Süt Emme Bahsi - Fıkıh - 077Sutemme - 4. Sayfa
SÜT EMME BAHSİ
(Bir kadın herhangi bir çocuğu emzirdiği zaman, eğer çocuk henüz süt emme çağında ise -çocuğun emdiği süt ister az ister çok olsun- onunla çocuk kadının süt çocuğu olur.) î m a m -1 Ş â -f i i: -Emzirme beş defadan az olursa onunla çocuk kadının süt çocuğu olamaz. Zira Peygamber Efendimiz (Sallailahü Aleyhi ve Sellem :
-Bir yudum iki yudum, bir emziriş iki emziriş (nikâhı) haram kılmaz» ([1]) buyurmuştur» demiştir. Bizim ise dayanağımız,
-Sizi emziren analarınız da size haram kılındı» ([2]) âyet-i ke-rimesiyle;
-Soydan dolayı haram olanlar süt emmeden dolayı da haram olurlar» ([3]) hadisindeki Itlaktır. Zira bu âyet ile hadiste emzirmenin çoğu ile azı arasında ayınm yapılmamıştır. Hem de her ne kadar emziren kadın ile emzirilen çocuğun birbirlerine haram olması, çocuğun et ve kemiklerinin kendisini emziren kadının sütünden oluştuğu şüphesinden ileri geliyorsa da, bu, gözle görülmeyen bir şey olduğu için hüküm mutlak emzirmeye taallûk eder. î m a m -1 Şafii' nin dayandığı hadise gelince: âyet ile ya merdut, ya mensuhtur.
(Sonra) emzirme ile evlenmenin haram olabilmesi için -açıklayacağımız sebepten dolayı- çocuğun emzirme çağında iken em-zirilmiş olması gerekir. (Emzirme çağı da İmam Ebû Hanife'ye göre otuz aydır. Diğer iki İmam ise: «İki yıldır- demişlerdir) ki İmam-ı Şafiî de buna kaildir. îmam Züfer de: «Üç yıldır. Çünkü sütten kesilen çocuğun başka besinlere alışması için bir sürenin daha geçmesi gerekir. Bu süre için de en uygunu bir yıldır. Zira bir yılda dört mevsim bulunmaktadır ve eşyalar da çoğunlukla bir yılda bir halden bir hale girerler demiştir. İki Imamın delili de; «Çocuğun, annesi karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer- ([4]) âyet-i kerî-mesidir. Zira çocuğun, annesi karnında kalış süresinin en azı altı ay olduğuna göre sütten kesilmesi için iki yıl kalır. Hem de Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) «İki yıldan sonra emzirme yoktur» ([5]) buyurmuştur, imam Ebû H a n i f e ' nin de delili yine bu âyettir. îmam Ebû Hani-f e: «Zira Cenâb-ı Hak (Azze ve Celle) bu âyette çocuğun, annesi karnında kalması ile sütten kesilmesi için otuz ay süre bırakmıştır.
Bir kimse: «Ali ve Veli' deki alacaklarım için bir yıl vâde bırakıyorum- dediği zaman nasıl herbir alacak için bir yıl vâde oluyorsa, burada da çocuğun, hem annesi karnında kalması için otuz ay, hem sütten kesilmesi için otuz ay süre oluyor. Ancak bu-rada, birincisinin otuz ay sürmediğini bildiren hadisler bulunmaktadır. İkincisi ise hakkında bir şey bulunmadığı için zahir olan mânâsı üzerinde kalır. «îki yıldan sonra emzirme yoktur- hadisi de «iki yıldan sonra emzirme zorunluğu yoktur- mânâsına mahmuldür. «Anneler çocuklarını tam iki yıl erazirirler» ([6]) âyeti de bu mânâdadır» demiştir. (Emzirme çağı geçtikten sonra vâki olan emzirme ile evlenme haram olmaz.) Zira Peygamber Efendimiz {Sallallahü Aleyhi ve Sellem) «Çocuk sütten kesildikten sonra emzirme yoktur» ([7]) buyurmuştur. Hem de hürmet -yukarıda da geçtiği üzere- çocuğun kendisini emziren kadının sütü ile beslendiği içindir. Büyükler ise süt ile beslenemezler. Emzirme çağı tamamlanmadan sütten kesilmenin de bir değeri yoktur. Yâni eğer bir çocuk daha iki yaşı doldurmamış ise -sütten kesilmiş olsa bile- onu emzirmekle hürmet hasıl olur. Ancak îmam Ebû Hani-f e ' den «Eğer çocuğun artık süte ihtiyacı kalmamışsa emzirme çağı bitmemiş olsa bile onu emzirmenin bir rolü yoktur» diye söylediği de rivayet olunmuştur. Bu rivayetin sebebi de, süte ihtiyacı kalmayan çocuğun emdiği süt ile beslenemediği düşüncesidir.
