Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 2. Sayfa - 046Rehin

27. BÖLÜM.. 2

REHİN.. 2

27.1. Tanımı 2

27.2. Meşruluğu. 2

27.3. Sıhhat Şartları 2

27.4. Rehin Alanın Rehini Kullanması 2

27. 5. Rehinin Fayda ve Geliri 3

27.6. Borç Ödeninceye Kadar Rehin Durur 3

27.7. Rehini Vermemek. 3

27.8. Müddetin Dolması Anında, Rehinin Satılmasının Şart Koşulması 3

27.9. Rehinin Bâtıl Olması 3


27. BÖLÜM

 

REHİN

 

27.1. Tanımı

 

Rehin lügatte, «bağlamak, tutmak» manasında olduğu gibi, «durmak ve devam etmek» manasına da kullanılır. İkinci ma­nada, Arapların «Rehine nimet» yani, «devamlı sabit nimet» söz­leri delildir. Allah'ın şu âyetinde ise, ilk manasıyla kullanılmıştır :

«Herkes, kazancı ile rehindir.»   (Müddessir: 33)

Yani, kazancına ve ameline bağlıdır.

Şeriattaki manasına gelince; âlimler, rehini, *Şer'î açıdan mâlî bir kıymeti olan bir malı, borcun vesikası (teminatı) kıl­maktır. Böylece borç verenin bu borcunu geri alması mümkün olur veya bu rehinin bir kısmını alır.» diye tanımlamışlardır.

Biri, başka birinden borç aîmak istediği zaman, bu borcun yerine, ya bir akarı (gayr-ı menkulü) veya bir hayvanı, borcu­nu ödeyinceye kadar alacaklıya teslim eder. Bu rehin, şer'idir.

Borç alan malın sahibine, «râhin» denir. Malı alıp, alacağı­na karşılık tutan borç verene, «mürtenin», rehine verilen mala da, «rehin» denir.

 

27.2. Meşruluğu

 

Rehin caizdir. Kitab, Sünnet ve icma ile sabit olmuştur. Kitab'dan delili, Allah Teâla'nın şu buyruğudur:

«Eğer, yolculukta olup, kâtip bulamazsanız, alman rehin ye­terlidir. Şayet birbirinize güvenirseniz, güvenilen kimse, borcu­nu ödesin.»  (Bakara: 283)

Sünnetten delili ise şudur: Nebi aleyhisselam, bir yahudiye zırhını rehin bırakmıştır. Yahudiden veresiye arpa istemiş, yahudi ise, «Muhammed, malımı götürmek istiyor.» demişti. Bu­nun üzerine Nebi aleyhisselam, şöyle buyurdu: «Yalan söyledi. Ben, yerde de eminim, gökte de. Eğer ödeyeceğime güvenmi­yorsa, ona (rehin olarak) zırhımı götürün.»

Buharı ve başkalarının, Ümmü'l-ininîn Âişe (r.a)'den riva­yetine göre, şöyle demiştir: Allah. Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, bir yahudiden yiyecek satın aldı ve zırhını rehin bıraktı.

Âlimler, bu konuda icma etmişlerdir. Onun caiz ve meşru olduğuna kimse karşı çıkmamıştır. Fakat, yolculuk dışında meş­ru olup olmadığında, tartışma vardır.

Cumhur ulema; «Yolculukta meşru olduğu gibi, yolculuk dı­şında da meşrudur. Delili, Allah Rasûlü aleyhisselam'ın fiilidir. Çünkü O, Medine'de bulunuyordu. Âyette, yolculukla kayıtlandırılması ise, çoğunlukla yolcunun vermesi yüzündendir. Rehin, genellikle yolculukta verilir.» demiştir.

Mücahid, Dehhâk ve Zahiriler, âyeti delil getirerek, şöyle de­mişlerdir : «Rehin, ancak yolculukta meşrudur.» Yukarıda ge­çen hadis, aleyhlerinde delildir.

 

27.3. Sıhhat Şartları

 

Rehin akdinin sıhhati için şu şartlar gereklidir ;

1. Akıl,

2. Buluğ,

3. Rehin verilen malın —arazi bile olsa— bulunması ge­rekir.

4. Rehin verilenin veya vekilinin onu alması  (kabzı)  ge­rekir,

Şafii, şöyle demiştir: «Allah, rehin dışında hiç bir hükmü­nü, kabz (elde etme) ile mevsuf kılmamıştır. Bu özellik bulun­madığında, hükmün de bulunmaması gerekir.»

Mâlikiîer, şöyle demiştir: -Rehinin akd ile olması gerekir. Rehin veren, rehini, rehin alana, malik olması için vermeye mec­burdur. Rehin alan, rehini elde edince, -Rehin verilene zarar ver­mediği sürece rehini kullanma hakkı vardır.» diyen Şafii'nin ak­sine, faydalanma hakkını da elde eder.»

 

27.4. Rehin Alanın Rehini Kullanması

 

Rehin akdi, borç keffareti ve borcu sağlama alma amaç­lanan bir anlaşmadır. Bununla istismar ve kâr amaçlanmış de­ğildir. Bu böyle olduğu sürece, rehin verenin izni olsa bile, re­hin alanın maldan istifade etmesi helal değildir. Çünkü borç fay­da meydana getirmiş olur. Her fayda doğuran borç da, faizdir.

Bu, rehinin, binilen veya sağımlı hayvan olmadığı durum­larda böyledir. Yük veya süt hayvanı olursa, bunları besleme karşılığı olarak onlardan istifade eder. Onların geçimini sağla­yınca, istifade hakkı doğar. Deve, at ve benzeri binek hayvan­larına biner ve yük yükler. İnek, koyun ve benzeri hayvanların da, sütünü sağar.

Bu, Ahmed ve İshak'ın görüşüdür. Âlimlerin cumhuru, bu­na muhalefet ederek, «Rehin alan, hiç bir şekilde istifadede bu­lunmaz.» dediler. Aşağıdaki hadisler, bunların aleyhine delildir:

Sa'bi'nin, Ebû Hüreyre (r.aJ'den rivayetine göre, Nebi aley-hisselam şöyle buyurmuştur: «Rehine bırakılan hayvanın sütü, nafakası (beslenmesi) karşılığı olarak sağılır. Rehine bırakılan binek hayvanına, beslenmesi karşılığında binilir. Binen ve sütü­nü sağan, beslenmesini de yüklenmiştir.»

(Ebû. Dâvud, şöyle demiştir: «Bu hadis, bize göre, sahihtir.» Hadisi, başkaları da kaydetmiştir. Buharı, Tirmizi ve İbn Mâce bunlardandır.)

Ebû Hüreyre (r.a.) 'den rivayete göre, Nebi aleyhisselam, şöy­le buyurmuştur: «Rehin verildiğinde, binek hayvanına, beslen­mesi karşılığı binilir. Rehin verildiğinde, sağımlık hayvanın sü­tü, beslenmesi karşılığı içilir. Bu hayvanların beslenmesi, bine­ne ve içene aittir.»

(Hadisi, Buhari, Ebû Dâvud, Tirmizi ve îbn Mâce kaydet­miştir.)

Bir lâfızda: «Hayvan, rehin bırakılınca, yemi, rehin alana aittir. Sağımlının sütünü içer. Besini de içene aittir.»

(Hadisi, Ahmed rivayet etmiştir.)

Ebû Salih'in, Ebû Hüreyre'den rivayetine göre, Nebi aleyhis­selam ,Rehine binilir ve sütü içilir.» buyurmuştur.

 

27. 5. Rehinin Fayda ve Geliri

 

Rehinin gelir ve ücreti, korunup sahibine iade edilir. Rehi­nin geliri, rehin bırakanındır. Geliri rehine dahil olup, rehinin aslıyla beraber verilir. Buna, yavrusu, yünü, meyvesi ve sütü de dahildir. Çünkü Nebi, -Rehinin, kârı da, zararı da, rehin ve­renindir.» buyurmaktadır.

Şafii; «Bunlardan hiç biri, rehine dahil değildir.» demiştir.

Mâlik ise; »Sadece, yavrusu ve hurma fidanları girer.» de­miştir.

Rehin alan, rehin verenin bulunmaması ve bundan kaçın­ması durumunda, hakimin izni ile rehinin beslenmesini karşı­ladığı zaman, bu beslemesine karşılık rehin veren borçlanmış olur.

Şafii ve Ahmed'e göre: -Rehin, emanettir. Rehin, rehin ve­rilenin elinde bir emanettir. Rehin alan, bir İhaneti olması dı­şında, zararı tazmin etmez.»

 

27.6. Borç Ödeninceye Kadar Rehin Durur

 

İbn Münzir şöyle demiştir: İlim sahibleri, bir mala karşılık rehin bırakan kimse, borcunun bir kısmını ödeyince, rehinin o kadar kısmını da ister. Hakkının diğer kısmını vermedikçe ve­ya ilgisini kesmedikçe borcu afvolunmadıkça rehini geri alamaz.

 

27.7. Rehini Vermemek

 

Rehin veren borcunu ödemeyince, rehinin kendi mülkünden çıkıp rehin alanın malı olması Arap adetlerindendi. İslâm, bu­nu ibtal edip, yasaklamıştır.

Borcun süresi tamamlandığı zaman, rehin verenin onu öde­mesi ve borç hesabını kapatması gerekir. Ödemekten kaçınırsa ve rehinin satılmasına izni de yoksa, hakim, ya borcunu öde­mesi veya rehinin satılması için, onu icbar eder. Rehin satılır ve borcundan fazla bir para kalırsa, bu, rehin sahibine verilir. Eğer borca yetmezse, onu da rehin veren tamamlar.

Muaviye bin Abdullah bin Ca'fer'in hadisinde: Bir adam, Medine'de bir evi belirli bir müddet için rehin olarak verdi. Müd­det doldu. Rehin verilen, «Ev benim." dedi. Nebi aleyhisselam,Rehini, onu veren sahibine vermemezlik olmaz. Kân da, zara­rı da onundur.» buyurdu.

(Hadisi, Şafii, Esrem ve Dârekutnî rivayet etmiş; Dârekut-nî, «İsnadı, hasen ve muttasıldır.» demiştir. Hafız İbn Hacer, «Bülüğu'l-Meram'ında, râvilerinin sika olduğunu söylemiştir. Ancak, Ebû Dâvud ve başkalarında, mürsel olarak mahfuzdur.)

 

27.8. Müddetin Dolması Anında, Rehinin Satılmasının Şart Koşulması

 

Süre dolduğunda, rehinin satılması şart koşulursa, bu şart caizdir. Bu şartm bâtıl olduğu görüşünde olan İmam Şafii'nin aksine rehini satmak, rehin alanın haklarındandır.

 

27.9. Rehinin Bâtıl Olması

 

Rehin, rehin alanın ihtiyarıyla, rehin verene ödendiği zaman, bâtıl olur (rehinlikten çıkar.)