Bayram ve Bayram Namazları - Fıkıh - Ibadetlerrehberi - 292. Sayfa
Bayram ve Bayram Namazları
Bayram, bir neÅŸ'e ve sevinç günü demektir. Arabçası "Ãyd"dir. ÇoÄŸulu "A'yad" gelir. Bayram
tebriklerine "Ta'yîd", bayramlaşmaya da "Muayede" denir.
Peygamber Efendimiz Medine-i münevvereyi şereflendirince, ora halkının senede iki defa bayram yaparak
eğlendiklerini öğrenince, onlara şöyle buyurmuş: "Yüce Allah o iki bayram günlerine karşılık onlardan daha hayırlı iki bayram günlerini size ihsan etmiştir." O günlerin Ramazan ve Kurban
Bayramı günleri olduÄŸunu müjdelemiÅŸtir. Bunlara Arabçada "Ãyd-i Fıtır ve
Ãyd-i Adha" denir.
Bu günlere "İyd" denilmesi, bunların birer neş'e ve sevinç günü olmaları, hayra yorumlanmaları veya Allah'ın bu günlerde pek çok ihsanlarda bulunması bakımındandır. Ramazan Bayramı üç gün, Kurban Bayramı da dört gündür.
Kendilerine cuma namazı farz olanlara, cuma namazının vücub ve eda şartları içinde, Ramazan ve Kurban Bayramı namazları vacibdir. Yalnız Bayram namazlannda hutbeler vacib değildir. Bu namazlardan sonra hutbe okunması sünnettir.
Bayram namazlarının ilk vakti, işrak zamanıdır. Güneşin görünüşüne nazaran ufuktan bir veya iki mızrak
boyu (*)
kadar yükselip kerahet vaktinin çıktığı andır. Bu andan itibaren istiva veya zeval
vaktine kadar kılınması caizdir. (Mekruh vakitler bahsine bakılsın!.)
Bayram namazları ikişer rekattır. Cemaatle aşikare olarak kılınırlar.
Ezan ve ikamet yapılmaksızın imam, iki rekat Ramazan veya Kurban bayramı namazına niyet eder. Cemaat da böyle iki
rekat bayram namazı kılmak için imama uymaya niyet eder." Allahü Ekber" diye
iftitah tekbiri alınır, eller bağlanır. Hep birlikte gizlice "Sübhaneke" okunur. Sonra imam yüksek sesle,
cemaat da gizlice "Allahü Ekber" diye üç tekbir alırlar. Tekbirlerde eller
yukarıya kaldırılıp ondan sonra yanlara salıverilir, her tekbir arasında üç teşbih
mikdarı durulur. Üçüncü tekbirden sonra eller bağlanır, imam gizlice "Euzü-Besmele" çektikten sonra, aşikare olarak Fatiha suresi
ile bir mikdar daha Kur'an-ı Kerimden okur. Aşikare "Allahü ekber" diyerek bilindiği gibi rüku ve secdelere gider. Cemaat da gizlice tekbir alarak imama uyar. Sonra yine tekbir alınarak ikinci
rekata kalkılır. İmam gizlice "Besmele"den sonra yine aşikare olarak Fatiha suresi ile
bir mikdar daha Kur'an okur. Tekrar üç defa eller kaldırılarak birinci
rekatta olduğu gibi üç tekbir alınır. Ondan sonra imam yine aşikare, cemaat ise gizlice
"Allahü Ekber" diye rükua ve secdelere varırlar. Sonra oturulup gizlice "Tahiyyat, Salli-Barik ve Rabbena
atina" duaları hep birlikte okunur ve iki tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.
Bu halde bayram namazlarının her rekatında üç fazla tekbir bulunmuş olur ki bunlar da vacibdir.
(Hanbelî mezhebine göre birinci rekatta altı, ikinci rekatta beş tekbir alınır ve her iki
rekatta da tekbirler kıraattan önce yapılır, İmam Malik ile İmam Åafiî'ye göre, birinci
rekatta yedi, ikinci rekatta beş tekbir alınır ve tekbirler her iki rekatta da kıraattan önce alınır.
İmam bayram namazını kıldırdıktan sonra hutbe okumak için
minbere çıkar. Cuma'da olduğu gibi iki hutbe okur. Ancak bu bayram hutbelerine tekbir
ile başlanır. Cemaat da bu tekbirlere hafifçe katılır. Hatib, Ramazan Bayramı hutbesinde cemaata Fıtır Sadakası üzerinde, Kurban Bayramı
Hutbesinde Kurban ve Teşrîk tekbirleri konusunda bilgi verir.
