Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 2. Sayfa - 113Ceale

41. BÖLÜM.. 2

CE'ALE. 2

41.1. Tanımı 2

41.2. Meşruluğu. 2


41. BÖLÜM

 

CE'ALE

 

41.1. Tanımı

 

Ce'âle, meydana geleceği tahmin edilen bir menfaat karşılı­ğı yapılan akiddir. Mesela, kaybolmuş bir malı veya kaçmış bir hayvanı ya da kendisine bir duvar yapılmasını, yahut da su çı­kana değin bir kuyu kazılmasını ya da oğluna Kur'an ezberlet­mesi veya hastasına iyileşene kadar bakılmasını ya da falan ya­nsı kazanmasını isteyen bir kimsenin muayyen bir ücretle bi­rini tutması gibi.

 

41.2. Meşruluğu

 

Bunun meşru olduğuna dair asıl, Allah Sübhânehû'nun şu âyetidir:

-Hükümdar su kabını kaybetti. Onu getirene bir deve yükü mükafat verilecek. Buna ben kefil oluyorum.»   (Yusuf: 72)

Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem — icâre konusunda geçtiği gibi — Fatiha ile rukye yapılması karşılığında ücret slın-masma cevaz vermiştir. Zaruret sebebiyle, başkasına caiz olma­yan şey, (meçhul bir iş için amele tutmak) bunda caizdir.

Ce'âle akdinde, diğer akidler gibi akid yapan iki tarafında hazır bulunması şart değildir. Çünkü Allah Teâlâ: «Onu geti­rene bir deve yükü mükafat verilecektir. » buyurmaktadır.

Ce'âle akdi; akid yapan iki taraftan birinin sona erdirmesi caiz olan akidlerdendir.

Ce'âle akdi yapılan kimsenin, hakkının düşmesine razı ol­duğunda, akdi işe başladıktan sonra feshetme hakkı olduğu gi­bi, işe başlamadan önce de feshetme hakkı vardır.

Ce'âle akdini yapanın (işçiyi tutanın) ise, ce'âle akdi yapı­lan kimse işe başladığı zaman bu akdi feshetme hakkı yoktur.

İbn Hazm'ın da aralarında bulunduğu fasihlerden bazıları, bunu menetmiştir. İbn Hazm «Muhaliada şöyle der: «Bir kim­senin başkasına; «Eğer kaçak kölemi bana getirirsen, sana bir dinar borcum olsun.» veya «Şunu, şunu yaparsan sana bir dir­hem borcum olsun.» demesi veya buna benzer şeyler söylemesi ve onun da bunu ona getirmesi ya da, bir kimsenin ilan ederek kendi aleyhine : =Kim bana şunu getirirse, şu onundur.» diye şa-hidlik etmesi ve onun ona getirilmesi halinde, bunu yerine ge­tirene birşey vermeyen bir kimse aleyhinde, ce'âle ile hüküm verilmesi caiz değildir. Eğer ahdine vefa gösterseydi, bu müs-tehab olurdu. Yine kölesini getiren kimseye birşey vermemesi de böyledir. Bu kimsenin, kölenin getirilmesini ilan etmesi ve­ya bunu ilan etmemesi aynıdır. Ancak, belirli bir müddetle ve­ya belirli bir mekana getirmesini isteyerek onu ücretli tutması bunun dışındadır. Bu durumda, ona, kiraladığı ücreti vermesi vacibdir. Bir topluluk, ce'âleyi vacib saymış ve ce'âle yapanı il­zam ederek,   (va'dinde  durmasını gerekli görerek)   Allah Teâlâ'nın «Ey iman edenler! Akidlerinizi yerine getirin.» (Maide: 1) âyeti, Yusuf aleyhisselam'm «Melik'in tası kayboldu. Kim onu getirirse, bir deve yükü mükâfat verilecektir. Buna ben kefil olu­yorum.» (Yusuf: 72) demesi ve aynca «bir koyun sürüsü kar­şılığı rukye yapan kimseye» dair hadis İle ihticac etmişlerdir.»