Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 2. Sayfa - 052Vekalet

34. BÖLÜM.. 2

VEKALET. 2

34.1. Tanımı 2

34.2. Meşruluğu. 2

34.3.  Rükûnları 2

34.4. Şartlı ve Şartsız Vekâlet 2

34.5. Şartlar 2

34.5.1. Müvekkilinin Şartları 3

34.5.2. Vekilin Şartları 3

34.5.3. Vekil Tayin Edilen Şeyin Şartları 3

34.6. Vekaletin Caiz Olmadığı Şeyler 3

34.7. Vekil Emindir 3

34.7.1. Vekilin Müvekkili Aleyhine İkrarı 4

34.7.2. Dâvalar İçin Tayin Edilen Vekil, Malı Teslim Almaya Vekil Değildir 4

34.7.3. Kısasların Yerine Getirilmesi İrin Vekil Tayini 4

34.8. Alış - Veriş İçin Tayin Edilen Vekil 4

34.8.1. Vekilin Alalı Kendisine Salması 4

34.8.2. Satın Alma İrin Vekil Tayini 4

34.9. Vekalet Akdinin Sona Ermesi 5


34. BÖLÜM

 

VEKALET

 

34.1. Tanımı

 

Vekalet; «tasarruf ve idareyi devretme» manasmadır. «İşi­me Allah'ı vekil yaptım.» denir. «O'na bıraktım.» denmiş olur. «Koruma»ya da denir. Allah Teâlâ'nın; «Allah'a güvendik. O ne güzel vekil (muhafız) dir.» (Al-i İmrân : 173)âyeti bu manadadır.

Buradan bununla, niyabetin mümkün olduğu şeyde kişinin başkasını naib yapması kastedilmiştir.

 

34.2. Meşruluğu

 

İslâm, vekaleti, ona ihtiyaç duyulduğu için meşru kılmıştır. Herkes işlerini kendisi takibe kadir değildir ve kendisine niya-beten işlerini görmesi için başkasını vekil yapmaya ihtiyaç du­yar.

Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de Kehf ashabı hakkında şöyle buyuruyor: «Birbirine sorsunlar diye onları dirilttik. İçlerinden biri: «Ne kadar kaldınız?» diye sordu. «Bir gün veya daha az bîr müddet kaldık.» dediler. «Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz da­ha iyi bilir. Paranızla birinizi şehre gönderin, en iyi yiyecekle­re baksın ve size getirsin. Orada nazik davransın. Sakın sizi kim­seye duyurmasın.» dedi.»   (Kehf : 19)

Allah Teâlâ; Yusuf aleyhisselam'm Melik'e «Beni yeryüzü­nün hazinelerine vekil yap. Ben bilgin bir vekil (hafiz)im» (Yu­suf : 55) dediğini naklediyor.

Vekaletin caiz olduğunu ifade eden pek çok hadis gelmiş­tir. İşte bazıları: Nebi aleyhissslam Ebû Rafi'i ve ensardan bi­rini, Meymune'yi kendisine nikahlamaları için vekil tayin etti. Nebi aleyhisselam'ın dini işlerde, hadlerin isbatı ve tatbikinde vekil tayin ettiği, yine hayvanlar üzerine onların bakımını ve derilerini paylaştırma işini yerine getirmek için vekil tayin ettiği sabittr.

Müslümanlar vekaletin caiz, hatta müstehab olduğunda ic-ma etmişlerdir. Çünkü bu, Kur'ân'in çağırdığı ve sünnetin teş­vik ettiği; «Birr ve takva hususunda yardımlaşma» çeşitlerin­den biridir.

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: «Birr ve takva hususunda yar­dımlasın. Günah ve düşmanlık üzerinde yardımlasın ayın.» (Mal-de: 2)

Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem; «Kul, kardeşinin yardımına koştuğu sürece, Allah da kulunun yardımındadır.» bu­yuruyor.

«Bahr» kitabının yazan, vekaletin meşru olduğunda müslümanların icma ettiklerini nakletmiştir.

Vekaletin «niyabet» mi yoksa «velayet» mi olduğuna dair iki görüş vardır: Birincisine göre, «Sahibine (müvekkiline) muha­lefet haram olduğu için niyabettir.» İkincisine göre ise; «Veresi­ye ile satması emredildiği halde peşin satması gibi sahibine mu­halefeti caiz olduğu için velayettir.» denilmiştir.

 

34.3.  Rükûnları

 

Vekalet; «icab ve kabul» rükûnlarını yerine getirmeden sa­hih olmayan akidlerden biridir. îcab ve kabulde muayyen lafız­lar şart değildir. Aksine icab ve kabule delalet eden her söz ile vekalet gerçekleşir.

Akid yapanlardan herbirinin vekaletten vaz geçme hakkı vardır. Bu akid, bağlayıcı olmayan caiz akidlerden olduğu için, her halükarda bozulabilir

 id, bağlayıcı her halükarda bozulabilir.

 

34.4. Şartlı ve Şartsız Vekâlet

 

Vekâlet akdinin, bir vakit veya muayyen bir işle «sınırlı» ol­ması sahih olduğu gibi, «münciz» veya bir şartla «muallak* (bağ­lı) ya da «istikbale muzaf» olması da sahihtir.

Münciz'e misal: -Seni falan şeyi satın almaya vekil yaptım.» Şartla muallak'a misal: «Şu tamamlanırsa, sen benim veki-îimsin.-

Geleceğe muzaf vekâlete misal: -Ramazan ayı gelince be­nim vekilimsin.»

Sınırh vekalete misal s «Seni bir seneliğine veya şu işi yap­mak için vekil yaptım.» gibi...

Hanefi ve Hanbeliler bu görüştedir. Şafiiler ise; şarta bağlı (mullak) vekâletin caiz olmadığı görüşündedirler.

Vekâlette, vekillik ya ücretsiz veya ücret karşılığı olur. Çün­kü vekâlet, şart olmadığı halde başkası adına tasarrufta bulun­maktır. Bu iş için ücret alınması caizdir. Bu durumda müvek­kil, vekile belirli bir müddet geçmeden vekaletten vazgeçmesi­ni şart koşabilir.

Eğer akidde, vekile ücret tayin edilirse, vekil ücretli (ecir) sayılır ve vekil için «ecirdin hükümleri geçerli olur.

 

34.5. Şartlar

 

Vekâlet, şartları tamamlanmadıkça sahih olmaz. Bu şartla­rın bir kısmı müvekkile, bir kısmı vekile, bir kısmı da vekalet edilen şeye aittir.

 

34.5.1. Müvekkilinin Şartları

 

Müvekkilin, vekil tayin ettiği şeyde mutlak tasarrufa ma­lik olması şarttır. Eğer tasarrufa malik değilse — deli, mümey­yiz olmayan çocuk ise vekil tayin edilmesi sahih değildir. Müların, bizzat kendileri tasarrufa malik olmadıkları ve ehliyetleri bulunmadığı için başkalarını vekil tayin etmeleri sahih değildir. Mümeyyiz olan çocuğun, —hibenin, sadakanın, vasiyetin kabu­lü için vekil tayini gibi — kendisine yalnızca faydası olan tasar­ruflarda vekil tayin etmesi sahih olur.

Talak, hibe ve sadaka verme gibi kendisine sırf zaran bu­lunan tasarruflarda vekil tayin etmesi ise sahih olmaz.

 

34.5.2. Vekilin Şartları

 

Vekilin akıllı olması şarttır. Eğer deli, hasta ya da mümey­yiz olmayan çocuk ise vekil tayin edilmesi sahih değildir. Mü­meyyiz olan çocuğun vekil tayin edilmesi ise, — dünya işlerini bütün yönleriyle bilen baliğ kimse gibi olduğu için — Hanefile-re göre caizdir. Ümmü Seleme'nin oğlu Amr henüz baliğ olma­mış iken, annesini Allah Rasûlü aleyhisselam ile nikahlamıştır.

 

34.5.3. Vekil Tayin Edilen Şeyin Şartları

 

Vekil tayin edilen şeyin, vekil tarafından bilinmesi veya meç-kullüğünün aşırı olmaması şarttır. Ancak müvekkilin «Bana is-

tediğin şeyi satın al.» demesi gibi vekaleti mutlak tutması bu­nun dışındadır. Vekil tutulan şeyin niyabete müsait olması da şarttır.

