Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 2. Sayfa - 043Sirketortakliklar

42.BÖLÜM.. 2

ŞİRKET (ORTAKLIK) 2

42.1. Tanımı 2

42.2. Meşruluğu. 2

42.3. Kısımları 2

42.3.1. Emlak Ortaklığı 2

42.3.1.1. İhtiyarî Emlak Ortaklığı 2

42.3.1.2. Cebrî Emlak Ortaklığı 2

42.3.2. Akid Ortaklığı 2

42.4. Rükûnları 2

42. 5. Hükmü. 2

42.6. Şirket Çeşitleri 3

42.6.1. 'Inân Ortaklığı 3

42.6.2.   Mufavada Ortaklığı 3

42.6.3. Vücûh Ortaklığı 3

42.6.4. Ebdân Ortaklığı 3


42.BÖLÜM

 

ŞİRKET (ORTAKLIK)

 

42.1. Tanımı

 

Şirket; «îhtilat» (birleştirme) manasındadır. Fakihler; bunu, «Sermaye ve kârda, iki ortak arasında yapılan akiddir.» diye ta­nımlamışlardır.

 

42.2. Meşruluğu

 

Ortaklık, Kitab, Sünnet ve icma ile meşrudur.

Kitab'da Allah Sübhanehû şöyle buyuruyor:

«Onlar üçte birde ortaktırlar.»  (Nisa: 12)

«Doğrusu ortakçıların çoğu birbirinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp, salih ameller işleyenler bunun dışındadır ki sa­yılan ne kadar azdır.» (Sa'd : 24)

Sünnette de, Rasûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle bu­yuruyor :

«Allah Teâlâ şöyle buyurur: «Ben biri diğerine ihanet etme­dikçe iki ortağın üçüncüsüyüm. Biri diğerine ihanet edince, ara­larından çıkarını.»

(Hadisi Ebû Davud, Ebû Hüreyre'den nakletmiştir.)

Zeyd şöyle demiştir; «Ben ve Berâ' ortak idik.»

(Hadisi Buhari kaydetmiştir.)

Alimler bu konuda icma etmişlerdir. (Bunu ibn Münzir nak­letmiştir.)

 

42.3. Kısımları

 

Ortaklık iki kışıma aynhr: Birinci kısım: Emlak ortaklığı. İkinci kısım: Akid ortaklığı.

 

42.3.1. Emlak Ortaklığı

 

Bu, birden daha çok kişinin, akid olmaksızın bir mala ma­lik olmasıdır.

Bu ya ihtiyarî veya cebrî olur:

 

42.3.1.1. İhtiyarî Emlak Ortaklığı

 

Bir malın iki kişiye hibe edilmesi veya vasiyet edilmesi, on­ların bunu kabul ederek hibe edilen veya vasiyet edilen şeye ortak olarak, ikisi birden malik olması gibi.

Yine; iki kişinin, kendi hesablarma bir şeyi satın almaları, böylece aralarında satm aldıkları şeyde mülk ortaklığının olma­sı gibi.

 

42.3.1.2. Cebrî Emlak Ortaklığı

 

Bu, mirasda olduğu gibi, mülkiyet ihdası için yapılmış bir fiil olmaksızın cebren, birden fazla kimsenin malı olduğu sabit olan şeydir. Bu ortaklık mirasçıların ihtiyarı olmaksızın sabit olur ve bu ortaklık, mülk ortaklığıdır.

Bu ortaklığın hükmü:

Hiç bir ortağın, diğerinin izni olmadan ortağının payında tasarrufta bulunması caiz değildir. Çünkü hiç birinin diğerinin payında herhangi bir yabancı gibi velayeti yoktur.

 

42.3.2. Akid Ortaklığı

 

iki veya daha çok kişinin, bir mal ve ondan elde edilen kâr­da ortak olduklarına dair akid yapmalarıdır.

 

42.4. Rükûnları

 

Bunun rükûnları îcab ve kabuldür, iki taraftan biri; «şu ve şu hususta seninle ortak oldum.» diğeri ise; «Kabul ettim.» der.

 

42. 5. Hükmü

Hanefiler, zikredilen şartlar yerine getirildiği zaman, aşağı­daki ortaklık çeşitlerini caiz görürler.

Malikîler, kredi ortaklığı dışında bütün ortaklıkları caiz gö­rürler.

Şafiiler, sermaye ortaklığı dışında bütün ortaklıkları caiz gö­rürler.

Hanbeliler ise, yetki ortaklığı dışında kalan ortaklıkları ca­iz görürler.

 

42.6. Şirket Çeşitleri

 

Aşağıdaki çeşitleri vardır:

a) Sermaye ortaklığı Clnân).

b) Yetki ortaklığı (Mufavada).

c) îş ortaklığı (Ebdân).

d) Kredi ortaklığı (Vücûh).

 

42.6.1. 'Inân Ortaklığı

 

Bu iki kişinin, kendi mallarında, onu işletme ve kârı pay­laşma üzerine ortak olmalarıdır. Bu ortaklıkta, ortakların mal veya kâr ya da tasarrufta eşit olmaları şart değildir.

Birinin diğerinden daha fazla mal koyması caizdir. Birinin diğer ortağından daha fazla mes'ul olması da caizdir. Kârda, eşit paya sahip olmaları da caizdir.

Eğer zarar edilirse, bu sermayeye göre paylaştırılır.

 

42.6.2.   Mufavada Ortaklığı

 

Aşağıdaki şartlar yerine getirilerek iki veya daha çok kişi­nin iş konusunda ortaklık anlaşması yapmalarıdır:

1- Malda eşitlik -. Eğer ortaklardan biri daha çok mal ko­yarsa, ortaklık sahih olmaz.

2- Tasarrufta eşitlik s Çocuk ile baliğin arasındaki ortak­lık sahih değildir.

3- Dinde eşitlik: Kâfir ile müslüman arasında yapılan or­taklık, sahih değildir.

4- Ortaklardan her birinin alım ve satımın gerekli kıldı­ğı şeyde diğerine vekil gibi kefil olması: Bir ortağın diğerinden daha çok tasarrufta bulunması sahih değildir.

Tüm bunlarda eşitlik sağlanınca, her ortak, diğerinin veki­li ve kefili olup, akid sebebiyle ortağının hakkını arar ve tüm tasarruflarında ona hesap sorar.

Hanefi ve Malikler bunu caiz görmüş, İmam Şafii ise bu ortaklığa cevaz vermemiş ve şöyle demiştir:

«Eğer bu ortaklık batıl olmasaydı, dünyada bildiğim herhan­gi bir batıl olmazdı. Çünkü bu akidin benzeri, Şeriat'te varid olmamıştır. Bu ortaklıkta ğarer (meçhullük) ve cehalet bulun­duğu için eşitliğin gerçekleşmesi güç bir iştir. Rivayet edilen; «Mufâvada ortaklığı yapın. Çünkü onun bereketi pek büyüktür.» ve «Mufavada ortaklığı yaptığınız zaman, bunu güzel yapın.» gi­bi hadislerden hiçbiri sahih değildir.»

imam Mâlik bu ortaklığı şöyle vasfeder: «Ortaklardan her-birinin diğerine kendisi varken ve yokken tasarruf yetkisini ver­mesidir. Böylece onun eli, kendi eli gibi olur.

Ortağı da sadece üzerine anlaştıkları malda onun ortağı olur. Bu ortaklıkta, maun eşit olması ve ortaklardan hiç birinin elin­de şirkete katmadığı hiç bir malın kalmamış olması şartı yoktur.

 

42.6.3. Vücûh Ortaklığı

 

Bir veya daha çok kişinin, sermayeleri bulunmaksızın nü­fuzlarına ve yapacakları ticarete güvenerek elde edeceklerini umdukları kâra ortak olmak üzere anlaşmalarıdır. Bu şirket, mal ve sanat bulunmaksızın zimmet üzere kurulmuştur.

Bu Hanefi ve Hanbelilere göre, amellerden olduğu için ca­izdir. Üzerine şirket akdi yapmak caizdir ve satın alacakları şey­de her ikisinin mülkiyetinin bulunması sahihtir.Kârı da, mülkdeki paylan oranında aralarında bölüşürler.

Şafiiler ve Malikîîer, -Ortaklık ancak ya sermayede ya da bir işte olur. Bunda İse her ikisi de yoktur.» diyerek bunu batıl saymışlardır.

 

42.6.4. Ebdân Ortaklığı

 

Bir işin ücretini anlaştıkları oranda paylaşmak üzere, iki ki­şinin herhangi bir işi yüklenme anlaşmasıdır.

Bu ortaklık çoğunlukla, marangozlar, demirciler, hamallar, terziler, boyacılar ve diğer zanaatkarlar arasında gerçekleşir.

Bu ortaklık, sahihtir. Marangozun marangozla ortak olması gibi ister aynı meslekten olsunlar, isterse de marangozun demir­ciyle ortak olması gibi değişik meslekler arasında olsun aynıdır.

Yine ister beraber çalışsınlar, isterse sadece biri çalışsın, ay­nıdır. Bu ortaklık «işler,» «bedenler,» «zanaatlar» ortaklığı ola­rak da isimlendirilir.

Bu ortaklığın cevazının delili Ebû Ubeyde'nin naklettiği şu hadistir: Abdullah (r.a.) şöyle demiştir: «Ben, Ammar ve Sa'd, Bedr hissesi üzere ortak olduk. Sa'd iki esir getirdi. Ben ve Ammar ise bir şey getiremedik.

(Hadisi Ebû Davud, Nesâi ve tbn Mâce kaydetmiştir.) «Ravdatu'n-Neddiyye» adlı kitabda bu konuda güzel sözler vardır. Aşağıda bunları naklediyoruz.

«Füru kitablannda ortaklık çeşitlerine dair vaki olan, 'ınân, erdân, mufâvada ve vücûh gibi isimler ne şer'i ne de lügavî isim­lerdir. Aksine bunlar yeni ortaya çıkmış ıstılahlardır.

İki kişinin mufâvada ortaklığı, istilahınm manasında oldu­ğu gibi mallarını birleştirip, ticaret yapmalarında bir engel yok­tur. Çünkü mal sahibinin, şeriatte haramlığı varid olan tasar­ruflarda bulunmadığı sürece malında dilediği gibi tasarruf yap­ma hakkı vardır. Mallarının eşit ve nakid olması şeklinde ko­şulan şartın bir değeri olduğuna delalet eden bir şey varid ol­mamıştır. Aksine mallarını birleştirmeleri ve ticaret yapmaya razı olmaları yeterlidir.

Yine, iki kişinin, ıstılahı olarak 'mân ortaklığının anlamın­da olduğu gibi, fiattaki paylan kadar, ondan pay sahibi olma­larında da bir engel yoktur. Bu ortaklık nübüvvet zamanında sabit olmuş ve sahabeden bir topluluk onu yapmıştır. Onlar bir şeyi satın alma hususunda ortak olurlar, her biri kıymetinin bir kısmını öder ve satılan malı biri veya her ikisi alırdı. Bu ortak­lıkta akdin ve mallan birbirine katmanın şart olduğuna dair, önemsenecek bir delil varid olmamıştır.

Yine iki kişiden birinin diğerine borç mal vererek vekil yap­ması, ticarette bulunması, kâra da her ikisinin ortak olmasında da (ıstılahdaki «vücûh kredi» ortaklığında olduğu gibi) bir be­is yoktur. Bunda da zikredilen şartlardan hiçbiri yoktur.»