Emzirme çağını bitiren çocuğu emzirmenin caiz olup olmadığına gelince : Kimisi: «Caiz değildir. Çünkü ihsan sütü insanın vücudundan bir parça olduğu için eğer zorunluk bulunmazsa içmek caiz değildir. Emzirme çağında olmayan çocuğun ise süte ihtiyacı yoktur- demiştir.
Yukarıda geçen hadise binâen (soydan olan kimlerle evlenmek haram ise, sütten de o kimselerle evlenmek haramdır.) Ancak süt kardeşin annesi bundan müstesnadır. Zira kişi süt annesinin kardeşiyle evlenebilir de, soy kardeşinin annesi ile evlenemez. Çünkü soy kardeşinin annesi kendisinin de ya öz, ya üvey annesidir. Süt kardeşinin annesi ise, ne öz, ne de üvey annesidir. (Kişi nasıl soy babası ile soy oğlunun kanlarıyla evlenemiyor-sa, süt babası ile süt oğlunun kanlarıyla da evlenemez.) Âyet-i Ke-rime'de geçen «öz oğullarınızın kanları» sözündeki «öz» kelimesi -yukanda da açıkladığımız üzere- süt oğullarının değil, oğul edinilenlerin kanlarını bu hükümden çıkarmak içindir. (Çocuğu emziren kadının kocası da çocuğun süt babası olur ve onun bütün anne, baba ve çocukları ona haram olurlar.) î m a m –1 Şafiî, iki kavlinden birinde: «Kadının kocası çocuğa süt baba olmaz. Çünkü süt, kadınındır, kocasının değildir» [[8]) demiştir. Oysa, yukarıda geçen hadis bu görüşüne karşıdır. Zira eğer kadının süt çocuğu onun öz çocuğu olursa kadının kocası ona haram olur. Peygamber Efendimiz de H z . i ş e ' ye ;Eflah senin yanına girsin. Zira senin süt amcandır» ([9]) diye buyurmuştur. Hem de kadının sütüne kocası sebep olduğu için kadının sütü ihtiyaten kocasına verilir.
(Kişi süt kardeşinin kızkardeşiyle evlenebilir.l Çünkü kişi soy kardeşinin kızkardeşiyle de evlenebilir. Meselâ: kişinin yalnız babadan olan bir kardeşi olduğu zaman, bu kardeşinin yalnız anneden olan kızkardeşiyle evlenebilir. Çünkü bu ikisi arasında hiç bir yakınlık yoktur. (Bİr kadından süt emen iki çocuk birbirleriyle evlenemezler.) Zira anneleri bir olduğu için birbirlerine kardeştirler.
(Herhangi bir kadının sütünü emen kız, kadının çocuklarından hiçbiri ile evlenemezler.) Zira kadının çocukları onun için kardeştirler. (Kadının torunlarıyla da evlenemez.) Çünkü kadının torunları onun için yeğendirler. (Kadmm kocasının kardeşiyle de evlenemez.) Çünkü kadının kocasının kardeşi onun için amcadır.
