Haftanın Hutbesi - Fıkıh - 30 08 2002
|
30.08.2002
|
||
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI
Şanlı tarihini, altın sayfalarla süsleyen aziz milletimizin unutulmaz zaferlerinden biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 80. yıldönümünü idrak ediyoruz. 30 Ağustos, hürriyet ve istiklalimizi kazandığımız bir zafer günüdür. Bu asil mücadele, İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in dilinde,
Yüce dinimiz, insanlığın barış ve esenliğini esas almıştır. Zaten 'İslam' kelimesinin bir anlamı da barıştır. Barışı esas alan yüce dinimiz, vatan toprakları düşman işgali tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında, savaşı mukaddes bir vazife saymıştır. Bu sebeple şehitliği ve gaziliği, Müslümanlar için büyük şeref kabul etmiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), şehitlik mertebesinin yüceliğine işaret eden bir hadis-i şerifinde: “ Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, yine diriltilip şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı isterim”[1] buyurmuştur.
Şerefli bir hayat, gerektiğinde vazgeçilmez değerler uğrunda can feda etmeyi göze almakla yaşanır. Bunun için dinimiz, vatan savunmasından kaçmayı büyük günah saymıştır. Nitekim Yüce Allah, Kur’an’da şehitlik arzusunu yitirenler için, “Ne oluyor size ki Allah yolunda savaşa çıkın denildiğinde yere çakılıp kaldınız”[2] buyurarak, din ve vatan savunmasına katılmayanları ikaz etmektedir. Sevgili Peygamberimiz de, bu anlamda, “Bir kimse savaşa gitmeyerek veya şehit olma arzusunu gönlünden geçirmeden ölürse, bir çeşit nifak üzere ölür”[3] buyurarak şehitlik ile iman ilişkisine dikkat çekmektedir. Milletimiz için şehitlik ve gâzîlik, vazgeçilmez bir tutkudur. İstiklal Savaşının ve Büyük Taarruz’un Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, Müslüman milletimizin savaş meydanındaki kahramanlığını ve azmini, şöyle anlatır: “Karşılıklı siperler arasında mesafemiz, sekiz metre idi. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiç biri kurtulamadan kâmilen şehit düşüyor. İkinciler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Şehit olanı görüyor, üç dakikaya kadar şehit olacağını biliyor, en ufak bir fütur bile getirmiyor. Sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, Cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki imanı ve ruh kuvvetini gösteren, şayan-ı hayret ve şayan-ı tebrik bir misaldir.”[4]
Değerli Müminler! Bu bakımdan 30 Ağustos zaferi, milletimizin asla esir edilemeyeceğini; semaları süsleyen bayrağımızın gönderden indirilemeyeceğini ve gök kubbeyi çınlatan ezan seslerinin dindirilemeyeceğini, bütün dünyaya ilan eden kutsal bir zaferdir. Bu vesileyle; canlarını feda ederek, milletimize eşsiz bir vatan bırakan aziz şehit ve gâzîlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. |
||
İslami Okul Okulların En Önemlisi