Cuma hutbelerinde sünnet olan şeyler, bayram hutbelerinde de sünnettir. Mekruh olanlar da aynen mekruhtur. Bayram hutbelerinin namazdan önce okunmaları caiz olmakla beraber mekruh sayılmıştır.
İmam birinci rekatta bayram tekbirlerini unutup da Fatihanın bir kısmını veya tamamını okuduktan sonra hatırlarsa tekbirleri alır. Fatiha'yı yeniden
okur. Fakat Fatiha'dan sonra bir mikdar Kur'an okuduktan sonra, tekbirleri alır, kıraati iade etmez.
Bayram namazlarında, birinci rekatın rüküuna varmış olan bir imama yetişen kimse, bu rükua kavuşacağını tahmin ediyorsa, hem
iftitah tekbirini, hem de Bayram tekbirlerini ayakta alarak ondan sonra rüküa varır. Rüküu kaçıracağından korkuyorsa, îftitah
tekbirinden sonra hemen rükua varır ve Bayram tekbirlerini rüküda alır. Bu tekbirleri alırken
ellerini kaldırmaz. Tekbirleri tamamlayamasa dahi, imam kıyama kalkınca o da imamla kalkar, imamın alacağı
tekbirlerde imama uyar. İmam sünnete uygun olan tekbirlerin dışına çıkmadıkça, imama tekbirlerde uyulur, sünnet dışında az veya çok almış olduğu
tekbirlerde ona uyulmaz.
Bayram namazının ikinci rekatına yetişen kimse, imam
selam verdikten sonra birinci rekatı kaza etmeye kalkınca, önce Besmele ile Fatiha süresini ve
ilave edeceği bir sureyi okur. Sonra gizlice tekbirleri alarak namazı
tamamlar. Bu şekilde mesbuk olanlar, kendi mezheblerinde alacakları tekbirleri
getirirler, imamın almış olduğu tekbirlerin sayısını gözetmezler.
Bayram namazına yetişemeyen kimse, kendi başına Bayram namazı kılamaz.
İsterse dört rekat nafile namazı kılar. Bu, bir kuşluk namazı yerine geçer, sevabı büyük olur.
(Åafiî'lere göre Bayram namazları Müekked Sünnet'lerdir. Bir rivayete göre de, Farz-ı
kifaye'dir. İslam alametlerinden sayılır. Cemaatla kılınması daha faziletlidir. Yalnız
başına da hutbesiz kılınabilir. Bunu misafirlerde, kadınlarda yalnız başlarına kılabilirler. Güneşin doğuşundan zeval
vaktine kadar kılınabilir. Malikîlere göre Bayram namazı müekked sünnettir. Bir görüşe göre de, Farz-ı
kifaye'dir. Hanbelî mezhebinde de Farz-ı kifayedir. İmam ile kılmayı başaramayanın bunu kaza
etmesi sünnettir.)
Kurban Bayramı namazını ilk vaktinde kılmak, Ramazan Bayramı
namazını da biraz geciktirmek müstahabdır. Bayram namazı cenaze namazına ve cenaze namazı da Bayram
hutbesine takdim edilir (önce kılınır).
Bayram namazları bir şehirde herkesin toplanacağı bir yerde
(Namazgâhda) kılınabileceği gibi, birçok camilerde de kılınabilir.
Bayram günlerinde erken kalkmak, yıkanmak, misvak kullanmak, gülyağı ve benzeri hoş koku sürünmek,
giyilmesi mubah olan elbiselerden en güzel ve temizini giymek, Yüce Allah'ın
nimetlerine şükür için neş'e ve sevinç göstermek, karşılaşılan mümin kardeşlere karşı güler yüz göstermek, elden
geldiği kadar fazla sadaka vermek, Bayram gecelerini ibadetle geçirmek müstahab ve güzel bulunmuştur.
Ramazan Bayramında, Bayram namazından önce hurma gibi tatlı bir
şey yenilmcsi, Kurban bayramında ise namaz kılınmadıkça bir şey
yenilmemesi müstahabdır. Sahih olan görüşe göre, bu hususta kurban kesecek kimse ile
kesmeyecek kimse eÅŸittir. Kurban kesecek kimsenin, keseceÄŸi kurban eti ile
yemeğe başlaması daha uygundur. Bununla beraber namazdan önce bir şey
yenilmesinde de kerahet yoktur.
Kurban kesecek kimse, tırnaklarını ve saçlarını kesmeyi geciktirir. Bunu yapmak
mendubdur. Fakat bu geciktirme hoşa gitmeyecek bir durumu ortaya koyacak bir zaman olmamalıdır. Bunun en uzun müddeti kırk gündür.
Faziletli olan, haftada bir defa tırnakları ve bıyıkların fazla kısmını
kesmek, ziyade tüyleri gidermek, yıkanmak suretiyle bedenin temizliğine
bakmaktır. Bunlar hiç olmazsa on beş günde bir yapılmalıdır. Kırk günden fazla bırakılmasında özür kabul edilmez.
Bayram günü camiye bir vakar ve sükun ile gidilir. Ramazan
Bayramında namaza giderken gizlice, Kurban Bayramında ise açıkça tekbir alınması ve namazdan sonra da mümkün ise başka bir yoldan eve dönülmesi mendubdur.
Kurban Bayramının birinci gününc "Yevm-i Nahir", diğer üç gününe de
"Eyyam-ı Teşrik" denir. Bu bayramdan önceki gün ise, "Yevm-i
Arefe"dir ki, Zilhiccenin dokuzuncu günüdür. Ramazan Bayramında Arefe yoktur. Arefe gününün sabah
namazından itibaren Bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazın arkasından bir defa şöyle tekbir alınır ki, bunlara
Teşrîk Tekbirleri denir: "Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallahu vallahu ekber.
Allahü ekber ve lillahilhamd." Memleketimizde bunun tercümcsi bir zaman şöyle okunmuştu:
"Tanrı uludur, Tanrı uludur. Tanrıdan başka Tanrı Yoktur. Tanrı uludur.
Tanrı uludur. Hamd O'na mahsusdur."
Tekbirlerin bu mikdar okunması iki imamın görüşüdür, işlem de böyle
yapılmaktadır. İmamı Azam'a göre bu tekbirler Arefe gününün sabahından ertesi günün ikindisine kadar olan sekiz vakit farz namazın arkasından alınır.
Teşrîk Tekbirleri, fıkıh alimlerinin çoğuna göre vacibdir. Sünnet
diyenler de vardır, iki İmama göre farz namazları kılmakla yükümlü olan herkes için bu tekbirler vacibdir. Bu hususta tek
başına namaz kılan, imama uyan, misafir (yolcu) ile mukim, köylü ile şehirli, erkek ile kadın eşittir.
İmamı Azam'a göre ise, bu tekbirlerin vacib olması için mukim olmak, hür olmak, erkek olmak
ve namaz, müstahab şekilde cemaatle kılınan bir farz olmak şarttır. Buna göre, misafirlere, kölelere, kadınlara ve tek
başına namaz kılan kimselere bu tekbirler vacib değildir. Fakat bunlar,
kendilerine tekbir vacib olan cemaatle namaz kılanlara uymaları halinde tekbir almaları gerekir. Cuma ve Bayram namazları kılınmayan köylerde bulunanlara da vacib olmaz. Cuma günü öğle namazını
kendi aralarında cemaatle kılan özürlü kimselere de vacib olmaz. Kadınların da kendi
aralarında cemaatle namaz kılmaları, müstahab şekilde olan cemaattan sayılmaz.
Bir senenin Teşrîk günlerinde terk edilen bir namaz, yine o senenin teşrîk günlerinden birinde kaza edilse, sonunda Teşrîk Tekbiri alınır. Fakat başka günlerde veya başka bir senenin teşrîk günlerinde kaza edilecek olsa teşrik tekbiri alınmaz.
Bir namazda sehiv secdeleri ile teşrîk tekbiri ve telbiye toplanacak
olsa önce sehiv secdeleri yapılır, sonra tekbir alınır. Ondan sonra da
telbiyede bulunulur. Eğer telbiye önce yapılırsa, sehiv secdeleri ve teşrik tekbiri düşer.
Arefe günü, insanların bir yerde toplanarak Arafat'da bulunan hacıları taklid eder bir durum almaları, hiç bir
esasa bağlı değildir. Bunu mekruh görenler de vardır.
Bayram günlerindc müslümanların birbirlerini tebrik
etmesi, görüşüp musafaha yapması ve birbirlerine: "Gaferellahu lena ve leküm = Allah bizi ve sizi bağışlasın", yahut: "Takabbelellahu
Tealâ minna ve minküm = Yüce Allah bizden ve sizden kabul buyursun." şeklinde duada bulunması da
mendubdur.
(*) Orta boylu bir mızrak, on iki karış uzunluğundadır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi