Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Zekat - 6. Sayfa - 014Zekat

Zekât Bahsi:

 

Âkil, baliğ ve hür müslümana, serveti tamamen kendisinin olduğu halde nisaba (zekât düşecek jniktara) yetişmiş ve üzerinden bir sene geçmiş ise, zekât farz olur. Çocuk, deli ve tam hür olmayan köleye ser­vetini kaplayıcı bir borca sahip olan bir kimseye zekât düşmez. Eğer ma­lı borcundan fazla İse ve fazlası da, nisaba yetişiyorsa fazlasının zekâtı­nı verecektir. Oturmak için yapılan evlerde, şahsî elbiselerde, ey eşyala­rında, binek hayvanlarında, hizmetçi kölelerde ve Özel silâhlarda zekât yoktur. Zekâtın verilmesi ancak verirken veya verilmek için ayırt edilir­ken beraberinde niyet olursa caiz olur. Zekâta niyet etmiyerek bütün servetini sadaka veren kişiden zekât farzı düşer.

 

   Deve Zekâtının Bahsi

 

Beşten az olan develerde zekât yoktur.   Ağzıyla yaylayan beş deve üzerinde bir sene geçerse, dokuza kadar bir koyun zekât olarak verilir. Ondan on dört oluncaya kadar iki koyun verilir. On beşten on dokuza kadar üç, yirmiden yirmi dörde ,kadar dört verilir. Yirmi beşten otuz be­şe kadar bir «Bjntü mahad» (bir yaşını doldurup ikinci yaşına  basmış deve) verilecektir. Otuz altıdan kırk beşe kadar bir «Bintü lebun»   (iki yasını doldurup üçüncü yaşına giren deve) verilecektir.  Kırk altı deve olunca altmışa kadar bir «Hıkka» (üç yaşını tamamlayıp dördüncü yaşı­na giren deve) verilecektir. Altmış bir olunca yetmiş beşe kadar bir «Ce-ze'a» (dört 5 aşını doldurmuş beş yaşına girmiş deve) verilecektir. Yet­miş altı olunca doksana kadar iki «Bintü lebun» verilecektir. Doksan bir olunca yüz yirmiye kadar iki «Hıkka» verilecektir. Yüz yirmiden sonra hüküm değişir, o zaman yüz yirmi beşte iki Hıkka ile bir koyun verile­cektir. Yüz otuzda iki koyun, yüz otuz beşte üç koyun,  yüz kırkta dört koyun, yüz kırk beşte yüz elliye kadar iki Hıkka ile beraber bir Bintü me-had verilecektir. Yüz ellide ise üç Hıkka verilecektir.   Bilâhare  farzın seyri değiştirilir. Bu adet (yüz elli) üzerine gelen beşte bir koyun, onda iki, on beşte üç, yirmide dört koyun verilir. Yirmi beşte bir Bintü mehad, otuz altıda bir Bintü lebun verilir. Ne zamanki yüz doksan altıya baliğ olursa iki yüze kadar dört Hıkka verilir. Bundan sonra daima hüküm değişir, yüz elliden sonraki gelen ellide değiştiği gibi... Safkan Arap de­veler ile diğer develer zekât verme babında birdirler. (Çünkü her ikisi­ne de deve denir.)

 

Sığırların Zekâtı Bahsi

 

Otuzdan az Olan sığırlarda zekât yoktur. Ağzıyla yaylayarak üzerin­de bir sene geçeri otuz sığırı, olduğu zaman, bir erkek veya dişi buzağı ze­kat olarak verecektir. Kırk sığırda iki yaşını doldurmuş üç yağma ayak basmış bir dişi veya erkek sığır zekât verecektir.

