Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Bayram ve Bayram Namazları - Fıkıh - Ibadetlerrehberi - 292. Sayfa

    Bayram ve Bayram Namazları
    Bayram, bir neÅŸ'e ve sevinç günü demektir. Arabçası "Ãyd"dir. ÇoÄŸulu "A'yad" gelir. Bayram tebriklerine "Ta'yîd", bayramlaÅŸmaya da "Muayede" denir.
    Peygamber Efendimiz Medine-i münevvereyi ÅŸereflendirince, ora halkının senede iki defa bayram yaparak eÄŸlendiklerini öğrenince, onlara şöyle buyurmuÅŸ: "Yüce Allah o iki bayram günlerine karşılık onlardan daha hayırlı iki bayram günlerini size ihsan etmiÅŸtir." O günlerin Ramazan ve Kurban Bayramı günleri olduÄŸunu müjdelemiÅŸtir. Bunlara Arabçada "Ãyd-i Fıtır ve Ãyd-i Adha" denir.
    Bu günlere "İyd" denilmesi, bunların birer neÅŸ'e ve sevinç günü olmaları, hayra yorumlanmaları veya Allah'ın bu günlerde pek çok ihsanlarda bulunması bakımındandır. Ramazan Bayramı üç gün, Kurban Bayramı da dört gündür.
    Kendilerine cuma namazı farz olanlara, cuma namazının vücub ve eda ÅŸartları içinde, Ramazan ve Kurban Bayramı namazları vacibdir. Yalnız Bayram namazlannda hutbeler vacib deÄŸildir. Bu namazlardan sonra hutbe okunması sünnettir.
    Bayram namazlarının ilk vakti, iÅŸrak zamanıdır. GüneÅŸin görünüşüne nazaran ufuktan bir veya iki mızrak boyu
(*) kadar yükselip kerahet vaktinin çıktığı andır. Bu andan itibaren istiva veya zeval vaktine kadar kılınması caizdir. (Mekruh vakitler bahsine bakılsın!.)
    Bayram namazları ikiÅŸer rekattır. Cemaatle aÅŸikare olarak kılınırlar. Ezan ve ikamet yapılmaksızın imam, iki rekat Ramazan veya Kurban bayramı namazına niyet eder. Cemaat da böyle iki rekat bayram namazı kılmak için imama uymaya niyet eder." Allahü Ekber" diye iftitah tekbiri alınır, eller baÄŸlanır. Hep birlikte gizlice "Sübhaneke" okunur. Sonra imam yüksek sesle, cemaat da gizlice "Allahü Ekber" diye üç tekbir alırlar. Tekbirlerde eller yukarıya kaldırılıp ondan sonra yanlara salıverilir, her tekbir arasında üç teÅŸbih mikdarı durulur. Üçüncü tekbirden sonra eller baÄŸlanır, imam gizlice "Euzü-Besmele" çektikten sonra, aÅŸikare olarak Fatiha suresi ile bir mikdar daha Kur'an-ı Kerimden okur. AÅŸikare "Allahü ekber" diyerek bilindiÄŸi gibi rüku ve secdelere gider. Cemaat da gizlice tekbir alarak imama uyar. Sonra yine tekbir alınarak ikinci rekata kalkılır. İmam gizlice "Besmele"den sonra yine aÅŸikare olarak Fatiha suresi ile bir mikdar daha Kur'an okur. Tekrar üç defa eller kaldırılarak birinci rekatta olduÄŸu gibi üç tekbir alınır. Ondan sonra imam yine aÅŸikare, cemaat ise gizlice "Allahü Ekber" diye rükua ve secdelere varırlar. Sonra oturulup gizlice "Tahiyyat, Salli-Barik ve Rabbena atina" duaları hep birlikte okunur ve iki tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.
    Bu halde bayram namazlarının her rekatında üç fazla tekbir bulunmuÅŸ olur ki bunlar da vacibdir. (Hanbelî mezhebine göre birinci rekatta altı, ikinci rekatta beÅŸ tekbir alınır ve her iki rekatta da tekbirler kıraattan önce yapılır, İmam Malik ile İmam Åafiî'ye göre, birinci rekatta yedi, ikinci rekatta beÅŸ tekbir alınır ve tekbirler her iki rekatta da kıraattan önce alınır.
    İmam bayram namazını kıldırdıktan sonra hutbe okumak için minbere çıkar. Cuma'da olduÄŸu gibi iki hutbe okur. Ancak bu bayram hutbelerine tekbir ile baÅŸlanır. Cemaat da bu tekbirlere hafifçe katılır. Hatib, Ramazan Bayramı hutbesinde cemaata Fıtır Sadakası üzerinde, Kurban Bayramı Hutbesinde Kurban ve TeÅŸrîk tekbirleri konusunda bilgi verir.
