EŞRİBE (İÇKİLER) BAHSİ - 073Icki - 4. Sayfa
ÜZÜM SUYUNUN PİŞİRİLMESİ HAKKINDA BİR FASIL
EŞRİBE
(İÇKİLER) BAHSİ
(Eşribe, şarabın çoğuludur. Sadedinde olduğumuz konu, içkilerin hükmünden bahsettiği için eşribe (içkiler) ile isimlendirilmiştir. (Haram olan içkiler dörttür. Birincisi şaraptır. Şarap, kaynayıp keskin-leşen ve köpüren üzüm suyudur. İkincisi de pişirildiğinde üçte ikisinden azı gitmiş olan üzüm suyudur.) Yâni: Câmi-us-Sağirde zikredilen pişirik. (Üçüncüsü ve dördüncüsü de, hurma ve kuru üzüm sırasıdır ki, ekşiyip keskinleştiğinde haram olur.) Şarap hakkında on mevzuda söz açılmaktadır. Birincisi suyu hakkındadır.
Bize göre: Şarap, sarhoşluk verecek duruma gelen çiğ üzüm suyudur. Nitekim ilim ve lügat ehline göre de bu mânâ kasdedilir. Bâzı kişiler de şarap, sarhoşluk veren tüm maddelerin ismidir demişler. Çünkü Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-seîâm) :«Sarhoşluk veren her şey şaraptır» ([1]) ve:«Şarap şu iki ağaçtandır.» ([2]) buyurup üzüm ve hurma ağaçlarına işaret etmiştir,öte yandan Arapça-daki hamr kelimesi, aklın perdelenmesi ve gizlenmiş mânâsını ifâde etmek üzere vazolunmuştur. Ve bu mânâ, sarhoşluk veren her madde de mevcuttur. Biz diyoruz ki lügat ehlinin ittifakıyla hamr kelimesi, açıkladığımız mânâya bir özel isimdir. Ve bunun için bu mânâda kullanılması şöhret bulmuştur. Keza sarhoşluk veren diğer maddeler için de diğer isimlerin kullanılması şöhret bulmuştur, öte yandan şarabın* haram oluşu kesindir. Diğer maddelerin ise zannidir. Ve o maddelere hamr denilmesinin sebebi, tıpkı şarap gibi acı ve ekşi olmasından kaynaklanır, aklı örtmekten değil. Şayet şarap gibi aklı örtmekten de kaynaklanırsa yine hamrm asıl dediğimiz mânâda özel olarak kullanılmasına münâfî olmaz.
örneğin: Necm (yıldız) kelimesi, nucum (ortaya çıkmak)dan türetilmiştir. Halbuki necm kelimesi Süreyya yıldızına özel bir isim olarak konulmuştur, ortaya çıkan her /ıldıza değil. Bunun emsali çoktur. Delil olarak gösterilen birinci Hadis de Peygamber Efendimiz C Aleyhi's-saiâtü ve's-selâm) 'den rivâyeü sahih olmadığına dâir Yahya bin Muin (Radıyallâhü anhümâ) tarafından görüş olarak ileri sürülmüştür. İkinci Hadisten de haram olma hükmü kasde-dilmiştir. Nitekim. Peygamberlik makamına lâyık olan da hükümleri açıklamaktır.
ikincisi, hamr isminin subûtu hakkındadır. Metinde zikredilen ifâde, İmam Ebû Hanife' nin görüşüdür, iki îmama göre ise, üzüm suyu keskinleştikten sonra şarap sayılır, köpürmesi şart değildir. Zira sarhoşluk, keskinleşmekle olur. Keza haram olma durumu da. Nitekim gerçek müessir olan da keskinleşmedir.
imam Ebû Hanife diyor ki: Üzüm suyunun gaz çıkarması, keskinleşmenin başlangıcıdır, köpürüp durması da son haddine ulaşmasıdır. Çünkü saf şarap, köpürme ile karışık olanından ayrılır, öte yandan şer'î hükümler kesin olduğu için, hadd, içkinin içilmesi helâldir diyenlerin kâfir olması ve satımının haram olması gibi hükümler, şaraplamanın son derecesine bağlanır. Kimi, içilmesinin haram oluşunda ihtiyat olarak sâdece keskinleşmekle yetinilmelidir demiştir.
Üçüncüsü: Şarabın kendisi haramdır, sarhoşluk verme illetinden dolayı değil. Ve ona tavakkuf da etmez. Kimi, aynı itibariyle şarabın haram olmasını inkâr etmiş ve asıl haram olan sarhoşluk verme vasfıdır demiştir. Çünkü fesad, (Allah'ı hatırlamamak) sarhoşluk verme vasfı ile gerçekleşir. Halbuki bu küfürdür. Çünkü bununla kitabın inkârı lâzım gelir. Zira Allah Teâlâ (Azze ve Celle) ona riçs (necis) demiştir. Riçs, aynen haram kılınan şeye denilir. Nitekim Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-saiâtü ve's-selâm)'in şarabı haram kıldığına dâir bize kadar gelen mütevatir hadisler vardır. ([3]) Ve üzerinde icma' bulunmaktadır. Ayrıca şarap az içeni çok içmeye sürükler. Ve bu, şarabm özelliklerindendir. Çünkü içene çok içmekle fazla lezzet vermektedir. Diğer içecek ve yiyecekler böyle değildir. Bize göre: Şarap hakkında bize varit olan nass, ma'lûl değildir ve şarabın hükmü sair müskirata sirayet etmez. Ama I m a m-ı Şafii, sirayet eder diyor. Ve bu görüş isabetten uzaktır. Zira meşhur olan hadislere ([4]) aykırıdır. îmam-ı Şafii' nin gösterdiği illet, hamr (şarap) kelimesinin tüm müskira sirayet etmesidir. Halbuki illet gösterme hükümlerde olur, isimlerde olmaz.
Dördüncüsü; Şarap, sidik gibi necaseti galiz edendir. Çünkü açıkladığımız üzere kesin delillerle sabittir.
Beşincisi: haram olmasını inkâr eden kâfir olur. Zira kesin delili inkâr etmiş olur.
Altıncısı: Şarap, müslümanlar için kıymete tâbi tutulmaz. Nitekim şarabı telef veya gasbeden yükümlü tutulmaz. Satımı da caiz değildir. Çünkü Allah Teâlâ (Azze ve Celle) şarabı necis kılarken onu kıymetten düşürdü. Eğer kıymetlendirilirse iyi olması akla gelecektir. Peygamber Efendimiz CAleyhi's-salâtü ve's-selâm) :
«içilmesi haram olan şeyin, satınu ve bedelinin yenmesi de haramdır.» ([5]) buyurmuştur. Ulemâ, şarabm mal sayılıp sayılmamasında ihtilâf etmişler. Essah kavle göre maldır. Çünkü insan tabiatı ona temayül eder. Ve elden çıkarmakla cimrilik eder. Bir müslüman borçlu olup- borcunu ödemek üzere sattığı şarabın bedelini vermek isterse, alacaklı için alınması helâl olmadığı gibi, verecekli için de şarap bedelinden Ödemesi helâl olmaz. Çünkü bâtıl bir satışın bedelidir. Tıpkı murdar hayvanın satışında olduğu gibi Ulemâ, şarap bedelini müslüman satıcının elinde -vâki ihtilâfa binâen- bir gasp malı veya bir emânet gibi değerlendirmişler. Şayet bir zimmî bir müslümana borçlu durumda ise, zimmî olan kişi, şarap bedelinden müslüman alacaklısına borcu mukabilinde verebilir ve müslüman alacaklı da alabilir. Çünkü müslüman olmıyanlann ''arasında şarabın alım - satımı caizdir.
Yedincisi: Şaraptan faydalanmak haramdır. Zira necis bir şeyden faydalanmak haramdır. Ve ondan korunmak ta vaciptir.
Sekizincisi: Şarabı içen, her ne kadar sarhoş olmasa da hadde-dilir. Çünkü Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) : «Şarap içeni kırbaçlayın, tekrarladı mı yine kırbaçlayın. Sonra yine tekrarladı mı yine kırbaçlayın. Eğer tekrar dönüp içerse onu öldürün.» ([6]) buyurmuştur. Ancak öldürme hükmü nesh olunmuş, kırbaçlama hükmü devam etmektedir. Bu hususta Sahabe icma-ı vardır. Şarap içene kaç kırbaç vurulacağı, şer"i cezalar bahsinde zikretmişiz.
Dokuzuncusu: Üzüm suyunun pişirilmesinde, pişirmenin bir te'-siri olmaz. Çünkü pişirme haranüığm var olmasını önlemek içindir, var olup ta kaldırılması için değildir. Ancak ulemânın dediklerine göre : Pişirilmiş içkinin içilmesi ile sarhoş olunmadıkça hadd vurulmaz. Çünkü açıkladığımız üzere sarhoş etmiyecek kadar az miktarla haddın gerekliliği, sâdece pişirilmemiş üzüm şarabına mahsustur. Oysa bu pişirilmiştir.
Onuncusu : Sirkeye dönüştürülmesi helâldir. Ancak î m a m -1 Şafiî bu konuda muhalefet eder. İnşaallah daha sonra açıklıya-cağız. Şarap konusundaki on hususu böylece açıklamış olduk. Üçte ikisinden az miktarda pişirmekle giden ve az miktarda pişirilmiş denilen üzüm suyu ise, ki, bu kısma bazik ve münassaf denir. Yâni: Pişirmekle yansı giden kısım. Bu kısmın tümü keskinleşip köpürdü-ğünde veya vâki ihtilâfa binâen sâdece keskinleştiğinde haram olur. Imam-ı A'zam bunu mübâh saymıştır. Bâzı mu'tezile âlimleri de aynı görüşü ileri sürmüşlerdir. Çünkü bu kısım güzel bir meşrubattır, şarap değildir, demişler. Biz diyoruz ki: Bu tip içki incedir, lezzetlidir ve coşturucudur. Ve bunun için fasık kişiler, içme-siyle âlem yaparlar. îşte içilmesine ilişkin fesadı defetmek için haram kabul ediyoruz. Pişirilmemiş taze hurma şırası ise, haram ve mekruhtur. ([7]) Şüreyk bin Abdullah (Radıyallâhü anhümâ) mübâh olduğunu söyler. Çünkü meâlen:Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden şerbet, şıra ve güzel nztft elde edersiniz.» ([8]) Âyetinden hurma şırasının verilmesiyle nimet sahibi olduğumuz anlaşılmaktadır. Oysa haram olsaydı nimet cinsinden gösterilmezdi.
Biz diyoruz ki: Bizim delilimiz daha önce rivayet ettiğimiz Hadîs ve Sahabenin icmaıdır. Ve tüm içkilerin mubah olduğunu gösteren Âyet de, islâmiyetin daha önceki devrelerine hamledilmektedir. Kimi, Cenâb-ı Allah (Azze ve Celleî, geçen âyeti kerîme ile bizi korkutmak istediğini söylemiştir.
Şöyle ki: Âyetin mânâsı «Siz ondan şıra elde edip güzel nzıktn diye iddia ediyorsunuz.» şeklindedir. Pişirilmemiş kuru üzüm şırası ile, kaynayıp kesinleştiğinde haram olur. Daha önce açıkladığımız üzere I m a m -Evzai' nin muhalefeti burda da câridir. Ancak bu kısım içkilerin haram olma keyfiyeti şarabın haram olmasından geri kalır. Nitekim bunlann haram olduğunu inkâr eden kişi kâfir olmazken, şarabın haram olduğunu inkâr eden ise kâfir olur. Çünkü şarabın haram olması kesindir. Diğer kısımların haram olması ise içtihâdidir. Şarabın bir damlasını İçene hadd vacip olurken, diğer kısım içkileri içene ancak sarhoş olması ile hadd vacip olur. Şarabın, necaseti galizeden olduğuna dâir rivayetler birleşirken, diğer içkiler, necaseti galizeden mi, hafifeden mi diye değişik rivayetler vardır. îmam Ebû Han. if e ' ye göre -. Şarap dışındaki içkilerin satımı caizdir. Ve telef eden de bedelini ödemekle yükümlü olur. Çünkü kıymet taşıyan bir maldır. Ve kıymet taşımadığına dâir kesin bir nass yoktur. Ama şarap böyle değildir, iki İmama göre ise, şarap ve diğer içki kısımları kıymet taşıyan maldan sayılmazlar. Ancak îmam Ebû Hanife'ye göre bilindiği üzere telef sırasında bedelin verilmesi gerekir, misli değil, hiç bir surette şaraptan faydalanılmaz. Zira haram kılınmıştır. îmam Ebû Yûsuf'a göre: Şıranın pişirilmesiyle yarısından çok, ikisinden az miktarda gitmişse satımı caizdir.
(Cami-üs-Sağir'de; Zikredilen içki kısımlarının dışındaki içkiler için bir beis olmadığı açıklanmıştır.) Ulemâ demişlerdir ki: Açıklama olmaksızın bu genel ifâde buğdaydan, arpadan, baldan ve darıdan alman şıra, imam Ebü Hanife'ye göre helâl olacağına bir nasdır. Ve imama göre bunlardan oluşan içkileri iıjen, her ne kadar sarhoş olsa bile haddedilmez. Ve sarhoşluk sırasında boşa-dığı karısı boşanmaz. Tıpkı uykuda karısını boşayan kişi misâlinde olduğu gibi... ([9])
İmam Muhammed'e göre bu kısım içkiler de haramdır ve içene hadd düşer. Sarhoşluk sırasında boşıyacağı karısı da diğer haram içki kısımlarında olduğu gibi boşanır. (Yine Camî'üs-Sağir'de îmam Ebü Yûsuf'un, içkilerden on gün zarfında ekşimeden keskinliğini artırıp köpüren kısmı mekruh görüyorum dediği ve sonra İmam Ebû Hanife'nin görüşüne döndüğü ifâde edilmektedir.) îmam Ebû Yûsuf un birinci görüşü, imam M u -h, a m m e d' in «Sarhoşluk veren her şey haramdır.» şeklindeki görüşü gibi idi. Ancak «on. gün zarfında ekşimeme» şartı ile ayrılmış olur. İmam Ebû Yûsuf un ileri sürdüğü şartın gerekçesi şudur; Bu müddet zarfında içkinin ekşimemesi, içkinin kuvvetliliği-ne ve keskinliğine delâlet eder. Böylece haram sayılmasına alâmet olur. Bunun benzeri İbni Abbas (Radıyallâhü anh) 'dan da rivayet edilmiştir. îmam Ebû Hanife ise, gerçek keskinleşmeyi, temelde içilmesi haram olan şey ve haram sayılan şıranın mevzuunda açıkladığımız hadde göre itibâr eder. Inşaallah açıkhyacağız. îmam Ebû Yûsuf, sonra îmam Ebû Hanife'nin görüşüne döndü ve ileri sürdüğü şarttan da vazgeçti,
(Muhtasarda denilmiştir ki: İmim Ebû Hanife ve İmam Ebû Yûsuf'a göre, az derecede pişirilen üzüm ve hurma suyu, sarhoş etmez zannı ile oyunsuz ve çalgısız içilirse, her ne kadar keskin ise de helâldir. İmam Muhammed ile İmamı Şafii haramdır demişler.) Velhasıl : imam Ebû Hanife, şarabın şarap olmasında kaynama, keskinleşme köpürmeyi nasıl şart koşuyor idi ise, şıranın haram olması hakkında da aynı şartı ileri sürüyor. İnşaaliah açıklıya-cagız. (Hurma ve kuru üzüm şıralarının karışığında bir beis yoktur.) İbni Zeyyad' dan rivayet edildiğine göre, kendisi demiş ki: «îbni Ömer (Radıyallâhü anh) bana bir meşrubat içirdi ki içtikten sonra evime gidemiyecek kadar beni sarstı. Sonra sabahleyin durumdan kendisine haber verdim. Bana dedi ki i Sana pişirilmiş fazla hurma ve kuni üzüm karışığını içirdim. Çünkü İbni Ömer (Radıyallâhü anh)'den rivayet edilen «asıl haram olan çiğ kuru üzüm suyudur.» O halde Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve SellemVden -Kuru hurma İle kuru üzüm, kuru üzümle taze hurmayı birlikte yedirmeyin» ([10]) şeklinde rivayet edilen nehy, ilk devrenin yoksulluk zamanına hamledilmektedir. İmam Ebû Hanife ve İmam Ebû Yûsuf'a göre:
(Bal, incir, buğday, dan ve arpa suyu, her ne kadar pişirilmezse de helâldir.) Ancak oyun ve çalgının bulunmaması şarttır. Çünkü Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm), -Şarap şu iki ağaçtandır- ([11]) diye hurma ve üzüm ağaçlarına işaret ederek, haram olmayı onlara has kılmıştır. Nitekim gaye de hükmün açıklanmasıdır. Sonra bu içkilerin helâl olabilmesi için kimi, pişirmek gereklidir demiş, kimi de gereksizdir çünkü hangi surette olursa olsun az içilmesi inşam çok içmeye tahrik etmez demiştir. Metinde geçen ifade, gereksizdir diyenlere aittir. Hububattan alınan içkinin içilmesiyle sarhoş olan kişiye hadd gerekir mi gerekmez mi? Kimi, daha önce açıkladığımız illetten dolayı gerekmez demiştir. Ancak ulema, essah olan kavle göre hadd lâzım gelir demiştir. İmam Muhammed, açıklama yapmadan genel mânâda içkilerden sarhoş olan kişilere hadd lâzım gelir, demiştir. Zira zama-nımızdaki fasiklar, diğer içkilerle âlem yaptıkları gibi, bu tip içkiler üzerinde de toplanarak âlem yaparlar. Keza sütlerden alınan içkiler de kesinleştiklerinde onlar da bahsi geçen içkiler gibi değerlendirilirler. Kimi demiş ki: imam Ebû Hanife'ye göre : Attan alınan sütün içkisi etine kıyâsen helâl değildir. Çünkü söz konusu içki etten mütevellittir. Ancak ulema, essah olan helâldir demişler. Zira at etinin mekruh olmasının nedeni, atın kesilmesi ile savaş aletinin eksilmesi söz konusu olur veya kutsal bir hayvan oluşundan kaynaklanır. Binâenaleyh kerahet, sütüne sirayet etmez! (Üzüm suyu, üçte ikisi gidip üçte biri kalıncaya kadar pişirilirse, her ne kadar keskin olsa dahi, yine helâldir.) Bu, İmam Ebû Hanife ile îmam Ebû Yûsuf'a göredir, imam Muhammed, imam Mâlik ile îmam-ı Şafiî, haramdır demişler. Bu ihtilâf, oyunsuz ve çalgısız içildiğinde varittir. Ama içilmesiyle eğlence âlem yapılırsa, imamların ittifâkiyle helâl değildir. îmam Muhammed' den bir kaç rivayet vardır. Birisinde imam Ebû Hanife ile imam Ebû Yûsuf gibi düşünmüş, birisinde mekruh görmüş, diğerinde de tevakkuf etmiştir. Haramdır diyenlerin delili, Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm)'in«Sarhoşluk veren her şey şaraptır.» ([12]) ve Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır.- ([13]) ve -Bir küp dolusu sarhoşluk verdiği şeyin bir yudumu da haramdır.» ([14]) hadisleridir, öte yandan sarhoşluk veren şeyler aklı karıştırır. Binâenaleyh şarapta olduğu gibi azı olsun çoğu olsun haramdır. İmam Ebû Hanife ile îmam Ebû Yûsuf diyorlar ki: Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm) şöyle buyurmuştur:
«Şarap, ayn'ı gereğince haram kılınmıştır.» Başka bir rivayette de -Şarap bizzat haram kılınmıştır, azı da çoğu da. Diğer içkilerden de şıra haram kılınmıştır.- Şarapdai. ayrı olarak şıranın haram olma ile tahsis edilmesi, değişik bir mânâdan dolayı olsa gerek. Çünkü arap lisânında atıf, değişik bir anlamı ifâde eder. Ayrıca: İçilen içki bardaklarından aklı kanştıran, sarhoşluk veren bardaktır. İşte o bardak bize göre haramdır. O zaman şaraptan az bir kısmın haram sayılmasının sebebi de ince olduğundan ondan az bir şeyin içilmesi, insanı çok içmeye sürükler. Bundan dolayı az içilmesine de, çok içilmesinin hükmü verilmiştir.
Şıra ise, çok kalın olduğundan az içilmesi, insanı çok içmeye sürüklemez. Haddi zâtında bir gıdadır. Onun için azı, mubah kalmaya devam eder. Açıkladığımız üzere, haramdır diyenlerin gösterdikleri hadislerden birincisi, sabit değildir. Sabit olsa bile, içilen içkinin son bardağına hamledilmektedir. Zira asıl sarhoşluk veren son bardaktır. Pişirilmekle üçte ikisi gittikten sonra ince oluncaya kadar üzerine su katılıp biraz pişirilen içki tipinin hükmü, diğer çeşitlerin hükmü gibidir. Çünkü suyun katılması onu güçlendirmez, aksine zayıflatır. Ama su, üzüm suyu üzerine döküldükten sonra üçte ikisi gidinceye kadar pişirilirse, durum başka olur. Zira su, daha hafif olduğundan önce su gider. Veya ikisinden ayni miktarda gider. Ancak giden kısım, üzüm suyunun üçte ikisi miktarı kadar olamaz. Şayet gerektiği gibi üzüm pişirildikten sonra suyu çıkarılırsa : İmam Ebü Hani f e ' den alınan bir rivâyste göre söz konusu üzüm suyu biraz pişirilmekle helâl olur. Diğer bir rivayete göre de: Pişirilmekle üçte ikisi kadar gitmeyinceye kadar helâl olmaz. Essah olan da budur. Çünkü şarap maddesi değişikliğe uğramadan mevcut kalır. Ve sıkma ile elde edilen üzüm suyu gibi sayılır. Şayet üzüm ile hurma veya hurma ile kuru üzüm bir arada pişirilirse, üçte ikisi nisbetinde gitmeyinceye dek helâl sayılmaz. Zira hurma için az pişirme kâfi gelse bile, üzüm suyu için üçte ikisi nisbetinde gitme şartı vardır. Binâenaleyh ihtiyaten üzüm tarafı itibar edilir. Keza üzüm ve hurma suları bir arada pişirilirse durum değişmez. Şayet hurma ve kuru üzüm şırası biraz pişirildikten sonra içine hurma veya kuru üzüm atılırsa: Eğer atılan miktar köpük atmıyacak kadar az ise, bir beis olmaz. Eğar köpük atacak kadar çok ise, helâl olmaz. Tıpkı pişirilen kısma bir bardak şıra katmak gibi olur. Yâni haram olma tarafı güçlenir. Ancak içilmesi ile hadd düşmez. Çünkü haram sayılması ihtiyat içindir. Hadler de şüphe ile def edilir. Eğer şarap veya başkası keskinleştikten sonra üçte ikisi gidinceye kadar pişirilirse helâl olmaz. Zira artık haram olma durumu gerçekleşmiştir, pişirilmekle kaldırılmaz.
(Şıranın kabak, küp ve ağaçtan oyulmuş şarap kaplarına konulması ve içilmesinde bir beis yoktur.) Çünkü Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm), uzun bir hadiste adı geçen kaplan zikrettikten sonra:
Bütün kaplarda içiniz, (İçebilirsiniz.) Çünkü kap, (haram olan) bir şeyi helâl etmez, (helâl olan) bir şeyi de haram etmez. Sarhoşluk veren şeyleri ise içmeyiniz.- ([15]) buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), bunu. ilk etapta bu kaplarda içmeyi nehyettikten sonra söylemiştir. Bu itibarla önceki nehyi neshetmiş olur. Yalnız söz konusu kaplar temizlendikten sonra onlara konulabilir. Kap eski ise, üç defa yıkandıktan sonra temizlenir. İmam Ebû Yûsuf'a göre kap üç defa yıkanıp aralıklarda kurulanırsa temizlenir. Bu kapların temizlenmesi sıkılamıyan şeylerin meselesidir. Kimi, imam Ebû Yûsuf dan şöyle rivayet etmektedir: Adı geçen şarap kabı, birbirinin ardı sıra sudan doldurulacaktır. Su, saf rengi ile çıkıncaya dek tekrarlanacaktır. Ve böylece kabın temizliğine hüküm verilecektir. (Şarap sirkeye dönüştüğünde helâl olur. Artık kendiliğinden sirke olsun veya içine bir şeyin atılması ile olsun fark etmez. Ve sirkeye dönüştürülmesi mekruh değildir.) İmam-ı Şafii, şarabın sirkeye dönüştürülmesi mekruhtur demişür. Ve şaraptan oluşan sirke, eğer bir şeyin atılması ile oluşturulmuşsa haramdır, eğer kendiliğinden oluşmuşsa, bu konuda iki görüşü vardır. Ve diyor ki: Şarabı sirkeye dönüştürmekte mal edinme bakımından şaraba yaklaşım olur. Halbuki şaraptan sakınmaya dâir emir, buna münâfidir. Biz diyoruz ki: Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-salâtü ve's-selâm), bir ayırım yapmadan:
Sirke, iyi bir katıktır.» ([16]) ve «Sizin en iyi sirkeniz şarabınızdan elde edilen sirkedir.» ([17]) buyurmuştur, öte yandan sirkeleştirme ile bozucu vasıf ortadan kalkar, faydalı bir vasıf gerçekleşir. Çünkü sirke safrayı teskin eder, şehveti öldürür ve gıda olur ve aynı zamanda yararsız bir şeyin ıslahı mubahtır. Keza maslahat için elverişli olan şeylerin ıslâhı da, kendiliğinden sirkeleşen şaraba ve tabaka kıyâsen mubah olmalı. Halbuki İmam-ı Şafii' nin dediği «harama yaklaşım» durumu, fesâdm yok edilmesi içindir. Tıpkı dökmek gibi. Halbuki sirkeleştirmek daha evlâdır. Zira sirkeleştirmede ikinci derecede helâl kılınan bir malın korunması vardır. Onun için mübtelâ olan kişi, sirkeleştirmeyi tercih eder. Şarap sirkeleştiğinde kaptan işgal edilen kısım da pâk olur. Ama şarabın yetişemediği boş kısım kimi, o da dolaylı olarak pâk sayılır, kimi de, pâk sayılmaz, çünkü kuru şarap hükmündedir, ancak boş kısım sirke ile yıkanıp saatinde sir-keleşirse pâk olur demiştir. Denildiğine göre sirke üzerine şarap dökülüp kap doldurulursa yine pâk olur.
(Şarap tortusunun içilmesi mekruhtur. Onunla saçın taranması da mekruhtur.) Çünkü tortu içerisinde şarabın zerreleri vardır. Tabii ki haramdan faydalanmak haramdır. Bunun için onunia bir yarayı veya hayvan sırtını tedavi etmek caiz değildir. Gayri müslim zimmi-ye veya tedavi için bir çocuğa içirmek de caiz değildir. İçirüdiği takdirde vebal içirenin olur. Keza hayvana da içirilemez. Kimi, şarap hayvana getirilmez demiştir. Ancak hayvanın, şaraba götürüldüğü zaman köpek ve murdar hayvan misâlinde olduğu gibi bir beis yoktur. Şayet şarap tortusu, sirke içine atılırsa bir beis olmaz. Çünkü katılan tortu sirkeleşmiş olur.
(Şarap tortusunu içen kişi, sarhoş olmazsa haddedilmezJ îmam-ı Şafiî, kısmen de olsa şaraptan içmiş olduğundan had-dedilir demiştir. Biz diyoruz ki: Şarap tortusunun azı, çoğunu istetmez. Çünkü tabiat ondan tiksinir. Böylece derecesi düşer, şarap dışındaki içkilerle eşdeğerde kalır. Ve hadd, ancak sarhoşluğu vermekle gerekli olur. öte yandan şarap tortusunun kanşımındaki çoğunluğu tortu teşkil eder. O zaman karıştırmakla şaraba galebet eden su misâline benzer. (Şarabla lavman yapmak ve sidik deliğine damlatmak mekruhtur.) Çünkü bunu yapmakla haramdan faydalanılmış olur. Ancak içilmemiş olduğundan hadd gerekmez. Eğer şarap çorbaya katılırsa çorba içilmez. Zira necis olur. İçildiği takdirde de sarhoşluk vermedikçe haddi gerektirmez. Çünkü pişirilmiş durumdadır. Şarapla yo-ğurulan hamurun ekmeğinin yenmesi mekruhtur. Çünkü onda şarap zerreleri vardır.[18]
ÜZÜM SUYUNUN PİŞİRİLMESİ HAKKINDA BİR FASIL
Üzüm suyunun ateşte kaynatılması ve köpük atmasıyla bir kısmın yok olması işlemi onu şarap olmaktan çıkarır. Bu giden kısım üçte iki nisbetiyle itibâr edilmektedir ki, kalan üçte bir kısmı helâl olabilsin.
Meselâ: On ölçek üzüm suyundan bir Ölçeği köpük atmakla giderse sonra geride kalanından altı ölçek gidip üçte biri kalıncaya kadar pişirilirse helâl olur. Çünkü köpükle atılan kısım, şarap unsuru veya karışımıdır. Hangisi olursa olsun geride kalan ölçek sayısı dokuza iner. Ve üçte biri, üç ölçek kabul edilir. Başka bir misâl daha: Üzüm suyu üzerine su döküldükten sonra ikisi birlikte pişirilirse, eğer kaynatmakla su daha önce giderse, dökülen suyun miktarının kayıp olmasından sonra geride kalan üzüm suyunun uçta ikisi miktarı gi-, dinceye kadar kaynatılmalı. Çünkü ilk etapta gitmiş olan sudur. Daha sonra giden de üzüm suyudur. Dolayısı ile üçte iki nisbetinin gitmesi gerekir. Şayet üzüm suyu ile katılan sâde su, kaynatmakla aynı oranda gider, üçte ikisi gidinceye kadar hepsi birlikte kaynatılacak ve geride kalan üçte bir nisbeti kalır ki, bu da helâldir. Çünkü giden nisbet, bileşiğin aynı orandaki üçte iki nisbetidir. Kalan da aynı orandaki bileşiğin üçte bir nisbetidir. Tıpkı üçte ikisi kaynatmakla gitmiş olan üzüm suyunun üzerine katılan sade su misâli gibidir. Meselâ: On ölçek üzüm suyu ile yirmi ölçek sade su kaynatılırsa, su daha önce gidecek olursa, dokuz ölçek kalıncaya kadar kaynatılır. Bu durumda geride kalan, sadece üzüm suyudur. Bundan da üçte biri kalıncaya kadar kaynatılır, elde kalan üzüm suyunun üçte bir nisbeti olur. Eğer kaynatmakla bileşik aynı oranda giderse, tümünün üçte bir nis-
beti kalıncaya kadar kaynatılır. Üzüm suyu şaraplaşmadan önce bir veya bir kaç defa kaynatılırsa, fark etmez. Şayet altından ateş kesilirse üçte ikisi gidinceye kadar kendiliğinden kaynayıp giderse helâl oîur. Zira kaynama ateşin eseridir. Diyelim ki üzüm suyu kaynatıldıktan sonra bir kısmı giderse, bir kısmı da dökülürse, üçte ikisi gidinceye kadar geride kalan, nasü kaynatılacak ve nasıl değerlendirilecektir? Bunun değerlendirme yolu ve usûlü şöyledir: önce tümünün üçte biri tesbit edilip dökümden sonraki nisbetle çarpılır, elde edilen rakam, pişirmeden sonra, doTtümden önceki ölçek nisbetinin sayısına bölünür. İşte bölme ile elde edilen ölçek nisbetinin sayısı kalıncaya dek kaynatılırsa helâl olur. Meselâ: On ölçek üzüm suyundan bir öiçeği gidinceye kadar pişirilip sonra üç ölçeği de dökülürse, üzüm suyunun tüm ötçek sayısı olan on'un üçte bir (3 1/3) rakamını alırsın ve dökümden sonraki sayıya (6) çarparsın, çarpım sonucu yirmi eder. Sonra yirmi (20) sayısını pişirmeden sonra, dökümden önceki sayıya (9) bölersin, elde edilecek rakam, 2,2 olur. Böylece üzüm suyundan 2,2 Ölçek kaimcaya dek pişirilirse helâl olur. Buna kıyâsen bir çok örnekler verilebilir. Ve bundan başka diğer bazı yollar da vardır. Açıkladığımız değerlendirme usûlleri, daha bir çok örneklerin çözümüne ışık tutmakta ve kâfi gelmektedir.[19]
[1] Müslim'in Abdullah tbn-i Ömer (RA.Vdsn rivayet ettiği bu hadisin tamamı «Her sarhoş edici içki şaraptır ve her sarhoş edici şey haramdır» şeklindedir.
Müslim (Eşribe) C. 2 S. 167
[2] Müsllm< Eşribe) C. 2 S. 172, Ebû Dâvûd (Eşribe) C. 2 S. 181, Tirntfzr (Eşribe) C. 2 S. 10
[3] ) Bu raütevatir hadislerden bir tanesi Buhârl ile Müslim'in Enes b. Mâlik (R.A.Vdan rivayet ettikleri şu hadistir :
«Şarap haram kılındığı gün, ben Ebû Talha'nın evinde halka şarap içiriyor-dum. Onlara içirdiğim şarap d» yaş ve kuru hurmadan yapılan içkiden başka bir-şey değildi. Derken birisi bana «dışan çık, hak» dedi. Ben de çıktım ve gördüm ki birisi:
- Ey ahali, bilin ki şarap haram kılınmıştır, diye bağırıyor ve bu haber Mc dine'nin bütün sokaklarında dolaştı. Bunun üzerine evin sahibi olan Ebû Talha bana:
- Çık şarabı dök, diye emretti. Ben de çıkıp döktüm.»
Müslim (Eşribe) C. 2 S. 162, Buhârt (Mezalim ve kısas) C. 1 S. 333
[4] Müellif bununla herhalde, UkayliTün «Kitab-üdduafa» adlı eserinde Hz. Ali (R-A.)'den naklen kaydettiği şu hadise işaret etmiştir :
«Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Safa ile Merve arasında yedi tur yaptıktan sonra Mekke evlerinden birinin duvarına sırtım dayadı ve :
- îçecek bir şey yok mn? buyurdu. Bunun Özerine ona bir kase nebiz seti-rüdl. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) nebizi iutmaya başlayınca yüzünü eksilterek nebiri geri verdi. HatipoğuUanndan biri kalkıp :
- Tâ Resûlülish bn, Mekke halkının içeceğidir, dedi. Bâvi demiştir M : Peygamber Efendimiz (SAV.) nebizi Wr daha aldı ve ona bir miktar su kattıktan sonra İçti. Ondan sonra :
- Şarap liz&tihi haram olduğu İçin azı da çoğu da, diğer İçkilerden ise, sarhoş edecek kadan haramdır, buyurdu.»
Dârekutnİ ise, bunu Abdullah îbn-1 Abbas (R.A.)'dan meşkûf olarak rivayet etmiştir, ki doğrusu da budur. Zira Peyeamber Efendimiz (S.A.V.)'den «Sarhoş edici her içecek haramdır» diye buyurduğu rivayet olunmuştur.
Nasb-ürraye C. 4 S. 3W
[5] Bu hadis Alım-satımlar bahsinin çeşitli meseleler faslında geçmiştir
[6] ) Bu hadis de şerl cezalar bahsinde geçmiştir.
[7] ) Şarap gibi kesin haram olmadığını isîtret eder.
[8] Nahib sûresi Âyet: 67
[9] ) Şarap gibi kesin haram olmadığını isîtret eder.
[10] Buhari, Müslim ve diğer dört hadis İmamının Câbir (R-A.)'dan naklen kaydettikleri bu hadis meâlen şöyledir: «Peygamber Efendimiz kuru üzüm İle kuru hurmayı bir arada basmaktan nehyettlğl gibi hurma koruğu ile olgunlaşmış yas hurmayı bir arada basmaktan nehyetti.»
Buhari (Esribe) C. 2 S. 838, Müslim (Eşribe) C. 2 S. 163, Ebû Davûd (Eş-ribe) C. 2 S. 165, İbn-İ Maceh (Esrtbe) C. I S. 251, Tİrmizl (Esribe C. 2 S. 10, Ne-sal (Esribe) C. 2 S. 323
[11] Bu bâbm başında geçmiştir.
[12] Bu babın başında geçmiştir
[13] lbn-i Mâceh (Eşribe) C. 1 S. 251, Nesft! (Eşribe) C. 2 S. 226
[14] Bu ifâde ile gariptir. Ancak aynı mânâ Ebû Dâvûd ile TirmizI'nin Hz. Aişe'den : tBir desti dolusu sarhoşluk veren içkinin bir avucu da haramdır» mealinde rivayet ettikleri hadiste de mevcuttur. Nasburraye C. 4 S. 305
[15] Buhârt dışında diğer 5 hadis imamının Büreyde (R-A.Vdan rivayet ettikleri bu hadisin tamamı şöyledir :
«Peygamber Efendimiz (S.A.V.) : «Sizi katık kablanndan başka herhangi bir fc&pt&n içmekten a Jiyettim. Şimdi İse her kaptan içebilirsiniz. Ancak sarhoşluk veren içkileri içemezsiniz- buyurdu.» Bu hadisin Aböulîah îbn-i Mesut'tan gelen şekli de şöyledir ;
«Sizi kablarda basılan nebizden nehyettim. Oysa hiçbir kap herhangi bir şeyi haram kılmaz. Sarhoşluk veren içeceklerin hepsi haramdır.»
Müslim (Eşribe) C. 2 S. 164, 166, Nesâl (Kaplar) C. 2 S. 323, Tİmıizİ (Kaplar) C. 2 S. 9, İbn-i Mâceh (Kaplar) C. 1 S. 252
[16] Câbir, Hz. Aişe, Ümml Hâni ve Eymen (R.A.)'dan rivayet olunan bu hadisin Ümml Han! rivayeti şöyledir
«Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bana: «Yanında yemem için birşey var mı? buyurdu.
- Ben de kuru bir ekmek parçası var, getirip önüne koymaktan utanıyorum, dedim. Bana r
- Getir, dedi. Ben de doçrayıp üzerine tuz döktüm. Bana :
-Bir katıkta yok mu, dedi.
- Tâ Resülallah biraz sirkeden başka bir şeyim yoktur, dedim. Peygamber Efendimiz (S.A.V,) :
- Getir, dedi. Getirdiğimde, doğradığım ekmeğin üzerine döküp yedi. Sonra Allah (C.C.Va hamdetii. Ve :
- Sirke ne püzel bir katıktır, ey tmmi Hanî, içinde sirke bulunan bir ev yoksul düşmez, buyurdu.
Eymen'in de rivayeti şöyledir«Câbir'in misafirleri gelmişti. Câbir (R.A.) ekmek ile sirke getirip önlerine koydu ve :
-Buyurunuz, Zİrâ Peygamber Efendimiz (S.A.V.)'den :
«Sirke ne güzel bir katıktır. Önlerine koyulan yemeçi hor gören misafirler hel âktadırlar ve evinde bulunan herhangi bir şeyi hor görüp misafirlerine vermekten utanç duyan kişi de helâktadır» diye buyurduğunu işittim» dedi.» El Müstedrek C. 4 S. 54, Tirmizİ (Yiyecekler) C. 2 S. 6, Müslim (Esribe) C. 2 S. 182
[17] Beyhâkİ (el ma'rife)de. Nasburraye C. 4 S. 311
[18] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 4/183-195.
[19] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 4/195-196.
İslami Okul Okulların En Önemlisi