 Kırktan fazla olunca Ebû Hanife'ye (R.A.) göre, altmışa kadar faz­lası hesap edilerek zekâtı verilecektir. Oysa bir sığırın zekâtı, iki yaşım doldurmuş üçüncü yaşa basan sığırın onda birinin dörtte biridir, fazla olan iki sığırın zekâtı aynı sığırın onda birinin yarısıdır. Üç fazla sığırda aynı sığırın onda birinin dörtte üçü zekât olarak verilir. Ebû Yusuf ve  Muhammed (R.A.) dediler ki, kırktan altmışa kadar olan fazlalıkta bir şey yoktur. Altmış olunca iki erkek veya dişi «Tebîa» (Wr senesini bitir­miş ikinci seneye ayak basan buzağı» verilecektir, yetmiş olunca bir di­şi «Müsinne» (iki yaşım bitirmiş üçüncüye ayak basan bir düve) ile bir erkek Tebîa zekât olarak verilir. Seksen olunca iki Müsinne zekat veri­lir. Doksanda üç dişi Tebîa yerilir. Yüzde iki Tebîa, biıde dişi Müsinne ve­rilir. Bu kaideye binaen her. on (fazla olunca) da farz olan bir erkek Te-bîadan bir dişi Müsinne değişir. Camuslarla sığırlar birdirler. (Hepsi sı-ğırgülere dahildir)

 

Koyun Zekâtının Bahsi

 

Kırktan az oları koyunlarda zekât yoktur. Ağzıyla yaylayan ve bir seneden beri sahibinin elinde olan kırk koyundan yüz yirmiye kadar bir koyun zekât vardır. Bir fazla olunca iki yüze kadar iki koyun verilecek­tir. İki yüzden bir fazla olunca üç yüz doksan dokuza kadar üç koyun zekât verilir. Dört yüze yetişince dört koyun verilir. Bundan sonra her  yüz koyunda bir koyun zekât vardır. Koyun ve keçi bir sayılırlar. (Yani  ayna türdendir.)

 

At Zekâtının Bahsi

 

Atlar erkek ve dişi karışık Olduğu halde (veya yalnız dişi olduğu hal­de) kendi ağzıyle yaylarsa sahipleri muhayyerdir. İsterse her at için se­nede bir altın zekât verir, dilerse para ile takdir eder. Her iki yüz dirhem" için beş dirhem zekât verir. Yalnız erkek atlar olursa zekâtları yoktur [1] Ebû - Yusuf ve Muhammed dediler ki, atlar katırlar ve eşeklerin hiç birinde zekât yoktur [2]

Ancak ticaret için alınmış olurlarsa, o vakit ticaret zekâtı verilecek­tir. (Yani normal fiatla kıymetlendirilir zekatları verilir.)

Daha bir senesini doldurmayan deve yavrularında, birinci senesin­de olan kuzularda ve buzağılarda beraberinde büyük  baş hayvan  yok ise, Ebû Hanife ve Muhammed'e göre zekâ,t yoktur. Ebû - Yusuf diyor ki;  . onlardan birisi zekâtlarına verilecektir.                  

Kendisine bir erkek Müsinni zekât vermesi vacip 'olanın Müsinnisi yok ise zekâtı toplamakla vazifelendirilen zat ondan daha üstününü alır ve fazlasını mal sahibine geri verir.

veya Müsinrüden daha düşüğü ile beraber üste para alır. Zekatta hay­van yerine kıymet te verilir ve caizdir. Çalıştırılan, senenin yansı veya ekserisi yem yedirilen hayvanlar için zekât yoktur

Zekâtı toplayan memur, malın en iyisini almadığı gibi en kotusu-fcıti de alaamz, orta olaru alır. Zekâtı icap ettirecek miktar malı bulunan 'kişi senenin ortasında aynı'cinsten mal elde ederse onu da malına ilave ederek ikisinin zekâtını birden verecektir.

Saime- Senenin ekserisinde otlamakla iktifa eden hayvandır. Eğer kişi hayvanlarına senenin yansı veya daha fazlasında yem yedirırse o hayvanlara zekât düşmez. Ebû Hanife ve Ebu - Yusuf a göre, zekat an­cak nisap miktarında vardır. İki nisap arasındaki fazlalıkta yoktur [3]. irriam-ı Muhammed, «hepsinde vardın» dedi. Zekât vacip olduktanım-ra tehir edilir ve mal helak olursa yine zekât düşer. Nisaba sahip olduğu halde daha senesi tamam olmadan evvel zekâtını verirse caizdir. (Bu ze­kata, zekatı muaccele denir.)

 

Gümüş Zekâtının Bahsi:

 

İki yüz dirhemden [4] az olan gümüşte zekât yoktur. İki yüz dir­hem olup, üzerinden bir sene geçerse beş dirhemim zekât olarak vermelidir İki yüzden fazla olan dirhemler, iki yüz kırka varmayınca zekâtı voktur İki yüz kırk olunca bir dirhem daha verilir. Bundan böyle her kırk dirhemde bir dirhem ilâve edilerek verilir. Ebû - Yusuf ve Muham­med dediler ki; iki yüz dirhemden fazla olanın zekâtı hesaplanarak ve­rilmelidir (Meselâ bir dirhem fazla olursa, birinin (yani fazla olan bu bir dirhemin de) kırkta birini vermelidir.) Eğer turalı paraların yüzde ellisinden fazlası gümüş ise o para gümüş hükmünü alır. Eğer karıştı­rılmış madde gümüşten daha fazla ise, metre malı hükmündedir. Ne zaman kıymeti ile nisaba erişirse zekâtı verilecektir.

 

Altın Zekâtının Bahsi:

 

Yirmi Miskalden [5] daha az olan altında zekât yoktur. Yirmi mis-kal olmakla üzerinden bir sene geçerse yarım Miskal zekâtı vardır. Bila­hare her dört Miskalde iki kırat (her kirat beş arpa tanesi miktarıdır) zekât vardır. Ebû - Hanife (B.A.) ye göre, yirminin üstünde olan Mıskaller dörde varmayınca zekâtları yoktur. (Meselâ yirminin zekatı ne ise yirmi bir, iki ve üçün zekâtı da o kadardır.)

Altın ve gümüşün külçelerinde, onlardan yapılmış süs eşyasında ve kaplarda zekât vardır. (Altın ve gümüş ne şekilde olursa olsun zekat­ları behemehal vardır.)  

 

Ticaret Eşyasının Zekatı Bahsi:

 

Ticaret eşyası ne olursa olsun....b

Kıymeti altın veya gümüşle takdir edilip, nisaba baliğ olursa zekâtı va­ciptir. Altın ve gümüşten hangisiyle takdir etmek fakir ve miskinlere daha uygun düşerse, onunla takdir etmelidir. Senenin iki tarafında ni­sap tamsa ortasında azalmak zekâtı düşürmez. Ticaret eşyasının kıy­metleri hesaplanarak, Altın ve gümüşe eklenecektir. (Öylece zekâtı ve­rilecektir) İmam-ı Âzam Ebû - Hanife (R.A.) ye göre, altının kıymeti ni­sap tamamlayıncaya kadar gümüşe eklenir ve bu suretle zekât verilir. Ebû Yusuf ve Muhammed'e göre altın gümüşe kıymetle değil, cüzler (parçalar) halinde eklenir ve zekâtları verilir [6]

 

Ziraatler Ve Meyveler Zekâtının Bahsi:

 

İmam-ı Âzam diyor ki, odun, kamış ve otlar hariç yeryüzünün bitir­diği her ürünün azında ve çoğunda, nehir veya yağmur suyu ile sulan­dığı takdirde onda bir vardır. (On tenekede bir teneke zekât vardır.)

İmam-ı Ebû - Yusuf ile Muhammed <ledjler ki: Ancak meyvesi (bir sene ilâçsız olarak) dayanan bitkilerde beş VESK'a vardığı zaman onda bir vardır. Vask: Resulullahın (A.S.) sâ (Ölçek) iyle altmış sâ'dır (bin kırk dirhemdir) [7]. İki imama göre, sebzelerde (yeşilliklerde) onda bir yoktur.

İki kavle göre de, kova, dolap veya hayvan sırtıyla sulanan meyve ve ziraatın yirmide biri verilir. Ebû - Yusuf (R.A.) ölçü ile değil de tar­tıyla satılan zâferan ve pamuk gibi nesnelerde «Eğer kıymetleri, öl­çü ile satılanların en ucuz cinsinin beş vaskina tekabül ederse kendile­rine de zekât vacip olur» der. İmam Muhammed dedi ki: Eğer yerden alınan mahsul, nevinin takdir olunduğu en büyük ölçüyle beş misline yetişirse onda bir vacîp olur. O halde pamuk beş yük (her yük üç yüz ırak batmanıdır) olarak itibar olunur. Zâferanda beş batman (bir bat­man yirmi altı vâkîyedir)  [8] olarak itibar olunur.

