YERDE BULUNAN ÇOCUKLAR BAHSİ - 078Lakit - 4. Sayfa
YERDE BULUNAN ÇOCUKLAR BAHSİ
Yerde bulunan çocukları kaldırmak müstahaptır. Çünkü onu kaldırmada hayatını korumak gibi bir yarar vardır. Hele eğer çocuğu yerde bulan kimse, onu kaldırmadığı takdirde Öleceğinden kaygı du yuyorsa o zaman, onu kaldırması vâcib olur. (Yerde bulunan çocuğun hür olduğuna hükmolunur.) Zira in-sanoğîunda asıl, hürriyet olduğu gibi ülkemiz de hürlerin ülkesidir. Hem de hüküm çoğunluğa göredir, insanların çoğu ise hürdürler.
(Yerde bulunan çocuğun beslenme masrafı Beytülmal'a aittir.) Zira Hz. Ömer ile Hz. Ali' den böyle rivayet olunduğu gibi, yerde bulunan çocuk ne malı ve ne de çalışma gücü olmadığı için. ne malı ve ne de onu besliyecek bir yakını bulunmayan bir kötürüm durumundadır. Bu durumda olan kötürümün beslenmesi ise Beytülmal'a aittir. Bunun için beslenmesi de Beytülmal'a âit olması gerekir. Zira kâr, dâima zararın karşılığıdır. Bunun içindir ki yerde bulunan çocuk zararlı bir iş yaptığı zaman ceremesi Beytülmal'a aittir. Fakat eğer onu bulan kimse kendiliğinden onu beslerse -velîsi olmadığı için- ona bağışta bulunmuş olur. Ancak eğer hâkimin emri ile yaparsa -hâkimde genel velayet yetkisi bulunduğu için- o zaman, yaptığı masrafı Beytülmal'dan istiyebilir. (Eğer yerde bulunan çocuğu birisi kaldınrsa, bir başkası çocuğu ondan alamaz.) Çünkü çocuğu kendisi yerden kaldırdığı için koruma hakkı Önce onundur. (Ancak eğer bir kimse çocuğun kendi oğlu olduğunu iddia ederse o zaman söz onun sözüdür.) Bunun mânâsı şudur ki: Eğer çocuğu yerden kaldıran kimse çocuğun kendi oğlu olduğunu söylemezse, öyledir. Bu da bir istihsalidir. Kıyâsa göre ise sözünün dinlenmemesi gerekir. Çünkü dinlememiz halinde, çocuğu yerden kaldıran kimsenin hakkını ibtâl etmiş oluruz. İstihsa-nm dayanağı da şudur ki: bu kimse, çocuğa yaran bulunan bir şeyi ikrar eder. Zira onun bu ikrarıyla çocuğun soyu belli olur. Soyunun belli olması ise kendisi için şereftir. Nasıl ki belli olmaması da kendisi için lekedir. Sonra, kimisi: «bu kimsenin ikrarı ancak kendisi hakkında dinlenir. Onunla, çocuğu yerden kaldıran kimsenin hakkı bozulamaz», kimisi de: «onunla, çocuğu yerden kaldıran kimsenin hakkı bozulur- demiştir.
Eğer çocuğu yerden, kaldıran kimse bizzat, çocuğun kendi oğlu olduğunu iddia ederse, kimisi «iddiası hem kıyasen, hem istihsânen geçerlidir» demiş ise de, en doğrusu şudur ki kıyâsa göre geçerli değil, istihsânen geçerlidir. (Eğer iki kişiden her biri, çocuğun kendi oğlu olduğunu iddia ederken birisi, çocuğun vücudunda bulunan bir alâmeti de söylerse çocuk ona verilir.) Çünkü söylediği alâmet onu doğruladığı için zahir ona şahitlik etmektedir. Eğer ikisi de herhangi bir alâmeti gös-termezlerse, o zaman davada eşit oldukları için çocuk ikisinindir. Ancak eğer birinin davası diğerininkinden önce olursa o zaman çocuk ona verilir. Çünkü o, davayı açarken onunla davâlaşan bir başkası yoktu. Meğer ki diğeri şahit göstersin, o zaman çocuk onun hakkı olur.
(Eğer yerde bulunan çocuk müslümanların oturduğu bir kent veya köyde bulunduğu halde, İslâm himâyesi altındaki bir gayrimüslim onun kendi oğlu olduğunu iddia ederse, bu dava ile çocuğun sabit olmakla beraber müslüman olduğuna hükmedilir.) Bu bir istin-sandır. Çünkü gayrimüslimin bu davası iki şeyi tazammun eder. Biri çocuğun soyunun sabit olmasıdır ki bu, çocuk için İyidir. Biri de çocuğun gayrimüslim olmasıdır. Bu ise çocuk için zarardır. Bunun için, çocuğa kâr olan şey hakkında kabul olunur da, zarar olan şey hakkında kabul olunmaz. (İslâm himâyesi altında bulunan gayrimüslimlerin oturduğu bir kent veya köyde, ya da bir havra veya kilisede bulunan çocuk ise gayrimüslimdir.) Bu da eğer çocuğu bu yerlerin birinde bulan kimse gayrimüslim ise böyledir. Eğer çocuğu bulan kimse müslüman ise, bunun hakkında iki rivayet vardır: «Yerde bulunan çocuk bahsi»nde-ki rivayete göre çocuğun bulunduğu yere bakılır. Bazı nüshalarda
«davalar bahsi»ndeki rivayete göre de çocuğu bulan kimseye bakılır. Çünkü çocuk onun elinde olduğu için o, daha kuvvetlidir. Nitekim ana babanın tebeiyj eti de ülkenin tebeiyyetinden daha üstündür. Bunun içindir ki eğer çocuk ile birlikte ana babasından biri esir alınmışsa çocuk gayrimüslim sayılır. Bu rivayet de tbn-i S e m -m a e ' nin İmam Muhammed' den olan rivayetidir. Bazı nüshalarda da -çocuğun menfaati için müslümanlığa bakılır. Yâni eğer çocuğu bulan kimse müslüman ise, onun gayrimüslimlerin oturduğu bir yerde bile bulmuş ise veyahut eğer onu bulan kimse müslüman olmasa bile, eğer onu müslümanların oturduğu bir yerde bulmuş ise çocuk müslümandır» diye kaydedilmektedir.
(Eğer çocuğu yerde bulan kimse çocuğun kendi kölesi olduğunu iddia ederse kabul olunmaz.) Çünkü çocuk zahiren hürdür. Ancak eğer kölesi olduğuna dâir şahit getirirse o zaman kabul olunur.
(Eğer bir köle yerde bulunan çocuğun kendi oğlu olduğunu iddia ederse, çocuğun onun oğlu olduğu sabit olur.) Çünkü çocuk için soyunun sabit olmasında menfaat vardır. (Fakat çocuk hürdür.) Zira çocuğun babası köle de olsa, eğer annesi hür ise çocuk hürdür. Bunun için, zahir olan hürriyet şüphe ile bozulamaz.
(Yerde bulunan çocuğun kendi oğlu olduğunu iddia etmede hür, köleden ve müslüman da gayrimüslimden önceliklidir.) Zira hür ile köleden, hürrün ve müslüman ile gayrimüslimden de müslümamn davasını kabul etmek çocuk için daha kârlıdır. (Eğer yerde bulunan çocuğun üzerinde aynca bir mal da bulunursa, mal çocuğundur.) Zira zevahir, çocuğun üzerinde olan malın çocuğun olduğunu gösterir. Şayet bulunan mal çocuğun üzerinde olmayıp çocuğun bindirildiği hayvanm üzerinde de olsa -aynı sebebe binâen- yine çocuğundur. Sonra, bu mal başıboş olduğu için onu bulan kimse, hâkimin izniyle çocuğa harcar. Zira hâkim böyle olan malları harcamaya yetkilidir. Kimisi: «Hâkim izin vermese de -bu mal zahiren çocuğun olduğu için- onu bulan kimse çocuğa harcayabilir» demiştir. [Çocuğu bulan kimse onu beslemek ve) yiyecek ve giyecek gibi (ona gerekli olan şeyleri satın almak yetkisine sahip olur.) Zira bu gibi şeyleri satın almak çocuğu beslemek faslındandır. (Fakat çocuğu evlendirmesi caiz değildir.) Çünkü bulduğu çocuğun velisi değildir. (Bulduğu çocuğun malında tasarruf yetkisine de) annesine kıyâsen (sahip değildir.) Zira malda tasarruf yetkisine sahip olmak, malı nemaîandırmak içindir. Bu da güçlü ve sağlam bir yargıya ve eksiksiz bir sevgi ve şefkata muhtaçtır. Çocuğu yerde bulan kimse ile çocuğun annesinden herbiri ise, bu iki vasıftan biri kendisinde yoktur.
(Çocuğu yerde bulan kimse çocuğa yapılan bağışlan kabul ede-bilir.î Zira çocuk için bağış menfaatten başka bir şey değildir. Bunun içindir ki çocuğun kendisi de -eğer anlayacak çağda olursa- kendisine yapılan bağışlan kabul edebilir. (Çocuğu yerde bulan kimse onu okutmaya ve ona sanat öğretmeye de yetkilidir.) Çünkü çocuğu okutmak ve ona sanat öğretmek onu yetiştirip yararlı bir insan ferdi haline getirmek olduğu için gerekli bir tedbirdir. (Çocuğu yerde bulan kimse onu ücretle çalıştırabilir.) Ben diyorum ki: bu, K u d u r i' nin muhtasarındaki rivayetidir. El-Cami-üs Sağir'de ise «çocuğu yerde bulan kimse onu ücretle çalıştıramaz» diye geçmektedir, ki en doğrusu da budur. Zira bu kimse, çocuğun amcası gibi onun vücut menfaatlarına mâlik değildir. Anne ise amca gibi olmayıp -Allah (Azze ve Celie) izin verirse ileride söyliyece-ğimiz üzere- çocuğunu bedenen de çalıştırabilir. Birinci görüşün delili de şudur ki t ücretle dahi olsa, çocuğu çalıştırmak onu yetiş-tirip iş sahibi kılmak için bir yoldur.[1]
[1] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 2/341-344.
İslami Okul Okulların En Önemlisi