Fikih - 2. Sayfa - 109Faiz
25.3. Faizin Haramlığının Hikmeti
25.6. Ete Karşılık Hayvan Satımı
25.7. Kuru Meyva Karşılığı Yaşın Satışı
25. BÖLÜM
FAİZ
25.1. Tanımı
Ribâ; lügatte «fazlalık- demektir. Burada «ribâ» ile sermayede meydana gelen az veya çok fazlalık kastedilmektedir.
Allah Sübhânehu şöyle buyuruyor:
-Eğer tevbe ederseniz, sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz.» (Bakara : 279)
25.2. Hükmü
Ribâ (faiz) tüm semavi dinlerde — Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet'te — haram kılınmış ve sakındırılmıştır.
25.2.1. Ahd-i Kadim'de
«Sıbt oğullarından birine.borç verdiğin zaman, borçlunun başında bekleme. Ondan kâr da isteme.» (Hurûc : Bâb: 22/25.)
«Kardeşin fakirleşince, ona mal ver... Ondan kâr ve menfaat isteme." («Leviller-, Bâb : 25/35)
Ancak Yahudiler, «Tesniye», Bâb: 23/20'de varid olduğu gibi, Yahudi olmayanlardan faiz almaya bir engel görmezler. Kur'ân, bunu reddederek, Nisa sûresinde şöyle buyuruyor:
-Yahudilerin haksızlıklarından, insanları Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmişken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden ötürü...» (Nisa : 160-161)
25.2.2. Ahd-i Cedîd'de
«Ondan mükafat beklediğiniz kimseye borç verdiğiniz zaman, sizi tanımasının fazileti nerde kaldı? Fakat siz hayır ya-
pın ve iadesini beklemeksizin borç verin. Böylece bol sevap kazanırsınız.» (Luka İncili, Bâb : 6/34 - 35)
Kilise adamları, bu nasslara dayanarak, ribânın kafi bir haram olduğunda ittifak etmişlerdir.
Sekobar, şöyle demiştir: Kim, 'Rîbâ (faiz) günah değildir.' derse, mülhid ve mürted sayılır.»
Ebû Bûtî ise, şöyle demiştir: -Faizciler, dünya hayatında şereflerini kaybederler. Ölümlerinden sonra da keflenlenmeye layık değildirler.»
25.2.3. Kur'an-ı Kerîm'de
Kur'ân-ı Kerime'de, ribâ'dan zaman sırasına göre, değişik derecelerde bahsedilir. Mekke döneminde Allah Teâlâ, şunu indirmiştir :
«İnsanların mallan içinde artsın diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Fakat Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz herhangi bir sadaka böyle değildir. İşte onlar, sevablarını kat kat artıranlardır.» (Rûm: 39)
Medine döneminde ise, Allah Teâlâ'nın âyetleri, faizin haramlığını açıkça belirtmiştir:
Ey inananlar! Faizi kat kat olarak yemeyin. Allah'tan sakının ki başarıya ensesiniz.» (Âl-i îmran: 130)
Bu konuda, Şeriat'ın son hükmü, Allah Sübhânehû'nun şu âyetidir:
-Ey inananlar! Allah'tan sakının; inanmışsanız, faizden arta kalmış hesabdan vazgeçin. Böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Rasûlü'ne karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz.» (Bakara : 278 - 279)
Bu âyet, «Faiz haram değildir. Ancak, katbekat olduğu zaman olur.» diyen kimse aleyhine kesin bir reddiyedir. Çünkü Allah, fazlalığın dışında, sırf sermayenin iadesini mubah kılmaktadır. Bu âyet, bu konu hakkında inen son âyettir.
Faiz, büyük günahlardandır. Buhari ve Müslim'in, Ebû Hü-reyre (r.a.) 'den rivayetine göre, Nebi aleyhisselam, «Yedi mahvedici büyük günahtan sakının.» buyurdu. Ashab, «Onlar nedir, ey Allah'ın Rasûlü?» diye sordular. Nebi aleyhisselam, şöyle buyurdu: «1- Allah'a ortak koşmak, 2- sihir, 3- Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmek, 4- faiz yemek, 5- yetim malı yemek, 6- ordunun düşmana saldırma gününde kaçmak 7- temiz, habersiz, mümin kadınlara iftira atmak.»
Allah, faiz anlaşmasına iştirak eden kimseyi laneti emiştir, Alan borçluyu lanetlemiş, veren faizciyi lanetlemiş, onu yazan katibi de, bu anlaşmaya şahidlik edenleri lanetlemiştir.
Buhari, Müslim, Ahmed, Ebû Dâvud ve Tirmizî'nin, Câbir bin Abdullah (r.a.)'dan rivayetine göre, Allah Rasûlü sallalla-hu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Allah, faiz yiyeni, yedireni, şahidlik edenleri ve katibini lanetlemiştir.»
Dârekutni'nin, Abdullah bin Hanzale'den rivayetine göre, Nebi aîeyhisselam, şöyle buyurmuştur; «Rıha (faiz) parası, Allah katında, 38 zinadan daha beterdir.»
Yine şöyle buyurmuştur: «Faiz, doksan dokuz kapı (şekil) dır. Onun en düşüğü, kişinin anasıyla zinası gibidir.»
25.3. Faizin Haramlığının Hikmeti
Faiz, bütün semavi dinlerde haramdır. Bunun sebebi, faizde bulunan büyük zararlardır:
a. Faiz, ferdier arasında düşmanlık sebebidir. İnsanlar arasındaki yardımlaşma ruhunu öldürür. Bütün dinler, bilhassa İslâm dini, yardımlaşmaya çağırır. Kendini tercih etmeyi, enani-yeti ve başkalarının çabalarını sömürmeyi hoş görmez.
b. Faiz, eldeki malların çalışmaksızın büyümesine neden olduğu gibi, hiç bir iş yapmayan müreffeh bir tabakanın halka yük olmasına da sebeb olur. Böylece bunlar başkasının hesabı aleyhine çoğalan asalak otlar gibi olurlar.
İslâm, çalışmayı ve çalışan olmayı över. Onu, kazanca götüren yolların en üstünü sayar. Çünkü çalışma, beceri hasıl eder ve kişinin maneviyâtım yükseltir.
c. Faiz, sömürü vesilesidir. Bu yüzden -Sömürgecilik, tacir ve keşişin arkasından gelir.» demiştir. Biz, faizi ve memleketimizin sömürülmesindeki tesirini pek iyi bilmekteyiz.
d. Bundan sonra, İslâm, kişiyi kardeşinin mala ihtiyacı olduğu zaman, ona, karz-ı hasen (karşılıksız borç) vermeye çağırır ve böylesine büyük bir sevab vadeder:
-İnsanların mallan içinde artsın diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Fakat Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz herhangi bir sadaka, böyle değildir. İşte onlar, sevabla-nm kat kat arttıranlardır» (Rûm : 39)
25.4. Faizîn Bölümleri
Faiz iki kısımdır:
1. Nesie faizi.
2. Fâdl faizi.
25.4.1. Nesîe Faizi
Nesie faizi, borç verenin, borçludan gecikme gözeterek almayı şart koştuğu fazlalıktır. Bu çeşit faiz, Kitab, Sünnet ve ic-ma ile haramdır.
25.4.2. Fâdl Faizi
Fâdl faizi, fazlalıkla birlikte paraya karşılık para veya yiyeceğe karşılık yiyecek alışverişidir. Bu ise, Sünnet ve icma ile haramdır. Çünkü bu, nesie faizine sebeb olur.
Sebebe, sebeb olduğu şeyin ismi verilerek faiz denmiştir.
Ebû Sa'id el-Hudrî (r.a.)'den rivayete göre, Nebi aîeyhisse-lam, şöyle buyurmuştur: -Bir dirheme karşılık iki dirhem satmayın. Ben sizin faize bulaşmanızdan korkarım.»
Nebi aleyhisselam, onların «nesîe» ribâsına düşmelerinden korktuğu için, «fâdl faizini de menetmiştir. Aşağıdaki hadis, şu alta şeyde faizin haram olduğuna dair nasdır: Altm, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuz.
Ebû Said (r.a.)'den rivayete göre, o şöyle demiştir: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, şöyle buyurdu: «Altın, altın ile, gümüş gümüş ile, buğday buğday ile, tuz tuz ile peşin ve eşit miktarlarda değiştirilir. Kim artırırsa veya eksiltirse, faiz almış olur. Alan da, veren de eşittir.»
(Hadisi, Ahmed ve Buhari rivayet etmiştir.)
25.5. Hahamlığının Sebebi
Hadisin özel olarak andığı bu altı mal, halkın muhtaç olduğu ve onlarsız yapamadığı temel ihtiyaç mallarıdır.
Altın ve gümüş, muamele ve mübadelenin yapıldığı paranın iki temel unsurudur. Bunlar, ticaret eşyasının el değiştirmesi sırasında tayin edilen fiatının ölçüsüdür. Geri kalan dört şey ise, hayatın idamesi için gerekli olan kuvvetin onlarla sağlandığı temel gıda maddeleridir. Faiz, bu mallarda işletildiği zaman, halk
zarara uğrar. Muamelelerin ifsadına neden olur. Sâri, insanlara merhameti ve maslahatlarım gözetmesi sebebiyle bunu menetmiştir.
Altm ve gümüşe nisbetle faizin haramlığının illeti, onların «semen» olmalarıdır. Diğer maddelere nisbetle de faizin haram kılınmasının illeti, bunların «yiyecek» olmalarıdır. Altm ve gümüş dışındaki paralar da, bu illet bulunduğundan dolayı aynı hükmü alır. Bunlar ancak peşin ve misli misline satılabilirler. Yine buğday, arpa, hurma ve tuz dışındaki yiyecek maddelerinde de aynı illet bulunduğundan, onlar da ancak peşin ve eşit miktarda satılabilirler.
Müslim'in, Ma'mer bin Abdullah Cr.a.)'dan rivayetine göre, Nebi aleyhisselam, aynı miktarda olmaları dışında, yiyecek mübadelesini yasaklamıştır.
Bu altı maddenin yerini alan tüm diğer maddeler de bunlara kıyasen aynı hükmü alır.
Cins ve illetle iki şey (bedel) birleştiği zaman, fadl (fazlalık) ve nesie (geciktirme) haramdır. Altm ile altın veya buğday ile buğday satılacağı zaman, bu takasın sahih olabilmesi için iki şart koşulmuştur:
1. İyi ve kötü olmalarına bakılmaksızın miktar bakımından «eşit» olmaları gerekir. Bunun delili, geçen hadis ile, Müslim'in rivayet ettiği şu hadistir: Bir adam, Allah Rasûlü'lne bir miktar hurma getirdi. Nebi, ona, «Bu bizim hurmalarımızdan değil.» buyurdu. Adam, «Ey Allah'ın Rasûlü, iki sa' bizim hurmamıza karşılık bir sa' bu (iyi) hurmadan aldık.)dedi. Nebi aleyhisselam, şöyle buyurdu: «Bu, faizdir. Onu, geri verin. Sonra bizim hurmalarımızı satın. Sonra da bize bu hurmadan satın alın.»
Ebû Davud'un rivayetine göre, Fudale (r.a.) şöyle demiştir: Nebi aleyhisselam'a altın ve boncuktan yapılmış bir gerdanlık getirildi. Onu sekiz veya dokuz dinara bir adamdan almışlardı. Nebi aleyhisselam, «Hayır, altın ile boncuk ayrılmadan olmaz.» buyurdu. Altm ile boncuk ayrılsın diye geri verildi.
Müslim'de; Emretti, kolyedeki alfan dışındaki maddeler çıkarıldı. Sonra şöyle buyurdu: «Altına karşılık altın, aynı ölçüde satılır ve alınır.»
2. îki değerden birinin geciktirilmemesi, «peşin» değiş - tokuş yapılması da şarttır. Çünkü, Nebi aleyhisselam, «Peşin olduğunda..» buyurmuştur. Bu konuda, Nebî aleyhisselam şöyle
buyuruyor: «Altım altın ile, ancak dengi dengine satın. Birini diğerinden değerli saymayın. Gümüşü gümüş ile ancak aynı miktarlarda satın. Birini diğerine üstün tutmayın. Peşine karşılık da, hazar olmayanı satmayın.»
(Hadisi, Buharı ve Müslim, Ebû Sa'îd'den rivayet etmiştir.) İki değer, (illette bir) cinsde farklı olduğu zaman, tefâdül (miktar farklılığı) helal, nesie (veresiye) ise haramdır. Gümüşe karşılık altın veya buğdaya karşılık arpa satıldığı zaman, bu durumda, mübadelenin peşin olması gereklidir. Miktar bakımından eşitlik ise şart olmayıp, farklılık caizdir.
Ebû Davud'un rivayetine göre, Nebi aleyhisselam, şöyle buyurmuştur : Buğdaya karşılık arpa peşin satıldığında, arpanın buğdaydan daha çok olmasında bir mahzur yoktur.»
Ahmed ve Müslim'de bulunan Ubâde (r.a.) hadisinde: -Bu maddeler değişikse, —peşin olduğu zaman — dilediğiniz gibi satın.» denmektedir.
İki bedel, cins ve illet bakımından ayrı ise, her iki şart da yoktur. Hem tefâdül (miktar farklılığı), hem de nesie (veresiye) helâldir. Mesela, gümüş karşılığında yiyecek satıldığı zaman, hem miktarın birbirinden farklı olması, hem de satışın veresiye olması, helaldir.
Yine, elbisenin iki elbiseye karşılık veya kabın iki kaba karşılık satışı da (yiyecek maddesi ve para almadıkları için) böyledir.
Özetle! Altın, gümüş, içecek ve yiyecek maddeleri dışındaki hiç bir şeyde, riba alışverişi haram değildir. Bunların birbiriyle farklı miktarlarda ve veresiye satışı caizdir. Yine takas etmeden önce ayırmak da caizdir.
İki koyuna karşılık bir koyunu, peşin veya veresiye satmak caizdir. Bir koyuna karşılık bir koyun da böyledir. Delili, Amr bin Âs hadisidir: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, ona, zekat develerinden iki deveye karşılık bir kuvvetli deve satın almasını emretti.
(Hadisi, Ahmed, Ebû Dâvud ve Hâkim kaydetmiş; Hakim, «Müslim'in şartı üzere, sahihtir.- demiştir. Beyhakî de rivayet etmiş, ifan Hacer el-Askalâni bunun isnadını -kuvvetli» bulmuştur.)
İbn Münzir şöyle demiştir: «Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in iki siyah köle karşılığı bir köle ve altı köleye karşılık bir cariye satın aldığı sabittir.»
Şâfii, bu görüşü mezheb edinmiştir.
25.6. Ete Karşılık Hayvan Satımı
İmamların cumhuru şöyle demiştir : Eti yenilen hayvanların, aynı cins ete karşılık satılması caiz değildir. Canlı ineğin, yemek için kesilmiş inek etine karşılık satılması caiz değildir. Delili Sa'îd bin Müseyyeb'in rivayet ettiği şu hadistir: «Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, et karşılığı hayvan satımını men-etti.»
(Hadisi, Mâlik, «Muvatta»da, Sa'id'den, mürsel olarak kaydetmiştir. Şahidîeri vardır.)
Şevkâni, şöyle demiştir: Geliş yollarının tamamı sayesinde, hadisin hüccet gösterilmeye uygun olduğu açıktır. Beyhaki, Me-dineli birinden, Nebi aleyhisselam'ın, ölüye karşılık dirinin satımını nehyettiğini rivayet eder. Sonra da şöyle der: «Bu İbn müseyyeb'in mürselinin kuvvetlendirdiği mürsel bir hadistir.»
25.7. Kuru Meyva Karşılığı Yaşın Satışı
Kuru olan meyveye karşılık yaşın satımı, caiz değildir. Araya ehli, bu hükmün dışındadır. Çünkü onlar, hurmaları olmayan fakir kimselerdir. Onların ağaçda, dalında bulunan meyva karşılığı, hurma sahiplerinden, yiyecekleri, dalından düşmüş, olgun hurma satın almaları caizdir.
Mâlik ve Ebû Davud'un, Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a.)'dan rivayetine göre, Nebi aleyhisselam'a (ağaçdaki) yaş hurmaya karşılık (yerdeki) hurma satışı hakkında soruldu. Nebf aleyhisselam, -Yaş, kuruduğu zaman, azalır mı?- diye sordu. «Evet.» dediler. Bunun üzerine bunu yasakladı.
Buharı ve Müsüm'm, İbn Ömer'den rivayetine göre, o şöyle demiştir: «Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, muzâbene'yi yasakladı.
Muzâbene; kişinin bostamndaki meyvayı eğer hurma ise, ölçü ile kuru hurma karşılığı, eğer üzüm ise, öîçü ile kuru üzüm karşılığı, ve eğer ekin ise, ölçü ile yiyecek karşılığı satmasıdır. Bunların tümü nehyedilmiştir.
Buhari'nin, Zeyd bin Sâbit'ten rivayetine göre, -Nebi aleyhisselam dalındaki meyva karşılığı ölçü ile ödünç satışa izin vermiştir.-
25.8. Ayyîne[1] Satışı
Allah Easûlü aleyhisselam ayyine saüşmı yasakladı. Çünkü, bu, şekil olarak alış-veriş benzese bile, faizdir. Şöyle ki, insanın paraya ihtiyacı olur. Bir ticaret mahm muayyen bir fiatla veresiye olarak satın alır. Sonra onu satın aldığı kimseye peşin olarak daha az bir fiatla satar. Böylece aradaki fark, peşin olarak onu alan kimsenin elde ettiği bir kâr olur. Bu satış haramdır ve (akid) bâtıl sayılır.
îbn Ömer'den rivayete göre, Nebi aleyhisselam, şöyle buyurmuştur: «İnsanlar, dinar ve dirhem peşine düşüp, veresiye satış yaparak ineklerin kuyruklarına takılıp Allah yolunda cihadı terkettikleri zaman, Allah onlara bela indirir. Dinlerine dönmedikleri müddetçe de, belâyı onlardan kaldırmaz.»
(Hadisi, Ahmed, Ebû Dâvûd, Taberânî ve îbn Kattan kaydetmiş; îbn Kattan «sahih», İbn Hacer «râvileri sika- demiştir.)
Aliye binti Eyfa' bin Şurahbil, şöyle demiştir: Ben, Zeyd bin Erkam'ın ümmü veledi ve karısı, Âişe'nin yanına girdik. Zeyd bin Erkam'ın ümmü veledi şöyle dedi: Ben, Zeyd bin Erkam'a vade ile sekizyüz dirheme bir köle sattım. Sonra da onu peşin olarak altı yüz dirheme satın aldım. Âişe, «Ne kötü satış yaptın. Ne kötü satın aldın. Zeyd bin Erkam'a söyle, O'nun Allah Kasûlü ile yaptığı cihad, tövbe etmedikçe, bâtıl olur.» dedi.
(Hadisi, Mâlik ve Dârekutnî kaydetmiştir.)
[1] Ayyine: Güya faizden kurtulmak için ödüne isteyen kimseye, bir malı, muayyen bir fiatla satıp, aynı anda daha ucuz fiatla geri almak suretiyle yapılır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi