Gayn ve lam’ın fethasıyladır. Mim’in kesre ve zammesiyle miğlak ve muğluk aynı manaları ifade ve kapının kapatılmasına yarayan bir şeydir.
“Essathul muhaccer” Üzerinde duvar örülen yüzeydir.
“El-Kirau” Medle kira anlamındadır.
“Ennukdu”Nun’un zam)mesiyle olması meşhur olan görüştür. Leys, Ezheri ve muhkemin sahibi zammeden başka şekliyle zikretmemişler ama İbni Faris ve Cevheri “nun’un” kesresiyle de olduğunu zikretmişler ve yıkılmış harap olmuş bina anlamındadır demişler. Son zamanda gelen bazı alimlerin “mühezzeb” te sadece kesreyle olduğunu zikretmeleri kötü bir durumdur ve Cevheri’nin sıhahta zikrettiğini kendine dayanak alarak kesreden başka şekilde gelmez vehmine kapılmıştır.
“El-Edem” Hemze ve dal’ın fethasıyla “Ediym” kelimesinin cemidir. Efeke ve Efiyk’te olduğu gibi. Cevheri: Rağif ve Erğigetu’da olduğu gibi cemi “Edime” vezninde de gelebilir demiştir. Edimetu: Derinin içini dışına getirmek demiktir.
“El-Fetit” Vel Fetut: İki fa’nın fethasıyla ekmek anlamında “El-Fettu”da: Kırık, kırmak anlamındadır.
“Fele fezehu” Fa’nın fethasıyladır. Vezni: Derebe, yedri bu darbende olduğu gibi lefeze, yelfizu, lefzen gelir içinde olanı attı anlamındadır.
El-Mermeyyuya/lam’ın zammesiyle “lufazetun” adıda verilebilir.
“El-Asiydetu” Bulamaç aşı demektir. ibni Kuteybe “Edebul Katib” kitabında şöyle der: Aside: Arap halkının şehir veya zengin tabakasının yemek çeşitlerinden kabul gördüğü bir yemek türüdür un ve yağla karıştırılıp burma haline getirildiğinden asiyd denilmiştir. Başının veya boynunu bükerek eğip çevirene asid denilir.
“El-Kuliyetu” Kef’in zammesiyledir. Cevheri’nin dediğine göre “El-kulvetu” kef’in zammesi vav’ın fethasıyla gelmesi de bir lugat çeşididir. İbni Sikkiyt ve diğerlerinin dediğine göre kef’in kesresiyle “kilvetun” denilmez. Cemi: kulyat ve kula gelir böbrek demektir.
“Esserb” peltek seyle) Peltek se’nin fethası ra’nın cezmiyledir. İç organları bağırsak karın mide vs. kaplayan ince yağ tabakasıdır.
“El-Keriş” Ra’nın kesresiyledir ama cezimle kerş ve kirş’te caiz’dir. Lugat ehline göre “keriş” hayvanlarda karın insanlarda mide anlamında müennes bir kelimedir.
“Ettihal” Tı’nın kesresiyle dalak demektir.
“El-Udmu” Hemzenin ötresi dal’ın cezmiyledir. Elif’in ziyadesi ve hemzenin kesresiyle “El-İdam” sigasında da geebilir. El-Uduv ve idam aynı manadadırlar. Müfretleri isimdir. Esmerliği artsın diye ekmeği katığa bulamaktır. Vezni: Edemel hubzu ye’dimuhu dal’ın kesresiyle darebe yedribu gibidir. “İdam”ın cemi “udum” gelir. Hemze ve dal’ın zammesiyle kitap ve kutup ihab ve uhub gibidir.
“El-Busr” Ba’nın zammesi sin’in cezmiyle hurma koruğunu olmuş hurmayla karıştırıp meşrubat yapmaktır.
“El-Munessifu” Mim’in zammesi, nun’un fethası ve şeddeli sad’ın esresiyle lugatçılara göre hurmanın ilk semeresidir. Nehl (Hurma): Önce çiçek, sonra koza, sonra biraz yetişir helal okur sonra beleh (yaş hurma çeşidi) sonra busr (ekşimtırak) sonra ruteb (tatlı hurma) ve en sonunda temr (kuru hurma halini alır). İrtab (küçük henüz yeni yetişen hurma busr (koruksu ekşimtrak) un yarısı kadar olunca münassifeh adı verilir. Hurma kuyruk kesiminden yetişip henüz yarıya ulaşmamış haine müzennibeh denilir. Bundan başka isimleri de vardır. Müfredi “busretun” gelir. Çoğuluna busur, busurat, busrat, buserat gelir. “Ebseretinnahlu” Hurmanın semeresi busr haline geldi demektir.
“Eşşiyraz” Şin’in kesresiyle: Kaynayıp çok katı halde olan süt’e veya çok ekşi olan süte denilir.
“Edduğ” Dal’ın zammesi vav’ın cezmi ve gayn’la yağı alınmış sululuk hali bitip katı olan süt’e denilir.
“Ellor” Lam’ın zammesi, vav’ın cezmi ve ra’yla lor, çökeek demektir. Bazı beldelerde Kariyş’te denilir.
“El-Masl” Mim’in fethası, sat’ın cezmi ve lam’la yoğurt veya süt bir kaba konulup damlayan sütünde elde edilen bir şeydir veya süzme yapmak için süt veya yoğurdu herhangi bir şeye koyup damıttıktan sonra oluşan süzme yoğurt veya süte El-Masl denilir.
“El-Kesk” Kef’in fethası şin’in cezmi ve kefle bulgur ve süt karışımıyla olan bir yemek türüdür.
“Ve in halefe la yeşemur-reyhanu” Meşhur olan lugata göre şin’in fethasıyladır. Ebu Ubeyde, ibni Sikkiyt cevheri ve bazıları zammeyle olduğunu belirtmişler. Birinci görüşe göre “şemimtu” birinci mim’in kesresiyle “Eşemmu”de şin’in fethasıyladır.
İkinci görüşe göre “şememtu” mim’in fethasıyla ve “Eşummu” şin’in zammesiyledir.
“Erreyhan” Ra’nın fethasıyla reyhan çiçeğidir.
“Eddeymuran” Dat’ın fethası, ya’nın cezmi, mim’in zammesiyle fars reyhanıdır.
“Eddır’u” Dal, ra ve ayn’la demirden yapılmış zırhtır. Cumhura göre müennes bir kelimedir.
Ebu Ubeyde, Cevheri ve bazı alimler müzekker ve müennes olabileceğini belirtmişler. Cemi: Edru ve Edra gelir çokluk için cemi duru gelir. İsmi tasğiri (küçültme ismi) Durey’udur. Dır’ul mer’etimi Edrau gelir. Veddereatil mer’etu dır’aha kadın zırhını giydi demektir. “Deratha iyyahu” kadın zırhı ona giydirdi demektir.
“El-Cevşen” Cim ve şin’in fethasıyla El-cevşen sadi (göğüs) ve Edder’u (zırh) anlamındadır.
“Enna’lu” Müennes bir kelimedir. Ayakkabı terlik anlamındadır.
“El-Hatemu-Hatimu” Ta’nın fetha ve kesresiyledir. İbni Kuteybe, Cevheri ve Halaik’in zikrettiklerine göre Hatemu, Hatimu, Hatamu, Haytamu şeklinde dört meşhur lugat vardır. Cemi: Hevatim’dir. “Tahattamtu” yüzük taktım, “Hattemtu zeyden” zeyde yüzük taktım demektir.
“El-Mihneketu” Mim’in kesresi, hı’nın ezmi, nun’un ve kaf’ın fethası: Ta’nın zammesiyle “Hunak” kelimesinden türetilmiştir. “El-Muhanek” hı’nın fethası ve nun’un şeddesiyle boyun’dan asılma yeri veya dar ağacıdır.
“El-lulu” Nikah babından önceki babta izahı yapıldığı üzere 4 lugatı vardır.
“El-Menn” El-minnetu vel imtinan: Birine yapılan bir şeyten ötürü başa kalkmak, minnet etmek ve sürekli yaptığı şeyi tekrar tekrar söylemektir. Lugat ehline göre: “Menn” kelimesinden müştak ve kesmek eksiklik anlamındadır. Hayata son verdiğinden ölüme menun denilmiştir.
Minnet diye isimlendirilmesi: Nimetin kadrini eksilttiğinden ve karşıdakini mutsuz ve karamsar yaptığından ötürüdür.
“Ev leyse men iştera lehu” İşteradaki ta’nın fethasıyla manası: Üzerine yemin edilen, vekalet yoluyla yemin edene elbise satın aldı demektir.
“Velem yekbidhu” Ya’nın fethasıyla kabz etmedi demektir.
“Essurriyyeh” Vetteserriy: Fuayliyye vezninde gelmiş cima etme manasındadır. Nikah babının başlarında tam izahı yapılmıştır.
“Tuhsanul Cariyetu” Köle kadınların meşru cima dışında yaptıkalrı: Saç göğüs ve diğer yerlerini açmaları ve dışarı çıkma gibi durum ve fiillerden cariyenin menedilmesidir.
“El-Hukub” Ha’nın zammesi kaf’ın zamme ve cezmiyledir. Lugat uzmanlarına göre hukub dehr (zaman) manasınadır. Bir görüşe göre cemi “Ehkab” vezninde gelir.
“Ve in lem ytehakkek lem yeburre vel-vere’u en yukiffire” Bu cümle kitabın diğer nüshalarında belirsiz bir şekildedir. İsabetli olan görüş musannıfın nüshasından zaptı yapılan ve itkan sahibi kişilerin yaptığı tahkikli şeklidir. “Le yebure” ibaresinin kullanım şekli müzeni’lere göredir. Şafii’de “yeburre” olduğunu belirtmiştir. Bu ihtilafta nüshalarda olan belirsizlik sebebidir. Musannıfın asıl nassı olmayıp muharrec olan nassı almasında bir sakınca yoktur. Bazen alimler asıl nassı olmayıp muharrec veya şerh durumunda olan lafızları ele alıp tahlil ederler.
“El-verev en yukeffire” cümlesinin manası: Evla olan yemin ettiği şey üzere yeminini gerçekleştirmemesi bilakis yeminden dolayı keffaret vermesidir.
“El-Cur’atu/cer’atu” Cim’in zamme ve fethasıyladır. İbni Sikkit ve diğer bazı alimlerin belirttiğine göre “ceriatul mae” meşhur rivayete göre kesreyledir. Cevheri bir rivayetinde fethayla olduğunu belirtmiştir. Cur’a: Yudum, yudumlamak demektir.
“Anne lehul istisnae” İstesnayı ona sundu.
“El-Kisvetu/Kusvetu” Kef’in kesre ve zammesiyledir. Cemi: Kisen ve Kusen gelir. Vezni: Kesa, yeksi, kusen ve kisen’dir. “Kesevtuhusevben” ona elbise giydirir. “Fektesa”: Elbise giydi demektir. İbnul Arabi, İbni Faris ve diğer alimlere göre mindil kelimesi “nedl”den türemiştir. Nedl nakletme manasınadır. Birinden diğerine ve diğerine naklolup taşındığından mindil denilmiştir. Bir rivayete göre mindil denilmiştir. Bir rivayete göre mindil kelimesi: Elveseh (peslik) manasında olan kelimeden türemiştir. Mendille bu pislik izale edildiğinden mindil adı verilmiştir. Lugat uzmanlarına göre bir rivayette “teneddeltu bilmindil” mendille temizledim denilir. Cevheri bir görüşe göre temendeltu denildiğini söylemişsede kisai bu görüşü benimsemeyip inkar etmiş ve bir rivayete göre, temeddeltu denildiğini belirtmiş.
“El-Mi’zer” Mim’in kesresi, hemzenin cezmi keskin za’nın fethasıyladır ama daha önce görüldüğü gibi hemzenin terkedilmesi de caiz görülmüştür. Lugat uzmanlarına göre mizer: İzar (çarşaf örtü) demektir diyorlar.
Cevheriye göre “mizer” lehife, yelhefu milhefun ve lihafun mikremun ve kiramun kelimelerinin benzeridir. Kiram ve mikram (üzerinde rakam ve nakış olan örtüdür). Lihaf yorgandır.
“El-Kelensuvetu” Kaf ve lam’ın fethası ve sin’in zammesiyledir. “El-kulensiyep” Kaf’ın zammesi, lam’ın fethası, sin’in fethası ve “ya” iledir. Bu vezinde gelişi iki meşhur lugata göredir. Bir rivayete göre “kalenşat” gelir.
Metali kitabında belirtildiğine göre bu kelimenin ismi tasğirinde ve cemin de üç lugat çeşidi vardır: Kelanis, Kelaniys yayla ve Kelasin gibi örtmek takmak manasında olan “kelese”den türemiştir. Kelense de bulunan “nun” zaittir. Kelensuve: Şapka, tac, miğfer vs. gibi başa takılan şeydir. Bir görüşe göre Kelensuve’ye Kummeh’te denilir.
Ebu Amr Zahid’in Fasih kitabının şerhinde belirttiğine göre “Kelensuve” Russeh, Kub’u, Serr veya sur, Feğğaneh kelimelerinin tümü bekçi veya korumacıya art olan güneş şemsiyesi, içerisi daracık olan gölgelik veya kovuğudur.
“El-Helek”Hı’nın ve lam’ın fethasıyladır) Yıpranmış eski elbisedir. Cemi: Hulkan ve Ehlak’tır. Vezni: Helake, Heleke, Helike’dir. “Ehleke” kelimesinde dört lugat vardır. Vehtelektuhu onu yaprattım eskittim demektir.
