Zekata Bağlı Olmayan Mallar - Fıkıh - Ibadetlerrehberi - 241. Sayfa
Zekata Bağlı Olmayan Mallar
Bir kimse, hem kendi ihtiyacını ve hem de geçimleri kendi üzerine olan kimselerin ihtiyaçlarını karşılayan ve temel ihtiyaçlar adını alan şeylerden
zekat vermez. Oturulan evler, evlerin lüzumlu eşyaları, giyinip kuşanmaya ait
elbiseler, silahlar, binek hayvanları, hizmet için kullanılan köle ve cariyeler bir aylık veya bir yıllık yiyecek ve içecek şeyler, ilim sahiblerinin birer
cildden veya takımdan ibaret kitabları, sanatçıların birer takım aletleri temel ihtiyaçlardan
sayılır. İşte bunlar nisab ölçüsüne girmezler.
Ticaret için olmayan fazla miktardaki ev eşyasından kitablardan, sanat aletlerinden ve yine ihtiyaçtan fazla olan elbiselerden yenilecek ve içilecek şeylerden, altın ve gümüşten başka süs eşyalarından, yakut, zümrüt, inci
ve elmas gibi ziynet eşyalarından da zekat vermek gerekmez. Çünkü bunlar (hakikaten veya hükmen) artıcı değillerdir. Ancak bunlar temel ihtiyaçlar dışında olup kıymetleri en az nisab
miktarına ulaşınca, sahibleri zengin sayılır. Her ne kadar zekat vermekle yükümlü olmazlarsa da, kendileri zekat ve sadaka alamazlar
ve bunlar üzerine fıtır sadakası ile kurban kesmek vacib olur.
Bir kimsenin kendi malı olduğu halde elinden çıkıp da faydalanamadığı ve eline bir daha geçmesi de
düşünülemediği mallardan zekat verilmez. Bu mallara "Mal-ı zimar" denir. Bu durumdaki mallar "nami = çoğalıcı" sayılamayacaklarından
zekata bağlı olmazlar, îsbatı mümkün olmayıp inkar edilen alacak paralar, zorla alınan, çalınan, el konulan ve geri alınması umulmayan mallar,
denize düşüp çıkarılması mümkün görülmeyen mallar, kırda gömülüp yerleri unutulmuş geçer paralar ve kaybolmuş diğer mallar bu kısımdandır. Bunlar
elden çıktığı için ve bunlardan yararlanılamadığı için, ele geçmedikleri müddetçe
zekata bağlı olmazlar. Fakat bunlar tekrar ele geçince bakılır: Nisab
miktarına ulaşır da zekata bağlı mallardan olursa, ele geçtikleri tarihten itibaren bir yıl son bulunca, zekatlarını vermek gerekir.
Örnek: Yıllarca inkar edilip bir delil ile isbatı mümkün olmayan yüz bin
liradan ibaret bir alacaktan dolayı bu geçmiş yıllar için zekat gerekmez. Fakat
daha sonra borçlunun ikrarı veya şahid ve sened gibi bir delille alacak isbat edilip tahsil edilse, bu alacağın isbatı anından itibaren zekata bağlı olur. Aradan bir yıl geçince de zekatını ödemek gerekir. Ancak para sahibinin zekata tabi başka
malı da bulunursa, o zaman bunların zekatı ile beraber, o ele geçirilen malların da zekatını vermek gerekir, bunlar üzerinden bir sene geçmesi beklenilmez.
(İmam Züfer ile imam Şafiî'ye göre, bu tür malların geçmiş yılları için de zekat gerekir. Çünkü mülkiyet vardır.)
İnsanlara borçlanıp da, onlar tarafindan ödenmesi istenen bir borcun karşılığında aynı miktarda borçlunun elinde geçer para veya ticaret malı veya saime hayvan bulunursa, bu
zekata tabî olmaz. Ödünç alınmış paralar, yok olmuş eşya bedeli,
zevcelere ödenecek mehir paraları, geçmiş yıllara ait zekat borçları, hep bu borç kısmındandır. Bunun için bir kimsenin temel ihtiyaçlarından başka elinde nisab miktarı geçer parası veya ticaret eşyası bulunduğu
halde, bu miktara denk borcu bulunsa, kendisine zekat farz olmaz.
