Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Seferin Anlamı ve Müddeti - Fıkıh - Ibadetlerrehberi - 297. Sayfa

    Seferin Anlamı ve Müddeti
    Sefer ve Müsaferet, lügatta herhangi bir mesafeye gitmektir. Bunun karşıtı "ikamet"dir. Din yönünden sefer, belli bir uzaklığa gitmektir. Bu da orta bir yürüyüşle üç günlük (onsekiz saatlik) bir uzaklıktan ibarettir, Buna: "Üç merhale" de denir. Orta yürüyüş, piyade yürüyüşüdür. Kafile halinde develerle olan yürüyüşlerde ise orta yürüyüş, deve yürüyüşüdür.
    Denizlerde de, yelken gemileri ile havanın mutedil olması esas alınır. İşte karalarda böyle bir yürüyüşle, denizlerde de mutedil bir havada yelkenli bir gemi ile onsekiz saat sürecek bir uzaklık "Sefer Müddeti" sayılır. Demek ki bu yolun yalnız gidilecek mesafesi muteberdir. Yoksa gidip dönülmesine ait mesafesi muteber deÄŸildir.
    Vatanında veya vatan hükmünde olan bir yerde oturan kimseye "Mukîm" denir. Böyle bir yerden çıkıp en az onsekiz saatlik bir mesafeye gitmeye baÅŸlamış olan kimseye de, din deyiminde "Misafir=Yolcu" adı verilir.
    Yolculuk hali, esasen zorluk ve sıkıntıdan boÅŸ kalmaz. Bunun için dinimiz yolcular için bazı kolaylıklar göstermiÅŸtir. Yolculukda gece-gündüz devamlı olarak yola devam edilemez. Dinlenmeye ihtiyaç görülür. Bunun için fıkıh kitablarında üç gün üç gece diye sefer müddetini göstermek buna aykırı deÄŸildir. Bu bakımdan bir günlük normal yürüyüş, ortalama olarak altı saat kabul edilmiÅŸtir. Bazı yolculuklarda zahmet ve meÅŸakkat olmasa da, hüküm ÅŸahsa deÄŸil, cinse göre olacağından sefer hükmü bütün yolculuk hallerini kapsar.
    Fıkıh alimlerinden bazılarına göre, sefer müddeti onsekiz fersahlık bir mesafeden ibarettir. Bir fersah, üç mil ve her mil de 20 dakika sürecek olsa, onsekiz fersah "18" saat etmiÅŸ olur. Bir fersah, on iki bin adım, bir mil de dörtbin adım sayılmaktadır. Bununla beraber fersahlar düz yerler ile daÄŸlık yerlerde ve dereliklerde bulunan durumlara göre deÄŸiÅŸir. Düz bir arazide bir fersah mesafe bir saatte alınabileceÄŸi halde, daÄŸlık bir yerde böyle bir mesafe bir saatte alınamaz. Onun için bu konuda fersah bir ölçü sayılmamalıdır. Åu da var ki, fersah esas alındığı takdirde bir çok meseleler çözümlenmiÅŸ olur. 
    Örnek: Tren ve uçakla olan yolculuklarda, gidilecek yerin kaç fersah olduÄŸu göz önüne alınır. En az onsekiz fersahlık bir mesafeye gidilecek olursa, sefer müddeti gerçekleÅŸmiÅŸ olur. Sefer hükmü uygulanmaya baÅŸlar. Böylece taşıtların yürüyüş halini göz önünde bulundurmaya gerek kalmaz. (DoÄŸrusu üç İmam da bu fersah ÅŸeklini kabul etmiÅŸlerdir. İmam Malik ile İmam Ahmed'e göre, sefer müddeti "16" fersahdır. On altı fersah da 48 mildir. Bir mil ise altı bin el arşınıdır. Buna göre sefer müddeti, seksen kilometre ile altıyüz kırk metreye ulaÅŸmış olur. İmam Åafiî'nin ilk görüşüne göre bir gün bir gecedir. Son görüşüne göre ise, "48" mildir.)
    Gidilecek bir yerin hem karadan, hem de denizden yolu bulunsa, yolcunun gideceÄŸi yol esas alınır. Bir beldeye deniz yolu ile on iki saatte ve kara yolu ile onsekiz saatte gidilecek olsa, karadan gidenler misafir sayılır, denizden gidenler sayılmaz. O yerin karadan iki yolu bulunduÄŸu takdirde de hüküm böyledir. Sefer mesafesinde bulunan yoldan gidenler ancak misafir sayılır.
    Yolculuk hükmünün uygulanması, oturulan yerin yola çıkıldığı yöndeki evlerinden ayrıldıktan ve en az üç günlük bir vere gidilmesine niyet edildikten sonra baÅŸlar. Onun için bu evler tamamen geçilmedikçe ve sefere niyet edilmedikçe, sefer hali baÅŸlamış olamaz.
    Bir beldenin kenarlarında olup "Fina-i Mısır" denilen yerler de o beldeden sayılır. Bunlar çoÄŸunlukla bir ok atımından (dört yüz adımdan) az bir mesafe teÅŸkil ederler. Belde ile bunlar arasında tarlalar ve bostanlar bulunmadıkça beldenin ekleri ve tamamlayıcıları sayılırlar. Onun için bunları da geçmek gerekir ki, yolculuk hükmü baÅŸlamış olsun.
    Åehrin dışındaki baÄŸlar ve bostanlar, bekçilere ve bostancılara ait ev ve kulübeler ÅŸehirden sayılmaz.