Bal, üşürlü araziden elde edildiğinde ister az, ister çok olsun onda biri zekâta verilir. Ebû - Yusuf dedi ki; bal on ZİKKE'ye (tulum demek­tir. Beheri elli Irak batmanıdır) varmadıkça zekâtı yoktur. İmam Mu­hammed (R.A.) dedi ki; Beş FEAK'a varmadıkça zekâtı yoktur......

Her FERAK otuz altı batmandır. Haraç düşen araziden çıkan   şeylerdî onda bir (zekât) yoktur. (Bu arazide sadece haraç vardır.)

 

      Kendisine Sadaka (Zekât) Vermek Caiz     ' Olup Olmıyan Şahıslar Bahsi:   

 

Allah (C.C.) buyurur ki, «zekâtlar Allahtan bir farz olarak yoksul­lara, düşkünlere, zekâtları toplayan memurlar ma, kalbleri müslümanh-ğa ısındınlacaklara verilir; kölelerin borçluların, Allah yolunda olanla-rm ve yolda kalanların uğrunda sarf edilir.    Allah bilendir,   hakimdir»

(Tevbe: 61)                                       ,

Bunlar Âyet-i celîlede beyan buyurulan sekiz sınıftır. Kalbleri müs-lümanlığa ısındırılacaklar sınıfı ortadan kalkmıştır. Çünkü Cenabı Al­lah îslâmı aziz kılmış, artık İslâm onlara muhtaç değildir. Fakir; (yok­sul) az bir malı olandır. Miskin; (düşkün) hiç bir malı olmayandır. Ze­kâtı toplamakla vazifeli olan bir kimseye çalışmasının ücreti kadar ze­kâttan kendisine verilir. Kölelere, kendileriyle akdi kitabet (yani şu ka^ dar para getir seni âzât edeyim) edilenlere boyunlarını kölelikten kur­tarmak için zekâtla yardım edilir. Garım; borçludur (borcunu verecek malı yok ise zekât verilir). Allah yolunda: Fakirlikten dolayı ordudan geri kalan gazilerdir. Yolda kalanlar: vatanında malı olup kaldığı yerde bir şeyi olmıyandır. Zekatın sarfedilecek yerleri bunlardır. Mal sahibi isterse bunterm hepsine, isterse tek bir sınıfına zekâtını verebilir. Zekâ­tım gayri müslim vatandaşa veremez. Zekâtiyle mescit inşâ edemez. Ze-kâtıyle ölüyü kefenleyemez. Zekâtiyle âzât olunacak bir köleyi satın ala­maz. Zekât zengine verilemez. Zekâtını veren zat babasına, dedesine —ne kadar yukarı giderse gitsin— öz evlâdına, evlâdının evlâdına —ne kadar aşağı inerse insin— veremez. Koca, hanımına, hanımı da kocası­na, İmam-ı Azama göre zekâtım veremez. İmam-ı Ebû - Yusuf ve Muhammed dediler ki: Hanım, kocasına verebilir, (çünkü nafakasiyle mü-Icellef değildir) kişi, mukâtebine, kölesine, zengin bir kimsenin kölesine ve zenginin küçük çocuğuna, Beni-Hâşim'in temiz soyundan olanlara, —ki bunlar: Hz. Ali (R.A.), Hz. Abbas (R.A.), Hz. Cafer, Hz. Âkil ve Hz. Abdülmuttalip oğlu Hz. Hâris'in.aileleri ve azatlılarıdır— zekâtını (ma­lının kirini) veremez.

İmam-ı Âzam ve Muhammed dedi ki, fakir zannettiği birisine   ze-verir, sonra zengin veya Hâşimi veya kâfir...         

olduğu anlaşılırsa veya karanlıkta bir fakire verdiğini zannedip de son­ra babası veya oğlu olduğu anlaşılırsa, geri alınak yoktur. (Zekât yerine geçe^.) îmam-ı Ebû - Yusuf .dedi ki; geri almak lâzımdır. Eğer zekâtını bir şahsa verirse, sonra o şahsın kendisinin kölesi veya mükâtebi olduğu­nu anlarsa, bütün ulemânın kavline göre caiz değildir.