Bir kimsenin nisabdan fazla malı olduğu halde, bir miktar da borcu
bulunsa bakılır: Eğer bu mevcut malından borcu çıktıktan sonra nisabdan noksan olmamak üzere bir malı kalırsa, yalnız bu malın zekatı gerekir. Fakat nisab
mikdarından (iki yüz dirhem gümüş kıymetinden) az bir şey kalırsa, bundan zekat gerekmez.
Bir kimsenin yüz bin lira fazla parası olduğu halde, geçmiş yıllardan üzerinde kalmış zekattan yüz bin lira borcu bulunsa,
kendisine bu yüz bin lira için zekat gerekmez; çünkü bunun karşılığı kadar borç vardır. Fakat zekattan kırk bin lira borcu
olursa, geri kalan altmış bin liranın zekatını vermek gerekir.
Zekat, Allah'ın hakkı olmakla beraber, verilmediği takdirde, en büyük
idareci tarafindan istenilip verilmesi gereken yerlere harcanabilir. Bu bakımdan da zekat, insanlar tarafindan istenecek borçlardan sayılır. Adaktan, keffaretten, fıtır
sadakasından ve hac farzından dolayı olan borçlar ise böyle değildir. Bunların ödenmesi insanlar tarafından istenemez. Bunun için, bu gibi borçların
bulunması, eldeki mevcut malların zekata bağlı olmasına engel olamaz. (İmam Şafiîye göre, nisab miktarı
artıcı (nami) bir mala sahih olan, bunun karşılığında borcu olsa da, yine zekatla yükümlü olur. Çünkü zekatın vacib
olması, nisab miktarı olan artıcı (nami) mal sebebiyledir. Bu borçlu ise, buna
sahiptir. Hür bir insanın borcu, onun kişiliği üzerine yüklenir. Hemen onun
elindeki mala yüklenmez. Bunun içindir ki, bu malını istediği gibi kullanma hakkına sahiptir. Borç
ile zekat ayrı ayrı haklardır. Birinin bulunması, diğerinin gerekli olmasına engel değildir.)
Bizde, borçlu fakirdir. Nisab miktarı fazla malı yoksa,
kendisine zekat verilmesi bile caizdir. Zekat vermek ise, zengin olana farzdır.
İnsanlar tarafından istenen bir borcun zekata engel olması, bu borcun geçer paradan olması veya başka eşyadan bulunması itibariyle eşittir. Aynı
zamanda borç müddetinin girmiş olup olmaması da eşittir, hükmü değiştirmez. Ancak bu borç, zekat vacib olmadan önce, insanın üzerine geçmiş bulunmalıdır. Yoksa bir malın zekatını vermek vacib olduktan sonra, gelecek olan bir borç, geçmiş zekat borcunu düşürmez.
İmam Ebû Yusuf'a göre, insan üzerine yüklenen bir borç, zekatın vücubuna (gerekli olmasına) engel olmazsa da, İmam
Muhammed'e göre engel olur.
Bir borca kefil olan kimsenin, kefil olduğu borca denk malından zekat
vermesi gerekmez. Bu kefalet, borçlunun emriyle olsun veya olmasın eşittir. Çünkü kefil de borçlu demektir.
Bir borç herhangi bir şekilde düşünce, ona denk olan malın zekatı için sene başı bu düşüş
tarihinden başlar. Örnek: Bir kimsenin temel ihtiyaçlarından başka nisab miktarı nami (artıcı) bir malı bulunduğu gibi, o kadar da borcu
bulunsa, kendisine zekat gerekmez. Fakat bu borç kendisine, bağışlansa, bu bağışlama
tarihinden itibaren bir sene geçince, bu nisab miktarının zekatını vermek gerekir.
Bu mesele, İmamı Azam'a göredir. İmam Muhammed'e göre, bu halde o malın üzerinden bir sene geçmiş olunca
zekatı gerekir. Borç düştükten sonra bir yıl geçmesine lüzum yoktur.
Geçer para (nakit) ticaret eşyası, saime denilen hayvanlardan
ayrı ayrı nisablaa sahih olan bir kimsenin bir mikdar borcu olsa, bu borcuna temel
ihtiyaçlarından (ev gibi) biri karşılık tutulamaz. Zekata bağlı olan
mallarından dilediğini karşılık tutar ve diğerlerinin zekatını verir. Ancak bu mallardan bazısının zekatı
devlet tarafından tahsil edilmiş olursa, o zaman önce borcuna karşı geçer
paraları karşılık tutulur. Geçer paralar yetişmezse, ticaret eşyası karşı
tutulur. Bu da yetmezse, zekati az olan hayvanları karşılık tutmak gerekir. Nisab
mikdarı veya daha fazla bir şey kalırsa onun zekatı verilir.
Ticaret için değil de, yalnız kiralarını almak üzere insanın mülkiyetinde bulunan evlerden, dükkanlardan, gelir getiren tesislerden, kaplardan, aletlerden makinelerden ve nakil vasıtalarından zekat gerekmez. Ancak bunların kira ve
gelirlerinden toplanan paralar nisab mikdarı olur da karşılığında borç bulunmazsa, toplanan para üzerinden tam bir yıl geçince veya zekatı verilecek diğer
para ve eşyalara ilave edilmekle zekata tabi olurlar.
Ticaret için olmayan atlar, iki İmama göre (İmam Muhammed ve
İmam Ebû Yusuf), saime olsun veya olmasın, dişilerle erkekleri karışık
olsun olmasın zekata tabi değildirler. Fetva da buna göredir, İmamı Azam ile
İmam Züfer'e göre, bu atlar saime olur da; dişileri ile erkekleri karışık bulunursa,
bunlar zekata tabidir. Bunlarda nisab aranmaz. Bunların sahibi, kıymetlerinin kırkta birini zekat olarak verir. Bir görüşe göre de, her at
başına bir dinar (altın) veya on dirhem gümüş verir. Önceleri bir dinar altın, on dirhem gümüşe denk
bulunuyordu. Bu zekatı devlet tahsil etmez. Yükümlü olan kimse, bu zekatı dilediği fakire verebilir.
Ticaret için olmayan sırf erkek atlar, saime olsun olmasın,
İmamı Azam'a göre de zekata tabi değillerdir. Fakat saime bulunan sade kısraklar için
İmamı Azam'a göre zekat gerekir. Çünkü bunlara kaçak erkek atların karışması ihtimali vardır. Bununla beraber
İmamı Azam'dan başka bir görüş de rivayet edilmiştir.
Merkeb, katır, av için öğretilmiş köpek ve pars, ticaret için olmayınca, zekata tabi olmazlar,
isterse saime olsunlar... Çünkü bunların saime olmaları pek azdır. Çok az olan şeye ise değer verilmez.
Yük hayvanları ile çifte koşulan hayvanlar, kesilip etleri yenmek veya damızlık için ahırlarda ve kırlarda beslenen hayvanlar ve
ayrıca en az altı ay ahırlarda yemle beslenen "alüfa" adındaki hayvanlar zekata tabi değildir.
(İmam Malik'e göre, bunlar da zekata bağlıdırlar. Çünkü zekat, mülk ve maliyet itibariyledir. Zekat buna şükür olarak verilir,
işte bu hayvanlarda da mülk ve maliyet vardır.)
Haram mal için zekat verilemez. Böyle haram bir mala sahib olan
kimse, o malı asıl sahibine geri vermesi gerekir. Yoksa fakirlere sadaka olarak
verilmesi gerekmez. Fakat haram bir mal, helal bir mala karışmış olur da, aralarını ayırmak mümkün değilse, hepsinin zekatını vermek gerekir.
Zekat zimmete değil, malın aynına bağlı kalır. Onun için bir mal, zekatı verilmek icab ettikten sonra helak olsa, zekatı düşer. Fakat o mal başkasına bağışlanmak veya onunla bir ev alınmak suretiyle harcansa, zekatı düşmez, onun zekatını ödemek gerekir.
Zekat için ayrılmış olan bir mal, ziyana uğrasa zekat düşmez. Fakat zekat için ayrılan bir mal fakirlere verilmeden para sahibi ölse, bu para
varislerine miras kalır.
Zekattan borcu olan kimse ölünce, bu borcu vasiyet etmemiş olursa, onun
terekesinden bu para alınamaz. Onun malı varislerine geçmiş olur.
Varislerden ehil olanlar, isterlerse, ölünün bu borcunu kendi hisselerinden bağış
yoluyla verebilirler.
Çok kimselerin zekatlarını
vermeye vekil olan kimse, bunlardan aldığı zekat mallarını birbirine karıştırmaksızın fakirlere
vermesi gerekir. Onları birbirine karıştırdıktan sonra verirse, kendi adına sadaka vermiş olur ve o zekat
mallarını ayrıca ödemesi gerekir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi