Rehin [21] - Fıkıh - 046Rehin - 14. Sayfa
REHİN[21]
167 -Rehin; bir alacağı; bizzat tazmini gereken ve alacağın (gerektiğinde) ondan alınması mümkün olan bir mal ile teminat altına alma akdidir.
168 - Rehin akdi ancak merhûnu = (rehin verilen mal) ele geçirmek yahut tahliye[22] ile tamamlanır. Kabz ve tahliyeden önce râhin isterse malını teslim eder, isterse de rehin vermekten vaz geçebilir.
169 -Rehinin sahih olabilmesi için: a) Rehine verilen malın belli ve elde edilmesi mümkün,
b) Başkası ile ilişkisi olmıyan,
c) Başkası ile ortak ise, taksim edilmiş olması gereklidir.
170 - Rehin, onu kabz eden alacaklının kefaleti altına girer.
171 -Rehin, borçlunun mülkü olarak helak olur ve hatta tekfin masrafları da borçlu üzerine düşer. Alacaklı, helak olan rehinin maliyetinden alacağı kadarını hükmen almış sayılır. Alacağından fazla olan kısım yine yamnda emanet olarak kalır. Eğer rehin olan mal alacağından az ise onun miktarı kadar borç düşer.
172 -Rehinin, alacaklı tarafından kabz edildiği günde ki, kıymetine itibar edilir.
173 -Alacaklı rehni:
a) Bir başkasına emanet olarak verirse
b) Yahut satarsa,
c) Kiraya verirse,
d) Başkasına ödünç verirse,
e) Borcuna karşılık ayrıca başkasına rehin verir ve bunlara benzer tasarruflarda bulunursa bütün kıymeti ile onu tazmin eder.
174 - Rehin olarak verilen malın nafakası ve çoban ücreti borçluya aittir.
175 - Rehindeki herhangi bir artma ve çoğalma[23]da borçlunundur. Bu artış asılla beraber rehin olur. Ancak bu artış helak olursa onu elinde bulunduran alacaklının tazmin etmesi gerekmez.
Eğer artış kalıp, asıl rehin helak olursa; alacaklı, alacağının artışa düşen miktarı karşılığında onu elinden çıkartır. Bu durumda borç, asıl rehinin alındığı günde ki, kıymeti ile artışın iade edildiği gündeki kıymeti arasında taksim edilir ve asıla isabet eden borç düşer.
176 -Rehini ziyade etmek = (başka bir malı da rehin olarak ilâve etmek) caiz (Z), fakat borcu arttırmak caiz değildir /S).
177 -Bir rehin her iki borç karşılığında rehin olamaz.
178 -Rehinin korunmasına ait yer kirası alacaklıya aittir. Rehini korumak alacaklının vazifesidir. Bizzat kendisi koruduğu gibi, ailesi, çocuğu ve evinin hizmetçisi de koruyabilir.
179 -Alacaklının, rehinden faydalanmak hakkı yoktur.
180 -Borçlu,alacakhya rehini kullanması için izin verir ve o da kullanırken zayi olursa emânet olarak zayi olup (tazmini gerekmez).
Dirhem ve Dinar Paraların Rehin Verilmesi;
181 -Dirhem ve çlinar paraların rehin olarak verilmesi caizdir.
182 -Bu paralar kendi cinslerinden olan borç karşılığında rehin verilip mürtehin = (alacaklı) elinde zayi olsalar (kıymetlerince değil de) miktarlarmca borç düşer. Yenilik ve eskilik, yani kıymet bakımından, alacak ile rehin mal arasında fark da olsa bütün ölçü ve tartı ile verilen-mallarda hüküm miktarlarına göredir.
183 -Sarf akdinin bedeli ve selemin sermayesi karşılığında rehin verilmesi sahihtir. Akit meclisinden ayrılmadan önce rehin verilen mal zayi olursa selem ve sarf akitleri tamam olur. Ve borç da verilmiş saydır. Taraflar birbirinden ayrıldıktan sonra zayi olursa rehin durur, fakat sarf ve selem akitleri iptal olur.
184 - Va'd edilmiş bir borç karşılığında rehin almak sahihtir. Eğer verilecek olan borç karşılığında konulan rehin, mürtehin elinde zayi olursa; mürtehin, va'd ettiğini borçlusuna vermek mecburiyetindedir.
185 - Bir kimse bir malı ona karşılık muayyen bir şeyi rehin bırakmak üzere satın alır ve sonra onu rehin olarak bırakmaktan vaz geçerse zorlanamaz. Bu durumda satıcı isterse rehinden vaz geçer, isterse de satmaktan vaz geçer. Müşteri hemen parasını öder veya birinci rehin kıymetinde başka bir şeyi rehin olarak bırakırsa satıcının vaz geçme hakkı kalmaz.
186 -Borcuna karşılık rehin olarak iki köle veren o kölelerden birine düşen borç miktarını ödese geri kalan borcunu da ödemedikçe o kölelerden hiç birini alamaz.
187 - Bir malın iki alacaklıya birden rehin verilmesi caizdir. Bu rehin her ikisinin de hissesini içine alır. Birine olan borç ödenince tümüyle diğeri yanında rehin olarak kalır.
188 -Mürtehinin, borçludan alacağını istemeğe ve (vadesini uzatmasından dolayı) hapsettirmeğe hakkı vardır.
189 -Mürtehin, alacağının ödenmesini sağlamak için rehini satamaz.
Borçlunun Rehin Verdiği Malı Satması:
190 -Borçlu, rehin verdiği malı satarsa bu akit alacaklının iznine yahut alacağının ödenmesine bağlı kalır.
191 -Borçlu, rehinde olan kölesini azad ederse azadı geçerli olur. Borcun hemen ödenmesi gerekiyorsa alacaklı alacağını ister. Tehirli bir borç ise kölenin yerine, onun kıymetinde bir mal rehin verilir.
Borçlu fakir ise, köle kıymetinden ve borçtan az olanını tedarik için kazanç sahasına atılır. Borçlu zengin ise köle efendisine ödettirir.
192 -Rehindeki mal bir başkası tarafından zayi edilse; mürtehin, zayi olduğu gündeki kıymetini ona ödettirir. Onun bu rehinden faydalanmaya hakkı da yoktur.
193 -Alacaklı, yanında rehin olan malı sahibine ödünç verip o da bunu kabz ederse alacaklının zimmetinden çıkar: O mal esas sahibi olan borçlunun elinde zayi olursa alacaklının bir şey ödemesi lâzım gelmez.
194 -Taraflardan her ikisinin rehini yed-i adle = (her ikisinin de güvendiği bir kimseye) bırakmaları caizdir. Akit yapılırken her iki taraf da rehinin yed-i adl'de kalmasını şart koştularsa bu malı hiç birisi ondan geri alamaz.
195 -Adi'in elinde zayi olan malı (kendi elinde zayi olmuş gibi) alacaklı tazmin eder.
196 -Borçlu, rehindeki malının satımına alacaklıyı veya bir başkasını vekil tayin edebilir. Rehin akdi yapılırken bu vekâlet şart koşulursa borçlunun ölümü veya vekilini azletmesi ile vekâlet ortadan kalkmaz.
197 -Borçlu ölünce vasisi rehindeki malı satıp borcunu öder. Vasî yoksa hâkim tarafından bu iş için bir vasî tayin edilir.
198 -Borçlunun rehin vermek için ödünç mal alması caizdir. Ödünç veren tarafından herhangi bir kayıt konulmamışsa dilediği borcuna karşılık onu rehin verir. Kime hangi çeşit ve ne miktar borç verilebileceği tayin edilmişse, borçlunun bunda artırma ve eksiltme hakkı yoktur.
İslami Okul Okulların En Önemlisi