ŞEHİD VE İLGİLİ HÜKÜMLER - 016Sehid - 3. Sayfa
Dinî Kıstaslara Göre Kimler Şehîd Sayılır?
Şehidin Elbisesinde Necaset Bulunursa :
Şehidin Üzerindeki Elbise Kefen Olmaya Yetmediği Takdirde Ne Yapılır?
Cünüp Olarak Şehîd Edilen Müslüman :
Savaş Alanında Yaralandıktan Bir Müddet Sonra Ölenler :
ŞEHİD
VE İLGİLİ HÜKÜMLER
İslâm'da peygamberlik mertebesinden sonra insan için ulaşılması matlub olan en yüksek mertebe, şüphesiz ki Şehidlik mertebesi-dir. Resûlüllah (A.S.) Efendimizin ifadesiyle : Cennete giren hiçbir kimse bir daha dünyaya dönmek istemez, ancak şehîdler değil, onlar tekrar dünyaya dönüp on defa daha öldürülmeyi temenni ederler; gördükleri keramet onlara bu aşk ve heyecanı verir.[1]
Sevgili Peygamberimiz de bu makam ve mertebeyi her vesileyle temenni etmiş, ümmetini bu çok hayırlı yola teşvikte bulunmuştur :
«Muhammed'in canını elinde bulunduran Aziz ve Celil Allah'a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi, sonra «tekrar savaşıp öldürülmeyi, sonra tekrar savaşıp öldürülmeyi çok isterdim.»[2]
Şehidlik makam ve mertebsci kulun bütün günahlarını affettiriyor, ancak borç (yani kul hakkım) değü Bu da islâm'ın insan haklarını nasıl koruduğunu, insan haklarının diğer bütün hakların üstünde bir anlam taşıdığını gösterir.
«Borçtan başka şehidin bütün günahları bağışlanır.» [3]Ebû Katade R.A.) anlatıyor :
Bir gün Resülüllah (A.S.) Efendimiz Ashabın arasında bulunuyordu. Ayağa kalktı ve Allah yolunda cihad ile Allah'a dosdoğru imânın en üstün amel olduğunu söyledi. Bunun üzerine bir adam kalkip dedi ki1: «Ey Allah'ın Peygamberi! Allah yolunda öldürülecek olursam günah ve hatalarım bağışlanır mı?» Bunun üzerine Efendimiz (A.S.) ona şu cevabı verdi : «Evet, eğer sabrettiğin halde Allah yolunda öldürülecek olursan hata ve günahların bağışlanır. Tabii savaşırken yalnız Allah'ın hoşnudluğunu dilemen, düşmana karşı çıkman, arka çevirmemen şartiyle...»
Az sonra Resûlülalh (A.S.) Efendimiz o adama dönerek :
— Ne dedin sen?
Diye sorma ihtiyacını duydu. O da:
— Allah yolunda öldürülecek olursam günahlarım bağışlanır mı? diye sormuştum. Resülüllah bu kez şu cevabı verdi :
— «Evet, sabrettiğin, sevabını yalnız Allah'tan beklediğin ve düşmana yüz çevirip savaştığın arka çevirmediğin halde öldürülecek olursan, borç hâriç diğer günah ve hataların bağışlanır... Çünkü Melek Cebrail bana böyle söyledi...»[4]
Yine Sahih-i Müslim'de Allah yolunda denizde şehid düşenlerin kul hakkından da kurtulacağı belirtilmiştir. Bu, bir bakıma müslü-man milletlerin dünyanın dörtte üçünü kaplayan denizlere ve ondaki nimet ve yararlara dikkatlerini çekmek içindir. Kıyamet günü Allah (C.C.) hak sahibini razı etmek suretiyle deniz şehidini o günahtan kurtaracaktır.
Şehidlik mertebesi, şefaat makamına da geniş kapı açar. Allah Resulü buyurdu :
«Şehid, kendi hane halkından yetmiş kişi hakkında şefiaat eder.»[5]
Şehidlerle ilgili yüzün üstünde hadîs-i şerîf rivayet edilmiştir. Birkaç tanesini teberrüken. buraya naklettik. Ancak Beyhakî'nin. tes-bit edip rivayetine imkân bulunduğu şu hadîsi nakletmeden geçe-miyeceğiz :
Allah Resulü buyurdu :
«Şehidler derece bakımından üç sınıftır :
1. Canıyla malıyla Allah yolunda savaşa çıkıp ne savaşmayı, ne de öldürmeyi arzu etmeyen, sadece müslümanların sayısını çok göstermeyi isteyen kimse. O bu yolda öldürülür veya ölürse, tkul hakkı hariç) bütün günahları bağışlanır, kabir azabından kurtulup güvene erişir, kıyametin dehşetinden emniyyet içinde olur, hurilerle evlendirilir, kendisine keramet elbisesi giydirilir ve basma vekar ve ebedîyyet tacı konulur.
2. Karşılığını yalnız Allah'tan bekleyerek canıyla malıyla Allah yolunda savaşa çıkan, fakat öldürmeyi arzu edip öldürülmek istemiyen kimse. Bu ölür veya öldürüiürse, Allah'ın huzurunda dizi İbrahim Peygamberin diziyle beraber olduğu halde mak'ad-i sıdk'-da melik-î muktedir katında yerini alır.
3. Karşılığını yalnız Allah'tan bekleyerek hem öldürmeyi, hem öldürülmeyi dileyip savaşa çıkan kimse. Bu ya ölür ya da öldürülür-se, kıyamet günü kılıcını kınından çekip omuzu üzerine koymuş bir vaziyette gelir ki, insanlar bu sırada diz üzeri çökmüş vaziyette bekleşirler. Sözü edilen şehidler onlara seslenerek : «Açılıp bize yol vermez misiniz!? Çünkü biz kanlarımızı bolca akıttık, mallarımızı bu uğurda harcadık, her şeyimizi Allah için saröettik...» derler.»
Resülüllah (A.S.) Efendimiz devamla buyurdu ki :
«Canımı elinde tutan Allah'a and olsun ki, eğer şehidler 6 söyledikleri sözü İbrahim Peygambere veya herhangi bir peygambere söyleyecek olsalar, onların vâcib olan hakkını dikkate alarak açılıp yol verirler. Böylece şehidler Arş'm altındaki nurdan bir minbere kadar gelirler de orada oturup insanlar arasında nasıl hükmedilecek ona bakmaya hazırlanırlar. Bu şehidler ne ölüm şiddetini hisseder, ne de Berzah'ta üzülürler. Kıyametin seyha (sûr sesi) ve dehşeti onları korkutmaz. Hesap ta onları ilgilendirmez. Mizan ve Sırat ta bövle... Ne isterlerse kendilerine verilir, ne hakkında şefaat etseler, şefaatli kabul olunur. Cennetten hoşlarına giden her şey onlara verilir. Cennette istedikleri gibi gezip dolaşırlar.»[6]
Dinî Kıstaslara Göre Kimler Şehîd Sayılır?
1. Allah için din, vatan ve namus uğrunda savaşta öldürülen,
2. Devlete! karşı gelen tarafından müsademede öldürülenler,
3. Yol kesiciler tarafından öldürülenler,
4. Savaş alanında yarah bulunan veya kulak, göz veya diğer tabii menfezlerinden kan akmış vaziyette raslanan ölüler,
5. Savaş alanında yanmış veya bir hayvan tarafından çiğnenmiş bulunan ölüler,
6. Savaş alanında uçurumdan atılmış, üzerine kaya düşmüş, suya, atılıp boğulmuş rastlanan ölüler,
7. Savaş günlerinde gayrimüslim vatandaşlar veya bize iltica etmiş yabancılar tarafından öldürülenler, şehîd kabul edilir.[7]
8. Nefsini veya malını ya da müslüman kardeşlerini veya gayrimüslim vatandaşları müdafaa ederken herhangi bir âletle öldürülenler,
9. Denizde gemiyle seyrederken düşman tarafından atılan bir bomba ile batıp boğulanlar veya atılan bir bombanın çıkardığı yangında yanıp ölenler veya o gemiden başka bir gemiye sıçrayan yangından ölenlerin hepsi şehiddir.[8]
Şehidin Hükmüne Gelince :
Belirtilen sebeplerden biriyle hayatını kaybeden bir müslüman kardeşimiz yıkanmaz, sadece namazı kılınarak üzerindeki elbisesi kefen sayıbp öylece defnedilir.
