Nebi (s.a.s.)’in Ramazandaki Orucu - Fıkıh - Nebininramazanorucu - 11. Sayfa
|
NEBİ (S.A.S.)’İN RAMAZANDAKİ ORUCU İÇİNDEKİLER ORUCUN FAZİLETLERİ RAMAZAN AYIN IN ÜSTÜNLÜÄÜ NİYET ORUCUN VAKTİ SAHÛR İFTÂR ORUÇLUNUN TERKETMESİ GEREKLİ OLAN ÅEYLER ORUÇLUNUN YAPMASI MUBAH OLAN İÅLER ORUCU BOZAN ÅEYLER KAZA TERÂVİH NAMAZI KADİR GECESİ İTİKÂF FITIR ZEKÂTI RAMAZANDA YAYGIN OLAN ZAYIF HADİSLER Hazırlayan
ORUCUN FAZİLETLERİ ( والصائمين والصائمات والحافظين فروجهم والحافظات والذاكرين الله كثيرا والذاكرات أعد الله لهم مغفرة وأجرا عظيما )
( Oruç tutan
erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını)
koruyan kadınlar, Allâh’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar
varya; işte Allâh, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat
hazırlamıştır)
[Ahzâb:
35] ( أن تصوموا خير لكم إن كنتم تعلمون ) ( EÄŸer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır ) [Bakara: 184] Allâh Resûlü (s.a.s.) bir hadisinde, orucun ÅŸehvetlere karşı bir kalkan olduÄŸunu açıklamıştır: ( Ey gençler ! kimin evlenmeye gücü[1] yeterse evlensin; çünkü evlilik gözü sakındırır ve ferci korur. Kimin de gücü yetmez ise, oruç tutması gerekir, çünkü onun için bir kalkandır. )[2] Müslüman kardeÅŸim, bu hadisten orucun ÅŸehvetlere engel olduÄŸu ve hiddetini kestiÄŸi anlaşılmaktadır. Åehvetler ise, ateÅŸe götürür; oruçta, ateÅŸle oruç tutanın arasına girmekle engel olur. Dolayısıyla oruçun ateÅŸe karşı bir kalkan olduÄŸu, kulun onun ile ateÅŸten korunduÄŸunu açıklayan hadisler gelmiÅŸtir. Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Hangi kul Allâh yolunda bir gün oruç tutarsa; Allâh bu oruçla onun yüzünü ateÅŸten yetmiÅŸ sene uzaklaÅŸtırır. )[3] BaÅŸka bir hadiste: ( Oruç kalkandır, kul onunla ateÅŸten korunur)[4]
( Ebu Umâme
(r.a)’dan,
«
Ey
Allâh’ın Resûlü! Cennete
gireceğim bir ameli bana göster
»
der. Allâh Resûlü (s.a.s.) de şöyle buyurur:
«
Oruç
tutman gerekir, onun gibisi
yoktur
»
)[5]
RAMAZAN AYIN IN ÜSTÜNLÜÄÜ Ramazan, hayır ve bereket ayıdır. Allâh bu ayı bir çok faziletlerle donatmıştır. Bunlardan birisi; Allâh (Azze ve Celle) bu ayda Kur’ân’ı, insanlar için hidâyet ve müminler için ÅŸifâ maksadıyla indirmesidir. Bu konuda Allâh şöyle buyurur: ( شهر رمضان الذي أنزل فيه القرآن هدى للناس وبينات من الهدى والفرقان فمن شهد منكم الشهر فليصمه ) ( Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doÄŸrunun ve doÄŸruyu eÄŸriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’ân’ın indirildiÄŸi aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun ) [Bakara: 185] Ramazan ayında öyle bir gece vardır ki, bu gece, Allâh (Azze ve Celle)’nin katında bin aydan daha hayırlıdır. Bu, kadir gecesidir. Allâh Teâla bu meyanda şöyle buyurur: ( إنا أنزلناه في ليلة القدر وما أدراك ما ليلة القدر ليلة القدر خير من ألف شهر تنزل الملائكة والروح فيها بإذن ربهم من كل أمر سلام هي حتى مطلع الفجر ) ( Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduÄŸunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iÅŸ için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doÄŸuÅŸuna kadar.) [Kadir suresi: 1-5] Bu ayda ÅŸeytanlar zincirlenir, cehennem kapıları kapanır ve cennetin kapıları açılır. Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Ramazan geldiÄŸinde; Cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve ÅŸeytanlar zincirlenir. )[6] NİYET [7]
Ramazanın girişi, gözle görüldüğü veya şehâdet ile yâhut iddetin[8] tamamlanmasıyla sâbit olmuş ise, mükellef olan her müslümanın orucuna geceden niyet etmesi farzdır. Hadiste: ( Kim geceden oruca niyet etmezse, onun oruçu yoktur )[9] Ramazan ayına idrak ettiğini bilmeden yer ve içerse sonra da bunu bilirse, kendini yemek ve içmekten tutarak orucunu tamamlar, bu onun için yeterlidir.