Hangi maldan olursa olsun, nisaba sahip olan şahsa zekâtın veril­mesi caiz değildir. Her nekadar sağlam ve çalışır olursa da nisâbdan az serveti olana, zekât verilir. Bir memleketten diğer bir memlekete, zekâ­tın nakli -fiâiz değildir. Ancak her memleketin halkının zekâtı onların içinde bulunan'falsirle.rine dağıtılır. Ancak insan, bir memleketten diğer bir memlekete akrabası , için veya . memleketinin fakirlerinden daha muhtaç olanları için zekâtını götürebilir [9]

 

Fitre Zekatının Bahsi:

 

Eğer nisaba erişen serveti, meskeninden, elbesisinden ev eşyaların­dan, binek atından, harp âletlerinden ve hizmet için beslediği kölesinden fazla ise hür ve müslüman olan kişiye fitre vacip olur. Küçük çocukları­nın ve kölelerinin fitrelerini vermek mecburiyetindedir. Ne kadar aynı evde iseler de hanımının ve büyük çocuklarının fitresini (izinleri olmak­sızın) veremez. Kendisiyle akdî kitabet ettiği kölesinin ve ticaret için aldığı kölelerinin de fitrelerini veremez. İki ortağın arasında olan köle­nin fitresi hiçbirisine düşmez. Müslüman, kâfir olan kölesinin fitresini vermelidir. Fitre, yarım SA* (520 dirhem) buğday veya bir SA" (1040 dirhem) hurma veya kuru üzüm veya arpadan ibarettir. İmamı Ebû Ha-riife ve îmanu Muhammed (R.A.) nezdinde, litre sekiz ırak batmanıdır. Ebû - Yusuf (R.A.) dedi ki; beş tam, üçte bir-batmandır.

Fitrenin vacip olunması Ramazan bayramının fecrinin doğmasına -bağlıdır, oysa bundan evvel vefâ,t edenin fitresi vacip olmaz. Fecir doğ­duktan sonra müslüman olan veya doğup dünyaya gelenin fitresi vâ-ciıp olamaz. Bayram gününde daha namazgaha çıkmadan evvel fitreyi (fakirlere) vermek müstehaptır. Eğer bayram gününden evvel verilirse caizdir. Şayet bayram gününden sonraya Xeför «derlerse- sakıt olmaz. Belki fitre vermek kendilerine düşer ve lâzımdır.


 

[1] Atların nisabı yoktur. Çünkü atların nisabı için ResuJullah (A.S.) tan bir rivayet yofftur, en doğru söz de budur.    :                          (Meydan!)

[2] Tehavî diyor ki, iki fetvadan en iyisi budur. Kâzî zeyd de Esrar kitabın­da bu sözü tercih etmiştir. Yenabîde fetva bu söz üzeredir demiştir.     (Meydani)

[3] Mesela  Ebu hanife ve Ebu-Yusuf'a göre, beş devede bir koyun   olduğu gibi altı yedi sekiz ve dokuzda da bir koyun lazımdır  on olunca iki oluyor Muhammed'e göre ise beşten (adasının zekât! da hesap edilerek verilmelidir

[4]  (561,2 gramdır).

[5] MİSKAL (4,8 gramdır (20x4,8 = 96) gramdır.

[6] Eğer yüz dirhem gümüş ile yüz dirhemin Kıymeti- bulunan beş   miskal altın varsa imam-ı Azama göre zekâtı verilir. İki imama göre verilmez.. .Çünkü m^şkaller on değildir. Eğer yüz dirhem gümüş ile yüz dirhem kıymetinde'on mis-kal altın bulunursa ittifakla zekât verilir.                           (H. Cevhere)

[7] Çünkü her sa' sekiz batman her batman yüz otuz dirhemdir.

[8] Vakye: bir ölçü nevidir.

 

[9] Bilmiş ol ki zekât*, fitre ve atmalarda evveli fakir kardeşlerin sonra kıskardeşlerin, saiırh çocukları, soîıra amcalar, sonra teyzeler, sonra evlatları sonra dayılar, ve kız kardeşi sonra evlâtları, sonra uzak akrabalar, daha son­ra komşular sonra mâhaİle sakinleri, sonra şehirde veya köyünde oturanlar gelir.

Bunların ihtiyarım gördükten sonra viiaydttod<sn. diğer bir vilâyet» nakle­debilirsin.                                                                    (Cevhere)