Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 6. Sayfa - 052Vekalet

Vekâlet Bahsi:

 

însanın bizzat yapabileceği her işte, başkasını tevkil etmesi câ-izdir. Bütün haklar ve ispatlarında vekil edinmek caiz olur. Hakkı -Jalmak için, vekil edinmek caizdir. Ancak hadlar (cezalar) ve kısaslar^ da kendisi olmadığı halde vekil edinemez.

Ebû Hanife (R.A.) dedi ki: Husumetlerde, hasmın rızası olmaz­sa, vekil tutmak caiz olamaz, ancak müvekkil hasta veya üç gün ve daha fazla bir mesafede,ise, hasmın rızası olmasa dahi vekil tutabilir.

Ebû Yusuf ve ,îmam-ı Muhammed (E.A.) dediler ki: Hasmın rı­zası olmazsa bile, vekil tutmak caizdir.            .

Vekil edinmenin şartlarındandır ki; müvekkil (yckil edinen) ta-"sar/uf edenlerden ve kendisine ahkâm lâzım   gelenlerden   olmalıdır. Vekil ise akdin ne olduğunu bilip kastedenlerden olmalıdır. (Yâni i&i-si de âkil, baliğ ve müslüman gibi vasıflara hâiz olmalıdır.) (ergenleşen) nur veya rae'zun olan ûir kimse, oenzennı ve­kil edinirse caiz olur.

Eğer ticaret yapmaktan memnu, yalnız alışverişin ne olduğunu  bilen bir gocuğu veya hacr (tasarruftan men) altında bulunan bir kö­leyi vekil edinirlerse, caiz olur. Vekil edilen çocuk ve köleye değil, an­cak müvekillerîne hak taallûk eder.

Vekillerin yaptığı muameleler, iki kısma ayrılır.                    .

1-Vekilin nefsine izafe ettiği (yâni kendim için yapıyorum de­diği) satış, alış ve icar gibi muameledir, bu akitlerin haklan vekile aittir, müvekkille hiç bir ilgisi yoktur. Vekil satılan malı müşteriye teslim eder, parasını alır, satın aldığı zaman para kendisinden istenir, satın aldığı malı kabullenir kusuru varsa geri vermek için mücadele eder, (v.s.)

2- Müvekkiline izafe ettiği  (onun için yapıyorum dediği)  mü­vekkili için nikâh kabullenmek, hul' (para ile boşanmak) yapmak ve kasden akıtılan kandan ötür sulh yapmak gibi muamelelerde haklar müvekkile taallûk eder, vekil ile hiç bir ilgisi yoktur. O halde hanım kocasının vekilinden mihrini istemez. Hanımın vekili, onu kocasına teslim etmekle mükellef değildir.

Müvekkil parayı istediği zaman, müşteri ona vermezlik yapabilir, verdiği takdirde de caiz olur. Vekil ikinci bir defa o parayı isteyemez. Bir kişiyi bir şeyi almaya vekil yaparsa, o şeyin, cinsinji, sıfatını ne kadar para edeceğini belirtmelidir. Ancak umumî bir vekâlet ver­diği takdirde, gördüğünü bana al», diyecektir.

Vekil, satın aldığı malı teslim aldıktan sonra kusurlu olduğunun farkına varırsa, ve mal da daha elinde ise kusurundan Ötürü geri çe­virebilir.

Eğer satın alman hayvanı müvekkile teslim etmişse ancak onun izniyle geri verebilir.

Sarrafta para bozdurmak ve parayı seleme vermek akitlerde de vekil edinmek caiz olur. (Bu iki surette) vekil, karşı taraftan daha ma­lı almazdan evvel aynlırsa âkid bâtıl olur. Müvekkilin ayrılmasına ise itibar olunmaz.

Satın almak hususunda vekil edilmiş zat, parayı cebinden verip satın alınan malı alırsa o malı müvekkile vererek parasıru ondan ala­bilir. Eğer satın alman mal yanında hapsetmeden helak olursa mü­vekkilden gider. Vekilin parası düşmez. Vekil, parasını müvekkilden alıncaya kadar, satın aldırı malı hapsetmeye yetkisi vardır.

r Eğer malı parasını almak için, hapsedip, mal helak olursa Ebû Yusuf (R.A.) a göre, rehindeki mesuliyet, [1] İmam-ı Muhammed (R. A.) e göre, satılmış hayvanın mesuliyeti gibi mesul olur.

tki vekil tuttuğu zaman, ikisinden birisi diğerinin bulunmadığı bir sırada beraberce vekil olundukları dâvada tasarrufu caiz olamaz. Ancak husumet, parasız olarak ailesini boşamak, kölesini parasız azat etmek, yanındaki emaneti sahibine iade etmek veya borcunu vermek için vekil edinmişseler birisi bulunmadığı yerde diğeri tek başına bu gibi tasarrufları yapabilir. Vekil, vekil olunduğu işte başkasını vekil edinemez, ancak müvekkil vekil edinmesine ifci.ı vermişse veya ken­disine; «bildiğin gibi yap» demiş ise (ikinci vekili tutabilir). Eğer bi­rinci, vekil müvekkilinin izni olmaksızın ikinci bir vekil tutar. İkinci vekil, müvekkili (birinci vekilin) huzurunda muamele yaparsa caiz olur. Eğer esas vekil olmadığı bir zamanda âkid.yapar, birinci vekil de onun yaptığı akdi caiz kılarsa, akdi caiz olur.