ORUCUN VAKTİ
Sehl b. Saad (r.a.) şöyle der: ( وكلوا واشربوا حتى يتبين لكم الخيط الأبيض من الخيط الأسود ) ( Beyaz ipliÄŸi, siyah ipliÄŸinden ayırt edilinceye kadar yiyin, için )[10], âyeti indiÄŸinde, kiÅŸi oruç tutmak isterse ,bacağına beyaz ve siyah iplik baÄŸlardı her ikisinin görülmesi açığa çıkıncaya kadar, yeme içmeye devam ederdi. Bunun üzerine Allâh, daha sonra (من الفجر) (fecre kadar) ayetini indirir. Böylece bunun, gece ve gündüz manasına geldiÄŸini bildiler.)[11] Fecr iki tanedir: Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Fecr iki tanedir: İlki; yemeÄŸi yasaklamaz, namazı helâl kılmaz.[12] İkincisi; yemeÄŸi yasaklar, namazı helâl kılar.[13])[14] BaÅŸka bir hadiste: ( Yiyin, için, yüksek ışık uzun fecr sizi huzursuz etmesin, (sahûrdan geri durmayın), kızıllık size gözükünceye kadar yiyin ve için.)[15] DiÄŸer bir hadiste: ( Peygamber (s.a.s.) parmaklarını topladıktan sonra onları yere doÄŸru dikerek ) «fecr, şöyle zâhir olan aydınlık deÄŸildir. ( Åahâdet parmağını orta parmağı üzerine koyup iki elini uzatarak ) lâkin şöyle görünen aydınlık fecirdir» buyurmuÅŸtur.) [16]
Sonra da orucu geceye tamamlar: Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Gece bu taraftan gelir, gündüz de bu taraftan gelip güneÅŸ batarsa; oruçlu iftar etmiÅŸ olur )[17] Bu durum güneÅŸ dairesinin hemen batması akabinde gerçekleÅŸir. Velevki ışığı belirgin olsa bile. Allâh Resûlü (s.a.s.)’in durumu oruçlu olduÄŸunda böyleydi; Bir kiÅŸiye emreder, o da yüksek bir yere çıkar, güneÅŸ battı dediÄŸinde; İftar ederdi.[18] SAHÛR Allâh Teâla şöyle buyurur: ( يا أيها الذين آمنوا كتب عليكم الصيام كما كتب على الذين من قبلكم لعلكم تتقون ) ( Ey iman edenler! Oruç, sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz ) [Bakara, 183] Oruç, vakit ve hüküm olarak Ehli Kitâb’a farz olunduÄŸu ÅŸekildeydi. Yemezler ve içmezler, uykudan sonra iliÅŸkide bulunmazlardı ( Yâni birisi uyuduÄŸunda bir sonraki geceye kadar yemek yemezdi ). Bu, müslümanlara da aynı ÅŸekilde farz kılındı. Bunun hükmü kalkınca, Allâh Resûlü (s.a.s.) Ehli Kitâb’ın orucu ile bizim orucumuzun arasını sahûr ile ayırdetmeyi emretti. Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Kitab Ehli’nin orucu ile bizim orucumuzun arasındaki fark, sahûr yemeÄŸidir.)[19] Sahûr berekettir, çünkü sahûr sünnete uymadır, oruç tutana güç verir ve sahûrda Kitab Ehli’ne muhâlefet söz konusudur. Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: (Sahûr yemeÄŸi yiyin; çünkü gerçekten sahûrda bereket vardır.)[20] Sahûrun en büyük bereketlerinden birisi de, Allâh Teâla ve Melekleri sahûr yemeÄŸi yiyenlere salât getirmeleridir. Hadiste: ( Sahûr yemeÄŸi berekettir, velev ki biriniz, sudan içeceÄŸi bir yudum olsa bile sahûru sakın terketmeyin.[21] Gerçekten Allâh ve Melekleri sahûr yemeÄŸi yiyenlere salat getirirler.)[22]
İFTÂR Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( İnsanlar iftâr etmekte acele ettikleri müddetçe, din üstün olmakta devam eder. Çünkü Yahudi ve Hristiyanlar geciktirirler.)[23] DiÄŸer bir hadiste: ( İnsanlar iftârı acele yaptıkları müddetçe hayırdadırlar[24] )[25] İnsanların hayırda olması, Peygamberlerinin menhecini takib edip, onun sünnetini korumalarındandır. Çünkü İslâm üstün ve gâlib gelici olarak kalacaktır. Dolayısıyla muhâlefet edenin İslâma bir zararı olamaz. Böylelikle İslâm ümmeti örnek alınacak iyi bir model olacaktır. Artık İslâm ümmeti hiç bir zaman doÄŸu ve batının kuyruÄŸu olup, her ötenin gölgesi olmayacak ve rüzgarla birlikte aynı yöne meyletmeyecektir. İftâr akÅŸam namazından öncedir, ama kiÅŸi ne ile iftar edecektir? Enes (r.a) dan şöyle der: ( Peygamber (s.a.s.) namaz kılmadan önce rutab hurmalarıyla iftar ederdi. Rutab olmadığında hurma ile, hurma da olmadığında yudumlayarak su içerdi.)[26] KiÅŸi iftâr esnasında ne der: Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Gerçekten oruç tutanın iftarı esnasındaki duası reddedilmez.)[27] Allâh Resûlü (s.a.s.)den naklolunan dua da: ( ذَهَبَ الظَّمَأُ، وَبْتَلَّتِ العُرُوقُ، وَثَبَتَ الأَجْرُ إِنْ شَاءَ الله ُ) ( Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, Allah’ın izniyle de ecir sabit oldu (kazanıldı). )[28]
ORUÇLUNUN TERKETMESİ GEREKLİ OLAN ÅEYLER Allâh Resûlü (s.a.s.) oruç tutanın iyi ve güzel ahlâk ile donanmasını, ayrıca ahlâksızlık, müstehcenlik, sövüp saymak ve kırıcılıktan uzak durmasını teÅŸvik etmiÅŸtir. Aslında müslümanın her zaman bu tür ÅŸeylerden uzak durması ve kaçınması gerekli olmakla birlikte, ancak oruç farizâsını edâ ettiÄŸi esnadaki yasaklık daha da ÅŸiddetli olmaktadır. Bunun için bu kötülükleri yapan hakkında Nebî (s.a.s.) den ÅŸiddetli tehdit gelmiÅŸtir. Åöyle buyurur: ( Nice oruçlu vardır ki ona tuttuÄŸu oruçtan sadece açlık ve susuzluk kalacaktır.)[29] Dolayısıyla oruçlunun orucunu yaralayan iÅŸlerden kaçınması gerekmektedir.
