Fikih - 2. Sayfa - 113Ceale
41. BÖLÜM
CE'ALE
41.1. Tanımı
Ce'âle, meydana geleceği tahmin edilen bir menfaat karşılığı yapılan akiddir. Mesela, kaybolmuş bir malı veya kaçmış bir hayvanı ya da kendisine bir duvar yapılmasını, yahut da su çıkana değin bir kuyu kazılmasını ya da oğluna Kur'an ezberletmesi veya hastasına iyileşene kadar bakılmasını ya da falan yansı kazanmasını isteyen bir kimsenin muayyen bir ücretle birini tutması gibi.
41.2. Meşruluğu
Bunun meşru olduğuna dair asıl, Allah Sübhânehû'nun şu âyetidir:
-Hükümdar su kabını kaybetti. Onu getirene bir deve yükü mükafat verilecek. Buna ben kefil oluyorum.» (Yusuf: 72)
Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem — icâre konusunda geçtiği gibi — Fatiha ile rukye yapılması karşılığında ücret slın-masma cevaz vermiştir. Zaruret sebebiyle, başkasına caiz olmayan şey, (meçhul bir iş için amele tutmak) bunda caizdir.
Ce'âle akdinde, diğer akidler gibi akid yapan iki tarafında hazır bulunması şart değildir. Çünkü Allah Teâlâ: «Onu getirene bir deve yükü mükafat verilecektir. » buyurmaktadır.
Ce'âle akdi; akid yapan iki taraftan birinin sona erdirmesi caiz olan akidlerdendir.
Ce'âle akdi yapılan kimsenin, hakkının düşmesine razı olduğunda, akdi işe başladıktan sonra feshetme hakkı olduğu gibi, işe başlamadan önce de feshetme hakkı vardır.
Ce'âle akdini yapanın (işçiyi tutanın) ise, ce'âle akdi yapılan kimse işe başladığı zaman bu akdi feshetme hakkı yoktur.
İbn Hazm'ın da aralarında bulunduğu fasihlerden bazıları, bunu menetmiştir. İbn Hazm «Muhaliada şöyle der: «Bir kimsenin başkasına; «Eğer kaçak kölemi bana getirirsen, sana bir dinar borcum olsun.» veya «Şunu, şunu yaparsan sana bir dirhem borcum olsun.» demesi veya buna benzer şeyler söylemesi ve onun da bunu ona getirmesi ya da, bir kimsenin ilan ederek kendi aleyhine : =Kim bana şunu getirirse, şu onundur.» diye şa-hidlik etmesi ve onun ona getirilmesi halinde, bunu yerine getirene birşey vermeyen bir kimse aleyhinde, ce'âle ile hüküm verilmesi caiz değildir. Eğer ahdine vefa gösterseydi, bu müs-tehab olurdu. Yine kölesini getiren kimseye birşey vermemesi de böyledir. Bu kimsenin, kölenin getirilmesini ilan etmesi veya bunu ilan etmemesi aynıdır. Ancak, belirli bir müddetle veya belirli bir mekana getirmesini isteyerek onu ücretli tutması bunun dışındadır. Bu durumda, ona, kiraladığı ücreti vermesi vacibdir. Bir topluluk, ce'âleyi vacib saymış ve ce'âle yapanı ilzam ederek, (va'dinde durmasını gerekli görerek) Allah Teâlâ'nın «Ey iman edenler! Akidlerinizi yerine getirin.» (Maide: 1) âyeti, Yusuf aleyhisselam'm «Melik'in tası kayboldu. Kim onu getirirse, bir deve yükü mükâfat verilecektir. Buna ben kefil oluyorum.» (Yusuf: 72) demesi ve aynca «bir koyun sürüsü karşılığı rukye yapan kimseye» dair hadis İle ihticac etmişlerdir.»
İslami Okul Okulların En Önemlisi