Cuma Namazı ile ilgili Bazı Meseleler - Fıkıh - Ibadetlerrehberi - 291. Sayfa
Cuma Namazı ile ilgili Bazı Meseleler
Birçok köylerde cuma namazı kılınmasına öteden beri izin verilmiş olduğundan, beldelerde olduğu gibi, köylerde de cuma namazı kılınagelmiştir.
(Mescidlere ait hükümler bölümüne bakılsın!..)
Bir köylü, cuma günü bir şehire gidip cuma vaktine kadar orada
durmak niyetinde bulunsa, kendisine cuma namazı farz olur. Fakat cuma
vaktinden, önce şehirden çıkmaya niyet ederse, ona cuma farz olmaz. Sahih kabul edilen bir görüşe göre, cuma vaktinin
girmesinden sonra şehirden çıkmaya niyet ederse, yine cuma farz olmaz.
Cuma günü zeval vaktinden sonra, cuma namazını kılmadan
sefere (yolculuğa) çıkmak mekruhtur. Zeval vaktinden önce çıkmak ise mekruh değildir.
Özürlü ve tutuklu olanların cuma günü şehirde öğle namazını cuma namazından önce kılmaları mekruh olduğu
gibi, cuma kılındıktan sonra da cemaatla kılmaları mekruhtur. Bunların öğle namazlarını cuma namazı kılındıktan sonra kılmaları müstehabdır; çünkü o vakte kadar özürlerinin kalkabileceği umulur.
Bir kimse, cuma günü özrü bulunmadığı halde cuma namazını kılmadan öğle namazını kılacak olsa, bu namazı sahih olursa da, cuma namazını terk ettiğinden günaha girmiş olur. Fakat böyle bir kimse, daha sonra cuma namazını kılmak için -daha cuma namazı kılınmadan- camiye yönelse, kıldığı öğle
namazı nafile yerine geçer. Cuma namazına ister yetişsin, ister yetişmesin ve ister
niyetindcn vazgeçsin, ister geçmesin. Bu itibarla cuma namazına yetişemezse, öğle namazını yeniden kılması gerekir.
İki İmama göre, gidip cuma namazına başlamadıkça, kılmış olduğu öğle namazı batıl olmaz.
Cuma için tekbir almak, yıkanmak, misvak kullanmak, güzel ve temiz elbiseler giyinmek, hoş koku sürünmek müstahabdır. Minarede ezan okununca da başka işlerle uğraşmayıp hemen camiye
gidilmesi vacibdir.
Cuma günü camiye erkence gitmek, iki rekat "Tahhiyyetü'l-mescid"
namazı kılmak, Kehf sûresini okumak veya dinlemek mendubdur.
Camiye giden kimse, eğer hutbeye başlanmamışsa, başkalarını
rahatsız etmemek şartı ile hatibe yakın yere kadar gidebilir, değilse bulabildiği yerde
oturur. Fakat yer bulamaz ve ilerdeki saflarda boşluk bulunursa, zaruret gereği bu boş yerlerden
birine gidebilir.
Hatib minbere çıkınca, cemaatın dinleyip susması,
selamlaşmaması, nafile namaz kılmaması gereklidir. Öyle ki, hutbede Peygamber Efendimizin mübarek isimleri anılınca, cemaatın
"Salat ve Selam"da bulunmaları ve dinlemekle yetinmeleri daha
faziletlidir. İmam Ebû Yusuf'dan bir rivayete göre, bu durumda gizlice Salat ve Selam getirilir.
Cumanın başlanılmış ilk sünneti, hatibin minbere çıkması halinde,
namazın vaciblerine riayet edilerek hemen tamamlanmalıdır.
Cuma namazını, hutbe okuyan şahsın kıldırması daha faziletlidir.
Cuma namazı henüz bitmeden imama uyan kimse, bu namazı
tamamlar. İmamı teşehhüdde veya sehiv secdesinde bulsa da hüküm aynıdır.
İmam Muhammed'e göre, ikinci rekatın rüküundan sonra gelip imama uyan kimse, cuma namazını değil, öğle namazını tamamlar.
İslami Okul Okulların En Önemlisi