Vekalet; kişinin kendisi adına akid yapması caiz olan (alış -veriş, satış, icare, borç isbatı, mal, husumet, kaza, sulh, şuf'a hakkını isteme ,hibe, sadaka, rehin alma, emanet verme ve al­ma, evlenme, boşanma, malları idare etme, gibi akidlerin tü­münde geçerlidir. Müvekkilin, hazır olup olmaması, kadın veya erkek olması birşey değiştirmez.

Buharî'nin rivayetine göre; Ebû Hüreyre tr.a.) şöyle demiş­tir: Bir adamın Nebi aleyhisselâm'dan bir yaşında bir deve ala­cağı vardı. Onu istemeye geîdi. Nebi aleyhisselam; «Onu verin.» buyurdu. Vermek için bir yaşında deve aradılar, fakat iki ya­şında bir deve buldular. Nebi aleyhisselam; «Onu verin.» buyur­du. Adam : «Bana fazlasıyla Ödedin Allah da sana fazlasıyla ver­sin.» dedi. Nebi aleyhisselam şöyle buyurdu : «Sizin en hayırlı­nız, ödemede en güzel davrananızdır.»

Kurtubi şöyle demiştir: «Bu hadis, sahih olmakla, sıhhatli ve hazır olan kimsenin vekil tayin etmesinin cevazına delalet eder. Nebi aleyhisselam, ashabına, borcu olan bir yaşındaki de­venin ona verilmesini emretmiştir. Bu olay, Nebi aleyhisselem'ın ne hasta ne de seyahatte olmadığı haîde onları vekil tayin et­tiğini gösterir. Yine bu, Ebû Hanife ve Şehnun'un «hazır olan ve sıhhatli bulunan kimsenin, hasmının rızası olmadan vekil ta­yin etmesi caiz değildir.» sözlerini reddeder. Hadis, ikisinin bu görüşünün hilafınadır.»

 

34.6. Vekaletin Caiz Olmadığı Şeyler

 

Fakihler, vekaletin caiz olduğu şeyleri belirleyerek şöyle de­mişlerdir : «Kişinin kendisinin akid yapmasının caiz olduğu tüm akidlerde, başkasını vekil tutması caizdir.»

Vekaletin caiz olmadığı şeyler ise, namaz, yemin, temizlik gibi niyabete dahil olmayan tüm amellerdir. Bu hallerde kişinin başkasını vekil tayin etmesi caiz değildir. Çünkü bunların ama­cı, deneme ve imtihandır ve bu amaç başkasının yapmasıyla ha­sıl olmaz.

 

34.7. Vekil Emindir

 

Vekalet tamam olunca ,vekil vekil yapıldığı şeyde «emin. olur. ihmal ve kastı bulunmadıkça o şeyi tazmin etmez. Diğer eminlerde olduğu gibi, onun telef olması hakkındaki vekilin sö­zü kabul edilir.

Davalar İçin Vekil Tayini

Borç, mallar ve diğer kul haklarının isbatı için hasımların vekil tayini sahihtir. Müvekkilin davalı veya davacı olması eşit­tir. Erkek veya kadın olması, hasmının razı olup olmaması da aynıdır. Çünkü davada bulunmak (muhâseme) müvekkilin ha­lis hakkıdır. Onun bu işi kendisinin yüklenmesi hakkı olduğu gibi, başkasını vekil tayin etmesi de hakkıdır.

Vekilin, mahkemede müvekkili lehine hüküm verilen malı kabza (teslim almaya) hakla var mıdır? Yine vekil, müvekkili aleyhine ikrara malik midir? Bu soruların cevabı aşağıda gele­cektir :

 

34.7.1. Vekilin Müvekkili Aleyhine İkrarı

 

Vekilin, hadler ve kısas konusunda müvekkili aleyhine ik­rarda bulunması mutlak olarak kabul edilmez. Bunun kaza (hü­küm) meclisinde veya başka bir yerde olması aynıdır.

