Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Nikah ve Aile - 6. Sayfa - 027Nikah

Nikâh Bahsi:

 

Nikâh, her ikisi geçmişi veya birisi -geçmişi diğeri geleceği belirten iki sözle yapılan icap ve kabulle sahih olur. Damadın «Benimle ev­lendir», Kız tarafının «Seninle evlendirdim» demesi gibi.

İki müslümanın nikâhı, ancak müslüman, akıllı, baliğ ve hür iki erkek veya bir erkek iki kadın, şahidin huzurunda yapılır, tster şahit­ler âdil, ister gayri âdil veya iftira cezasını çekmiş olsun.

Eğer bir müslüman erkek, zımrnî bir hanımla evlenirse iki zımmî-nin şahitliğiyle Ebû Hanifeye ve Ebü Yusuf'a göre caizdir.

İmam-ı Muhammed (R.A.) zımmi şahitlerin şahadetiyle yapılan nikâh caiz değildir, dedi.

Kişiye, annesiyle, nineleriyle, kıziyie ne kadar aşağı inerse insin evlâdının kıziyie, hemşiresiyle, hemşiresinin ve kardeşinin kızlariyle, teyzesiyle, halasiyle, (ister kıziyie temasta bulunsun, ister bulunma­sın) kayın vaüdesiyle, annesiyle cinsî münasebette bulunduğu üvey kıziyie (ister evinde olsun, ister olmasın) babasının ve dedelerinin ka-rılariyle, oğlunun ve torunlarının zevceleriyle, süt annesiyle, süt hem­şiresiyle evlenmek haram kılınmıştır.

Nikâhla iki hemşireyi bir araya getirmek, kardeş olan iki cariyeyi birlikte kullanmak caiz değildir.

Kadınla, teyzesini, halasını, kardeşinin ve hemşiresinin kızını ni­kâh edip bir araya getirmek caiz değildir.

Eğer birisi erkek olsaydı, diğeriyle evlenmesi caiz olmayan iki hanımı birden almak caiz olamaz [1]. Bir hanımı üvey kıziyle bera­ber nikâh etmekte hiç bir beis yoktur.

Bir kadınla zina edene, o kadının annesi ve kızı haram olur. Kişi, hanımını bayin talâkı ile boşadiğı saman iddeti bitinceye kadar onun hemşiresiyle evlenemez.

Efendi, cariyesiyle, hanım, kölesiyle evlenirse caiz değildir.

Kitap ehli olan hanımlarla evlenmek caizdir. Putperest ve ateş­perest hanımlarla evlenmek ise câîz değildir, Eğer bir Peygambere iman ve bir kitabı ikrar ederse «Sabi» [2] lerle evlenilir. Eğer yıldız­lara ibadet eder ve kitapsız iseler nikâhlanmalan caiz değildir.

İhramda bulunan erkekle ihramda bulunan kadmm ihram halin­de evlenmeleri caizdir.

Hür, âkil ve baliğ olan hanımın rızasıyle velisi olmasa dahi  nikâhı sahih olur. İster bakire ister dul olsun...

Ebû Yusuf ve Muhammed dediler ki: Ancak veli ile nikâh sahih olur.

Baliğ olan bir bakireyi nikâha zorlamak velisine caiz değildir.

Bakire kızdan velisi, izin istediği zaman, susarsa veya gülerse ve­ya ağlarsa bu haller izin vermek demektir. Eğer izin vermezse velisi onu evlendiremez.

Velisi, duldan izin istediği zaman, sözle rızasını belirtmesi lâzım­dır. Bekâreti, sıçramakla veya hayızla veya herhangi bir yara ile zail olan hanım bakireler hükmündedir.

Eğer bereketi zina ile zail olmuşsa, Ebû Hanife'ye göre, yine ba­kireler hükmündedir.

Kocası, hanıma: «Sana evlenme haberi geldiği zaman sen sükût ettin» dediği zaman, hanım da: «Hayır sükût etmedim belki reddet­tim» dese......

hanımın sözü yeminsiz kabul olunur.

Ebû Hanife'ye göre, nikâhta yemin istenilmez. Ebû Yusuf ve Mu-hammed nezdinde ise nikâhta yemin talep edilir.

Nikâh, tezviç, temlik, hibe ve sadaka bu köklerden gelen lâfız­larla nikâh münâkit olur. tcare ve ibaha kökünden gelen lâfızla münakit olamaz.

İster bakire olsun, ister dul, küçük erkek ve küçüjK kızın nikâhım velileri kıyarsa caiz olur.

Veli: Asabe (vâris) dir. Öyle ise, eğer baba ve decle evlendirirse baliğ olduktan sonra cayamazlar. Eğer baba ile dedenin gayrisi evlen-dirmişse, baliğ olduğu zaman her ikisine de hürriyet vardır; İsterseler nikâhı devam ettirir, isterse bozarlar.

Köle, küçük ve deli bir kimse (nikâhta) veli olamaz. Müslüman bir hanıma, kâfirler veli olamaz.

Ebû Hanife (R.A.), asabe olmıyan akrabalar da evlendirebilhier dedi.

Velisi olmıyan hanımı, azat eden efendisi evlendirirse caizdir.

En yakın veli, daimî bir şekilde kaybolursa, ondan daha uzak ve­lisi evlendirebüir. Daimî kaybolmak: Senede ancak bir defa kervan uğradığı bir beldede olmak demektir:                                  

Nikâhta kifaet (denklik) lâzımdır. O halde hanım küfvü olrruyan birisiyle evlendiği zaman veh'leri nikâhı feshedebilirler.

Kifaet: Nesepte, dinde ve malda muteberdir. Maldaki kifaet da­mat olan zatın, mihre ve nafakaya malik olması demektir.

Sanaatlarda  kifaet muteberdir. Hanım evlendiğinde mihrin-den eksiltirse Ebû Hanife'ye göre, velileri itiraz edebilirler. Ya mehr-i nrsli tamamlanarak kendisine verilir veya kocası kendisinden ayrılır.

Baba, küçük kızını evlendirdiğinde mehrini azaltırsa......

veya oğlunu evlendirip fazla, mehir verirse bu iki şekil de caiz olur. Ba­ba ve dededen başkasına bu şekilde hareket stmek caiz olamaz.

Koca olacak zat, nikâhta mehir belirtirse nikâh sahih olduğu gi­bi, mehir zikretmezse de nikâh sahih olur.

Mehrin en azı, on dirhemdir. Eğer ondan daha az söylerse, bile yine on dirhemi hanıma vermek mecburiyetindedir.

On veya daha fazla mihri vaadeden bir kişi,   .cinsî münasebette , bulunmakla veya ölmekle vaadettiği miktar kendisine lâzım olur

Eğer, temas ve halvetten evvel hanımını boşarsa/ vaadettiği mehrin yansını vermelidir.

Eğer mehir belirtmeksizin veya mehir olmaksızın evlenirse, cinsî münasebet veya ölüm olduğunda mehri misil hanıma verilir. Eğer dokunmazdan evvel boşarsa müt'a verilmesi lâzım gelir.

Mut'a: O hanimin benzerlerinin giydiği elbiselerden üç elbisedir.

Eğer müslüman, içki veya domuz üzerine evlenirse, nikâh caiz­dir. Hanıma mehrimisil verilir. .

Eğer mehrini.belirtmeksizin evlenirse, bilâhare ikisi bir miktar narada ittifak ederseler, cinsî münasebetten veya kocanın ölümünden sonra hanıma o, miktar verilir. Eğer, cinsî münasebetten evvel bo-şavsâ müt'a vermesi lâzımdır.

Eğer akdi nikâhtan sonra, koca mehri artünrsa cinsî münasebet­ten evvel boşanma olduğu takdirde kocaya fazla mehrin verilmesi de lâzımdır.

Eğer hanım, kocasından bir miktar mehrini atarsa, azaltması sahih olur Eğer cinsî münasebetten men'edecek bir durum olmadığı halde hanımiyle başbaşa kalırsa, sonra boşarsa bütün mehrım verme­lidir Eşler birisi hasta, veya ramazan münasebetiyle oruçlu, yahut da hac veya umre ile ihram bağlamış veya hanım hayızda ise, bu du­rumda başbaşa kalmak tam teslimiyet sayılmaz. Eğer bu durumda boşarsa mehrin yarısı düşer.    :

Âleti kesilen koca, ailesiyle başbaşa kaldıktan sonra (öoşarsa) Ebû Hanife'ye göre, tam mehir verecektir (imameyne göre yansı ve­rilir.) Her boşanmış hanıma müt'a vermek müstehaptır. Ancak daha evvelce mehri belirtilmediği halde boşanan hanıma müt'a yoktur.

Âkidlerden biri diğerinin ivezi (mihri) olmak üzere, başkasiyle —kız ve kızkardeşinin mukabilinde— kızını evlendirirse akd caiz olur. Ebû Hanife ve Yusuf'a göre, mehri misil verilmesi lâzım gelir. (Mu-hammed (R.A.) ecrü misil lâzımdır, dedi.)

Hür bir kişi, bir hanımla bir sene hizmetçiliğini yapmak veya Kur'an öğretmek mukabilinde evlenirse, hanım mehri mislini alır.

Eğer köle, efendisinin izniyle bir hür hanımla bir sene hizmetini yapmak şartiyle evlenirse, caiz olur. Deli bir hanımın hem babası ve hem de oğlu varsa, Ebü Hanife'ye ve Ebû Yusuf'a göre, nikâhında oğlu velisi olur. İmam Muharnmed, babası velisidir,

Kölenin ve cariyenin nikâhları ancak efendilerinin izniyle sahih olur. Köle efendisinin izniyle evlendiği zaman mehri kendisine ait olur. İcabında nıehr için satılır.

Efendi cariyesini evlendirdiği zaman kocasının evine gitmesine müsaade etmek kendisine lâzım gelmez. Belki efendisine hizmet etme­ye, devam eder. Kocası, fırsat buldukça temasta bulunabilir.

Bir kadın, kocası kendisini şehrinden başka yere götürmesin ve­ya üzerine kuma getirmesin diye, bin dirhem mehirle evlenirse, eğer koca şartını yerine getirirse, hanım bin dirhem mehdini alır. Eğer üzerine evlenir veya şehirden çıkarıp başka yere götürürse, hanıma mehri misil vermek gerekir. Hanıma belirsiz bir hayvanı mehir ver­mek suretiyle evlenirse, bu mehir doğrudur. Hanıma orta bîr hayvan verilir. Kocası muhayyerdir; isterse kendisine hayvanı verir, isterse hayvanın kıymetini verir.

Meçjıul bir elbise üzerine evlenirse, hanıma mehri mislini vere­cektir.

Mut'a nikâhı [3] ve muvakkat nikâh bâtıldır. Kölenin ve cariyenin, efendilerinin izni    olmaksızın evlenmeleri mevkuftur. Eğer efendileri doğrularsa caiz, reddederse bâtıl olur.

Yine nikâh mevkuftur, eğer kişi bir hanımı veya bir erkeği razılıklannı almaksızın evlendirirse.

Amca oğlu, amcasının kızını vekâlet edip kendisine alabilir [4]

Bir hanım herhangi bir erkeğe, beni kendinle evlendir şeklinde izin verirse, o da iki şahidin huzurunda akdi nikâh yaparsa caiz olur.

Kadının velisi mehrin zâmini olduğu zaman, zâminiyeti doğru olur. Bu takdirde kadın muhayyerdir; dilerse kocasından mehrini is­ter, isterse velisinden ister.

Temas olmazdan evvel, kadı, fasit nikâhtan ötürü iki tarafı ayı­rırsa, hanıma mehır düşmez, aralarında halvet olursa dahi... Eğer cinsî münasebette bulunulmuşsa, söylenilen miktardan fjazla olmamak şartiyle mehri misil hanıma verilir, iddet çekmesi gerekir ve olan ço­cuğunun nesebi sabit olur.

Hanımın mehri misli hemşireleri, halaları ve amca kuzlarının meh-riyle itibar olunur. Eğer annesi ve teyzesi kendisinin kabilesinden de-ğilseler, onların mehirleriyle itibar olunamaz.

Mehri misilde iki hanımın (benzerler) güzellikte, malda, akılda, dindarlıkta, şehirde ve zamanda bir olmaları nazarı itiıbara alınır.

İster müslüman, ister kitaplı olsun, cariyenin evlendirilmesi ca­izdir. Hür bir kadınla evli olan bir zatın, cariye ile evlenmesi caiz ola­maz. Fakat hür bir hanım, cariyesin üzerine kuma gelebilir.rHür bir erkek, dört hür kadın veya cariye ile evlenebilir. Dörtten fazla evlen­mesi yasaktır.

Küle ikiden fazla evlenemez.

Hür olan zat, dört hanımından birisini bain (1) talâkı ile boşar-sa ,onun iddeti tamamlanmazdan evvel başka birisiyle evlenemez.

Efendisi tarafından evlendirilen cariye, bilâhare azat olunursa,, ister kocası hür, ister köle olsun muhayyerdir. (Dilerse hürriyete ka­vuştuğunda nikâhım fesheder.) Böylece kendisiyle akdi kitabet yapı­lan cariye de muhayyerdir. Eğer bir cariye, efendisinin iznini almadan evlenirse, bilâhare azat edilirse nikâhı sahih olur ve pişmanlık da yoktur.

Kendisine nikâhı düşmeyen bir hanımla beraber başka bir hanı­mı bir âkidde nikâh ederse kendisine düşen hanımın nikâhı sahih, di­ğerinin nikâhı bâtıl olur.

Kadında ayıp varsa bile kocasına caymak yoktur.

(1) Talâk üç vecih üzeredir. 1 — En güzel talâk, 2 — Sünnet talâk. 3 — Bi­dat talâk. Bayın talâk, "bitte talâk ve Rici Talâkların ne olduğu talâk bahsinde-gelmiştir. Oraya müracaat ediniz.                                      (Mütercim)

Kocada, delilik vşya cüzzam veya beres denilen ci|t hastalığı ol­duğu zaman Ebû Hanife ve Ebû Yusuf'a göre, kadına muhayyerlik. (caymak) yoktur.

Muhammed'e göre, kadın cayabilir.

Eğer koca i'nin (âleti gevşek cima kudreti olmaz) olursa, hâkim, bir sene mühlet verir, eğer o bir sene zarfında cima ederse ne âlâ, eğer yapamazsa hâkim onları —eğer kadın isterse— ayırır.

Ayrılmak, bayin talâkı sayılır. O halde kadına —eğer Şadınla baş-başa kalmışsa— tam mehir verilir. Eğer kocanın âleti Kesik ise, kadı, derhal ayırır, mühlet falan vermez. Âleti gevşek olana mehil verildiği gibi hasiyye (taşak) sıza da mehil verilir.

Kadın,, kocası kâfir olduğu halde müslüman olursa, kadı kocasına İslâmı teklif eder. Eğer müslüman olursa zevcesi kendisinindir. Eğer müslüman olmayı reddederse derhal ayırır, tmam-ı Azam ile Muham­med'e göre, bu ayrılış bain talâkı sayılır. Ebü Yusuf, «talâk olmaksı­zın bir ayrılıktır» dedi.

Eğer koca müslüman olup elinde bir putperest hanımı varsa, ona İslâm dini teklif edilir. Müslüman olduğu takdirde kocasının ailesi-dir, kabul etmediği takdirde, kadı derhal ayırt eder ve bu ayırmak da boşanma sayılmaz. Eğer duhul (cinsî münasebet) yapmış ise mehrini verir, eğer duhul yoksa mehir de, yoktur.     .."

Darülharpte kadın müslüman olursa, üç defa hayız görmezse ko­casından ayrılmış sayılmaz. Hayız gördüğünde kocasından ayrılır.

Bir semavî kitaba tapan hanımın kocası müslüman olduğu za­man, nikâhları devam eder.

Karı-kocadan birisi darülharpten müslüman .olarak çıkıp gelirse beynunet (ayrılık) aralarına girer.

Eğer birisi esir düşerse (yirie) aralarına ayrılık vâki olur. Eğer beraber esir edilirseler beynunet yoktur.

Kadın, bize muhacir olarak gelirse evlenmesi caizdir. Ebû Hani-fe'ye göre, iddet te çekmez. Eğer hâmile ise doğuruncaya kadar evle-nemez.

İki esten birisi İslâmdan irtidat ederse, derhal talâk (boşanma) sız aralarına ayrılık vâki olur......

 , müslüman hanımla cinsî münasebette bulunindisine mehir yoktur. Eğer duhulden sonra   irtidat    ederse butun mehri alır.

Eğer Kantoca beraber mürdet veya müduman olsalar nikâhları devam eder.

 Mürted (dininden dönen) olan bir kişi, ne müslüman ne kâfir ve ne dfmürted bir kadınla evleneme, (Çünkü ölüme mffcte^ak ohir Böylece mürted bir kadın, na müslüman ne kâfir ve ne de murted bu erkekle evlenemez.

Eşlerden birisi müslüman olduğu zaman çocuk onun dini üzere kabul olunur.

Böylece birisi müslüman olursa küçük çocuğu onunla müslüman oluverir Eğer ebeveynlerden birisi kitap ehli, diğeri puta tapanlardan ise, çocuk kitap ehli sayılır.

Eğer kâfir, şahitsiz veya diğer bir kâfirin iddetini çekmekte olan bir hanımla evlenirse ve bu gibi evlenme de dinlerinde caiz ise, bilâ-hareSTbirden müslüman olsalar ayni nikâh üzere durdurulur.

Putperest annesiyle veya kayte evlendiğinde bilâhare ikisi bir­den müslüman olursa derhal ayrılırlar.                             

Kişinin iki hür zevcesi olduğu aman, ister bakire olsun ister dul veya binsi bakire, dilen dul olsun aralarında yatmakta adalet etoest lâzımdır'                                                         .

Eğer birisi hür kadın diğeri cariye ise ttgfe iki hürün üçte bin de cariyenindir.

Sefer'halinde yatmaktaki haklan düşer. Koca hangisini dilerse onunla sefere gideren iyisi aralannda kur'a çeker, hangisinin kurası çıkarsa onunla sefere çıkar.

Hanımlardan birisi payını arkadaşına terketmeye razı olduğunda caizdir ve tekraren cayabilir.


 

[1] Misal: iki kız kardeş gibi... Şayet birisi erkek olsaydı diğerini nikâhla-yamadığı gibi, ikisi "birden bir kocaya varamaz.

[2] Kimisi, hıristiyandan bir taifedir, kimisi yıldıza tapan bir gruptur dedi-

 

[3] Nikâh Mut'a; kişinin bir hanıma «Seninle şu kadar (Bir sene) müddet karı koca hayatı yaşayalan, bu kadar (bin lira) para mukabilinde» demesidir.

(Dürer)

[4] Kızın velisi odluğu zaman, bir taraftan asil olur. diğer taraftan da vekil olur Yine, hüküm böyledir, eğer amcanın büyük kızı kendisine vekâlet vermiş ise.

(Dürer)