KİTABUL-UDEDİİLEL-CİNAYAT
Ezheriye göre kadının iddeti doğurmak, hayız temizlik veya aylara göredir. Cemi: Uded ve aslı Adde’den türemiştir.
“Vein kanet baineten” Bütün nüshalarda ve musannıfın nüshasında zaptı böyle geçmiştir. Bainetun bir lugata göredir. Başka bir lugata göre bainun gelmiştir. Bain: Yeni bir akitle dönüşü mümkün olan talakla boşanmış kadındır.
“Erbeate Eşhurin ve Aşra” Gün ve geceleriyle dört ay on gün demektir.
“İiteddet bi şehreyni ve hamsi le yalin” İbare bu şekilde yanlıştır isabetli olan görüşe göre “Hamseti eyyamin bileyaliha” gelmesi gerekir. Manası: Gün ve geceleriyle beş ay beş gün iddet gördü.
“El-İhdad” Ha ve iki dal harfiyledir. Hadd: Men yasak manasındadır. İddet esnasında kadın ziynetlenmekten alıkonulduğundan ihdad denilmiştir. Vezni: Eheddetil mer’etu ihdaden- ve heddet, tehuddu ve tehiddu’dur.
Esmai: Eheddet sigası dışında hiçbir sigayı caiz görmemiştir. Eheddet: Zinetten menedilme vaktinde olan manasında haddun manasındadır. Bir görüşe göre haddetun vezninde gelmesi caiz değildir.
“Terciluş-şaeri” Su veya yağla ıslatıp tarakla saçı taramaktır. Cümlede murad olunan yağla taranıştır.
“El-İsmid” Hemzenin kesresi, peltek se’nin cezmi ve mim’in kesresiyle sürme taşı demektir.
“Essebiru” Sat’ın fethası ba’nın kesresiyledir ama ba’nın cezmide sat’ın fetha ve kesre gelişiyle caizdir. Azvay denilen bir çeşit acı ağaç suyu veya usaresidir.
“El-berzeh” Ba ve keskin za’nın fethası ra’nın cezmiyle ihtiyaçlarını gidermek ve erkeklerle görüşmek için dışarı çıkmayı adet edinen kadındır.
“Fe iza veffet ve receat” Fa’nın şeddesiyledir. Bir rivayete göre vezni: Evfa fulanun el-Hakka ellezi aleyhi ve veffahu gelir. (Üzerinde olan hakkı yeterli derecede ifa etti verdi demektir). Vefe ve veffa şeklinde iki lugatı vardır. İstevfa hakkahu ve teveffahu aynı manadadır. (Hakkını ifa etti) demektir.
“Fiha zurahimin mahremun” “Mahremun” kelimesinin raf’asıyladır. İbare bu şekilde açıkta olsa henaz ilme yeni başlayanlar bazen hata edebilirler.
“el-Bezau vel-bezatu” Ba’nın fethası ve zal’ın meddiyle fuhuş, kötü demektir. Fulanun beziyyullisan (falancanın dili kötüdür, ağzı bozuktur) demektir. Velmer’etu beziyyetun (kötü kadın) demektir.Cevheri’nin belirttiği bir görüşe göre vezni şöyle gelir: Bezevtu Alel kavmi ve ebzeytul ve ked bezuverreculu yebzu (vavla) bezaen’dir.
Bazı görüşlere göre bütün bu sigaları hemzelidir. Çoğunluğa geöre hemze olmadan sigalar vavla gelir.
“El-Ehmau” Erkeğe göre kadının, kadına göre erkeğin akrabalarıdır. Esmai İbnul Arabi şöyle dedi der: Ehmaurvecul: Kocanın hanımının erkek ve kadınlardan oluşan mahremleridir. Sat’la El-Eshar: Evlilik bağıyla oluşan erkek ve kadının akrabalarıdır.
Ehmau kelimesinin müfred sigası için dört lugat çeşidi vardır: Hemen-Kefa ve kefen gibi. Vavla hamvu/ebu gibi. Hemun/Ebin gibi. Him’un/mimin cezmi ve hemzeyledir aslı hemevun’dur ve hematun/kocaya göre hanımın annesidir. Cevheriye göre bundan başka lugatı da yoktur.
“El-Meksid” Sad’ın kesresiyle maksat demektir.
“Kuddire leha mukamu müddefi” Mim’in zammesiyledir. Manası: Kadına ikamet müddet belirlendi.
“El-İstibrau” Med ile rahmin temizlenmesini istemek, talib etmektir.
“Şehrani ve hamse leyalin” İsabetli olan görüşe göre hamsetu eyyamin bileyaliha gelmesidir. Manası: İki ay beş gün demektir.
