Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Namaz - 6. Sayfa - 009Namaz

 

Namaz Bahsî:

 

(Namaz dinin direğidir. Onu terkeden dinini yıkar.) Sabah namazının başlangıcı gök kenarlarında (sağa, sola) yayıl­mış beyazlıktan ibaret olan ikinci fecir[1] doğduğunda başlar, son vak­ti güneş doğuncaya kadar olur. Öğle namazının ilk vakti, güneşin zeva-la doğru kaydığı zamandır. îmam-ı Âzam Ebû - Hanife (R.A.) ye göre, (öğle zamanı güneşin göğün ortasından biraz batıya doğru kaymış hu-lunduğu zamandır ki) zeval (kayış) gölgesi hariç, her şeyin gölgesi iki misli olunca öğlenin sonudur. Ebû - Yusuf ve Muhammed diyorlar ki; her şeyin gölgesi bir misli olunca öğlenin sonudur. Her iki görüşe göre de Usindinİn İlk vakti öğlenin vakti çıkmcadır. Sonu güneş batıncaya kadardır. Akşam namazının ilk vakti" güneşin battığı zamandır. Sonu ise , Ebû - Hanifeye (R.Â.) göre, kırmızılıktan sonra gök-zamandır. Sonu ise Ebû ~ Hanifeye (R.A.) göre, Kırmızılıktan sonra gök­lerin etrafındaki beyazlıktan ibaret olan şafak batıncaya kadardır. Ebû Yusuf ve Muhammed (R.A.) dediler ki; (güneş battıktan sonra görünen) kırmızılık kayboluncaya kadardır. Yatsının ilk zamanı şafak (yâni ak­şamın son vaktinin alâmeti) kaynolunca başlar. Son zamanı ise fecir (yâni sabah namazının başlangıcı) doğuncaya kadardır. Vitir namazı­nın ilk vakti yatsıdan sonradır, son vakti ise fecir doğuncaya kadardır. -Fecir (sabah) namazında ortalık ağarmcaya kadar gecikmek müste-haptır. Yaz zamanında öğle namazını biraz serinliğe tehir etmek, (yâni İkindiye doğru biraz tehir etmek) kış mevsiminde ilk zamanda kılmak, ikindi namazını güneş bozulmayıncaya (sararmayıncaya) kadar tehir etmek, akşam namazını acele ve ilk zamanda kılmak, yatsı namazım gecenin üçte birisinin geçmesinden az evveline kadar geciktirmek müs-tehaptır. Vitir namazını gece namazına alışmış insan için gecenin so­nuna kadar geciktirmesi müstehap kılınmıştır. Eğer uyanacağına tam güveni olmazsa-uyurcıadan evvel vitir namazını kılacaktır.[2]

 

Ezan Bahsi:

 

Beş vakit namaz ve cuma için ezan okumak sünnettir. Fakat bun­lardan başka (namaz) lar için sünnet değildir. Ezanın sıfatı- (keyfiyeti) müezzinin «döıt defa: Allahü ekber, iki defa: Eşhedüenlâ ilahe illalla-hü, iki defa: Eşhedü enne Muhammcdcn Resûlullâhi, iki defa: Ilayyc-aîessalât, iki defa: Hayyealel felah, iki defa: Allahü ekher ve sonunda Iâ ilahe illallah» demesidir. Ezanda önce gizlice (Şafiî Mezhebinde olduğu gibi) «eşhedü enlâilâhe illâllahü, Eşhedü enne Muhammeden Resûlul-lâh)> deyip -sonra yüksek sesle tekrar etmek yoktur. (Belki doğrudan gür sesle, okunacaktır) Sabah ezanında «Hayyealel felah» tan sonra iki de­fa «Es-salâtü hayrun minen nevm» (namaz uykudan daha hayırlıdır) ibaresini ilâve edecektir.

İkâmet aynen ezan gibidir. Şu kadar var ki, felahtan sonra iki de­fa «kad kaametissalât» (namaz başladı) ilâvesi yapılacaktır. Ezan, ke­limeleri ayırarak ve nefes alarak okunmalıdır. Kaamette ise kelimeleri arka arkaya takmak suretiyle biraz acele edilmelidir. Okuyan kişi, ezan ve kaamette kıbleye doğru durarak okuyacak, hayyeales salât ve hay­yealel felaha gelindiği zaman yüzünü sağa ve sola çevirecektir. (Yâni bi­rincisinde sağa ikincisinde sola çevrilecektir). Geçmiş namaz için hem ezan okunur, hem de kaamet getirilir. Eğer kişinin birkaç namazı geç­miş ise (ve onları kaza etmek istiyorsa) birincisine hem ezan okur, hem de kaamet getirir, ikincisi için ise muhayyerdir. İsterse hem ezan okur hem de kaamet getirir. İsterse yalnız kaametle iktifa eder. Ezan ve kaa-metin abdestli okunması (İslama) daha uygundur. Şu halde eğer ab-destsiz ezan okunursa caizdir, (amma sevabı azdır) abdestsiz kaamet et­mek ve cünüp olarak ezan okumak mekruhtur [3] Kişi bir namazın vakti girmeden onun için ezan okuyamaz.                                         ' .

 

Namazdan Evvel Yapılması Gereken Şartlar:

 

1- Evvelce beyan ettiğimiz gibi, necasetler ve abdestsizliklerden (küçük ve büyük abdestsizlik) temizlenmeyi musalli    (namaz    kılan)  daha namaza başlamadan evvel yapmalıdır.

2- Avretini örtmelidir. Erkeğin avreti; göbeğin altından dize ka­dardır. Diz cıe avrete dahildir. Eür hanımın bütün bedeni, (yüzü ile iki eli ve iki ayağı hariç) avrettir. Erkek için avret sayılaı: yerler câriye içinde avret sayılır. Bir de ayrıyeten cariyenin karnı ve sırtı avrettir. Cari­yenin karın ve sırtı hariç, diğer beden kısmı avret değildir.

3- Necaseti giderecek herhangi Dır nesneyi elde edemeyen kişi, necasetle beraber namazım kılar ve tekrar da etmez.

4 -Namaz kılmak için elbise bulamayan kimse oturarak, rüku ve .secdesi için ima (işaret) ederek namazını kılar.   Eğer böyle bir kimse  ayakta namaz kılarsa,, bu namazı kâfidir. Fakat birinci şekil daha efdaldir.                                                                                            

5 -İçine girdiği namaza niyetlendiği zaman niyetle -tahrîm tekbiri (yâni baştaki Allahü ekber)   arasına her.hangi bir amelin fasıl olarak girmemesine dikkat etmelidir.

6 -Kıbleye karşı duracaktır. Ancak (bir şeyden ötürü) korkarsa, o zaman hangi tarafa yüzünü çevirebilirse öylece namazını edâ eder. Eğer kişiye kıblenin ne tarafta olduğu şüpheli olursa ve aynı zamanda kıbleyi kendisinden soracağı bir kimse de yoksa, İçtihat (arama) yapa­cak ve («kıble bu taraftır» diye zannettiği tarafa durarak) namazını edâ edecektir. Namaz kıldıktan sonra yanlış olduğunu bilirse, namazını tek­rar etmez. Namazın içinde iken yanıldığını anlarsa kıbleye dö"ner ve kıl­dığının üzerine geri kalan kısmını bina eder.

 

Namazın Sıfatları:

 

Namazın farzîan altıdır:

 1- Tahrim tekbiri,

 2- Ayakta durmak (eğer kudreti varsa),

 3- Kur'andan bir şey okumak,

 4- Rükûa var­mak,

 5- Secdeye varmak,

 6- Bir teşehhüd miktarı (bir ettehiyyatüyü okuyacak kadar) son rekâtta oturmaktır. Bunlardan başkası sünnettir. [4] Kişi namaza girdiği zaman tekbir getirir, tekbirle beraber iki elini, baş parmaklar kulağın yumuşağıyle aynı hizada oluncaya kadar kaldı­rır. Eğer tekbirin yerine «Allahü eceli» (Allah her şeyden daha üstün­dür) veya âzam (her şeyden daha büyüktür) veya «Er-rahmânu ekber» (Rahman olan Allah daha yücedir) dese Ebû-Hanife ve Muhammed (R.A.) e göte, kâfidir. Ebû-Yusuf dedi ki: Namaza oaşlama ancak tek­bir lâfzı (yâni Allahü Ekber) île caiz olur. Sağ eliyle sol elini tutar, iki elini göbeğin altına koyar ve «Sübhanekellahümme ve bihamdik ve te-bare fcesmük ve Teâlâ cetldük ve la ilahe gayruke» yi okuyarak '-şeytan* dan Allah'a sığınmak mânasını taşıyan: «Euzü billâh* mineş şeytanirra-cim» İ ve Besmeleyi gizlice getirir, sonra Fatihatül kitap (kitabın bag-Iangıcı) ve .beraberinde bir sûreyi veya istediği her hangi bir surenin ü; âyetini okur. İmam: «Veladdâllin» in ardında «Âmin» dediğinde cemaat da yavaşça âmîn der, sonra tekbir getirir ve rükûa varır, rükû halinde iki eliyle diz kapaklarını tutar el parmaklarım açar, sırtını tam düzel­tir, başını dik veya başaşağı eğmez, (Belki tam sırtının hizasında tutar). Rükûda üç defa «Sübhâne Rabbîyel azîm» der. Üç defa demek en azı­dır, sonra başını kaldırır ve «Semîallâhü limen hamide» (Allah kendisi­ne hamdedenin hamdîni kabul etti) der. Cemaat ta «Rabbena leke! hamd» (Ey ulu Allahımız hamd etmek sanadır) der. Tam ayağa kalktı­ğı zaman tekbir getirip secdeye varır iki eliyle...yere dayanır, yüzünü iki elinin arasına koyar, burnu ve alnı üzerine sec­de eder. Ebü-Hanife'ye göre yalnız burnun veya   alnın üzerine   secde ederse kâfidir. Ebû-Yusuf ve Muhammed buyurdular ki: (Yalnız burun üzerine secde etmek ancak özürlü ise olabilir. Eğer kişi sarığının kıvrım­ları üzerine, veya elbisenin artığı (fazlası) üzerine secde ederse caizdir. Kanatlarını (kollarını) yanından uzak tutar, karnını    baldırlarından uzaklaştırır, ayak parmaklarını kıbleye ; evirir, secdesinde üç defa «Sübhane Rabbiyel âlâ (En yüce Allahımı ortaktan tenzih ediyorum) der. Bu kadarı teşbihin en azıdır. Sonra bacını secdeden kaldırarak tekbir geti­rir. Oturarak mutmain olduktan sonra   (istikrara kavuştuktan sonra) tekrar tekbir getirir secde eder, secdede mutma'in olunca tekbir getirir ayaklarının yüzü üzerine, oturmaksızm ve elleriyle yeve   dayanmadan ayağa kalkar. İkinci rekâtı da birinciyi yaptığı gibi yapar. Ancak iftitah (açmak) duası  (Sübhaneke) ve euzuyu okuyamaz. Ellerini ancak tah-rim tekbirinde kaldırır, ikinci rekâtın ikinci secdesinden başını kaldır­dığı zaman, sol ayağını yayarak üzerine oturur, sağını tam diker ayak parmaklarım kıbleye çevirir, iki ellerini baldırlarının üzerine koyar,  si parmaklarını salıverir ve teşehhüdü (Ettehiyyâtüyü) okur.   Teşehhüd: «Ettehîyyâtü lillâhî vessaîevâtü vettayyibatü Esselâmü aleyke eyyühen-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtühü Esselâmü aleynâ ve âlâ ibâdul-lâhissalibin. Eşhedü enlâ ilahe illâllahü ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlühü» dür [5]. Birinci oturuşta bu kadardan daha fazla bir şey okumaz. Son iki rekâtta yalnız fatiha-i şerifeyi okur. Namazın eonunda oturduğu zaman birinci oturuş gibi, oturur, teşehhüdü okur. Peygamber (A.S.). üzerine saîâvat getirir, Kur'an kelimelerine ve Pey­gamberden (A.S.) rivayet edilen dualara benzer dualar okur. İnsan ke­lâmına benzer duaları okuyamaz. Sonra sağma selâm vererek aEsselâ-mü Aleyküm ve Rahmetullahi» der ve soluna da......

.aynisini söyleyerek selâm verir.

Sabah namazında, akşam ve yatsının birinci ikinci rekâtlarında eğer imam ise sesli, üçüncü ve dördüncü rekâtlarda da gizli okuyacak­tır. Eğer tek başına namaz kılıyorsa, muhayyerdir. İsterse kendisine din­letecek derecede sesli, dilerse gizli okuyacaktır. İmam öğle ve ikindi na-._mazlarm_(bütün rekâtını) da gizli okuyacaktır.

Vitir vacip üç rekâttır. Aralarını seıâm vermek suretiyle kesemez.  Üçüncü rekâtta bütün sene boyunca rüküdan-evvel kunut duasını oku­tacaktır. Vitrin bütün rekâtlarında fatihayla beraber zamm-ı sure oku- ; nacaktır. Kunut duası okunmak istendiği zaman (zammı sureden sonra daha rükû a varmazdan evvel) tekbir alınıp eller kulakların yumuşak­lığına kadar kaldırılarak tekrar bağlanır ve okunur —vitirden başka herhangi bir namazda kunut okunmaz. Hiç bir namazda muayyen bir sûrenin okunması yoktur kî, ondan başka sûre onun yerini tutmaz ol­sun. (Fatiha hariç) herhangi bir sûreyi bir namazda [6] daima okuyup ondan başkasını okumazsa [7] Mekruh olur. Ebû-Hanife (R.A.) ye gö­re; okumanın namazda kifayet edecek miktarının en azı kendisine Kur'-an ismi şâmil olan miktardır [8] Ebû-Yusuf ve Muhammed dediler ki; üç kısa veya bir uzun âyetten az olmaması lâzımdır. İmama tâbi olan cemaat okumaz (İmamın arkasında olanlar için imamın okuması kâfi­dir (hadis-i şerif). Başkasının namazına girmek isteyen (başkasına • uyan, onu kendisine imam eden) kişi iki niyete muhtaç olur.

 1-Na­maz niyeti,

 2- Mütâbiat (uymak) niyetidir.

 

Cemaatla Namaz:

 

Cemaatla namaz kılmak müekked (vacibe yakın) sünnetlerdendir.  İmamlığa getirilmek için en iyi ve en efdal kimse   (namaz   hakkında sünneti en iyi bilendir. Eğer orada bulunanlar sünnet bilmek bakımın­dan eşitseler en güzel okuyan, okumak bakımından eşitseler kötülükler­den en fazla kaçman, kötülüklerden kaçınmak bakımından eşitseler en yaşlıları imam olacaktır. Köle, çölde yaşayan göçebe fâsık, iki gözün­den kör ve veledi zina (nesebi gayri sahih) olan kimsenin öne geçip na­maz kıldırması mekruhtur [9] Fakat imam olmak üzere öne geçerler­se caizdir.                           

                                     ;

İmam Nelere Dikkat Etmelidir

 

îmama lâyik olan, namazı uzatmamaktır.   Kadınların tek başına cemaatla namaz kılmaları mekruhtur. Ancak yaptıkları zaman imam--,™™, lan tam ortalarında duracaktır [10] Tek bir kişiyle namaz kıldıran imam,  ' 1

0  kişiyi sağına alarak kıldıracaktır. Cemaat iki kişi îset İmam önlerine geçerek kıldıracaktır. Bir çocuğa veya bir kadına uyarak cemaatla na­maz kılmak erkekler için caiz olmaz.

Önce baliğ erkekler, sonra erkek çocuklar, sonra hünsâ (erkekliği ve kadınlığı şüpheli olan) lar, daha sonra kadınlar saf olacaktır. Eğer, erkeğin tr»m yanında (hizasında) kadın namaza durursa her ikisi, aynı namazda müşterek (aynı imama uymuş) olduğu halde erkeğin namazı fasit olur. (Kadının namazı ise bozulmaz).                                    

Cemaata hazır olmak ve gitmek kadınlar için mekruhtur. YatSrykf akşam ve sabah namazlarına kocakarıların çıkmalarında hiç bir beis yoktur. Tâhir olan bir kişi, -selis (sidiği dâima akan) bir kişinin arka­sında, temiz olan kadınlar istihazeli kadınların arkasında, okuyan kişi okumamış kişinin arkasında, elbiseli çıplağın arkasında namaz kılamaz. Teyemmüm edenin abdestlilere, mest üzerine mesh verenin yıkayanla­ra imamlık yapması caizdir. Oturarak namaz kılana ayakta namaz kılan uyabilir. Ancak işaretle namazını kııana rükû ve secde ile namazını kı­lan, nafile namazı kılana farz kılan, ayrı ayn farz kılanlar bîribirine uya-mazlar. Nafile namaz kılan farz namaz kuanın arkasında namazını (na­filesini) kılabilir. Bir imama uyup sonra o imamın abdestsiz olduğunu öğrenen kişi, derhal namazı tekrar kılacaktır.

 

Namaz Kılana Mekruh Olan Şeyler:

 

 Namazda olan bir kişiye, elbisesiyle veya bedeniyle oynamak mec­ruhtur. Ufak taşlan çeviremez. Ancak secde etmesine mâni ise, bir de­faya mahsus elleriyle düzeltebilir. Parmaklarını çatlatmaz, elleririi kol­tuk altındaki büğüründe tutmamalıdır [11] Elbisesini giymiyerek, orta­sını başının ve omuzlarının üzerine atıp, taraflarını bedenin üzerine sahvermemelidir. Saçlarını başın arka kısmında bağlamamalıdır. Secdeye varmak istediği zaman elbisesini (pantolonunu) yukarıya doğru topla-mamalı ve çekmemelidir. Sağa sola bakmamalı, köpek oturuşu gibi otur­mamalıdır. Ne diliyle ne de eliyle selâmı almamalıdır. Özür olmaksızın bağdaş kurmamalıdır. Yememeli ve içmemelidir. Eğer namaz içinde ab-desti bozulursa, derhal abdest almaya gider, abdest alarak kıldığı na­mazın üzerine geri kalan kısmını bina etmelidir. Eğer böyle bir halde İmam ise cemaattan bir kişiyi çekerek yerine halife yapar* Fakat böy­le bir durumda namazını yeniden kılarsa daha faziletli olur. Eğer na­mazda uyuyup ihtilâm olursa, veya deli olur veya bayılırsa veya kahka­ha ile gülerse, hem namazını hem de abdestîni tazeleyecektir. Namazın içinden kasten veya unutarak konuşursa, namaz bozulur. Teşehhütten sonra (yâni son teşehhüdü okuduktan sonra) daha selâm vermezden evvel abdesti kendiliğinde bozulursa, yeniden afcdest aldıktan sonra se­lâm verir. (Zira selâm vermek namazda vaciptir. Ancak abdestle verilir.) Eğer bu durumda kasden abdestîni bozarsa veya konuşursa veya nama­za uygun düşmeyen bir harekette bulunursa, namazı tamam olur. Teyememüm ile namazını kılan bir kişi namazda iken suyu görürse na­maz bâtıl olur.

Eğer teyemmüm ile namaz kılan kişi teşehhüd miktarı oturduktan son­ra namaz içinde suyu "görürse, veya mestler üzerine mesh etmiş ol­duğu halde mesh müddeti biterse veya namazda az bir hareket ile mestlerini çıkarırsa veya namaza başlarken ckuma bilmediği halde ay­nı namazda bir sûreyi öğrenirse veya çıplak iken namaz başlar daha bi­tirmeden evvel bir elbise görürse, veya işaret ile kılarken, rükû ve sec­deye kaadir olursa veya bu namazdan evvel bir diğer namazın kazaya kalmış olduğunu hatırlarsa veya (okumuş) imamın abdesti bozulunca yerine cahil birisini halife seçerse veya sabah namazında iken güneş do­ğarsa veya Cuma namazında iken ikindi zamanı olursa veya sargı üze­rine mesh etmiş olduğu halde yaranın iyileşmesinden dolayı sargı dü­şerse, Ebû-Hanifenin içtihadına göre; bütün bu durumlarda namaz bo­zulur. Ebû-Yusuf ve Muhammed'e göre; bütün bu hallerde namaz ta­mam olur.

 

Geçmiş Namazların Kaza Edilmesi:

 

 Kişinin bir namazı geçmişse, hatırladığı zaman o vaktin namazın­dan evvel kaza eder. Ancak vakit namazının geçmesinden korkarsa, ev­velâ vakit namazını kılar, sonra kazaya kalmış namazı kaza eder. Eğer kişinin birkaç namazı kazaya kalmışsa, kazaya kalmazdan evvel tertibi vacip olduğu gibi tertipleyecektir., Ancak geçmiş namazlar altı vakitten fazla ise, o namazları kaza ederken tertip düşer [12] 

                           '

Kendisinde Namaz Kılmak Mekruh Olan Vakitler: 

 

1-Güneş doğarken,

 2- Tam göğün ortasında iken,

 3 -Ve ba­tarken (herhangi) bir namazın kılınması caiz değildir. (Bu üç vakit­ten evvel hazır olan) cenaze üzerine bile bu vakitlerde namaz kılınmaz, Tilâvet (okunma) secdesi yapılmaz. Ancak aynı günün ikindi namazı, güneş batmak üzere iken kilmabilir. Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar, ikindi namazından sonra güneş batmcaya kadar na­file namazın kılınması mekruhtur. Bu iki vakitte geçmiş farz namazla­rın kılınmasında bir beis foktur. Ve aynı zamanlarda tilavet secdesi ya­pılır. [13] Kâbe-i Muazzamayı tavaf (ziyaret) ettikten sonra kılmmas. gereken iki rekât namaz bu iki vakitte kılınmaz. Fecir doğduktan sonra sabah namazından evvel kılınması gereken iki rekât sünnetten fazla nafile namazın kılınması mekruhtur. Akşam namazından evvel nafile namaz kılınmaz [14].

 

Nafile Namazların Babı:

 

Namazdaki sünnetler: Fecir doğduktan sonra iki rekât, öğleden ev­vel dört, Öğleden sonra iki, ikindiden evvel dört rekât kılınır.

Eğer dilerse ikindiden evvel iki rekât olarak kılabilir. Akşam namazın­dan sonra iki, yatsı namazından önce dört, yatsıdan sonra döit, isterse iki rekât kaabilir. Gündüz kılman nafile namazım isterse ikişer rekâtı bir selâmla kılar, isterse döıt rekâtı bir selamla kılar, dörtten lazıasın? bir selâmla kılmak mekruhtur. Gece sünnetleri ise, Ebû-Hanıfe^e göre, sekiz rekât bir selâmla kılmırsa caizdir. Sekizden fazla-m mekruh olur. Ebû-Yusuf ve Muhammed; geceleyin bir selamla iki rekâttan fazlası mekruhtur dediler. Farz namazın bilinci ikinci rekâtlarında kıraat (oku­mak) vaciptir. Üçüncü ve döıduncü lekatlarda ise, kişi   muhayyerdir.

İsteise okur isterse sükût eder, isterse teşbih eder. (Üç defa)............. '

Nafile namazın ve vitr-i vacibin bütün rekâtlarında kıraat (oku­mak) vaciptir. Nafile namaza taşladıktan sonra bozarsa, derhal o na­mazı kaza etmelidir. Eğer dört rekât kıldığı zaman birinci ve ikincinin sonunda teşehhüt miktarı oturur sonra' diğer iki rekâtı bozaca iki re-. kâtım kaza etmelidir. Ayakta kılmaya gücü yetmediği halde, nafiie na-maamı oturarak kılabilir, Nafile namazını ayakta olduğu halde başlar­sa sonra oturarak tamam ederse, Ebû-Hanıie'ye (R.A.) göre caizdir, Ebû-Yusuf ve Muhammed'e göre caiz değildir. Ancak özürden do-ayı olursa caizdir,, Şehir haricinde olan kişi bineğin üstünde binek hangi ci­hete giderse, o cihet imâ ile işaretle) nafile namazını kılabilir,

 

Secde-İ Sehvin Babı:

 

Namazda yapılan fazlalık ve eksiklik için Secde-i sehv -vaciptir. Se­lâmdan soma iki secde yapıp, teşehhüdü okur ve selâm verir. Namazın ^ cinainden olup fakat o namazdan olmayan bir fiilin namazda yapıldığı zaman veya yapılması sünnet olan bir fiilin terkediîdiği zaman veya-fatiha-i çerîfenin veya kunut duasının veya teşehhüdün veya bayram na­mazı tekbirlerinin okunması terkediîdiği zaman veya gizli okunması ge­reken namazda imam sesli olarak okuduğu veya sesli okunması lazım gelen namazda gizli olarak okuduğu zaman Secde-i sehv lazım olur. amamın sehvi (unutması) imama uyana da secde etmeyi vacip kılar. E*er bu durumda-imam secde etmezse, cemaatta secde etmez. Eğer ima­ma uyan sehv (unutma) ederse, ne imama ne de imama uyana bir şey lâzım gelmez,    .dört rekâtlı farz namazının birinci teşehhüdünü unutacak ayağa kal-" kan kimse oturmaya ayakta olmaktan daha yakın ise geri dönerek otu­rur, teşehhüdünü okur (kendisine bu durumda secde lâzım gelmez) Eğer ayakta olmaya, oturmaktan daha yakınsa geriye dönüp oturmaz, na­mazına devam ederek, sehvi (unutması) için secde eder. Son oturuşu unutarak beşinci rekâta kalkan kişi beşinci rekâtın secdesini yapma­mış ise derhal beşinci rekâtı iptal ederek oturur ve sehvi (unutması) için secde eder. Eğer beşinci rekâtı secde ile kayıtlarsa farz namazı bo­zulur, namazı nafile namaza çevrilir. Altıncı rekâtı ekleyerek selâm ve­rir. (Nafile namazı tamam olur). Eğer dördüncü rekâtta teşehhüd mik­tarı oturduktan sonra ayağa kalkar birinci oturuştur diye selâm vermez-se, beşinci rekâtta secdeye gitmemiş ise oturur derhal selâm verir. Eğer beşinci rekâtı secde ile kaydederse (bağlarsa) diğer bir rekâtı da onla--ra ekleyerek namazı tamam olur. Eklediği iki rekât ona nafile nama:-! sayılır.

Namazında şüpheye düşerek üç mü veya dört rekât mı kıldığım bil­meyen bir kişi, böyle bir şeye ilk defa tesadüf ederse namazını yeni baş-tan iade eder. Eğer böyle şüpheler onda çoğu zaman peydan olursa o zaman zannı varsa zannının galibine kıymet verir ve onun üzerine bi­na eder. Eğer zannı yoksa yâkin üzerine bina edecektir. [15]

 

Hasta Namazının Bahsi:

 

Hastaya ayakta namaz kılmak güç gelirse oturduğu yerde rükû ve secde yaparak kılar. Eğer rükû ve secde etmeye kudreti yetmezse oturduğu yerden işaret ederek, secdesini rükûdan daha alçaltarak ya­par. Üzerine secde etmek için yüzüne doğru herhangi bir şey kaldınlma-

--malıdır. Eğer oturarak kamaya gücü yetmezse sırt üstü yatıp ayakları-' nı kıbleye doğru uzatır rükû ve secde için ima (işaret) eder. Eğer yüzu> kıbleye baktığı halde yan üzerine üzanır-sa ve başıyla   rükû ve secdeyi" ima (işaret) ederse caizdir. Başıyl,a ima (işaret) etmeye gücü yetmezse, namazını iyileşinceye kadar tehir tJer. İki gözü üe, kalbiyle ve iki kaş-lariyîe işaret ederek namaz kılamaz.   ,yakta durmaya gücü yetiyor, fa­kat rükû ve secde etmeye gücü yetmiyorsa bu kişiye ayakta namaz kıl­mak lâzım değildir. Böyle bir kişinin oturarak ima ile (işaretle) namaz kılması caizdir [16].

Not: Namazını ima (işaret) ile bile kılmaya iktidarı olmayanın kazaya kal­mış namazları çok olursa Hidâyeye göre kaza etmesi lâzımdır. Nehre göre lâzım değil tafsilât o kitaplardadır.                    (Meydani)

Sağlam kişi, namazının bir kısmını ayakta kıldıktan sonra hasta­lığa tutulursa rükû ve secde yaparak ve oturarak tamam eder. Rükû ve secdeye gücü yetmiyorsa imâ (işaret) ederek tamamlar. Şayet oturma­ya da gücü yetmiyorsa sırtüstü yatarak tamam eder. Hastalığından do­layı oturup rükû ve secde ile namaz kılarken iyileşen bir kişi geri kalan namazını, kıldığının üzerine bina eder. Eğer namazının bir kısmını imâ etmek suretiyle kılıp -sonra rükû ve secde etmeye gücü yeterse, namazı­nı yeniden kılacaktır. Bayılmaktan dolayı beş vakit veya daha az nama­zı kazaya kalan bir kişi iyileştiği zaman ö namazlarını kaza etmelidir. Eğer beşten fazla namazı kazaya kalırsa hiç birisi kaza edilmez.

 

Tilâvet (Okumak) Secdesinin Babı:

 

Tilâvet (okumak) secdeleri Kur'anda on dört   adettir:

 1 -Arat sûresinin sonunda (206),

 2 -Râd sûresinde (15),

 3 -Nahl sûresin­de (49),

 4 -İsrâ (107),

 5 - Meryem (58),

 6 -Hacc sûresinin birinci secdesi (18),

 7 -Fürkan (60),

 8 -Nemi (24),

 9 -Secde (16),

 10  -Sad (24),

 11- Secde Hâmîmi (37),

 12 - Necm (62),

 13 -İnşikak (21),

 14 -Alek (19), âyet-i celilerindedir. Bütün bu yerleide hem oku­yana hem de dinleyene, —ister kasden dinlesin i-ster tesadüfen dinle-' sin— secde, etmek vacip olur,, Eğer (namaz dahilinde) imam secde âye­tini okursa- cemaatla beraber secde eder. Eğer cemaattan birisi secde âyetini okursa, ne imam ne de me'mum (cemaat) secde edemezler. Eğer namazda oldukları halde, onlarla beraber ve namazda olmayan tir kişi­den secde âyetini dinlerlerse, o secdeyi namazda iken yapamazlar, an­cak namazdan sonra yaparlar. Eğer o, âyet için namazda iken   secde ederlerse, o secde kâfi değildir ve namazları da onunla bozulmaz. (Namazdan sonra tekrar secde ederler.) Namaz haricinde bir secde âyetini ..okuyup secde etmeyen kişi namaza girdikten sonra yine aynı âyeti yeni­rden okur ve tilâvet (okuma) secdesi yaparsa, o secdesi İki okuyuş,için "kâfidir. Eğer namaz haricinde okur ve secdesini yaparsa, namaza girer tekrar aynı âyeti okursa, ikinci bir defa secde etmesi lâzımdır, birinci secde iki okuyuşa kâfi gelmez.

Aynı mecliste aynı âyeti tekrar eden kişiye tek bir secde kâfidir.

 

Tilavet Secdesi Nasıl Yapılır?

 

Tilâvet secdesini yapmak isteyen bir kimse, secdeye varmak için tekbir getirir, ellerini tekbirle kaldırmadan, secdeye varır, sonra kalk­mak için tekbir getirir, başını kaldırır kendisine ne teşehhüd okumak, ne de selâm vermek düşer. (Namaz secdesinde ne denilirse, bu secdede de o denilir. Yani Sübhane Rebbiyil - Âlâ denir).

 

Misafir Namazı Bahsi:

 

' Bazı şer'î ahkâmı [17] değiştiren sefer, insanın Deve ve yaya yürü­yüşüyle üç gün üç gece uzakta olan bir yere gitmeyi kasdetmesidir. Bu müddet suaa olan yürüyüşle itibar olunmaz. Biz Hanefilere göre, misa­firin her dört rekâtlı namazda farzı iki rekâttır. İki rekâttan fazla kıl­mak misafire caiz değildir. Dört rekât kıldığı takdirde ikinci rekâtta teşehhüd miktarı oturmuş ise, ilk iki rekât farz yerine geçer, diğer iki rekât ta nafile namaz sayılır. İlk iki rekâtta teşehhüd miktarı oturma-dıysa, namazı bozulur. (Hepsi nafileye dönüşür.)

Misafir olarak evinden çıkan kişi, oturduğu yerin evlerini geçtiğin­den itibaren namazını ikişer rekât olarak kılar. Bir yerde en az on beş gün durmak niyetinde olmadıkça, sefer hükmü devam eder. Eğer böyle bir niyeti varolursa, derhal namazını tam olarak kılması lâzım gelir. Eğer on beş günden daha az bir müddete niyet ederse, namazını tam ola­rak kılmaz. Eğer bir beldeye girdiği zaman en beş gün kalmaya niyet etmeyip, ancak «yarın çıkarım veya yanndan sonra çıkarım» dediği takdirde birkaç sene bile durursa, yine de dört rekâtlı namazını ikişer rekât olarak kılacaktır. Askerler harp meydanına girdikleri zaman on beş gün kalmayı niyet ederse bile, namazlarım tamam kılmazlar. (Cünüplük için hava soğuk veya fırsat yoksa toprakla teyemmüm ederek namazlarını kılarlar.)                                            ,     .

Misafir, vakit çıkmadan evvel mukime uyarsa, namazım tamamla­yacaktır. Misafir sefer halinde kazaya kalmış bir namaz için Mukim imama uyarsa, imamın arkasında namazı caiz olmaz [18] Misafir, mu­kim cemaatın imamı olarak iki rekât kıldırabilir, selâm verdikten son­ra mukim cemaat namazlarını kalkıp tamamlarlar. Misafir olan ima­mın selâm verdiği zaman «sîz namazınızı tamamlayınız biz misafir kim­seleriz.» demesi müstchaptır. Misafir beldesine geldiği zaman namazı­nı tam kılar velev ki beldesinde durmaya niyet etmese bile...

Vatanından hicret ederek başka yeri vatan edinen bir kimse, bilâhere sefere çıkarak eski vatanına giderse bile namazını tam kılmaz'. (Zira Resulullah (S.A.V.) hicretten sonra Mekke'ye giderken namazını kısa ola­rak kılmıştır.)

Misafir Mekke ve Mina'da on beş gün durmaya niyet ettiği zaman namazını tam olarak kılmaz, ancak geceleri Mekke veya Mina'da ola­cağına kesinlikle niyet ederse.. Seferde namazı kazaya kalan kişi mu­kim olunca, o namazı iki rekâtlı olarak kaza eder. Mukim iken kazaya kalmış olan namazı, seferde dahi olsa ancak dört rekât olarak kaza eder. Seferde ruhsat bakımından âsî (isyan eden) ve mutî (Allaha itaat eden) birdirler, [19]

 

Cuma Namazının Bahsi:

 

Cuma namazı ancak Sultan (devlet başkanı) tarafından tayin olun­muş ve hükümetin emirlerini infaz eden emîri ve hakimi olan yerde veya o yerin namazgahında kılınabilir. (Bu şarttan mahrum) köylerde Cuma namazı caiz olmaz,

, Cumayı kıldırmak ancak devlet reisine veya devlet reisinin tayin ettiği kimselere caizdir. Cumanın şartlarından birisi vakittir. Cuma na­mazı ancak Öğle vaktinde sahihtir. Öğle vaktinden sonra sahih olmaz. Şartlarından birisi de namazdan evvel hutbenin okunmasıdır.

Imani iki hutbeyi aralarında oturmakla fasıla vererek, abdestli ve ayakta olarak okur. Ebû-Hanife'ye göre,, yalnız Allanın zikriyle hutbe­yi sona erdirirse caizdir. Ebû Yusuf ve Muhammed dediler ki: Hutbe adı ile adlandırılan uzun bir zikrin iradı lâzımdır. (En az üç âyet kadar olmalıdır.)

Eğer oturarak veya abdestsiz olarak hutbe okursa, caiz olmakla beraber mekruhtur. Cumanın şartlarından birisi de, cemaattır. Ebû-Hanife'ye göre, imamdan başka en azı üç kişidir. Ebû Yusuf ve Muham­med dediler ki, İmamdan başka iki kişidir, İmam her iki rekâtta da ses­li okuyacaktır. Cuma namazında muayyen bir sure-i celilenin okunma­sı yoktur. Köle, hasta, kadın ve misafirlere Cuma namazı farz değildir. Fakat hazır olup, cemaatla beraber Çumâ namazını kıldıkları takdirde kendilerinden o vaktin farzı sakıt olur, Cuma namazında hasta, köle ve misafirin imam olmaları caizdir. Daha imam Cumayı kıldırmadan ev­vel, özür olmaksızın birisi evinde o günün öğle namazını kılarsa, ken­disine bu namaz mekruh olmakla beraber caizdir Eğer bu adam nama­zından sonra Cuma namazına gitmek hevesine kapılıp Cuma yerim; doğru giderse, Ebû-Hanife'ye göre, gitmekle öğle namazı bozulur. Ebû-Vusuf ve Muhammed! «İmamla beraber namaza başlamazdan evvet bo­zulmaz» dediler.

Cuma günü, Cuma namazına özürden dolayı iştirak edemeyenlerin ce­maatla namaz kılmaları mekruhtur. Hapishanelerde olanlar için de hüküm böyledir.

İmama Cuma günü yetişen kimse, yetiştiği kadarını imamla kılar, yetişemediğini de imamla kıldığı miktar üzerine Cama namazı Olarak bina eder. Ebû-Hanife ve Ebû-Yusuf'a göre, teşehhüdde veya secdei se­hivde Cuma imamına yetişen kişi imamın selâmından sonra bu kada­rın üzerine Cuma namazını bina eder. İmarn-ı Muhammed diyor ki: Eğer ikinci rekâtın çoğuna yetişirse, onun üzerine Cumayı bina eder, eğer ikinci rekâtın az bir kısmına yetişirse, onun üzerine (imamın se!;V ramdan sonra) öğle namazını bina eder.

İmam, Cuma günü minbere çıktıktan -.sonra hutbeyi tamam edin­ceye kadar, cemaat namaz kılmayı ve konuşmayı terketmelidirler. Müezsin'er Cuma günü birinci ezanı okudukları zaman, halk aliş-verişi terkederek, Cuma namazına gideceklerdir. İmam minbere çıktığı za­man, oturur müezzinler minberin önünde ezan okurlar, imam hutbesi­ni bitirdikten sonra cemaat namaza kalkar.

 

İkî Bayram Namazının Bahsi:

 

Ramazan bayramı günü daha namazgaha gitmeden evvel insanın "bir şey yemesi, gusüi yapması, güzel koku sürünmesi müstehâptır. Ebü-Hanîfe nezdmde, namazgaha, giderken yolda tekbir getirmez. İmamey-ne göre, giderken yolda tekbir getirir, bayram namazından evvel   na­mazgahta nafile namaz kılınmaz.

Güneşin yükseTmesiyle bayram namazının kılınması helâl olduğu zaman namazın vakti girer, zevale kadar devam eder. Ne zamanki gü­neş batıya doğru kayarsa (yanı göğün ortasından batıya doğru giderse) o zaman namazın vakti çıkar.

 

Bayram Namazı Nasıl Kııjnır:

 

İmam cemaatla iki rekât namaz kılar, birinci rekâtta .iftitan (açış) tekbirini getirir, ondan sonra üç tekbir daha getirir, sonra fatihatülkl-tâp (Kuı'anm başlangıç sûresi) ve diğer bir sure-i celilei okuduktan sonra bir tekbir getirerek rükûa gider, sonra ikinci rekâtta evvelâ okur, okumaktan sonra üç tekbir alır ve dördüncü tekbiri getirerek onunla rükûa gider. İki bayram tekbirlerinde ellerini kaldırır ve yanına bıra­kır, bilâhare namazdan sonra iki hutbeyi iradeder, fitrenin hakikat ve ahkâmım o hutbede halka öğretir.

İmamla beraber bayram namazına yetişemeyen kişi, onu bilâhare kaza edemez. Eğer hava bmutıu olduğu için ayın görünmesi halk için muş-killeşirse, scnra şahitler devlet reisinin yanında öğleden sonra avı gör­düklerini irade eaeılerse, bayram namazını eitesi günü knaılar. Eğer ikinci günde namaz kılmaktan halkı aıakoyan bir özür meydana gelir­se, o günden sonra kılamazlar.

Kurban bayramı günü, gusül etmek, güzel koku sürünmek ve na­mazdan sonraya yemeği tehir etmek müstehaptır. Tekbir getireıek na­mazgaha doğru yol alır. Ramazan bayramı gibi Kurban Bayramını da iki rekât olarak kılar. Namazdan scnra kurbanın ahkâmını ve teşrik tek­birlerini öğretmek gayesiyle iki hutbe okuyacaktır. Eğer' Kurban bay­ramı günü herhangi bir özürden dolayı halk namazdan men olunursa, ertesi güne veya üçüncü güne tehir edilir. Üçüncü günden sonra kılın­maz. Zira namazın vakti kurban kesme vaktiyle mukayyettir, kui banın zamanı ancak üç gündür.)

Teşrik tekbirinin başlangıcı Arefe günü sabah namazından sonra başlar, sonu ise «Ebu Hanife'ye göıc; Kurban günü ikindi namazının sonuna kadardır.» Ebû Yusuf ve Muhammed dediler ki; teşrik günle­rinden son günün ikindi namazına kadardır, (yani yirmi üç namazdan sonra tekbir okunacaktır.) Farz namazların arkasında getirilmesi lâ­zım olan tekbir «AUahü ekber, AUahü ekber, Lâ ilahe illâllahü vallahii ckber, AUahiLekJber ye Hllahil hamd» dır.                               .

 

Güneş Tutulması Namazının Bahsi:

 

Güneş tutulduğu zaman, imam halkla beraber iki rekaat, nafile namazı gibi kılar. Her rekâtta tek bir rükû vardır. Her iki rekâtta da okumayı uzatır. Ebû Hanife'ye göre, gizli okuması lâzımdır. Ebû Yusuf vs-Muhammed'e göre, sesli okur. Namazdan -sonra güneş açılıncaya kadar dua eder. Halkın önünde Cuma namazını kıldıran imam, güneş tutulma namazını kıldıracaktır.

Eğer halkın toplanması sağlanamazsa "halk teker teker namazı ki? îarlar. Ayın tutulmasında cemaatla kılınacak namaz yoktur. Ancak her­kes tek basma namaz kılar. Güneş tutulması namazından sonra hutbe okumak yoktur.          ,

Yağmur İstemenin Bahsi:

 

Ebû Hanife: «Allanın rahmeti onun üzerine olsun» diyor ki,..,___

istiska (yağmur isteme) da cemaatla kılınacak herhangi bir sünnet na­maz yoktur. Eğer halk teker, teker namaz kılarlarsa caizdir. İstiskaa an­acak dua ve istiğfar (affı talep etmek) dan ibarettir.

Ebû-Yusuf ve Muhammed diyorlar ki; İmam halkla beraber iki re­kât kılar. Her iki rekâtta da.sesli okur sonra hutbe okur ve dua ederken de yüzünü kıbleye çevirir, abasını tersine döndürür, cemaat ise abala­rını çevirmezler. Devletin dahilinde yaşayan gayri müslimler yağmur duasında hazır olamazlar..

 

Ramazan İbadeti Bahsi:

 

Ramazan ayında yatsı namazından sonra halkın toplanması müs-tehaptır ta ki, imam onların önünde beş tervîhayî [20] kıldırabilsin, her tervîhada iki selâm vardır,, her iki tervîhanın arasında bir tervîhe kadar oturacaktır. Bundan sonra cemaatle vitri vacip namazını kıldırır. Ra­mazan ayından başka zamanlarda vitir namazı cemaatla kılınmaz.

 

Korku Namazının Bahsi:

 

Korku şiddetlendiği zaman, imam halkı iki gruba ayırır. Bir grup düşmanın karşısında durur, diğer bir grup ta imamın arkasında bir re­kât, namaz kılarlar, iki secde yapar, imam, başım ikinci secdeden kaldı-

Arınca arkasında namaz kılan bu grup düşmanın karşısına gider, orada bekleyen grup gelir imam, onların önünde de bir rekât kılar ve iki -sec­de yapıp teşehhüd okur selâm verir. Fakat cemaat selâm vermez ve düş­mana karşı gider, birinci grup gelir geri kalan bir rekâtlarını teker te­ker okumaksızm kılar. îkî secde yapar, ve selâm vererek düşmanın önü­ne giderler. Diğer grup gelip kalan bir rekâtı iki secde ve okumakla kılarlar, teşehhüdü okur selâm verirler., Eğer imam mukim ise, dört re-kâtlı namazdan iki rekâti birinci grupla kılar (onlar tamamlar selâm ve­rir harp cephesine giderler) diğer taife ile de, iki rekâtı kılar.

Akşam namazında birinci grup ile iki, ikinci grup ile de bîr rekât kılar, namazı kılarken çarpışmazlar, çarpıştıkları takdirde namazları bâtıl olur.                                                                        .

Eğer korku 'şiddetlenirse binici oldukları halde teker teker namaz kılarlar...

Eğer kıbleye dönmeleri mümkün olmazsa diledikleri tarafa   yüzlerini çevirerek rükû ve secdelerini ima (işaret) ederek yaparlar.



[1] Bununla sabah vakti gerçekten girmiş olur, Bu cihetle buna «Fecri sadık» denir. Mukabili birinci fecirdir ki, gökte iki tarafı karanlık, uzun bir hat şeklinde beliren bir beyazlıktan ibaret olup az sonra kaybolur, kendisini bir ka­ranlık takip eder, bundan sonra ikinci fecir meydana gelir; Bu birinci fecir sa­bahın gerçekten girmesini göstermediği ve yalancı bir aydınlık olduğu için «Fec­ri kazip» adı verilmiştir. Bu fecir gece hükmündedir. Bununla ne yatsının vakti çıkmış, ne de sabahın vakti, girmiştir Oruçluya bu zamanda yiyecek haram de­ğildir (büyük İslim İlmihali sayfa 150).

[2] Ahmed Ebu’l-Hasan el-Kuduri el-Bağdadi, Kuduri Metni Tercümesi, Arslan Yayınları: 10-11.

[3] Fasık bir insanın ve çocuğun ezan okumaları da mekrfthtur. Fakat oku­dukları takdirde tekrar okunmaz. (Damad)

[4] Yalnız bunlardan bazıları vaciptir. Fatihadan sonra okunan zammı sure, fatihanın okunması, birinci oturuş, son oturumda ettehiyyatüyü okumak, gibi bunlara sünnet denmesi, çünkü bunlar sünnet (Hadisi şerif) le sabit olduğu İçindir.                                            .                  .           .

 

[5] HAŞİYE: (Sözlü İbâdetler, FMİ ibadetler re malî İbadetler Allah'a mah­sustur. Ey Peygamberi. Selâm, Allah'ın rahmet ve bereketleri üzerine olsun. St-lâm bizim ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun. Allah'tan başka mabut olma­dığına, Muharmned'İn onun kulu ve Resulü (elçisi) oldu&uriS tanıklık ederim» meallndedir.                                                             (Mütercim)

[6]  Çünkü diğer âyetleri terkeder, bu ayetin diğerlerinden Üstün olduğu zannı doğar

[7] «Hel-etâ» ve «secde» suresinin her cuma sabahında okunması gibi Hidaye  )

[8] Zira Allah (C.C.) «Kur'andaıv müyesser olduğu kadar okuyunuz» buyuru­yor. Ancak bir âyetten a? olmamak lâzım, zira bu kadarın îemâla Kur'anlıktan çıktığı sabit olmuştur.          '                                      (Damad)   ^

[9] Çünkü köleier hizmetle meşgul oldukları için cahil kalırlar. Göçebelerde de cahillik daha fazla olur. Fasık ise dinde ittihamlı olduğu için, kör ise pislikler­den tevakki edemez. Zinadan gelen çocuk ise pederi malûm değil ki okutsun bil; gin olsun, bir de böylelerin imamlığından cemaat kaçar nefret eder. (Meydanı)

[10] Çünkü Haz. Âişe validemiz kadın cemaati müstehap. olduğu zaman böylece kıldırılmıştır sonradan  müstehanlık kaldırıldı.                          (Damad)____

 

[11] Çünkü böyle bir durumda el bağlama sünneti fevt olunur.- Bir de böyle • bir duruş mütekebbirlerin duruşudur.                             (Meydan?)

[12] Kazaya kalan namazlar altıdan fazla İse hem kendilerinin arasından hem de kendileriyle vakit namazı arasında tertip düşer. Kaza ede ede altı ka­lırsa yine tertip geri gelmez.                                          (Meydanl)

[13] Yâni sabah namazı ile güneş ve İkindi namaz ile batış arasındaki za­manlarda tilavet secdeleri yapılır.                              (Mütercim)

[14] Ancak safî mezhebinde ezan, ile akşam arasında iki rekât kılınır.

 

[15] Yani dört rekatli namazda zannma göre (yüzde almış) üçüncü rekâtta olduğuna kanişe diğer bir rekatın eklenmesiyle dört   rekatını tamamlar.   Eğer böyle bir zan yok ise şüpheye düşüp acaba iki rekat mı veya Üç rekat mı kıldım dese o vakit yâkin (kesinlik) olan ikiyi kabul ederek Üzerini tamam edecektir.

(Meydan!

[16] Yani bu kişi namazını dilerse oturarak ve ima    ederek kılar,   dilerse ayakta durarak ve işaret ederek kılar. Her iki şekilde caizdir. Fakat oturarak igaret edip kılarsa daha uygundur. Çünkü secdeye daha benzer,    başı toprağa daha yakın olur.                              (Meydani)                                       

[17] Ahkâmın değiştirilmesi: Dört rekâtlı namazın ikişer rekat olarak kılın­ması, orucun yenmesi, mestler üzerine meshin üç gün üç geceye çıkarılması gibi.

(Ilidaye)

 

[18] Çünkü vakit çıktıktan sonra sefer namazı değişmez, yâni iki rekâttan 4. rekâta çıkmaz. Nasıl ki vaktinde sonra bir yerde İkame etmek niyetiyle değiş­mezse öyle Isü bu durumda farz (sefer kazasının birinci duruşu) farz olmayana (imamın birinci oturuşu) bina ediliyor diye caiz olamaz.              (Iîldaye)

[19] Yani bir insan hırsızlık yapmak için sefere çıkmış birisi de hacca git­mek için çıkmış her İkisi de namazını kısaltır orucunu bayka bir /.amana bıra­karak yiyebilir. Şafiî mezhebinde hırsızlık, yo] kesmek ve diğer bir günah niye­tiyle sefere çıkanlar seferden istifade' edemezler, onların hakkında hükümler değişmez,  '                                             (Meydanı)

 

[20] Teravih namazı yirmi rekâttan ibarettir. Her dört rekâta bir terviha de­nir. Ceman beş terviha yapar. Terviha: İstirahat demektir. Çünkü kişi her dört rekâttan sonra dört rekât kadar istirahat etmelidir. İstirahat ederken istediği duaları ve âyetleri okuyabilir. Muayyen bir dua yoktur. Dikkat edilsin bidatlar-dan kaçınılsın.               .                            .                   (Meydanl)