Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Seferin Hükümleri - Fıkıh - Ibadetlerrehberi - 298. Sayfa

    Seferin Hükümleri
    Yolcular hakkında bir takım kolaylıklar ve ruhsatlar gösterilmiÅŸtir. Åu uygulamalar bu kolaylıklardandır: Ramazan ayında yolculuk halinde bulunan kimse için, orucu sonraya bırakmak mubahtır. Misafirler (yolcular) için mestler üzerine mesih üç gün üç gecedir. Misafir dört rekat farz namazlarını iki rekat olarak kılar. Buna: "Kasr-ı Salat" denir. Biz Hanefilerce, misafirin böyle namazını kısaltması gerekir. Buna aykırı olarak bu farzların dört rekat olarak kılınması mekruhtur. Bununla beraber iki rekat kılıp da teÅŸehhüdde bulunduktan sonra iki rekat daha kılacak olsa, farzı yerine getirmiÅŸ olur. Bu son iki rekat nafile sayılır. Ancak selamı geciktirmiÅŸ olmasından dolayı hata iÅŸlemiÅŸ olur. Fakat birinci teÅŸehhüdü terk etse veya önceki iki rekatta kıraatta bulunmamış olsa, farzı yerine getirmiÅŸ olmaz. Sabah ve cuma namazlarında da hüküm böyledir.
    "Kasr-ı Salat=Namazı kısaltmak", Peygamber Efendimizin hicretlerinin dördüncü yılında meÅŸru kılınmıştır. MeÅŸru oluÅŸu, kitab, sünnet ve ümmetin icmai ile sabittir. (İmam Åafiî'ye göre misafir (yolcu) olan kimse serbesttir. Dilerse dört rekatlı farzları dört rekat olarak kılar)
    Misafir kimse, vatanına dönünce yolculuk hükmünden çıkar. Vatanında beklemeyi niyet etmesi ÅŸart deÄŸildir. Fakat kendi asıl vatanından baÅŸka bir yere gidip orada niyetsiz olarak beklemekle misafir olmaktan çıkmaz. Ancak en az onbeÅŸ gün bu beldede oturmaya niyet ederse, o zaman sefer hükmünden çıkar. OnbeÅŸ günden az ikamete (oturmaya) niyet etse veya ayrı ayrı iki beldede onbeÅŸ gün ikamete niyet edip bunlardan yalnız birinde onbeÅŸ gün durmasa, misafirlik hükmü son bulmaz.
    Bir misafir, bulunduÄŸu yerde onbeÅŸ gün durmayı niyet etmeyip bugün, yarın çıkacağım diye uzun zaman orada kalacak olsa, yine misafirlik hükmünden çıkmaz. Öyle ki, bir beldeye gidip belli bir iÅŸini gördükten sonra dönmek kararında olan bir kimse, o iÅŸin onbeÅŸ günden az bir zamanda yapılamayacağını bilmedikçe yine sefer hükmünden çıkmaz, mukim sayılmaz. EÄŸer onbeÅŸ günden önce bitmeyeceÄŸini biliyorsa, niyet etmese bile mukim sayılır.
    Sahrada ikamete niyet sahih deÄŸildir. Ancak göçebe halinde olup çadırlarda oturanlar, kendilerine ve hayvanlarına onbeÅŸ gün yetecek yiyecek ve içecekleri bulunduÄŸu takdirde, sahralarda onbeÅŸ gün oturmaya niyet ederlerse, mukim sayılırlar. Bu durumda onlar, bu yerden kalkıp onsekiz saatlik bir yere gitmeyi niyet etmedikçe, mukim olmaktan çıkmazlar.
    Sefer ve ikamet hallerinde, kendisine uyulan kimsenin niyeti geçerlidir. Ona uyanın niyetine itibar yoktur. Onun için asker, kumandanının, köle efendisinin, işçi iÅŸ verenin, öğrenci hocasının, peÅŸin olan nikah bedelini almış bulunan kadın, kocasının niyetine göre mukim veya misafir olur.
    Sefer hususunda henüz buluÄŸ çağına ermemiÅŸ çocuÄŸun niyeti geçerli deÄŸildir. Bunun için böyle bir çocuk hakkında sefer hükümleri uygulanmaz. Çünkü sefer hususunda, sefer müddeti olan bir mesafeye gitmeyi niyet etmek ÅŸart olduÄŸu gibi, fikrinde özgür olmak ve buluÄŸ çağına da ermiÅŸ bulunmak ÅŸarttır. (Åafiî'lere göre, mümeyyiz olan (kâr ve zararını seçen) çocuÄŸun sefere niyeti geçerlidir, namazını kısaltabilir.)
    Sefer halinde bulunan bir kimse, tabi bulunduÄŸu ÅŸahsın niyetini, nereye kadar gideceÄŸini bilmediÄŸi ve sorusuna da cevab alamadığı takdirde, üç günlük mesafeye gidinceye kadar namazlarını tam kılar; ondan sonra kısaltmaya (kasra) baÅŸlar. Düşman eline esir düşen bir müslüman hakkında da hüküm böyledir. Herhangi bir sebebden dolayı soru sorulamaması da soruya cevab alınamaması gibidir.
    Dar-ı harbde (düşman yurdu içinde) askerin ikamete niyeti sahih deÄŸildir. Fakat güvenlik teminatı ile böyle bir bölgede bulunan müslümanların orada ikamete (onbeÅŸ günden fazla durmaya) niyet etmeleri sahihdir.
    En büyük idareci de, sefer konusunda diÄŸer insanlar gibidir. Buna göre bir idareci, sefer müddeti olan bir yolculuÄŸa niyet etmeksizin memleketi dahilinde dolaşıp dursa, namazlarını tam kılar. Fakat sefer müddeti olan bir yere gitmeyi niyet edip dolaşırsa, namazlarını kısaltır. Sahih olan budur. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ve onun dört halifesi, Medine'den Mekke'ye gidince dört rekatlı farz namazları ikiÅŸer rekat olarak kılarlardı.
    Namaz vakti devam ettikçe, misafirlik ve ikamet bakımından, namazın vasfı deÄŸiÅŸebilir; vakit çıkınca da, vasıf kararlaÅŸmış olur. Bunlarda vaktin sonu, yani "Allahü Ekber" diyebilecek bir zamanın kalmamış olması muteberdir. Buna göre bir misafirin namazı, vakit henüz tamamen çıkmadan vatanına dönmesi ile veya bir yerde onbeÅŸ gün ikamete niyet etmesi ile namazı iki rekattan dört rekata döner. Fakat namazını henüz kılmadan vakit çıkıp da, ondan sonra vatanına dönse veya bir yerde onbeÅŸ gün ikamete niyet edecek olsa, artık bu namazı iki rekat olarak kaza eder, dört rekat olarak kaza etmez. Çünkü vaktin çıkması ile, namazın vasfı (misafir namazı olması) kararlaÅŸmış olur.
    Yolculuk halinde bulunan bir kadın haiz iken, gideceÄŸi yere üç günden az bir mesafe kaldığı esnada temizlenecek olursa, namazlarını tam olarak kılar.
    Mukimin kazaya kalan namazları sefere çıkması ile, misafirin de kazaya kalan namazları ikamete niyet etmesi ile deÄŸiÅŸmez. Onun için ikamet halinde olan bir kimse, sefer halinde kazaya kalmış olan namazlarını ikiÅŸer rekat kılacağı gibi, sefer halinde bulunan kimse de, ikamet zamanında kazaya kalmış namazlarını dörder rekat olarak kılar.
    Mukim misafire, misafir de vakit içinde mukime uyabilir. Åöyle ki: Bir mukimin vakit içinde olsun olmasın, misafire uyması sahihdir. Misafir iki rekati kıldıktan sonra selam verince, mukim kalkar ve kıraat yapmaksızın namazını tamamlar. Yanılsa da, bundan dolayı sehiv secdesi yapmaz. Çünkü bu mukim bir lahık demektir.
    İmam olan misafirin, namazdan önce veya namazdan sonra cemaata dönerek: "siz namazınızı tamamlayın, ben misafirim," demesi müstahabdır:
    Misafire gelince: Bu da ancak vakit içinde mukime uyabilir. Bu halde dört rekatlı bir farz namazını mukim gibi tam olarak kılar, İmama vakit içinde uymakla farz namazı iki rekattan dört rekata dönmüş olur. Fakat vaktin dışında, yani kendisi misafir iken kazaya kalmış dört rekatlı bir namazında mukime uyması sahih olmaz. Çünkü böyle kazaya kalmış namazı, evvelki iki rekat olarak kararlaÅŸmıştır.
    Misafir ile mukim, dört rekatlı bir namazı kazaya bırakmış olsalar, bu namazda misafir mukime uyamaz. Çünkü bu namaz, misafir için iki rekat olarak kararlaÅŸmıştır. Onun için birinci oturuÅŸ misafir için farz olduÄŸu halde, mukim için farz deÄŸildir, vacibdir. O halde farz namaz kılan, nafile namaz kılana uymuÅŸ olur ki, bu caiz deÄŸildir.
    Misafir vakit içinde mukime uymuÅŸ iken namazı bozulsa bunu yine iki rekat olarak kılar. Çünkü onun imama uyması bozulmuÅŸtur.
    Yolculuk veya yaÄŸmur sebebi ile iki vakit namazı bir vakitte kılmak caiz deÄŸildir. Yalnız hac mevsiminde Arafat'da öğle ile ikindi namazlarını öğle vaktinde ve akÅŸam ile yatsı namazlarını Müzdelife'de yatsı vaktinde bir arada cemaatla kılmak caizdir. (Üç imama göre, bir özür sebebi ile, öğle ile ikindi veya akÅŸam ile yatsı namazlarını öne almak veya geciktirmek suretiyle bir vakitte toplamak caizdir. Öğle namazı ile ikindi namazı öğle vaktinde kılınabileceÄŸi gibi, ikindi vaktinde de kılınabilir.)
    Sefer hükümlerinin uygulanması hususunda, yolculuÄŸun meÅŸru olup olmaması arasında fark yoktur. Bunun için efendisinden kaçmış bir köle veya haksız yere kocasından kaçmış bir kadın sefer müddeti yola çıkınca namazını iki rekat kılar ve isterse orucunu da sonraya bırakabilir. (Üç İmama göre, böyle yolcular, misafirler hakkındaki kolaylıklardan yararlanamazlar. Onlar bu ihsana ehil deÄŸillerdir.)