“Erredau verredaetu” Ra’nın fetha ve kesresiyle emzirmek demektir. Mesela: Kad radiassebiyyu ummehu (Annesi çocuğunu emzirdi). Vezni: Redia, yerdeu red’an gelir. Cevheri: Necd ehlinin şöyle dediğini nakleder: Redie, yerdiu, red’an (Derebe, yedribu darben gibi) ve Erdeathu ummuhu (Annesi onu emzirdi) ve imreetun murdi (emziren kadın) ve emzirmekle vasıflandırılmak istendiğinde “Murdiatun” denilir.
“Sare leha lebenun” Sütü olmaya veya çoğalmaya başladı.
“Essedyu” Peltek se’nin fethasıyla (göğüs meme demektir). Müzekker de müenneste olur. Ama müzekker hali daha meşhurdur. Musannıf şu sözünde müennes olarak getirmiştir. (Cena Alassedyi fe şellet) Cemi: Usdin ve sudiyyun ve sidiyu’dur. Sedy: Hem erkek hem de kadın için olur. Çoğu kez kadın için kullanılır. Bazıları sadece kadına has kılmış ama isabetli görüş ilk görüştür.
“Hamsetu evanin” Evla olan bir görüşe göre Hamsetu aniyetin denilmesi gerekirdi çünkü “Aniyetu” kelimesi inaunun cemidir. Evani kelimesiyse cemin cemi olduğundan adedin beşten fazla olması gerekir. Bu söylenen üzerine en az adetle gelen cem isnan ve cemin cemi’nin en az adeti de dört olur.
“Hurrime, velem yuherrem kulluhu” Ra’nın şeddesiyledir.
“Vekeat katretun fi hubbi main” Ha’nın ötresi ba’nın şeddesiyledir. Habiyetun (küp) manasındadır. Hubbi: Farsça asıllı murab bir kelimedir. Habiyetuysa: Fasih arapça bir kelimedir. “Hubbi”nin cemi: Hibab ve hebebedir.
“Tekeyyee” hemzelidir kusmak anlamındadır.
“Ennefeketu” İnfaktan türemiştir çıkartmaktır. (Nafaka vermektir).
“El-muddu) Emdad ve midod sigaları üzerine cemi gelir.
“El-Muşt” Bir çok lugatı vardır: Must, muşut, mişt, mimşet. Bir görüşe göre: Muşta: Mişkau, mişken hemzeli ve hemzesiz, müşeykau memdudeyledir ve yine miked, mircel, keylem denilir. Bütün bu sigaları Ebu Amr zahid rivayet etmiştir.
“Mürtefi” Fa’nın kesresiyle yüksek demektir.
“El-Medas” Mim’in fethasıyladır ama kesreyle olduğu da rivayet edilmiştir. Ayağa giyilmesi için dereden yapılan sandal’dır.
“El-Milhefetu” Mim’in kesresiyle iltihaf’tan türemiştir. Yorgan battaniye demektir.
“El-Visadeh” Vav’ın kesresiyledir. Bir görüşe göre El-İsadetu’da gelir. Bu görüşü Cevheri ve diğerleri nakletmiştir. Yastıktır..
“Ezziliyyeh” Keskin za’nın kesresi lam ve ya’nın şeddesiyledir. Cemi: Ezzelaliy’dir. Halı ve yünlü battaniye çeşitlerinden biridir.
“Ellibed” Lam’ın kesresiyledir. Cemi: Lubud’tur. Bir yerde durmak ikamet etmektir.
“El-Kefife” Kaf’ın fethası, ta’nın kesresi ve fa’nın fethasıyla kadifedir. Cemi: Ketayif Kutuf gelir. Sehaif ve suhuf gibi.
“El-Hadimu” Hizmetçi demektir. Hasız olarak erkek ve kadın hizmetçilere ıtlak olunur. Zayıf bir rivayete göre müennes için hadimetun denilmiştir.
“El-Miknaatu” Vel-Miknaa: Ettekennu’dan türemiştir. Cevheriye göre kina, miknaa’dan daha kapsamlıdır. Başörtü peçe anlamlarına gelir.
“El-Abaetu” Ayn’ın fethasıyla ve ba’nın med ve fethasıyladır. Abaetu ve Abeyetu şeklinde iki meşhur lugatı vardır. İbni Sikkite göre çoğunlukla medle gelir paketlemek demektir.
“El-Fervu” Cemi: Medle Firau gelir. Kürk ve post manalarına gelir. Meşhur olan lugata göre Fervun “ha”sızdır. Musannıf ise hayla fervetun kullanmıştır. Bu da İbni Farisin mucmelde zikr ettiği zebiydininde ayn’ın muhtasarında zikrettiği bir lugat çeşitidir.
Zebiydi Ferv ve Fervetun giyilen kürktür deyip ikisini de aynı manada kullanmıştır.
El-Ferv-Firav’nun müfredidir. Cübbeye benzeyene Fervetun denilir.
“Nefeketul valideyn” Dal’ın kesresiyle anne babanın nafakası demektir.
“Fukarau zemna” Maksuredir, ya ile yazılır. Zeminemin cemidir. Zamanın kötürüm fakirleri demektir.
“El-İfaf” Fahiş şeylerden kaçınıp iffetini namusunu korumak için evlenmektir.
“Yuclisul ğulame” Ya’nın zammesiyle köle veya çocuğun oturtulması demektir.
“Fe inlem yef’al” Yani yemek sahibi yapmazsa.
“El-Keylulete” Öğlen ve ikindi arasında yatmaktır.
“Erkebuhu ukbeh” Ayn’ın zammesiyle nöbetleşe binmek demektir.
“Vecebe Aleyhil kıyamu bi alefiha” Lugatçılara göre Alef: Hayvanlara yedirilen arpa, saman vs. yemlerdir. Lam’ın cezmiyle Alfu mastardır. aleftuha Alfen vezinlerinin gelişiyle iki vezni vardır. Manası: Hayvanların yemini vermesini üstlenmesi gerekir.
“Fetuhmelu en tu’tek” Birinci ta’nın zammesiyledir.
“El-Hedanefe” Ha’nın fethasıyla çocukların terbiyesi demektir (ana okulu). El-Hidn (datla) kelimesinden türemiştir. Cemi: Ehdan’dır. Hidn: Cenb manasındadır. (Yan taraf demektir). Çocuğu yanına alıp terbiyesini verdiğinden hidn denilmiştir.
Ehdentuşşey’e: Ve cealtuhu fi hidni (bir şeyi yanıma aldım, himayeme koydum) demektir. Ve Hedentussebiyye (çocuğu yanıma aldım terbiyesini üstlendim) demektir.
“La hakke lilmer’eti iza nukihet illa en yekune zevcuha ceddet tıfle” kadın evlendiğinde çocuğun terbiyesini üstlenmeye hakkı yoktur. Zira evleneceği şahıs çocuğun dedesi olursa müstesna, olayın sureti şöyledir: Babası olan bir şahıs annesi olan bir kadınla evlenip ikisinden çocuk olursa ve çocuğun annesi öldüğünde çocuğun bakımı sorumluluğu anne annesine aittir. Anne annenin çocuğun dedesiyle evlenmesi müstesna, başka biriyle evlenirse sorumluluk sakıt olur. anne annenin evlendiği şahıs, kızının kocasının babasıdır. Hakeza anne anne çocuğun amcası ve amcasının oğlu gibi sorumlulugu bulunan kişilerle evlensede durum aynıdır.
KİTABULCİNAYAT
“El-Kısas” Kaf’ın kesresiyle Ezheri’nin rivayetine göre kısas: Mumasele manasında ve kesmekanlamında olan kasse kelimesinden türemiştir. Vahidi ve diğer alimlere göre izini sürme (tetebbu) manasında olan iktisasul eser’den türemiştir. Zira muktas (kısası yapan) olan caninin cinayetinin peşini bırakmayıp şer’i yolla hakkını mislini ondan olduğundan iktasul eser denilmiştir. Bir rivayete göre: İktasse min ğarimihi-vektassessultanu fulanın min fulenin demek (sultan veya kısası uyguluyan falancanın kısasını diğerinden aldı. İstekasse fulanun ulanen (falanca filanca da kısas talep etti) demektir.
“El-Keved” Kaf ve vav’ın fethasıyla: Katilin kısas yerine götürülüp ip ve benzeri şeylerle kısası yapma manasında olan “Kavedul müstekiyd”ten türemiştir. Kevedve kısas aynı manadadır.
“El-Cerhu” Cim’in fethası ra’nın cezmiyle: Cerehe, yecrihu cerhen’in mastarıdır. Zammeyle gelen “El-urh” isimdir. Cemi: Curuh’tur. el-Cirahetu cerh (yara) manasındadır. Cemi kesreyle cirah gelir reculun cerih ve imreetun cerih, ricalun ve nisvetun cerha vezinlerinde gelir. Yaralı kadın ve erkekler demektir.
“El-Mecniyyu aleyhi” Mim’in fethası, cim’in cezmi nun’un kesresi ve ya’nın şeddesiyle gelmiştir. Delilik isabet edendir.
“Vein ketele men la yukadu bihi fil muharebeti” Savaştayken bir müslümanın kafiri veya hür olanın köleyi veya babanın çocuğunu öldürmesi demektir. (Bu durumlarda kısas yoktur).
“El-cinayetu selasetun” Cinayet üç çeşit olduğundan selasetu kelimesi hayla gelmiştir.
“El-Hedef” Dal’ın fethasıyladır. Müsabeke babında bu kelimenin izahatı yapılmıştı.
“el-Hateu” Hemzeyledir. Bir rivayete göre vezni: Ahtee, yuhtiu ihtacn ve hateen’dir yapılmasında kaset bulunmayan fiillerdir. Kesreyle El-Hit’u ise ism (güneh) demektir. Hıtunun vezni şöyledir: Hatiy’e, Hit’en fehuve hatiun gelir. Alime ya’lemu ilmen gibidir. Allahu Teala bir ayetinde şöyle der: (İnne ketlehum kane Hit’an kebira) İsra/31. Hitan kebira büyük günah manasında kullanılmıştır. Bir başka ayet’te (Ya ebana isteğfirlena zunubena inna kunna hatiin) Yusuf/91. ayet. Bazen Hatin muhtiu (manasında gelir) ama zayıf bir görüştür. Gazzaliyse El-Hatiu’yu muhtiu manasında çok kullanmıştır.
“Vel-Hateu en yermiye ila hedefin” Hatayla yanlış hedefe atması demektir. Bu şekil hatanın suretlerinden biridir. Bu hatayı yapanda herhangi bir kasıt manasında yapmamıştır.
“El-Mevr” Mim’in fethası vav’ın cezmiyle El-⁄avr (atak) Ennufuz (hafif ince ok) vessirayeh (yaptığının aynısını yapmak) manalarını ifade eder ama mevr’in aslı (Harekettir). Bu manada bir ayet şöyle gelmiş. (Yevme temurus-semaru mevra) Tur/9. ayet göğün tabakaları marçalınıp hareket ettiği gün(kıyamettir).
“Eddeminu” Dat’ın fethası mim’in kesresiyle: Müteellim (acı elem isabet eden) manasındadır.
“El-Müsekkel” Mim’in zammesi, peltek se’nin fethası kafın etha ve şeddesiyle ağır şey demektir.
“Eşşahik” Yüksek yer demektir. aslı yüksek dağ tepesidir.
“Hasyeyhu” Hı’nın fethası sat’ın cezmi ve iki ya’nın tekrarıyla lugatta meşhur olan şeklidir. Cevheri ve diğer alimlerin Ebu Amr’dan naklettiklerine göre El-Hasyetan her iki yumurta (taşak) ve El-Husyan’da yumurtaların içinde olduğu deri veya yerdir. Cevheri’nin dediğine göre kesre ve zammeyle husyetun, hisyetunda denilir ama meşhur olan görüş zammeyle husyetun gelmesidir.
“El-Haniku” Hı’nın fethası nun’un kesresiyle: Henekehu yehnukuhu Haniken’in mastar’ıdır. Hı’nın fetha veya kesra gelmesiyle nun’un cezimli gelmesi de caizdir. Metali’in sahibinin zikrettiğine göre nun’un fethasıyla da gelir ama yanlış veya şaz bir görüştür.
“Ezzub yeh” Keskin za’nın zammesiyle lugat uzmanlarının dediğine göre: Aslan’ın avlanması için kazılan çukurdur. Cemi: Zubadır.
“Essilatu” Sin’in kesresiyle lugat uzmanlarına göre: Hurac’tır. Hurac: Bezelerin şişkinliğine benzer boş yüzde ve diğer yerlerde olan çıkıntı veya şişkinliktir. Cevheriye göre Hurac: Himmese ile bittiha arasında bir şeydir. Burda murat olan sılatu yara manasınadır.
“El-Huşvetu-Hişvetu” Ha’nın kesre ve zammesiyledir. Bu iki meşhur lugata göre iç organlar, bağırsak demektir.
“El-Vahiyyu” Aynı anda öldürülen manasındadır. Aslı El-Muhiyu’dur ama acil ölüm anlamında kullanılmıştır.
“El-Adud” Ayn’ın fethası dat’ın zammesi ve dalladır. Müennes bir kelimedir müzekkerde yapılabilir. Züccaci ve diğerlerinin dediğine göre “Adudun” müzekker yapılması caiz değildir. “Adud”: Kuyruk sokumundan omuzlara kadar olan omurilikler veya bel kemiğidir. Bir çok lugat çeşiti vardır. En meşhuru fethayla gelen “adud” tur. Ayn’ın fethası dad’ın kesresiyle “Adid” felir. Bu hal üzere ayn’ın kesreli, dat’ın cezimle gelmeside caizdir. Böylece beş lugatı olmuş olur.
“Eşsaccu” Cim’in şeddesiyledir. Vezni: Şeccehu, yeşuccuhu ve yeşiccuhu şeccen, fehu ve meşcucun ve şeciycun felir. el-Carihu (yaralı) ya şaccun denilir (yara demektir). Cemi: Şicac vezninde gelir.
“El-Hayf” Meyl ve zulum demektir. İntikam almak manasında kullanılır.
“El-Aynul Kaimeh” Beyazlığı ve siyahlığı safi olan gözdür. Fakat kendisiyle görülemeyen göz manasındadır.
“Eddev’u” Hemzeyledir dat’ın fetha ve zammesiyle gelebilir. Esmai, İbni Sikkiyt, ibni Kuteybe, Cevheri ve diğer alimlerin belirttiğine göre ışık manasında olan Eddiyau’dur.
“El-Hedeketu” Gözdeki büyük siyah bebektir. Küçük göz bebeği ise bakan gören kısımdır. Ayrıca gözde: İnsanul ayn ve mukletu diye kısımlar vardır.
İnsanul ayn: Gözbebeğidir. Mukletu: Gözdeki siyahlıkla beyazlığını bir arada tutan yağ tabakası veya et parçasıdır.
“ElCefn” Cim’in fethasıyla göz kapağı demektir.
“Veyuhazu cifnu bil cini, El-Ala bil A’la velyeminu bil yemin” Evla olan cümlede El-Eymenu bil eymeni demesi gerekirdi. Zikrettiği şekliyle cümlenin te’vil edilen takdiri ifadesi: Zul yeminu bizil yemin şeklindedir. ama meşhur ve yaygın olan görüşe göre muzaaf olan cümle hazf edilmiştir.
“El-Marin” Ra’nın kesresiyle burundaki yumuşak olan et kısmıdır. El-Kesebetu ise burnun genzinde olan kemiktir.
“El-Menhir” Mim’in fethası, nun’un cezmi, hı’nın kesresiyle burun deliğidir. Ve mim’in ve hı’nın kesresiyle gelen iki meşhur lugat çeşitidir. Cevheri’nin rivayet ettiğine göre mehur’da üçüncü lugatıdır.
“E-Ced’u” Cim’in fethası dal’ın cezmiyle burnun, kulağın elin veya dudakların kesilmesine denir. Vezni: Cedeahu, yecdeuhu fehuve ecdeun ve hiye ced’aun gelir.
“El-Meczum” Mim, cim ve zal ile cüzamlı eli kesilmiş ve parmaksız anlamlarına gelir.
“El-Ehşem” Hemze, hı şin ve mim’le koku alma duyusu kaybolan demektir.
“Ve tu’hazul uzunu bil uzuni vessahihu bil esem” Ferçek, sağlam olan kulak sağır olan kulakla kısası yapılır. Cümlede muzaaf durumunda olan “uzun” kelimesi caiz olduğundan hazf edilmiştir.
“Vela tuhazussahihatu bil-mahrumeti” Sağlam olan, bir kısmı sakit olan (düşen)le kısası yapılmaz.
“Ve tu’hazu bil-meskubeti” Kendisinden herhangi bir parça sakıt olmayan demektir.
“Essellau” Med’ ile kuru (felçli-cansız) olan kısımdır.
“Ellisan” Müzekker ve müennes olabilir. Müzekker yapılması halinde cemi: Elsinetu gelir Ehmireh gibi. Müennes olması halinde cemi: Elsunun gelir Ezru’un gibidir.
“Lisanun natikun” Bu cümle münasip olan şekliyle ilyuhazul Ahresu binnatiki) dilsiz olan konuşanla kısası yapılır.
“Eşşufr” Şin’in zammesiyle Fercin (kadın uzvu) kenarıdır. Şefru kulli şey’in harfuhu’dur. (Her şeyin şefri kenarı demektir). Bir görüşe göre Şafirul Ferci ve şefiyruha denilir.
“El-Eklef” Sünnetsiz ve zekerin üzerinde henüz kabuğu bulunandır. Ezheri ve diğerlerine göre Eklefu, Eğlefu, Eğrelu, Erğelu ve El-A’remu aynı manalara gelir. Cemi: Kulf, ⁄ulf, ⁄url, ruğl ve urm gelir bu sigaların.
“Eşşelelu” Veşşellu aynı manada olan iki lugattır. El-Eşel: Kuru demektir. alimlere göre Ezzekerul eşel: Sağa sola gitmeyen, kalkmayan ve hareket etmeyen uzuv (erkek) demektir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi