Ahir-i Zuhur Meselesi - Fıkıh - Ibadetlerrehberi - 293. Sayfa
"AHIR-I ZUHUR" MESELESİİmam-ı Serahsi: "Cum'a namazı ÅŸehirde edâ edilebilir, köylerde sahih olmaz. Ancak Hadis-i Åerifte ÅŸehir mutlak olarak zikredilmiÅŸtir, ÅŸehirde tek yerde kılınma hususu tasrih olunmamıştır" hükmünü zikrediyor. İmam-ı Azam Ebû Hanife (rha)'dan gelen zahir rivayeye göre, ÅŸehirde ancak tek bir camide edâ edilebilir.İmam-ı Yusuf (rha)'in kavline göre; bir ÅŸehrin ortasından nehir geçiyorsa ve ulaşım güçlüğü sözkonusu ise, iki yerde edâ edilmesi caizdir.İmam-ı Muhammed (rha) ve İmam-ı Azam (rha)'dan gelen bir kavle göre de; ÅŸehirde müteaddid yerlerde Cum'a Namazı edâ edilebilir. Bu da sahih olan bir kavildir" İşte ahir-i zuhur (Zuhr-i Ahire) bu ihtilafa dayanan bir meseledir. EÄŸer bir ÅŸehirde birkaç yerde Cum'a Namazını edâ etmek sahih olmazsa (ki olma ihtimali de vardır), mükellefin üzerinde öğle namazı da borç olarak kalmıştır. Dolayısıyle hem Cum'a Namazını, hem öğle namazını kılmak suretiyle, bu tereddüd giderilebilir" diyen ûlema bulundugu gibi; aksi görüşte ûlema da vardır. Bunlar da; "Ya Cum'a Namazı, ya öğle namazı farzdır. EÄŸer "ahir-i zuhur" (Öğle namazı) kılınması taleb edilirse, mükellef "Cum'a farz deÄŸildir" zannına kapılabilir. Dolayısıyle iki delilin kuvvetli olanıyla amel edilir" hükmünü zikretmiÅŸlerdir. Esasen İmam-ı Åafii (rha) bir ÅŸehirde birden fazla yerde Cum'a Namazı'nın kılınamıyacağını, iki yerde kılınırsa ikisinin de fasid olacağını esas almıştır. Resûl-i Ekrem (sav) ve Hülafa-i RaÅŸidiyn dönemlerinde, her ÅŸehirde tek bir camide edâ edildiÄŸi de bilinmektedir.
"Tenvirû'l Ebsar" ve "Dürri'l Muhtar"da: "Binaenaleyh Cum'a Namazından sonra ahir zuhur kılar. Bunların hepsi mezhebin hilafinadır. İtimada ÅŸayan deÄŸildir" hükmü zikredilmiÅŸtir. İbn-i Abidin bu metni ÅŸerhederken ÅŸunları kaydeder: "Ben derim ki; bu ifade söz götürür. Belki itiyat olan onu kılmaktır. Bu, mes'uliyetten yüzde yüz çıkmak manasına gelir. Zira müteaddid yerlerde kılmanın caiz olması delil itibariyle daha kuvvetli olsa da, bunda kuvvetli bir şüphe vardır. Çünkü Ebû Hanife'den hilafi da rivayet edilmiÅŸ; bu rivayeti Tahavi, Timurtasi ve Muhtar sahibi tercih etmiÅŸlerdir. Attabi ise onu (bir ÅŸehirde tek bir yerde kılmayı) daha zahir bulmuÅŸtur. İmam-ı Åafii'nin mezhebi bu olduÄŸu gibi, İmam-i Malik'in meÅŸhur olan kavli ve İmam-i Ahmed'den rivayet edilen iki kavilden biri de budur. Nitekim Makdisi bunu "Nuru's Sem'a fi Zuhurul Cum'a" adlı eserinde zikretmiÅŸtir. Hatta Åafii'lerden Subki ekser ûlemanın kavli bu olduÄŸunu, müteaddit yerlerde Cum'a Namazı kılmanın caiz olduÄŸunu hiçbir sahabi ve tabiinden nakledilmediÄŸini söylemiÅŸtir. Biliyorsun ki Bedai'de "Zahir rivayet budur" denilmiÅŸtir. Münye ÅŸerhinde "Cevamiû'l Fıkıh"tan naklen; "Bu kavil İmam-i Azam'dan gelen iki rivayetin en zahir olanıdır" denilmiÅŸtir. Nehir ile El Havi'l Kudsi'de "Fetva bunun üzerinedir" denilmektedir. Razi'nin tekmilesinde de: "Biz bununla amel ederiz" ibaresi vardır. Åu halde bu kavil (Åehir de tek bir camide edâ etme) mezhepte itimad edilen bir kavildir. Zaif bir kavil deÄŸildir."
Darû'l İslâm'da; Cum'a Namazı'nın ÅŸehirde "tek bir camide mi, yoksa müteaddit camilerde mi kılınacağı" hususunda muhtelif kaviller vardir.. Ancak bir ÅŸehirde; tek bir camide edâ edildiÄŸi zaman, Ehl-i Sünnet'in bütün müctehidlerine göre Cum'a Namazı sahihtir. Ayrıca ahir-i zuhuru (son öğle namazını) kılmaya gerek yoktur. Esasen Cum'a Namazı'nın, öğle namazından daha faziletli olduÄŸu da bilinmektedir. İslâm ahkâmının tatbik edilmediÄŸi beldelerde, müslümanların kendi içlerinden vali, kadı ve Cum'a imamı seçebilecekleri de beyan buyurulmuÅŸtur. Bu Cum'a imamının arkasında Cum'a Namazlarını ruhsaten edâ edebilirler. EÄŸer her ÅŸehirde; tek bir camide toplanabilirlerse, "Cemaatin dağılması" endiÅŸesi bir yana, büyük cemaatler ortaya çıkabilir. Esasen bir ÅŸehirde müteaddit yerlerde Cum'a kılınmasının caiz olduÄŸunu beyan eden ûlema tek bir camide toplanmada mevcut olan "Zorluk ve meÅŸakkat"i illet göstermiÅŸtir. Halbuki günümüzde; her türlü düşünce ve akaid sahipleri, güçlerini gösterebilmek için "Miting"ler tertip etmekle meÅŸguldürler. Dikkat edilirse İbn-i Abidin: "Hatta Åafiilerden Subki; ekser ûlemanın kavli bu olduÄŸunu, müteaddit yerlerde Cum'a kılmanın caiz olduÄŸunu hiçbir Sahabi ve tabi'inden nakledilmediÄŸini söylemiÅŸtir" hükmünü hassaten zikrediyor. İmam-i Azam Ebû Hanife (rha)'dan gelen iki kavilden kuvvetlisinin de, "Bir ÅŸehirde tek bir camide Cum'a Namazı'nın edâ edilmesi" olduÄŸu da malûmdur. İbn-i Abidin: "Ulema, ibadetlerde fetvanın mutlak surette İmam-i Azam (rha)'in kavline göre verileceÄŸini söylemiÅŸtir" hükmünü beyan etmektedir. Cum'a Namazı'nın bir ibadet olduÄŸu dikkate alınırsa, mesele kavranır.
Cum'a Namazı'nın; edâsının şartlarına riayet edilerek kılınması "Azimettir" Mü'minler; Resûl-i Ekrem (sav)'den gelen haberlere dayanan bu şartları dikkate almak durumundadirlar. Hanefi Fûkahası; Cum'a Namazı'nın edâsı konusunda "Ruhsat"in ne olduğunu da izah etmistir!.. Hem azimet, hem ruhsatı terkederek; yeni akli şartlar koymak, hiç kimsenin yetkisinde değildir. Evet İslâm'da zorluk yoktur; ama "uydurma kolaylıklar" da yoktur.
İslami Okul Okulların En Önemlisi