    Cuma hutbelerinde sünnet olan ÅŸeyler, bayram hutbelerinde de sünnettir. Mekruh olanlar da aynen mekruhtur. Bayram hutbelerinin namazdan önce okunmaları caiz olmakla beraber mekruh sayılmıştır.
    İmam birinci rekatta bayram tekbirlerini unutup da Fatihanın bir kısmını veya tamamını okuduktan sonra hatırlarsa tekbirleri alır. Fatiha'yı yeniden okur. Fakat Fatiha'dan sonra bir mikdar Kur'an okuduktan sonra, tekbirleri alır, kıraati iade etmez.
    Bayram namazlarında, birinci rekatın rüküuna varmış olan bir imama yetiÅŸen kimse, bu rükua kavuÅŸacağını tahmin ediyorsa, hem iftitah tekbirini, hem de Bayram tekbirlerini ayakta alarak ondan sonra rüküa varır. Rüküu kaçıracağından korkuyorsa, îftitah tekbirinden sonra hemen rükua varır ve Bayram tekbirlerini rüküda alır. Bu tekbirleri alırken ellerini kaldırmaz. Tekbirleri tamamlayamasa dahi, imam kıyama kalkınca o da imamla kalkar, imamın alacağı tekbirlerde imama uyar. İmam sünnete uygun olan tekbirlerin dışına çıkmadıkça, imama tekbirlerde uyulur, sünnet dışında az veya çok almış olduÄŸu tekbirlerde ona uyulmaz.
    Bayram namazının ikinci rekatına yetiÅŸen kimse, imam selam verdikten sonra birinci rekatı kaza etmeye kalkınca, önce Besmele ile Fatiha süresini ve ilave edeceÄŸi bir sureyi okur. Sonra gizlice tekbirleri alarak namazı tamamlar. Bu ÅŸekilde mesbuk olanlar, kendi mezheblerinde alacakları tekbirleri getirirler, imamın almış olduÄŸu tekbirlerin sayısını gözetmezler.
    Bayram namazına yetiÅŸemeyen kimse, kendi başına Bayram namazı kılamaz. İsterse dört rekat nafile namazı kılar. Bu, bir kuÅŸluk namazı yerine geçer, sevabı büyük olur. (Åafiî'lere göre Bayram namazları Müekked Sünnet'lerdir. Bir rivayete göre de, Farz-ı kifaye'dir. İslam alametlerinden sayılır. Cemaatla kılınması daha faziletlidir. Yalnız başına da hutbesiz kılınabilir. Bunu misafirlerde, kadınlarda yalnız baÅŸlarına kılabilirler. GüneÅŸin doÄŸuÅŸundan zeval vaktine kadar kılınabilir. Malikîlere göre Bayram namazı müekked sünnettir. Bir görüşe göre de, Farz-ı kifaye'dir. Hanbelî mezhebinde de Farz-ı kifayedir. İmam ile kılmayı baÅŸaramayanın bunu kaza etmesi sünnettir.)
    Kurban Bayramı namazını ilk vaktinde kılmak, Ramazan Bayramı namazını da biraz geciktirmek müstahabdır. Bayram namazı cenaze namazına ve cenaze namazı da Bayram hutbesine takdim edilir (önce kılınır).
    Bayram namazları bir ÅŸehirde herkesin toplanacağı bir yerde (Namazgâhda) kılınabileceÄŸi gibi, birçok camilerde de kılınabilir.
    Bayram günlerinde erken kalkmak, yıkanmak, misvak kullanmak, gülyağı ve benzeri hoÅŸ koku sürünmek, giyilmesi mubah olan elbiselerden en güzel ve temizini giymek, Yüce Allah'ın nimetlerine şükür için neÅŸ'e ve sevinç göstermek, karşılaşılan mümin kardeÅŸlere karşı güler yüz göstermek, elden geldiÄŸi kadar fazla sadaka vermek, Bayram gecelerini ibadetle geçirmek müstahab ve güzel bulunmuÅŸtur.
    Ramazan Bayramında, Bayram namazından önce hurma gibi tatlı bir ÅŸey yenilmcsi, Kurban bayramında ise namaz kılınmadıkça bir ÅŸey yenilmemesi müstahabdır. Sahih olan görüşe göre, bu hususta kurban kesecek kimse ile kesmeyecek kimse eÅŸittir. Kurban kesecek kimsenin, keseceÄŸi kurban eti ile yemeÄŸe baÅŸlaması daha uygundur. Bununla beraber namazdan önce bir ÅŸey yenilmesinde de kerahet yoktur.
