Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Oruç [47] - Fıkıh - 012Oruc - 14. Sayfa

 

ORUÇ[47]

 

256 - Gerek eda ve gerekse kaza olarak ramazan orucunu tutmak, âkıl-bâliğ her müslümana farzdır. Nezir ve keffaret oruçlarını tutmak ise vaciptir. Bunların haricindeki oruçlar ise nafiledir.

257 - Ramazan bayramında bir gün, kurban bayramında da dört gün oruç tutmak haramdır.

258 - Ramazan orucuna ve birde günü belli edilen nezir orucuna; akşamdan ertesi gününün kaba kuşluk zamanına kadar niyet edilebilir.

Bu niyet mutlak bir oruca yapıldığı gibi nafile bir oruca da yapılmış olabilir.

259 - Gündüzleyin, o gün nafile oruca niyet edip oruç tutmak caiz­dir. Ramazan günü başka bir vacib oruca niyet edilirse bu ramazan oru­cu yerine geçer[48]. Ramazan ve bir de günü belli edilen nezir orucundan başka, diğer oruçlara akşamdan ve hangi oruç oldukları da belirtilerek niyet etmek şarttır.

260 Ramazanda yolcu veya hasta olanlar, eğer başka bir vacip oruca niyet ederek oruç tutarlarsa bu ramazan orucu değil de, niyet et­tikleri oruç olur (SMF)[49] Fakat vacib bir oruca niyet etmeden oruç tutar­larsa bu ramazan orucu olur.

 

Orucun Vakti:

 

261-Orucun vakti; ikinci fecrin doğumundan başlar, güneşin batı­şına kadar sürer. Oruç "hayızdan ve nifasdan temiz olmak şartı üe oruca niyetli olarak, belirtilen vakit içinde, hiçbir şey yememek, içmemek ve cinsî münasebette bulunmamak" demektir.

262 -Oruç için, Şaban ayının 29'unda güneş batarken hilâli görme­ğe çalışmak müslümanlara vaciptir. Eğer hilâl görünürse ertesi gün oruç tutulur. Hava kapalı olunca Şaban ayı 30'a tamamlanır.

263 - Gökde bulut, toz veya bunlara benzer, ayın görünmesine en­gel olan şeyler varsa, âdil olan bir kişinin hilâli gördüğünü haber verme­si ile ertesi gün oruca başlanır. Bu kimsenin hür, köle veya kadın olması fark etmez. Eğer hâkim, bu kimsenin bu konudaki haberini; hilâli gör­düğüne ait olan şehadetini red ederse sadece bu görenin oruç tutması ge­rekir.

Gökde herhangi bir engel yok ise o zaman bir kişinin değil de, haber vermeleri ile katî bilgi hâsıl olan bir toplumun hilâli gördüğünü beyan etmesi lâzım gelir. Bir bölgede aynı görüldüğü sabit olunca bütün herke­sin ona uyması icab eder. Güneşin doğum yerlerinin değişmesine itibar edilmez.

264 - Şek günü (Şabanın 30. günü) nafile oruçtan başkası tutul­maz.

265 - Ramazanın 29. gecesi, Şevval ayı araştırılır. Yalnız başına Şevval ayını gören, ertesi gün orucunu bozamaz. Eğer boznıuşsa keffa­ret gerekmeyip sadece orucunu kaza eder.

266 - Gökde ayı görmeğe bir engel var ise iki adamın veya bir adam­la iki kadının ayı gördüklerine ait şehadetleri kabul edilir. Gökde bir en­gel olmadığı zaman kalabalık bir topluluğun şehadeti gerekir. Zilhicce ayı da Şevval gibi ortaya çıkartılır.

Keffaret ve kazayı gerektirip gerektirmeyen ve orucu bozup bozmayan durumlar: Keffareti gerektiren sebepler:

267 - Ramazanda oruçlu olduğu halde;

1) Kasten yemek yiyen,

2) Deva veya gıda için bir şey içen,

3) İki yoldan biri ile cinsî münasebette, bulunan veya kendisine cinsî temas yapılan kimseye hem kaza ve hem de keffaret-i zıhar gibi keffaret gerekir.

268 - Kazayı gerektiren sebepler:

 a) iki yoldan başka yerden cinsî temasda bulunan,

 b) Hayvana te­mas eden,

 c) Ailesini öpmesi veya dokunması ile inzal olan,

 d) Makattan ilâç koyan, burnuna ve kulağına ilâç damlatan,

 e) Baştaki veya karında­ki (SM) bir yaraya konulan ilâcın karına veya dimağa gitmesi,

 f) Demir-yutmak,

 g) Ağız dolusu kusmak (MZ),

 h) Gece zannederek fecir doğduğu halde sahur yemeği yemek,

 i) Akşam zannı ile güneş batmadığı halde if­tar etmek; bütün bunlara keffaret gerekmeyip kaza gerekir.

 

269 - Orucu bozmayan haller;

 

 1) Unutarak yemek, içmek, cinsî münasebette bulunmak,

 2) Uyur­ken ihtilam olmak,

 3) Kadına bakınca meninin gelmesi,

 4) Yağ sürün­mek, gözlere sürme çekmek,

 5) Öpmek,

 6) Gıybet etmek,

 7) Kendi kendi­ne gelen kusuntu,

 8) Sidik deliğine bir şey damlatmak (S),

 9) Boğaza toz veya sinek kaçması,

10) Cünub olarak bir şey yemeden sabaha çıkmak,

11) Dişler arasında kalan nohut tanesinden az bir yemek kalıntısını yut­mak; bütün bunların arkasından bir şey yemedikçe oruç bozulmaz.

270 - Oruçlu olanın sakız çiğnemesi, bir şeyi tatması ve kendinden emin olmayınca ailesini öpmesi mekruhtur.

 

Hastaların, Yolcuların ve Özür ahiplerinin Durumu:

 

271  -Hasta olmasından veya hastalığının artmasından korkan orucunu bozar ve oruç tutmaz.

272 - Yolcu olanın oruç tutması, tutmamasından daha iyidir. Fa­kat orucunu bozarsa bu da caizdir.

273 - Hasta veya yolcu iken oruç tutnııyanlar, oruçlarını kaza et­meğe imkân bulamadan ölürlerse üzerlerine herhangi bir borç yüklen­mezler. Fakat iyileştikten veya mukîm olduktan sonra ölürlerse tuta­madıkları oruçların miktarınca kaza lâzım gelir. Kaza edemedikleri günler için de sadaka-i fıtır ölçüsünde bir fakire yemek verilmesini va-siyyet ederler.

274 - Hâmile veya çocuğunu emziren bir kadın çocuğunun veya kendisinin durmundan korkarsa oruç tutmaz, sonra sadece tutamadık­larını kaza eder.

275 - Oruç tutmaya gücü yetmiyen çok yaşlı bir kimse de orucunu tutmaz, her gün için bir fakiri doyurur.

276 - Bütün ramazan ayım baştan sona kadar delirmiş olarak geçi­ren kimseye ramazan orucunu kaza etmesi gerekmez. Fakat ramazanın içinde deliliği son bulursa o günden sonraki tutamadığı oruçlarını kaza eder. Bütün ramazanı baygın geçiren kimse ayıhnca kaza ile mükellef olur.

277 - Nafile bir oruca başlamakla (F); hem edası ve hem de bozul­duğunda kaza edilmesi vacip olur.

278 - Gündüzleyin hayızh bir kadın temizlenince, misafir yolculu­ğunu bitirince, sabi bulûğa erince, gayri müslim müsiümanlığa girince günün geri kalan kısmında oruca devam eder.

279 - Ramazan orucu birbiri arkasmca kaza edildiği gibi ayrı ayrı günlerde de kaza edilebilir. Diğer ramazan gelince kaza bırakılıp rama­zan orucu tutulur, sonra kazaya devam edilir, başka bir şey yapılmaz.

Bayram ve teşrik günlerinde oruç tutmayı adayan kimseye bu ada­ğı lâzım gelir, ancak bu günlerde oruç tutulmayıp başka günlerde kazası yapılır.