Müvekkil, vekili vekâletten azledebilir. Eğer vekile, azil haberi ulaşmamışsa, haberi alıncaya kadar vekilliğine devam eder ve tasarru­fu caizdir.

Müvekkilin ölümü, devamlı deliliği ve darülharbe mürted ola­rak iltihakiyle vekâlet akdi bozulur. KendisiyJe kitabet muamelesi [2] yapılan köle birisini vekil tutar da sonra söz olunan parayı vermek­ten âciz olursa veya ticaret etmeye mezun kılman köle vekil tutar da sonra hacr [3] altına .alınırsa veya iki ortak vekil edinip bilâhare-ay-rıhrlarsa, bütün bu şekillerde vekâlet akdini bozarlar, ister vekilin haberi olsun, ister olmasın. Vekil öldüğü veya daimî bir deliliğe tutul­duğu zaman vekâleti bozulur. Eğer darülharbe: mürted olarak iltihak ederse, müslüman olup geri gelinceye kadar tasarrufları caiz ola­maz.

Herhangi bir şeyde çalıştırmak için vekil tuttuktan sonra, bizzat kendisi o şeyde tasarruf ederse vekâlet akdi bozulur.

Ebû Hanife (R.A.) ye göre, alışverişte vekil olan zat, babası, de­desi; evlâdı, torunu, ailesi, kölesi ve kitâbetlislyle müvekkili namına alış veriş yapamaz.

Ebû Yusuf ve Muhammed (R.A.) "kölesi ve kitabetlisi hariç di­ğerlerinden günlük fiyatiyle satın alabilir» dediler. Ebû Hanife (R.A.) ye göre, alışverişe vekil edilen bir kişinin az ve çokla satışı caiz olur, Ebü Yusuf ve Muhammed (R.A.) dediler ki;......

Halkın benzerine kanmadığı bir azlıkla satarsa satışı caiz olamaz. J

Satın alınmaya vekil edilen bir kimse, normal kıymetin benzeri ve halkın kanabileceği bir fazlalıkla satın alması caiz olur. Halkın kanmıyacağı bir fazlalıkla satın alırsa caiz olamaz. Halkın kanmıya-cağı miktar: Eksperlerin (fiyat verenlerin) tahminlerine sığmayan miktardır.                       ,                     " .

Malın satışına vekil edilmiş şahıs, satın alana kefil olduğu zaman kefaleti bozuktur.

Efendi, kölesinin satışına birisini vekil yapar o da, kölenin yarı­sını satarsa, Ebû Hanifeye göre, bu satış caiz olmuştur. Bir kölenin satın alınmasına vekil eder o da, kölenin yarısını alırsa, o satın alın­ma muamelesi müvekkilin caiz kılmasına bağlıdır; diğer yarısını da alırsa müvekkile hepsinin kabul edilmesi lâzım olur. On batman eti Ur dirhemle almaya vekil edildiği zaman, o da, yirmi batman eti bir dirhemle satın alırsa —ki o gibi etin on batmanı bir dirhemle satılır— Ebü Hanifeye göre; müvekkil bu etten on batmanı yarım dirhemle kabul eder.

Ebû Yusuf ve Muhammed (R.A.) «Yirmi batmanın hepsini ala­caktır» dediler. Belli bir şeyi almak için, vekil tutarsa artık vekil o malı öz nefsine alamaz. Belli etmediği bir köleyi satın almak için ve-kiİ edildiği zaman, bir köleyi satın alırsa, o köle vekilindir. Meğer ki, müvekkili için almasını niyyet eder veya müvekkilinin parasiyle sa­tın alırsa (o zaman köle müvekkilin olur.)

Husumette vekil olan bir zat, Ebû Hanife, Ebû Yusuf ve Mu­hammed (R.A.) e göre, sadece teslim almak vekilidir. Ebû Hanife (R. A.) ye göre; borcu almak için vekil tutulan bir zat, husumet için de vekildir. Vekil, Kadı'nm huzurunda dâvayı müvekkilinin aleyhinde ikrar ettiği zaman, ikrarı caiz olur. Ebû Hanife ve Muhammed'e göre, Kadı'nın yanında olmadığı takdirde vekilin müvekkili aleyhindeki ik­rarı caiz olamaz ve vekil bu ikrariyle dâva vekilliğinden çıkmış olur. Ebû Yusuf (R.A.) dedi ki; Kadı'dan başka olan zatların yanındaki ik­rarı 3a caizdir.

Kayıp şahsın alacağını tahsilde vekili olduğunu iddia eden    bir kimseyi, borçlu da doğrularsa, parayı ona teslim etmekle emrohmur...doğrularsa hakkım almış sayılır.-Doğrulamazsa, yeniden borçlu alacağını vermeye zorlanır.' Evvelce vekile verdiği mal daha mevcut ise, malını vekilden geri alır. Kişi, «sendeki emane­tim almak için falanın vekiliyim» dese, emanetçi de onu tasdik eder­se, emaneti ona teslim et diye emanetçi zorlanamaz.

 



[1]   Omalın kıymet ve pahasından hangisi azsa o itibar olunur. Mesela: pahası on beş kıymeti on ise. vekil müvekkilden beg alır, yâni onda k«ıdilığm-den alır, üstüne koyar böylece mal sahibine on beş   verir.    (Biraz   değişiklikle

(Cevhere)

 

[2] Kitabet: Elden para alıp köleyi azat etmek veya borçla azat etmek de­mektir.                                     

(Meydanı)

[3] Her türlü muamele yapmaktan menetmek demektir.