Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 2. Sayfa - 111Emanetverme

36. BÖLÜM.. 2

VEDÎ'A (EMANET VERME) 2

36.1. Tanımı 2

36.2. Hükmü. 2

36. 3. Tazmin. 2

36.4. Emanet Bırakılanın Sözü, Yemini ile Birlikte Kabul Edilir 2

36.5. Vedîa'nın Çalındığını İddia Etmek. 2

36.6. Yanında Başkasının Emaneti varken Ölen Kimse. 2


36. BÖLÜM

 

VEDÎ'A (EMANET VERME)

 

36.1. Tanımı

 

Vedî'a; «terkettî» manasına gelen «vede'a»dan türetilmiştir.

Kişinin başkasının yanına, onu muhafaza etmesi için koy­duğu şeye «vedî'a» denir. Çünkü onu emanetçinin yanma «ter-ketmiş»tir.

 

36.2. Hükmü

 

Emanet bırakmak ve almak caizdir. Onu korumaya kadir olduğunu bilen kişinin emaneti kabul etmesi müstehabdır. Ema­netçinin, onu benzerlerini koruduğu gibi koruması vacibdir.

Vedi'a, emanet alanın yanında bir emanettir. Sahibi onu is­tediğinde Allah Teâlâ'nnı şu buyruğu gereğince iade etmesi va­cibdir :

«Şayet birine emanet ederseniz, emanet edilen kimse ema­neti iade etsin, Rabbi olan Allah'dan sakmsm.» (Bakara: 283) «Emaneti, sana emanet edene iade et.- hadisi geçmişti.

 

36. 3. Tazmin

 

önceki konuda geçen, Beyhakî'nin rivayet ettiği hadis ge­reğince; emanet bırakılan, emanetin telef olmasında ihmali ve­ya kastı bulunmadığında onu tazmin etmez.

Amr bin Şuayb'ın, babası yoluyla dedesinden rivayetine gö­re, Nebi aleyhisselam şöyle buyurmuştur:

«Emanet bırakılan kimse, onun zararını tazmin etmez.» (Ha­disi Ibn Mâce kaydetmiştir.)

Beyhaki'nin rivayet ettiği hadiste de: «Emanet bırakılan za­ tazmin etmez» buyurulmaktadır.

Ebû Bekir (r.a.), bir torbada bulunan vedia'nın, torbanın yır­tılması dolayısıyla kaybolması halinde, tazmin gerekmediğine hükmetmiştir.

Urve bin Zübeyr, Ebu Bekir bin Abdurrahman bin Haris bin Hişam'a, Mus'ab oğullarının mallarından bir mal vedî'a bı­raktı. Ebû Bekir (r.a.)'in yanında malın tamamı veya bir kısmı telef oldu. Urve ona: «Tazmini sana düşmez, sen sadece ema­netçisin» dedi. Ebü Bekir (r.a.) ise: «Üzerime tazminin gerek­mediğini biliyorum. Fakat Kureyş, emaneti telef ettiğimi söyle­memen1.» dedi. Sonra malının bir kısmını satıp, onu Ödedi.

 

36.4. Emanet Bırakılanın Sözü, Yemini ile Birlikte Kabul Edilir

 

Bir emanetçi, vedi'anm kendi ihmali olmaksızın telef oldu­ğunu iddia ederse, onun bu sözü, yemini ile birlikte kabul edi­lir. İbn Münzir şöyîe demiştir: «Kendisinden ilim hıfz ettiğimiz kimselerin tümü, «emanetçi emaneti sakladıktan sonra, onun za­yi olduğunu söylerse, onun bu sözü kabul edilir,» görüşünde ic-ma etmiştir.»

 

36.5. Vedîa'nın Çalındığını İddia Etmek

 

Fetâvâ'nm muhtasarında îbn Teynıiye şöyle demiştir: «Kim bir emaneti, kendi mah ile birlikte koruduğunu ve kendi malı alınmadığı halde vedi'anm çalındığını iddia ederse, bu ona taz­min ettirilir.»

Ömer (r.a.), kendi malı alınmadan sırf vedî'anın çalındığı­nı iddia eden Enes bin Malik'e emaneti tanzim ettirmiştir.

 

36.6. Yanında Başkasının Emaneti varken Ölen Kimse

 

Yanında başkasının emaneti bulunduğu sabit olduğu halde ölüp, terekesi arasında mal bulunmayan kimse, bu malı borç­lanmış olur ve mal, bıraktığı mirastan ödenir.

Kendi el yazısıyla yazılmış olarak vedî'ayı aldığını ve öde­diğini ikrar eden bir yazı bulunursa, buna itimad edilir. Çün­kü, kitabet tanındığı zaman, kitabet ile ikrar arasında bir fark kalmaz, ona da ikrar gibi i'timad olunur.