Hadler ve kısas dışında yapılan ikrara gelince, imamlar bu­nun kaza meclisi (duruşma) dışında kabul edilmeyeceğinde ii-tifak etmişlerdir. Kaza meclisinde ikrarı konusunda ise ihtilaf etmişlerdir. Üç imam : «Bunun sahih olmayacağını, çünkü ma­lik olmadığı (yetkisi bulunmadığı) bir şeyde ikrarda bulundu­ğunu» söylemiştir. Ebû Hanife ise : «Müvekkilin kendi aleyhin­de ikrarda bulunmamasını şart koşması dışmda, sahih olur» demiştir.

 

34.7.2. Dâvalar İçin Tayin Edilen Vekil, Malı Teslim Almaya Vekil Değildir

 

Davalar için tayin edilen vekil, yalnız, davada bulunmaya ve muhakeme olmaya yetkili olup, hakların teslim alınmasında «emin» olmadığı için malı teslim almaya yetkili değildir.

Bu, müvekkilin lehine hükmedilen malı vekilin teslim alma yetkisinin bulunduğu görüşünde olan Hanefilerin aksine üç ima­nım görüşüdür. Hanefiler, bunun muhakemeleşmenin tamamı­na dahil olduğunu ve onsuz muhakemenin sona ermediğini söy­lemişler, bu konuda da müvekkil gibi değerlendirileceği görü­şüne sahip olmuşlardır.

 

34.7.3. Kısasların Yerine Getirilmesi İrin Vekil Tayini

 

Kısasların yerine getirilmesi için vekil tayini, alimlerin ih­tilaf ettiği konulardandır.

Ebû Hanife; «Müvekkil hazır bulunmadıkça sahih olmaz. Ha­zır bulunmadığı zaman, hak sahibinin o olması ve şayet hazır bulunursa affetmesinin muhtemel olması sebebiyle şüphe bulun­duğundan dolayı kısas yerine getirilemeyeceği için, vekil tayini caiz değildir.» demiştir.

Mâlik ise şöyle demiştir: «Müvekkil hazır bulunmasa bile caizdir.»

Bu aynı zamanda Şafii'den nakledilen görüşlerin en sa­hihi ve Ahmed'den yapılan iki rivayetin de zahir olanıdır.

 

34.8. Alış - Veriş İçin Tayin Edilen Vekil

 

Birisi başkasını, bir şeyini satması için (muayyen bir fiatla, peşin veya veresiye olması için kayıtlandırmadan) mutlak ola­rak vekil tayin ederse, vekilin o malı, piyasa fiatı ile ve peşin satması gerekir. Eğer onu halkın benzerlerine verdiği fiattan ek­sik olarak, ya da veresiye satarsa, bu satış müvekkilin rızası ol­madıkça caiz olmaz. Çünkü bu, müvekkilin maslahatına aykırı­dır. Bu satıştan dönebilir. Mutlak vekaletin manası, vekilin di­lediği şeyi yapması demek değildir. Aksine bunun anlamı, tüc­carlar arasında ma'ruf oiana uyarak müvekkile en kârlı olacak şekilde satış yapması demektir.

Ebû Hanife şöyle demiştir:«Vekilin, malı dilediği gibi pe­şin veya veresiye, piyasa fiatı altında, halkın benzerlerine ver­diği fiattan daha aşağı, şehrin parası ile veya başka paraya karşılık satması caizdir. Çünkü mutlak (sınırsız)  vekaletin an­lamı budur ve insan malik olduğu şeylerin bir kısmını satma­da ihlasa teşvik edilmiştir. İsterse bu çok düşük fiatla olsun.» Bu hükümler, vekalet mutlak olduğu zamandır. Vekalet şartlı tmukayyedJ olduğunda ise; vekilin, müvekki­lin kayıd koyduğu hususlara riayet etmesi gereklidir. Müvekkil için daha hayırlı olanı sağlamada muhalefet etmesi dışında, ve­kilin müvekkile muhalefeti caiz değildir. Vekil, muayyen bir fi­atla kayıtlandığı zaman, ondan daha fazlaya satarsa veya onu veresiye satmasını söylediği halde peşin satarsa, bu satış sahih olur. Şartlara muhalefeti, müvekkilin yararına olmadığı zaman; Şafiilere göre tasarrufu batıl olur. Hanefiler ise, bu tasarrufun müvekkilin rızasına bağlı olduğunu ve eğer onaylarsa sahih, ak­si takdirde batıl olacağını söylemişlerdir.

 

34.8.1. Vekilin Alalı Kendisine Salması

 

Kişi, birşeyi satmaya vekil tayin edildiği zaman, onu satın alması caiz midir?

Malik; vekilin, vekil olduğu malı, fiatının fazlasıyla satın almasının (kendisine satmasının) caiz olduğunu söylemiştir. Ebû Hanife, Şafii ve kendisinden yapılan iki rivayetin en zahir ola­nına göre Ahmed; vekilin kendisine satm almasının sahih ol­madığım, çünkü kişinin tabiatının ucuz olarak satın almaya ha­ris olduğunu, müvekkilin arzusunun ise daha fazla fiata satma­ya gayret sarfetmesi olduğunu ve dolayısıyla bu iki arzunun bir­birine zıt bulunduğunu söylemişlerdir.

 

34.8.2. Satın Alma İrin Vekil Tayini

 

Satın alma için tayin edilen vekilin, eğer müvekkilin koş­tuğu şartlar ile sınırlandırılmış ise, bu şartlara riayet etmesi vacibtir. Şartların, satın alınan mala veya fiata ilişkin olması eşit­tir. Eğer bunlara aykırı davranır ve satın, almasını istediği mal­dan başkasını satın alır veya müvekkilin ta'yin ettiği fiattan faz­lasıyla satın alırsa, aldığı mal kendisinin olur, müvekkilin değil. Eğer muhalefeti müvekkile daha faydalı ise, caizdir.

Urve el-Bâriki (r.a.)'dan rivayete göre: Nebi aleyhisselam ona kurbanlık, bir koyun satın alması için bir dinar verdi. O da bununla iki koyun alıp, birini bir dinara sattım. Bir koyun ve bir dinarı Nebi aleyhisselam'a getirdi. Nebi aleyhisselam onun alış-verişinin bereketli olması için duada bulundu. Artık, top­rak satın alsa, onda kâr ederdi.» (Hadisi Buharı, Ebû Dâvûd ve Tirmizi kaydetmşitir.)

Bu hadise göre; vekilin, mal sahibi kendisine «Bu bir dinar­la bir koyun al» dediği ve onu vasıflandırdığı zaman, onunla anı­lan sıfata sahip iki koyun satın alması caizdir. Çünkü müvek­kilin amacı gerçekleşmiş ve vekil onun faydasına olarak ilave­de de bulunmuştur. Eğer müvekkil vekile bir dirheme bir ko­yun satmasını emretse, o da bunu iki dirheme satsa veya bir dirheme satın almasını istese o da onu yarım dirheme satın al­sa, bu (Nevevî'nin «Ziyade'ür-Ravza da naklettiği gibi» Şafiile­re göre sahihtir.

Vekalet mutlak ise, vekilin, malı piyasa fiatından daha faz­lasıyla veya fahiş zararla satın alması caiz değildir. Buna aykırı davrandığı zaman, tasarrufu müvekkili bağlamaz ve aldığı malı vekil kendisine almış olur.

 

34.9. Vekalet Akdinin Sona Ermesi

 

Vekalet akdi aşağıdaki sebeplerle sona erer:

1) Akid yapanlardan birinin ölmesi veya delirmesi: Çünkü vekalette «hayat» ve «akıl» şarttır. Ölüm veya deli­lik meydana geldiği zaman, vekaletin sıhhat şartı ortadan kalk­mış olur.

2) Vekalet ile amaçlanan işin sona ermesi:

Çünkü amaçlanan iş sona erince, bu durumda vekalet ma­nasız olur. (Artık ona ihtiyaç kalmaz.)

3) Müvekkilin vekili azletmesi:

Habersiz bile olsa böyledir. Hanefiler; «Vekilin azledildiğini bilmesi gerektiği» görüşündedirler. Öğrenmeden önceki tasarruf­ları, — bütün hükümlerde — azlinden önceki tasarrufları gibidir.

4) Vekilin kendisini azletmesi:

Müvekkilin, vekilin kendisini azlettiğini bilmesi veya bunun, onun huzurunda olması şart değildir. Hanefîler bunu, müvekkil zarara uğramasın diye şart koşmuşlardır.

5) Vekil tayin edilen malın, müvekkilin mülkünden çıkması.