Fikih - 6. Sayfa - 052Vekalet
Vekâlet Bahsi:
însanın bizzat yapabileceği her işte, başkasını tevkil etmesi câ-izdir. Bütün haklar ve ispatlarında vekil edinmek caiz olur. Hakkı -Jalmak için, vekil edinmek caizdir. Ancak hadlar (cezalar) ve kısaslar^ da kendisi olmadığı halde vekil edinemez.
Ebû Hanife (R.A.) dedi ki: Husumetlerde, hasmın rızası olmazsa, vekil tutmak caiz olamaz, ancak müvekkil hasta veya üç gün ve daha fazla bir mesafede,ise, hasmın rızası olmasa dahi vekil tutabilir.
Ebû Yusuf ve ,îmam-ı Muhammed (E.A.) dediler ki: Hasmın rızası olmazsa bile, vekil tutmak caizdir. .
Vekil edinmenin
şartlarındandır ki; müvekkil (yckil edinen) ta-"sar/uf edenlerden ve
kendisine ahkâm lâzım gelenlerden olmalıdır. Vekil ise akdin ne olduğunu bilip
kastedenlerden olmalıdır. (Yâni i&i-si de âkil, b
Eğer ticaret yapmaktan memnu, yalnız alışverişin ne olduğunu bilen bir gocuğu veya hacr (tasarruftan men) altında bulunan bir köleyi vekil edinirlerse, caiz olur. Vekil edilen çocuk ve köleye değil, ancak müvekillerîne hak taallûk eder.
Vekillerin yaptığı muameleler, iki kısma ayrılır. .
1-Vekilin nefsine izafe ettiği (yâni kendim için yapıyorum dediği) satış, alış ve icar gibi muameledir, bu akitlerin haklan vekile aittir, müvekkille hiç bir ilgisi yoktur. Vekil satılan malı müşteriye teslim eder, parasını alır, satın aldığı zaman para kendisinden istenir, satın aldığı malı kabullenir kusuru varsa geri vermek için mücadele eder, (v.s.)
2- Müvekkiline izafe ettiği (onun için yapıyorum dediği) müvekkili için nikâh kabullenmek, hul' (para ile boşanmak) yapmak ve kasden akıtılan kandan ötür sulh yapmak gibi muamelelerde haklar müvekkile taallûk eder, vekil ile hiç bir ilgisi yoktur. O halde hanım kocasının vekilinden mihrini istemez. Hanımın vekili, onu kocasına teslim etmekle mükellef değildir.
Müvekkil parayı istediği zaman, müşteri ona vermezlik yapabilir, verdiği takdirde de caiz olur. Vekil ikinci bir defa o parayı isteyemez. Bir kişiyi bir şeyi almaya vekil yaparsa, o şeyin, cinsinji, sıfatını ne kadar para edeceğini belirtmelidir. Ancak umumî bir vekâlet verdiği takdirde, gördüğünü bana al», diyecektir.
Vekil, satın aldığı malı teslim aldıktan sonra kusurlu olduğunun farkına varırsa, ve mal da daha elinde ise kusurundan Ötürü geri çevirebilir.
Eğer satın alman hayvanı müvekkile teslim etmişse ancak onun izniyle geri verebilir.
Sarrafta para bozdurmak ve parayı seleme vermek akitlerde de vekil edinmek caiz olur. (Bu iki surette) vekil, karşı taraftan daha malı almazdan evvel aynlırsa âkid bâtıl olur. Müvekkilin ayrılmasına ise itibar olunmaz.
Satın almak hususunda vekil edilmiş zat, parayı cebinden verip satın alınan malı alırsa o malı müvekkile vererek parasıru ondan alabilir. Eğer satın alman mal yanında hapsetmeden helak olursa müvekkilden gider. Vekilin parası düşmez. Vekil, parasını müvekkilden alıncaya kadar, satın aldırı malı hapsetmeye yetkisi vardır.
r Eğer malı parasını almak için, hapsedip, mal helak olursa Ebû Yusuf (R.A.) a göre, rehindeki mesuliyet, [1] İmam-ı Muhammed (R. A.) e göre, satılmış hayvanın mesuliyeti gibi mesul olur.
tki vekil tuttuğu zaman, ikisinden birisi diğerinin bulunmadığı bir sırada beraberce vekil olundukları dâvada tasarrufu caiz olamaz. Ancak husumet, parasız olarak ailesini boşamak, kölesini parasız azat etmek, yanındaki emaneti sahibine iade etmek veya borcunu vermek için vekil edinmişseler birisi bulunmadığı yerde diğeri tek başına bu gibi tasarrufları yapabilir. Vekil, vekil olunduğu işte başkasını vekil edinemez, ancak müvekkil vekil edinmesine ifci.ı vermişse veya kendisine; «bildiğin gibi yap» demiş ise (ikinci vekili tutabilir). Eğer birinci, vekil müvekkilinin izni olmaksızın ikinci bir vekil tutar. İkinci vekil, müvekkili (birinci vekilin) huzurunda muamele yaparsa caiz olur. Eğer esas vekil olmadığı bir zamanda âkid.yapar, birinci vekil de onun yaptığı akdi caiz kılarsa, akdi caiz olur.
Müvekkil, vekili vekâletten azledebilir. Eğer vekile, azil haberi ulaşmamışsa, haberi alıncaya kadar vekilliğine devam eder ve tasarrufu caizdir.
Müvekkilin ölümü, devamlı deliliği ve darülharbe mürted olarak iltihakiyle vekâlet akdi bozulur. KendisiyJe kitabet muamelesi [2] yapılan köle birisini vekil tutar da sonra söz olunan parayı vermekten âciz olursa veya ticaret etmeye mezun kılman köle vekil tutar da sonra hacr [3] altına .alınırsa veya iki ortak vekil edinip bilâhare-ay-rıhrlarsa, bütün bu şekillerde vekâlet akdini bozarlar, ister vekilin haberi olsun, ister olmasın. Vekil öldüğü veya daimî bir deliliğe tutulduğu zaman vekâleti bozulur. Eğer darülharbe: mürted olarak iltihak ederse, müslüman olup geri gelinceye kadar tasarrufları caiz olamaz.
Herhangi bir şeyde çalıştırmak için vekil tuttuktan sonra, bizzat kendisi o şeyde tasarruf ederse vekâlet akdi bozulur.
Ebû Hanife (R.A.) ye göre, alışverişte vekil olan zat, babası, dedesi; evlâdı, torunu, ailesi, kölesi ve kitâbetlislyle müvekkili namına alış veriş yapamaz.
Ebû Yusuf ve Muhammed (R.A.) "kölesi ve kitabetlisi hariç diğerlerinden günlük fiyatiyle satın alabilir» dediler. Ebû Hanife (R.A.) ye göre, alışverişe vekil edilen bir kişinin az ve çokla satışı caiz olur, Ebü Yusuf ve Muhammed (R.A.) dediler ki;......
Halkın benzerine kanmadığı bir azlıkla satarsa satışı caiz olamaz. J
Satın alınmaya vekil
edilen bir kimse, normal kıy
Malın satışına vekil edilmiş şahıs, satın alana kefil olduğu zaman kefaleti bozuktur.
Efendi, kölesinin satışına birisini vekil yapar o da, kölenin yarısını satarsa, Ebû Hanifeye göre, bu satış caiz olmuştur. Bir kölenin satın alınmasına vekil eder o da, kölenin yarısını alırsa, o satın alınma muamelesi müvekkilin caiz kılmasına bağlıdır; diğer yarısını da alırsa müvekkile hepsinin kabul edilmesi lâzım olur. On batman eti Ur dirhemle almaya vekil edildiği zaman, o da, yirmi batman eti bir dirhemle satın alırsa —ki o gibi etin on batmanı bir dirhemle satılır— Ebü Hanifeye göre; müvekkil bu etten on batmanı yarım dirhemle kabul eder.
Ebû Yusuf ve Muhammed (R.A.) «Yirmi batmanın hepsini alacaktır» dediler. Belli bir şeyi almak için, vekil tutarsa artık vekil o malı öz nefsine alamaz. Belli etmediği bir köleyi satın almak için ve-kiİ edildiği zaman, bir köleyi satın alırsa, o köle vekilindir. Meğer ki, müvekkili için almasını niyyet eder veya müvekkilinin parasiyle satın alırsa (o zaman köle müvekkilin olur.)
Husumette vekil olan bir zat, Ebû Hanife, Ebû Yusuf ve Muhammed (R.A.) e göre, sadece teslim almak vekilidir. Ebû Hanife (R. A.) ye göre; borcu almak için vekil tutulan bir zat, husumet için de vekildir. Vekil, Kadı'nm huzurunda dâvayı müvekkilinin aleyhinde ikrar ettiği zaman, ikrarı caiz olur. Ebû Hanife ve Muhammed'e göre, Kadı'nın yanında olmadığı takdirde vekilin müvekkili aleyhindeki ikrarı caiz olamaz ve vekil bu ikrariyle dâva vekilliğinden çıkmış olur. Ebû Yusuf (R.A.) dedi ki; Kadı'dan başka olan zatların yanındaki ikrarı 3a caizdir.
Kayıp şahsın alacağını tahsilde vekili olduğunu iddia eden bir kimseyi, borçlu da doğrularsa, parayı ona teslim etmekle emrohmur...doğrularsa hakkım almış sayılır.-Doğrulamazsa, yeniden borçlu alacağını vermeye zorlanır.' Evvelce vekile verdiği mal daha mevcut ise, malını vekilden geri alır. Kişi, «sendeki emanetim almak için falanın vekiliyim» dese, emanetçi de onu tasdik ederse, emaneti ona teslim et diye emanetçi zorlanamaz.
[1] Omalın kıymet ve pahasından hangisi azsa o itibar olunur. Mesela: pahası on beş kıymeti on ise. vekil müvekkilden beg alır, yâni onda k«ıdilığm-den alır, üstüne koyar böylece mal sahibine on beş verir. (Biraz değişiklikle
(Cevhere)
[2] Kitabet: Elden para alıp köleyi azat etmek veya borçla azat etmek demektir.
(Meydanı)
[3] Her türlü muamele yapmaktan menetmek demektir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi