Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Haftanın Hutbesi - Fıkıh - 11 01 2002

 
11.01.2002

HAC

 

Hac, İslam dininin beş temel esasından biridir. Hicretin 9.yılında farz kılınmıştır. Hem mali hem de bedeni bir ibadettir. Bu ibadet, ergenlik çağına gelmiş, akıllı, sağlıklı, hür ve gücü yeten her Müslümana farzdır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: “Gücü yetip de, oraya ulaşabilen insana Allah için Beytullah’ı (Kabeyi) haccetmesi gereklidir”[1] buyurmaktadır.

Mü’minlerin gayesi, Allah’ın rızasına ermektir. Onları bu gayeye ulaştıracak amellerden biri de hac ibadetidir. Nitekim Hz.Peygamber (s.a.v.), bir hadis-i  şeriflerinde: “Günahdan ve noksanlıklardan uzak) makbul bir Haccın karşılığı, ancak cennettir”[2] buyurmuştur.

Muhterem Mü’minler!

 

Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.); “Kim  Allah için hacceder de bu sırada kötü söz ve davranışlardan sakınırsa (kul hakları hariç) annesinden doğduğu gün gibi (temiz ve günahlarından arınmış olarak evine) döner”[3] buyurarak, haccın günahlara keffaret olacağını açıklamıştır.

Muhterem Müminler!

Maddi ve manevi çeşitli sıkıntılara katlanarak hacca giden bir müminin, kötü söz ve davranışlardan uzak durması gerekir. Hacca gitmeden önce, mümkün mertebe bu ibadetin âdâbı ile birlikte esaslarını ve orada hangi fiillerin cezayı gerektirip hangilerinin haccı ifsat edeceğini öğrenmelidir. Bu mübarek yolculuğa çıkan bir Mü’min, sabırlı ve hoşgörülü olmalıdır. Kendisini ve temsil ettiği milletini küçük düşürücü davranışlardan sakınmalıdır.

Hutbemi Peygamber (s.a.v.)’in bir hadis-i şerifi ile bitiriyorum: “Ey insanlar! Allah (c.c.) haccı üzerinize farz kıldı. Öyleyse haccediniz”[4]


[1] Al-i İmran, 3/97
[2] Riyazü’s-Salihin, sh. 757, hadis no, 1272
[3] Buhari, Sahih, Hac, 4; Müslim, Sahih, Hac, 438
[4] Riyazü’s-Salihin, sh. 756, hadis no, 1269