MİRASÇILARIN BİRBİRLERİNİ MİRAS DIŞI BIRAKMASI BABI - 060Miras - 4. Sayfa
MİRASÇILARIN BİRBİRLERİNİ MİRAS DIŞI BIRAKMASI BABI
MİRASÇILARIN BİRBİRLERİNİ MİRAS DIŞI BIRAKMASI BABI
(Gayrî menkul veya eşya olan bir terekenin mirasçıları, arala-nndan birini, kendisine ödedikleri bir mal karşılığında miras dışı bırakırlarsa verdikleri mal, az veya çok olsun caizdir.) Çünkü bunu satış olarak sahih kılmak mümkündür. Bu konuda, H z. Osman (Radıyallâhü anh) 'dan yapılan rivayet vardır. Şöyle ki o, Abdürrahman bin Avf (Radıyallâhü anh) 'm eşi T ü m a d ı r E 1 - E ş c a i y y e ile sekizdebir hissesi karşılığında seksen bin dinar üzerinde uzlaşmıştır. ([1]) (Şayet gümüş olan tereke karşılığında altın, veya altın olan tereke karşılığında kendisine gümüş verirlerse bu da caizdir.) Çünkü bu, bir cinsi başka bir cinsle satmak olduğundan eşitlik aranmaz. Ancak bu, para ahş-verişi olduğundan akit meclisinde tesiim almak şarttır. Şayet terekenin bakiyesi, elinde kalan taraf, terekenin elinde kaldığını inkâr ederse daha Önceki teslim almayla yetiniiir. Çünkü bu teslim alma. zaminlik ifâde ettiğinden uzlaşmadaki teslim almanın yerine geçer. Yok eğer tereke bakiyesinin eiinde kaldığını ikrar ediyorsa teslim almayı yenilemek gerekir. Çünkü bu takdirde ilk teslim alma, eminliği ifâde ettiğinden uzlaşmadaki teslim almanın yerine geçmez.
(Eğer tereke, altın, gümüş ve diğer malların toplamından ibaret olup kendisiyle altın veya gümüş üzerinde uzlaşırlarsa kendisine verdiklerinin bu cinse düşen hissesinden fazia olması gerekir. Böylece aldığı hissenin bir kısmı, bu cinse düşen payı, fazlalık da terekenin geri kalanındaki hakkının karşılığı olur.) Bu şekilde ribâdan sakınılmış olur. Altın ve gümüşteki hissesine tekâbüi eden kısmın hemen teslim ve tesellümü gerekir. Çünkü bu kısımdaki muumele, para ahş-verişidir. Uzlaşma bedelinin eşya olması hâlinde ise ribâ bulunmadığı için mutlak olarak caizdir. Şayet terekede hem dirhemler hem de dinarlar olur ve uzlaşma bedeli de dinar ve dirhemlerden ibaret ise nasıl olursa olsun, uzlaşma caizdir.- Burada satışta olduğu gibi her cins, öbür cinsin karşılığı olur. Ancak para ahş-verişi olduğu için hemen teslim şarttır. (Terekede başkalanndaki alacaklar da olup bu alacakları, kendilerine âit olmak üzere uzlaşma dâhil ederek uzlaşanı bunların dışında bırakırlarsa uzlaşma bâtıldır.) Çünkü bu, borçlu olmayan uzlaşma alacaktaki hissesini temlik etmeye yol açar. (Şayet uzlaşanın alacaktaki payını kendilerinden istememek üzere borçluların alacaktan ibra edilmelerini şart koşarlarsa uzlaşma caizdir.) Çünkü bu, borçlulara temlik etmek üzere alacağı düşürmektir ki bu da caizdir. Aynı zamanda bu, uzlaşmayı caiz kılmanın bir yoludur. Bunun diğer bir yolu da, bağışlamak suretiyle uzlaşanın alacaktaki payını hemen ödemeleridir. Her iki şekilde de diğer mirasçıların zararı vardır. Bunun en iyi yolu, diğer mirasçıların, uzlaşana alacaktaki payı kadar borç vererek alacak dışındaki hissesi için de kendisiyle uzlaşmaları ve uzlaşanın da alacaktaki payını tahsil etmek üzere kendilerini borçlulara havale etmesidir.
Şayet terekede alacak bulunmaz, mallar da belirsiz olduğu halde uzlaşma, ölçülen ve tartılan mal üzerinde ise kimisi: Ribâ ihtimâli olduğu gerekçesiyle caiz değildir, derken kimisi ise: Caizdir. Çünkü bu, şüphenin şüphesidir, demiştir. Eğer tereke, ölçülen ve tartılan mala olmaz, ancak belirsiz mallar ise kimisi; Caiz değildir. Çünkü karşılığında uzlaşma akdi yapılan şey. mal olduğundan bu satış olur, demiştir. En sahih görüşe göre ise caizdir. Çünkü karşılığında uzlaşma akdi yapılan şey, diğer mirasçıların elinde mevcut olduğundan muamele anlaşmazlığa yol açmaz. Eğer ölünün zimmetinde malının tamamım içine alacak kadar borç varsa ne uzlaşma ve ne de terekenin taksimi caiz değildir. Çünkü bu durumda mirasçı terekeye mâlik olamamıştır. Borcunun, malının tamamını içine almaması hâlinde de ölünün ihtiyaçlarına öncelik verildiğinden borcunu ödemedikçe vârisler, uzlaşma akdi yapmamalıdırlar. Şayet yaparlarsa fıkıhçılar : Caizdir, demişlerdir. Ker-h i ise, tereke taksimi bahsinde: îstihsânen caiz olmayıp kıyâsa göre caizdir, demiştir.[2]
[1] Bu ifâde ile gariptir. Abdürrezzak «Musannef»inin (Alım-satımlar) bahsinde Amr b. Dinar'dan : «Abdurrahman b. Avf'un vârisleri onun Karısını kendisine düşen sekizde bir hissesi karşılığında üçyüz seksen bin dirhem ile razı ettiler» diye nakletmiştir.
İbn-i Saad da Abdurrahman b. Avf'un hal tercemesinde «Abdurrahman b. Avf vefat ederken kendisinden kalan terekede büyük bir altın külçesi bulunuyordu. Adamlar bu külçeyi baltalarla parçalarken o kadar zorluk çektiler ki elleri na-sırîaşti. Abdurrahman b. Avf 4 eş bıraktı. Bu eşlerden bîr tanesi 80 bin dirhemle miras dışı bırakıldı» diye kaydetmiştir.Tabakat 3. Cilt birinci kısım. S. 91 Nasburraye C. 4 S. 113
[2] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 3/345-347.
İslami Okul Okulların En Önemlisi