Fikih - 0. Sayfa - 073Icki
65. ŞURBÜ'L-HAMR (İçki) KİTABI
65. ŞURBÜ'L-HAMR (İçki) KİTABI
Bu bahis hakkındaki konuşmamız, 'Hangi içkiyi içmek cezayı gerektirir? îçki içene lazım gelen ceza nedir? içki içme suçu neyle sabit olur?* konularına dairdir.[1]
186. İçki Cezası
1. Ceza Gerektiren İçki:
Ulema, kendi isteğiyle ve hiç kimsenin baskısı olmaksızın şarap içen kimseye -içtiği, ister az, ister çok olsun- ceza lazım geldiğinde müttefik iseler de, diğer içkiler hakkında ihtilâf etmişlerdir. Hicaz fukahası, «Diğer içkilerde şarabın hükmünde olup, şarabı içen kimseye -ister sarhoş olsun, ister olmasın, içtiği, ister az, ister çok olsun- nasıl ceza lazım geliyorsa, diğer içkileri de içene -içtiği ister az, ister çok olsun, ister sarhoş olsun, ister olmasın-ceza lazım gelir» demişlerse de Irak uleması «Diğer içeceklerden ancak, kişiyi sarhoş edecek kadar içmek haramdır ve cezayı gerektirir» demişlerdir ki, her iki tarafın da delillerini «Yiyecek ve içecekler» babında anlattığımız için, burada bir daha tekrarlamaya lüzum görmüyoruz[2]
2. İçkinin Cezası:
'İçki içene ne lazım gelir?' konusuna gelince;
Ulema, içki içen kimseye hem ceza lazım geldiğinde ve hem de -eğer tevbe etmezse- fasık olduğunda müttefik iseler de, kendisine lazım gelen cezanın miktarı hakkında ihtilâf etmişlerdir. Cumhur, «Seksen değnek», İmam Şafii, Ebû Sevr ve İmam Dâvûd «Kırk değnek lazım gelir» demişlerdir. Bu ihtilâf hür'e lazım gelen cezanın miktarı hakkındadır. Köleye lazım gelen ceza ise -cumhura göre- hür'e lazım gelen cezanın yansıdır. Zahiriler ise «Köle ile hür'e lazım gelen ceza aynıdır ki bu, kırk değnektir» demişlerdir. İmam Şâfıi de «Köleye yirmi değnek lazım gelir» demiştir. «Hür'ün cezası seksen değnektir» diyenler ise, «Kırk değnektir» demişlerdir.
Cumhurun dayanağı, Hz. Ömer'in içki ibtilasının çoğaldığını görünce, cezasının arttırılması hususunda ashaba danışması ve Hz. Ali'nin «İçki içen kimse sarhoş olur. Sarhoş olan kimse ileri geri konuşur. İleri geri konuşan kimse de şuna buna dil uzatır. Şuna buna dil uzatana (zina isnad edene) ise, seksen değnek lazım gelir» diyerek içki içen kimseye seksen değnek vurdurmasını kendisine tavsiye etmesidir. Diğerleri ise, «Peygamber (s.a s) Ef dimiz zamanında içkinin sınırlı ve miktarı belli bir cezası yoktu. PeygamrT" (s.a.s) Efendimiz'in huzurunda, içki içenlere ayakkabı ve benzeri şeyleri rastgele miktarda vuruluyordu [3] Hz. Ebû Bekir de ashaba «Peygambe6 (s.a.s) Efendimiz zamanında içki içenlere kaç dayak vuruluyordu?» diy * sormuş, ashab da kırk dayak civarında tahmin ettiklerini söylemişlerdir» [4] demişlerdir. Ebû Said el-Hudrî'den de «Peygamber (s.a.s) Efendimiz içki içenlere bir çift ayakkabı ile kırk defa vurduruyordu. Hz. Ömer ise, ayakkabının bir tekini bir dayak kabul ederek içkinin cezasını seksen değneğe çıkarttı» [5] dediği rivayet olunmuştur. Ebû Said el-Hudrî'den, daha sıhhatli bir başka yolla da «Peygamber (s.a.s) Efendimiz içki içene kırk değnek vurduruyordu» [6] dediği rivayet olunmuştur. Bu hadis Hz. Ali'den de daha da sıhhatli bir yolla rivayet olunmuştur ki, İmam Şâfıi de bu görüştedir.[7]
3. İçki Cezasının Makamı:
îçki cezasının kimin tarafından verildiği hususuna gelince: Ulema, her ne kadar hakim tarafından verildiği konusunda müttefik iseler de, efendinin, kölesine içki cezasını verebilip veremedeğinde ihtilâf etmişlerdir. îmam Mâlik «Efendi, kendi bilgisine dayanarak kölesine ceza veremez. Ancak eğer şahidler onun yanında kölesi aleyhinde şahidlik ederlerse, o zaman kölesine yalnız zina ve kâzif cezalan m verebilir. Kölesine hırsızlık cezasını veremez. El kestirme yetkisi ancak hakime aittir» demiştir ki, Leys b. Sa'd da bu görüştedir. îmam Ebû Hanife de «Suç ne olursa olsun ve suçu işleyen de, ister köle, ister hür olsun, suçluları cezalandırma yetkisi hakime aittir» demiştir, îmam Şâfıi ise tam tersine olarak, hiçbir suçu istisna etmeden «Efendi kölesini bütün suçlardan dolayı cezalandırabilir» demiştir ki, îmam Ahmed, İshak ve Ebû Sevr de buna katılır.
îmam Mâlik'in dayanağı. «Peygamber (s.a.s) Efendimiz'e, - 'Cariye daha evlenmemişken zina işlerse kendisine ne lazım gelir?' diye sordular. Peygamber (s.a.s) Efendimiz;
'Eğer zina ederse ona dayak atın. Bir daha zina ederse, bir daha dayak atın. Bir daim zina ederse bir daha dayak atın ve ondan sonra da -bir küçücük davar tırnağı ile de olsa- satın' buyurdu» [8] mealindeki meşhur hadisti)
tir. îmam Mâlik ayrıca, Peygamber (s.a.s) Efendimiz'in,
«Herhangi birinizin cariyesi zina ettiği zaman, ona dayak atsın» [9] hadisine de dayanmıştır. İmam Şâfıi de hem bu hadislere, hem Hz. Ali'nin «Köle ve cariyeleriniz bir suç işledikleri zaman onlara lazım gelen serî cezalan uygulayınız» dediği hakkındaki rivayete dayanmıştır. Zira rivayete göre Hz. Ali'den başka, bu sözü îbn Ömer, tbn Mes'ud ve Enes b. Mâlik de söylemiş ve ashabtan hiçbiri onlara itiraz etmemiştir, îmam Ebû Hanife'nin dayanağı ise, şer'î cezalan uygulama yetkisinin ancak hakime ait olduğuna dair şeriatın kaidesidir. Hasan Basrî, Ömer b. Abdülaziz ve başkalanndan da, «Cum'a namazının kıldınlması, zekât ve haraç vergilerinin tahsili ve halk arasında hüküm verme yetkisi ancak devletindir» dedikleri rivayet olunmuştur.[10]
4. İçki Suçunun Sabit Olusu:
"îçki içme suçu neyle sabit olur?" konusuna gelince: Ulema, içki içme suçunun gerek kişinin ikran ve gerekse iki şahidin ifadesiyle sabit olduğunda müttefik iseler de, içki içenin ağzından içki kokusunun duyulması ile de sabit olup olmadığında ihtilâf etmişlerdir. îmam Mâlik ile tabileri ve Hicaz ulemasının cumhuru, «Adaletli olan iki şahidin, hakimin huzurunda 'Biz falanca adamın ağzından içki kokusunu duyduk' diye ifade vermeleri üzerine o kimseye içki cezası lazım gelir» demişlerse de, îmam Şâfıi, îmam Ebû Hanife, Irak ulemasının cumhuru ve Hicaz ulemasından bir cemaat, bu görüşe katılmayarak, «Herhangi bir kimsenin ağzından içki kokusunun duyulması ile o kimseye içki içme cezası lazım gelmez» demişlerdir.
Kişinin ağzından içki kokusunun duyulması ile kendisine içki cezasının lazım geldiğini söyleyenler, kokuyu da ses ve yazıya kıyas etmişlerdir. îçki kokusunun bir kimseden duyulması ile o kimseye içki cezasının lazım gelmediğini söyleyenler ise, «Çünkü birbirlerine benzeyen kokular çoktur. Şer'î cezalar ise, suçun kesin olmadığı durumlarda uygulanamaz» demişlerdir.[11]
[1] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 4/313.
[2] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 4/315.
[3] lîuhjrî. Uudûd, 86/4, no: 6778.
[4] Ebû Davûd, Uudûd, 32/37, no: 4489.
[5] Ahmcd, 3/67; Tahâvî, Şerhu Meâni'İ-Âsâr, 3/157.
[6] Ahmcd, 3/67.
[7] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 4/315-316.
[8] Buhârî, Buyu\ 34/66, no: 2153.
[9] Buhârî, Hudûd, 86/36, no: 6839.
[10] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 4/316-317.
[11] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 4/317.
İslami Okul Okulların En Önemlisi