ORUÇLUNUN YAPMASI MUBAH OLAN İÅLER 1- Oruç tutan cünub olarak sabahlayabilir : AiÅŸe ve Ummu Seleme (r.anhma) şöyle derler: ( Peygamber (s.a.s.) ramazanda ihtilamsız olarak cünub olduÄŸu halde fecir girerdi, böyle iken gusül abdesti alarak oruç tutardı.)[30] 2- Oruç tutan misvak kullanabilir : Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( EÄŸer ümmetime zorluk vermeyeceÄŸimi bilseydim, her namaz ile birlikte misvağı onlara emrederdim )[31] Allâh Resûlü (s.a.s.) hadiste oruçlu ile oruçsuz olanın arasını ayırmamıştır. Bu da her abdest ve namaz esnasında oruçlu ve oruç tutmayanın misvak kullanabileceÄŸine delildir. 3- Mazmaza ve İstinşâk : Allâh Resûlü (s.a.s.) oruçlu olduÄŸu halde mazmaza ve istinşâk yapardı. Ancak oruç tutanın bunu ÅŸiddetlice yapmasını yasaklamıştır. Hadiste: ( ... İstinÅŸağı ÅŸiddetlice yap, ancak oruçlu olursan baÅŸkadır. )[32] 4- Oruçlunun hanımıyla oynaşıp öpebileceÄŸi : AiÅŸe (r.anha)’nın şöyle dediÄŸi sabit olmuÅŸtur: ( Allâh Resûlü (s.a.s.) oruçlu olduÄŸu halde öperdi, oruçlu olduÄŸu halde oynaşırdı, ancak o içinizden nefsine en fazla sahib olanıydı. )[33] Bu durum genç için mekruh olup, ihtiyar için serbest görülmüştür. Abdullâh b. Amr b. el-Âs şöyle rivâyet etmiÅŸtir: ( Nebî (s.a.s.) yanında iken bir genç gelir ve şöyle der: « Ey Allâh’ın Resûlü ! Oruçlu olduÄŸum halde öpebilirmiyim ? » O da « hayır » der. İhtiyar bir adam gelir, ve şöyle der: « Oruçlu olduÄŸum halde öpebilirmiyim? » O da « evet » deyince, birbirimize bakmaya baÅŸladık. Allâh Resûlü (s.a.s.) de şöyle buyurdu: « Gerçekten ihtiyar nefsine sahibtir ».)[34] 5- Kan tahlili ve gıdalanma kasdı (serum gibi) olmaksızın iÄŸne vurulabileceÄŸi. 6- Hacamat: Hacamat önceden orucu bozanlar cümlesindendi, sonra hükmü kaldırıldı. Nebî (s.a.s.) den oruçlu olduÄŸu halde hacamat yaptırdığı sabit olmuÅŸtur. İbn Abbâs (r.a) şöyle der: ( Nebî (s.a.s.) oruçlu olduÄŸu halde hacamat yaptırmıştır )[35] 7- YemeÄŸin tadına bakmak: İbn Abbâs (r.a) şöyle demiÅŸtir: ( Oruçlu olduÄŸu halde sirkenin, veya boÄŸazına girmemesi ÅŸartıyla baÅŸka bir ÅŸeyin tadına bakılmasında bir beis yoktur )[36] 8- Göze giren sürme ve damla gibi benzeri ÅŸeyler. 9- SoÄŸuk suyun baÅŸa dökülmesi ve yıkanmak: Peygamber (s.a.s.) oruçlu olduÄŸu halde sıcaktan ve susuzluktan dolayı başına su serperdi.[37]
ORUCU BOZAN ÅEYLER 1- Kasden (bilerek) yeme ve içme.[38] 2- Cima yapma. 3- Kasden (bilerek) kusma : Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Kime kusma galebe çalarsa, üzerine kazâ gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa, kazâ etsin.)[39] 4- Aybaşı ve nifas (lohusalık) kanı : Kadın, gündüzün herhangi bir vaktinde ister evvelinde isterse sonunda olsun, aybaşı veya nifas kanını gördüğünde orucu bozulmuÅŸtur. Kazâ eder (kan gördüğü günler kadar ramazan sonrası tutar) eÄŸer kanı görmesine raÄŸmen oruç tutarsa bu farz olan orucun yerini doldurmaz. Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( « Kadın, aybaşı kanı gördüğünde namaz kılmaz oruç tutmaz deÄŸil mi? » dediÄŸinde, kadınlar da: « Evet » dediler. Allâh Resûlü (s.a.s.): « İşte bu da kadının dininin eksikliÄŸindendir » buyurur.)[40] 5- Besleyici iÄŸne (serum)[41]: Beslenme kasdıyla besleyici bazı maddelerin hastaların midelerine ulaÅŸtırılmasıdır. Bu ise, oruçlunun orucunu bozar. Çünkü mideye ulaÅŸtırmadır. Mideye deÄŸil de, kana ulaÅŸan iÄŸne ise, yine de orucu bozar. Çünkü bu yeme ve içmenin yerine geçer. Aynı ÅŸekilde böbrek hastalığına yakalanan hastaların (tedavi esnasındaki) aldıkları ilâç orucu bozar. [Bir de meninin inzâlini ilâve edebiliriz: Bu öperek, oynaÅŸarak veya istimnâ (masturbasyon) yoluyla olsun farketmez. Çünkü bu tür ÅŸeyler küdsi hadiste de geldiÄŸi gibi oruç tutanın kaçınması ile emrolunduÄŸu ÅŸehevî arzulardır: ( Benim için yiyeceÄŸini içeceÄŸini ve ÅŸehvetini bırakır) [Buhârî ve Müslim] Åeyhu’l-İslâm Hakikat’us-Siyâm (s.23) adlı kitabında şöyle der: « Her kim istimnâ yapar ve inzâl olursa orucu bozulmuÅŸtur.»] ALLÂH SİZİN İÇİN KOLAYLIK İSTER ZORLUK İSTEMEZ 1- Yolculukta olan: Yolculukta olanın oruç tutması konusunda serbest olduÄŸuna dâir hadisler gelmiÅŸtir. Sakın unutma ki bu rahmet, Allâh’ın Kitâbında zikredilmiÅŸtir. Allâh Teâla şöyle buyurur: ( ومن كان مريضا أو على سفر فعدة من أيام أخر يريد الله بكم اليسر ولا يريد بكم العسر ) ( Kim hasta veya yolcu olursa, ( tutamadığı günler sayısınca ) baÅŸka günlerde kazâ etsin. Allâh sizin için kolaylık ister, zorluk istemez.) Bakara : [185] Hamza b. Amr el-Eslemî Allâh Resûlü (s.a.s)’e sorar: ( « Yolculuk esnasında tutacakmıyım ? » – Kendisi çok oruç tutardı – Bunun üzerine (s.a.s.) şöyle der: « İster oruç tut, ister orucunu boz. »)[42] 2- Çok yaÅŸlı erkek ve kadın: İbn Abbâs (r.a) ÅŸu âyeti okur: ( وعلى الذين يطيقونه فدية طعام مسكين ) ( Oruç tutmaya güç yetiremeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir )[43] ve şöyle der: ( Bu oruca güç yetiremeyen ihtiyar adamdır. Her gün için yarım sâğ (yaklaşık bir buçuk kilo gram) buÄŸday ile bir fakiri doyurur )[44] 3- Hâmile ve emziren kadın: Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Allâh -Tebâreke ve Teâla- yolcudan namazın yarısını, hâmile ve emziren kadından da orucu kaldırmıştır )[45] KAZÂ İbn Abbâs (r.a) şöyle buyurur: ( Nebî (s.a.s)’e bir adam gelerek: « Ey Allâh’ın Resûlü! annem, üzerinde bir ayın orucu varken öldü, dolayısıyla onun yerine kazâ edebilirmiyim? » diye sorar. Allâh Resûlü de (s.a.s.) cevâben: « Evet, çünkü Allâh’ın borcu yerine getirilmeye daha lâyıktır » der.)[46] Ramazanda bilerek (özürsüz) orucunu bozan kimse hakkında, Peygamber ( s.a.s.) den kazâ edeceÄŸine veya keffâret ödeyeceÄŸine dâir hiç bir delil sabit deÄŸildir. Çünkü bunun günâhı çok büyük olduÄŸundan kazâ veya keffâret ile telâfi edilecek gibi deÄŸildir. Bilâkis Allâh’a tevbe etmesi ve tevbesinde sadık olması, sâlih amelleri ve taatleri çoÄŸaltması gerekir. Umulur ki Allâh, orucunu kasden bozarak iÅŸlediÄŸi bu günahını siler.[47] CİMÂ’NIN KEFFARETİ
Ebu Hureyre (r.a.)’dan şöyle der: ( Bir adam Allâh Resûlü (s.a.s.)’e gelerek, «Helâk oldum ya Rasulallâh !» dedi. Resulallâh (s.a.s.) «Seni helak eden nedir?» Diye sorunca, adam; «Ramazan da aileme yanaştım», diye cevap verdi. Bunun üzerine Nebî (s.a.s.) «Azad edilecek kölen varmı ?» diye sordu. Adam «hayır» dedi. «Aralıksız iki ay oruç tutabilirmisin» ? diye sordu. Adam «hayır» dedi. «Altmış tane fakiri doyurabilirmisin ?» diye sordu. Adam «hayır» dedi. Bunun üzerine adama «otur» dedi. O da oturdu. Bu arada Nebî (s.a.s.)’e bir kök hurma getirirler. Adama, «şunları sadaka ver» buyurur. Adam, «şu iki siyah taşlık arasında bizden daha fazla fakir olan kimse yoktur», deyince, Nebî (s.a.s.) ön dişleri görünecek derecede güldü. Sonra «şunu alıp, çoluk çocuğunu doyur», buyurdular.)[48] Diğer bir rivayetin sonunda şu fazlalık vardır: ( Sen ve çoluk çocuğun ye, bir gün tut ve Allah’tan af dile.)[49]
TERÂVİH NAMAZI [50] Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Her kim ramazanı, iman ederek ve sevâbını Allâh’tan bekleyerek ibâdetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.)[51] Terâvih namazını cemaatle kılmak meşrûdur. Onbir rek’âttır. Â’işe (r.a.) şöyle buyurur: ( Nebî (s.a.s.) ne ramazanda ve ne de ramazan dışında onbir rek’âtı aşmazdı.)[52]
KADİR GECESİ Allâh Teâla şöyle buyurur: ( Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilirmisin? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar. ) [el- Kadr Sûresi] Allâh Resûlü (s.a.s.) de şöyle buyurur: ( Kadir gecesini ramazanın son on gününde arayın )[53] Diğer bir hadiste: ( Kadir gecesini ramazanın tekli olan son on gününde arayın.)[54]
Müslüman kiÅŸi Kadir gecesini nasıl arar: Â’iÅŸe (r.a.) şöyle buyurur: ( Nebî (s.a.s.) (ramazan’ın son) on gününe girdiÄŸinde izârını salamca baÄŸlar (kendini ibâdete vermek için hanımlarından uzaklaşır ), geceyi ibâdetle geçirir ve âilesini kaldırırdı. )[55] Yine şöyle buyurur: ( Allâh Resûlü (s.a.s.) (ramazan’ın) son on gününde gayret ettiÄŸi kadar diÄŸerlerinde bu kadar gayretli olmazdı.)[56] Bu gecenin alâmetleri: Allâh Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Kadir gecesi, bağışlama ve azad gecesidir. Ne soÄŸuk ne de sıcaktır. GüneÅŸ o gecenin sabahında kırmızılığı zayıf olarak doÄŸar.)[57] İTİKÂF İtikâf, ramazan ve ramazan dışındaki senenin diÄŸer günlerinde müstehabtır. Peygamber (s.a.s.)’in ÅŸevvâl ayının son on gününde itikâfa girdiÄŸi sabittir. Umer (r.a.) Nebî (s.a.s.)’e şöyle demiÅŸtir: ( Yâ Resulallâh ! Ben cahiliyye’de Mescid’ul-Harem’de bir gece itikâfa girmeyi adadım deyince, Nebî (s.a.s.) « adağını yerine getir » der. O da bir gece itikâfa girer.)[58] İtikâfın en faziletlisi ramazanda olanıdır. Çünkü Nebî (s.a.s.) Allâh Azze ve Celle tarafından vefât ettirilene kadar ramazanın son on günü itikâfa girerdi.[59] İtikâfın ÅŸartları: Allâh Teâla şöyle buyurur : ( ولا تباشروهن وأنتم عاكفون في المساجد ) ( Mescidlerde ibadete çekilmiÅŸ olduÄŸunuz zamanlarda kadınlarla birleÅŸmeyin.) [Bakara: 187] Ancak mescidlerden murâd olunan bütün mescidler deÄŸildir. Çünkü bunun tayini sünnette gelmiÅŸtir. Resûl (s.a.s.) şöyle buyurur: ( İtikâfa ancak üç mescidte girilir )[60] Â’iÅŸe (r.a.) şöyle der: ( Sünnet olan, itikâfa girenin oruç tutmasıdır.)[61] İtikâfa girenin yapması câiz olan ÅŸeyler: İtikâfa girenin ihtiyaca binâen çıkması câizdir.[62] Başını mescidden çıkarabilir. Â’iÅŸe (r.a.) şöyle der: ( Rasûlullâh (s.a.s.) mescidde itikâfa girdiÄŸi halde ben odamda iken başını sokar bende (saçlarını) tarardım. Ben hayızlı olurum, benimle onun arasında kapının eÅŸiÄŸi olurdu. İtikâfta olduÄŸunda ancak insâni ihtiyaçtan dolayı eve girerdi.)[63] Kadının kocasıyla veya tek başına itikâfa girmesi câizdir. Â’iÅŸe (r.a.) şöyle buyurur: ( Nebî (s.a.s.) Allâh onu vefât ettirene kadar ramazanın son ongünü itikâfa girerdi. Sonra da ardından hanımları itikâfa girdiler.)[64] FITIR ZEKÂTI Fıtır zekâtının hükmü, cinsi ve kimin üzerine farz olduÄŸu: Abdullâh b. Umer (r.a.) şöyle der: (Allâh Resûlü (s.a.s.) fıtır zekâtını bir saÄŸ[65] hurma veya bir saÄŸ arpa olmak üzere müslümanlardan köle ve hür kiÅŸiye, erkeÄŸe ve kadına, küçüğe ve büyüğe farz kılmıştır.)[66] Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.) şöyle der: ( Bizler Allâh Resûlü zamanında bayram günü bir saÄŸ yiyecek verirdik. Bizlerin yiyeceÄŸi : arpa, üzüm, süzme peynir ve hurma idi.)[67] Fıtır zekâtının vakti: İbn Abbâs (r.a.) Allâh Resûlü (s.a.s.)’in şöyle buyurduÄŸunu bildirir: (...Kim namazdan (bayram namazından) önce verirse kabul olunan bir sadakadır. Kim de namazdan sonra verirse, bu herhangi sadakadan bir sadakadır.)
RAMAZANDA YAYGIN OLAN ZAYIF HADİSLER 1-(Kullar ramazanda ne olduğunu bilselerdi; ümmetim bütün senenin ramazan olmasını temenni ederdi. Gerçekten cennet senenin başından diğer seneye kadar ramazan için güzelleştirilir...)[68] Bu hadis uydurmadır. 2-(... Bu ayın evveli rahmet, ortası magfiret, ve sonu da ateşten azattır...)[69] Bu hadis zayıftır. 3-(Oruç tutun sıhhat bulun.)[70] Bu hadis zayıftır. 4-(Her kim ramazandan bir gün Allâh’ın verdiği ruhsat dışında orucunu bozarsa, bir sene boyunca oruç tutsada bu onu karşılamaz.)[71] Bu hadis Zayıftır. 5-(Allâh’ım senin için oruç tuttum, rızkın üzerine orucumu açtım, bizden kabul et, çünkü Sen duyan ve bilensin.)[72] Bu hadis zayıftır. 6-(Sefer esnasında ramazan orucunu tutan; ikâmet anında iftar eden gibidir.)[73] Bu hadis zayıftır. 7-(Beş şey abdesti bozar, oruçluyu iftâr ettirir: yalan, gıybet, laf taşıma, şehvetle bakma, yalan yere yemin.)[74] Bu hadis uydurmadır. 8-(Ramazan ayının ilk gecesinde Allâh Azze ve Celle mahlukâtına bakar. Eğer Allâh Azze ve Celle kuluna baktı ise, ona ebedî olarak azab etmeyecektir. Allâh Azze ve Celle’nin her gece bir milyon tane ateşten azatlısı vardır.)[75] Bu hadis uydurmadır. 9-(Ramazan ayı, gök ile yer arasında asılıdır. Ancak Allâh’a fıtır zekâtı ile yükseltilir.)[76] Bu hadis zayıftır.
Bazı hadislerin Hanîf olan şeriatımızda Kur’ân ve Sünnette muvâfık manalar taşıması, sâbit olmayan sözleri Allâh Resûlü (s.a.s.)’e nisbet etmemize musaâde etmez. Özellikle – Allâh’a hamdolsun – diğer ümmetlere nisbeten Allâh Teâla bu ümmete isnâd sistemiyle bir ayrıcalık vermiştir. Bununla makbûl olan olmayanla, sahîh olan da çirkin olandan ayrılır. İsnâd ilmi had safhada ciddî bir ilimdir. « Naklolunanın mantığı ve haberlerin doğruluğunun ölçüsü » olarak bu ilmi isimlendiren ne kadar doğru söylemiş ve iyilik etmiştir. Son olarak, Allâh’tan bizlere ecir ve sevâb yazmasını , bizlere fâideli olanı öğretmesini isteriz. Gerçekten O buna mâlik ve kâdirdir. Ve Âhiru Da’vânâ Eni’l- Hamdu Lillâhi Rabbi’l Âlemîn.
|
| ||
[1] Bütün türleriyle evliliÄŸe gücü yetmektir. (Cinsel yeterlilik ve maddî imkân gibi). [2] el-Buhârî, 5065; Müslim, 1400. [3] el-Buhârî, 2840 ; Müslim, 1153. [4] Sahîh et-Tergîb, 970. [5] Sahîh Sünen en-Nesâî, 2097. [6] el-Buhârî, 3277; Müslim, 1079. [7] Niyetin yeri kalbtir, dil ile bunun söylenmesi bid’attır, velevki insanlar bunu güzel görseler dahi bu böyledir. [8] [Bundan kasıt; Åaban ayının sonunda hilâl görülmedi ise ayın otuz’a tamamlanmasıdır.] [9] İrva’ul-Galîl, 914. Niyetin geceden yapılması farz olan oruca hastır. Çünkü Allâh Resûlü (s.a.s.), AiÅŸe (r.a)’ya, ramazan olmaksızın gelir ve şöyle derdi: “Yanınızda kahvaltı varmı? Yoksa ben oruçluyumâ€. [Müslim,1154] [10] Bakara, 187. [11] el-Buhârî, 1917; Müslim,1091. [12] Yalancı fecr olarak isimlendirilir: O beyaz uzun parlak ve yüksek bir ışıktır. Tilkinin kuyruÄŸu gibidir. [13] Bu da sadık (doÄŸru) fecr olarak isimlendirilir. Kırmızılığı yaygındır (yâni: ufuÄŸun beyazlığı geniÅŸlemesine yayılır). İşte oruç ve namazın hükümleri buna baÄŸlıdır. [14] Silsiletu’l-Ehâdîs es-Sahîha, 693. [15] Silsiletu’l-Ehâdîs es-Sahiha, 2031. [16] el-Buhârî, 621; Müslim, 1093. [17] el-Buhârî, 1954 ; Müslim, 1100. [18] Sahîh İbn Huzeyme, 2061. [19] Sahîh el-Câmi, 4208. [20] el-Buhârî, 1923 ; Müslim, 1095. [21] Müezzin ezanı okuduÄŸunda, elinde bir bardak su olsa veya yemek yer olsan bile, rahat bir ÅŸekilde ye ve iç. Çünkü bu rahmet edenler içinde en rahmetli olanın (Allah’ın) oruçlu kullarına ruhsatırdır. Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurur: ( Biriniz ezanı duyduÄŸunda, su kabı elinde ise, ondan olan ihtiyacını gidermeden bırakmasın.) [Sahîh Sünen Ebî Dâvud, 2060]. [22] Sahîh et-Tergîb, 1062. [23] Sahîh et-Tergîb, 1067. [24] el-Hâfız İbn Hacer, Feth’ul-Bâri (4/199) adlı kitabında şöyle der: « Bu zamanda ihdas olunan kötü bid’atlardan bir tanesi de; fecirden yirmi dakika önce ikinci ezanın okunmasıdır. Bunu ihdâs eden ibâdette ihtiyat inancıyla yapmaktadır. Bu durum onları güneÅŸin batımından bir müddet sonra ezan okumaya baÅŸlamalarına götürmüş. Zanlarına göre vaktin girdiÄŸinden emin olmaktı. Böylece= =iftârı geciktirip, sahûru da erkene aldılar. Sünnete muhalefet ettiler, dolayısıyla onlardan hayır azaldı ve aralarında kötülük çoÄŸaldı, Allâh yardım edendir.» [25] el-Buhârî, 4/173 ; Müslim,1093. [26] İrvâ’ul-Galîl, 922. [27] İrvâ’ul-Galîl, 903. [28] İrvâ’ul-Galîl, 5920. [29] Sahîh et-Tergîb, 1076-1077. [30] el-Buhârî,1930 ; Müslim, 1109. [31] el- Buhârî, 887; Müslim, 252.
[32] İrvâ’ul- Galîl, 90. [33] el-Buhârî, 1927 ; Müslim, 1106. [34] Silsilet’ul-Ehâdîs es-Sahîha, 1606. [35] el-Buhârî, 1939. [36] el-Buhârî, 3/154 ( el-Feth). [37] Sahîh Sünen Ebî Dâvûd, 2072. [38] Unutana, hata ile veya zorla orucunu açana bir ÅŸey gerekmez, hadiste:( Allâh, ümmetimi hata, unutma ve zorlandıkları ÅŸeyde sorumlu kılmayacaktır ) [İrvâ’ul-Galîl,82]. Hata ile yemek yiyen oruçlunun, Allâh’ın onu doyurduÄŸunu bilmesi gerekir. Hadiste: ( Unutarak yer ve içerse, orucunu tamamlasın, gerçekten onu Allâh yedirip içirmiÅŸtir.) [el-Buhârî, 1933 ; Müslim, 1155]. [39] İrvâ’ul-Galîl, 923. [40] Müslim, 79. [41] [ Bu gerçek olarak yeme ve içme olmasa bile, o manayı taşır. Yeme ve içme hükmü verilir. Çünkü hasta bununla yemek yemeÄŸe ihtiyaç duymaz ve bu hastaya kuvvet verir.] [42] el-Buhârî, 1943 ; Müslim, 1121. Bazı insanlar bu asırda yoculuk esnasında oruç bozmanın câiz olmadığını zannına kapılıp Allâh’ın bu ruhsatını alanları ayıplamakta, veya ulaşım araçlarındaki kolaylık sebebiyle oruç tutmanın daha evlâ olduÄŸu yanılgısına kapılmaktadırlar. Böylelerinin dikkatlerini Allâh’ın ÅŸu âyetlerine çevirelim: ( وما كان ربك نسيا ) ( Rabbin unutkan deÄŸildir ) [Meryem : 64] ( والله يعلم وأنتم لا تعلمون ) ( Allâh bilir siz bilmezsiniz ) [Bakara : 232] [43] Bakara, 184. [44] el-Buhârî, 4505. [Buna iyileÅŸme ümidi olmayan hasta da dâhildir, meselâ kanser gibi. Böyle bir kiÅŸinin oruç tutması farz deÄŸildir. Her gün için bir fakiri doyurması gerekir.] [45] Sahîh Sünen et-Tirmizî, 718. [ ( ... Sizden ramazan ayını idrâk edenler onda oruç tutsun.) âyetinin tefsiri hakkında İbn Abbâs şöyle der: « Hâmile ve emziren kadın korkar ise, oruçlarını bozar ve her gün için bir fakir doyururlar. » Bu eseri İbn Cârud (s.381), el-Beyhakî (4/230) ve Ebû Davûd (2318) rivâyet etmiÅŸlerdir. Senedi sahihtir. Hâmile ve emziren kadın oruç tuttuÄŸunda kendi veya çocuÄŸu hakkında endiÅŸe ederse orucunu bozar ve bozduÄŸu her güne karşılık bir fakiri doyurur. İbn Umer (r.a.) bebeÄŸi hakkında korkan kadından sorulur. O da; « Orucunu bozar ve her gün için bir fakir doyurur... » der. Bu eseri el-Beyhakî es-Sünne (4/230)’de İmâm eÅŸ-Åafii yoluyla rivâyet eder. Senedi sahihtir. BaÅŸka bir rivâyette İbn Umer şöyle der: ( Hâmile ve emziren kadın iftar eder, kazâ etmez.) ed-Dârekutnî= =(1/207) rivâyet edip sahih olduÄŸunu söylemiÅŸtir.] Bkz; Sıfatu Savmu en-Nebiyy s. 80-85 [46] el-Buhârî, 1953 ; Müslim, 1148. Hayırlı amellerde acele etmeye delâlet eden delillerin geneline dâhil olduÄŸundan, kazâ etmede acele etmek, geciktirmekten daha evlâdır. Allâh Teâla şöyle buyurur: ( وسارعوا إلى مغفرة من ربكم ) ( Rabbinizin bağışına koÅŸun ) [Âl-i İmrân : 133]. ( أولئك يسارعون في الخيرات وهم لها سابقون ) ( İşte onlar, iyiliklere koÅŸuÅŸurlar ve iyilik için yarışırlar ) [Mu’minûn :61]. Tenbîh : Kazâ orucunu ardı ardına tutmak gerekli deÄŸildir. [KiÅŸi ölürde kılmadığı namazları varsa, ne velisi ne de baÅŸkasının bunu kazâ edemeyeceÄŸine dâir ilim ehlinin icmâ-ı vardır. Aynı ÅŸekilde her kim oruç tutamaz ise, hiç= =kimse yaÅŸadığı esnada onun yerine oruç tutmaz. Bilâkis her gün için bir fakir doyurur. Ama kim de üzerinde adak orucu olduÄŸu halde ölür ise, yukarıdaki hadise göre velisi yerine tutar. Çünkü sahâbe bunu böyle anlamıştır: (Bir kadının annesi üzerinde ramazan orucu olduÄŸu halde ölmüştür. AiÅŸe (r.anha)’ya gelip « onun yerine kazâ edebilirmiyim der? » O da: « Hayır kazâ etme bilâkis onun yerine her gün için bir fakire yarım saÄŸ sadaka ver », der.) Bu eseri et-Tahâvî Müşkil el-Âsâr (3/142)’de, ve İbn Hazm el-Muhallâ (7/4)’da tahriç etmiÅŸlerdir. Senedi sahihtir. BaÅŸka bir eserde İbn Abbâs (r.a.) şöyle der: ( KiÅŸi ramazanda hasta olur da oruç tutmadan ölürse, onun yerine (fakir) doyurulur, üzerine kazâ gerekmez. EÄŸer üzerinde adak orucu varsa, velisi onun yerine kazâ eder.) Ebû Dâvûd sahîh bir senetle rivâyet etmiÅŸtir, İbn Hazm el-Muhallâ (7/7)’da senedinin sahîh olduÄŸunu belirtmiÅŸtir.] Bkz, Sıfatu Savm en-Nebî, Selîm el-Hilâlî- Alî el-Halebî (s.76,77,78) [47] Mustafa İyd es-Sayâsine, Keffarât es-Savm. [ Oruç, amelî olduÄŸu kadar vakti olan bir ibâdettir. Malûmdur ki, kiÅŸi ramazan orucunu bir baÅŸka ayda tutsa bu ondan kabul edilmediÄŸi gibi, kazâ da aynı ÅŸekilde kabul edilmez. EÄŸer bu kapı açılır da insanlara ramazanda bilerek oruç bozana bir gün kaza gerekir denilirse, nasıl olsa kazâ edeceÄŸiz diye farz olan ramazan orucunda tembellik ederek bunun günahını önemsemezler. Peki ramazanda özürsüz olarak orucunu bozanın cezası nedir ?: Ebû Umâme el-Bâhilî (r.a.) Resûlüllâh (s.a.s.)’in şöyle buyurduÄŸunu iÅŸittim der: (- «Ben uyuyorken, iki adam gelip iki koltuÄŸumdan tutarak çıkması zor bir daÄŸa götürdüler» ve : - «Buraya çık» dediler. Bunun üzerine daÄŸa çıkmaya baÅŸladım. Ortasına gelince ÅŸiddetli sesler duyuldu. Ben : - «Bu sesler nedir ?» deyince :
- «Cehennem halkının feryadı dediler. Tekrar gitmeye başladık. Bir de gördük ki, avurtları yarılmış, bu yarıklardan kanlar akan, ayakları bağlanmış bir topluluk var !» Ben: - «Bunlar kim?» dedim. = - «Oruçlarını vaktinden önce yiyenler» dediler.) Bu hadisi İbn Hibbân, 1800, en-Nesâî (Tuhfet’ul-Eşraf’ta geldiği üzere), 4/166, el-Hakim, 1/430 tahriç etmiştir. el-Hâkim şöyle demiştir: “Bu hadis Müslimin şartına göre sahihtir.†= = İbn Abbâs (r.a.)’dan rivayet olunduğuna göre; Bir adam gelerek: (- «Ben ramazandan bir gün oruç yedim, bunun için bana bir çare bulurmusun?» diye sorar, İbn Abbâs : - «Ramazandan boş bir gün bulmaya güç yetirirsen onun yerine tut der.» Adam da: - «Ramazandan boş bir gün bulabilecekmiyim?» Deyince. İbn Abbâs ta: - «Ben de bundan başka sana hangi fetvâyı bulayım der.»)]
[48] el-Buhârî, 1936; Müslim, 1111. Tenbih: Kadına keffâret gerekmez. Çünkü Nebî (s.a.s.) ancak bir keffâreti gerekli kılmıştır. Allâh en doÄŸrusunu bilir. [49] Sahîh Sünen Ebî Dâvûd, 2096. Bu hüküm kadını da içine alır. Çünkü kadının da cimâ ile bozduÄŸu bir günün yerine kazâ edip Allâh’a tevbe etmesi gerekir. [50] Kıraatın uzunluÄŸundan dolayı her dört rekatın akabinde istirâhat ettikleri için terâvih olarak isimlendirilmiÅŸtir. Ancak (daha sonraki dönemlerde) kıraatın kısa olmasına raÄŸmen yine de bu istirâhat devam eder. = = Ramazan geceleri kılınan bu namazın terâvih olarak isimlendirilmesinin bir aslı yoktur. Ne Peygamber (s.a.s.) ne de Sahâbe’nin birisinden bu sabit deÄŸildir. Yine Nebî (s.a.s.)’in her dört rek’at akabinde istirâhat için oturduÄŸuda sabit olmamıştır. [İrşâd es-Sâri İla İbadeti’l-Bâri, Üçüncü kısım, s.75, Muhammed İbrahi Åakra.] Bekr Ebu Zeyd Mu’cem el-Menâhi el-Lafziyye adlı fâideli kitabında şöyle der. Sünnette « Kıyâmu’l-Leyl » vardır. Ancak bu lafız (terâvih) « Sahih el-Buhârî » ve diÄŸerlerinde de geldiÄŸi gibi, Selefin dilinde yaygındır. Allâh en doÄŸrusunu bilir. [51] el-Buhârî, 37 ; Müslim; 759. [52] el-Buhârî, 2013 ; Müslim, 736. Konuyla ilgili olarak Muhammed Nasıruddîn el-Albâni’nin Kıyâmû Ramazan adlı kitabına bakılabilinir. [53] el-Buhârî, 2020; Müslim, 1165. [54] el-Buhârî, 2017 ; Müslim, 1169. [55] el-Buhârî, 2024 ; Müslim, 1174. [56] Müslim, 1174. [57] Sahîh el-Câmi’, 5475. [Ayrıca bu gece, deniz sularının tatlı olacağı, köpeklerin havlamayacağı, meleklerin inip insanlara selâm vereceÄŸi gibi bazı alâmetler zikredilmiÅŸtir, ancak bunların hiç birinin saÄŸlam bir dayanağı yoktur.] [58] el-Buhârî, 2042 ; Müslim, 1656. [59] el-Buhârî, 2026 ; Müslim, 1173. [60] [el-Beyhakî, es-Sunen, 4/316 ; ez- Zehebî, Siyer, 15/81 ; et-Tahâvi, Müşkil el-Âsâr, 4/20. el-Albâni es-Silsile de (2786) sahih olduÄŸunu söylemiÅŸtir. Bu mescidler; Mescid’ul- Harem, Mescid en- Nebevi ve Mescid el- Aksâdır.] Konuyla ilgili Ali el-Halebi’nin el-İnsâf Fi Ahkâm el- İtikâf adlı risalesine bakılabilir. [61] Sahîh Sünen Ebî Dâvûd, 2473. [62] [Hâcetini gidermesi abdets alması, yemek yemesi gibi. EÄŸer bunların mescidde giderilme imkânı yoksa tabi. Alış veriÅŸ için veye ehliyle temas için çıkması ise katiyyen caiz deÄŸildir.] [63] el-Buhârî, 2029 ; Müslim, 297. [64] el-Buhârî, 2026 ; Müslim, 1173. Åeyh el-Albânî şöyle der: « Bu hadiste kadınların itikâfa girmelerinin cevâzı vardır. Hiç şüphesiz ki, konuyla ilgili bir çok delilden dolayı bu (hüküm), kadınların velilerinin iznine, fitneden ve erkeklerle karışmalarından emin olmaya baÄŸlıdır. Fıkhî kâide şöyle der: “Kötülüğün def edilmesi maslahatın celb edilmesinden önce gelirâ€.» [65] SaÄŸ : Günümüz alimlerince iki kilo yediyüz elli gram olarak takdir edilmiÅŸtir. [66] el- Buhârî, 1503 ; Müslim, 984. [67] el- Buhârî, 1510 ; Müslim, 985. Bu hadis onların, depolandırılması elveriÅŸli olan yiyeceklerden fıtır zekâtını verdiklerini beyan etmektedir. Hal böyle ise, insanlar arasında yaygın olan yiyecekte iddihâr (depolandırma) için uygun olacaktır. Böylesi azık olduÄŸundan fıtır zekâtı için yeterlidir. İrşâd es- Sârî, İbrâhim Åakra; 3/90. Tenbîh : Fıtır zekâtının deÄŸer olarak para ile çıkartılması meÅŸrû deÄŸildir. Çünkü Allâh Resûlü (s.a.s.) yiyecek olarak verilmesini emretmiÅŸtir. Sahâbe de (r.anhum.) Allâh’ın ve O’nun Resûlü’nun (s.a.s.) emirlerine ittibâ gereÄŸince ancak yiyecek olarak vermiÅŸlerdir. Dolayısıyla bu büyük hükme muhâlif davranmamamız gerekmektedir. Sevgili kardeÅŸim, Allâh’ın emrine uy ve O’nun ÅŸiarlarını iÅŸlenmez hâle getirme. = =Muhammed İbrâhim Åakra şöyle der: « Çok tuhaf karşıladığım bir ÅŸey de; fıtır zekâtının deÄŸer olarak para ile çıkartılmasına cevâz verenlerdir. Derler ki : “Para fakire fâide getirir, belki kendi ve çocukları için giyeceÄŸe veya belki de istediÄŸi baÅŸka bir yiyeceÄŸi satın alma ihtiyacında olabilir...†Ancak bu bahâne geçerli deÄŸildir, çünkü bügün de olduÄŸu gibi geçmiÅŸte de insanların paraya ihtiyaçları vardı. Sahâbe arasında birçok altın ve gümüşe sahib olan zenginler vardı. Sana göre Allâh Resûlü (s.a.s.) acaba neden altın ve gümüşten söz etmedi. Fıtır zekâtına yetecek kadarını niçin bilirtmedi dersin ?! Müslümanlar arasında fakir olanları vardı, belki de paraya olan ihtiyaçları buÄŸday, hurma, veya arpadan daha fazlaydı ?! EÄŸer Allâh Resûlü (s.a.s.) bunu unuttu ise Allah unutmaz. (Rabbin unutkan deÄŸildir) [Meryem: 64]. Nebî (s.a.s.)’e fıtır zekâtının cinsinin yiyecek olarak tayini konusunda inen, Allâh’ın ona vahyettiÄŸinden farklımıdır ?! İnsan, onun vahiy olduÄŸundan şüpheye düşmez. Dolayısıyla aklın rey’i ile, ÅŸeriatın vahyi reddedilmez. » İrşâd es- Sârî, s.92 [68] İbn Huzeyme, 1886. [69] ed- Daîfe, 871. [70] ed-Daîfe, 253. [71] Temâm el-Minne, s.396. [72] el-Kelim et-Tayyib, 165. [73] ed-Daîfe, 498. [74] ed-Daîfe, 1708. [75] ed-Daîfe, 299. [76] ed-Daîfe, 43. |
İslami Okul Okulların En Önemlisi