Lian Bahsi - Fıkıh - 031Lian - 4. Sayfa
LİAN BAHSİ
(Karısına zina isnad eden, yahut karnındaki çocuğun kendisinden olmadığını söyliyen kimseye -eğer kan ile kocanın ikisi de şahitliğe ehil iseler, kadın da iffetli olup kendisine zina isnad eden kimseye ceza lâzım geliyor ve bu cezayı da kadın taleb ediyorsa Han lâzım gelir.) Lian -ki ona mülaane de denilir- biz Hanefile-re göre kan ile kocanın birbirlerini yalancı çıkarmak için hâkimin huzurunda yemin ederek birbirleri aleyhinde şahitlik etmeleridir.
Lian, kadını zina suçu cezasından, erkeği de iftira suçu cezasından kurtarır. Bunun içindir ki biz ikisinin de şahitliğe ehil kimselerden olmalarım şart koşuyoruz. Zira Cenâb-ı Hak (Azze ve Celle);
Kanlarına zina isnad edip de kendilerinden başka şahitleri bulunmayanların şahitliği, kendisinin doğru söylediğine Allah'ı dört defa
şahit tutmasıyla olur...- ([1]) buyurarak Hanı şahitlik diye ifâde buyurmuştur. Şahitlik ise .ancak şahitliğe ehil olan kimseden kabul olunur. Erkeğe lian lâzım gelmesi için kadının iffetli olup kendisine zina isnad eden kimseye ceza lâzım gelmesi de gerekir. Çünkü eğer kadın iffetli olmazsa, kendisine zina isnad eden kimseye ceza lâzım gelmez, ki kocası bu cezadan kurtulmak için lian yapmak zorunda kalsın. Kansına zina isnad eden kimseye lian lâzım gelmesi için. aynca kadının ona ceza talep etmesi gerekir. Çünkü bu, onun kişisel bir hakkı olduğu için -diğer haklarda olduğu gibi- onun talebine bağlıdır.
(Eğer karısına zina isnad eden kimse lian etmeye yanaşmazsa, hâkim onu hapseder, tâ ki ya lian etsin, ya da -Ben ona iftira ettim- desin.) Çünkü lian kendisine vacip olmuş bir haktır ve bu hakkı yerine getirmeye de gücü yeter.
(Eğer kansına zina isnad eden kimse lian ederse) metni yukarıda geçen âyete binâen (lian bu sefer kadına lâzım gelir.) Çünkü lian erkek ile kadının ikisine de terettüp eden karşılıktı bir haktır. Ancak şu var ki, erkek davacı olduğu için lian önce erkekten başlar. (Eğer kadın lian etmeye yanaşmazsa, bu sefer hâkim onu hapseder. Tâ ki ya lian etsin, ya kocasını doğrulasm.) Çünkü lian bu sefer ona vacip olmuş bir hak olur ve bu hakkı yerine getirmeye gücü yeter.
(Kansına zina isnad eden kimse eğer ya köle, ya gayr-ı müslim, ya daha önce birine zina isnad ettiği için cezalandırılmış ise, Han yapamaz, ona ceza lâzım gelir.) Çünkü lian -yukarıda da geçtiği üzere- bize göre şahitliktir. Bunlar ise şahitliğe ehil değillerdir. Eğer karısına zina isnad eden kimse şahitliğe ehil olup da, kansı ya câriye, ya gayr-ı müslim, ya) çocuk, deli veya iffetsiz olduğu için (kendisine zina isnad eden kimseye ceza lâzım gelmiyorsa ona ne ceza, ne lian lâzım gelmez.) Zira Peygamber Efendimiz (Aleyhi's-sa-lâtü ve's-selâm) :
«Dört kişi, kendileri ile kanlan arasında Han yoktur: Müslümanın kansı bulunan Yahudi veya Hıristiyan kadın hür kimsenin kansı bulunan câriye ve kölenin kansı bulunan hür kadın» ([2]) buyurmuştur. Eğer karısına zina isnad eden kimse ile karısının ikisi de daha önce başkasına zina etmekten dolayı ceza giymişlerse, kişiye ceza lâzım gelir. Çünkü şahitliğe ehil olmadığı için lian edemez.
(Lianın şekli şöyledir: Hâkim önce erkeğe emreder de, erkek dört kere : -Allah şahittir ki ona isnad ettiğim zina doğrudur- dedikten sonra beşinci kezde de: -Eğer yalan söylüyorsam Allah *ın laneti üzerime olsun- der ve her defasında kadına işaret eder. Bundan sonra kadın dört defa «Allah şahittir ki bana isnad ettiği zina yalandır» dedikten sonra beşinci de: -Eğer bana isnad ettiği zina doğru ise Allah'ın gazabına uğrayayım- der.) Zira yukarıda metni geçen âyet-i kerimelerde Hanın bu şekilde yapılması emrolunmaktadır.
îmam Ebû Hanif e' den gelen bir rivayete göre, kişi lian yaparken, kadına «Sana isnad ettiğim zina doğrudur» demek suretiyle hitap eder. Zira hitapta başka bir kadını kasdettiği, ihtimali yoktur. Bununla beraber birinci şekilde de eğer -Ona- dediği zaman kadına işaret ederse yine de başka bir kadını kasdetmesi ihtimali yoktur.
(Kan ile koca birbirleriyle lian ettikten sonra hâkimin onlan ayırması ile birbirlerinden boşanmış olurlar.) îmam Züfer: Bizzat lian ile birbirlerinden boşanırlar. Zira Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) 'in lj «Birbirleriyle Han eden kan ile koca hiç bir zaman bir daha birieşemezîer- ([3]) hadisinden, bizzat lian ile birbirlerinden boşandıkları anlaşılır» demiştir.
Biz diyoruz ki: Lian ile kadın ancak kocasına haram olur ve bunun için kocası onu boşamak zorunda kalır. Şayet kendisi kadını boşamazsa -haksızlığa meydan vermemek için- hâkim onun yerine geçer. Karısı ile lian eden Uveymir el-lclani' nin lian yaptıktan sonra Peygamber Efendimiz'e : «Yâ Resûlallah, eğer ben onu nikâhım altında tutarsam, ona iftira etmiş olurum. Benden üç talâk ile boş olsun» demesi de bunu göstermektedir. Zira eğer iian ile boşanma vâki olsaydı. Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ona: (Senin onu boşamana gerek yoktur. Çünkü Han ile senden boşanmadır» diyecekti. ([4])
(İmam Ebû Hanife ile İmam Muhammed'e göre hâkimin onları ayırması bir talâktır ve kesin boşanmadır. Eğer kişi: «Ben ona iftira ettim- dese yeniden onu nikahlayabilir. İmam Ebû Yûsuf ise: «Lian ile kadın ona sürekli haram olur.l Zira Peygamber Efendimiz metni yukarıda geçen hadiste;
«Birbirleriyle İian eden erkek ile kadın artık hiç bir zaman bir-leşemezler» buyurmuştur» (demiştir.) imam Ebû Hanife ile t m a m M u h a m m e d ise: «Kişi: «Ben ona iftira ettim» deyince liandan dönüş yapmış olur ve dolayısıyla İian hükmü ortadan kalkar. Birbirleriyle bir daha evlenmemeleri ise Hanın hükmü kaldığı sürecedir» demişlerdir.
(Eğer kişi, karısının doğurduğu çocuğun kendisinden olmadığını söylerse hâkim çocuğun kendisinden olmadığına hükmeder ve çocuğu annesine verir.) Buna dâir lianın şelki de böyledir: Hâkim kendisine :
«Allah şahittir ki senin doğurduğun çocuk benden değildir» diye söylemesini emreder. Kadın da;
«Allah şahittir ki sen yalan söylüyorsun» der.
(Eğer kişi karısına hem zina isnad eder, hem doğurduğu çocuğun kendisinden olmadığını söylerse, İian yaparken ikisini de söyler ve hâkim, çocuğun kendisinden olmadığına hükmederek çocuğu
annesine verir.) Zira rivayet olunmaktadır ki Peygamber Efendimiz, tSallallahü Aleyhi ve Sellem) Hilâl b. Ümeyye karısının doğurduğu çocuğun Hilâl' dan olmadığına hükmetmiş ve çocuğu annesine vermiştir. ([5])
(Eğer kişi liandan dönüş yapar ve kadına iftira ettiğini söylerse) iftira ettiği, ikrarı ile sabit olduğu için (hâkim onu cezalandırır ve) iki imama göre (kadmla yeniden evlenebilir.) Çünkü iftira cezasını giymekle liana olan ehliyeti ortadan kalkar ve lian'a ehliyeti kallonca, lianın hükmü olan hürmet de kalkmış olur. Aynı sebebe binâen (eğer kişi bir yabancı kadına da zina isnad ettiği için ceza giyerse yine hüküm böyledir.)
(Eğer kişi karısına zina isnad ettiği zaman kadm küçük, yahut deli olursa, İian lâzım gelmez.) Çünkü küçük, yahut deli olan kadına bir yabana zina isnad ettiği zaman yabancıya nasıl ceza lâzım gelmiyorsa, İian da cezanın yerine geçtiği için ona zina isnad eden kocasına da lianın lâzım gelmemesi gerekir. (Karışma zina İsnad eden kimse de eğer küçük veya deli olursa hüküm böyledir.) Çünkü küçük, yahut deli olan kimse şahitliğe ehil değildir. (Dilsiz olan kimsenin karısına zina İsnad etmesi lianı gerektirmez.) Çünkü İian, zina isnadının cezası yerine geçtiğine göre ceza nasıl ancak sarih isnad ile hak oluyorsa İian da öyledir.
îmam-ı Şafii ise: «Dilsiz olan kimsenin işareti de konuşan kimsenin ifâdesi hükmündedir» demiştir.
Biz diyoruz ki: işaret ne kadar açık da olsa, kesin değildir. Suçun kesin olmadığı durumlarda ise ceza lâzım gelmez. imam Ebû Hanife ile imam Züfer'e göre (kişinin, karışma: «Kanundaki çocuk benden değildir» demesi li-anı gerektirmez.) Çünkü kadın gebe olup olmadığı kesin olarak bilinemediği için kişi ona bu sözü söylemekle, zina isnad etmiş sayılmaz. imam Ebü Yûsuf ile imam Muhammed ise: «Eğer kadm alta aydan az bir süre içinde doğum yaparsa, Iian lâzım gelir. Çünkü o zaman, kişinin bu sözü söylerken kadının gebe olduğu anlaşılır» demişlerdir. Biz diyoruz ki: Kişi bu sözü söylediği zaman kadına zina isnad etmiş sayılmayınca, ona sanki: «Eğer gebe isen senin çocuğun benden değildir» demiştir. Zina isnada ise şarta bağlanamaz.
(Eğer kişi kadına: «Sen zina etmişsin ve kanundaki çocuk da benden değildir» dese, o zaman lianı gerektirir.) Çünkü kadına «Sen zina etmişsin» sözü, zina isnadında sarihtir. (Fakat hâkim, çocuğun ondan olmadığına hükmedemez.) İmam-ı Şafii: «Hükmeder. Zira Hilâl b. Ümeyye karısına zina isnad ettiği zaman karısı gebe idi. Bununla beraber Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) çocuğun Hilâl' dan olmadığına hükmetmiştir» demiştir.
Biz diyoruz ki: Kadın doğum yapmadıkça gebe olup olmadığı kesin olarak bilinemediği için, ahkâm ancak doğumdan sonra, gebeliğe terettüp eder. Peygamber Efendimiz ise, kadının gebe olduğunu vahiy yolu ile bilmiştir.
(Eğer doğumdan hemen sonra, yahut doğumu kutlamanın veya doğum için gereken eşyayı satın almanın âdet olduğu zaman İçinde kişi çocuğun kendisinden olmadığını söylerse sözü dinlenir ve kendisine lian lâzım gelir. Eğer bu zaman içinde söylemeyip sonradan söylerse, İmam Ebû Hanife'ye göre yine böyledir. Fakat çocuğun kendisinden olmadığına hükmedİIemez. İki İmam ise t «Eğer henüz loğusalık süresi bitmemiş ise hükmedilir» demişlerdir.) İki tmam; «Çünkü bu sözün kısa bir zaman içinde söylendiği zaman kabul olunduğuna, uzun zamandan sonra söylendiği zaman ise kabul olunmadığına göre bu zaman için bir sınır koymak gerekir. Lohusalık da doğumun bir sonucu olduğu için biz onu sınır kabul ediyoruz» demişlerdir, tmam Ebû Hanife ise: «davanın kabulü için sınırlı bir zaman tanımanın mânâsı yoktur. Zira kişiden bu davayı kabul etmek için zaman tanımak, ona düşünmek imkânını vermek içindir. Düşünmede ise insanların durumu değişiktir. Bunun için zamandan çok, duruma bakmak lâzımdır. Eğer kişi kutlamaları kabul ettikten, yahut doğum için gereken eşyayı satın aldıktan, yahut -hiç değilse- bunların yapılması âdet olduğu zaman geçtikten sonra bunu söylerse kabul olunmaz- demiştir.
Eğer kadın doğum yaparken kocası hazır olmayıp da sonradan gelirse, bu ihtilaflı olan süre onun geldiği tarihten itibaren başlar.
(Eğer kadm bir karında iki çocuk doğurur ve kocası birinci çocuğun kendisinden olmadığını, ikinci çocuğun ise kendisinden olduğunu söylerse, her iki çocuğun da kendisinin olduğu kanıtlanmış olur.) Zira çocuklar ikiz oldukları için ikisi de aynı sudan oluşmuşlardır, (ve ona ceza lâzım gelir.) Çünkü ikinci çocuğun kendisinden olduğunu söylemekle, yalan söylediğini ikrar etmiş olur. Eğer birinci çocuğun kendisinden olduğunu, ikinci çocuğun kendisinden olmadığını söylerse, aynı sebebe binâen yine her iki çocuğun da kendisinin olduğu sabit olur. Ancak bu kez ona ceza değil, lian lâzım gelir. Çünkü ikinci çocuğun kendisinden olmadığını söylemekle kadına zina isnad etmiş ve bu isnadından da dönüş yapmamıştır. Birinci çocuğun kendisinden olduğunu söylemesi ise daha Öncedir. Böyle durumda ise lian gerekir.[6]
[1] Nur süresi âyet 5-7
[2] ) îbn-1 Mâce (Uan) S. 151, Darekutnî (Hudud) C. 2 S. 356. Beyhakl (Lian) C 7 S. 396-397
[3] Ebû Dâvud CLİan) C. 1 S. 306, Darekutnî C. 2 S. 406
[4] Buhârl (Camide Tealun Babı) C. 2 S. 800
[5] Ebû DAvud fUan) C. I S. 306
[6] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 2/127-132.
İslami Okul Okulların En Önemlisi