(Eğer süte su katılır ve fakat süt sudan daha çok olursa onunla yine hürmet hasıl olur. Eğer su çok olursa onunla hürmet hasıl olmaz.) Imam-ı Şafii buna katılmamıştır, tmam-ı Şafiî diyor ki: Suyun içinde süt az da olsa suyun içinde gerçekte süt vardır.
Biz diyoruz ki: gerçekte varsa da az olduğu için yok hükmündedir. Nitekim birisi: «Ben süt içmiyeceğim- diye yemin ettiği zaman, eğer içinde az süt bulunan bir suyu içerse -o süt yok hükmünde olduğu için- yeminini bozmuş sayılmaz. (Yemeğe kansan süt île) süt yemekten çok da olsa, imam Ebû Hanife'ye göre (hürmet hasıl olmaz.) Diğer iki imam: Süt, yemekten çok olduğu zaman onunla hürmet hasıl olur- demişlerdir. Bu da eğer yemeğe ateş değmemişse böyledir. Eğer yemek ateşte pişirilmiş ise ittifakla onunla hürmet hasıl olmaz.
(Bu konuda ilâç da suyun hükmündedir. İlâca kansan süt eğer ilâçtan çok olursa onunla hürmet hasıl olur.) Kadının sütü koyunun sütüne de karıştığı aaman eğer kadının sütü koyunun sütünden çok olursa onunla hürmet hasıl olur. (Eğer iki kadmm sütleri karışık olurlarsa -İmam Ebû Yûsuf'a göre- hangisi çok olursa hürmet taallûk eder.) Zira ikisi karışık olduğu için bir şeyin hükmüne girmişlerdir. Bunun için hangisi daha çoksa diğeri onun hükmüne tâbidir. İmam Muhammed ile İmam Z ü f e r ise: «Hürmet ikisine de taallûk eder.) Zira ikisi de ayni cinsten olduğu için biri diğerini yenemez. Çünkü ikisinden de güdülen amaç aynı olduğu için biri diğerinde yok olamaz- demişler dir. imam Ebû Hanif e' den ise bu konuda iki rivayet gelmiştir.
Allah izin verirse bu meselenin aslı yeminler bahsinde gelecektir.
(Eğer bekâr bir kızın memesine süt girer ve o da bir çocuğu emzirirse onunla da hürmet hasıl olur.) Zira bu husustaki nass mutlak olduğu için, çocukları beslemekte bu da ölü kadının sütü gibidir.
(Eğer ölmüş bir kadının sütü sağılır ve bir çocuğa içirilirse onunla da hürmet hasıl olur.) imam-ı Şafiî: -Onunla hürmet hasıl olmaz. Çünkü hürmette asıl, çocuğu emziren kadındır ve onun vasıtasıyla hürmet diğerlerine geçer. Bu kadın ise, ölü olduğu için onun hakkında hürmet hasıl olmaz, ki onun vasıtasıyla diğerlerine geçsin. Bunun içindir ki ölmüş kadınla cinsel ilişkide bulunmakla musaheret de hasıl olmaz demiştir.
Biz diyoruz ki: emzirme ile hürmet hasıl olması, onunla çocukta cüziyetin hasıl olduğu şüphesinden dolayıdır. Bu şüphe ise ölünün sütünde de vardır ve bu şüpheden hasıl olan hürmet, bu kadının teyemmümünü almada ve bu kabre indirmede kendini gösterir. Bu kadınla cinsel ilişkide bulunmakla müsaheretin hasıl olmaması ise, ölü kadının gebe kalmasına ihtimal bulunmadığı içindir. ([10]) (Çocuğa âlet vasıtasıyla makatından süt vermekle hürmet hasıl olmaz.) imam Muhammed: -Onunla nasıl oruç bozuluyorsa, hürmet de hasıl olur- demiştir.
Zahir olan görüşe göre orucun bozulmasıyla hürmetin hasıl olması arasındaki fark şudur ki: oruç bedeni besleyen her şeyle bozulur. Tedavi de bedenin beslenmesini amaçlayan bir şeydir. Çocuğa makatından süt vermek ise çocuğu besliyemez. Çünkü besin ancak ağız yoluyla alındığı zaman besleyici olur. ([11])
(Eğer bîr erkeğin memesine süt girer ve o erkek bir çocuğu em-zirirse onunla hürmet hasıl olmaz.) Zira erkeğin sütü gerçekte süt değildir, ki onunla gelişim hasıl olsun. Yavruya besin olan süt ancak doğum yapan canlıda düşünülebilir. (Eğer iki çocuk bir koyunun sütünü içerlerse, onunla hürmet hasıl olmaz.) Zira insanlarla hayvanlar arasında cüzîyet yoktur. Hürmet de cüzîyete dayanır.
(Eğer bir kimse biri küçük, diğeri büyük iki kızı nikahladıktan sonra, büyüğü küçüğünü emzirirse, her ikisinin de nikâhı bozulur.) Zira süt anne ile süt kız bir kimsenin nikâhı altında toplanmış olurlar. Oysa gerçek anne ile kızının bir kimsenin nikâhı altında toplanmaları nasıl caiz değilse bu da öyledir. (Eğer kişi büyüğü ile gerdeğe girmemiş ise, ona mehir de düşmez.) Çünkü kocası kendisiyle daha gerdeğe girmemişken nikâhının bozulmasına kendisi sebep olmuştur. (Küçüğüne ise mehrin yansı düşer.) Zira nikâhının bozulmasında onun bir suçu yoktur. Çünkü her ne kadar «nltü emen o ise de, küçük oiduğu için sorumlu değildir, ki hakkı sakıt olsun. Nasıl ki küçük bir vâris, murisini öldürdüğü zaman da, sorumlu olmadığı için onun mirasından mahrum olmaz.
(Sonra eğer büyüğü bu işi bilerek yapmış ise, küçüğüne düşen mehrin yarısını kocası ödedikten sonra ona döner. Eğer bilerek yapmamış ise -küçüğünün, kendi kocasının nikâhlısı olduğunu bilse bile- kocası ona rucû edemez.) İmam Muhammed'in «Her iki durumda da ona rucû eder- diye söylediği de rivayet olunmuştur. Fakat zahir olan rivayet birincisidir. Zira büyüğünün bu davranışı her ne kadar her iki durumda da aynı sonucu doğuruyorsa da, kocasını bu zarara kendisi bilfiil sokmuş olmayıp ona sebep olmuştur. Sebebiyette ise kasıt şarttır. Kasıt da ancak küçüğünün, kendi kocasının nikâhlısı olduğunu ve onu emzirmekle nikâhının bozulacağım bildiği zaman vardır. Fakat eğer onu -nikâhı bozulsun diye değü, aç kalmasın diye ve- ona acıyarak emzirirse, o zaman kasıt yoktur. (Çocuk emzirmede yalnız kadmlann şahitliği kabul olunmaz. Emzirme ancak ya iki erkeğin, ya da bir erkekle iki kadının şahitliğiyle kanıtlanır.) İmam Mâlik: «Emzirme tek bir kadının şâ-hitliğile de -eğer şahitlik eden kadın adalet ile tanınıyorsa- kanıtlanır. Çünkü hürmet şeriatın bir hakkı olduğu için tek bir kişinin sözü ile de sabit olması gerekir.» Nasıl ki bir kimse kasaptan et aldıktan sonra birisi ona: «Bu et Mecusilerin eliyle kesilmiş bir ettir» dese o eti yemek o kimseye haram olur» demiştir.
Biz diyoruz ki: Eğer emzirme tek bir kimsenin sözü ile sabit olursa kıyılan nikâhın bâtıl olduğuna hükmetmek gerekir. Nikâhın butlanı ise ancak ya iki erkek, ya da bir erkek ile iki kadının şahitliğiyle sabit olur. Et meselesi ise öyle değildir. Zira o eti yemenin haram olması sırf diyanetle ilgili bir hüküm olup onunla o etin o kimsenin malı olmadığı sabit olmaz.[12]
[1] Müslim (RedaF bahsi) C. 1 S. 468 ve 469
[2] Nİsâ sûresi, âyet 23
[3] Evlenme.başında da geçtiği üzere bu hadisi Buhâri İle Müslim'in ikisi de Abdullah tbn-i Abbas İle Hz. Aise (RA.)'dan rivayet etmişlerdir. Buhart C. 1 S. 350, Müslim C. 1 S. 467
[4] Ahkâf sûresi, âyet 15
[5] Beyhaki (Sünen) C. 7 S. 463, Buhârl (Nik&h) 21
[6] Bakara sûresi âyet 223
[7] Taberanl (Küçük Mucem'inde) Hz. Ali (RjU'dan, Tayalisî de (Câbtr b. Abdullah'ın müsnedi) Cabir (R-A.)'dan S. 243
[8] İmam-ı Şafii'nin bunu -iki kavlinden birinde bile olsa- söylediğine bugünkü Fikh-ı Şafii kitaplarının hiç rastlayamadım.
[9] Buharl (Nikâh) 117. Müslim (Reda1) 7, Ebû Davud (Nikâh) 7, Tirmİzl (Reda1) 2, Nesal (Nikah) 52, İbn-i Mace (Nikah) 38, Muvatta' (Reda) 2, Danmi (N&âh) 48 ve İmam Ahmed'in Müsnedl C. 2 S. 318
[10] Müellifi bu açıklamasından anlaşılmaktadır K, ölü kadının sütünü emmekle hürmet hâsıl olmadığını söyleyen İmam-ı Şâfü, bu dâvasına : «Çünkü ölü kimse ile zaten evlenilenıez. Bu itibarla, bir ölü kadının sütünü emmek kadında yeni bir vasıf doğurmuş olmaz, ki bu vasıf kendisi vâsıtası ile başkalarına, yâni kadının ana baba, çocuk ve kardeşlerine de geçsin» diye delil getirmiştir. Bunun için o da îmam-ı Şafii'nin bu delilini çürütmek için şu karşılığı vermektedir : «Emzirme ile hürmet hâsıl olması, onunla çocukta cüz'İyetin hâsıl olduğu şüphesinden dolayıdır ki bu şüphe, Ölünün sütünde de mevcuttur. Kaldı ki ölü kadının sütünü emmenin kadında yeni bir vasıf doğurmadığını iddia edemeyiz. Nitekim bu yeni vasıf bu kadınm teyammülünü alabilme ve cenazesini kabre indirebilmede kendini göstermektedir. Meselâ : Bu ölü kadının sütünü içen çocuk eğer kız olup velisi onu -kadın daha yıkanmamış ve gömülmemişken- bir erkeğe nikahlarsa, o erkek -kadının süt damadı olduğu İçin- kadının teyemmümünü alabilir ve onu kabre indirebilir. Oysa ki eğer kız, ölü kadının sütünü içmemiş olsaydı, kızın kocası ona yabancı olduğu için ne teyemmümünü alabilir ve ne de onu kabre indirebilirdi.
îşte müellifin bu konuda anlatmak istediği, özet olarak budur. Fakat Fıkh-ı Şafii kitaplarında anlatıldığına göre, ölü kadının sütünü emmekle hürmet hâsıl olmadığını söyleyen İmam-ı Şafiî, buna delil olarak ölü kadının sütünü çocuklara emzirtmenin haram olduğu ve haram olan fullerle şer'i hükümlerin değişmediğini ileri sürmüştür. Nitekim İmam-ı Şafiî'ye göre zina ile musaheretin hâsıl olmadığı da zinanın haram bir fiil olduğu içindir.
[11] Bu, o zamanki bilgi ve düşüncenin mahsulüdür. Bugünkü tıpta ise canlıları —bilindiği üzere— başka yollarla da besleyip güçlendirmek yaygındır.
[12] Şeyhü'l-Îslâm Burhanüddîn Ebu'l-Hasan Ali b. Ebû Bekir Merginânî, Hidaye Tercümesi, Kahraman Yayınları: 2/51-58.
İslami Okul Okulların En Önemlisi