    Kurban kesecek kimse, tırnaklarını ve saçlarını kesmeyi geciktirir. Bunu yapmak mendubdur. Fakat bu geciktirme hoÅŸa gitmeyecek bir durumu ortaya koyacak bir zaman olmamalıdır. Bunun en uzun müddeti kırk gündür.
Faziletli olan, haftada bir defa tırnakları ve bıyıkların fazla kısmını kesmek, ziyade tüyleri gidermek, yıkanmak suretiyle bedenin temizliğine bakmaktır. Bunlar hiç olmazsa on beş günde bir yapılmalıdır. Kırk günden fazla bırakılmasında özür kabul edilmez.
    Bayram günü camiye bir vakar ve sükun ile gidilir. Ramazan Bayramında namaza giderken gizlice, Kurban Bayramında ise açıkça tekbir alınması ve namazdan sonra da mümkün ise baÅŸka bir yoldan eve dönülmesi mendubdur.
    Kurban Bayramının birinci gününc "Yevm-i Nahir", diÄŸer üç gününe de "Eyyam-ı TeÅŸrik" denir. Bu bayramdan önceki gün ise, "Yevm-i Arefe"dir ki, Zilhiccenin dokuzuncu günüdür. Ramazan Bayramında Arefe yoktur. Arefe gününün sabah namazından itibaren Bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazın arkasından bir defa şöyle tekbir alınır ki, bunlara TeÅŸrîk Tekbirleri denir: "Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallahu vallahu ekber. Allahü ekber ve lillahilhamd." Memleketimizde bunun tercümcsi bir zaman şöyle okunmuÅŸtu: "Tanrı uludur, Tanrı uludur. Tanrıdan baÅŸka Tanrı Yoktur. Tanrı uludur. Tanrı uludur. Hamd O'na mahsusdur."
    Tekbirlerin bu mikdar okunması iki imamın görüşüdür, iÅŸlem de böyle yapılmaktadır. İmamı Azam'a göre bu tekbirler Arefe gününün sabahından ertesi günün ikindisine kadar olan sekiz vakit farz namazın arkasından alınır.
    TeÅŸrîk Tekbirleri, fıkıh alimlerinin çoÄŸuna göre vacibdir. Sünnet diyenler de vardır, iki İmama göre farz namazları kılmakla yükümlü olan herkes için bu tekbirler vacibdir. Bu hususta tek başına namaz kılan, imama uyan, misafir (yolcu) ile mukim, köylü ile ÅŸehirli, erkek ile kadın eÅŸittir. İmamı Azam'a göre ise, bu tekbirlerin vacib olması için mukim olmak, hür olmak, erkek olmak ve namaz, müstahab ÅŸekilde cemaatle kılınan bir farz olmak ÅŸarttır. Buna göre, misafirlere, kölelere, kadınlara ve tek başına namaz kılan kimselere bu tekbirler vacib deÄŸildir. Fakat bunlar, kendilerine tekbir vacib olan cemaatle namaz kılanlara uymaları halinde tekbir almaları gerekir. Cuma ve Bayram namazları kılınmayan köylerde bulunanlara da vacib olmaz. Cuma günü öğle namazını kendi aralarında cemaatle kılan özürlü kimselere de vacib olmaz. Kadınların da kendi aralarında cemaatle namaz kılmaları, müstahab ÅŸekilde olan cemaattan sayılmaz.
    Bir senenin TeÅŸrîk günlerinde terk edilen bir namaz, yine o senenin teÅŸrîk günlerinden birinde kaza edilse, sonunda TeÅŸrîk Tekbiri alınır. Fakat baÅŸka günlerde veya baÅŸka bir senenin teÅŸrîk günlerinde kaza edilecek olsa teÅŸrik tekbiri alınmaz.
    Bir namazda sehiv secdeleri ile teÅŸrîk tekbiri ve telbiye toplanacak olsa önce sehiv secdeleri yapılır, sonra tekbir alınır. Ondan sonra da telbiyede bulunulur. EÄŸer telbiye önce yapılırsa, sehiv secdeleri ve teÅŸrik tekbiri düşer. 
    Arefe günü, insanların bir yerde toplanarak Arafat'da bulunan hacıları taklid eder bir durum almaları, hiç bir esasa baÄŸlı deÄŸildir. Bunu mekruh görenler de vardır.
    Bayram günlerindc müslümanların birbirlerini tebrik etmesi, görüşüp musafaha yapması ve birbirlerine: "Gaferellahu lena ve leküm = Allah bizi ve sizi bağışlasın", yahut: "Takabbelellahu Tealâ minna ve minküm = Yüce Allah bizden ve sizden kabul buyursun." ÅŸeklinde duada bulunması da mendubdur.

(*) Orta boylu bir mızrak, on iki karış uzunluğundadır.