Belirtilen kıstaslara göre dinimizde şehidler üç kısma ayrılır :
1. Kâmil anlamda şehîd.
Buna hem dünya ,hem âhiret şehidi denir. Bir müslümanm bu anlamda şehîd sayılabilmesi için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir.
a) Âkil olmak,
b) Ergen olmak,
c) Müslüman bulunmak,
d) Büyük hades (cünüplük) ten temizlenmiş olmak,
e) Ayhali ve lohusahktan temizlenmiş bulunmak,
f) îsâbet aldıktan sonra konuşmadan, bir şey yemeden, içmeden, uyumadan, tedavi görmeden, başka bir yere nakledilmeden, üzerinden bir namaz vakti geçmeden ve katlinden dolayı kısas gerekirken ölmüş olmak.
Öldürülmesinden dolayı kısas değil de diyet (mal) almak gerekenler kâmil anlamda şehîd sayılmaz. Örneğin, hatâ yollu öldürülen kimse bu cümledendir.
Ayrıca canını veya malını veya müslüman kardeşlerini ya da gayrimüslim vatandaşları müdafaa ederken öldürülen kimse de kâmil şehid grubuna girer. Ne var ki bu durumda kesKin bir âletle Öldürülmesi şarttır.
Bu kısma giren şehîdler, üzerlerinde necaset yoksa, yıkanmf ian kanlarıyla ve elbiseleriyle birlikte defnedilirler. Üzerlerindek' elbiselerden kefen sayılmıyacak olanlar alınır. Meselâ, silah, şapKa, külah, sarık, eldiven, kuşak, kemer, zırh, kalkan, matara ve benzeri şeyler kefen kısmına girmeyen malzemelerdir. Ayrıca saat, yüzük, para ve benzeri kıymetli eşyada alındıktan sonra defnedilir. Tabii her şehidin namazı kılınır.
2. Yukarıda belirtilen şartlardan biri gerçekleşmediği takdirde zulmen öldürülen, kişiler şehid sayılsa da kâmil anlamda değildir. Böylelerine sadece «âhiret şehidi» denir. Kıyamet günü şehîdlere va'dedilen ecir ve makamlara bunlar da nail olur.
îkinci kısma dahil olan şehîdlerin birinci kısma girenlerden farkı, bunlar yıkanır, kefenlenir, namazları kılınıp öylece defnedilir.
İlim tahsil ederken ölen veya cuma gecesi vefat eden kimseler de -müslüman olmaları şartıyla- ikinci kısım şehîdlerden sayılırlar.
3. Yalnız dünya şehidi sayılanlar.
Bunlar, müslümanlar saffında yer alıp düşmanla savaşırken veya devlete karşı çıkan anarşistlerle vuruşurken veya yol kesicilerle nüsademeye tutuşurken öldürülen münafıklar hakkında kullanılan sır tabirdir. Bunlar da birinci kısma dahil olan şehîdler gibi muame-e görür; yani yıkanmaz, sadece namazları kılınıp öylece defnedilir-Durumları Allah'a kalmıştır.[9]
Şehidin Elbisesinde Necaset Bulunursa :
Kâmil anlamda veya o kısma giren ölçüde şehîd olanların elbisesinde necaset bulunduğu takdirde yıkanır, o vaziyette defnedilmesi saygısızlık sayılır. Ancak savaşlarda veya deprem ve benzeri felâketlerde fazla ölü bulunduğu takdirde, terki saygısızlık sayılmaz.[10]
Şehidin Üzerindeki Elbise Kefen Olmaya Yetmediği Takdirde Ne Yapılır?
Üzerindeki elbise yetmediği takdirde ilâve yapılır. Bunun aksine üzerindeki elbise sünnet kefen miktarını aştığı takdirde fazlası alınır.[11]
Cünüp Olarak Şehîd Edilen Müslüman :
Cünüp bir halde belirtilen yerlerde öldürülen müslüman, İmam Ebû Hanîfeye göre, yıkanır. Bunun gibi aklî dengesi yerinde olmayan çocuk da yıkanır.[12]
Savaş Alanında Yaralandıktan Bir Müddet Sonra Ölenler :
Yaralanmayı müteakip bir şey yiyip veya içtikten veya başka bir yere nakledildikten veya tedavi gördükten sonra veya bulunduğu yerde üzerinden namaz vakti geçinceye kadar aklı başında olup diri kaldıktan sonra ölürse, yıkanır, kefenlenir, öylece namazı kılınıp defnedilir.[13]
Bunun gibi savaş meydanında yara aldıktan sonra ahm-satımda bulunur veya çokça konuşur öylece ölürse, yine de yıkanıp namazı kılındıktan sonra defnedilir.
Bütün bu belirttiğimiz hususlarda, savaş meydanındaki durum, savaş bitip iki taraf meydandan çekildiği takdirdedir. Savaş devam ediyorsa, o takdirce yaralanıp bir süre sonra ölenler bu arada konuşsalar veya bir şey yiyip içseler bile yine kâmil şehid sayılarak yıkanmazlar.[14]
Üzerinde kimse olmadığı halde düşman tarafından kaçıp gelen at bir müslümam çiğneyip öldürür veya bir müslüman düşmana atarken kurşun bir müslümana isabet edip öldürür veya müslüman-lar düşman önünden kaçarken bir hendeğe yuvarlanarak ya da köprüden aşağı düşerek ölürse, İmam Ebû Hanîfe ile İmam Muham med'e göre, yıkanıp öylece defnedilir. İmam Ebû Yusuf'a göre, böyle de olsa, yıkanmaz. Ebû Yusuf'un bu tesbit ve içtihadında kolaylık vardır. Sıkışık zamanlarda ona göre fetva vermek uygun olur.[15]
Bunun gibi, savaşta at, üzerindeki müslümam atıp ölümüne sebep olursa, yine iki imâma göre yıkanır. Ebû Yusuf'a göre yıkanmaz.
Düşman bayrağını görüp ürken atlardan düşüp ölen müslüman-ların durumu da böyledir.
Düşman kale içine sığınır da Müslüman askerler kaleyi kuşatıp içeri girmek için tırmanırken ayakları kayarak düşüp .ölecek olur-" larsa, hüküm yukarıda belirtilen gibidir. Yani iki imama göre yıkanır, İmam Ebû Yusuf'a göre yıkanmaz.
İslâm ordusu bozulup geriye ric'at ederken süvariler heyecan ve korkudan piyadeleri çiğneyip öldürürse, bu durumda da iki imama göre, ölenler yıkanır. Yine Ebû Yusuf'un görüş ve içtihadında bu hususta da kolaylık var.[16]
Düşmana hücum ederken hayvanından düşüp ölen müslümanm durumu da bu hükme girer.[17]
İki ordu karşıkarşıya gelir, fakat savaşmadan bazı kişiler ölür de vücudunda keskin bir âlet yaraşma raslanmazsa, yine aynı hükme göre amel edilir.[18]
Savaş meydanında raslanan ölü bir müslümanm vücudunda ölüme sebebiyet verecek hiçbir iz bulunmazsa, o takdirde şehîd sayılmaz. Bununla beraber ona şehid sevabı vardır. Kıyamet günü va-dedilen mükâfatlara inşaallah nail olacaktır. [19]
[1] Buharı : Müslim .- Tirenizi : Enes (R.A.)'den.
[2] Buharı - Müslim : Ebû Hüreyre (R.A.)'den.
[3] Sahih-i Müslim : Abdullah bin Amir (R.A.)'dan.
[4] Sahih-i Müslim : Ebû Katade (R.A.)'den.
[5] Ebû Dâvud İbn Hibban : Ebû Derdâ' (R.A.)'den.
[6] Bezzar - Beyhaki - Esbehânİ : Enes (R.A.)'den.
Celal Yıldırım, Kanaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/99-102.
[7] El-Aynî Şerhi Hidâye - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[8] El-Muhif - Radıyüddin Serahsi - El-Hülasa - El-Bedayi'.
Celal Yıldırım, Kanaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/102.
[9] Fazla bilgi için bak : Kitabu'l-Fıkhi Alft'l-Mezahibi'l-Arbaa.
Celal Yıldırım, Kanaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/102-104.
[10] Fetâvâ-yi Hindiyye - El-Bedayi' – Kâsani.
Celal Yıldırım, Kanaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/104.
[11] El-Kâfi - El-Muhit - Serahsî - Et-Tebyin - Zeylai.
Celal Yıldırım, Kanaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/104.
[12] Et-Tebyin - Zeylai.
Celal Yıldırım, Kanaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/104.
[13] El-Hidââye - Merğinanî - Mecmau'l-Enhür - Şehzade Daraad.
[14] Et-Tebyin - Zeylai - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[15] El-Muhit - Radıyüddin Serahsî - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[16] El-Muhit - Radıyüddin Serahsi - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[17] Bedayi-i Sanayi – Kasanı.
[18] Tatarhaniyye - Fetâvâ-yi Hindiyye.
[19] Celal Yıldırım, Kanaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 2/104-106.
İslami Okul Okulların En Önemlisi